Beşiktaş 1-2 CSKA Moskova
Turnuvada deplasmanda alınan tek farklı mağlubiyetin rövanşıydı bu maç. Deplasmandan 2-1 mağlup dönüldükten sonra içeride 1-0 yetecekti. 2003'te aynı durumda Lazio karşısında standardını bozmuştu Lucescu, henüz ilk 10 dakikada biri kontra atak golü olmak üzere yenilen 2 golle maç bitmişti. Sonra ne hamle yapılsa faydasız, hele bu akşamki takım ne yapsa anlamsız. Maç dinamikleriyle çok fazla oynuyor iseniz, bu tip şeylerle karşılaşmanız gayet doğaldır. Sahaya çıkan takım, kadro olarak karşı çıkmayacağım ama bazı rollere koyu muhalif olacağım bir planın parçasıydı. Bu akşam Beşiktaş için tek çıkar yol 1-0'dı ve Mustafa Denizli tamamen bunun üzerine kurmuştu planlarını. Ben de öyle düşünmüştüm, ilk saati 0-0 ile geçmeyi planlamıştım. Wolfsburg'dan gelecek habere göre CSKA da hamle yapabilirdi ve buna karşıt cevap vermek Denizli'nin hayallerini süslüyordu. Rakip maç başı doping haberiyle iki önemli savunmacısını kaybetmişti, ama yerlerine konulan Semberas ve Schennikov net bir fark oluşturmadılar. Onlar esas düzenleri ile sahaya çıkmışlardı, ileri 4'lünün üretkenliğine güvenebiliyorlardı.
Daha kadrolar açıklandığında belli olmuştu, Toraman hemen Dzagoev ile eşleşti. İlk maçta da Ekrem eşleşmişti, Dzagoev maç başı golünü atmıştı. Üzülmez-Krasic ve Kaş-Mamaev eşleşmeleri ise Mustafa Denizli fantezisiydi. (Mayıs 2009, İzmir. Üzülmez-Deivid) Ferrari-Sivok da dönüşümlü olarak Tomas Necid'i kontrol edeceklerdi. İlk 20 dakika bu plan gayet güzel işledi. Krasic iki kez Üzülmez'i geçse de Dzagoev'i oyuna sokamadıkça geri itildiler. 12. dakikada Fink'in muhteşem pasına Tello harika bir koşu yaptı ama dışarı attı. Şu dakikaya kadar işleyen planın son adımı olan gol vuruşu geldiği takdirde arka alandaki markajlar bir anlam kazanacaktı. Tello'nun direk dibinden auta çıkan gol vuruşundan sonra 20. dakikaya kadar oyun Beşiktaş'ın kontrolündeydi. İlk kez sağ ve sol iç pozisyonlarında beraber oynayan Ernst-Fink ikilisi, bu dakikalarda yaptıkları dalışlar ve kenar setlerine katkılarıyla çok iyi iş çıkardılar. Slutsky bir hamle yaptı, kenar adamları Mamaev ve Krasic'i gezdirmeye başladı. CSKA'ya maçı kazandıran hamle budur. Maç başından beri Krasic bir şekilde etkili oluyordu ama Mamaev adeta geziniyordu; bu şekilde Denizli'nin hamlesine karşılık verdiler. 30. dakika civarında sahada çok enteresan görüntüler oluştu. Beşiktaş'ın iki stoperinin önünde iki bek, savunmanın arasında kalan Toraman ve Beşiktaş'ın kenar adamları olan Ekrem ve Tello, rakip bekin önünde oluşan koridoru kapamak adına sık sık çizgi savunmanın hizzasında yer alıyorlardı. Bu periyotta Beşiktaş'ın 7 oyuncusu Beşiktaş ceza yayı ve orta saha yuvarlağı arasında pozisyon alıyordu. Beşiktaş topu kaptığında da bu saçma, garip, eğreti görüntünün bir sonucu olarak boşta kimse olmuyordu. Oyun sıkıştı, Beşiktaş hiç top yapamaz oldu. Rahimic top yapmaya başladı, standart yerleşim olsa sıkıntı yaşanmayacak pozisyonlarda Ferrari ve Sivok çok zor anlar yaşadı. Tello-Fink anlaşmazlığı sonucu oluşan 41. dakikadaki kontra atakta hala Dzagoev'i kollayan Toraman, Sivok'un 70 metre ikiye bir durumda kalmasını seyredince Krasic uzak köşeyi gördü. Beşiktaş'ın tur umutları bu dakikada bitti.
