Beşiktaş 2-3 Bursaspor

Şu saatlerde İstanbul'da kar yağıyor. Habercisi, ikindi saatlerindeki dolu yağışı ve maçtan evvel başlayan şuursuz yağmurdu. Tabii denizden esen soğuk rüzgarın eşliğini de unutmamak gerek. Böyle bir ortamda sağlam İnönü zeminini bile mağlup eden yağmur altında başladı maç. Maç sonrası denildiğine göre Ertuğrul Sağlam aklındaki kadroyu yağmura uydurmuş, Denizli fırsat bulamamış. Ne yapılabilirdi? Maçı getiren adam Nobre ile başlanabilirdi, Uğur ile başlanabilirdi; Nihat ile başlanmazdı. Yağmura uydurma bu olur, benim aklıma başka alternatif gelmiyor. İngiliz stoperlerdeki uzun top merakının veya bu oyuncuların pek çoğunluğunda toplu oyun becerisinin aranmamasının bir coğrafi sebebi vardır, keza yağmurun insan üzerindeki psikolojik ve fiziksel etkisinin de Ada'daki oyun üzerinde önemli rolü vardır. Buna ilişkin sayısız kapsamlı araştırma vardır, bir ara değiniriz. Yağmurda halı saha maçı yaparsanız eğer, bu farkı kıyısından köşesinden yakalayabilirsiniz. Topun sekmediği, düştüğü yerde patladığı bir ortamda normal bir maç olması beklenemezdi.
Bursaspor'da birkaç maçtır forma Kirita'nındı, bu kez Hüseyin'e geçti. Sanıyorum Ertuğrul Sağlam'ın yağmur hamlesi budur. Maç boyu iki tarafın da yüksek toplarına ve bunları karşılıklı olarak kimlerin karşıladığına bakalım, farkı göreceğiz. Şurada, sezon öncesi yazılmış üçüncü paragraf var. Böyle bir maçta anımsatmayı istemezdim, daha geniş bir fotograf altında incelemek isterdim ama şu maç aynen şu tezin karşılığını görmektir. Maç başı bir adımı, son 10 dakika bir diğer adımı görülmüştür. Top yapmaya çalışmak manasızdı, oyun İnönü gölünün nispeten sığ olan yerleri ve yüksek uzun toplar üzerinden şekillenecekti. Ortada futbola dair mücadele haricinde konuşacak bir şey olmayınca ilk 15 dakika için hakemi öne alabiliriz. Ozan İpek'in Galatasaray maçındaki 2 maçlık cezasının 1'e indirilmesi beklediğim bir karar idi, çünkü malum pozisyonda hakemin art arda iki sarı çıkarmak yerine direkt olarak son ihlali değerlendirme yorumu vardı. Kestirmeden atılmıştı. Bugün de bir yorum pozisyonu oldu, kontrolsüz hareketten pekala ikinci sarı çıkabilirdi. Çıkmadı ve hemen akabinde Ozan'ın golü geldi. Bu sezon harika oynuyor, bu maçta da 1 gol 1 asist ile takımının en iyisiydi bana göre. Üzülmez-Ekrem hata zincirine bir de kademe garipliği eklenince gol geldi, 0-1 oldu. Volkan Şen'in maç boyu taşıdığı tek toptu belkide, numaralı önünündeki gölün sığlığından yararlandı. Yağmurun maç boyu devam etmesi ve hamle gelmemesi halinde maç bu dakikada Beşiktaş adına bitmişti. Sercan'ın devre sonu ve ikinci devre başı iki pozisyonu da maçı Bursaspor adına bitirme şansıydı, olmadı.

Nobre'nin oyuna dahil olmasıyla ilk yarı Hüseyin'in aldığı ilk toplarda yavaş yavaş siyah renk formalılar da söz sahibi olmaya başladı. Yağmurun da dinmesi ve göletlerin üzerinde tepinildikçe yayılması sayesinde top kontrolü biraz olsun kolaylaştı. Bir kısa baskı döneminde bir duran top golü geldi, Nobre'nin 9 ayı aşan gol orucu sonunda bozuldu. ''Kural hatası'' konusu hakkında hiçbir malumatım yok. Hakem top oyundayken düdük çaldı mı acaba? Denizli'den hamle geldi ve sonucu görüldü. Ardından golün moraliyle baskı artırıldı ve penaltı kazanıldı. Özellikle ''kazanıldı'' diyorum, en doğru tanım budur. Şu pozisyon, hafta içinde Chelsea sağ beki Ivanovic'in aldığı penaltıdır. İkisi de sağ bek, hamleyi yapan yine rakip stoper, yine sağ kenar, yine oyun 1-1 gidiyor. Birebir aynı iki pozisyon, yalnızca müdahale şiddetleri değerlendirilebilir. 3 gün arayla gerçekleşen iki hadise, ikisinde de hakemin diyagoneldeki konumu epey iyi. Evvel zamandaki bir postta son fotografın üstündeki bölümde bahsetmişiz, aynen karşılığı bu akşamki penaltı pozisyonudur. Pozisyon penaltı değil ama hakemin hiç şansı yok. Oyunun başlangıcında bir hakem yorumu bir sonuç gösteriyor, devamında bir başka yorumun sonucu bir başka üstünlük golü oluyor. Tüm sezon, hatta futbol tarihinde de durum aynıdır. Maç dinamikler denilen dipsiz kuyunun bir bölümü de budur. Bu dakikaya kadar Denizli'nin Nobre hamlesi ve yağmurun biraz olsun yol vermesi ile oyun değişti. Bundan sonrası apayrı bir hikayedir. Buradan sonra hakem ve yağmur yok, çokça futbol var.

