Manisaspor 1-1 Beşiktaş
Sezon içerisinde takımın esas düzenine büyüklü-küçüklü pek çok müdahale yapılmıştır. Bunların ne gibi sonuçları olduğu geçmişte yazılmıştır, genellikle tabelada da görülmüştür. Bu gece de bir müdahale yapıldı; maç başı yine epey ilerisine ilişkin bir öngörülü hamle olarak değerlendirmiştim: Beşiktaş için küçük ama Nihat için büyük bir adım... olarak tasvir edilebilirdi. Maç öncesi Nihat'ı sağ kenara atıp Tello'yu sola koymuştum; ama Denizli tahtaya bunu yazmamıştı. Geçen haftaki gibi yine Ernst'in öncelikli pozisyonu Fink'ten gerideydi. Sağda Tello, solda Ekrem; Bobo'nun etrafında Nihat olarak görev dağılımı yapılmıştı. Geçen hafta da Nihat zaman zaman içeriye yaklaşıyordu ama çıplak gözle izlediğimden net olarak bu akşamki rolüyle eşdeğer olmadığını söyleyebiliyorum. Böyle bir farklılık deneniyordu, nam-ı diğer 10.5 numarayı farklı bir surette görüyorduk. Klasik orta saha gibi denebilir; fakat ben esas düzen içerisinde Nihat'ı daha etkin kılmak adına yapılmış bir rötuş olarak değerlendirmeyi daha uygun buluyorum.
İlk yarı oynanan oyun hücumdaki çeşitlilik yönüyle geçmiş 14 lig maçının en az yarısından daha ileriydi. Gerek set oyunlarıyla, gerek hızlı hücumlarla, gerekse duran toplarla üretilen gol pozisyonlarının geneline bakıldığında geçmişe göre çeşitlilik, farklılık görmek mümkündü. Bunda Nihat'ın rolünün etkisi var mıdır? Golde var. Kalanı için tek-tek pozisyon incelemesi yapılırsa ortaya bir resim çıkabilir belki, bakmak gerek. Set oyununda top belli bir alana sıkışmaya devam etti, yalnızca Tello'nun sürekli içe kaçarak Toraman'a açtığı koridor ile oyun genişleyebildi. Zaten şu haldeki Tello, bu takımın sağ kenarından başka bir yerde oynayamaz. Goldeki pası da bunu doğrulayan bir başka veri. Eğer sol önde kullanılacaksa bekine işkence eden birine dönüşüyor, 3 senedir bu durum değişmedi. Oyun sık sık sağa genişletilse de sağ kenardan korner kazanımından fazlası çıkmadı. İki Toraman pozisyonu, biri direkten dönen olmak üzere ilk 20 dakika geçildi. Bu bölümde Manisa'nın stabil yerleşim halindeki Beşiktaş savunmasına iki cılız pozisyonu vardı. En net olanında Fink, Mehmet Güven'in şutunu bozarak bu tehlikenin de büyümesini engelledi. 24. dakikada Nihat'ın koşusuyla birlikte gelişen pozisyonda ceza sahasında 5 siyah formalı vardı. Böylesi ''organize bir kalabalığın'' yer aldığı başka bir pozisyon olmadı. Bobo nefis kontrol etti, topu yere düşürmeden yaptığı birinci sınıf gol vuruşuyla topu da kaleciyi de öldürdü. Yenilen golün öncesinde Isaac'in vuruşu Ferrari kontrolünde gerçekleşen basit bir pozisyondu, ama aynı Ferrari bu kez Kalabane'yi kovalamakta yeterince ısrarcı olmayınca net bir kafa vuruşuyla beraberlik golü geldi. Ben duran top gollerini ayrı bir kategoride değerlendiriyorum, bilen bilir. Dolayısıyla Beşiktaş'ın ligde Kayserispor maçından bu yana süren bir başka serisi var, ben o serinin de takipçisiyim. Eğer haftaya Bursaspor karşısında da başarılı olunursa takım 3 ayı devirecek. Devamında yarı saha ortasında 5'e 2 idmanı tadında seri üçgenler kurularak hazırlık aşaması gerçekleştirilen enfes bir atak var. Ekrem'in asistinde Nihat iyi de vurdu, ama kaleci İlker'in serçe parmağı gole engel oldu. Benzeri bir atak daha oldu, bu kez Nihat kötü vurdu. Yine efektiflik yüzdesi yerlerde, yine kaçan pek çok iyi hazırlanmış gollük pozisyon var. Hesapta olmayan bir gol var, devre böyle bitti.