Krasic ile 40 dakika boyunca her yere giden Üzülmez, gol pozisyonunun gelişimi sürecinde yalnızca Necid'e eskortluk yaptı. Keza İbrahim Kaş, topu oyunda tutmak adına sarfettiği çabanın karşılığı, boşalttığı alandan gelen golle yitirilen tur umudu oldu. Adam markajı budur, yaklaşık 40 yıl önce her takım uyguluyordu! Bu tabloya rağmen Denizli adam markajından vazgeçmedi. Şu kadro aynen sahada olsun ama adam markajı olmasın, ben bu maçta CSKA'nın bulduğu hiçbir pozisyonun yaşanmayacağını düşünüyorum. Başka şekilde poziyon bulurlar elbet, belki gol de atarlar ama şu 2 maçta yenen 4 golün de ana etkeni adam markajıdır. Şükür ki Denizli Obertan ve Park'ın yeteneklerinden yeterince haberdar değilmiş. Bir başka etken de skor ihtiyacıdır. Beşiktaş bugün topun rakipte olduğu bölümlerde sıkıntı çekmedi. Aksine, top kendisinde olduğunda ve adam markajı etkeniyle topu kullanamadığında kalesinde pozisyonlar ve goller gördü. Tello golü bu açıdan çok değerliydi, olmadı.
Beşiktaş'ın optimum futbol için olmazsa olmaz'ları var. Bunlardan pek çoğu bu akşam için sahadaydı. Maç öncesi bir düşünce ortaya konmuştu, bunun yansımaları da sahada görüldü. Beşiktaş hücum adına bugünkünden fazlasını üretemez. Hele ki ofansif aktivite artışını sahadaki hücum oyuncularının adedini artırarak yapabilmesı imkansızdır, geçmişte sayısız örneği vardır. Denizli'ye yönelik eleştiri bu maçın 20. dakikasında başlar, 41. dakikasında geçmişe döner. Kendi planı sonucu alamayınca Slutsky'nin futbol aklına mağlup oldu Denizli. Wolfsburg'dan Owen'ın gol haberleri geldikçe rahatladı CSKA, Beşiktaş'ın galibiyet golü adına ilk gol öncesi benzeri gaflet anlarını yeniden yaşadığı son anlarda bu kez kendi kullandıkları taç atışından galibiyet golünü attılar. Gruptaki her takımdan puan alarak turladılar.
Futbol çok basit değil ama öyle abartılı felsefi düşünceler ile açıklanacak kadar da rutin hayat sahibi insandan uzak değil. Bu akşam bu önermenin bir kısa örneklemesini gördük. Deplasmandan gelen 4 puana karşı iç sahada alınan 0 puanın karşılığı son sıradır. Bu akşam itibariyle iç sahada 3 olsa da karşılığı son sıra olacağından kaybedilmiş bir maçtan fazlası yok. Ben yalnızca o galibiyeti istemiştim ama olmadı. Dolmabahçe'de izlediğimiz 3 maç ve Manchester United galibiyeti için teşekkürler. Soğuk hava ve mağlubiyet sonrası bizden de anca bu kadar...