Nobre'nin rolü, bu dakikadan sonra açıkça ''ön stoper'' oldu. Beşiktaş'ın gerisinden uzatılan toplarda Hüseyin ile kafaya çıkan ve rakibin isabetli top şişirmesini engelleyecek adam rolündeydi. Bobo ise kenarlarda top tutmaya çalışıyor, pili biten Tello'nun destek verememesi nedeniyle rakip sahada top tutulamıyordu. Üzülmez'in sapıttığı bir anda maçı bitirme şansı geldi Bobo'ya, çok müsait pozisyonu fantastik biçimde havaya dikti. Maçın pek çok kırılma anı oldu, fakat en barizi buydu. Hemen ardından Ferrari oyundan çıktı ve artık Zapo pivot santrafor rolündeydi. Denizli, ileride top tutamama sorununu Yusuf ile aşma hamlesini yaptı, iflas etti. Beşiktaş ileride top tutamadıkça Bursaspor baskısı arttı. Bu andan itibaren başlangıçta bahsettiğimiz yüksek gelen birincil toplar zaafının ikinci adımı ortaya çıktı. Bunu gören Ertuğrul Sağlam da benim başlangıçta garip bulduğum Sercan-Ömer hamlesini yaptı. Ömer'i rakip kale önüne yollama fikri, Zapo örneği ortaydaken ilk akla gelendi ama Sercan'ın mutlaka sahada kalması gerektiğini düşünüyordum. Son vuruşlar hariç fazlasıyla iyiydi, en fazla herkes kadar yorulmuştu. Toraman'ın stopere, Ekrem'in geri dörtlüye geçişiyle birlikte Beşiktaş'ın boyu çok kısaldı. En uzun boylu oyuncu 1.85'lik boyuyla Sivok, beraberlik golünde Ömer'e yetişemedi. Toplar garip şekilde uzaklaştırılamadı ve diğer stoper Zapo'nun galibiyet golü geldi. Nokta atışı, rakipteki arızanın doğru tespiti ile gelen bir taktik hamleyle 3 puan aldı Ertuğrul Sağlam. Çaresizlik hamlesi değildi, ya tutarsa da değildi; açıkça eski takımı olan Beşiktaş'ın kadro yapısını bilmenin avantajıyla birlikte maç dinamikleri içinde gerçekleşen yağmur ve Ferrari'nin sakatlanması verilerini de kullanmıştır. Denizli'nin buna cevabı aynı serilikte olmayınca (ilk akla gelen Nobre'nin stopere geçmesi veya Denizli'nin favorisi adam markajı) Beşiktaş, çok zor şartlarda çevirdiği maçı kaybetti.
Zapotocny'yi ''kapütülasyonları genişletmek'' gibi elden çıkarmak zorunda kalmanın bir sonucu, böyle saçma bir kiralık sözleşmesidir. Tek maçta oynayabilir, maddesini nasıl bir akıl kabul etmiştir acaba? Madem gözden çıkartıldı, bırakın 2 maçta da oynasın adam. Bursaspor müthiş bir fizik ve mental kondisyon sahibi bir takım, bu zeminde maç çevirmek hiç kolay değildir. Mücadelenin sıkışıklığına rağmen son bölümde zihnen diri kalabildiler. Mustafa Sarp'ı aramıyorlar, Ergiç onun dikine koşularını fazlasıyla yapıyor ve aynı zamanda oyuna çeşitlilik kazandırıyor. Goldeki sıfır risk şutunu da atlamayalım. Ezcümle, hakem destekli kırılma anlarıyla dolu, maç dinamiklerinin skorda mutlak etken olduğu ve galibinin taktik hamle üstünlüğüyle belirlendiği bir maç oldu. Bursaspor kazandı ve bugünlük yeni lider oldu.

Rüştü sakatlanmamış olsa Tello-Uğur hamlesi bir sonraki aşama idi muhtemelen. Yusuf tercihi oyunu Bursaspor'a verince telafisi olmadı, artık hamle üstünlüğü Ertuğrul Sağlam'a geçmişti. Başlangıçta Ferrari-Uğur yapılsa, ki burada Korcan'ın hala kulübede olduğunu varsayıyorum, en azından ikinci toplarda bir avantaj olurdu. Denizli Uğur'dan faydalanma işini çok daha az gereksinim görünen anlarda denedi, ama bugün tek atımlık barutunu elinde patlattı. İlk goldeki hatalar zinciri şu savunma performansına yakışmadı. Nihat'ın geçmişten daha kötü olması için zemin kuru olmalı, aynı şekilde diğer bireysel futbolcu eleştirileri de havada kalır. Mehmet Demirkol çok ayıp ediyor, kendisine olan saygım bu akşam dibe vurdu. Ferrari-Gökhan Zan kıyasında Zan'ın tarafında olsun biri, ne olursa olsun; buna bile görüştür derim. Kendi fikrimi savunur, selam ederim. Bu sezon Ferrari'nin çıktığı 22. resmi maç bu, bu 22 maçın tamamında Beşiktaş'ın oyun düşüncesi aynıdır. Sen dersen ki kafayı yere vurdu, kaydı düştü; vay efendim geniş alanda zayıf, işte gördünüz... Youla bırak Ferrari'yi, geniş alanda sprint ile gol vuruşu yapableceği bir pozisyonda Vidic ile Puyol'u alır, paket yapar, sonra da topu auta atar. Sercan da paket yapmasa da kafa kafaya tokuşturur. Geniş alan hızıyla iyi stoper olunsaydı, bugün maçı alan adam Ertuğrul Sağlam'ın zamanında uğruna takas edildiği Erman Güraçar üç tane Ballon d'Or almıştı. 4 sene bilfiil izlediğimiz oyuncuyu kusura bakmasın, yeniden keşfetmeye harcayacak vaktim yok. Gökhan Zan kendi çapında değerli bir stoperdir, bugün Beşiktaş adına sahada olsa belki maç 2-1 bitecekti. Ama uzaktan bakınca komik, yaklaşınca ayıp oluyor. Aradan geçen zamanda değişmiş ve açıkça çok faydalı demek bu kadar mı zor? Yönetim eleştirisi olmaz bu argümanlar, hele bu karşılaştırma hiç olmaz. Dış dünya algısı sözkonusuysa gelince Roger Lemerre'e soralım, neymiş fikri?

Biri ''Ernst zaten vasat adam'' diyorsa eğer, son iki maçı argüman olarak kullanabilir. Ferrari konusu ne kadar inandırıcı ise bu da öyledir, yersen. Gerçekte Ernst'te açıkça fiziki düşüş var, bu oyun aklına da yansıyor. Devre arası iyi zamanlama ile geldi. Şu 16 maçta görünen, eğer biri Delgado için gidecekse bu isim Tabata'dır. Kongreye 5. sırada gidiliyor, Demirören'in son çırpınışlarını transfer noktasında da küçümsememek gerek. Bir de zatürre olmazsam iyi...

Noat Samisa

19.12.09

25 Fikir, Tenkit, Yorum:

Bellamy. dedi ki...

golü yemeden 2-3 dakika önce: sivok'un şişirdiği toplardan biri bursa kontrası oluyor, ernst bursa yarı alanı ortasından beşiktaş ceza sahasına kadar depar atıp adamla birlikte topu taca atıyor.

gol anı: volkan'a en yakın oyuncu ekrem dağ. volkan'a top giderken üzülmez'le karışıyorlar. ama yine de yetişecek zamanı ve hamlesi var. peki ekrem ne yapıyor, gözleriyle izleyip hafif koşarmış gibi yapıyor. bende kayışın koptuğu an bu an oldu bu maçta. gerisini antidepresan almış gibi izledim, bu noktada bütün nefretimi kustum çünkü.

ekrem dağ, fiziksel gücün, yaptığın koşular bu takımda biraz tutunmanı sağlıyor. onu yapmayacaksan ne işin var allah aşkına beşiktaş'ta!

neyse, güzel maç yazısı olmuş yine üstad, ellerine sağlık. ömer erdoğan'ın girişini seyredip ne ernst'i ne nobre'yi üstüne vermeyişi denizli'nin sıkıldığını gösteriyor. bıraksa da gitse çeşme'ye artık.

Bellamy. dedi ki...

ha bir de mehmet demirkol'la ilgili:

''ondan önce 2 ön stoperli gömülü oynuyodu. o zaman ferrari değil zapo olsa yine az yerdi.''

bu cümleyi kendi yazdı. son 3 maçta beşiktaş'ın açık oynayıp yol geçen hanı olduğundan bahsetti.

acaba farkında mı; ferrari'nin olmadığı 15 dakikada beşiktaş gömülü oynarken toraman-sivok tandemi 2 gol birden yedi. toraman çok beğendiği servet'ten bile iyi adamdır, gökhan zan'dan çok daha iyidir, beşiktaş taraftarından iyi de kimse bilmez bunu.

ferrari'yle derdi ne bilmiyorum ama antipati sınırlarını zorluyor.

gringozapata dedi ki...

Teşekkürler üstad,
İnci gibi döşediğin emek ve zeka dolu satırların için, seni okumak benim için hep keyif oldu.

Quaresma7 dedi ki...

Aceto'nun yaptığı kış söyleşisinde sormuştum bu soruyu rastlamışsındır ama ben bi' copy paste yapayım.

# Ferrari'nin mükemmele yakın oynadığı her hafta Üstad Noat Samisa size selam gönderdi. Bu selamları aldınız mı?
# Mükemmele yakın! İlginç! Değerli arkadaşlar! Ferrari’yi sanıdığınız gibi dün tanımadım ben. Youla’nın karşısında ne hallere düştüğünü 2003’de gördüğümden bu yana bilirim takip de ederim. Geniş alanda zayıftır. İnsan 30 yaşında hızlanmaz. Ferrari Türkiye’de oynar mı? Oynar tabii. Ama transferi bu şekilde olursa ben itiraz ederim. Hele Gökhan bu kadar kolay elden çıkıyorsa. Bu transfer bu paralara olurken kim ne kazandı ona bakın.

Ben Gökhan'ın Ferrari'den daha iyi olduğunu düşündüğünü sanmıyorum. Verilen (yanlış hatırlamıyorsam) 4 milyon euro da takılıp kalmış. Yine de ben senin kadar 'görüş' olarak bakamıyorum. Bariz bir şekilde tükürdüğünü yalamak istemiyor. Bu akşam maçı izlerken bi' kez daha takdir ettim seni üstad. Sene başından beri Ferrari hakkındaki başarılı tespitlerin için.

Bugünki yazı için yine sükut etmek yerinde olur. Eline sağlık...

aydın dedi ki...

Şu sezonda bile 2. sarıdan atılması gereken Beşiktaşlı futbolcular oldu bazı maçlarda.
Bunlar dile getirildi ama tabii azınlıkta kaldılar.
Maça bu gözle bakarsak geçmişin bakiyesi karşımıza çıkar.

extensor dedi ki...

Bazı değerlendirmeler çok güzel. Şu İngiliz stoperlerin, İngiltere iklimine uyması vs.
Bazılarında ise farklı düşünüyorum.

Mesela penaltı dediğin pozisyon.
Bilmiyorum ama Zapo ayaklarını benim önüme uzatmış, topa vurmuyor. Ben onun ayaklarının üzerinden atlayıp, dengemi kaybetmek, müdahale üstünlüğümü yitirmek zorunda mıyım?
Taktırırım Toraman gibi ayağımı, aldırırım faulü, penaltıyı.

Onu geçelim. Ömer hamlesi basit bir hamle bence. Herkes görebilir.
Ki hani diyorsun ya Beşiktaş'ı tanıyordu vs.
Hayır. Hep yaptığı şey.
Aynı uygulamayı Gençlerbirliği maçında da yaptı mesela. Turgay'ın yanına o zamanda Ömer'den daha uzun olan asıl pivot santaforu Tadeu'yu aldı.

Doll ne yaptı peki? Mustafa Pektemek'i aldı oyuna, sağ kenara attı onu, Burhan'ı göbeğe çekti. Sağ kanada yardım etmesi için uyardı.
Ve sağ kanattan şekillendirdi hücumlarıını. Çünkü o maçta Ertuğrul Sağlam Tadeu'yu oyuna eklerken, sol açık Ozan'ı çıkarmıştı oyundan.
Ve evet o dakikadan sonra Pektemek ve Burhan tek kalan Mustafa Keçeli'yi mahvetti.
1-1'di maç Pektemek'in kornerden attığı golle 1-2 bitmişti.

Yani bu klişe bir değişiklik esasen.
Bazen tutar bazen tutmaz, risk almaktır. Ertuğrul Sağlam da kaybedecek birşeyi olmadığı için almıştır bu riski.

Ama öncesinde 2. yarı başı da yaptığı rezalet bir değişiklik vardır.

Şimdi sene başından beri ilk kez Bursaspor bu maça 4-5-1 çııkmıştı.

Ozan Has - Hüseyin - Ergiç çok güçlü ve uzun sağlam oyuncular.
Ortasayı bu adamlarla kapattı.

Ve ilerde de fuleli, kontra atak oyuncularını kullandı, Ozan İpek solda Volkan sağda Sercan ilerde.

Ne yaptı ilk yarı boyunca, rakibi bekledi. Berbat zeminde biribine yakın oynayan Beşiktaşlı oyuncular(hepsi göbeğe yakın oynuyor kanat yok takımda) kısa pas yapmak zorunda kaldı. Berbat zemin yüzünden bu kısa paslar sürekli başarısız oldu. Ve topu kapan Bursa orta üçlüsü, topu süratle ileri üçlüye aktardı.

İlk yarı boyunca Volkan Şen Üzülmez ile, Ozan İpek Toraman ile kanatlarda sürekli teke tek kaldı.
Ve Sercan'da yine keza süratiyle çok zorladı Ferrari - Sivok ikilisini.

Oyun böyle gitse... İster Nobre girsin ister Batuhan. Kanatları ele alamadıkça Beşitkaş... Yüklendikçe daha beter kontra yiyecekti.

Ama Ertuğrul Hoca ne yaptı? Volkan'ı çıkardı oyundan ve santarfor Turgay'ı aldı oyuna.
4-4-2 gibi bir sisteme döndü ve fakat sağ kanatsız.
Simetrisi bozuk bir 4-4-2'ydi bu.
Üzülmez'in önü açıldı.
Üzülmez ve Tello karşısında sürekli tek kaldı Ali Tandoğan.

Ve yine Üzülmez sayesinde bir sürü sol kanat akını da buldu Beşiktaş.
Hatta maçı alacak müthiş ortayı da Üzülmez yaptı. Bobo kaçırdı.
Çünkü önü açıldı Üzülmez'in Volkan çıkınca.

Neyse öyle aldığı maçı, böyle veriyordu Ertuğrul Sağlam ki işte bu değişiklik maçı 2. kez çevirdi.
Ama bence şanstır bu. Öyle müthiş bir oyun okuma değildir.
Müthiş oyun okuyan bir adam bugün aldığı maçı 10 dakika da geri vermez.
İşleyen 3'lü hücum hattını Turgay'la bozup rezil etmezdi.

saygılar. Uzun oldu kusura bakma

Noat Samisa dedi ki...

extensor,

Volkan şu zeminde ya bir kez topla gidebildi ya da iki kez. Nasıl işliyordu kanatlar? 2 metreye atılan pasın isabet almadığı maçta kanatlar, şablonlar anlamsızlaşır. Mesele uzun boy değil, oyunun zorunluluk nedeniyle yüksek topa kalmasıdır. Turgay oyuna dahil olunca sağa Bekir Ozan yanaştı. Bursa'nın sağının da düşmüşlüğü yoktur, Üzülmez'in kayışı atmıştı yalnızca o malum pozisyonda. Zaten kapalı tribün önünde 3 cm derinlikte su vardı, isterse sağ beki de alsın oyundan; Tello da sağ kenarda oynadığında çok fazla bir şey olmazdı. Tadeu aksine pivot değil, gezgin santfordur. Bahsettiğin farklı bir hamle olsa gerek. Önce Zapo'yu ileri yollamak, sonra da Ferrari'nin yokluğunu görüp tamamen yüksek topa sıkışan maçı Ömer Erdoğan ile çevirmenin klişesi olmaz.

Bunu Quaresma7'nin görüşlerine bağlayayım. Ben de Ertuğrul Sağlam'ı pek tutmam ama bu durum şu maçtaki akil hamlelerini ve liderlikteki başarısını gözardı etmeyi gerektirmez. Aynı şey Mehmet Demirkol için de geçerli olabilir veya cidden karşılaştırma yapıyor olabilir. ''Beşiktaş yönetiminin transfer politikası rezildir'' dersen, kim karşı çıkar ki buna? Alın örnek işte: Zapo'ya eşek yükü bonservis veren Beşiktaş, Zapo'yu binbir saçmalıkla beleşe Bursa'ya gönderen Beşiktaş ve Zapo'dangol yiyerek kaybeden yine Beşiktaş. Ama Zan-Ferrari muhabbeti hakikaten ayıptır.

extensor dedi ki...

Noat Samisa: Hakan Şükür de statik bir forvet değildir. O da gezer.
Tadeu'ya da pivot değil, gezgin forvet dersen Zan - Ferrari muhabbetine döner iş.
Bahsettiğim hamlenin farklığını sana soruyorum işte.
Tadeu'yu kaç maç izledin mesela?
Tadeu Ömer'den daha uzun ve iri bir oyuncudur. Hava toplarında da çok hakimdir. O maçta da topları indirip karambole düşürmek gibi bir etkinliği olmuştur. "Farklı bir şey denemiştir herhalde" demeden önce izlemek lazım değil mi?

Kanatlar işlevsizleşir demişsin, yenen gol ortada.
Dahası tabiki kanat akınları pek olmaz ama oyunu sıkıştırmayı engeller simetrik dizilmiş bir takım.

Ernst - Fink - Ekrem- Tello o orta göbekte o kalabalıkta kazandığı topları kafasını kaldırmadan x,y,z arkadaşına atamaz. Çünkü kim nerede ya belli değildir. Yada kimse boşta değildir. Herkes göbek oynuyor çünkü.

Ama Bursaspor için farklı. İlla her kanata aktarılan top driplingle kanat akınına dönüşecek diye birşey yok.
Hüseyin - Ergiç - Bekir Ozan kafalarını kaldırmadan topu ayaklarından o göbek cehenneminden çıkarabiliyorlardı.
Hamle avantajı doğuyordu.

Bu da Beşiktaş'ın ilk yarı boyunca kendi yarı alanını geçememesine yol açtı.
O kanatların varlığı yol açtı buna, etkinliği değil.
Ve nihayetinde de gol o kanatlar sayesinde geldi. Sercan'ın savunma arkası koşuları o kanatlar tarafından desteklendi, o kanatlar sayesinde beslendi Sercan.

İkinci yarı evet Bekir sağ kanada yanaşmaya çalıştı. Turgay hep yaptığı gibi geriye geldi o göbek bermuda şeytan üçgenine girdi ve Bursa'nın boşta top alabilen oyuncu sayısı teke düştü.

Sonra Ömer girip maç çevrildi Ertuğrul da oldu Van Gaal :) Güzel iş.

esperanza dedi ki...

Bu sezon ligin basindan itibaren hemen her hafta ayni mevzuyu tartisiyoruz. Maclarin skorlari ne olursa olsun hep yanlis kadro secimi ve yanlis degisiklikler hakkinda sayfalarca yazamadan edemiyoruz, cunku o kadar istikrarsiz bi yapimiz var ki akli selim futboldan az cok anlayan bircok besiktas taraftari hayatlarinda hic yapmadiklari kadar elinde kagit kalem takimin kadrosunu, taktigini, oyun kurgusunu, hocanin hamlelerini cok dikkatli takip edip maclarin sonunda kendisine gore bir yerlere variyor.

Bu durum hakikaten canimizi sikti artik.Kadro secimleri, taktigi, hamleleri bu kadar cok elestirilen bir hoca taraftari da tam anlamiyla ''manyak'' etti diyebiliriz. Resmen futbolun guzelligini unutup argumanlara, sistemlere, hamlelere saplanip kaldik.Bunun sebebine ister yonetim ister md ister transferler diyelim, gercekten buyuk bir bunalimdayiz. Net olarak; ''Tamam kotu oynadik , isler istedigimiz gibi gitmedi kaybettik'' veya '' iyi oynadik , kazanmak icin ne gerekiyorsa yaptik kazandik'' diyebildigimiz bir tane macimiz olmadi.

Mustafa hoca belki kirizleri ve takim ici iliskileri iyi yonetiyor ama diger vasiflari da ozellikle bu sezon iyice sekteye ugradi. Ozellikle Tabata ya yapilan bu klubeye mahkum etme operasyonundan sonra kisisel olarak gozumden iyice dustu. Muhtemelen devre arasinda yine iyilik, guzellik mesajlari verilip belki 1-2 tane de transfer yapilir, 2. devreye ne olur bilinmez hatta sapmiyon da olabiliriz ama Mustafa hocayla 1 sezonu daha herhalde kalplerimiz kaldiramayacak.

Noat Samisa dedi ki...

extensor,

Tadeu'yu en az 6-7 maç izledim. Gidip Bursa'da canlı bile izledim. İrilikle alakalı değil, Hakan Şükür ile hiç alakalı değil bahsettiğim konu. Zan-Ferrari muhabbeti ise tam kel alaka. Ne orta saha konusu, ne kanatlar; galiba başka maç izlemişiz. Uzatmayacağım, ya da başka bir şey. Kimse Van Gaal olmadı ki Van Gaal'in meşhur hamlesinden çok daha maç dinamikleri açısından net hamledir bu maçtaki. Kör göze parmak...

esperanza,

Denizli bizi bu noktaya kendisi getirdi. Her maçı ayrı ayrı değerlendirip cinlikler düşünerek aynı zamanda da dengeleri gözeterek bugüne geldik. Bu maç için biraz durum farklıydı ama kendisini Çeşme'ye yollama konusunda hemfikirim.

geloraptor dedi ki...

Teknik-taktik konuda noat'a ekleyecek bir şeyim yok ama Denizli'nin Çeşme'ye gönderilmesi taraftarı değilim eğer Demirören seçimi kazanırsa. Düşünmek istemediğimiz bir ihtimal belki ama maalesef de olası. Ben Mustafa Denizli'nin sportif direktör olarak kalmasından yanayım. Fener'de Aykut'un etkisizliği gibi de olmaz. Hem mesaisi yüksek olmaz, ara ara Çeşme'ye gider kafa dinler, hem bize maçı izlerken sıkıntı çektirmez hem de yıllardır mütemadiyen düştüğümüz kaoslarda idare yeteneği ile takımı rahatlatır. Ama Denizli ile çalışacak kişi de yabancı bir antrenör olmalı. Denizli'nin adı altında böyle bir görevde ezilmeyecek yerli teknik adam Fatih Terim'dir yalnızca ama o'nun da olamayacağını düşününce başka birisi kalmıyor. Bir de belki Şenol Güneş de denilebilir ama o da Trabzon'da olduğundan seçenekler arası değil. Gönül Lucescu'yu tekrar o kulübede görmek ister ama ben dönmek isteyeceğini pek sanmıyorum. Ya da olmazsa Hitzfeld gelse ortalığın ... =))

D.A dedi ki...

Volkan Şen 25 dk'dan sonra dili dışarda geziyordu ve bıdıbıdı konuşmaktan başka hiç bir şey yapmadı bana göre. Helal olsun dedim çıktığını duyunca Ertuğrul'a..

M.A.F dedi ki...