60. dakikada Uğur'u oyuna almak gerekiyordu. Fink bu dakikalarda havlu attı, Ernst de özellikle son bölümde fazladan sorumluluk alarak taşıdığı toplarda kaybettiği ikili mücadeleler ile durumunu apaçaık belli etti. Son iki maçtır Fink ile rolleri değişmelerinin nedeni buymuş. Denizli ise iki eliyle ''yüksek'' işareti yaptıktan sonra reboundları almak adına Uğur'u oyuna soktu. Beşiktaş maçından önce Wenger'in Liverpool'a karşı Walcott-Diaby hamlesi bence maçı kazandırmıştır. Diaby gol pası mı verdi, gol mü attı? Hayır, ama son bölümde Kuyt'a karşı omzunu koyarak top alması yeterli bir özettir. Ernst ve Fink'in durumları iyi değilken ve rakibin orta sahada nicel üstünlüğü var iken sahada üç ''golcü'' sıfatlı oyuncuyu birbirine yakın şekilde rakip kale ağzına göndermek herhangi bir farklılık yaratmadı. Geçen haftaki Diyarbakırspor maçındaki sıkıntı aynen bu akşam da görülmüştür, kenarlar yine hiç çalışmadı. İsmail'i oyuna sokmak adına çaba sarfedilmiyorsa, -hem arkadaşları hem de hocası tarafından- bari maç içinde üçlü savunmaya geçilsin. Denizli maç içinde böyle değişimleri sever, ben şu Beşiktaş'ta pek olumlu bulmam ama geçen hafta bir bölüm ve bugün son 15 dakikadaki şuursuz görüntüye göre kenarların çok daha üretken olup Nobre-Bobo-Nihat kalabalığı için daha uygun ortamın oluşturulacağına inanırım. Tello'yu çıkardıktan sonra Ekrem sağa geçebilirdi, fakat bunun da önünü Mesut Bakkal tıkadı. Arızanın tespiti sonrası pek çok fikir akla gelebilir. Yusuf'un bir sakatlığı olduğundan haberdar değilim, bu maç için takıma yardımcı olabilirdi. Serdar Özkan seçeneği de bir kenarda durmaktadır.
Manisaspor oyun ilerledikçe orta sahayı ele geçirdi, oyun üstünlüğünü ele aldığı bölümler de oldu. İkinciyi bulmak adına çok iştahlı olmasalar da bugün Beşiktaş'tan daha fazla mücadele ettikleri kesin. Beraberlik golünü çabuk bulunca direnç kazandılar. Isaac ile pek oluru yoktu zaten, Simpson da görev gereği kaleden uzak kalınca Beşiktaş'ın uyukladığı ikinci devrede dahi üretken olamadılar. Oyunda kaldığı kısa sürede Yiğit Gökoğlan'a ilişkin düşüncelerimdeki heyecan katsayısı arttı, önümüzdeki hafta canlı izledikten sonra hem takıma hem de Yiğit'e ilişkin görüşler belirginleşebilir.
Geçen hafta takım ilk golü bulamadı, bu hafta da ikinciyi atamadı. Takımın maksimumu 100 ise epeydir 70-90 aralığında gidip geliyor bu takım. Old Trafford'da kazanırken 90, Trabzonspor deplasmanında 70 denilebilir. Diyarbakırspor maçının ikinci yarısı ve bu akşam yine ikinci yarıda 70 sınırının altı görülmüştür. Bunda da en büyük pay, geçmiş süreçte sürekli belli bir çizgide oynayan orta sahanın form düşüklüğüne verilir. Takımın ekstra reaksiyon ve hamle şansı yok, esas düzen üretir-savunur-kazanır-şampiyon olur. Bir şekilde gol bulur, bulmalıdır. Yine ''netçede bunlar doğaldır'' denilebiliecek bir puan kaybı, fazladan suçlusu ve yeni bir kazanımı yok. Devre arası takımın fiziki durumu gözden geçirilecek ve pek çok önemli oyuncu bedenen yenilenecektir. Delgado'ya yer açma hikayesi ve tüm umutların odaklandığı, takımı, fubolu arka plana itebilecek bir atmosfere sahip kongre sonrası elbet yepyeni fikirler oluşacaktır. En azından öyle umuyorum.
Noat Samisa
14.12.09
İlk yarı oynanan oyun hücumdaki çeşitlilik yönüyle geçmiş 14 lig maçının en az yarısından daha ileriydi. Gerek set oyunlarıyla, gerek hızlı hücumlarla, gerekse duran toplarla üretilen gol pozisyonlarının geneline bakıldığında geçmişe göre çeşitlilik, farklılık görmek mümkündü. Bunda Nihat'ın rolünün etkisi var mıdır? Golde var. Kalanı için tek-tek pozisyon incelemesi yapılırsa ortaya bir resim çıkabilir belki, bakmak gerek. Set oyununda top belli bir alana sıkışmaya devam etti, yalnızca Tello'nun sürekli içe kaçarak Toraman'a açtığı koridor ile oyun genişleyebildi. Zaten şu haldeki Tello, bu takımın sağ kenarından başka bir yerde oynayamaz. Goldeki pası da bunu doğrulayan bir başka veri. Eğer sol önde kullanılacaksa bekine işkence eden birine dönüşüyor, 3 senedir bu durum değişmedi. Oyun sık sık sağa genişletilse de sağ kenardan korner kazanımından fazlası çıkmadı. İki Toraman pozisyonu, biri direkten dönen olmak üzere ilk 20 dakika geçildi. Bu bölümde Manisa'nın stabil yerleşim halindeki Beşiktaş savunmasına iki cılız pozisyonu vardı. En net olanında Fink, Mehmet Güven'in şutunu bozarak bu tehlikenin de büyümesini engelledi. 24. dakikada Nihat'ın koşusuyla birlikte gelişen pozisyonda ceza sahasında 5 siyah formalı vardı. Böylesi ''organize bir kalabalığın'' yer aldığı başka bir pozisyon olmadı. Bobo nefis kontrol etti, topu yere düşürmeden yaptığı birinci sınıf gol vuruşuyla topu da kaleciyi de öldürdü. Yenilen golün öncesinde Isaac'in vuruşu Ferrari kontrolünde gerçekleşen basit bir pozisyondu, ama aynı Ferrari bu kez Kalabane'yi kovalamakta yeterince ısrarcı olmayınca net bir kafa vuruşuyla beraberlik golü geldi. Ben duran top gollerini ayrı bir kategoride değerlendiriyorum, bilen bilir. Dolayısıyla Beşiktaş'ın ligde Kayserispor maçından bu yana süren bir başka serisi var, ben o serinin de takipçisiyim. Eğer haftaya Bursaspor karşısında da başarılı olunursa takım 3 ayı devirecek. Devamında yarı saha ortasında 5'e 2 idmanı tadında seri üçgenler kurularak hazırlık aşaması gerçekleştirilen enfes bir atak var. Ekrem'in asistinde Nihat iyi de vurdu, ama kaleci İlker'in serçe parmağı gole engel oldu. Benzeri bir atak daha oldu, bu kez Nihat kötü vurdu. Yine efektiflik yüzdesi yerlerde, yine kaçan pek çok iyi hazırlanmış gollük pozisyon var. Hesapta olmayan bir gol var, devre böyle bitti.
