Kaleci
Samsunspor'un 1989 Ocak ayında yaşadığı elim kazanın mağdurlarından olan eski Beşiktaş ve milli takım kalecisi Fatih Uraz'ın ''Kaleciyi Vurun'' isimli bir güzel kitabı vardır. 8-0'lık Liverpool hezimeti sonrası gazetelerde çıkan en içten yazı onunkisiydi. Toshack'ın Beşiktaş'ta yaşadığı günlerde kaleci antrenörlüğü görevini üstlenmiş olması sayesinde o günler ile ilgili anıları aktarabilecek nadir insanlardan biridir, çok güzel bir Letchkov hikayesinden bahseder. Hakan Arıkan için ''İnsanın morali ve şansı onu terk etmeye görsün...'' demişti.
Kendisinin aynı sayıdaki golü Wembley'de İngiltere milli takımından yemiş olmasının tecrübesiyle(!) söylüyordu bu cümleyi. Forvet moralsiz olsun, şanssız olsun; en fazla gol kaçıracaktır. Haydi ''günümüz futbolu''nda birlikte hareket etmenin zorunluluğuna dikkat çekelim, rakip kendi sahasından daha kolay top çıkaracaktır falan. Dün itibariyle Hamdi Serpil Tüzün'ün meşhur lafını yine bir Feyyaz Uçar röportajında gördüm: ''Futbolcular üçe ayrılır: Kaleciler, golcüler ve diğerleri...'' Ayrım bu kadar nettir.
Bir kısa tarih turu yapalım: Bu yazının başında bahsedilen Fatih Uraz, ulusal takımımızın 1. kalecisi iken Samsunspor kafilesi ile bir kaza yaşamış ve bu kazanın 4 ay sonrasında oynanan Türkiye-Doğu Almanya karşılaşmasında kaleyi Engin İpekoğlu devralmıştır. Bu maçta gösterdiği üstün performans ile ''Magdeburg Panteri'' lakabını alan Engin, takip eden yaz aylarında Fatih Uraz ile birlikte Beşiktaş'a transfer olmuştur. Ardından Fenerbahçe'ye transfer olan Engin, tıpkı kendi kariyer hikayesi gibi sakatlandığı bir maçın ardından Fenerbahçe kalesini, zamanında geçirdiği trafik kazası nedeniyle Beşiktaş'ın kapısından dönen Rüştü Reçber'e kaptırmıştır. Bu hikaye 2002 Dünya Kupası'na, oradan Barcelona'ya kadar ulaşır. Yine bu yazının başında adı geçen Toshack'ın bugünün marka kalecisi Iker Casillas'ı ne şartlarda Real Madrid kalesine koyduğu gerçeği, bir başka hikayedir. Geçen yüzyılın sonundaki Toshack döneminde Casillas'ın ilk olarak milli kaleciler Bodo Illgner ve Albano Bizzarri'nin önüne geçip Real Madrid formasını giydiği maç olan Athletic Bilbao karşılaşması, Casillas'ın fahiş hatası ile yenen golle 2-2 biter. Hafta içi Olympiakos deplasmanına gidilir, genç kaleci yine hatalı bir gol yer ve maç 3-3 sonuçlanır. Henüz Casillas'ın Real Madrid kalesindeki geçmişi 7 güne ulaşmamışken bir haftada 3. maçına çıkar ve topu içeri tokatlayarak maçın 1-1 sonuçlanmasına neden olur. Eleştiriler Toshack'ı bezdirmiştir, bir sonraki maç olan Rayo Vallecano deplasmanında kalede Albano Bizzarri vardır. İsimleri unutursanız eğer, şu kısma kadar anlatılan hikaye ''şimdilerde vasat bir alt lig takımının kalesini koruyan büyük bütçeli takım altyapısı mahsülü vasat kaleci'' hikayesidir. Evet, Casillas kayıtsız kalınamaz bir yetenek sahibiydi. Golcü olsa bir gol atar hayatı değişir; ama Serpil Hoca yıllar evvel esas gerçeği söylemiş. Real Madrid, sözü geçen Rayo Vallecano maçını 3-2 kazandı ama yenilen 2 golde de Bizzarri'nin hataları vardı. Toshack yeniden formayı Casillas'a verdi. Illgner'in sakatlığı, Bizzarri'nin kaleyi devraldığında yediği 2 hatalı gol ve bir gün Toshack elleri arkasında saha kenarında gezinirken Casillas'ın aynı pozisyonda yaptığı 2 kombine kurtarış, bugün ortaya yetkinliği tartışılmaz bir marka kaleci çıkartmıştır. Toshack fazla duramadı Madrid'de, Beşiktaş'ta da fazla duramadı ya; hala iki kulüp de onun bıraktığı mirastan sonuna kadar yararlanma derdinde.
Puanlar kaybedildi, şu oldu veya bu oldu; sonucunda 2000 yılında gelen CL Kupası'nda kazanan kadronun kalecisi, final gününe 1 yıllık A takım tecrübesi ile gelen 19 yaşındaki Iker Casillas'tı. Son Avrupa Şampiyonu takımın kalesinde o vardı. Real Madrid, Beşiktaş veya Blackpool farketmez. Elinizdeki yeteneğe fırsat vermeyecekseniz, boşu boşuna altyapıya para harcamayın. İsraftır. ''Rüştü'yü, Hakan'ı yollayın; bundan sonra kaleci Korcan olsun'' demek değil bu, fırsatı kullandırma-şans verme düşüncesidir. Bugün Hoffenheim'ın Türk asıllı kalecisi Ramazan Özcan kiralanmaya çalışılıyor. İyidir-kötüdür, mesele bu değil. Yaklaşık 4 yıldır Korcan Çelikay bu kulübün bünyesinde futbol oynuyor; pardon, idman yapıyor. Bugün Rüştü ve Hakan sakat iken bu genç adama belki de hayatındaki tek şans gelmiş, ortada bir gerçek var ki kaleciler için Casillas da dahil olmak üzere hikaye hep aynıdır.
Ağzıyla top tutsa da ''futbolcunun aptalı'' olarak hayata başlamıştır. Bir şans, bilemedin ikincisi gelir önüne; fazlası olmaz. Bugün Korcan'ın 1 şansı var(dı), zaten ona inanmıyor olanlar sıradan bir kupa maçındaki hataları nedeniyle yolunu kapattılar. Ben Korcan'ı herkes kadar tanıyorum, ileride Beşiktaş'ın Casillas'ı olur demiyorum, zaten önemli olan bu değil. Korcan 4 seneyi Beşiktaş altyapısında geçirdiğine göre Beşiktaş için ''yetkin'' sayılmış demektir. Yani ülkedeki binlerce kaleci içerisinden zirve takımlardan birinin 3. kalecisi olmaya muktedir görülmüş demektir. Eğer yetkin değilse, neden 4 yıldır Beşiktaş bünyesinde? Aslında durum bu kadar net. Siz eğer 4 yıl evvel yaptığınız seçimi ve 4 yıl boyunca verdiğiniz emeği yalanlıyor iseniz, altyapı tesislerine boşuna para harcamayın. Öküz alırız o paraya, olmadı kendi altyapımızdan yetiştirdiğimiz oyuncuyu geri almak adına eşek yükü para harcarız. Arada birileri çıkıyor altyapıdan, lakin görüldüğü üzere onların üstüne para ödenerek geri getirilmesi de bütçeye zararlı. Mevcut koşullarıyla altyapı, Beşiktaş'ın mevcut yönetim zihniyeti için zararlıdır. Acilen faaliyetleri durdurulmalı ve lağvedilmelidir. Hem orada futbol oynayan çocuklara, hem kulübe, hem de bizlere yazık...
Edwin van der Sar'ın eşi beyin kanaması geçirmiş, kulüp kalecisine sınırsız izin verdi. Geride ikinci-üçüncü kaleci rütbeleri belli olmayan Tomasz Kuszczak ve Ben Foster var. Sir Alex, bu iki ismi mütemadiyen maçlarda denediğinden ne oldukları hakkında mutlak fikir sahibidir. Gerekli görürse 1. kaleci rütbesine bir transfer yapabilir. Sezon içerisinde Arsenal'de Almunia ve Fabianski sakatlandı, kulübün üzerine yatırım yaptığı 21 yaşındaki İtalyan kaleci Vito Mannone oynadı. Maç kaybettirdi, puan kaybettirdi; iki kaleciden biri iyileşmesine rağmen kalede kalmaya devam etti. Sayısız örnek vardır, ama idmandaki performansıyla standart bir maç öncesi as kaleciden forma alan genç kaleci yoktur. Korcan Çelikay'ın şansı önündeki iki kalecinin aynı anda sakat olmasıydı. Belki oynaması muhtemel tüm maçlarda hatalı goller yiyecekti, belki takıma maç kazandıracaktı. Bilemezsiniz. Hele kaleci için asla tahmin yapamazsınız. Madem ona kariyer şansı vermeyeceksiniz, boşuna kulübede çürümesin. Hazır kullanın, hazıra para ödeyin, fast-food zihniyeti ile gelecek planlarınızı belirleyin; kendi ürettiğinize sahip olmak için bile para ödeyin. Mustafa Denizli'yi de pas geçmeyelim, birilerinin acilen bu kulüpte yaşanan her şeyi gözden geçirmesi gerekiyor.
Ramazan Özcan gelirse hoş gelir, umarım kendisine verilen bu fırsatta şans yanında olur.
Noat Samisa
29.12.09
Kendisinin aynı sayıdaki golü Wembley'de İngiltere milli takımından yemiş olmasının tecrübesiyle(!) söylüyordu bu cümleyi. Forvet moralsiz olsun, şanssız olsun; en fazla gol kaçıracaktır. Haydi ''günümüz futbolu''nda birlikte hareket etmenin zorunluluğuna dikkat çekelim, rakip kendi sahasından daha kolay top çıkaracaktır falan. Dün itibariyle Hamdi Serpil Tüzün'ün meşhur lafını yine bir Feyyaz Uçar röportajında gördüm: ''Futbolcular üçe ayrılır: Kaleciler, golcüler ve diğerleri...'' Ayrım bu kadar nettir.Bir kısa tarih turu yapalım: Bu yazının başında bahsedilen Fatih Uraz, ulusal takımımızın 1. kalecisi iken Samsunspor kafilesi ile bir kaza yaşamış ve bu kazanın 4 ay sonrasında oynanan Türkiye-Doğu Almanya karşılaşmasında kaleyi Engin İpekoğlu devralmıştır. Bu maçta gösterdiği üstün performans ile ''Magdeburg Panteri'' lakabını alan Engin, takip eden yaz aylarında Fatih Uraz ile birlikte Beşiktaş'a transfer olmuştur. Ardından Fenerbahçe'ye transfer olan Engin, tıpkı kendi kariyer hikayesi gibi sakatlandığı bir maçın ardından Fenerbahçe kalesini, zamanında geçirdiği trafik kazası nedeniyle Beşiktaş'ın kapısından dönen Rüştü Reçber'e kaptırmıştır. Bu hikaye 2002 Dünya Kupası'na, oradan Barcelona'ya kadar ulaşır. Yine bu yazının başında adı geçen Toshack'ın bugünün marka kalecisi Iker Casillas'ı ne şartlarda Real Madrid kalesine koyduğu gerçeği, bir başka hikayedir. Geçen yüzyılın sonundaki Toshack döneminde Casillas'ın ilk olarak milli kaleciler Bodo Illgner ve Albano Bizzarri'nin önüne geçip Real Madrid formasını giydiği maç olan Athletic Bilbao karşılaşması, Casillas'ın fahiş hatası ile yenen golle 2-2 biter. Hafta içi Olympiakos deplasmanına gidilir, genç kaleci yine hatalı bir gol yer ve maç 3-3 sonuçlanır. Henüz Casillas'ın Real Madrid kalesindeki geçmişi 7 güne ulaşmamışken bir haftada 3. maçına çıkar ve topu içeri tokatlayarak maçın 1-1 sonuçlanmasına neden olur. Eleştiriler Toshack'ı bezdirmiştir, bir sonraki maç olan Rayo Vallecano deplasmanında kalede Albano Bizzarri vardır. İsimleri unutursanız eğer, şu kısma kadar anlatılan hikaye ''şimdilerde vasat bir alt lig takımının kalesini koruyan büyük bütçeli takım altyapısı mahsülü vasat kaleci'' hikayesidir. Evet, Casillas kayıtsız kalınamaz bir yetenek sahibiydi. Golcü olsa bir gol atar hayatı değişir; ama Serpil Hoca yıllar evvel esas gerçeği söylemiş. Real Madrid, sözü geçen Rayo Vallecano maçını 3-2 kazandı ama yenilen 2 golde de Bizzarri'nin hataları vardı. Toshack yeniden formayı Casillas'a verdi. Illgner'in sakatlığı, Bizzarri'nin kaleyi devraldığında yediği 2 hatalı gol ve bir gün Toshack elleri arkasında saha kenarında gezinirken Casillas'ın aynı pozisyonda yaptığı 2 kombine kurtarış, bugün ortaya yetkinliği tartışılmaz bir marka kaleci çıkartmıştır. Toshack fazla duramadı Madrid'de, Beşiktaş'ta da fazla duramadı ya; hala iki kulüp de onun bıraktığı mirastan sonuna kadar yararlanma derdinde.
Puanlar kaybedildi, şu oldu veya bu oldu; sonucunda 2000 yılında gelen CL Kupası'nda kazanan kadronun kalecisi, final gününe 1 yıllık A takım tecrübesi ile gelen 19 yaşındaki Iker Casillas'tı. Son Avrupa Şampiyonu takımın kalesinde o vardı. Real Madrid, Beşiktaş veya Blackpool farketmez. Elinizdeki yeteneğe fırsat vermeyecekseniz, boşu boşuna altyapıya para harcamayın. İsraftır. ''Rüştü'yü, Hakan'ı yollayın; bundan sonra kaleci Korcan olsun'' demek değil bu, fırsatı kullandırma-şans verme düşüncesidir. Bugün Hoffenheim'ın Türk asıllı kalecisi Ramazan Özcan kiralanmaya çalışılıyor. İyidir-kötüdür, mesele bu değil. Yaklaşık 4 yıldır Korcan Çelikay bu kulübün bünyesinde futbol oynuyor; pardon, idman yapıyor. Bugün Rüştü ve Hakan sakat iken bu genç adama belki de hayatındaki tek şans gelmiş, ortada bir gerçek var ki kaleciler için Casillas da dahil olmak üzere hikaye hep aynıdır.
Ağzıyla top tutsa da ''futbolcunun aptalı'' olarak hayata başlamıştır. Bir şans, bilemedin ikincisi gelir önüne; fazlası olmaz. Bugün Korcan'ın 1 şansı var(dı), zaten ona inanmıyor olanlar sıradan bir kupa maçındaki hataları nedeniyle yolunu kapattılar. Ben Korcan'ı herkes kadar tanıyorum, ileride Beşiktaş'ın Casillas'ı olur demiyorum, zaten önemli olan bu değil. Korcan 4 seneyi Beşiktaş altyapısında geçirdiğine göre Beşiktaş için ''yetkin'' sayılmış demektir. Yani ülkedeki binlerce kaleci içerisinden zirve takımlardan birinin 3. kalecisi olmaya muktedir görülmüş demektir. Eğer yetkin değilse, neden 4 yıldır Beşiktaş bünyesinde? Aslında durum bu kadar net. Siz eğer 4 yıl evvel yaptığınız seçimi ve 4 yıl boyunca verdiğiniz emeği yalanlıyor iseniz, altyapı tesislerine boşuna para harcamayın. Öküz alırız o paraya, olmadı kendi altyapımızdan yetiştirdiğimiz oyuncuyu geri almak adına eşek yükü para harcarız. Arada birileri çıkıyor altyapıdan, lakin görüldüğü üzere onların üstüne para ödenerek geri getirilmesi de bütçeye zararlı. Mevcut koşullarıyla altyapı, Beşiktaş'ın mevcut yönetim zihniyeti için zararlıdır. Acilen faaliyetleri durdurulmalı ve lağvedilmelidir. Hem orada futbol oynayan çocuklara, hem kulübe, hem de bizlere yazık...Edwin van der Sar'ın eşi beyin kanaması geçirmiş, kulüp kalecisine sınırsız izin verdi. Geride ikinci-üçüncü kaleci rütbeleri belli olmayan Tomasz Kuszczak ve Ben Foster var. Sir Alex, bu iki ismi mütemadiyen maçlarda denediğinden ne oldukları hakkında mutlak fikir sahibidir. Gerekli görürse 1. kaleci rütbesine bir transfer yapabilir. Sezon içerisinde Arsenal'de Almunia ve Fabianski sakatlandı, kulübün üzerine yatırım yaptığı 21 yaşındaki İtalyan kaleci Vito Mannone oynadı. Maç kaybettirdi, puan kaybettirdi; iki kaleciden biri iyileşmesine rağmen kalede kalmaya devam etti. Sayısız örnek vardır, ama idmandaki performansıyla standart bir maç öncesi as kaleciden forma alan genç kaleci yoktur. Korcan Çelikay'ın şansı önündeki iki kalecinin aynı anda sakat olmasıydı. Belki oynaması muhtemel tüm maçlarda hatalı goller yiyecekti, belki takıma maç kazandıracaktı. Bilemezsiniz. Hele kaleci için asla tahmin yapamazsınız. Madem ona kariyer şansı vermeyeceksiniz, boşuna kulübede çürümesin. Hazır kullanın, hazıra para ödeyin, fast-food zihniyeti ile gelecek planlarınızı belirleyin; kendi ürettiğinize sahip olmak için bile para ödeyin. Mustafa Denizli'yi de pas geçmeyelim, birilerinin acilen bu kulüpte yaşanan her şeyi gözden geçirmesi gerekiyor.
Ramazan Özcan gelirse hoş gelir, umarım kendisine verilen bu fırsatta şans yanında olur.
Noat Samisa
29.12.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Aralık
(27)
- Fernando Torres #16
- Kaleci
- Modric, Defoe ve Jose
- Christopher Smalling
- İhtiyaç Halinde Fabregas
- Boxing Day 2009
- Son Sözü Hoca Söyledi
- Roberto Mancini Şampiyon Yap Bizi
- Beşiktaş 2-3 Bursaspor
- CL 2010 Top 16
- Kranjcar ve Borini
- Söylesene Bize Hocam
- McLeish'in Generalleri
- Doğum Günü Pozları
- Seamus Coleman
- Manisaspor 1-1 Beşiktaş
- Tuncay'dan Sezon Açılışı
- Premier League 09/10 #16
- Dean Ashton'a Veda
- Beşiktaş 1-2 CSKA Moskova
- Peruzzi ve Negro
- Kasımpaşa 2-2 Sivasspor
- Premier League 09/10 #15
- Beşiktaş 0-0 Diyarbakırspor
- Kewell Görünümlü Bowyer
- Downing Muradına Erdi
- Pulis'zede Mağdur
-
▼
Aralık
(27)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1046)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
7 Fikir, Tenkit, Yorum:
kulübe fakslamak lazım bu yazıyı.
off offf
bu kulübe yazık
biz taraftarlarınıza yazık
korcan gibilere yazık
birileri almış bu kulübü parmağında oynatıyo istediğini yapıyo oyuncak ya
yazık çok yazık
sinir bozucu üzüntü verici her geçen dün daha da
31 ocak gelsin.
alkışlar -yine- sizin için.
Geldi Noat. Bir ay ömrü var bence
Altyapi tespiti %100 dogru. Bu kadar yatirim yapiliyor, Batuhan gibi bir meyve aliniyor. Ancak Nobre'nin sozlesmesi fahis fiyata uzatiliyor. Birinden biri yanlis, hangisinin yanlis oldugunu bizim yonetim haric herkes biliyor.
18 yasindaki Serdar Ozkan'la simdiki arasinda fark yoksa kulubun isleyisini degistirmesi gerektigi ortadadir (isliklayan taraftardan oyuncu gelisimine katki saglamayan kondusyonere kadar).
imza
olmazsa mühür
oda olmazsa parmak basayım
bu yazının altına
hatta bu yazıyla imza toplayalım inanın galatasaraylısı fenerlisi trabzonlusu bursalısı sivaslısı ... hepsi imzalayacaktır.
Oncelikle muhtesem ve insanin icindeki isyani dillendiren bir yazi olmus. Burada ben bir ama cikmak istiyorum. Eger Hakan ve Rustu sakat ve 3-4 ay yoklar ise bu takimin sonucta bir 4. kaleciye ihtiyaci var ve Ramazan 3 veya 4 olacak gibi dusunebiliriz. Yok eger as kalecilerden birisi ligin ilk 1-2 haftasi takimdaki yerini almayacak ve bunun icin bir yigin para verilip bu kaleci kiralanmis ise bir bidon benzinle Fulya'yi yakalim ki kafamizdaki bu gencler dusuncesini toptan silelim. Nede olsa paramiz cok ve ihtiyac durumunda parasini verip o bolgeyi doldururuz.
Yorum Gönder