önde olmak bize yaramazdı.ilk yarı itibariyle şuan için liderin en az 3 en fazla 5 puan gerisinde olacağız.bu tablo çok kötü değil bence.ayrıca kongreye girerken son 3 maçın da kazanılmış olması demirören adına çok iyi olurdu.o aöıdan da sevinebiliriz.
penaltı pozisyonu için kesin penaltı diyemesek de ben olsam ben de verirdim heralde.zapo'nun ayağının topla uzaktan yakından alakası yok.ozan'a verilen ilk sarı sanki biraz ağırdı ama madem onu verdin 2. sarıdan kesinlikle atılması gerekirdi.
ertuğrul ömer'i oyuna alırken yok artık dedim.adam stoperden pivot santrfor yapto adam.ama bal gibi de tuttu.denizli naptı güzel güzel izledi 2 golü de.
çeşme'de emeklilik hayatının tadını çıkarmak varken neden bu kdar insandan küfür yemeye devam eder ki insan.
ligin 2. yarısına başlarken denizli ve demirören'den kurtulmuş olmak dileğiyle

nebilim dedi ki...

Eline sağlık hocam, harika bir analiz olmuş .Şu Ferrari'yi izledikçe keşke kazık yiyip de biz alsaydık diyorum. Adamda hamle, kademe bilgisi, fizik güç, oyun zekası vs. ne ararsan var ve en önemisi yürekli oynuyor. Bizdeki Gökhan ise müthiş zekasıyla ancak orta sahadaki bir topa anlamsızca kayıp yerini boşalttıktan sonra tandemi sabriye bırakıp alex'ten gol yedirtir.
Maçın adamı senin de dediğin gibi Ozan'dı. Bizi yendikleri maçta da bizim orta sahaya atılana kadar harika baskı yapmıştı.

matiasemilio dedi ki...

ben de bellamy gibi ekrem'in ilk goldeki pasifliğinde kaldım..
bir de sormak,danışmak istediğim bir konu var:
**amatör liglerde dmf oynayan bir adamım ben.yıllardır bize duran toplarda,kornerlerde boyun uzunsa 18in içinde olmak pek uzun değilse yayın gerisinde beklemek,dönen topları kullanmak öğretildi..
*bu durumda rakip takım ileriye kaç oyuncu yollarsa -genelde bu bir olur- sen onun bir fazlası oyuncu ile o adamı marke edersin ve bu oyuncular ya dış bekler olur ya da hızlı kanat oyuncuları..
**bu sezona kadar Beşiktaş'ta da genelde İbrahim Ü. oynadığında serdar gibi oyuncular bu toplarda kendi yarısahamızı kollarken neden bu sezon ernst gibi ayağı düzgün fakat diğerlerine-ekrem,üzülmez- nispeten daha yavaş bir oyuncu yarı sahamızda bekletilir

esperanza dedi ki...

@noat samisa

durum artik oyle bir hal aldi ki , sampiyon bile olsak bizi sampiyon yapan mactan sonra sevinmek yerine ''bak tamam ama o adam bu macta oynamazdi, ayrica x ile y nin yerini degistirdi anlamsiz bir risk aldi, madem rakibin surdan saldiriyor sen neden z yi kulubede tutuyosun''

diye sikayet edecez

extensor dedi ki...

Noat Samisa: Söylemek istediğimi anlamamışsın. Diyorum ki Hakan Şükür'de gezen bir forvettir, markajı zordur. Sürekli sağa sola hareket eder... Ama oyun sıkıştığında, oyun doldur boşaltlara döndüğünde pivot santrafor görevi de yapabilir.
Tadeu Hakan'dan da statik bir oyuncudur, daha hareketsiz daha ağırdır. Pivot olarak kullanıldığı maçlarını izledim.
O maçta da oyuna pivot olarak dahil oldu. İzleyen görürdü.

İzlemeyen başka bir şey vardır da sen anlamamışsındıra getirir olayı.

Sanki Ertuğrul Sağlam çok modern bir hoca da asla doldur boşalta dönmez. Bu maçlık yaptığı Van Gaal'liktir dersin. Ben de derim ki hayır, her avantajını yitirdiği maçta aynı şeyi yapıyor zaten.

Yaptığı bazen tutuyor, bazen tutmuyor. Bazen savunmada iki kısa Toraman, Sivok oluyor tutuyor. Tutunca Van Gaal oluyor.
Tutmayınca ne olur?
Skor böyle olmasa ne dersiniz ben onu merak ediyorum.

alper dedi ki...

noat bu takım şampiyon olurmu.ilk yarı sonunda öngörün nedir?geçen yılı bu yılda yaşarmıyız?
ve yukarıda yazıldığı gibi en kötü 5 puan geride olmak bu sezon başlangıcından sonra kötü değil.ikinci yarı daha iyi oluruz diye düşünüyorum.

o penaltı değil diyen adamın alnını karışlarım ben.arda ve serdar kurtuluş mücadelesinin dünkü pozisyondan ne farkı vardı.ona penaltı değildir diyenlere sorun yüzde yüz gs li çıkacaklardır.bir tane fenerli penaltı değildi demez o pozisyona.