60. dakikada Uğur'u oyuna almak gerekiyordu. Fink bu dakikalarda havlu attı, Ernst de özellikle son bölümde fazladan sorumluluk alarak taşıdığı toplarda kaybettiği ikili mücadeleler ile durumunu apaçaık belli etti. Son iki maçtır Fink ile rolleri değişmelerinin nedeni buymuş. Denizli ise iki eliyle ''yüksek'' işareti yaptıktan sonra reboundları almak adına Uğur'u oyuna soktu. Beşiktaş maçından önce Wenger'in Liverpool'a karşı Walcott-Diaby hamlesi bence maçı kazandırmıştır. Diaby gol pası mı verdi, gol mü attı? Hayır, ama son bölümde Kuyt'a karşı omzunu koyarak top alması yeterli bir özettir. Ernst ve Fink'in durumları iyi değilken ve rakibin orta sahada nicel üstünlüğü var iken sahada üç ''golcü'' sıfatlı oyuncuyu birbirine yakın şekilde rakip kale ağzına göndermek herhangi bir farklılık yaratmadı. Geçen haftaki Diyarbakırspor maçındaki sıkıntı aynen bu akşam da görülmüştür, kenarlar yine hiç çalışmadı. İsmail'i oyuna sokmak adına çaba sarfedilmiyorsa, -hem arkadaşları hem de hocası tarafından- bari maç içinde üçlü savunmaya geçilsin. Denizli maç içinde böyle değişimleri sever, ben şu Beşiktaş'ta pek olumlu bulmam ama geçen hafta bir bölüm ve bugün son 15 dakikadaki şuursuz görüntüye göre kenarların çok daha üretken olup Nobre-Bobo-Nihat kalabalığı için daha uygun ortamın oluşturulacağına inanırım. Tello'yu çıkardıktan sonra Ekrem sağa geçebilirdi, fakat bunun da önünü Mesut Bakkal tıkadı. Arızanın tespiti sonrası pek çok fikir akla gelebilir. Yusuf'un bir sakatlığı olduğundan haberdar değilim, bu maç için takıma yardımcı olabilirdi. Serdar Özkan seçeneği de bir kenarda durmaktadır.Manisaspor oyun ilerledikçe orta sahayı ele geçirdi, oyun üstünlüğünü ele aldığı bölümler de oldu. İkinciyi bulmak adına çok iştahlı olmasalar da bugün Beşiktaş'tan daha fazla mücadele ettikleri kesin. Beraberlik golünü çabuk bulunca direnç kazandılar. Isaac ile pek oluru yoktu zaten, Simpson da görev gereği kaleden uzak kalınca Beşiktaş'ın uyukladığı ikinci devrede dahi üretken olamadılar. Oyunda kaldığı kısa sürede Yiğit Gökoğlan'a ilişkin düşüncelerimdeki heyecan katsayısı arttı, önümüzdeki hafta canlı izledikten sonra hem takıma hem de Yiğit'e ilişkin görüşler belirginleşebilir.
Geçen hafta takım ilk golü bulamadı, bu hafta da ikinciyi atamadı. Takımın maksimumu 100 ise epeydir 70-90 aralığında gidip geliyor bu takım. Old Trafford'da kazanırken 90, Trabzonspor deplasmanında 70 denilebilir. Diyarbakırspor maçının ikinci yarısı ve bu akşam yine ikinci yarıda 70 sınırının altı görülmüştür. Bunda da en büyük pay, geçmiş süreçte sürekli belli bir çizgide oynayan orta sahanın form düşüklüğüne verilir. Takımın ekstra reaksiyon ve hamle şansı yok, esas düzen üretir-savunur-kazanır-şampiyon olur. Bir şekilde gol bulur, bulmalıdır. Yine ''netçede bunlar doğaldır'' denilebiliecek bir puan kaybı, fazladan suçlusu ve yeni bir kazanımı yok. Devre arası takımın fiziki durumu gözden geçirilecek ve pek çok önemli oyuncu bedenen yenilenecektir. Delgado'ya yer açma hikayesi ve tüm umutların odaklandığı, takımı, fubolu arka plana itebilecek bir atmosfere sahip kongre sonrası elbet yepyeni fikirler oluşacaktır. En azından öyle umuyorum.
Noat Samisa
14.12.09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2009
(501)
-
▼
Aralık
(27)
- Fernando Torres #16
- Kaleci
- Modric, Defoe ve Jose
- Christopher Smalling
- İhtiyaç Halinde Fabregas
- Boxing Day 2009
- Son Sözü Hoca Söyledi
- Roberto Mancini Şampiyon Yap Bizi
- Beşiktaş 2-3 Bursaspor
- CL 2010 Top 16
- Kranjcar ve Borini
- Söylesene Bize Hocam
- McLeish'in Generalleri
- Doğum Günü Pozları
- Seamus Coleman
- Manisaspor 1-1 Beşiktaş
- Tuncay'dan Sezon Açılışı
- Premier League 09/10 #16
- Dean Ashton'a Veda
- Beşiktaş 1-2 CSKA Moskova
- Peruzzi ve Negro
- Kasımpaşa 2-2 Sivasspor
- Premier League 09/10 #15
- Beşiktaş 0-0 Diyarbakırspor
- Kewell Görünümlü Bowyer
- Downing Muradına Erdi
- Pulis'zede Mağdur
-
▼
Aralık
(27)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
6 Fikir, Tenkit, Yorum:
Fiziksel düşüş gözle görünüyordu 2. yarıda. Diyarbakır maçı da aynen 2. yarı yürünerek bitmişti. Neyse ki devre arası yetişti imdada.
Takım illa Nihatlı oynayacaksa bu formasyon güzel görünüyordu ilk yarıda. Ekrem 1-2 topu iyi getirse de sol kanadın işlevsizliğinin en büyük sorumlusuydu bence. 2. yarı tamamen kayboldu zaten. Bu adam kondüsyonuyla bir yere kadar çekilebiliyor, gidip geliyor en azından bindiriyor vs ama bu hali bu kadrodaki zayıf halka olur. Keşke Serdar Özkan oynasaydı dedim maçta. Hele hele Holosko Ekrem'in yerinde olsaydı bu maç 3 olurdu ilk yarıda.
Filip iyileşince holosko-nihat-bobo-tello hücumu kurulabilir. ya da nihat-delgado-bobo-holosko. hücum hattının şut tehditi ne kadar yüksek olursa ikinci yarı o kadar erken şampiyon olacağız inşallah.
Dün maçı tribünde izleme şansına sahip olduğum şanslı addediyorum kendimi.TV karşısında bir kaç haftadır beğendiğim beşiktaşımın oyunun aslında bir boka benzemediğini böylece canlı canlı görmüş oldum.
Öncelikle 4-3-3 oynadığı söylenen bu takımın nasıl bir dizilime sahip olduğunu ben hiç çözemedim.Çünkü dün ekrem diye bir adam vardı sahada ama nerede ne iş yapmakla görevli ve yükümlü olduğunu oyunda kaldığı süre içerisinde anlamaya vakıf olamadım.Dünkü diziliş 4-2-2-1 şekline benziyordu.ekremde takımın herhangi bir yerinde oynuyordu.Kendisi bilir artık onu.
Fink için 65 te bitti demiş bazılaırmız ama.Dün benim gözlemlediğim kadarıyla biten fink değil ernstti.65 ten sonra takım tamamen ikiye bölünü.5 kişi ileride 5 kişi geride kalıyordu.ve geride kalan 5 linin içindeki fink arada sırada topu ileriye ve kanatlara atmaya çalıştı.Toraman ın önünde görev verilmiş görülen (özellikle ikinci yarı) nihatın sürekli içeri kaçmasından dolayı toramanın önünde 70 metrelik bir koridor oluştu ve o koridoru kullanacak bir akıla sahip olamadık maçın son 30 dakikasında.34 numaralı eren aydın kendi sol bekinde toraman bizim sağ bekte bekledi maç boyu ve önlerindeki alan bomboştu.oraya birini sokmayı düşünmedik.ki bir yerlerimizi yırttık tribünde nihatın oraya yaklaşması için.sanırım denzli yırtmadı.inanın o ara gözlerim serdar özkanı bile aradı oyuna girmesi için.abdurrahman çelebi olurdu bu maçta oyuna girmiş olsaydı.çizgiye inmeyi beceremeyen ve oyunu enlemesine geniş alanda oynamayı düşünmeyen yada düşünsede yapamayan bir takımız sanırım.
Mnisanın gol ve golcü sorunu olduğunu yakındna bilen biri olarak gol yemeyeceğimiz ve bir şekilde kazanacağımızı düşünüyordum maç öncesi ancak ferrari hatasındna kaynaklanan kalabane vuruşuna engel olamayınca 1 puanla yetindik.bu takım 1 gol yerse berabere kalır 2 gol yerse mağlup olur benim kafamda bu resim şekillendi artık.haa birde yenik duruma düşersek o maçın sonu ne olur hiç bilemem kestiremem çünkü bu takımın oyunu rakip yarı alanda oynama gibi gereksinime düşse nasıl bir reaksiyon göstereceğini bilemiyorum.ve yenik duruma düşmetkten allah korusun diyorum.
son olark bu maç özelinde bir kaç futbolcu değerlendirmesi yapayım.
ismail köybaşı bu haliyle üzülmezin yedekliğinden öte geçemez.daha çok yol katetmesi lazım.
ben bobonun yerinde olsam bu takımda antrenman bile yapmam siz çıkın ben geliyorum derim ve maç başlarken sahaya çıkarım.çünkü bu takımın en komple topçusu olan ernst in bile 2 gömlek üzeridne bir kaliteye ve oyun bilgisine sahip olduğunu çıplak gözle gördüm.rahatlıkla söyleyebilirim bunu.
nihat kötüsün.beşiktaşın çocuğu-evladı-alt yapısı-üst yapısı anlamam ben arkadaş.onunla eksik kaldık dün sahada.holoskoyu arar oldu gözlerim.
manisada ki 4 numara yiğit oğlan iyi topçu.xabi alonsoyu andırıyor stili.sertlikte var.sadece topla münsabetini biraz daha şefkatli hala getirmesi lazım.
not:ismail er ve orhan yıldırım aynı arabada geldiler stada tesadüf mü yoksa ortak menfatlermi bağlıyor bu iki adamı birbirine bilemiyorum.:)
serdar özkan seçeneği bir kenarda duruyo fakat MD o kenara pek yanaşmıyo..adamı ilk 11 başlattığı 7 maç var dördü su maclar: galatasaray,fenerbahçe,wolfsburg,manU
acaba kurban olarak mı görüyo bu adamı hoca ?
*bu oyuncu böyle bir maçta da düşünülmüyorsa hoca için gözden çıkarılmış demektir..hoca göreve devam ettikçe özkaynak kan kaybedecektir!
beşiktaş formdan düşerken fener-galatasaray tekrar maç kazanmaya başladı, sezon başına döndük bir nevi, ama bu sefer fark açılmadan devre arası geldi çattı allahtan. ikinci yarıda da fener-galatasaray ikilisinin düzenli maç kazanma grafiği ardından gene çok sert bir düşüş yaşayacaklarından zerre şüphem olmadığından dolayı beşiktaş'ın devre arasından toplanmış çıkması ve o ilk dönemde puan kaybetmemesi şart. iyileşmiş holosko-delgado ikilisi takımı beklenen ölçüde güçlendirir mi o ayrıca tartışılır da, nobre satılıp onun yerine fit bi batuhan girse oyuna o bile çok fark eder, gerçi batuhan da kaç aydır maç yapmıyor. nasıl takım arkadaş bu, yıldızları ya aşırı formsuz ya aylardır sahadan uzak.
Noat,
doğum günü veya takım yemek fotolarını değerlendirmeni özledik.
tam sana göre fotoğraf serisi var Delgado doğum günü. (Zan yok diye mi kestin yoksa:p )
bekliyoruz.
http://www.bjk.com.tr/tr/haberler.php?h_no=16212
Pamukk,
Akşama yazalım bir tane, malzeme iyi. :)
Yorum Gönder