Wayne Bridge Otobanı

BBC'nin sezon boyu hafta sonu akşamları yayınlanan Match of the Day programı 45 yılını devirdi. Biz buralardan canlı izleyemesek de en geç sabahına bant kaydını elde ediyoruz ve keyifle izliyoruz. Bir süredir cumartesi günkü programda (MOTD) sunucu koltuğunda Gary Lineker, karşısında Alan Hansen ve Alan Shearer oturuyor. Üç futbolcu eskisi, üç efsane Premier League'de günün maçlarını 10'ar dakikalık özetler sonrası değerlendiriyorlar. Bu hafta sonu 3-3 biten Man City-Burnley karşılaşmasını analiz ettikleri süre yalnızca 3 dakika ama Alan Hansen öyle bir taktik arıza anlatıyor ki, maçın skoruna şaşmamak gerektiğini, futbolun ihaneti asla affetmeyeceğini açıklamaya yetiyor. Olayların kahramanı bir süreliğine aklını evde bırakan Man City'nin milli sol beki Wayne Bridge...Bugün Mark Hughes, cumartesi günkü programdaki sözleri nedeniyle Alana Hansen'a çattı. Bizdeki ''futbol ulemaları'' tabirinin yumuşattı, Hansen gibilerin tv'de olmasının ona en fazla -bizim ülkedeki tabirle- bireylere sallama fırsatı verdiğini söyledi. Hansen'in ne dediğini yazacağız da, şurada bir duralım. Medya başka bir alan, futbol başka bir alandır. Keza siyaset başka, medya başkadır. Medya tüm bunlara dahil olan, başka kulvarlar içerisinden gelen insanlarca işgal edildiği vakit, aslında futbol işgal edilmiş olur. Bugün Hansen çok doğru bir analiz yaptı belki ama kullandığı kelimeler bir antrenörün Wayne Bridge'e hatalarını anlatırkenki üslubu olamazdı. Ben İngiltere'de hiçbir menajerin gazetelerdeki fikir yazılarını referans aldıklarını sanmıyorum. Alan Hansen boş vakitlerinde ''yorumculuk'' yapan bir futbolcu eskisi değil. Bilakis, 18 yıl süren aktif futbol yaşamı sonrası giriştiği ''medya merkezli futbol analizatörü'' görevinde 18. yılını yaşıyor. Oyuncular ve oyunun taktik yönü üzerine yoğunlaşıyor, muhteşem gözlem yeteneğiyle her maç içerisine gizlenmiş olan zirve anları harika yakalıyor. Kimseye ne yapması gerektiğini anlatmıyor; olanı, doğruyu, beğendiğini, yanlışı göstermekle yetiniyor.

Alan Hansen, Burnley'nin attığı 3 golde de Wayne Bridge'i görüntüler üzerinden anlattı. Ben bu maçın son çeyreğini izleyebildim, Dave Nugent'ın son anlarda son çizgiye indiği pozisyonda Joleon Lescott kağnı gibiydi. Anlam verememiştim, meğer apaçık bir sebebi varmış: Wayne Bridge Otobanı veya sadece Wayne ''Bridge''. Sayesinde Chris Eagles hayatının maçını oynadı. Burnley'nin attığı 3 golde de Wayne Bridge imzası var. Penaltıda adamını kovalamıyor, sol stoper Lescott penaltı yapıyor. İkinci gol tam bir facia, bu anlarda Bridge'in tamamen oyundan kopmuş olduğunu sanıyorum. Takım Bridge'in yerinde olmaması nedeniyle atağa çıkarken top kaybediyor ve aynı yerden golü yiyorlar. Üçüncü golde yine zihnen sahada olmayan Bridge'in sırtına çarpıyor top, devamı gol oluyor. Lescott hayatından bezmiş, sol stoper olarak Bridge'in açıklarını kapatmaya çalışırken perişan olmuş. Hansen, bu maç sonrası Brigde'e ''10 üzerinden eksi 6'' verdi. İkinci devredeki bir pozisyon için ''schoolboy defending'' sözünü kullandı. Gollerden başka 3 tane daha Bridge faciası ile Burnley'e gol şansı olan pozisyon gösterdi. ''Kusura bakmasın ama berbat'' dedi. Kıssadan hisse: Eğer bugüne kadar birileri İbrahim Üzülmez'i bu şekilde görüntüler üzerinden değerlendirseydi, en geç 2006 yılında kendisiyle vedalaşmıştık. Buna pek tabii Beşiktaş'ın başında olan hocalar da dahil.
Mark Hughes elbet arızanın farkındadır, rakibin geçmişine bakarak kolay görülen bir maçın tek bir oyuncunun ofsayt kuralına yaslanan trend şablonların ana unsuru olan konsantrasyon merkezli alan parselleme doktrinine ihanet etmesi ile nasıl olup da kabusa dönüştüğünü maç sonrası elbet bizden daha iyi görmüştür. Burası Premier League ve gücü ölçütünde kompakt bir takım olan Burnley, tek bir mevkiideki arızayı dahi affetmiyor. Man City ligde son 5 maçtır berabere kalıyor. Eğer bu 5 maçtan ev sahibi oldukları 3'ünü kazansalardı 2. sırada yer alıyor olacaklardı. Bir şekilde gol üretiyorlar, zaman içinde daha da üretken olacaklardır. Takım savunması da zamanla daha iyi olacaktır.Ama öncelikle yaklaşık £70 milyona oluşturulan savunma dörtlüsündeki sıkıntıları çözmeleri gerek. Burnley böylece bu sezon ilk kez deplasmandan puanla döndü. Masal devam ediyor...

Man City 3-3 Burnley
Noat Samisa

10.11.09

10 Fikir, Tenkit, Yorum:

Ömer dedi ki...

"ofsayt kuralına yaslanan trend şablonların ana unsuru olan konsantrasyon merkezli alan parselleme doktrinine ihanet etmesi "

Kendimi felsefe dersinde hissettim yemin ederim :)

Noat Samisa dedi ki...

:) :)

Şöyle bi' alıcı gözüyle baktım, bayağı afili bir cümle olmuş. Yazarken kayış sıyırmış olmalı.

MentorDCT dedi ki...

Hocam,

Blogunu severek okuyoruz. MOTD netten banttan da olsa nasil izlenir, sanki sen biliyorsun gibi. :)

Noat Samisa dedi ki...

MentorDCT,

Eğer bana bir mail atarsanız yardımcı olabilirim.

hayyam dedi ki...

Hocam merhaba,
Oncelikle Manu maci icin Ingiltere'ye gelecek misiniz gelirseniz sizinle gercekten tanismak isterim.
Evet MOTD programini banttan nasil izleriz gercekten bende merak ediyorum. cogunlukla o saatlerde calistigim icin kaciriyorum ve pazar sabahlari tekrarini yakalamakta mumkun olmuyor.

Noat Samisa dedi ki...

Hayyam,

Daha B grubunda Man Utd ile eşleşildiği anda 4. torbanın kurasından evvel bu düşünce oluştu kafamda. Hemen o akşam fikstüre baktık, program yaptık, maliyet çıkardık ama durumu uyuşturamadık. Liverpool-City maçından sonra trenle Manchester'a, akşamki United-Everton maçını izlemek üzere; ertesi gün hemen yakınlardaki Bolton'a, Salı günü Londra'ya Arsenal'in CL maçı için ve çarşamba yeniden Manchester'a dönüş gibi enfes bir program vardı ama bu kez de kısmet olamıyor.

MOTD için siz de bana mail atarsanız geri dönüş yapabilirim. Selamlar.

hayyam dedi ki...

Ya gercekten nefis bir plan olmus. Arsenal ve bizim maci beraber izleyebilirdik ki gercekten nefis olurdu. neyse artik kismet Dolmabahce'ye olsun.

Flying Dutchman dedi ki...

bizde MOTD tadındaki istatistik şu oluyor.

İbrahim Üzülmez oyundan çıkarken altında "mesafe: 7000 metre" yazıyor...

Bunların bir de alan daraltma ile ilgili grafikleri var o çok güzel oluyor. Yalnız Gary Lineker biraz suskun o programda. Arada espri yapıyor ancak, neşelensin şu herifler diye.

Shearer-Hansen ikilisinin olduğu programlar gerçekten güzel de eskiden çok daha iyi olduğunu söylüyorlar, sanırım zaman geçtikçe yorumlar azalıp özetlerin süresi artmış. Eski topraklar biraz bundan şikayetçi...

hayyam dedi ki...

Bundan 2 yil once o programda Ferdinand da(Besiktasli olan) vardi ve gercekten cok keyifliydi son zamanlarda izleyemedigim icin cok fazla bir yorumda bulunamiyorum ama ulkemiz futbolcularindan neden hala boyle aydin ve kluplerden bagimsiz futbolcular cikmiyor gercekten uzuntu verici. Bu konuda sadece Ridvan Dilmen'i soyleyebilirim ki o da bir yerde tikaniyor.

benden bu kadar dedi ki...

abi bu seni hacklemeye çalışan wayne bridge olmasın :D

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana