Beşiktaş 0-0 Diyarbakırspor

Ankaraspor'un küme düşmesiyle Beşiktaş'ı etkileyen bir durum oluştu ve 8 maçlık galibiyet serisinde bu etkinin ''pozitif'' olduğuna kanaat getirildi. Pekiyi son 9 günde 3 idman yapan ve çoğunlukla sezon öncesi idman geçmişi olmayan oyunculardan kurulu Diyarbakırspor'un İnönü'den 1 puan almasını neye yormalı? Genelleme yapamazsınız; yeri gelir pozitiftir, yeri gelir negatiftir ama sonuçta sıkıntıdır. Her iki taraf için de sorundur, idman-maç-rakip rutini bozukluğu sporcuyu mutlaka etkiler. Eğrisiyle doğrusuyla 8 maçlık serinin takımı liderlik maçına çıkaran iki adımlı bir maçın da elbet bugüne etkisi olacaktır. Mustafa Denizli der ki: ''Netçede bunlar doğaldır.'' Trabzon deplasmanındaki ''mucizeye yakın 3 puan''a sayılsın.
Yine ''gol yemeyiz'' düşüncesi tereddüt hissiyatını olabildiğince törpüledi maç boyunca. Erhan'ın direkten dönen pozisyonu duran top, bir de Tazameta'nın ya santimle ofsayt veya değil pozisyonu var. Diğerleri ya kademenin kontrolünde ya da yakın direğe markajın kontrolünde atılmış şutlar. Bu açıdan takım yine 1 puan cepte sürdürdü maçı. Geçen zamanda kemik dörtlünün min-max performansları arası aralığın çok dar olması Beşiktaş'ı liderlik maçına taşıdı, tabii hocanın da olması gereken takımı kurgulaması sonucunda Salı gününe az da olsa Europa League iddiası taşındı. Sivas deplasmanı sonrası bu maça çıkacak kadro az-çok kestirilebiliyordu. Bobo ve Ekrem'in adını banko kulübeye yazmıştım, İsmail'in oynaması ise sürpriz oldu. Tabata'yı da ilk 11'e yazmıştım ama Yusuf çıktı sahaya. Sol kenarda Tello, sağ kenarda Nihat ve merkezde Nobre şeklinde oyun başladı. Tercihlerin maç başı tartışılacak bir yanı yok, iki adımlı düşüncenin ürünüdür. Man Utd deplasmanında oyuna giren Batuhan kadroda yok, onun yerine Necip var. Rotasyon var ve idealden sapmanın getireceği bazı organizasyon sıkıntıları maç devam ettikçe ortaya çıkacaktı. Bunu bilmek için maçın sonunu beklemek veya kahin olmaya gerek yok, son 1 yılda çok kez izledik aynı filmi.

Henüz 5. dakikada Nihat ile Tello kanat değiştirdiler. Maç başı Ayman'dan iki tekmecik yiyen Ernst geride kaldı, dakikalar ilerledikçe Job'un dönüşlerde kaytardığı sağ kenara yanaştı. Fink ileri sürüldü ve Ernst'in sahip olduğu esas role büründü. Bu da bir çeşit saha içi rotasyondur. Diyarbakır savunması çabuk geri itildi, Ernst ile tazelenen ataklar sürekli sağ kenara yığıldı. Geçmişten gelen bir sıkıntı, Tello'nun sol kenar oynadığı takımda bek olmak bazen işkencedir. Şu haliyle Nihat'ın arkasında olmak da sorun ama Kaş hücumda ortalaması kadarını yaptı sayılır. Bu tip maçlarda Ernst-Fink-Yusuf orta sahasının ideal olduğunu söylemiş olsak da bu akşam maç içi çözüm olarak Yusuf'u sola almak oyunu açabilirdi. İlk yarı bir İsmail şutu hariç tehlike yaratan atakların tamamı sağdan gelişti. İsmail'i oyuna sokacak üçgenler, sahte koşular gelmedi. Henüz maç başı Nobre rahat pozisyonda epey kötü vurdu, devre sonuna kadar bu denli net pozisyon olmadı. Chelsea'nin ''geçen ayın golü'' sıfatlı bir Drogba golü vardır, Bolton'a atmışlardı. 45'te 4 yüksek pas ile gelişen Ernst pozisyonu aklıma o golü getirdi. Kıyas yok, benzerlikler var. Top altıpas'a net gol vuruşu için bugün en geride pozisyon alan orta saha oyuncusuna indirildi. Şu maçta göbekten bu pozisyon üretilebiliyorsa ilk yarı oyununu yeterli sayarım.

İlk yarının büyük bölümünde Diyarbakırspor ceza sahası önünde top dolaştırıldı. Nihat'ı sürekli ortaya yanaşırken, Tello'yu da gezerken gördük. Kenar oyuncularından beklenen dalışların tamamı Fink'ten geliyordu. Beşiktaş bayağıdır böyle maç oynamamış, rakibini bu denli kendi kale önüne mahkum etmemişti. Bu durum çokça Diyarbakırspor ile ilgilidir. Bir de solda Job etkisiz eleman olunca işler iyice zorlaştı. Tam Nobre oyunuydu, 3 yıldır Beşiktaş'ın 15-20 dakika bu şekilde götürdüğü maç sayısı üç-dörttür, beş olmaz. Tello ve Nihat'ın sürekli içe kaçmalarıyla oyun sıkıştı. Yapılacak hamle ile kenarları daha fazla çalıştırmak amaçlanmalıydı. Bu iş için iki yol vardı. Biri İsmail'i Yusuf ile kullanmak, diğeri de Serdar Özkan. Denizli başka bir şey düşündü, oyunu bu şekilde devam ettirip Tabata üzerinden yeni aksiyonlar hedefledi. Bir üçüncüsü sağ beke Ekrem Dağ'ın alınmasıydı, ama Ziya Doğan da arızanın farkında olduğundan Job ikinci yarıyı külübede izledi.
Diyarbakırspor'un esas düzenine dönmesiyle Sivok'un oyuna katılımı kısıtlandı ve bu sayede rakibe daha az ikinci top fırsatı verdiler. Tabata-Yusuf kıyasında da olumlu pas sayısındaki uçurum topların Beşiktaş'ta kalma süresini etkiledi ve baskı kırıldı. İlk gol gelmedikçe oyunun ilerleyen bölümleri gittikçe daha sıkıntılı oluyordu, bunun üzerine Nihat ve Tabata'nın fazlasıyla can sıkıcı olan senkron bozuklukları eklenince oyun Beşiktaş adına iyiden iyiye çekilmez bir hal aldı. Diyarbakırspor pas yapmaya, rakip sahada top tutmaya başladı. Oyun aslında garip şekilde Beşiktaş'ın esas istediği kıvama geliyordu, 45 dakika boyunca kale önüne hapsolmuş rakibe karşı gol üretilememişken oyun esas düzene uygun kıvama gelmişti. Yusuf da kenara gelmişken 6 yabancı kuralını da gözeterek iki seçenek aklıma geldi. (Yusuf çıkmamış olsa Bobo-Nobre) İlki Serdar Özkan-Nihat ile İsmail'i çalıştırmak, ikincisi ise Fink-Bobo ile düzen değiştirmek. Denizli düzene sadık kaldı ve Bobo'yu sol kenara, Ekrem'i de herhangi bir yere koydu. Son 20 dakika takımın oynadığı oyunun adını koyamam, son çizgiden bir tane bilinçli aksiyonunun gerçekleştirilemediği bu bölüm hücum adına geçen 70 dakikanın her 20 dakikalık periyoduna göre kısırdır. Maç başı fırsat geldi, maç sonu da geldi; bu kez Bobo altıpas'tan topu kaleye sokamadı. Takım maçı kazanmak için gereken hücum aksiyonlarını üretti ama sezon başı efektiflik yüzdesine dönüş olunca oyun 0-0'a bağlandı.

Nobre'ye bu maç için performans eleştirisi eklemiyorum. Uzun zaman sonra kaleye bu kadar yakın oynayabildiği bir maçta ''santrafor Nobre'' sıfatından geçen zaman içinde geriye kalanları ancak sergileyebildi. Şu maçta gol atıp ''Fenerbahçe'deyken çok atıyordum, Beşiktaş'ta da sürekli bu şekilde oynayalım, yine atarım.'' diyebilseydi bari. 5 sene önceki Nobre de artık yok. Genel görüntüde ise taktik açıdan Beşiktaş'ın oyun planına maalesef uymuyor, bu maça özel ekleyecek bir şey yok. Görevini yapmaya çalıştı. Nihat ise oyundan çıkarken ıslıklandı. Geldiği günden bu yana bu akşamkinden daha kötü maçları oldu, harika bir koşu ve kontrol ile yere indirdiği topu gol yapsa günün kahramanı olacaktı. Garip arayışlar içerisinde, facia tercih hataları yapmaya devam ediyor. Son sakatlık öncesi form durumunu epey düzeltmişti, yeniden başa dönüldü. Fink'e atmadığı bir pas var, henüz maç başı. Bu pozisyon sonrası Fink'in tavrı beni kaygılandırdı. Bu sıkıntıyı inkar etmek olmaz ama adını koyamam. Para mıdır, anlık tepki midir, bilemiyorum. Ama Nihat'ın farklı telden çaldığı kesin. Keza Tabata. Kongre eğer Ocak sonu olmasaydı Delgado ile değiştirilme listesinin en başına adını yazdırırdı Tabata-kun. Yusuf ilk yarı birkaç fantezi deneyince homurtular duyuldu, Tabata ise hep top kontrolünü çabuk yapıp hızlı oynama peşinde. İsmail ile yaşadıkları çarpışma günün fotografıdır. Özellikle ikinci yarı çok şey yapıyormuş görünüp pek bir şey yapamayan bir takım vardı sahada. Bu üçlü de dahil, kimseye ''yeterince mücadele etmedi'' diyemeyiz yine. Tello hala aynı temposunda, geçen yılların epey gerisinde. Takımın hücum alternatifleri bireysel performanslara değil tercihlerle alakalı, ama imkanlar kısıtlı. Bir kez rutin dışı rotasyon düşünüldü, onda da puan kaybı yaşandı. Takımın genel oyun planına ve tercihlere ilişkin yeni bir fikir oluşmadı bu akşam, bir süredir olmadığı gibi. Ben geçen hafta ''devre arasına kadar 2 puan kredisi var'' demiştim. Aynı şekilde bakıyorum. Maça bakarak yazık oldu ama sezon seyri için travmatik bir sonucun çok uzağında...

İdman yapmayan Diyarbakırspor, liderlik maçına çıkan rakibinden hayati 1 puan aldı. Geçen seneki ''liderlik maçı'' tecrübelerimiz bize der ki, öyle ilk fırsatta elde edilmez: Bekleyeceksiniz. Maç öncesi iki takımın da tribünlere el-ele gelişi, deplasman tribünüyle karşılıklı tezahüratlar çok güzeldi. Uzatmalar 4 dakika idi, 2 dakika oynandıysa iyidir. Oyunun son bölümü sıkıntılı geçmesine rağmen hemen hemen her deplasmanda mağdur edilen Diyarbakırspor'a saldırılmadı. Bu da 1 puan üzerine eklensin, saha dışında belki 3'e tamamlanır.

Noat Samisa

04.12.09

13 Fikir, Tenkit, Yorum:

Eser Gokulu dedi ki...

gayet tabi ...

ercan dedi ki...

Bu hesaplarda Nobre ve Tabata'nın yeri nedir?

gurhan dedi ki...

Yusuf-Nobre-Nihat.
3'ünü toplasan 1 tane Beşiktaş'a yarar adam etmez.
Pascal Nouma yarın oynasa Nobre'den daha faydalı olur.
Herşeyi geçtim o koca sahada Tabata İsmail'e nasıl tekme attı anlamadım.Sahi hocam kaç dönümdür İnönü'nün yeşil çimleri...
110x70 desek uygun mudur?

Noat Samisa dedi ki...

Gurhan,

105X68 m, 7140 metrekare. :)

Cezasahasi dedi ki...

Noat, ben Nobre'ye bu kadar para verildiğinde Nobre için her şeyin bittiğini düşünüyordum ve hâlen bu düşüncemi koruyorum. 2. sınıf Güney Amerikalılara bu kadar para verirseniz, ya kendini kaybeder, ya takımı kaybeder. Bu adama bu kadar ücret ödeyerek beşiktaş kendi ayağına sıkmadı mı? Niyetim Tabata o kadar yüro, ismail bu kadar yüro benzeri bir tartışma değil. Bu adamın neden bu kadar para aldığını, ya da ona geçen sezon sonrası neden bu kadar para verildiğini bilen var mı, merak ediyorum gerçekten?

Adem

gökhan dedi ki...

nobre için hep deniyordu ya rakibi baskı altına alınca coşar, o zaman gerçek kimliği ortaya çıkar, e hani nerde? ciddi ciddi zarar veriyor takıma. hücumda kilitlenmemize yol açıyor. hafızam beni yanıltmıyorsa nobre sahada iken elle tutulur golümüz yok, hep uzaktan şutlar. a.gücü maçı ismailin golü, trabzon maçı ernstin golü, ibb maçında finkin golü ve birde maç kopmuşken fb maçındaki uğurun golü. kilitlenme olayı artık gözlemi geçmiş gerçeğe dönmüş durumda. şampiyonlar liginde alınan 4 puanda saha içinde olmamasına hiç girmiyorum bile. artık bobo daha yararlıdır demeyi bıraktım direk nobre zararlıdır demeye başladım.

bu arada biraz geç oldu ama geri dönüşüne çok sevindik. bir daha böyle şeylerle karşılaşmaman dileği ile...

Noat Samisa dedi ki...

Adem,

Nobre'nin TC vatandaşı olması ve menajerinin kurnaz-bizim yöneticilerin işbilmez olmaları haricinde yeni sözleşmede yazan miktarın bir başka açıklaması yok. Artık bu konu beni sıkıyor, daralıyorum. Peşine Bobo kıyası ekleniyor, bunalıma giriyorum.

extensor dedi ki...

Küçük bir soru. Kitapta yardımcılar için ofsayta şüpheliysen kaldırma gibi bir önerme var mı acaba?

Noat Samisa dedi ki...

extensor,

Hayır, yok. Teammülen yapılan benzer uygulamalar var, ama onlar da TSL ve benzeri zirve ligler için geçerli değildir.

extensor dedi ki...

Ben bir hakem eskisinden tv'de 3-4 sene önce "Fifa yardımcı hakemlere sürekli bunu söylüyor... Şüpheliyseniz kaldırmayın diyor. Bizimkiler inadına kaldırıyor" gibi söylemler duymuştum.

Sallamaymış demek ki.

matiasemilio dedi ki...

geçen yılki ts maçına benzedi ilk yarısı..sonuç itibariyle ise fb maçına;liderliği öteledik..bu maçtaki puan kaybı belki de zor manisa deplasmanını kolay hale getirecektir,zira bu maçı kazanmış olsaydık o maçta daha fazla zorlanırdık..
*iki puan kredimiz tükendiğine göre bursa'yı inönü'de yenmek farz oldu..

ynwa dedi ki...

oyundan çıkan ikili fink - nihat yerine, tello - nobre olsa çok daha mantıklı olurdu. bu sayede sivas maçındaki orta alan ve hücum tertibine (ernst, fink, tabata - ekrem, nihat, bobo) dönülecekti ki bence son 20 dakikadaki kendini bilmezlikten çok daha farklı olabilirdi durum.

ne ortasaha fink'in yokluğunda tamamen rakibe kaptırılacak, ne de bobo sol açıkta pasifize edilecekti.

maç orda bitti bana göre.

Sabaha Kadar Futbol dedi ki...

Bence Diyarbakırspor'un idman eksiği olması bu maçı etkilemedi. Sonuçta 11 kişi 85 dakika kendi sahalarında o da 35-40 metre arasında koşturarak geçirdiler. Biraz daha açık futbol oynasalardı ya da ilk yarıda bir gol bulsaydık bu maç çok farklı olurdu ve o zaman gerçekten 2 hafta antreman yapmayan bir takımın ne hale düştüğünü görürdük.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana