Sivasspor 0-1 Beşiktaş
Sezon başı seri beraberlikler, Tabata transfer hikayesi, Kayseri-Moskova mağlubiyetleri ve Denizlispor maçında yaşananlar... şeklinde ilerleyen, arada yalnızca Galatasaray deplasmanındaki 25 dakikalık iyi oyunun yer aldığı bu sürecin sonunda ben havlu atmıştım. Bunu bugün itiraf etmekten çekinmiyorum, özellikle Denizlispor maçı sonrası açık açık Beşiktaş'ın futbolunun umrumda olmadığını söyleyebilirim. Eğer takım o günkü takım olsaydı, sanıyorum El Clasico'yu izlerdim. Takım hem kendini, hem beni (bizleri) bu girdabın içinden çıkardı; kendini Galatasaray'ın 1 puan önüne, Fenerbahçe'nin 1 puan arkasına yerleştirdi. Artık Beşiktaş adı zirvede ve elinde yeni yıla kadar 2 puan/1 beraberlik kredisi bile var.
Maçtan sonra Mustafa Denizli de söyledi, 3 maçlık serinin sonu olarak bakmak gerek. Takım 1 haftadır İstanbul'dan uzakta, Türk futbolcular ancak bayramın son gününü aileleri ile geçirebilecekler. 8 günde atılan 5 gol, alınan 3 galibiyet; biri destan mertebesinde. Kayserispor maçındaki tükenmiş takımdan bu noktaya gelinmesi muazzam, ama mucize değil. Ortak noktalar hep bellidir, geçen sezon takım şampiyonluğa yürürken de bu takımın güçlü yanlarını ortaya çıkaran tercih kendini hem sahada, hem de tabelada belli ediyordu. 8 maçlık galibiyet serisinde takımın orta sahasının esastan kurulmadığı tek maç Kasımpaşa'dır, Yılmaz Vural etkisi o günlerde oyun organizasyonu adına sıfırın altında olan Kasımpaşa'ya henüz ulaşmamıştı. Yine de o maçın Beşiktaş adına iki kırmızı kart ile bittiğini hatırlatmakta fayda var. Zorunluluktan Eskişehir'de bir tercih yapıldı, o da esastan sayılır. Yalnızca ligde de değil, takımın aynı düzeni koruduğu iki CL maçında 4 puan alındı. İnönü'deki Wolfsburg maçı her açıdan eli kolu bağlanmış bir Beşiktaş'tı, bu serideki tek fire o gün sakatlıklardan yarı gücünü bırakmış takımdır. Trabzonspor deplasmanında diziliş farklıydı, ama bir noktadan sonra Beşiktaş'ta doğru isimler sahada olduğunda sayıların dahi önemi azalıyor. Bir de dönüp sezon başına bakarsak fark net olarak anlaşılacaktır. Güçlü yanlarınız üzerine giderek olabilecek en güçlü tarafınızı ortaya çıkarmalısınız. Bu Beşiktaş takımı her gün pas idmanı yapsa da mekanik üretkenlik noktasında şablonun getirilerinden fazlasını yapamaz, belli bir noktayı aşamaz. Ben her seferinde bu noktayı vurgulamak zorunda hissediyorum kendimi, her daim bu takımı şampiyon yapan husus hakkında farkındalığı korumak istiyorum.
Savunma dörtlüsü oynayabilecek durumdakiler içerisinde en formda dörtlü, tahtaya adı sağ iç bölgesine yazılan Tabata, sol kenarda Ekrem, sağda Nihat ve en ileride takımın tıpkı şampiyonluk yolunda olduğu gibi bu galibiyet serisinde de merkez santraforu olan Bobo. Bu kadronun bir şekilde galibiyet alacağına ilişkin maç öncesi bende bir rahatlık oluştu, Erman Kılıç pozisyonu hariç bu hissiyat maç boyu sürdü. Bu pozisyonda da başroldeki isim önemlidir, maç boyu ancak üçüncü kademede sıkıntı şüphem vardı, Erman Kılıç bu tek atımlık kurşunu boşa harcadı. Son hastalananlar ile birlikte oyun organizasyonu yönüyle facia bir duruma gelmiş Sivasspor, form durumu geçen sezona göre bayağı kötü olan Kamanan'ı da eklersek Erman Kılıç'ın ayağına bakar durumdalar. Bir şans belki Sivok'un hatası ile gelişen Musa şutu veya skor artıramadıkça savunma hattı arkaya itilen rakipten bireysel hata kovalayacaklardı. Bu noktada Beşiktaş'ın skoru artıramama sıkıntısı devreye girer, benzer seyirde geçen Ankaragücü maçı önemli bir örnektir. Yine takım ilk gol sonrası net pozisyonlar buldu; Fenerbahçe'ye atılan 3. golde kalkmayan bayrağın karşılığı takıma 60 dakika fazladan efor ve son 10 dakika taraftara bunalım olarak geri döndü. Bobo'nun sakatlanarak oyunda çıkmasıyla zaten olmazsa olmaz oyuncular üzerine inşa edilen oyun planı yara aldı, takım sezon geçmişinde olduğu gibi bu konuda yine ketum davranınca tabela 1-0'ı yazdı.
Nobre konusunu çok yazdık, bu sefer başka bir şey yazacağım. Hem sahada, hem tabelada; açıkça Nobre berbat bir sezon geçiriyor. Takımın oyun planına uyumunu, Bobo'lu galibiyet serisini, şampiyonluk yolunu, kişisel saptamalarımı falan bir kenara bıraktım; bu adam santrafor olduğunu unutmuş. Son bölümde yakalanan kontra pozisyonlara özellikle dikkat ettim, 10'unda en az 9'unda rakip kaleye en yakın siyahlı Nobre değildi. Bu sezon henüz golü yok, onu da geçtim artık. Old Trafford'da zorunluluktan güvenilmiş demekki Batuhan'a ya da iyimser tahmin Nobre bitmiş, okeye dönüyor. Keşke yabancı olsaydı, devre arası Delgado'ya yer açılırdı! Nihat'ın da sakatlık dönüşü sezonun ilk maçları form durumuna dönüşüyle ikinci yarı rakip kale önünde dev bir kara delik oluştu. Bir diğer odak isim Tabata. Maç başı iki iyi şut çıkardı, biri direkten döndü. Atsa belki çok daha iyi şeyler gösterecek bize ama şu da bir realitedir ki, gol attığı Denizlispor maçı hariç Beşiktaş forması altıda 90 dakikayı tamamlayamadı. Geçen 3 aylık sürecin ardından Tabata'nın 10.5 numara rolüne ilişkin bize daha fazla veri sunabileceğini sanmıyorum, kendisini bir kez de sağ veya sol kenar oyuncusu rolünde görsek iyi olacak. Devreye 1 aydan kısa zaman kaldı ve bu takım bir de Delgado'yla görmek isterim.
Maç başı Tabata ve Ekrem ile girilen pozisyonların tamamının hazırlanışı kolaydı, savunmada fazla sıkıntı yaşanmadan durum idare edilirken hücumda da rakibe göre oynanıyordu. Pek akla gelmeyecek bir şey oldu ve Kaş'ın harika asistinde hamle üstünlüğünü elde eden Bobo golü attı. Geçen hafta Üzülmez'den iki asist, bu hafta stoper bek İbrahim Kaş'ta 1 asist. Takım savunması kavramı kadar asıl mevkiisi stoper olan Kaş'ın oyun içerisinde yaptığı asist üzerinde de durmak gerek. Sınırlı da olsa bu tip alternatifler var. Bu aksiyonlara bir terim adı ile yaklaşsak belki daha çekici olur, ama tüm dünya aynı şeyleri yapıyorken anlamsız. Geçen sezon ikincil stoper rolünde harika bir sezon geçiren Sedat Bayrak, bu yıl birincil rolde bayağı kötü gidiyor. Zayıflayan takım savunmasına yetenek seviyesindeki düşüş ve oyun planının yerle-bir olması da eklenince sıralamadaki mevcut konum sürpriz değil. Beşiktaş 2. golü bulamadıkça cesaretlendiler. Biraz kıpırdandılar ama yetmedi.
Bu takım bunu oynar, bunu oynadıkça şampiyonluk yarışının içinde yer alır... diyoruz yine. Bir dolu performanslarından memnun olmadığım oyuncu var, bir dolu iyileştime fikri var ama takımın düzeni esastan kurulduğunda omurganın ortalamasını oynaması bu ligde bazı şeyler için yetiyor. Bu da günbegün formunu yukarıya çıkarması ümit edilen yardımcı oyuncular ile her maç bir başkasının sahne alışıyla günden güne daha da fazla güven veriyor. İsimleri bilmeden son 8 maçlık sürece baktığınızda öyle çok büyük farklar, heyecan verici hadiseler görmezsiniz. Ama detaylarda çok güzel şeyler var ve genel tabloda tüm bunların toplamının bir yansıması var. Gizli kahraman Ekrem Dağ, geçen sezon bu zamanlar takım ligde sürünüyorken bile takımın en öne çıkan adamıydı. Takım birkaç vites yukarıda seyredince o dönemki kadar göze batmıyor ama formaya çok yakışıyor. Beşiktaş tarihi, Ekrem Dağ gibi futbolcularla doludur. Bobo'ya geçmiş olsun. Ve bitirirken:
Yeeteeerrr!!! Yıldırım Demirören Yeeeeteerr!
Noat Samisa
29.11.09
Maçtan sonra Mustafa Denizli de söyledi, 3 maçlık serinin sonu olarak bakmak gerek. Takım 1 haftadır İstanbul'dan uzakta, Türk futbolcular ancak bayramın son gününü aileleri ile geçirebilecekler. 8 günde atılan 5 gol, alınan 3 galibiyet; biri destan mertebesinde. Kayserispor maçındaki tükenmiş takımdan bu noktaya gelinmesi muazzam, ama mucize değil. Ortak noktalar hep bellidir, geçen sezon takım şampiyonluğa yürürken de bu takımın güçlü yanlarını ortaya çıkaran tercih kendini hem sahada, hem de tabelada belli ediyordu. 8 maçlık galibiyet serisinde takımın orta sahasının esastan kurulmadığı tek maç Kasımpaşa'dır, Yılmaz Vural etkisi o günlerde oyun organizasyonu adına sıfırın altında olan Kasımpaşa'ya henüz ulaşmamıştı. Yine de o maçın Beşiktaş adına iki kırmızı kart ile bittiğini hatırlatmakta fayda var. Zorunluluktan Eskişehir'de bir tercih yapıldı, o da esastan sayılır. Yalnızca ligde de değil, takımın aynı düzeni koruduğu iki CL maçında 4 puan alındı. İnönü'deki Wolfsburg maçı her açıdan eli kolu bağlanmış bir Beşiktaş'tı, bu serideki tek fire o gün sakatlıklardan yarı gücünü bırakmış takımdır. Trabzonspor deplasmanında diziliş farklıydı, ama bir noktadan sonra Beşiktaş'ta doğru isimler sahada olduğunda sayıların dahi önemi azalıyor. Bir de dönüp sezon başına bakarsak fark net olarak anlaşılacaktır. Güçlü yanlarınız üzerine giderek olabilecek en güçlü tarafınızı ortaya çıkarmalısınız. Bu Beşiktaş takımı her gün pas idmanı yapsa da mekanik üretkenlik noktasında şablonun getirilerinden fazlasını yapamaz, belli bir noktayı aşamaz. Ben her seferinde bu noktayı vurgulamak zorunda hissediyorum kendimi, her daim bu takımı şampiyon yapan husus hakkında farkındalığı korumak istiyorum.Savunma dörtlüsü oynayabilecek durumdakiler içerisinde en formda dörtlü, tahtaya adı sağ iç bölgesine yazılan Tabata, sol kenarda Ekrem, sağda Nihat ve en ileride takımın tıpkı şampiyonluk yolunda olduğu gibi bu galibiyet serisinde de merkez santraforu olan Bobo. Bu kadronun bir şekilde galibiyet alacağına ilişkin maç öncesi bende bir rahatlık oluştu, Erman Kılıç pozisyonu hariç bu hissiyat maç boyu sürdü. Bu pozisyonda da başroldeki isim önemlidir, maç boyu ancak üçüncü kademede sıkıntı şüphem vardı, Erman Kılıç bu tek atımlık kurşunu boşa harcadı. Son hastalananlar ile birlikte oyun organizasyonu yönüyle facia bir duruma gelmiş Sivasspor, form durumu geçen sezona göre bayağı kötü olan Kamanan'ı da eklersek Erman Kılıç'ın ayağına bakar durumdalar. Bir şans belki Sivok'un hatası ile gelişen Musa şutu veya skor artıramadıkça savunma hattı arkaya itilen rakipten bireysel hata kovalayacaklardı. Bu noktada Beşiktaş'ın skoru artıramama sıkıntısı devreye girer, benzer seyirde geçen Ankaragücü maçı önemli bir örnektir. Yine takım ilk gol sonrası net pozisyonlar buldu; Fenerbahçe'ye atılan 3. golde kalkmayan bayrağın karşılığı takıma 60 dakika fazladan efor ve son 10 dakika taraftara bunalım olarak geri döndü. Bobo'nun sakatlanarak oyunda çıkmasıyla zaten olmazsa olmaz oyuncular üzerine inşa edilen oyun planı yara aldı, takım sezon geçmişinde olduğu gibi bu konuda yine ketum davranınca tabela 1-0'ı yazdı.
Nobre konusunu çok yazdık, bu sefer başka bir şey yazacağım. Hem sahada, hem tabelada; açıkça Nobre berbat bir sezon geçiriyor. Takımın oyun planına uyumunu, Bobo'lu galibiyet serisini, şampiyonluk yolunu, kişisel saptamalarımı falan bir kenara bıraktım; bu adam santrafor olduğunu unutmuş. Son bölümde yakalanan kontra pozisyonlara özellikle dikkat ettim, 10'unda en az 9'unda rakip kaleye en yakın siyahlı Nobre değildi. Bu sezon henüz golü yok, onu da geçtim artık. Old Trafford'da zorunluluktan güvenilmiş demekki Batuhan'a ya da iyimser tahmin Nobre bitmiş, okeye dönüyor. Keşke yabancı olsaydı, devre arası Delgado'ya yer açılırdı! Nihat'ın da sakatlık dönüşü sezonun ilk maçları form durumuna dönüşüyle ikinci yarı rakip kale önünde dev bir kara delik oluştu. Bir diğer odak isim Tabata. Maç başı iki iyi şut çıkardı, biri direkten döndü. Atsa belki çok daha iyi şeyler gösterecek bize ama şu da bir realitedir ki, gol attığı Denizlispor maçı hariç Beşiktaş forması altıda 90 dakikayı tamamlayamadı. Geçen 3 aylık sürecin ardından Tabata'nın 10.5 numara rolüne ilişkin bize daha fazla veri sunabileceğini sanmıyorum, kendisini bir kez de sağ veya sol kenar oyuncusu rolünde görsek iyi olacak. Devreye 1 aydan kısa zaman kaldı ve bu takım bir de Delgado'yla görmek isterim.Maç başı Tabata ve Ekrem ile girilen pozisyonların tamamının hazırlanışı kolaydı, savunmada fazla sıkıntı yaşanmadan durum idare edilirken hücumda da rakibe göre oynanıyordu. Pek akla gelmeyecek bir şey oldu ve Kaş'ın harika asistinde hamle üstünlüğünü elde eden Bobo golü attı. Geçen hafta Üzülmez'den iki asist, bu hafta stoper bek İbrahim Kaş'ta 1 asist. Takım savunması kavramı kadar asıl mevkiisi stoper olan Kaş'ın oyun içerisinde yaptığı asist üzerinde de durmak gerek. Sınırlı da olsa bu tip alternatifler var. Bu aksiyonlara bir terim adı ile yaklaşsak belki daha çekici olur, ama tüm dünya aynı şeyleri yapıyorken anlamsız. Geçen sezon ikincil stoper rolünde harika bir sezon geçiren Sedat Bayrak, bu yıl birincil rolde bayağı kötü gidiyor. Zayıflayan takım savunmasına yetenek seviyesindeki düşüş ve oyun planının yerle-bir olması da eklenince sıralamadaki mevcut konum sürpriz değil. Beşiktaş 2. golü bulamadıkça cesaretlendiler. Biraz kıpırdandılar ama yetmedi.
Bu takım bunu oynar, bunu oynadıkça şampiyonluk yarışının içinde yer alır... diyoruz yine. Bir dolu performanslarından memnun olmadığım oyuncu var, bir dolu iyileştime fikri var ama takımın düzeni esastan kurulduğunda omurganın ortalamasını oynaması bu ligde bazı şeyler için yetiyor. Bu da günbegün formunu yukarıya çıkarması ümit edilen yardımcı oyuncular ile her maç bir başkasının sahne alışıyla günden güne daha da fazla güven veriyor. İsimleri bilmeden son 8 maçlık sürece baktığınızda öyle çok büyük farklar, heyecan verici hadiseler görmezsiniz. Ama detaylarda çok güzel şeyler var ve genel tabloda tüm bunların toplamının bir yansıması var. Gizli kahraman Ekrem Dağ, geçen sezon bu zamanlar takım ligde sürünüyorken bile takımın en öne çıkan adamıydı. Takım birkaç vites yukarıda seyredince o dönemki kadar göze batmıyor ama formaya çok yakışıyor. Beşiktaş tarihi, Ekrem Dağ gibi futbolcularla doludur. Bobo'ya geçmiş olsun. Ve bitirirken:
Yeeteeerrr!!! Yıldırım Demirören Yeeeeteerr!
Noat Samisa
29.11.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Kasım
(21)
- Carling Cup 2010 QF
- 36'sında Bir Delikanlı
- Beyhude Dolanmış Franco
- Sivasspor 0-1 Beşiktaş
- Jimmy Bullard #2
- Premier League 09/10 #14
- Avram Grant Kaldığı Yerden
- Man Utd 0-1 Beşiktaş
- Kötü Şans
- Ireland'dan Elano Fikirleri
- Wayne Bridge Otobanı
- N'gog Gibi Düşün!
- Trabzonspor 0-2 Beşiktaş
- Sarı Kart Planlaması
- Sahibinden Satılık
- Beşiktaş 0-3 Wolfsburg
- Joe Cole - Ferreira
- Hasta Adam
- Yarın Akşam Olduğunda...
- Kasımpaşa 1-1 Eskişehirspor
- Beşiktaş 1-0 Ankaragücü
-
▼
Kasım
(21)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1046)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
8 Fikir, Tenkit, Yorum:
http://cineshoot.blogspot.com/2009/11/futbol-tanrlar-bu-hafta-bizleydi.html
Ben de yazdım bir şeyler..
Arka saglam. Ortasaha direncli. Bitirici forvet Bobo ilk 11'i soke soke aldi. Tavsanlar bitiyor gibi. Kadro idareli kullaniliyor. Sezon basi planina gec de olsa donuldu. Umuyorum Toraman'in ortasahada adam markaji yaptigi karanlik gunler bitmistir.
Taraftar kotu gunde yaptigi protestoyu seri yakalandi diye birakirsa kulup cok seyler kaybeder. Onun icin son cumlenin kongre uyelerince geri plana atilmamasini dilerim.
delgado'nun dönüşü ile takımdan kimin gönderileceği takım dengesi açısından çok önemli bence. bobo deniyor (her transfer döneminde olduğu gibi), muhtemelen tello gidecektir, ama benim korkum tavşan çıkarıp(!) fink'in takımdan gönderilmesi.
Kongrenin Ocak sonunda olması bu açıdan bir dezavantaj olabilir. Başkan değişirse belki Tabata da karanlık geçmişe sünger çekme politikasına uygun olarak gönderilebilecekler listesine girebilirdi. Muhtemelen bu karar Antalya kampından sonra uygulanır, aşağı-yukarı 15-20 Ocak tarihleri arası.
Benim birinci tercihim Tabata, ikincisi Tello olur.
fink'in gönderilmesi en hafif tabirle skandal olur ve bu kararı kimse saha içi nedenlerle açıklayamaz.
normalde tabata'nın gitmesi gerek ancak bunun imkansız olduğunu biliyoruz. bobo şu formu yakalamasaydı, ihale ona kalabilirdi. görünen o ki tello gidecek. tabata'yı saymassak tello'nun gitmesi en mantıklı olan zaten.
peki ya ernst'e birşey olursa ?
ernst'e çok bağımlıyız bence. performansına bağımlıyız bile demiyorum, en kötü ernst'e bile bağımlıyız.
natgeo,
Ekrem ile ilgili düşünceler ne olursa olsun burada yer alabilir ama son kısım olmaz.
sağlık olsun bjk'ye birşey olmasın. sadece şunu söyleyim o zaman mehmet topuz gelseydi ekrem dağ bu takımda yer bulabilir miydi? ekrem bey'in ankaragücü maçında attığı şut taca bile çıkmadı yanlış hatırlamıyorsam.
Yorum Gönder