Noat Samisa
09.12.09
Daha kadrolar açıklandığında belli olmuştu, Toraman hemen Dzagoev ile eşleşti. İlk maçta da Ekrem eşleşmişti, Dzagoev maç başı golünü atmıştı. Üzülmez-Krasic ve Kaş-Mamaev eşleşmeleri ise Mustafa Denizli fantezisiydi. (Mayıs 2009, İzmir. Üzülmez-Deivid) Ferrari-Sivok da dönüşümlü olarak Tomas Necid'i kontrol edeceklerdi. İlk 20 dakika bu plan gayet güzel işledi. Krasic iki kez Üzülmez'i geçse de Dzagoev'i oyuna sokamadıkça geri itildiler. 12. dakikada Fink'in muhteşem pasına Tello harika bir koşu yaptı ama dışarı attı. Şu dakikaya kadar işleyen planın son adımı olan gol vuruşu geldiği takdirde arka alandaki markajlar bir anlam kazanacaktı. Tello'nun direk dibinden auta çıkan gol vuruşundan sonra 20. dakikaya kadar oyun Beşiktaş'ın kontrolündeydi. İlk kez sağ ve sol iç pozisyonlarında beraber oynayan Ernst-Fink ikilisi, bu dakikalarda yaptıkları dalışlar ve kenar setlerine katkılarıyla çok iyi iş çıkardılar. Slutsky bir hamle yaptı, kenar adamları Mamaev ve Krasic'i gezdirmeye başladı. CSKA'ya maçı kazandıran hamle budur. Maç başından beri Krasic bir şekilde etkili oluyordu ama Mamaev adeta geziniyordu; bu şekilde Denizli'nin hamlesine karşılık verdiler. 30. dakika civarında sahada çok enteresan görüntüler oluştu. Beşiktaş'ın iki stoperinin önünde iki bek, savunmanın arasında kalan Toraman ve Beşiktaş'ın kenar adamları olan Ekrem ve Tello, rakip bekin önünde oluşan koridoru kapamak adına sık sık çizgi savunmanın hizzasında yer alıyorlardı. Bu periyotta Beşiktaş'ın 7 oyuncusu Beşiktaş ceza yayı ve orta saha yuvarlağı arasında pozisyon alıyordu. Beşiktaş topu kaptığında da bu saçma, garip, eğreti görüntünün bir sonucu olarak boşta kimse olmuyordu. Oyun sıkıştı, Beşiktaş hiç top yapamaz oldu. Rahimic top yapmaya başladı, standart yerleşim olsa sıkıntı yaşanmayacak pozisyonlarda Ferrari ve Sivok çok zor anlar yaşadı. Tello-Fink anlaşmazlığı sonucu oluşan 41. dakikadaki kontra atakta hala Dzagoev'i kollayan Toraman, Sivok'un 70 metre ikiye bir durumda kalmasını seyredince Krasic uzak köşeyi gördü. Beşiktaş'ın tur umutları bu dakikada bitti.Krasic ile 40 dakika boyunca her yere giden Üzülmez, gol pozisyonunun gelişimi sürecinde yalnızca Necid'e eskortluk yaptı. Keza İbrahim Kaş, topu oyunda tutmak adına sarfettiği çabanın karşılığı, boşalttığı alandan gelen golle yitirilen tur umudu oldu. Adam markajı budur, yaklaşık 40 yıl önce her takım uyguluyordu! Bu tabloya rağmen Denizli adam markajından vazgeçmedi. Şu kadro aynen sahada olsun ama adam markajı olmasın, ben bu maçta CSKA'nın bulduğu hiçbir pozisyonun yaşanmayacağını düşünüyorum. Başka şekilde poziyon bulurlar elbet, belki gol de atarlar ama şu 2 maçta yenen 4 golün de ana etkeni adam markajıdır. Şükür ki Denizli Obertan ve Park'ın yeteneklerinden yeterince haberdar değilmiş. Bir başka etken de skor ihtiyacıdır. Beşiktaş bugün topun rakipte olduğu bölümlerde sıkıntı çekmedi. Aksine, top kendisinde olduğunda ve adam markajı etkeniyle topu kullanamadığında kalesinde pozisyonlar ve goller gördü. Tello golü bu açıdan çok değerliydi, olmadı.
Beşiktaş'ın optimum futbol için olmazsa olmaz'ları var. Bunlardan pek çoğu bu akşam için sahadaydı. Maç öncesi bir düşünce ortaya konmuştu, bunun yansımaları da sahada görüldü. Beşiktaş hücum adına bugünkünden fazlasını üretemez. Hele ki ofansif aktivite artışını sahadaki hücum oyuncularının adedini artırarak yapabilmesı imkansızdır, geçmişte sayısız örneği vardır. Denizli'ye yönelik eleştiri bu maçın 20. dakikasında başlar, 41. dakikasında geçmişe döner. Kendi planı sonucu alamayınca Slutsky'nin futbol aklına mağlup oldu Denizli. Wolfsburg'dan Owen'ın gol haberleri geldikçe rahatladı CSKA, Beşiktaş'ın galibiyet golü adına ilk gol öncesi benzeri gaflet anlarını yeniden yaşadığı son anlarda bu kez kendi kullandıkları taç atışından galibiyet golünü attılar. Gruptaki her takımdan puan alarak turladılar.
Futbol çok basit değil ama öyle abartılı felsefi düşünceler ile açıklanacak kadar da rutin hayat sahibi insandan uzak değil. Bu akşam bu önermenin bir kısa örneklemesini gördük. Deplasmandan gelen 4 puana karşı iç sahada alınan 0 puanın karşılığı son sıradır. Bu akşam itibariyle iç sahada 3 olsa da karşılığı son sıra olacağından kaybedilmiş bir maçtan fazlası yok. Ben yalnızca o galibiyeti istemiştim ama olmadı. Dolmabahçe'de izlediğimiz 3 maç ve Manchester United galibiyeti için teşekkürler. Soğuk hava ve mağlubiyet sonrası bizden de anca bu kadar...
Noat Samisa
09.12.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Aralık
(27)
- Fernando Torres #16
- Kaleci
- Modric, Defoe ve Jose
- Christopher Smalling
- İhtiyaç Halinde Fabregas
- Boxing Day 2009
- Son Sözü Hoca Söyledi
- Roberto Mancini Şampiyon Yap Bizi
- Beşiktaş 2-3 Bursaspor
- CL 2010 Top 16
- Kranjcar ve Borini
- Söylesene Bize Hocam
- McLeish'in Generalleri
- Doğum Günü Pozları
- Seamus Coleman
- Manisaspor 1-1 Beşiktaş
- Tuncay'dan Sezon Açılışı
- Premier League 09/10 #16
- Dean Ashton'a Veda
- Beşiktaş 1-2 CSKA Moskova
- Peruzzi ve Negro
- Kasımpaşa 2-2 Sivasspor
- Premier League 09/10 #15
- Beşiktaş 0-0 Diyarbakırspor
- Kewell Görünümlü Bowyer
- Downing Muradına Erdi
- Pulis'zede Mağdur
-
▼
Aralık
(27)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
9 Fikir, Tenkit, Yorum:
Bu skora sebep aslında sene başında Ferrari transferinin ardından akla düşen tilki'nin sahaya Toraman kılığında düşmesi değil midir? Merak ediyorum Noat, şapkadan tavşan çıkartıp kazandığımız maç hatırlıyor musun?
Gruptan çıkamamak hayırlı oldu, bu takım 3 kulvarı götürecek düzeyde değil. Eldeki kadro ile Avrupa'yı hedefleyebilecek düzeyde hiç değil.
Ne kadar az maç, o kadar az rotasyon, o kadar az tavşan..
Vence,
Fenerbahçe maçının Fink-Alex adam markajı ile kazanıldığını bir kenara koyabiliriz. Bugün yine Dzagoev'e adam markajı ver, nihayetinde ilk 20 dakikadaki oyun gayet iyi. Ama bekleri kenar adamları ile eşleştirmek bırak beni, tilkinin aklına bile gelmemiştir. Ben çok yazdım, belli ki takip etmişsiniz; bu takımın tavşanlara ihtiyacı yok. Olacaksa da az tavşanlı olsun, Fenerbahçe maçı örneği gibi veya Man Utd deplasmanındaki sol kenar adamı İsmail tercihi gibi. Takım oldu da tavşansız kaybetti, biz bunun ayrımını yaparız ama henüz herhangi bir kulvarda 1.5 yıldır böyle bir ana tanık olmadık.
Üç İbrahim'in sihri bozulmuş oldu bu maçta böylece.
MAmaev ile Krasic'inb gezmeye başlamalarından sonra ben tv başından bizim takımın dizilişini çözememiştim. Gerçi pek diziliş de denemezdi ya bence neyse. O anda Denizli Üzülmez ile Kaş'ın adam adamalarını bırakmalarını söylese Fenerbahçe maçındaki gibi devam ettirse oyunu ben sanmıyorum ki takım bu derece dağılmazdı bilmem sen ne dersin noat.