Noat Samisa dedi ki...

extensor,

Sen şans diyorsun, ben akıl; bitti. Ben modernliğin kıtası doldur-boşalt değildir, Ferguson da skorda gerideyse orta saha çıkarıp forvet sokar derim, sen hayır dersin.

esperanza,

Benim bu maça dair kadro eleştirim yok. Hocanın maç sonu demecine binaen ihtimalleri belirttim. Rijkaard ya da Daum için bahsettiğin tip şeyler söylenemez, ama Denizli her maçı apayrı kurgulamayı tercih eden biri. Taraftarın bunalım durumda da büyük payı vardır. Hoca bir şey düşünüyor, Yusuf tercihi mesela bu maçtaki, oluyor veya olmuyor. Aynı düşünceyi bir daha 10 hafta göremeyebiliyoruz, hoca tamamen alakasız bir şey düşünüp 10 haftadır oynatmadığı adamı oynatıyor. CSKA'ya karşı iki beke adam markajı veriyor falan, kafasında bir şey kurguluyor elbet. Bu bir sonuç, zaten bumalımda olan taraftarı futbol bunalıma sokan hocanın tutumudur. Şampiyon olunca epey sevindik, nitekim 6-7 maç boyu hep aynısını oynadık sezon sonunda. :)

alper,

Toplamda geçen yıldan daha iyi durumda olduğumuzu düşünüyorum. Kongre çok önemli.

alihoca dedi ki...

''Skor Yazarlığı'' ithamı ağır olmuş gerçekten.

Oysa;

Noat Samisa'nın yazılarından herhangi birinin çıktısı alınsa.

Ve bir de beğenilen blog yazanlarından birisinin en beğenilen yazısınından bir çıktı alınsa.

Sonra ciddi bir karşılaştırma yapılsa mesela.

Yazım ve dil bilgisi kuralları, kültürel alt yapı, ifadelerde incelik, saygı dili vs bir yana;

Aradaki ''Derinlik' farkının fark edebileceğini umuyorum.

Cezasahasi dedi ki...

extensor, senin Ertuğrul Sağlam nefretinin bu yazdıklarında payı var mıdır? Bence vardır ;)

Adem

matiasemilio dedi ki...

abi sorum hakkında düşüncelerin nelerdir ?

Noat Samisa dedi ki...

matiasemilio,

Kusura bakma, atlamışım. Geride bekleyecek olanların kim olacağına genelde hoca karar verir. Sıklıkla da bu görevi alanlar kısa boylu ve adım çabukluğu olan kanat adamları olur. Ekrem, Üzülmez, Serdar, İsmail vs. böyle pek çok adamımız var iken neden Ernst veya cuma günü Sercan'ın pozisyonunda olduğu gibi neden Tello, hiçbir fikrim yok.

Pamukk dedi ki...

@alper;
penaltıya penaltı değil diyen fbli olmaz mı, bknz Rıdvan. sinirden ağlayacaktı nerdeyse. :)

CaRtMaNtR dedi ki...

Bu maç haricinde Zapo'yu ileriye yollama hamlesini yine 3-2'yi son dakikalarda Zapo ile bulduğu Denizlispor maçında da yapmıştı yanılmıyorsam.

O bir tercihtir daha önce tutmuş bir denemeyi tekrar yapmıştır ve oda maçı kazandırmıştır ama Ömer'i ileri yollamak bence çok mantıklı veya çok zekice bir hamlemi emin olamıyorum. Bu takımda Tadeu ve Shin gibi adamlar vardı bunlardan özellikle Shin'den verim alınmış olsa son dakkada pivot olarak oynamasada Sercan'ın yerine o girebilirdi.

Devredeki Volkan hamlesi içinse taktikten ziyade disiplin nedeniyle yapılmış bir değişklik denmişti LigTv'de. Bu açıdan bakarsak o ilk yarıdaki berbat zeminde bir kez sıfıra indiğinde gol atabilmiş bir adamı çıkarmak mantıksız. En azından 2. devre daha kurumuş sahada Volkan ile başla 15-20 dakika duruma bak eğer hala hakemle konuşuyor ve top süremiyorsa hamleni yap ama bu hamlede değişecek adamda Turgay olmamalı yada olacaksa Volkan'ın bölgesine Sercan geçmeli uçtaki adam Turgay olmalı.

Gollere gelirsek ilk golde Tello ile hakemin diyalogu sırasında hakemin düdüğümü bekle işareti yaparken Tello'nun topu kullanması ve sonunda hakemin bu golü vermesi pek hoş ve etik olmadı. Kural olarak bir hata olmasada sahada disiplini sağlaması gereken adamın şamaroğlanı pozisyonunda olmayı kabullenmesi anlaşılır bir durum değil.

Penaltıda ise hakemin bakış açısı yanıltıyor olabilir buna bir şey diyemem ama o kanattaki yardımcı hakemin İbrahim'in kendini attığını açı olarak süzebilecek bir yerde olması gerekir diye düşünüyorum.

Uzun lafın kısasına gelirsek bir futbolsever olarak sahadaki mücadeleyi ve son dakkalara kadar süren çekişmeyi izlemek bana keyif verdi. Bu tür çekişmeli maçların sayısı arttıkça ancak kaliteli bir lige sahip olabiliriz.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana