Sylvan Ebanks-Blake

Önümüzdeki pazartesi Championship'te sezonun düğüm maçı var.Ligin 40. maç haftası geride kalmışken 77 puanla lider durumda bulunan Wolverhampton ile 72 puanlı lig ikincisi Birmingham, St Andrew's Stadium'da kozlarını paylaşacaklar.Maçın başlama saati TSİ 21:45, pazartesi günü Premier League hariç boş olmasına rağmen hangi akla hizmet Championship maçlarını yayınladığı henüz anlaşılamayan, bu haftanın maç programıyla daha da anlaşılamaz hale gelen D-Smart'ın programında bu maç yok.Buradan da anlıyoruz ki ligi takip ettikleri yok; şu ligi, bu ligi alalım derken ancak çürük domateslere kalmışlar.Ondan da melemen yapmayı bile beceremiyorlar.Biz de Old Firm'ler hariç pek takılmadık, başka yerde kolay bulunmayan SPL ve Championship özetleri hariç bir faydasını göremedik.Tam heveslenmiştik ki, bu kez amaçsız yayın politikası ile karşılaştık.Bir anektod da CL çeyrek finali için düşelim: Star Tv'nin programında Man Utd-Porto ve Barcelona-Bayern eşleşmeleri var.

Sezon başı bir post ayrımıştık.Öngörülerimiz aşağı-yukarı doğru çıkıyor.Premier League kadrosunu çok bozmadan, veteran oyuncuları çoğaltan Birmingham ve Reading ilk 3 sıradalar.Birinden biri mutlaka direkt olarak Premier League'e dönüş biletini alacak gibi görünüyor.Küme düşen kadrolarını 1 yıl demlendiren bu takımların, parachute payments etkisi ve yeterli yatırım ile daha dengeli takımlar kurarak Premier League'e tutunma ihtimalleri, bu yılın üçlüsüne (WBA, Stoke, Hull) bakarak daha yüksek.Wolverhampton uzun süredir Championship lideri, eğer bu hafta Birmingham'ı da mağlup ederlerse kalan 5 haftada şampiyonluğu bırakmaları mucize olur.Üçüncü ve dördüncü sırada bulunan Reading, Sheffield United ve altıncı sıradaki Cardiff, eksik maçlarının da etkisiyle bu hafta Wolves taraftarılar, play-off'a uğramadan yükselebilmek için şansları hiç de az değil.Burnley ise play-off'a tutunmaktan fazlası için geride kaldı.Sheffield United'ın özel bir durumu da var, bir süredir pek çok blogda kez değindik.Ayrıca bu hafta İngiliz FA'ine bağlı liglerde mücadele eden iki Galler temsilcisinin derbisi de var: Cardiff - Swansea.İkisi de play-off potasında, Championship'e henüz bu sezon yükselmiş olan Swansea'nın çıkışı dikkat çekici.Watford çakıldı, menejer değiştirdiler.Keza Derby County'de Paul Jewell çok iddialıydı; ama sezonun ikinci yarısını göremedi.Bu ikili küme düşmeme mücadelesinden kendilerini sıyırmış görünüyorlar.
Lider Wolverhampton, bugün itibariyle oyanadığı 40 maçta 47 gol yedi.Bu sayı pek çok açıdan çarpıcıdır.Şöyle örnekleyelim; 21. sıradaki Plymouth kalesinde 51 gol görmüştür.Championship'in karekteristiği budur, keza bizim ülkemize geldiğimizde 1. Ligimizin yapısı da buna benzerdir.Lider Manisaspor 33 gol yer iken, 16. sıradaki Kayseri Erciyesspor 37 gol yemiştir.Wolverhampton'ı da, Manisaspor'u da bugün itibariyle zirvede tutan attıkları gol sayısıdır.Manisaspor'da Sezer-Cenk-Rafael üçlüsü 34 gola ulaşmışlar, Muhammet Hanifi de eklendiğinde 4 oyuncu 41 sayısına ulaşıyorlar.Ligde 41 gol sayısını yakalayabilen yalnızca 3 takım var.En iyisi 42 golle Karabükspor, onların da fantastik biçimde lidere bir maçta 6 gol birden attıklarını hatırlatalım.Kasımpaşa 41 golde, son hafta Rizespor'u 4-0 mağlup ettiklerini ekleyelim.Hal böyleyken alt lig golcüleri, takımlarının yükselişinde aslan payına sahipler.Buna yabancı değiliz elbette.Coşkun Birdal, Taner Demirbaş, Taner Gülleri ve daha niceleri...Alt lig golcülerimiz.Bunlardan biri, Wolverhampton'ın golcüsü Sylvan Ebanks-Blake.
Aslında saydığımız bu isimlerle esas benzerlik kurulması gereken adam Ebanks-Blake değil.1986 doğumlu forvet oyuncusu, şu sıralar bambaşka bir şeyi simgeliyor.Yakın zamandan ''Taner Demirbaş'' rolü biçebileceğimiz İngiliz, olsa olsa Kevin Philips olur.1973 doğumlu veteran santrafor, geçtiğimiz yıl WBA'in çıkışında attığı 22 golle büyük pay sahibiydi.Takımını yukarı çıkardı, kendisi aşağıda kaldı.Şimdilerde Birmingham için gollerini atmaya devam ediyor.Philips'in 22 gol attığı sezonda 12'si Plymouth'ta, 12'si Wolves'ta olmak üzere 24 gol atan Sylvan Ebanks-Blake gol kralı olmuştu.Ebanks-Blake, geçtiğimiz sezonun devre arasında £1.5 milyon karşılığında transfer olduğu Wolves'ta bugün itibariyle 59 maçta 36 gol gibi bir istatistik tutturmuş durumda.Geçtiğimiz yıl gol kralı olduğu sayıya (24) şimdiden ulaştı, sezon boyunca Championship fikstüründen yalnızca bir maç kaçırdı.Bu performansına kayıtsız kalınamadı ve 2 gün evvel ödüllendirildi.Londra'da düzenlenen Football League Ödülleri töreninde ''Championship'te Yılın Futbolcusu'' ödülünü aldı.Geçtiğimiz yıl, bu ödül şampiyonun forvetine yani Kevin Philips'e gitmişti.Yılın golü ödülü de Ebanks-Blake'e gitti, geçtiğimiz yılın Mart ayında Charlton ile oynanan maçta Matt Holland'ın belini kırdıktan sonra uzak köşeye yaptığı müthiş vuruş, ''solo gol'' yılın golü seçildi.Meraklısına videosu burada.
İngiliz forvet oyuncusu Ebanks-Blake, futbolun profesyonel aşamasına Sir Alex Ferguson himayesinde, Manchester United'da geçti.A takıma yükseldi; fakat kırmızı formayı resmi maçlarda 1 kez dahi giyemedi.United kariyerinde akılda kalıcı yegane rolü var, o da Fenerbahçe'nin Tuncay Şanlı'nın golleriyle Man United'ı 3-0 mağlup ettiği maçta İstanbul'a getirilmiş ve kulübede oturtulmuş olması.O maçın United kadrosunun geleceği/bugunü ayrı bir yazının konusudur, şu sıralar çıkışını yapmakta olan Ebanks-Blake de o kadronun mensuplarından biriydi.Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısındaki etkisiyle Wolves'ı play-off potasına sokmuştu.Bu yıl da partneri Chris Iwelumo ile birlikte müthiş bir ikili oldular.İskoç Iwelumo'nun boyu 1.92, Ebanks-Blake ise 1.78 metre uzunluğunda.Futbolun akli unsurlarının nispeten arka plana düşerek temel oyun vasıflarının alenen ortaya çıktığı Championship ya da Bank Asya 1. Lig seviyesinde böylesi tamamlayıcı ikililerin önemi çok büyüktür.Rafael-Cenk/Sezer mesela; Desire-Rıza/Sertan gibi.Iwelumo, bu sezon Wolves'taki performansıyla ulusal takıma kadar yükseldi; fakat ilk maçında boş kaleye 2 metreden golü atamayınca aforoz edildi!Halihazırda onun da turuncu formayla 14 golü bulunuyor.71 golün 38'i bu ikiliden, sezon sonu 45'i görmeleri olası.

23 yaşındaki Sylvan Ebanks-Blake takımıyla Premier League'e, kendisi de daha yukarıya doğru yürüyüşünü sürdürüyor.Süratli, çabuk, gol becerisi yüksek, mücadeleci bir forvet; Premier League'den örneği Gabriel Agbonlahor.Man United geçmişi referansı, bir süreliğine Belçika'ya yol almışlığı da var.Açık ara Championship gol kralı, ligde bu sezonun yıldızı.Wolverhampton Wanderers, 5 yıllık aranın ardından Premier League'e çok yakın.Eğer son düzlükte büyük bir sürpriz olmaz ise seneye Ebanks-Blake de Premier League'de olacak.Biz de keyifle izleyeceğiz.

#9 Sylvan Ebanks-Blake (Wolves) - 39 maç / 24 gol

1- Wolves 40 P/77
2- Birm'ham 40 P/72
3- Reading 39 P/68
4- Sheff Utd 39 P/ 66
5- Burnley 40 P/65
6- Cardiff 38 P/63
7- Preston 40 P/61

Championship 08/09 41. Maç Haftası
6 Nisan 2009 Pazartesi - 21:45
Wolverhampton - Birmingham
Noat Samisa

31.03.09

Boruc'u Nasıl Bilirdiniz?

Polonya'nın hocası Leo Beenhakker, henüz iki ay evvel Celtic'in Polonyalı kalecisi Artur Boruc için ''dünyanın en iyi 5 kalecisinden biri'' demişti.Boruc, sezonun Old Firm'lerinden 0-0 biteninde, sezonun ilk derbisindeki fantastik hatayı unuttururcasına iyi bir maç çıkarmış,''Aziz Kaleci'' sıfatıyla Celtic taraftarınca yeniden kutsanmıştı.Onu ''kutsayanlara'' Beenhakker'in eklenmesi önemliydi; Hollandalı teknik adam hatırlanacağı üzere elemelerin ilk ayağında oynanacak olan Slovenya ve San Marino maçları öncesinde Dudka ve Majewski ile birlikte Boruc'u da kamptan kovmuştu.Üç kafadar, odalardan dışarı çıkma yasağının olduğu kamptan partiye kaçıp küfelik olana kadar içmişler.Sonra da odalarını, orayı-burayı dağıtmışlar ve olaydan haberdan olan Beenhakker'in kararıyla paketlenmişlerdi.Polonya, bu üçlünün yer almadığı maçta sahasında Slovenya'ya 1 puan verdi.Bir ay sonraki ''Çek-Slovak'' serisinde affedildiler, Boruc da kaledeki yerini aldı.Mart sonu-Nisan başı fikstüründen 1 ay evvel de Beenhakker'den övgü geldi, Boruc güven tazelemişti.

Boruc, İskoçya'da geçirdiği 4 yıla çokça vukuat sığdırmıştır.Geçtiğimiz yıl 3-2 kazanılan Old Firm sonrası ''God Bless the Pope (Tanrı Papa'yı kutsasın)'' tişörtüyle Celtic Park'ı selamlamıştı.Daha evvelinde röportajlarında Protestan'lara sallamışlığı, Rangers tribünlerine orta parmak göstermişliği ve daha pek çok beğenilen/tepki çeken söylemi, davranışı vardır.Bir ara parlemeto ve kilise dahi Boruc'un protestan-katolik gerilimini körükleyici/aşağılayıcı davranışlarına yönelik tavır almışlardır.Rangers tribünlerinin ilk hedeflerinden biri haline gelmiş, aynı zamanda Celtic taraftarından da ''Holy (Aziz)'' sıfatını almıştır.Menejeri, Boruc'un bu davranışlarını ''Polonyalı'ların %96'sı katolik, Artur da koyu bir katolik'' söylemi kadar basitçe açıklasa da Boruc'un arıza bir karekter olduğu adının geçtiği her haberde belli olmaktadır.
Son haber, Artur Boruc'un Polonya'nın çarşamba günü sahasında San Marino ile oynayacağı maçın kadrosundan çıkarılarak Polonya'ya gitmesine gerek görülmeden Belfast'tan çabucak Glasgow'a yollandığı yönünde.Karar yine Leo Beenhakker'in.Boruc, 7 ay sonra bir kez daha ulusal takım kampına geldikten sonra görevini tamamlayamadan kadrodan çıkarıldı.İki ''uzaklaştırılma'' arasında 1 yıl dahi yok.Bu kez neden futbol içi, Boruc'un ıskasıyla yenilen gol nedeniyle.
Aslında bu konuyu iki aşağıda yer alan genel değerlendirme içerisinde de geçirebilirdik ama blog arşivine bu gol özelinde bir Boruc değerlendirmesi de ekleyelim dedik.Euro 2008 performansı, SPL takibi yüzeysel olan futbolsever için dahi hayranlık uyandırıcıydı.Çok yüksek potansiyelli bir kaleci olduğunu biliyorduk, Old Firm'ler buna delil oldu.Euro 2008'de bir Avusturya maçı oynadı ki, halen birkaç karesi aklımdadır.Müthiş kurtarışlar, kombine refleksler...Golü de penaltıdan yemişti.Ayağı düzgün bir kalecidir, kıyasını kiminle yapacağınız önemli olmakla birlikte bazı yönleriyle Beenhakker'in 1 ay önce dediği kadar vardır.Günündeyse, belki de dünyanın en iyisi.Heybetli cüssesine rağmen sahip olduğu müthiş refleksleriyle -yine ''eğer günündeyse'' uyarısıyla- muadili kalecilerin bir adım önüne geçebilmektedir.Cüssesi ona fazladan alan hakimiyeti getirir.Ama eğer gününde değilse, maç içinde bir basit hata -mesela topu oyuna sokma hatası- kafasını kurcalamışsa korkmak gerekir.Bazen işler iyi giderken de sapıttığı olur ama Celtic ya da Polonya kalesine 10 topun geldiği maçlarda sıklıkla hatasız oynar.Bunun yanında sürekli çıkıntılık yapan, kusurlarını futbol dışı davranışlarıyla örten ve sanıyorum ki -halihazırda 2 yıl daha kontratı olsa da- Celtic kalesine adını en az bir 5 yıl daha kazıyacak adamdır.

Boruc, Belfast'ta oyun 2-1 Kuzey İrlanda üstünlüğü ile giderken Zewlakow'un yarı saha ortasında verdiği pasını ıskaladı ve top kaleyi bularak Polonya'yı 1-3 geri düşürdü.Sonuç 3-2, San Marino'yu saymazsak Polonya bu skorla grupta dibi gördü.Zewlakow'un geri pasında top sakin sakin sekerek Boruc'a gelirken tam da Boruc'un önünde sekiyor ve havalanarak Boruc'un sağ ayağını aşıyor.Bir Beşiktaşlı olarak bu hissiyatı en iyi bilenlerdenim, başlarda bir kızgınlık olsa da kısa zaman sonra yalnızca üzüntüsü kalıyor geriye.Fakat hatayı yapan Boruc olunca durmak gerek.Aynı golü SPL'de Celtic yedi, manzara yine aynı: Boruc ıskalıyor ve gol.Boruc rakibine çalım atmaya çalışırken topu kaptırıyor, bir başka gol.Boruc sezon başı Old Firm'inde basit bir topu elinden kaçırıyor, Kenny Miller'ın dokunuşuyla top Celtic kalesinde.Bu sezon Hibernian maçında uzaydan gelen bir şut, rahat topu bir şekilde kolunun altına sokabilen bir Boruc.Sonuç; John Rankin'in bu golüyle Celtic, Hibs deplasmanından 2-0'lık mağlubiyetle döndü.Bu sezon başı ilk Old Firm'de yenen skandal gol, sonrasında son League Cup finali öncesindeki lig Old Firm'indeki başarı ve Beenhakker'in açıklamaları...Sonrası cumartesi günü ve bugün.Boruc yine topun ağzında.Üst paragrafta saydığımız iyi hatta üstün özelliklerinin yanında yediği fantastik goller, milli takım kampından 7 ay içinde 2. kez uzaklaştırılışı, ülke gündemini dahi meşgul eden söylemleri ve bir süredir eğer sarı forma giyiyorsa göze batan göbeği ile Ada Futbolunun, Dünya Futbolu'nun en arıza adamlarından, futbol tarihinin en gel-gitli, ne olduğuna karar verilemeyen kalecilerinden.Artur Boruc'u tek cümleyle anlatmak gerekirse; Celtic onun sayesinde/ona rağmen SPL'de lider, Polonya ona rağmen/onun sayesinde halen Güney Afrika'ya gidiş umutlarını koruyor.

Noat Samisa

30.03.09

Şükür Kavuşturana

Son iki organizasyonda Gökhan Zan olmayınca hep bir şeyler eksik kaldı.Fotograflarda Zan olmayınca bir burukluk; sanki yemekler Gökhan Zanlı organizasyonlardaki kadar lezzetli değilmişçesine yüzlere düşen o tarifsiz duygu...Bunu fotograflardan sezebiliyorduk.Herkes normal giyinmişti, Zan'ın kıyafet seçiminde mutlaka saçmalayacağına güvenerek yapılan aykırı seçimler gardroba geri tıkılmıştı.İşte Zan, işte yine bir doğumgünü partisi, işte gülen yüzler, işte...

Eksik var tabii.Üzülmez'siz de olmuyor.Delgado gülmüyor mesela.Neden?Hissediyor ki bir şeyler eksik.Kıyafet seçimini eleştirecek adam arıyorum, yine Zan'dan başkası yalan.Malum marka çanta yine koltuk altında; üstü Taksim, altı Şişhane.Edouard Cissé'nin sözleşmesi sezon sonu bitiyor, lakin +1 opsiyonu var.Uzatılmayacak, yollar ayrılacak iddiası var ki bunun da desteği Marek Sapara iddiası.Slovak orta saha oyuncusunu İngiltere karşısında yarım saat izledik, skorun da etkisiyle pek bir şey anlamadık.Sezonun geri kalanında takımın en önemli parçalarından biri olacak Cisse, önümüzdeki sezon için ise henüz karar vermek için erken.Sezon sonu şartlara bakılır ve alternatifler değerlendirilerek uygun karar verilir.Şu aşamada Cisse önemli, durum değerlendirmesini -eğer olacaksa- yeni orta saha transferini sezon sonuna bırakmak en doğrusu.

Almanya'daydı Gökhan Zan, şükür kavuşturana.Oy kullanmaya mı geldi, yoksa tedavinin Almanya safhası bitti mi?Öğrendik ki tedaviye burada devam edilecekmiş, ancak önümüzdeki hafta takımla çalışmalara başlayabilecekmiş.Sivok tercihinin ideale dönmesi için Zan önemli.Cümleten afiyet, Cisse'nin doğum günü kutlu olsun.

Noat Samisa

30.03.09

Toshack Rüyasının Sonu

4. grupta son Avrupa Şampiyonası finalisti ve yarı finalist ile aynı gruba düşen Yeni Nesil Galler'in 2010 Dünya Kupası hayali erken son buldu.Millenium Stadı'nda dünün Avrupa'daki ilk maçıydı Galler-Finlandiya.Deplasmancılar 0-2 kazandı, Toshack'ın genç takımı havlu attı.Haftaiçi Almanya'yı yine bu stadda mağlup etmeleri, ardından da fire vermeden Rusya'yı mağlup etmeleri gerekiyor ki 5 maçta toplayabildikleri 6 puanın grup ikinciliği için bir anlamı olsun.Bu da imkansız görünüyor.Niyetlendikleri şey, o döneme kadar Dünya Futbolu'nun dibinde gezinen Galler ulusal takımın, Euro 2004 elemelerinde elde ettiği grup ikinciliğinin bir benzerini yapabilmekti.5 yıl önce başta Mark Hughes vardı, şimdi bir başka özel adam John Toshack.Varolma mücadelesinin, özel adamlar destekli umuduydular.Bugün gelinen noktada umutlarını bir sonraki turnuvaya ertelemiş görünüyorlar.Toshack'ın kadro tercihi eleştirildi, Bellamy ve Collins hücumdaki kısırlığa dair açıklamalarda bulundurlar.Bellamy henüz hazır değil, bunun da etkisini yok sayamayız.
Toshack'ın genç takımının umutları tüketen adam 38'lik Jari Litmanen oldu.Litti, 42. dakikada Jonatan Johansson'a harika bir ara pası attı.Hibernianlı forvet de bu ikramı geri çevirmedi.Maç sonu yapılan değerlendirmelerde Toshack'ın dikkat çektiği nokta, genç oyuncuların maç tecrübesi oldu.Daha fazla maç oynamaya ihtiyaçları var, dedi.Yalnızca Galler ulusal takımına dair değil, zaman zaman pek çok genç Galli oyuncuya dair kulüp takımlarındaki rolleri için biz de pek çok kez not düştük.Geçmiş maçlara göre daha tecrübeli bir kadro ile sahadaydılar, yine de ilk 11 çıkan 5 oyuncu 87 ve altı doğumluydu.Karşılarındaki takım ise yaş ortalaması 30'un üzerinde olan Finlandiya idi.Şöyle örnekleyelim; savunmanın ağır abisi Hyypia, 38'lik Litmanen sahada ve golü atan 33'lük Johansson.Tezatların maçını ''tecrübe'' kazandı!90. dakikada takımın en genç oyuncusu, 87 doğumlu Roman Eremenko'nun harika pasında Crystal Palace'ın 32 yaşındaki golcüsü Shefki Kuqi skoru belirledi.Finlandiya'nın da umudu az, klasmanda alacakları 3.lükten fazlası çok zor.

Kuzey İrlanda, sahasında Polonya'yı 3-2 mağlup ederek puanını 10 yaptı.3. grupta müthiş bir mücadele bizi bekliyor, sonucu foto-finish belirleyebilir.Polonya'nın 5. sırada olduğu bu grupta San Marino hariç her takımın şansı var.Slovakya eğer puan avantajını eksik maçlarında koruyabilirse bu garip grup, çok garip ilk iki sırayla sonuçlanabilir.İrlanda Cumhuriyeti ise fırsatı kaçırdı, Kilbane'in kendi kalesine attığı golle liderliği kaybettiler.Hollanda'nın at koşturduğu 9. grupta her takımın şansı var.Euro 2008'in kıyısından dönen İskoçya, Hollanda deplasmanında olağan bir mağlubiyet aldı.Esas önemli maç İzlanda ile çarşamba günü oynanacak.

İngiltere ise pas geçtiği maç haftasını hazırlık maçı ile doldurdu, Wembley'de Slovakya'yı 4-0 mağlup etti.Solda pozisyon alan Gerrard ve Rooney'nin geçmiş maçlardaki uyumu sürüyor.Fakat bunu sağlayan Heskey'i kaybettiler, Carlton Cole'un da sakatlığında Ukrayna karşısında Rooney'nin partneri Crouch olacak.

Galler 0-2 Finlandiya
Kuzey İrlanda 3-2 Polonya
İrlanda Cumhuriyeti 1-1 Bulgaristan
Noat Samisa

30.03.09

Güney - Kuzey

Haftaiçi Uzakdoğu'da, 2010 Dünya Kupası Asya Elemeleri 4. turu kapsamında 2. gruptan Güney Afrika'ya gidecekleri belirleyici bir maç oynanacak.Geçtiğimiz haftasonu başkenti Pyongyang'da oynanan karşılaşmada, grup sonuncusu Birleşik Arap Emirlikleri'ni 2-0 ile geçen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ile elemeler fikstürünü pas geçtiği haftada başkenti Seul'de konuk ettiği Irak'ı 2-1 mağlup eden Kore Cumhuriyeti, Seul Dünya Kupası Stadyumu'nda karşı karşıya gelecekler.Maçın futbol tarafına bakmadan önce bu maçın yerini, zamanını ve önemini çok çok daha değerli hale getiren, bu karşılaşmayı bir futbol maçının üzerine çıkaran ögelere değinelim.Yakın zamanda bir savaş yaşamış iki devlet olmalarını bir kenara bırakalım; çünkü aradan geçen zaman içerisinde ilişkilerin iyileştirilmesi yönünde atılan olumlu adımlar, her iki devlete de bugüne göre çok daha sakin günler yaşatmıştı.Bugün itibariyle aynı yarımadada hayat süren iki devlet, bir süredir son yılların en gergin dönemini yaşıyor.Bu maç da bu doğrultuda farklı bir tarihte oynanmış olsa, yalnızca bir eleme maçı olarak kalabilirdi.Nitekim salt futbol yönüyle sahip olduğu önem de çok büyük, Kuzey Kore'nin 44 yıl sonra Dünya Kupası hayalini gerçekleştirme ihtimali çok yakın.Güney Kore-Japonya ortaklığında düzenlenen 2002 Dünya Kupası öncesinde Güney eleme maçı oynamadığı için, Kuzey ile bu tip sorunlar yaşamamışlardı.Neydi bu sorunlar?Bunlardan ilki, iki takımın henüz Kuzey'in başkenti Pyongyang'da maç yapamamış ve yapamıyor oluşu.Daha evvelinde hiç karşılaşamıyorlardı, bu noktaya gelinmiş olması dahi iki ülke diplomasisi açısından kayda değerdir.Güney Afrika yolunda ikili arasındaki ilk maç öncesinde, yani geçtiğimiz Eylül ayında -daha önce de olduğu gibi- Kuzey'in 12 yıldır başkanlığını yürüten ''Büyük Lider'' Kim Jong-il, ''Güneyliler Pyongyang'a gelecekse...'' ile başlayan bir dizi şart sundu: ''Pyongyang'da marşınız çalınmayacak, bayrağınız göndere çekilmeyecek'' dedi.Güvenlik garantisi verdi, maç için gereken diğer tüm şartları hazırlayacağını ilan etti.Tabii bu şartlar, elemelerin önceki turlarında da olduğu gibi Güney tarafınca kabul görmedi ve maç FİFA onayıyla Çin'e, Shanghai'ya taşındı.Kuzey Kore'nin evsahipliğinde, tarafsız sahada oynanan bu maç 1-1 sonuçlandı.Güney'in bu maçtaki golü, blogda sıkça bahsettiğimiz orta saha oyuncusu Ki Sung-yueng'den gelmişti.
Aradan geçen 6 ayda, iki ülke ilişkileri daha da kötüye gitti.Geçtiğimiz ay, Kuzey'in Lideri Kim Jong-il'in yaptığı ''Amerika Kore'de yeni bir savaş daha istiyor'' açıklaması, durumun vehametinin göstergesi.Son olarak Kuzey Kore bir hamle daha yaptı.İki ülke arasında sınır kabul edilen 38. parelelin kuzeyinde kalan halen bir kısmı BM himayesindeki ortak güvenlik bölgesinde (Joint Security Arena) faaliyet gösteren Güney menşeyli sanayi kuruluşlarının yönetimini ele aldığını duyurdu.JSA'de yer alan ortak sanayi bölgesi Kaesong'da 120 Güney Kore kuruluşu, yaklaşık 30 bin Kuzeyliyi istihdam etmekte.Benzer bir ikili ilişki, JSA'in güney tarafında da geçerli.Kuzey yönetimi, daha önce de defalarca sorun olmuş ve aynı yönde kararlar alınıp, bir süre sonra normale dönmüş olan bu bölgenin denetimi kararına gerekçe olarak, halihazırda yürütülen ve gizliliğini öncelik aldıkları füze programını öne sürdüler.Kuzey'in geliştirdiği son füze, nükleer başlık taşıyabilen, yaklaşık 7 bin kilometre menzile sahip bir yokedici.Adı Taepodong-2, ilkine göre 2 katı daha etkili.Kuzey Kore, bu füze ile Alaska'yı vurabilme yeterliliğini sağladı ve Amerika için ilk somut tehdidi böylece ortaya koydu.Bugünlerde Güney Kore'de pek çok meydan göstericilerce işgal altında.Sebebi, Kuzey yönetiminin bu yeni füzeyi ilk olarak 4-8 Nisan taraihleri arasında kontrollü olarak deneme kararı almış olması.Tabii Nükleer başlık olmadan!Meydanlarda bayraklar, kuklalar yakılıyor, Amerika geçmişte olduğu gibi ''göreve'' çağırılıyor.Böylesi bir ortamda, maça 3 gün kala Seul'e gelmeyi göze alan Kuzey Kore ulusal takımı kafilesi, geniş güvenlik önlemleri altında İncheon Havaalanı'ndan Seul'deki otellerine ulaşmayı başardı.
Kuzey'in nükleer program denetimi konusunda yeterince geri adım atmaması, aynı yarımadayı paylaşan geçmişi ortak iki halkın ilerlediği diplomatik ilişkilerin tekrardan başa sarması, bu maçın tarihini çok daha kritik kılıyor.Bu sürecin BM Genel Sekreterliği görevinde Güney Koreli Ki-moon Ban var iken gerçekleşmesi ayrıca manidar.Kuzey, eğer Seul'den avantajlı bir skor ile dönerse futbolsever başkan Kim Jong-il, bunu propagandasına alet etmekten geri durmayacaktır.Eğer galibiyet gelir ise yeni füzenin deneyi bir gövde gösterisine dönüşebilir.Güney için ise ''düşmanını'' sevindrimemek gibi bir anlamı olabilir.Soğuk savaş döneminin etkilerinin bu denli güçlü sürdüğü bir başka coğrafya daha yok.Şu günlerde siyasi ve toplumsal açıdan bu denli gerilimli bir uluslararası karşılaşma daha yok.Belki saha içinde bu gerilim görülmeyecek, futbol içerisinde kalan bir maç olacak ama, öncesiyle-sonrasıyla çok özel bir maçın beklendiği kesin.

Kuzey Kore, oynadığı 5 maçta topladığı 10 puan ile grup lideri.Güney Kore medyasında Kuzey futbolunun yükselişi sürpriz addedilmiyor, grup liderliği için farkı yaratan unsurun Pyongyang'da dolu tribünler önünde Suudi Arabistan'ı 1-0 mağlup etmeleri olduğu düşünülüyor.En son 1966'da Dünya Kupası'na katılan Kuzey Kore, İngiltere'de düzenlenen şampiyonanın 4. grubunda İtalya'yı mağlup ederek grubu, SSBC'nin ardından 2. sırada tamamlamış ve büyük bir sürpriz yapmıştı.Aynı İtalya, aradan 36 yıl geçtikten sonra bu kez 2002 Dünya Kupası'nda adanın Güney tarafına mağlup olmuştu.Güney Kore ise topladığı 8 puan ve maç eksiğiyle grup ikincisi.İran ve Kuzey Kore deplasmanlarından beraberlikle döndüler, bundan sonra maç kaybedeceklerini sanmıyorum.Haftasonu Irak ile oynadıkları hazırlık maçında atılan 3 gol de Kore'den, fakat biri kendi kalesine.Önce Pohang'ın savunmacısı Jae-won Hwang, uzak köşede çok iyi bir kafa vuruşuyla topu kendi ağlarına gönderiyor.Ardından FC Seoul'ün formda sol taraf oyuncusu Kim-chi Woo'nun güzel golü ve bir süredir Blackburn Rovers'ın kapısında sözleşme bekleyen forvet Keun-ho Lee'nin golü ile skor belirleniyor.
Daha önce Güney'in futboluna çok değindik, bu kez biraz Kuzey'e bakalım.Kuzey'in kadrosunun iskeletini, ülke futbolunun üç önemli takımından biri olan 4/25 üstleniyor.Yani 25 Nisan.Bu tarih, şu sıralar Kim Jong-il'in fahri başkanlığını yürüttüğü, aslen Mançurya ve Kore'yi Japon egemenliğinden kurtarmak için 1932'de kurulmuş olan ''Kore Halk Ordusu''nun kuruluşu tarihini yaşatıyor.Bu ideoloji temelli kulübün piyasaya sürdüğü oyuncular önderliğinde tarihlerinin en iyi futbol takımına sahip oldukları iddiasındalar.25 Nisan kulübü, kadrosunda Güneyli oyunculara yer vermez iken, K-League'in son şampiyonu olan Suwon halihazırda kadrosunda bir Kuzeyli oyuncuyu bulundurmakta.Geçtiğimiz sezon da kadroda olan Young-Hak Ahn, Japonya'da doğmuş biri.Tıpkı daha önce blogda bahsettiğimiz Japonya'ya göçen Koreli oyuncular gibi o da futbol eğitimini Japonya'da almış ve emsallerinden ayrı bir yol takip ederek yükselme imkanı bulmuş.Hedefi Premier League.Geçtiğimiz günlerde bir röportajına rastlamıştım, yukarıda çizmeye çalıştığımız maç fotografını bu röportaj çok daha iyi anlatıyor.Kullandığı kelimeler dahi tabulara işaret etmekte; Japonya'da doğmuş, orada büyümüş ve şu sıralar Güney'de futbol hayatını sürdüren biri olmasına karşın ısrarla, hanedanlık döneminden kalma ''Chosun'' ismini ülkesi için söylüyor.Aksi tabudur, ''Güneyli'' sıfatıyla aşağılanır.Young-Hak Ahn'ın demeçlerinden de anladığımız kadarıyla Kuzey, futbol harici etkenlerin dürtmesiyle kazanmaya geliyor ve bu maça bir futbol maçının ötesinde pek çok anlam yüklüyor.

Maç Çarşamba günü TSİ 13'te aynı topraklarda yapılan Bayanlar Curling Dünya Şampiyonası'nı da yayınlayan Eurosport'tan ekranlara gelecek.Günün akşamı öncesi güzel bir idman olabilir.

1 Nisan 2009 / Korea Republic - Korea DPR
Noat Samisa

30.03.09

F1 2009 - TRT1

Bugün televizyonda TOMSFED Başkanı Mümtaz Tahincioğlu'na rast geldim.Tam da sonunu yakalamışım, soru üzerine geçtiğimiz yıl İstanbul Park tribünlerinin boşluğundan bahsediyordu.Formula 1 organizasyonunun ülkemizde yapılması, en ucuzundan reklamdır, mealinden birkaç cümle söyledi.Bunun devlet politikası kapsamında olduğunu biliyoruz, Mehmet Ali Talat'a kupa verdirme fikri de bu düşüncenin ürünüydü.Pistin işletmesi federasyon tarafından gerçekleştirilmediğinden bilet fiyatları konusunda bir tasarrufları olamayacağını, zaten tribünlerin dolu ya da boş olmasının, federasyonun asli hedefi saydıkları televizyon yayınları yoluyla ''ülke tanıtımı'' noktasına bir hasar getirmediğini, bu durumun işletmeciyi ilgilendirdiğini söyledi.Öyleyse eğer biz memnun isek sözleşme bitimi tarihini düşünmey gerek yok.Ama şunu düşünmek gerek.Yıl 2011 olduğunda en büyük rakibimiz olacağı iddia edilen Güney Kore mi, biz mi?Ecclestone bu işe ne der?Bu yılın fiyatlarında 5 nolu bronz tribün 150 lira.Motor sesini playlistinize koyacak kadar tutkulu iseniz, tavsiyem 5 nolu bronz tribündür.Ana tribüne 700 lira ödenmeyeceğini düşünerek tabii!Ya da paddock arkası açık alan.

Gariptir, benim içimde bu sene F1'e dair farklı bir heyecan var.Geçen seneki muhteşem finalden olsa gerek, diye düşünürken Formula 1'in TRT'ye geçtiği haberiyle daha da heyecanlandım.Hem de Serhan Acar anlatacak, Okay Karacan yorumlayacak.Yeni kuralları özümsemek için fazla zamana ihtiyacımız yok, Serkan Acar bir sıralama turu zamanına sıkıştırıverir tüm bilgileri.Okay Karacan yıllar sonra TRT'ye döndü.Serencebey'deki röportajında TRT'nin kendisi için ne ifade ettiğini çok güzel anlatmıştı, bir de Seba hikayesi serpiştirmişti.F1 takipçileri için bu kadronun önemi kadar, F1'in CnnTurk ile dışına çıktığı karasal yayına tekrar dahil edilmesi de önemlidir.Tribünler, medya ve halk ilgisi de bununla mutlak suretle bağlantılıdır.Eski heyecanı yok, değil de henüz bir önderi yok.İnsanları spor takipçisi yapmak zor, illa ki taraf olunmalı sanrısı var.Bu elbette Bernie Ecclestone başta olmak üzere F1'in imtiyaz sahplerinin de arzuladığı bir şey.Schumacher'in bayrağını alma potansiyeli, belki de geçen yılki cezanın sınırlı kalmasının sebebidir.Kim bilir?Bu sezon tekdüze geçen yarışlara heyecan katan anime karekteri kılıklı Takuma Sato da yok, Red Bull'a test pilotu olmuş.Yerine Kazuki Nakajima var, vatandaşının yolundan gider mi?
Global ekonomik kriz nedeniyle bir ara iptali dahi gündeme gelen organizasyon, son olarak gündeme düşen ''en çok yarış kazanan şampiyon'' kuralının da ertelenmesiyle yarın sabah TSİ 8'de sıralama turları ile sezon resmen başlıyor.Krizin tarihinde ilk kez zarar açıklattığı Japon otomotiv devi Honda bilindiği üzere F1'den çekildi, haklarını Ferrari'de Jean Todt'un Henk Ten Cate'i olan ''taktik deha'' Ross Brawn bu aya başında satın aldı.Takımı ülkesine taşıdı, Mercedes ile imtiyazlı bir motor tedariği anlaşması yaptı.Çok kısa zamanda yeni takım, yeni ekip kurdular; buna karşın sezon öncesi testlerde adeta uçtular.Cuma günkü antremanlarda da Barrichello 2. sırayı, Button ise 5. en iyi dereceyi elde etti.Düşük bütçeli takımlar, ar-ge aşamasını sezon içinde büyük bütçeli takımlara oranla sınırlı tutmak zorunda olduklarından, sezon başı harika turlar atan takımların sezon içerisinde geriye gidişine sık rastlanmıştır.Fakat yeni bir takım için her açıdan harika bir başlangıç olacak gibi görünüyor.McLaren'lar 17 ve 18, Ferrari'ler ise 10-11 oldular.Nakajima ile birlikte sezonun iki yeni yüzünden biri olan İsviçreli Sebastien Buemi cuma testini son sırada tamamlamış.2 yıldır test pilotu olduğu Red Bull/Torro Rosso takımında mücadele edecek.Başarılı olamaması halinde Sato'nun sopası aşağıdan sallanıyor!

Vettel'deki şampiyonluk hamuru, son şampiyon ile Ferrari kapışması, Renault'a geri dönen Fernando Alonso...Yarın sabah 8, gece 11 Madrid, pazar sabah 9; sonrasında sandık başına...

Noat Samisa

28.03.09

Fernando Torres #13

1420 X 816
Noat Samisa

24.03.09

Capello vs Redknapp

İngiltere ulusal takımının Ukrayna ile oynayacağı Dünya Kupası Elemeleri 6. grup fikstürü dahilindeki karşılaşma ve öncesinde 3. grup lideri Slovakya ile Wembley'de oynayacağı hazırlık maçı için Fabio Capello'nun seçtiği oyuncuların listesi geçtiğimiz pazar günü açıklandı.Aslarda sürpriz yok, form durumlarına göre alternatif oyuncular seçilmiş.Sol bekte Ashley Cole'a alternatif bu kez Bridge değil de Baines.Düşüşteki Aston Villa'dan bu kez yalnızca 2 oyuncu alınmış, bunların ikisi de Capello'nun asla vazgeçmediği isimler.İspanya maçı sakatları geri döndü.Başta Rooney olmak üzere; Gerrard, Ferdinand gibi isimlerin dönüşü Capello'nun elini güçlendirdi.Sakat olan Walcott'ın yerini formunu artıran Aaron Lennon alabilir.3. kaleci rolünde Joe Hart yok, Carling Cup finali fatihi Ben Foster var.

Gruplarda İspanya ile birlikte 12 puana ulaşan iki takımdan biri olununca ve en yakın rakibe 5 puan fark atılınca kadro seçimine dair pek tartışma yaşanmıyor.Bir tane var, o da ancak savunma tandeminin 4. ya da 5. opsiyonu olabilecek olan Ledley King tercihi.Redknapp ayaklandı, bu tercihi ''saçma'' olarak nitelendirdi.FA'den cevap geldi: ''Ledley daha önce Capello'nun kadrosunda yoktu, fakat içinde bulunduğumuz şartlar nedeniyle onu takımımızda görmek istiyoruz.''

Ledley King'in mazisi birkaç yıl geçmişe dayanan bir diz sakatlığı var.Ulusal takımdan son dönemde uzak kalmasının da, 4 yıldır sürdürdüğü Tottenham kaptanlığını kaybetmesinin nedeni de bu.Zaman içerisinde kesin doğrular yapılmadığından -özellikle de sporcu tarafından- sağ diz kıkırdağı tamamen yok olmuş durumda.Bunun da kesin bir çözümü yok.1980 doğumlu Ledley King, kendine iyi bakmak, staff da onun bu yapısına uygun idman vermek zorunda.King için Ramos sezon planlaması yapmıştı, ona özel idman programı ile nispeten fit duruma getirmeye çalışıyordu.Redknapp daha az idman yaptırdı; ama hazır olduğu her maç Ledley King'i oynattı.Capello'nun tercihine dair derdi de bu sebepten.Eğer King Ukrayna'ya karşı oynarsa, haftasonu ligde forma giyemez.Maçlar arası en az 6 gün gerekiyormuş King'e, idman programı böyle hazırlanmış.FA, idmanlar konusunda titiz olunacağını, futbolcunun durumuna bakılmak istendiğini belirtmiş.Bu sezon bir ara Tottenham'da orta sahada oynadı King, ertesi hafta yeniden dizinden sakatlandı.Ağrı eşiğinin düşük olduğundan bahsedilir.Bu noktada hemen Servet Çetin gelir akla.King ne kadar kırılgansa, kırık-çıkık yoksa Servet de bir o kadar sağlamdır.Ya da Gökhan Zan.King gibi onun da 10 yıl evvel olsa futbolu bırakması istenirdi.Ledley King'in kronik diz sakatlığı olmasa çok daha yukarılarda bir kariyere, İngiliz futbolunda çok daha özel bir yere sahip olabilirdi.Görünen o ki iki maçta da ulusal takım formasını yeniden giyemeyecek.

Goalkeepers: David James (Portsmouth), Robert Green (West Ham United), Ben Foster (Manchester United)

Defenders: Leighton Baines (Everton), Phil Jagielka (Everton), Joleon Lescott (Everton), Ashley Cole (Chelsea), John Terry (Chelsea), Rio Ferdinand (Manchester United), Glen Johnson (Portsmouth), Matthew Upson (West Ham United), Ledley King (Tottenham Hotspur)

Midfielders: Gareth Barry (Aston Villa), Michael Carrick (Manchester United), Frank Lampard (Chelsea), Stewart Downing (Middlesbrough), David Beckham (AC Milan), Shaun Wright-Phillips (Manchester City), Aaron Lennon (Tottenham Hotspur), Steven Gerrard (Liverpool)

Forwards: Carlton Cole (West Ham United), Peter Crouch (Portsmouth), Emile Heskey (Aston Villa), Wayne Rooney (Manchester United)

Noat Samisa

24.08.09

Son Sekiz

Sezon sonu için yapılan değerlendirmelerin, sezon içerisinde görünenlerin ile desteklenebildiği zaman dili genellikle devre arası tatili günleridir.Premier League'de böyle bir kavram olmadığında biz bu tip değerlendirmeleri 3'e böldük.Önce ligin 13. haftası geçildiğinde sezonun geride kalan 1/3'lük dilimine yönelik bir değerlendirme yaptık.25. hafta sonrası ise bir diğer 1/3'lük dilime yönelik bir değerlendirme daha yaptık ve Premier League 08/09 sezonunun karekteristiğini ortaya koyduk.Şimdi son bir genel değerlendirme daha yapıyoruz, bunun da sebebi Dünya Kupası Elemeleri arası.
30. haftadan sonrasının adı son düzlük, herkes elinde ne varsa ortaya koymak zorunda.Şampiyonluk yarışına ve küme düşme korkusundan kurtulan takımların 7.'lik yarışına evvelki postlarda değindik.Bu kez alt taraftaki 9 takımı ilgilendiren bir başka ve en çetin yarışa odaklanacağız.Görsel, geçtiğimiz sezonun 30. maç haftası sonrasında ligin son 9 sırasını gösteriyor.Bu sezon 11. Tottenham'ın bir sıra ardındakine 4 puan fark atarak (38-34) yarış değiştirdiği gibi geçtiğimiz sezon da aynı dönem yine 11. sırada yer alan Spurs, en yakın rakibi Wigan'a 4 puan fark atarak (35-31) kendini Championship'ten soyutlamıştı.Derby County her değerlendirmemizde olduğu gibi kategorizasyon dışı.Geçtiğimiz sezonun 30. haftası geçilirken 19 ve 18. sıralarda buluna Fulham ve Bolton ligde kaldılar; 17. Birmingham ile 14. Reading küme düştü.Dolayısıyla bu sezonun mevcut puan tablosuna bakarak hiç bir kesin saptama yapamayız.Belki West Bromwich Albion için ''elveda'' diyebiliriz.Ortada olan 24 puanın en az yarısını almalarını gerekiyor ki öngörülen minumum barajı aşabilsinler.Çok zor.Middlesbrough'nun da durumu farklı değil, küme düşme hattındaki ciddi rakiplerinden yalnızca Newcastle ile maçlarının kalmış olması büyük handikap.Sondan 3. hafta oynanacak olan Kuzeydoğu derbisi belirleyici olabilir.Portsmouth ve Stoke bu hafta kazanarak 30 puanın üzerine çıktılar.Stoke City'nin galibiyeti yine Rory Delap'ın taç atışıyla geldi.İlginç bir not daha, bu hafta 3 golde aksiyonun başlangıcı bir uzun taç atışı.

Geçtiğimiz yıl ile bu yılın karşılaştırmasında baraj 4 puan yüksek.35+averaj olan 07/08 kümede kalma seviyesi, bu sezon daha yüksek olacak.Bunu daha ilk haftalardan bu yana söylüyoruz, 40 puanı alanın mutlaka ligde kalacağını, barajın da 36-40 arası bir yerde biteceğini belirtiyoruz.Sona doğru 40 ısrarımız arttı, 39 puan yetmeyebilir.Bundan sonrasını bu gözle izlemek değerlendirmeleri yönlendirebilir.Bahisçilere de tiyo sayılır, aksi çıkarsa sezon sonu hesaplaşırız.Bates'ın kırmızı kart cezası Southgate'i yeni denemelere itmiş, sanıyorum Pogatetz orta sahada oynamış.Yine de iç sahada oynayacakları son 4 maçtan 12 puan yeterli olabilir ve rasyonel bir hedeftir.Hadi bu maçların birinde rakip Man Utd, öyleyse Newcastle deplasmanında kazanmak gerekir.Bu da 3 puandan fazlası demek.Newcastle, Blackburn, Stoke City, Portsmouth, Sunderland, Hull, hatta Bolton bu yarışın içerisinde. 12. sıra ile 18. sıra arasında 5 puanlık bir fark var, iki galibiyete bakar.Takımların birbirleriyle oynayacakları maçlar ayrı önem teşkil ediyor, umarız ilerleyen haftaların maç yayınlarında bu ayrıntılar gözetilir.Bu sezonun puan tablosuna buradan göz atılabilir.

Noat Samisa

23.03.09

Big Four Yenilmezi

Tottenham 6 maçtır kaybetmeyerek topladığı 14 puanla düşme korkusundan tamamen sıyrıldı ve hedefini değiştirdi.7 ile 11. sıra arasında 3 puan farkla sıralanan 5 takımın 7.lik yoluyla muhtemel Europa League vizesi alma mücadelesine son Chelsea galibiyetiyle 38 puanla 11. sıraya gelen (bu sezonki en yüksek seviye) Tottenham da dahil olmuş durumda.En fazla 10 puan daha alarak sezonu kapatırlar gibi görünüyor, fisktürlerinden mütevellit totalde 50 puana ulaşmaları iyimser bir tahmin olur.

Sorunlarıyla, güçlü yanlarıyla, gel-gitleriyle, anlaşılmaz lig başlangıcıyla, Redknapp'ın yıktıkları ve değiştirdikleriyle Tottenham, sezon boyunca blogda en çok bahsi geçen kulüplerden oldu.Bunları tekrar etmeyeceğiz.Son Chelsea galibiyetiyle birlikte hortlayan ilginç bi istatistik var.Şu seyir, Spurs'ün ne kadar ilginç bir takım, kulübün ne kadar bozuk bir ortam olduğunun bir diğer göstergesi gibi:

Chelsea 1-1 Tottenham
Tottenham 1-0 Chelsea
Arsenal 4-4 Tottenham
Tottenham 0-0 Arsenal
Tottenham 2-1 Liverpool
Tottenham 0-0 Man Utd

Tottenham, 30. maç haftası geride kalırken ligde Big Four mağlubiyeti tatmayan üç takımdan biri.Bu takımlardan biri, Spurs'ün ezeli rakibi Arsenal.Diğeri ise bu sezon oynadığı tüm hedef maçları kazanma başarısı gösteren Liverpool.Tottenham, ligin tepesindeki dörtlüden topladığı 10 puan ile Liverpool'un ardından Big Four'dan en çok puan alan takım konumunda.38 puanın 10'u buradan.Buna karşılık, ligin son 3 sırasında yer alan Newcastle, Middlesbrough ve WBA ile oynanan maçlardan alınan puan 9; her birinin Tottenham karşısında birer galibiyeti var.Biraz Liverpool'unkine benzer bir tablo, ama daha garip olduğu kesin.Sona doğru oynanacak olan olan Man Utd ve Liverpool deplasmanlarında büyük olasıkla bu 6 maçlık seri bozulacaktır, sezonun bu ünvanla tamamlanması çok uzak ihtimal.
Sezon başı David Bentley'nin sahip olduğu rol artık Luka Modric'te.Hırvat oyuncu bu rolde çok daha başarılı, sezon başından bu yana ritm tutturamayan geçen yılın en değerli oyuncularında Bentley ise kenarda.Orta sahadan öne alındı, Ramos'un bir bakıma sonunu hazırlayan orta saha ikilisine Redknapp'ın Modric ekstralı çözümü Jenas-Palacios oldu.Lennon da son haftalarda hücumda çok aktif, bu hafta sonu Modric'e golü de o hazırladı.

Ek: Attığı 15 golle ligin gol kralı konumundaki Chelsea'nin forveti Nicolas Anelka, ayak parmağındaki sakatlık nedeniyle 3 hafta futboldan uzak kalacak.

Noat Samisa

23.03.09

Ne Oldu Sana Aston Villa?

Liverpool'un karşı konulamaz forumunun dün akşam ortaya çıkardığı 5-0'a önce tersten bakalım.Mart ayı başındaki haftaiçi fikstürüne kaydırılan 28. maç haftası müsabakasında Villa Park'ta 2-0 öne geçen Aston Villa, 88 ve 90+1'de yediği iki golle Stoke City'e 1 puanı vermişti.Ayağa kalkmak üzereyken bir tekme daha yedi.Dün ortaya çıkan sonuç ve kişiliksiz futbol, bu iki son dakika golünden kalma.Martin O'neill, o günlerde düşüşün sebebinin fiziksel zaafiyet kaynaklı olmadığını, bu kayıpların telafisinin olabileceğini ve biraz sabırlı olunması gerektiğini söylemişti.Bu tezini de ''Kasım ayında iki maç kaybettik, ardından 13 maç boyunca kaybetmedik.'' diyerek desteklemişti.7 Şubat'taki Blackburn Rovers galibiyeti, Aston Villa'nın Premier League'deki son galibiyeti.7 Şubat sonrası FA Cup'ta Everton deplasmanında mağlup dönlüyor, gayet olağan.O dönem Everton da formdaydı, maç günü önemli eksikleri olmasına karşın kazanmıştı.Sonrasında iç sahada UEFA Kupası'nda geriye düşülen maçtan alınan 1-1'lik dezavantajlı skor geldi.Bu da olabilir.Ardından Martin O'neill bir karar verdi: Ligde 13 maçlık kaybetmeme serisi, Villa'yı ilk 4'e soktu.Hatta 2. sıraya yükselme şansı dahi önlerine geldi.Moskova deplasmanına aslarını götürmedi ve UEFA Kupası'ndan elenmeyi göze aldı.Taraftar bundan pek hoşnut olmadı, deplasmana giden Villa taraftarları hesap sordular.O'neill da kendini affettrimek adına onlara yemek verdi, gönüllerini almaya çalıştı.Ligde 13 maçlık yenilmezlik serisi, arada -iş bittikten sonra- UEFA grubunda alınış Zilina mağlubiyetinden bu yana FA Cup'ta da kaybetmeyen Villa, önce FA Cup'ta Everton'a kaybetti.İki CSKA maçı arası 13 maçlık seriyi sonlandıran Chelsea mağlubiyeti geldi.Ardından CSKA Moskova'ya mağlup olundu.Tam bu kırılma anında Stoke City maçı geldi.88'e kadar 2-0, ''Aston Villa mola sonrası yola devam ediyor'' derken beraberlik golleri geldi.Geçtiğimiz hafta Aston Villa taraftarı, bugüne kadar 11 gol atan Agbonlahor'u ıslıkladı.Bugün, takımın buraya gelişinde en önemli pay sahiplerinden Agbonlahor kulübedeydi.Sonuç: 5 maçtır kazanamıyorlar, 3 maçtır da kaybediyorlar.

Man United ile aynı dönemde form tuttular.Bu süreçte çok iyi oynadıkları maçlar oldu, United gibi ''bir şekilde kazandıkları'' maçlar da.James Milner'dan müthiş verim aldılar, çöpe gitmiş bir yetenek ulusal takıma kadar yükseldi.Britanyalı'lar, hatta İngiliz'ler üzerine kurulmuş bu yapı herkese sempatik geldi.Aston Villa, bir önceki Capello kadrosuna 7 oyuncusunu birden gönderdi.O'neil sezona Petrov-Barry-Reo Coker-Sidwell dörtlüsünden üçünü orta sahada oynatarak, Young-Carew-Agbonlahor üçlüsünü ileri koyarak başlamıştı.Ligin zirvesine yaklaşılan günlerde ise Carew'in sakatlığında Milner sağ kenara geçmiş, Agbonlahor merkez forvet olmuştu.Agbonlahor, en uçta müthiş maçlar oynadı.Milner-Young ikilisi harika bir ritm yakaladılar ve şablon getirisi harika goller attılar.Arka üçlü işini yaptı, bu dönemde Gareth Barry ulusal takımda Gerrard'dan öncelikli rol kaptı.Devre arası Heskey geldi, ilk maçında gol attı.Carew döndü, bir süre ara eleman olarak devam etti.Heskey'in gelişi, Carew'in dönüşü; takımı uzun süre taşıyan üçlüden birinin kulübeye gelmesi ve Martin O'neill'ın bildiği yoldan devam etmesini gerektiriyordu.Başka bir şey yaptı, istediği kıvama geldiğine inandığı Milner'ı çıkış yaptığı mevkiiye çekti.Agbonlahor da sezona başladığı sağ kenarda değil de esas övgüler aldığı forvet mevkiinde devam etti.Young solda, Carew ya da Heskey'in yanında Agbonlahor; orta sahada Barry-Petrov.Bu arada savunmanın esas adamı Martin Laursen sakatlandı.Danimarkalı'nın yokluğunda Curtis Davies esas adam oldu, zayıf partneri Zat Knight'ı da idare etme görevini üstlendi.Bugün Cuellar vardı yanında mesela, halbuki sezon başından bu yana esas rolü rotasyonda sağ bek olmaktı.
Martin O'neill bugün, geçtiğimiz hafta ıslıklanan Agbonlahor'u yanına alarak Heskey-Carew ikilisi ile başladı maça.Geçtiğimiz haftasonu Villa Park'ta Carew ısınmaya çıktığında taraftar ayağa kalkmıştı.Carew de boş geçmemiş, golünü atmıştı.Aynı maçta Zokora'yı sahada silen AYoung'ın ve ters taraftaki Milner'ın ortalarına güvenmişti belli ki, ama buna hiç imkan olmadı.Bu form durumundaki Liverpool'un karşısına çıkmayı hiçbir takım, hiçbir oyuncu istemez.İddia ediyorum, buna bu akşam Malaga'ya 6 atan Barcelona da dahildir.Aston Villa için de çöküşten çıkış için çok kötü bir seçim, kör talih.Stoke City, bu sezon Liverpool'dan 2 puan alıp, 4 puan çalarak belki de şampiyonluğun kaderini belirledi.Aynı Stoke, 20 gün evvel Villa Park'ta bulduğu 2 son dakika golüyle Villa Park'tan yalnızca 1 puan almakla kalmadı, belki de Villans'ın hayallerini çaldı.Sezon sonu, Stoke City'nin her iki takımdan aldığı kritik puanların da etkisini göreceğiz.

Sakat olan Sidwell, değişim ve tercih imkanlarını kısıtlıyor.Sezon başından bu yana sakatlığına rağmen özveriyle her maç sahada olan Gareth Barry ve onun aynı durumdaki partneri Stylian Petrov alternatifsiz.Bu ikili gibi Laursen'in de alternatifi yok.Devre arasında öncelikle ön alanda alternatif sayısının artırılışı, bu kısıtlı kadroda öncelik olmalı mıydı?Kötü giderken bu tip sorular sorulur, iyi giderken ise Heskey'in katkısından bahsedilir.Savunma tutuyordu bir şekilde, üstün form sahibi ön oyuncuları atıyor ve kazanıyorlardı.4-3-3 çalışıyordu.Şimdilerde O'neill bir arayış içerisinde.Takımın fiziksel problemi olmadığını söylemişti, bunu doğru kabul edersek çözüm bulmak daha da zor.Bazı oyuncularda fiziki düşüş var, mesela Agbonlahor'da form düşüklüğü bariz belli oluyordu.Gallas'a 40 metrede 10 metre fark atabilen adam yok artık.Young halen takımın en özel oyuncusu, halen en çok arayış içerisinde olan o.Maç başı soldan ortaya Barry öylesine kötü vurdu ki, maçın özeti gibiydi: Aston Villa kötü durumda.Futbolcular özgüvenlerini yitirmek üzere ve karşılarında ''karşı konulamaz'' bir Liverpool var.
Geçtiğimiz hafta Ashley Young, karşısındaki orta saha orijinli sağ bek Zokora'ya Lennon'ın yardımıyla bitirmişti.Bu hafta da benzerini Albert Riera yaptı.Yine orta saha orijinli bir sağ bek olan Nigel Reo Coker'ı sahadan sildi.İlk üç golün ikisinde Riera'nın Reo Coker'la birebir kalarak takımına kazandıdığı fauller var.İkinci golü kendi attı zaten.3-0'dan sonrası formalite, ama belli ki gol sayısı artacaktı.Benitez maçtan sonra ''daha çok atmalıydık'' dedi.(Fotografta 10 diyor galiba, yuh artık.)Takım ikinci yarıya maça başladığı gibi devam etti, ikinci yarı ister istemez oluşan psikolojik rahatlık nedeniyle son vuruşlarda biraz daha cömerttiler.İlk golde arka direkte Kuyt vardı, ilk 3 golde Riera adı var.Gerrard ve Torres de üç gol sonrası katkıyı yaptılar, devamını getirdiler.Bu ikili haricindekiler bir şeyler yapar ise Gerrard fazlasını yapıyor.Liverpool'un ihtiyacı olan en başından beri buydu.Bu sezon yalnızca 9 Premier League maçında beraber sahada olabilen Gerrard-Torres ikilisinin haricindekilerin skor katkısı yapması halinde Liverpool bugün çok ileride olabilirdi.Bu doğrultuda önümüzdeki sezon Anfield'a muhtemel transferi harika bir hamle olacak olan Ashley Young, bu maçın bir diğer dikkate değer adamı sayılabilir.

Benitez ile Ferguson arasındaki polemik sürüyor.United mı daha çok harcıyor, yoksa Liverpool mu?Araştırma der ki, Liverpool transfer gelir-giderinde son 5 yılda £82 milyon, Man United ise £85 milyon açık vermiş.Anlamsız bir tartışma olduğu ortaya çıktı, Benitez ''daha da geçmişi'' işaret ediyorsa tablo pek farklı olmayacaktır.Aynı periyotta Chelsea £155 milyon açık verir iken, bu rakam Arsenal'de yalnızca £3.5 milyon.Arsenal'e ilişkin ''şampiyonluk hedefinin gerçekçiliği sorgusu''na bir açılım da buradan getirilebilir.Bu fark ile Arsenal stad yaptı, Londralı'lar ise halen bekliyor.Meselenin bir de bu yönü var.Bu konuya ilişkin bir de not düşelim: Ligin en düşük kapasiteli stadyumu olan Fratton Park'a sahip Portsmouth da, tıpkı Tottenham, Liverpool ve Everton gibi geçtiğimiz günlerde yeni stad projesini erteledi.
Geçtiğimiz sezonun 30. maç haftası geride kalırken, zirvede puanlar 67'şerdi.Man United, 20li haftalarda sürekli yer değiştirdiği zirveyi Arsenal'den 30. haftada alabilmişti.Arkada da Chelsea, puan farkı 3'tü.Arsenal yarıştan düştü, Man United-Chelsea ile finali yaptık.Alışılmadık bir durum yok, halen Manchester United benim favorim.Bir takım, sezon boyunca katıldığı her şampiyonada yola devam ediyorsa elbet bir mola verecektir.Liverpool'un böyle bir lüksü yok, onların kronik arızaları tam havaya girmişken zorunlu molaya mütemadiyen sebep oldu.Chelsea yeni bir hava yakalamıştı, onlar da pek çok yerde mola verdiklerinden kredilerini çok azalattılar.United sezona kötü başlamış, kaybettiği Big Four maçlarıyla lig tabelası dizginlenmişti.Herkesin ilacı milli maç arası, bir tek Liverpool üzüntülü.Bir de Türkiye ulusal takımını düşünen bizler tabii.

Biraz da Gerrard'dan bahsedelim.Hafta içi tıpkı menejer Benitez gibi onun da kafası rahatladı.Benitez tüm şartlarını kabul ettirerek yeni sözleşmeye imza koydu, Kaptan Gerrard ise malum bar vak'asından mahkemece aklandı.Guardian'da David Pleat, Aston Villa'nın 4-4-2'sinin Gerrard'a ekstra serbestiyet sağladığını yazmış.Kesinlikle doğru bir tespit.Chalkboard kullanarak ligin ilk yarısındaki Villa maçıyla karşılaştırmak isterdik, fakat sezonun ilk yarısındaki maçta Gerrard oynamamıştı.Muadili maçlara bakılabilir.Gerrard, nispeten orta sahası zayıf olan takımlar Newcastle ve Hull City'e 2'şer gol attı bu sezon.Aston Villa'ya da ikisi penaltıdan olmak üzere 3 gol attı, hat-trick yaptı.13 gole ulaştı, bu onun Premier League'de kariyer rekorunu aşması demek.Liverpool, Old Trafford'da kazanırken rakibine aman aman oyun üstünlüğü kuramamıştı.En azından geçtiğimiz sezon United'ın Liverpool'a yaptığı gibi değildi.Liverpool'un üstün formuna rağmen bana göre 5-0'ın en önemli faktörü Albert Riera ve Villa'nın acziyet içerisindeki durumudur.Kaleci Brad Friedel'ın bu sezon ilk kez bir EPL maçına 90 dakikayı tamamlayamadığı, sezonun en önemli oyuncularından Agbonlahor'un yedek başlamak zorunda bırakıldığı bir maç; kadrosu şaşmış, kimliğinden dışarı taşmış Aston Villa.Lig seyrinde çok iyi bir form tutturmuş olan Villa'da bir düşüş olacaktı, ama bu denli değil.Liverpool'dan 5 yiyecek kadar değil.Ligin en heyecan verici yapılanmasıyla hedefine yürüyen bu takıma ne oldu da böyle oldu, net bir açıklama getiremiyoruz.Yokuş aşağı düşüşe dair yalnızca fikir yürütebiliyoruz.Dün akşama dair bir rekor da Reina'dan, İspanyol kaleci dün akşam da gol yemeyerek ''100 clean sheet'' sayısına en erken ulaşan Liverpool kalecisi oldu.

Liverpool 5-0 Aston Villa

1- Man Utd 29 GD/ 31 P/ 65
2- Liverpool 30 GD/ 33 P/ 64
3- Chelsea 30 GD/ 32 P/ 61
Noat Samisa

22.03.09

Zirvede Bomba İhbarı!

White Hart Lane'in güney tribünü arkasına parkeden bir araçtan (bir minibüs) şüphelenen polis, Tottenham-Chelsea maçının başlama vuruşunu yarım saat geciktirdi.Yıllardır öğleden sonra 3'te oynanan cumartesi maçlarından biri, çok nadir olduğu üzere 17:30'da başladı.Chelseali futbolcular, henüz maçları başlamamışken liderin yakınlarda bir yerlerde mağlup durumda olduğunu biliyorlardı.Hatta Man United 10 kişi kalmıştı, onu da biliyorlardı.Haftanın preview'inde bahsettik; ligi 7. sırada bitirmek demek, Europa League vizesi demek.Bu açıdan Tottenhamlı oyuncuların da bilmesi iyi oluyordu, nitekim Fulham bugün aldığı galibiyetle puanını 40 yaptı ve son iki maçta 4 puan bırakan West Ham'ın arkasına yerleşti.
Geçen hafta Vidic'ten sezon boyunca bir daha görülmeyecek hatalar, bu kez de Scholes.Fantastik bir refleks; biraz dramatik, biraz komik.Paul Scholes, 17. dakikada kale çizgisi üzerinde topu iki eliyle blokladı.Penaltıya sebep oldu, oyundan atıldı.Buna rağmen United'ın maçın devamında yakaladığı pozisyonlar var.Bugünün tarihi, Schwarzer'ın Premier League kariyerine hat sanatıyla yazılmalı.Avustralyalı kaleci inanılmaz kurtarışlar yapmış.İkinci devre oyuna ''winner'' karekter Rooney dahil olmuş, sona doğru ataklara rağmen gol gelmeyince kendi bildiği yoldan devam etmiş.Zoltan Gera'nın golünün ardından da kendini oyunda attırarak 2-0'lık Fulham galibiyetine ''United'ın 9 kişi kaldığı maçta'' ibaresini ekletmiş.Bir düşüş süreci mutlaka yaşanacaktı, bundan aylar önce Liverpool'a dair öngörülerimizde bahsettik.Eğer Ocak-Şubat periyodu Liverpool adına daha iyi değerlendirilmiş olsaydı, United'ın mutlaka bir yerlerde tökezleyeceği düşünülerek şampiyonlukta daha iddialı olunabilirdi.Man Utd, yıllardır olduğu gibi geçen sezon da lige iyi başlamamış, sürekli vites artırdığı futbolunu Ocak ayında zirveye çıkarmış, Şubat ayında duraklamış, bir hedef maç kaybıyla rakibini heveslendirmiş, ardından lig sonunu iyi getirerek ipi göğüslemişti.Sayısız istatistik var bu mağlubiyete ilişkin, lakin bence en çarpıcısı art arda iki mağlubiyet alınmış olması.Duraklama dönemi geçen seneden sert geçiyor.United açısında umut verici olan şu ki süreç tam da milli maç arasına denk geldi.Bu akşam soyunma odasında krampon, fincan, kapı kolu, telefon vs. birtakım edevat oraya buraya fırlatılmış olabilir.Ara dönüşü mutlaka bir tazelenme olacaktır.Tıpkı son şampiyon gibi Kasım sonrasını çok iyi oynayan Aston Villa için de benzer şeyler geçerli.Bu kadar sert düşmeleri sürpriz, arada tökezlemeleri değil.Arsenal, Newcastle deplasmanında kazanarak seriyi sürdürdü ve 4. sıradaki yerini sağlama aldı.Preview postunda bahsetmiştik, Newcastle bu hafta da kazanamadı ve kendini düşme hattında buldu.

Lennon hazırladı, Luka Modric attı; Tottenham 1-0 kazandı.Çıkış sürüyor.Futboluna hayranlık duyduğumuz Hırvat orta saha oyuncusu, Premier League'deki ilk senesinde geçer notu çoktan aldı.Hiddink'in gelişiyle birlikte ilk hamlesi Kalou-Drogba-Anelka üçlüsünü bir arada sahaya sürmek olmuştu.Galibiyet serisi bu yapıyla geldi.Essien'in dönüşü bunu değiştirdi, bugün izlediğim 15 dakikada Chelsea'nin simetrisi bozuk gibiydi.Belleti orta üçlünün sağında, Essien orta sahanın önünde?Arsenal'de Arshavin'in ''ikinci forvet olarak oynamayı tercih ederim'' açıklaması vardı haftaiçi, geçen hafta Bendtner'ın yanında, bu roldeydi Arshavin.Bugün ise 4-4-2'nin solunda.Soru şu olabilir: Wenger, Arshavin için şablonundan vazgeçer mi?Bunun Hiddink'in Chelsea'sine yansıması benzer.Oyuncu seçimlerinden mi taviz verilmeli, yoksa skor alan düzenden mi?Hiddink maç sonu şampiyonluk yolunda zaman ilerledikçe bu mağlubiyete dair çok pişmanlık duyacaklarını söylemiş, şampiyonluk iddiasının bittiğinin iması olarak basına yansımış.Bu skorlar ile zirvede bomba ihbarı yapıldı, fünye Liverpool'un elinde.Bu kez şans Benitez'e güler belki...

Fulham 2-0 Manchester United
Tottenham 1-0 Chelsea

1 Man Utd 29 GD/ 31 P/ 65
2 Chelsea 30 GD/ 32 P/ 61
3 Liverpool 29 GD/ 28 P/ 61
Noat Samisa

22.03.09

Sivasspor 1-1 Beşiktaş

Mustafa Denizli'nin 26. hafta efsanesi ortaya çıktığından beri herkes hesap yapıyor, her hafta üsttekilerin en az ikisi yine puan kaybedince bir hesap daha yapılıyor.Tutmuyor, olmuyor.Biz de Konya ve Gaziantep deplasmanları ile Trabzonspor maçlarından 7 puan istemiştik; 5 geldi.Ardından nispeten kolay 3 maçta 9 puan gelince son 4 maçta alınan 12 puan, Beşiktaş'ı liderlik maçına taşıdı.Hangi ligde olursa olsun, kalan maç haftası tek hanelere sayısı düşmüş iken oynanan bir liderlik maçı futbol gündeminde çok önemli bir yer teşkil eder.Ligimizin bu sezonki durumunun ilginçliği bu maçı ''x liginin liderlik maçı'' havasının çok altında lanse etti.Herkes biliyordu ki ne Sivas kazansa, ne de Beşiktaş kazansa fazladan birkaç puan kredisi ve psikolojik üstünlükten fazlasını elde edemeyeceklerdi.Herkesin, yani üst taraftaki 5'linin ortak dileği kabul oldu ve bu akşamdan beraberlik çıktı.
Sivasspor standart şablonuna dönmüş, oyun planını esastan kurmuş.Bülent Uygun'un Fenerbahçe'ye karşı denediği ve çakıldığı yapı değiştirilmiş, Galatasaray ile oynanan lig-kupa serisine ve Sivasspor'u iki yıldır zirvede tutan yapıya dönülmüş.Takım kendine gelmiş, özüne dönmüş.Mehmet Yıldız bir sistem oyuncusu, bir rol adamı.Fazlasını yapmasını isterseniz ligimiz için dahi sıradan bir oyuncuya dönüşebilir, ama belli bir düzen içerisinde 5 milyon avro da edebilir.Orta sahada İbrahim-Sezer ikilisi en ideali gibi, ikisinin de toplu oyunu -Sivok'a, Deniz'e, Hüseyin'e göre- yeterli.Sezer'in şut tehditi de var, takımlarına yeterli orta saha direnci sağlayabilecek, rakibi bozabilecek birlikteliği kuruyorlar.Geride Bilica-Sedat ikilisi, solda Hayrettin'in yokluğunda -Fenerbahçe maçları hariç- hedef maçların sol beki Murat Sözgelmez.Sağ bekte farklı bir tercih yapıldı, maç içerisinde bunun yanlış olmadığı görüldü.Net doğru diyemeyiz ama Silla sağ bekte gerek Bobo'ya yaptığı topla karışık sert hamle olsun, gerek ikili mücadelelerdeki direnci olsun, Beşiktaş'a karşı iyi bir önlem oldu.Zaman zaman yerini kaybetti, Üzülmez'in çıkışları oldu.Abdurrahman'ın sağ bekte yer alması belki ekstradan tehditti, hücumda daha üretken olunabilinirdi.Ama tercih, çift taraflı düşünmek gerek.Ek önlemle güçlendirilmiş temel savunma yapısının önünde Mehmet Yıldız'ı kullanacak olan üçlü: Murat-Tum-Musa.Sivasspor'un hücum silahı, uzun toplar: Maç başı Musa'nın bulduğu gol pozisyonu.Bunu bir not edelim kenara.

Sivasspor'u buraya taşıyan bir yapı var.Bu yapı ne zaman esnedi, Sivasspor sallandı.Fenerbahçe maçlarında büyük ölçüde değişti, bol gollü mağlubiyetler geldi.Pek çok şeyi farklı olan Sivasspor, geçtiğimiz haftalarda art arda oynanan lig-kupa serisinde kimliğinden uzaklaşmıştı.Benzeri Beşiktaş için geçerli.Sezon başı, Ertuğrul Sağlam'ın takımın başında olduğu Trabzon deplasmanı sezonun en ümit verici maçıydı.Ardından Mustafa Denizli ile kazanılan kupa maçları; Trabzon deplasmanı, Antalya maçları, İnönü'deki Trabzonspor maçı ve geçen hafta.Bir de kaybedilenleri göz önüne getirelim.Ligin ilk yarısı Sivasspor maçı sonrası başlayan seriyi anımsamak için blog arşivinden yararlanılabilir.Neler yapılmış, neler olmuş, neler önerilmiş?Orta saha, orta saha, orta saha...Beşiktaş'ın orta sahası olmak zorunda.Önüne, yanına, kenarına ek getirmeden; orta saha oyuncularına ''orta saha oyuncusu'' olmalarından fazla rol biçmeden.Çünkü fazladan verilen her rol, asli gereklerden bir kısmını çalar.Bugün de benzer bir durum oluştu ve bu takımın tamamını etkiledi.Çalışan bir yapı var, birkaç değişim ile efektif olabilen bir düzen var.Bunun da belli prensipleri var, şablonun üzerine bina edildiği adamlar var.Her maç yazısında önce kadro ile özelleşen dizilişlere bakıyoruz.Yazıyor olmak nedeniyle değil, ben her maçın öncesinde ya da x bir maçı izlemeye başladığımda önce buna bakarım.Şuna benzer; filmografisini bildiğiniz bir yönetmenin yeni filmindeki bir sahneyi herhangi bir izleyiciye göre daha doğru, daha güzel anlamlandırabilmek gibidir.Futbolda paranın önemi daha da artsın, sporcular köleye dönüştürülsün; yine de değişmeyecek olan bir şeyler vardır.İşte bunlar şablonlar, aynı mevkii oyuncularının birbiriyle kurduğu bağlantılar, birliktelik, yardımlaşma vs'dir.Bu oyun takım olarak oynandıkça varolacaktır.Tek şartla, Besim Tibuk iktidar olmayıp ofsayt kuralı varolmaya devam ettikçe!

Gökhan Zan'ın yokluğu ve yabancı sınırı nedeniyle savunma dörtlüsünde 3 yerli oyuncu olma zorunluluğu artık kabullenildi.Eğer bu oyuncu Zapo olacaksa, Sivok'u takıma sokmanın ekstra bir katkısı yoktur.Ya da tam tersi.Mustafa Denizli, Beşiktaş'ın başında 25 maça ulaştı.Halen bunların tahmin edilemiyor ve sürprizlerin sonuç vermiyor oluşu handikaptır.Şapkadan tavşan çıkmıyor, inanıyorum ki bunun futbolcuların üzerinde de pozitif bir etkisi yok.Sivok biliyordur ki son maçta stoperde çok iyi maç çıkarmıştır.Ertesi hafta birden öne alınınca bence cezalandırılmış oluyor.Türkiye'ye ilk geldiğinde stoper oynamayı daha çok sevdiğini söylemişti.Böyle de bir tercihi var, belli ki doğru da.Sivok'u stopere almak demek daha iyi bir savunma hattı demek.Daha dengeli, daha çabuk, daha mücadeleci.Sivok'u savunmaya almak demek, Beşiktaş'ın dikine iyi top çıkarabilmesi demek.Çek oyuncunun top kontrolü zayıf, önde oynadığında sırtı dönük aldığı toplar oyuna girmiyor.Bugün orta sahada katkısı olmadı mı, elbette oldu.Mücadeleci oyunu, yakın markajdaki başarısı ve sertliğiyle alınan 1 puana önemli katkısı oldu.Ama bu tercih takımın genelini nasıl etkiledi?Birincisi Ernst'in çıkışları azaldı.Sivok ya fazla geride kaldı ya da sürekli Tum'u kovaladı.Bunun karşılığında da tehdt oluşturamadığından Beşiktaş golü yedi.

Sivasspor'un golü pek çok şeyin özeti sayılır.Kenar oyuncusundan kenara deplase olan santraforuna pas.Forvet çoklayıcıları Musa ve Tum'dan koşu, hem de sağ kenar adamı Musa'dan ön direğe, Tum'dan arkaya.Çok daha iyi.Santrafor yüzünü döner, üstüne çektiği stoperin boşalttığı alana giren adamını bulur ve gol.Benzerini geçtiğimiz hafta Beşiktaş attı, çok sevindik.Herhangi bir golden daha çok sevindik.Tum'un golünde Toraman da önde kalınca Üzülmez'in doğru ters kademesine yazık oldu.Mehmet Yıldız kenara açıldıktan sonra birkaç saniyesi vardı.Şablon topu bu noktaya taşıdı, bu noktadan sonra Toraman'ın önde kalışını Sivok tolere etmeden önce çok kısıtlı zamanınız var.Şaşırtmaca ve hız gerekli; bir boş koşu (Musa'nın ön direk hamlesi) ve Tum'un çabuk karar vererek yaptığı gol koşusu ve son vuruş.Oynayan için çok kolay, izleyen için çözümlemesi çok eğlenceli.Futbol burada; çalımdan, golden zevk almadan önce buralara bakmak gerek.Ligimizde bu tip goller, bu akşamkine benzer maçlar izleyince mutlu oluyorum.Futbolcular maç seçiyor, tartışmalarının yapıldığı bir futbol ortamındayız.Mücadelenin yeterli olmadığı bir maçta disiplin olmadan hiç bir işe yaramayan düzenlerden nasıl bahsedebiliriz ki?Ya da ne kadar doğrudur, sonuca ne denli etki eder?Bunları pas geçip hakem de tartışabiliriz tabii!Bir de Sivasspor'un lider oluşunun altının boş olmadığını her maç yeniden gördüğümde mutlu oluyorum.Atılan gol şablon getirisi bir gol, bu birincisi.Yukarıda not düştük, Musa Aydın'ın savunma ardına koşusu da ikincisi.Balili ve Kamanan; hani B planı yoktu?
Musa Aydın'ın maç başı yakaladığı pozisyondan devam edelim.Beşiktaş, Fenerbahçe deplasmanında Musa Aydın'ın atamadığı golü Guiza'dan yedi.Yapı aynı yapı, stoper Zapo; önünde Sivok.İki Çek oyuncu farklı mevkiilerde bir arada sahada oluyorsa bunun önemli bir etkisi oluyor, orta saha ile savunma hattı arası kısalıyor.Bir diğer deyişle forvet ile savunma arası mesafe kısalıyor, yani takımın hızı artıyor.Denizli bunu bilerek yapıyor belli ki, savunmayı ortaya yaklaştırarak fazladan direnç katmaya çalışıyor.Ama uygulamada aksaklıklar olduğu belli.Asıl endişe verici olan, bu yapının Denizli'nin ''hedef maç tertibi'' olması ihtimali.Bugüne kadar Üzülmez ve Nobre takıntılarından vazgeçilip, maç içi değişimler de sınırlandırıldıysa bunun da doğru olmadığının görüleceğine inanmak istiyorum.Sivasspor zaten topu ikinci bölgede tutan bir takım değil.Hatlar arası kısalsa ve kademe imkanı artsa ne olur?Bence fazladan bir şey olmazdı.Ayrıca ''Sivok'un stoper olmasının gerekliliği'' özelinde Sivok ile savunmadan daha iyi toplar çıkıyor olması tespitine de dikkat edersek, takımın boyu kısaldığında buna mukabil hızının artışını sağlayacak topların Zapo ile oyuna sokulma ihtimali de aynı oranda azalıyor.Buna önerimiz sol bek Tello'ydu ki, şu formuyla onu sağ önden almak mantıksızdır.

Sivok'un orta saha direncine yaptığı katkı çok çok iyi.Lakin stoperde tercih edilmeyişi pek çok arızayı beraberinde getiriyor.Yukarıda belittiklerimize ek olarak Ernst'in kontrol etmesi gereken alan artıyor ve Alman futbolcunun temposu, çıkışları azalıyor.Ernst'in kontrol alanı arttığından Beşiktaş'ın topladığı ikinci topların sayısı azalıyor ve ön alanda daha az top tutuluyor.Bunun ilk götürüsü kaliteli ayaklar topla daha az buluşuyor, ikincisi bekler oyuna giremiyor.Yeterince çoğalamıyor Beşiktaş.Böyle olunca yetenek yeterli olmadığında devreye girmesi gereken ''şablon getirisi'' katkıyı alamıyor.Bugün Yusuf kendinden bekleneni yaptı, iki çalım ile ters taraftaki kenar oyuncusuna harika bir asist yaptı.Tello da bu ikramı güzel bir gol vuruşu ile taçlandırdı.Mustafa Denizli'nin Ekrem ile birlikte en pozitif katkısı Tello oldu, nazar değmesin.Şu da görüldü ki Tello bu takımda iki mevkiide oynar.Ya sol bekte, ya da sağ önde.Bir ihtimal arkasında Ekrem Dağ olmak koşuluyla klasik 4-4-2'nin sol önünde.Tello, adam geçebilen bir oyuncu değil.Dar alanda çabuk değil.Solda da topu alsa son çizgiye inerek aksiyon üretemez.Sağda olduğunda ortaya da yardım ediyor.Böylece daha fazla yüzü dönük top alabiliyor, şut becerisini daha iyi kullanıyor ve güçlü yanları ortaya çıkıyor.Mesela İbrahim Akın'ın benzer nitelikleri var, aynı şekilde değerlendirilmeli.

Sivasspor bildiğini denedi, Beşiktaş'a ek önlemler aldı.İlk yarı kornerden iki pozisyon üretti Beşiktaş, bunların biri gol olsa Denizli'nin ilk 11 tercihi mutlak doğru kabul edilebilirdi.Enteresan olan şuydu ki, Denizli geride daha savunma ağırlıklı bir yapı kurmuşken, ön tarafta neredeyse tüm skor silahlarını sahaya sürmüştü.Beşiktaş skorda öne geçse, kenardan gelecek hamle oyundaki Beşiktaş hakimiyetini artırıcı olamazdı.Hızlı oyuncu Holosko, keza Bobo; bu ikili skorda üstünken sahada olması ya da kenardaysa oyuna girmesi gereken oyuncular.Bülent Uygun ise tam tersi, skor üstünlüğü halinde hakimiyet kazandıracak oyuncuları sonraya saklamıştı.Sivasspor evinde, Beşiktaş deplasmanda?Sivasspor'un genel tertibi bu, doğrusu da bu.Ama Beşiktaş'ta önce Nobre, sonradan Holosko sanki daha doğu olabilirdi.Öyle olsa Sivas'ın sağ bek Silla tercihi, Abduraahman'a dönüşür müydü ve dönüşürse ne olurdu?İki takım da bulabildikleri boşluklardan golü denediler, Sivas başarılı oldu.5 dakika sonra Beşiktaş attı, Balili hamlesinin anlamı kalmadı.Cuma günü ''Bugünden görünen, takımların genel karekteristiği haricinde atılan gollerin maçı şekillendireceği yönünde.'' demiştik.Öyle oldu.Sıkışık oyunda iki takım da kazanmak için oynar iken, Sivasspor'un oyun planını değiştirecek hamlesi gelemeden Beşiktaş golü bulunca hesaplar değişti.Denizli, Yusuf-Delgado ikilisini bir arada sahada tutunca Sivok geriye gömüldü ve savunma hattı 3lü gibi dizildi.Ortada her yere koşmak zorunda olan Ernst; şu yemek davetlerinde hocaya anlatsa şu durumu: Hocam, Cisse ile oynamak istiyorum.

Sivok tercihinin götürüsü, maç sonuna doğru yine yerleri değişen oyuncular ilerisi adına can sıkıcı.Olmasın, şu maç içi şablon değişimleri olmasın.Sivok'un stoper başlayıp öne geçtiği maçlarda, bu değişimin hemen akabinde kademe hataları oluyordu.Benzer bir durum kenar adamları değiştiğinde de oluyor.Holosko sağda başladı, yer değiştiklerinde kısa süre sonra bir kenar beki yalnız kaldı.Oyun kötü değil, yalnızca bir-iki tercih bugün Sivasspor'u bozabilir, iki puan fazladan getirebilirdi.Buna üzülebiliriz.Takımın direnci ve defansif performans yönüyle memnunum.Bugün iyi oynayan liderden deplasmanda alınan 1 puan da fena değil, 4'te 4 ile buraya gelinince beraberlik kredisi vardı.Denizli'nin ilk maçları ile kıyasla fersah fersah ileride bir takım var.Mücadele ve istek çok çok iyi.Kadro tercihlerinde biraz daha az sürpriz yapılırsa daha da iyi olacaktır.

Ligin ilk yarısının aynı döneminde, yani Sivasspor maçını da sayarsak ilk 8 hafta itibariyle Beşiktaş 18 puan toplamıştı.Ligin ikinci yarısı da bugün itibariyle aynı dönemde 18 puan toplandı.Ekstrem bir performans yok, nispeten iyi bir çıkış var.Farklı olan oyun, bu Beşiktaş çok daha iyi.Şu unutulmamalı ki ne olursa olsun, bu ligin kaderini derbiler belirleyecek.Sonuca bakarsak, Beşikta yine zirveye oynayan bir takımı mağlup edemedi.Birkaç hafta sonra derbiler var, o maçların skoru bu maç özelinde pas geçebildiğimiz detaylara gizlenmiş olacak.Milli maç arasında Mustafa Denizli'nin yapması gereken, bu 25 maça yeniden bakmak.Ne yapmış, ne yapınca ne olmuş?Fazlası değil, eminim doğruları görecektir.Değiştirdiği pek çok şey var, takımın bu noktaya gelmesinde etkisi büyük.Biraz da üzerinde fazla durmadığımız oyuncuların katkısının gereğinden, Serdar Özkan'dan ve Aydın Karabulut'un idmanlara başlamış oluşundan, bu doğrultuda Denizli'nin Yusuf transferinin doğrulanma yoluna girmesinden ve Denizli'nin rotasyonu konularından bahsetmek istiyordum ama bunlar da hafta içine kaldı.Son bir not: Şampiyonluk?Kaf dağının ardında değil.

Noat Samisa

21.03.09

Premier League 08/09 #30

Geri sayım için çift haneden tek haneli sayılara düştük.Ulusal maçlar arası öncesinde sezonun son virajında pozisyon belirlemek adına tüm maçlar fazlasıyla önemli.Mevcut puan tablosunda şampiyonluk için 3 takım yarışıyor.Dördüncü sıra, yani Şampiyonlar Ligi vizesi için 3 takım yarışıyor.Man United'ın mucizevi bir çöküş yaşarak ilk 4'ün dışında kalma ihtimali çok uzak olduğundan 4. sıra için yarışan 3 takımdan ikisi, lig sıralaması sayesinde Europa League vizesi alabilecek.FA Cup'ta da benzer bir durum var, son 4'e kalan takımlar şu an itibariyle lig sıralaması sayesinde UEFA Şampiyonaları'na katılabiliyorlar.Eğer bir sürpriz yaşanmaz ise lig 7.si de Europa League'e katılacak.Bu konum için de en az 3 aday var.Man City ve Tottenham'ı saymaz isek, geri kalan 9 takım kümede kalma yarışının içerisinde.MCity de UEFA Kupası'nda yoluna devam ediyor; Tottenham'ın ise 7. sıra ile arasında 5 puan var.League Cup'ın kaybı bir yıkımdı, başaltı takımlara vuran piyango onlara da vurdu ve 7. sıra vasıtasıyla Europa League için bir şans doğdu.Premier League'de 30. haftaya girilirken hedefsiz takım yok, herkesin bir derdi var.Haftanın başı bu kez sona koyulmuş.Bir süredir uçurumdan aşağı serbest düşen Aston Villa ile önce Real Madrid'e, ardından Man United'a 4 atan Liverpool...Bu maçın genellenecek hiçbir yönü yok; Liverpool puan kaybeder ise bunun sebebi ''bilindik Benitez arızaları'' olmayacak.Başka bir maç olacak pazar akşamı; Martin O'neill'ın takımını buhrandan çıkarmak adına yapacakları skoru tayin edebilir.Bir diğer iyi maç White Hart Lane'de.Sezonun ilk yarısı Stamford Bridge'den 1 puan almıştı Tottenham, geçtiğimiz hafta aldıkları Aston Villa galibiyeti ile bir şeylerin geçmişten iyi olduğunu gösteriyorlar.Hiddink'in serisi sürüyor, Chelsea'nin tüm hedef maçlarını tamamlamış olması fikstür avantajı sayılabilir.Fakat bunun geçerli olması için bu zor deplasmanın kayıpsız atlatılması gerek.Bu maç öncesinde Tottenham, Aaron Lennon ile olan sözleşmesini 2014'e kadar uzattı.İki takımın da uzun süreli sakatları sahada olamayacak.Geçtiğimiz hafta sakatlanan Deco'nun da dönüşü ancak sezon sonuna yakın öngörülüyor.Anelka ve Drogba'nın da hafif sakatlıkları vardı, yine de hazır durumdalar.United, yakın zaman önce FA Cup için gittiği Fulham deplasmanına bu kez, şampiyonluk yolunda tazelenmek için gidiyor.Arsenal'de Fabregas ve Eduardo idmanlara başladılar.Bu iki sevindirici haberin ardından Walcott'tan kötü haber geldi.Sakatlıktan yeni dönen oyuncu iki ya da üç hafta daha sahalardan uzak kalacak.Newcastle'da Nolan'ın cezası bitti, Newcastle eğer bu hafta da kaybederse halihazırda averajla üzerinde durduğu düşme hattına inebilir.

Cumartesi, 21 Mart 2009
Portsmouth v Everton, 14:45
Blackburn v West Ham, 17:00
Fulham v Man Utd, 17:00
Stoke v Middlesbrough, 17:00
Tottenham v Chelsea, 17:00 - Spormax
West Brom v Bolton, 17:00
Newcastle v Arsenal, 19:30 - Spormax

Pazar, 22 Mart 2009
Wigan v Hull, 15:30 - Spormax
Man City v Sunderland, 17:00
Liverpool v Aston Villa, 18:00 - Spormax

Noat Samisa

20.03.09

God Townsville'e İndi

Bir haftadır Dünya'da trend Liverpool, herkes ''kızıllar''ı konuşuyor.Kırmızı formanın bayrak adamlarından Robbie Fowler ise bu arada yeni bir macera için denizleri aştı; Avustralya'ya indi.Blackburn Rovers'ın Paul İnce'in de ayrılmasıyla 3 aylık kontratını yenilemeye yanaşmaması, Championship'ten teklifleri de reddetmesi God'ı yeni arayışlara itti.Avustralya A-League takımlarından kuzeydoğudaki bir sahil kenti olan Townsville'de ikamet eden, 2008'de kurulmuş olan North Queensland Fury kulübünün davetini kabul ederek ailesini Avustralya'ya alıştırmak adına kulübün davetlisi olarak bir süre uzak kıtada tatil yaptı.Zaman içinde taraflar anlaştı.Robbie Fowler, dört gün önce yeni takımının şehrine, Townsville'e ''futbolcu Fowler'' olarak iniş yaptı.''Uzakların İngiliz'i'' sayılabilecek bir küçük Townsville sakini Liverpool taraftarı da efsanevi galibiyetin anektoduyla karşılamış futbolun tanrısını.Anfield'dan ayrıldığı son gün, tribünlerin ona karşı tutumu efsanevi dakikalar yaşatmıştır.Kucağında oğlu Jacob, Liverpool yağmuru ve şimdilerde Avustralya...

Noat Samisa

20.03.09

UEFA Cup 2009 Final Yolu

Werder Bremen - Udinese v Hamburg - Manchester City
Paris St Germain - Dynamo Kiev v Shakhtar Donetsk - Marseille
Kuradan çok ilginç eşleşmeler çıktı.Aynı ülkelerin takımları çeyrek finali atladıktan sonra birbirleriyle eşleşecekler; iki takım ile temsil edilen Almanya, Fransa ve Ukrayna için bu durum üzücü.Finalde mutlaka bir Fransız ya da bir Ukraynalı olacak, şanslar eşit.PSG ya da Marseille'den birini İstanbul'da görmemiz halinde 4 yıl sonra bir Fransız takımı UEFA Kupası'nda final görecek, bu takımın Marseille olması halinde son 10 yıl içinde 3. UEFA Kupası finalleri olacak.Dün akşam 85 ve 90+1'de yediği gollerle Danimarka deplasmanında kabus göre City, penaltıları 4-3 kazanarak turlamayı başarı.Kör-topal ilerliyor Mark Hughes, gel-gitlerle geçen ilk sezonunda çeyrek final görmüş olması önemli bir adımdır.Bunun için de geçen sene fair-play sıralaması yoluyla kazanılmış UEFA bileti için Eriksson'a ne kadar teşekkür edilse azdır.Rakip Hamburg oldu, Galatasaray olabilirdi ve şansı hiç de az olmazdı.Premier League'de yalnızca bir tek deplasman galibiyeti olan, oyun planının temelini hızın teşkil ettiği City'nin hızını kesen takımlar başarılı olurlar.Finalin bir ayağını oluşturan dörtlü içerisinde şansı en az olan takım belki de Man City.

Noat Samisa

20.03.09

CL 2009 Final Yolu

Villareal - Arsenal v Manchester United - Porto
Liverpool - Chelsea v Barcelona - Bayern Munchen
Manchester United - Barcelona finalinin yolu açıldı; ama Barcelona'nın önünde iki büyük engel var.Muhtemel Bayern galibiyeti sonrası Liverpool - Chelsea süzgeci Katalan'lar için çok çetin bir sınav olacak.Final yolunun tescili için 3 sezon evvelin şampiyonu olarak son iki sezonun kaybeden finalistlerinden birini geçmeleri gerekecek.Man United'ın final yolu açık, Porto'dan 03-04 sezonunun rövanşını alma fırsatı geldi.Villareal-Arsenal bir diğer hikayesi olan eşleşme, uzatmalarında Riquelme'nin kaçırdığı penaltıyla finale Arsenal'i yollayan Villareal için yeni bir fırsat.İki sezon üst üste yarı finalde karşılaşan Liverpool-Chelsea ikilisi bu kez çeyrek finalde karşılacak, 4 maç içerisinde en heyecan verici olanı bu.Bu sezon ligde 2'de 2 yapmıştı Liverpool; bugün itibariyle belki de Liverpool için 7 alternatif arasından en kötü kura Chelsea sayılırdı.Çeyrek final ilk maçları 7-8 Nisan, rövanşı bir hafta sonrasında.Bugünden görünen yarı finalde 3 İngiliz, 1 İspanyol olacağı; tıpkı geçen yılki gibi.

Noat Samisa

20.03.09

In Rafa We Trust

Geçtiğimiz cuma günü 29. maç haftası için yazdığımız preview yazısında demiştik ki: ''Eğer yarınki tamam ya da devam maçında Liverpool kazanırsa Benitez'in kredisi artar, büyük olasılıkla da hafta içi yeni sözleşme imzalanır.''Öngörümüz gerçek oldu.Rafael Benitez, bu akşam saatlerinde Liverpool ile halihazırda devam eden kontratını 2014 yılına kadar uzattı.

En fazla fotograftaki kadarını görebilirsiniz, oraya buraya saldırdığına henüz şahit olunmamıştır.Görülebilecek en özel tribün fotograflarından birinde sol üstte pankartı yer aldığı üzere taraftar ona desteğini asla esirgememiştir.Benitez en başından beri yeni sözleşmeye imza atmak istiyordu, işi yokuşa sürenler Amerikalı'lardı.Madrid'e dönecek haberleri çıktı, bence en başından asılsızdı.Son iki maçtaki 4'er gollü galibiyetler patronların direncini kırdı.Ben gayet memnunum bu imzadan; sezon sonu iki kenar oyuncusu transferiyle eski sorunlarından arınmış, Premier League şampiyonluğu için engelleri ortadan kaldırmış bir Liverpool'un başında Benitez'i görmekten mutlu olacağım.Bu kadar kısa geçmek doğru değil belki, bu imzanın daha geniş anlamları olmalı.5 sezonda Liverpool'da yaptıkları, transferleri, başarısı, başarısızlıkları, başarı kıstasları, futbol felsefesi vs. ile ilgili geniş kapsamlı bir değerlendirme sözümüz var ama niyetimiz sezon sonuna.Benitez hayranlığımızı her seferinde dile getiriyoruz, bu aykırılığın Premier League şampiyonluğuna olan etkilerinden sürekli bahsediyoruz.Bu imza ile belli oluyor ki bir 5 yıl daha Rafa'nın peşinde olacağız...

Noat Samisa

18.03.09