Gerçi şu an düşünüyorum yenseydik Almanya'da da aynı skor olsa acep daha mı çok koyardı diye bilemiyorum.
Söylemezsem çatlayacağım bir diğer şey de Fink'e düz adam diyenler ve onu bir şampiyonlar ligi maçında gördüğünü şaşıran alman skiper bu maçtan sonra ne düşünmüşlerdir?
1-0 a oynanmasını mantıksız ve geçersiz bulmuyorum.eleştirebileceğim nokta toraman yerine 11 de inceman tercih edilip fink e adam markajı görevi verilebilirdi.ama yine de takımın oynadığı veya oynamak istediği oyundan mantaliteden memnunum.kanat sorununu çözmemiz gereken en elzem sorun olarak görüyorum.
son bir not.krasiç i gördükten sonra aklıma geldi.holoskodan bir krasic yapamazmıyız biz acaba.
toraman'in adam adama oynatilmasi cok eskilerde kalmasi gereken demode olmus bir yontem.fener macinda ise yaradi ama o macta fink 2 on liberodan biriydi ayni zamanda.toraman'a bu gorevi vererek 10 kisi oynadik resmen.
ust uste alinan 8 galibiyet ve united zaferi sounlari hasir alti etmis gibiydi.bu macin kaybedilmesi kendimizle yuzlesmemiz acisindan hayirlara vesile olur umarim.
mustafa denizli fink-ugur degisikliligi ile ne kadar dahi(!) bir teknik adam oldugunu bir kez daha tescillemistir.takima gol lazim.hem de 3 tane.peki o golu atacak adam ugur mu.bazen cok mu saygisizlik ediyorum diyorum ama.tum stad da bu degisiklige tepkisini koydu .denizli en iyi ben bilirim bu isleri ayaklarini birakmali artik.bunu birakacagi yok bence.cunku yaslandikca insanlar daha da aksilesir.ins yonetim degisir de denizli de cesme'deki huzurlu hayatina geri doner.
yoksa bu guzide taraftar toplulugu daha cok kanser olur.
O degil de, Ali Gultiken + Jean Tigana hala takimin basinda olsa, 20 m Euro salt onun insiyatifiyle harcansa nerede olurduk alternatif tarih yazasim var.
Tigana dursaydı sol bekte baki olurdu.gökhan zan omuzundan sakat olacağı için stoperler toraman ile kaş olurdu.hemen önlerinde kurtuluş oynar sağ kanatta burak yılmaz ile serdar özkan verkaçlarla rakip alana akarlardı.ileride bucadan aldığımız mehmet batdal-gökhan güleç ikilisi ile gol arardık.yine antepten alacağımız bekir irtegün (ki şuan fenerde) kurtuluş ile bebarer çapalık yapardı.o kürdan yer biz sigara içerdik.
Tigana'ya verilen butce asagi yukari 9. yabanci oldugu icin Bursa'ya zorla verdigimiz Zapo'nun bonservisi kadardi. Minimal butceyle sampiyonlugu tek maca getirebildi, daha ne yapsin? Tamami Turk defansla ofsayt taktigi uygulatiyordu. BJK tarihinin en golcu yabancisini neredeyse bedavaya getirdi. Oyuncularin gelismesine yardimci oluyordu. Sanki her sene sampiyonuz da 2.'lik + Turkiye kupasini basarisizlik kabul ediliyorsun.
Saydigin varos kadro bile ust uste 4 sene Tigana altinda oynasa mac basi 2 puandan az alacagini sanmiyorum su anki $50 m ile kurulmus takim gibi. O takimda Kurtulus, Bobo, Gokhan Gulec, Burak Yilmaz gibi kapasitesi yuksek gencler vardi ve hergun bir adim ileri gidiyorlardi. Medya ve senin gibi taraftarlar sayesinde hepsinin onu kesildi, tebrik ederim.
Hocam Dean Ashton ne yazık ki futbolu bırakmış.Sevdiğini bildiğim Ashton hakkında iki kelam edersen sevinirim.
Saygılar
Yorum Gönder