Deli Gibi

Yarın sabah erkenden kalkıyorum, gazete bayisine ulaşıyor ve üç-beş adet Beşiktaş Dergisi talep ediyorum.Birini kendime alıyorum, diğerlerini hediye ediyorum.Ama şartım var, bu poster duvara asılacak.Günün anlam ve önemine de uygundur, ''1 Mayıs Emek Bayramı'' İbrahim Üzülmez'in de bayramıdır.Bu ayki dergide güzel şeyler var.Resmi sitede Mustafa Denizli'nın kızlarıyla yapılan röportajının fotograflarını gördüm.İlk başta röportaj için Dolmabahçe Sarayı'na gidildi sandım, meğer Denizli'nin eviymiş.Neyse, bu vesileyle İbrahim Üzülmez'e bir teklif yapayım.Teklifim şu ki, ben posterini odamın duvarına asayım, sen de pazar günü hayatının maçını oyna.Anlaştık mı hepimizin Deli'si?Duvara asmasanız da alın, saklayın.Hiç olmazsa gün gelir nostalji olur; biz akıllıydık da ne oldu, dersiniz.

Noat Samisa

30.04.09

Zola ve Clarke

West Ham United'ın sezon içerisinde yaşadığı saha dışı problemlere zaman içinde defalarca değindik.Kulübün satışına ilişkin en son gelişme, patron Bjorgolfur Gudmundsson'un sahibi olduğu Hansa Holding'in global ekonomik kriz ortamında kısa vadeli borçlarını ödeyememesi sonucunda batma noktasına gelmesi nedeniyle kayyuma devri sonrasında yaşandı.İzlanda'da faaliyet gösteren ve Southampton'ın hakkında soruşturma açılan ve sonrasında kayyuma devrolunan küçük hissedarların bir araya toplandığı şirket yapısının tek adama bağımlı versiyonuydu bu.Southampton'dan farkı, yalnızca futbol alanında faaliyet göstermeyip pek çok ticari faaliyet kolunda mevcudiyeti olan bir kuruluş olması.Yani söz konusu borcun futbol dışı etkenler nedeniyle kaynaklandığını ispatlayabilirler.Bu sebepten şu görüntüde Southampton'ın başına gelenin West Ham'ın da başına gelmesi mümkün görünmüyor.

Bilindiği üzere kulüp bundan iki sezon evvel yine sansasyonel bir sorun yaşamıştı.Malum sorun puan silme cezası ile çözülmeyince Sheffield United'a ödenmesi gereken £15-20 milyonluk bir tazminat ile çözüldü!El konulan Hansa Holding'in en büyük alacaklısı konumunda İzlanda'da faaliyet gösteren Bank Straumur var.Bu noktada ilginç olan şey şu ki, kayyuma devredilen Hansa Holding'in en büyük alacaklısı konumundaki Bank Straumur da geçtiğimiz Mart ayında İzlanda hükümetince devletleştirilmişti.Onun da başında bir atanmış var.Hansa Holding hisseleriyle birlikte patron Bjorgolfur Gudmundsson'un bireysel hisselerine sahip olmak isteyenlerin gitmesi gereken adres bir süredir Bank Straumur ya da İzlanda Devleti.Biri Uzakdoğu'dan, diğeri Ortadoğu'dan iki alıcının varlığından bahsediliyor, Patron Gudmundsson'un Boleyn Ground'daki varlığı da artık iyiden iyiye fazlalık olarak görünüyor.
İki sezon evvel küme düşmekten son hafta kurtulan West Ham United, geçtiğimiz sezonu ilk 10'da bitirmişti.Bu sezonu da ilk 10 içerisinde bitirecek gibi görünüyorlar, hatta 7. sırayı alıp Europa Cup biletini cebe koymaları ihtimalleri de var.Takımın kadrosunun yetersizliği, kurumsal ve mali sorunlar, yaşanan menajer değişikliği, arada tazminat davası, halen 'kulüp transfer ombudsmanı' sıfatıyla basına demeç veren Kia Joorabchian vs... pek çok sorunun bulunduğu bir ortamda ligi geçtiğimiz sezonki sıranın üzerinde bitirecek olmak önemli bir başarıdır.Sezon başında ve menajer değişikliği sürecinde şimdinin West Ham'ını bugünkü Portsmouth seviyesinde öngörüyordum.Yani yıl içinde bir ara dibi görecekler ama sona doğru yapacakları atak ile 12-15 arası bir yerde ligi bitirecekler, şeklinde düşünüyordum.Fazlası oldu, 10 puan kadar fazla aldılar.Sezon başında orta vadeli planlar ile takımın başına getirilen Gianfranco Zola-Steve Clarke ikilisi, arkalarına West Ham United Akademisi'nin de desteğini alarak iyi bir sezon çıkardılar ve geçtiğimiz hafta sonu kendilerini 4 yıl daha Upton Park'a bağlayan yeni sözleşmeye imza attılar.Yeni sözleşme koşullarına göre Zola yıllık £1.6 milyon kazanırken, eski takım arkadaşı ve akıl hocası İskoç Steve Clarke her yıl cebine £1 milyon koyacak.Bu rakam, lig tarihinde bir ''ikinci adam''a ödenecek olan en yüksek yıllık ücret.Bu ikili göreve geldiğinde West Ham oynadığı 3 maçta aldığı 2 galibiyet ile iyi sezona iyi başlamıştı.Transfer sezonu sonlanırken Boleyn Erkekleri girdi devreye, Alan Curbishley istifa etti.
Gianfranco Zola, maçlar öncesinde yaptıkları toplantılarda yardımcısı Clarke ile çok iyi bir iletişim kurduklarını, babasıyla konuşuyormuş hissi yaşadığını söylüyor.West Ham'ın teklifi kendisine ulaştıktan sonra hemen Mourinho'yu aramış ve Steve Clarke ile 3 yıl boyunca birlikte çalışan Portekizli'ye yan koltukta oturan bir Steve Clarke'ın kendisine ne denli yardımcı olabileceğini sormuş.Mourinho'nun da devreye girmesiyle Steve Clarke kararını verdi ve Chelsea'deki görevinden ayrılarak Londra'nın bir başka kulübüne, West Ham United'a geçti.Clarke, 11 yıl futbol oynadığı, sonradan da yardımcı antrenör olarak döndüğü Chelsea'den ayrılırken hayallerinden bahsediyordu.Mourinho ile birlikte dahil olduğu Chelsea kenar yönetiminden halihazırda sözleşmesi olmasına rağmen istifa etti, ileride ''tek adam'' olma hayaliyle kenar yönetim tecrübesi olmayan eski takım arkadaşının yanına gitti.Zola ile Clarke'ın kurdukları birliktelik ne yakın zamanda İsveç ulusal takımında Soderberg-Lagerback ikilisine, ne de Frank Rijkaard ve Avram Grant'ın yan koltuğunda oturan Henk Ten Cate'in rolüne benziyor.Zola ve Clarke, özellikleri birbirinden çok farklı iki kenar adamı olmalarına karşın mükemmele yakın uyum yakalamış durumdalar ve birbirini tamamlayan bir ikili görünümündeler.Zola'nın temsil ettiği misyon geçmiş futbolculuk tecrübeleri ve ismi.Clarke ise futbolun mutfağıyla 10 yılı aşkın süredir muhatap olan, zamanında Mourinho'nun kafa kafaya verdiği adam.Maçlarda gerekirse Clarke ayağa kalkıyor, oyuncuları uyarıyor, direktifler veriyor.Bazen Zola yapıyor bunu, fotografta da görüldüğü gibi bazen de birlikte ayakta oluyorlar.Maç sonu açıklamaları Zola yapıyor, idman programını ise Clarke belirliyor.Kısa zamanda ''tek adamdan çoklu zeka bileşimlerine ilerleyen futbol kenar yönetiminin'' başarılı bir örneği oldular.

Bu ikilinin bolca sakatın ve kayıpları tolere edecek paranın olmadığı bir ortamda sırtlarını bir süredir pek sesi çıkmayan, fakat bugünlerin altın çocuklarını yetiştirmiş West Ham United Akademisi'ne dayamış olmaları ve ortaya çıkan ''yeni çocuklar'' bir sonraki West Ham United yazısının konusu...

Noat Samisa

30.04.09

Patron Ne İsterse

Dün akşamdan harika bir kare, iyi bir maç çıkaran Carlos Tevez'e United taraftarından söylemek isteneni gayet net anlatan bir pankart.Geçtiğimiz yıl attığı kritik goller ile EPL ve CL şampiyonluğunda çok önemli roller üstlenen Tevez, bu sezon ligde ancak 15 kez ilk 11'de forma bulabildi.Bir süredir geleceğine ilişkin bir belirsizlik hali vardı, dün akşamki futboluyla Tevez'in önümüzdeki sezon hangi formayı giyeceği tartışması yeniden alevlendi.

Tevez'in West Ham'a transferi hikayesi malum, bu hikayeyi Corinthians'tan başlatmak gerek.2007 yazında Mascherano'nun patronu Kia Joorabchian West Ham'a £2 milyon ''sus payı'' ödedi ve Tevez'i tıpkı Mascherano gibi bir Big Four üyesine gönderdi.Man Utd, Tevez için patronuna yıllığı £5 milyondan iki yıllık kiralama bedeli olarak toplam £10 milyon ödeyecekti.Sözleşmeye bir de madde koyulmuştu, United eğer Mascherano'yu bonservisini almak isterse patrona ödeyeceği parayı £32 milyona tamamlaması gerekecekti.Sezon başında United bunu denedi, bu sezonun kiralama bedelini ödemeden Tevez'i patronunun boyunduruğundan kurtarmak için bir hamle yaptı.Çeşitli basın kuruluşları bu transferin haberini verseler de gerçekleşmedi, görüşmeler sürekli para noktasında tıkandı.Sezon bitiyor, Tevez'in Man Utd ile kiralık sözleşmesi de bitiyor.Tevez'in takımdaki rolünün değeri ilk sezonuna göre azaldı, Berbatov'u gelişiyle birlikte kulübeye mahkum kaldı.Tevez direkt oynamak istiyor, Kia Joorabchian da taliplerin sıra beklediğini söylediği Tevez'den para kazanmak istiyor.United taraftarı ''We love Tevez'' diyor, Ferguson yuvarlak konuşmaya devam ediyor.Sezon sonu eğer £22 milyon daha ödenirse Carlos Tevez Old Trafford'da kalacak.Kadrosunda Rooney, Berbatov ve Ronaldo olan bir takım (hatta Wellbeck, Manucho ve Macheda) yedek forvetine toplam £32 milyon öder mi?Ödemez ise bir gece ansızın Tevez'i Real Madrid'de görebiliriz.

Noat Samisa

30.04.09

Man Utd 1-0 Arsenal

Bu sezon ligde oynanan Big Four maçlarının tempo olarak altında kalsa da iyi bir Premier League maçı oynandı.Ferguson'un maçtan önce en çok dikkat çektiği nokta bir deplasman golü yememekti, bunu da başardı.Maçın hikayesi kendi içinde pek çok şey barındırsa da genelde görünen geçmişten geliyordu, kariyerinde 45 kupası olan Sir Alex bile hala öğreniyor.Öğrenmeye devam ettiğini saklamak gibi de bir niyeti yok, takıntıları yok.Manchester United: Van der Sar, Evra, Ferdinand, Vidic, O'Shea, Fletcher, Carrick, Anderson, Ronaldo, Rooney, Tevez
Subs: Foster, Berbatov, Giggs, Scholes, Park, Rafael, Evans

Arsenal: Almunia, Gibbs, Silvestre, Toure, Sagna, Diaby, Song, Fabregas, Nasri, Walcott, Adebayor
Subs: Fabianski, Eduardo, Denilson, Ramsey, Djourou, Bendtner, Eboue

Alex Ferguson'a futbol anlatacak değiliz elbette, biz ancak maç bitimi merdivenlerden aşağı inerken tokalaştığı taraftar oluruz.Sir'ün öğrendiği şuydu ki, sezon içinde mağlup olduğu Arsenal'e karşı neyi yapıp-neyi yapmaması gerektiğiydi.Arsenal'in Emirates'te United'ı 2-1 mağlup ettiği maçı 12. hafta maçını biraz hatırlamak gerek.Geçtiğimiz hafta sonu Rooney solda, Ronaldo sağda, Berbatov-Tevez ile Tottenham'ı 22 dakikada 5'lik yaptılar.Bu akşam için yine bu dörtlünün bir arada sahada olma ihtimali vardı ama kaybedilen Arsenal maçı Sir'e uzaktan bakıyordu.Anderson-Carrick orta sahası o maçta karşısındaki Fabregas-Denilson-Diaby üçlüsüne cevap verememiş, Arsenal ikinci yarı oyunu kontrol etmiş ve (edit) geriden gelerek maçı kazanmıştı.Fabregas bugün olduğu gibi aksiyon alanı dışına itilememiş, onun ceza yayı civarında etkili olmasına imkan tanınmıştı.Henüz Arshavin gelmediğinden o dönem klasik düzenini oynuyordu Arsenal ama Wenger o gün biraz da zorunluluktan şablonu değiştirmek zorunda kalmıştı.Bu da başarılı olmuştu, Ferguson'un boşladığı orta saha oyunu kaybettirmişti.
Maçı kaybettiren arıza bu akşam Fletcher ekstrasıyla düzeltildi.Arsenal'in üçlüsüne yine bir üçlü karşılık verdi.Tevez tercihinin de bizce bir sebebi vardı.Sezonun ilk Arsenal maçının en zayıf halkası Berbatov kenarda, oyun hızlandığında Berbatov'un yaptığı işleri yapabilen Tevez sahadaydı.United'ın hamle üstünlüğünü ele geçiremediği lig maçında Berbatov pasifize olmuş, oyunun kontrolünün rakipte olduğu bir günde temposuz oyunuyla sırıtmıştı.Biraz daha geri giderek Tevez'in geçtiğimiz sezon Nou Camp'taki rolünü hatırlayalım.''Orta saha önü önliberosu'' demiştik.Savaşıyor, sürekli sırtı dönük top alarak en uçtaki Ronaldo'yu kaçırmaya çalışıyordu.Bugün ilk yarı çok iyi oynadı.Pivot santraforun asli görevi olan kenarlara top taşıma işini de yaptı, onun boşalttığı alana giren kenar oyuncusu Ronaldo'ya mükemmel bir gol pası da attı.Tabii burada Sivasspor'u da analım, hazır konu güncelken.Teorik olarak Sivasspor'un hücum setleriyle ilk devre ortasında Tevez'in sağ kenara açılarak Ronaldo'ya yaptığı ortanın hiçbir farkı yoktur.
Wenger'in şu konumda bu hamlelere verebilecek fazla bir cevabı yoktu.Henüz maçın 2. dakikası geçilmişken 2 net gollük pozisyon kaçırmıştı United, baskı yiyen bir Arsenal'de bugün bir Arshavin de yoktu.United rakibini çok kolay geri itti, çok rahat baskı kurdu.Orta sahayı ele geçirdiler, tüm dönen topları toplayarak bekleri de oyuna soktular.Evra biraz temkinliydi Walcott'a karşı, onun gönlünü Rooney ferah tutuyordu.Yeni nesil orta saha oyuncusu Wayne Rooney'i bundan önce sıklıkla sağda görürdük, hafta sonu soldaki hücum performansının muhteşemliğine bir de Walcott'ın hızına karşı önlem rolü eklenince tercih bu yönde oldu.Her geçen gün Rooney hayranlığım büyüyor, bugün Diaby'den bir topu söküşü vardı ki Essien yapsa alkış alır.Baskı sonuç verdi, Carrick'in sert ortası bir Arsenalli'ye çarparak O'shea'nin önüne düştü.Bir süredir Man Utd-Almunia kapışması izliyorduk, İspanyol kaleci yalnızca ilk yarı 6 golü önledi.United'ın skorda öne geçtiğinde frene bastığını da düşünerek belki 6 gol olmazdı ama ilk yarı pekala 3-0 bitebilirdi.Arsenal topu taşıyamıyor, ceza sahası civarında gelebildiği anlarda da dünki Chelsea savunma disiplininden örnekler sergileyen United'ın orta saha-savunma hattı arasında topu kaybediyorlardı.Buralarda oyunda tempoyu artırmadıkları anlarda bir şekilde Fabregas'ı bulmalıydılar.İspanyol maç boyu kaleden çok uzak kaldı.Walcott ve Nasri iptal oldular.Adebayor sürekli kontra kovalasa da United maç boyu buna izin vermedi.

Önce gol için Ferguson hamle yaptı, topu daha çok rakip alanda tutmak adına Berbatov'u oyuna aldı.Rooney de Giggs'in oyuna dahil olmasıyla kanat değiştirdi, Ronaldo forvete geçti.Daha Wenger hamle yapmadan muhtemel hamleleri değerlendirecek yapıyı sahaya sürdü Ferguson.Fazla geçmeden Wenger oyuna 2. forveti soktu, onun da derdi rakip sahada top tutabilmekti.Bir yüksek top hariç pek bir işe yaramadı.Zaten Arsenal'in ilk organize sayılabilecek atağı 60'tan sonra gelmişti.Sona doğru tıpkı ligdeki maçta Berbatov'un varlık-yokluk arasında bir yerlerde oluşu gibi oyunda kaldığı sürede maçtaki varlığı sorgulanır duruma düşen ''şablon gazisi'' Adebayor çıktı, Eduardo girdi.Maç başı tempo yapan United, golü atınca frenlemişti.İkinci yarı da bir süre baskı kurdular, sonra frenlediler.Wenger'in oyuna 2. forveti almasıyla bu bir tuzağa dönüştü, son 10 dakika 5 kez net kontra fırsatı geldi United'ın ayağına.Değerlendiremediler.
Tabela 1-0'ı yazsa da görünen daha farklıydı.Tabii bunun her zaman olduğu gibi iki yönü vardır.Arsenal böylesi bir maçı 1-0 bitirdiğine şükretmelidir.Man Utd ise baskın bir oyun oynadığı gecede rakibini serinin ikinci ayağına umutlu gönderdiği için üzülüyor olmalı.Pozitif bakılırsa United, rakibiyle ligde oynadığı maçtaki hataları yapmadı ve kazanarak Emirates'e gol avantajı ile gitmeyi başardı.Wenger'in ikinci maç için yapabileceği şeyler var.Bir şekilde oyunun kontrolünü ele geçirebildiği bölümler olmalı, beklerinden en azından Sagna'yı oyuna sokabilmeli.Man Utd maçın belli bölümlerinde buna izin verir gibi görünüp tuzaklar hazırlayacaktır.Arsenal'in ikinci maçta gol yememesi gerek, nitekim karşılarındaki takım Liverpool değil, Arshavin de sahada olmayacak.Arsenalli oyunculara Chelsea ve Man Utd düzeninde çift maçlı seri deplasman oyununu oynatamazsınız, hele de böylesi bir rakibe karşı hiç oynatamazsınız, karekter uyuşmaz.En fazla bu kadar olur.Ama önümüzdeki sezon Arshavin ekstrası ve muhtemel orta saha transferiyle bu konuda da aşama kaydedecek olan bir Arsenal ufukta görünüyor.Ortada olan seride ibre United'a kayıyor, ilk maçlar sonunda kendinden söz ettirenler yine geçtiğimiz yılın finalsitleri...

Noat Samisa

29.04.09

Barcelona 0-0 Chelsea

Her maç yazısında olduğu gibi kadroları BBC'nin Live Text bölümünden aldım, yine gözüme eğlencelik bir yorum çarptı: ''Breaking news: Messi is human!''Barcelona da bir futbol takımı, onlar da bu gezegenden, şeklinde devam edebilir.Chelsea duvarına çarptılar, uzaktaki gezegenden dünyaya geri döndüler.Seri halen ortada olsa da artık favori Barcelona değil.Barcelona: Valdes, Alves, Pique, Marquez, Abidal, Toure, Xavi, Iniesta, Messi, Henry, Eto'o
Subs: Jorquera, Puyol, Gudjohnsen, Bojan, Keita, Silvinho, Hleb

Chelsea: Cech, Ivanovic, Terry, Alex, Bosingwa, Lampard, Mikel, Ballack, Essien, Malouda, Drogba
Subs: Hilario, Di Santo, Kalou, Belletti, Anelka, Mancienne, Stoch.

10 gündür deney yapıyordu Hiddink.Barcelona'nın gücü, kendi eksikleri, bunları çözümü, bir şekilde rakibi durduracak önlemleri bulmaya çalışıyordu.Bunun için yeri geldi reserv takımı, yeri geldi ligdeki West Ham maçını deney amacıyla kullandı.Sonrasında da futbol aklını ekledi ve ortaya bu takım çıktı.Juventus deplasmanında da Obi Mikel ve Essien birlikte sahadaydı, bugün de öyle oldu.Hücum becerisi Essien'den iyi olan Ballack ve Lampard, şablon yerleşiminde Essien'den geride pozisyon alıyorlardı.Malouda solda, Essien sağda, önlerinde Drogba.Arkalarında üçlü, Obi Mikel'in asli görevi içeri dalış yapan Barcelona kenar adamlarını karşılamaktı.Hiddink, şablondan taviz vermeden oyuncu tercihleriyle takımını modifiye etmişti.Ashley Cole'un cezası nedeniyle solda Bosingwa vardı, bireysel olarak çok da özel işler yapmasına gerek kalmadı.Üç stoper ile dörtlü savunmayı oluşturan, ileri üçlüsünde de bir ''önlibero'' bulunan bir takımdı Chelsea.Liverpool serisinde ilk maçta Liverpool'a karşı gelen yapı bunun benzeriydi, ama o günkü Liverpool orta sahası dikine pas tuzağını aşamamış ve ön alanda kaptırdığı topları kalesinde gol olarak görerek cezalandırılmıştı.İkinci maç ise tam tersi, tıpkı Barcelona'nın oyun düzenine benzer şekilde orta sahadaki nicel üstünlüğe bağlı olarak hazırlık pasları rakibi geri itti ve top kenarlara taşınabildi.Böyle olunca Chelsea hızlı çıkışlar yapamadı, Liverpool üstünlük kurdu.Barcelona'nın da böyle bir fazlası vardı, Chelsea'nin üçlü orta sahası ön alanda top kazanamadı.
90 dakikanın seyri tümüyle rutin olunca maçın seyrine dair konuşulacak pek bir şey kalmıyor.Değişikliklere bakarsak, oyundan alındığına pek rastlanılmayan Lampard oyundan çıktı, Belletti girdi.Tüm enerjisini rakibi durdurmaya veren bir Lampard vardı, galiba Hiddink son bölüme savunma yönü daha disiplinli oyuncularla girmeyi düşündü.Essien'i ortaya çekti, duvarı daha da sağlamlaştırdı.Belletti'yi sağa koydu.Guardiola'nın hamleleri muhteşem üçlüden ikisini kenara almak oldu, son yarım saat iyice pasifize olmuşlardı.Messi oyunda kaldı, bir an boşluk bulup işini yapması beklendi ama olmadı.İkinci yarı başındaki sakatlıklar serisi de oyunun seyrinde etkili olmuştur.Henry korkuttu, Marquez şaşırttı.Muhtemelen diz arkası kiriş sakatlığı, Meksikalı sezonu kapatmış olabilir.

Chelsea'nin hücum planı maç boyu çalışmamış olsa da oyunun savunma yönünde kadro tercihine bağlı olarak ideale yakın bir oyun oynadılar.Messi'nin karşısında Bosingwa, mevkisi gereği ilk muhatap o oldu.Önünde Malouda, sürekli yardıma geldi.Bir de orta üçlünün kenarlarındaki iç oyuncuları üçüncü kademe olarak eklenince Barcelona'dan orta saha ve savunma hattı arasına yapılan dalışlardaki o müthiş akışkan pas trafiğini göremedik.Chelsea buna izin vermedi.Messi ya da İniesta üçlü kenar kademesi duvarını aşabildikten sonra da karşısında Obi Mikel'i buldu.Kenarlardan şekilenen setler çalışmayınca sorumluluk Xavi'nin üzerine kaldı.Benim aklıma Yaya-Hleb değişikliği geldi, Toure'nin oyun kalmasının sanki pek bir anlamı yoktu.Orta saha zaten üç oyuncu ile tutuluyordu, buna bazen Drogba da eklendi.Ters tarafta Essien zaten Abidal'i hiç oyuna sokmadı, İvanovic de Henry ile boğuşarak görevini yaptı.Demek ki salt savunma oyunu da akil adamlar ile oynanırsa işe yarıyor, rakibi yavaşlatabiliyormuş.En az harika bir çalım kadar değerlidir, bu da futboldur.Belki de bu sezonki Barcelona'yı bir hedef maçta Nou Camp'ta durdurmanın tek yolu buydu.Maçı izlerken aklıma geldi, Chelsea 4-3-3'ünün baskı yediği maçlardaki en bariz arızası kenar oyuncuların pasifize olmasıydı.Uzak örneğe gerek yok, geçen sezon Şükrü Saraçoğlu'ndaki maç iyi referanstır.İlk yarı yalnızca alan parselleyip ön alanda kazanılan topları Drogba'ya yollamışlardı.Drogba'nın uzak köşe çatal fantezisi olmasa belki de soyunma odasına birkaç farkla gideceklerdi, hem de sadece savunma yaparak.Ama ikinci yarı oyun çok farklı gelişti.Bugün Eto'o'nun bire bir yakaladığı pozisyonun benzerini Kazım gol yapmıştı.Chelsea deplasmanlara temkinli çıkarken bir şekilde oyun üstünlüğünü ele geçirdiğini düşündüğünde rakip yarı sahada top yapabilmek için savunmasını öne çıkarıyor, kenar oyuncularını da oyuna sokmak istiyor.Bugün Essien'in kenarda oluşuyla ve Malouda'nın belki de Chelsea kariyerindeki en faydalı oyunuyla bu arıza da oluşmadı ya da zorunluluktan herkes mutlak katılımcı oynamak zorunda kaldı.
Barcelona'nın geçirdiği mükemmel sezonun etkenleri çalışmıyordu, kenarlardaki üçgenler büyük ölçüde bozulmuştu.Yine de bir noktadan fazlasını yapamazsınız, elbet iki takıma da şans gelecekti.Barcelona'nın yakaladığı pozisyonları değerlendiremeyişi Katalan'lar adına böylesi bir maçta çok büyük kayıpsa da Drogba'nın atamadığı pozisyonun maçın en önemli anı olduğunu düşünüyorum.90 dakikayı en az 10 kişiyle kendi yarı sahasında oynayan Chelsea, tek kişiyle bir gol bulacaktı ve bu büyük ölçüde Roma bileti ile eşdeğerdi.Maviler'e başka da fırsat gelmedi zaten, maçın seyri bundan fazlasına imkan tanımadı.Barcelona kilidi çözecek pek çok gollük pozisyon yakalasa da değerlendiremedi, hafta sonu Mark Noble'ın penaltısını harika çıkaran Petr Cech yine günündeydi.Yalnız bu atakların hiçbiri 5'e giden Barcelona maçlarında gördüğümüz hücum setleriyle gelmedi.Sonuçta bu bir antitezdir, alan savunması yoluyla üçlü, dörtlü kademeler ile yaratıcı oyunculara alan tanımayan bir düzendir.Doğru oyunculara doğru roller kazandırılan bir doğru şablon ile gelmiştir.Barcelona ise rakibinin cevabına karşı cevap verememiştir.
Scolari'nin berbat ettiği Mourinho'nun Chelsea'si düzeni Guus Hiddink sosuyla geri döndü, sezonun en flaş takımına karşı da bildiği yoldan istediğini almayı başardı.Her gol pozisyonu birer kırılma anı sayılsa da Chelsea'nin Barcelona'yı durdurduğu gerçeği gecenin taktik galibini de belirledi: Guus Hiddink.Barcelona topu savunma-orta saha hattının arasına herhangi bir oyuncunun ayağında taşıyabildiğinde dehşet verici bir takımdı, Chelsea buna izin vermedi.Hiddink, serinin ilk maçında Benitez'i mat ettiği gibi yine rakibi mükemmel tahlil ederek bilinçli savunma futboluyla istediğini aldı.

Stamford Bridge'deki rövanşta Obi Mikel-Anelka değişikliği ve bugün cezalı olan Ashley Cole'un yerine dönmesini bekleyebiliriz.Şablon aynı şablon ama oyuncuların tarzı ve rolleri oyunun şeklini belirleyecek.Seri hala ortada olsa da ikinci maç, ilk maça göre içerisinde çok fazla kırılma noktası barındırabilir.Chelsea bu akşam Barcelona'yı bozdu; şimdi Barcelona'nın bunu yapması gerek.Chelsea'nin antitezine karşı rutinini bozmak durumunda.Aksi takdirde rüya sezon seyrine rağmen Roma'da dalgalanan iki bayrak da yine İngiliz'lere ait olacak.Yarın da yine muhteşem bir taktik maç bizi bekliyor.

Noat Samisa

28.04.09

Roy Hodgson'ın Fulham'ı

Fulham kulübünün patronu Muhammed El-Fayed, geçtiğimiz çarşamba günü kulübün resmi sistesinde bir açıklama yayınladı.Son dönemde hortlayan satış dedikodularına yönelik ''satmıyorum'' temalı açıklamasında ilginç ifadeler kullandı.''Dünyanın en iyi kulübüne sahibim, aynı zamanda en iyi takımına ve en iyi taraftarına...'' sözü bunlardan biri.Devamında taraftarlarına mesaj yollarken spekülasyonlardan Premier League'i yönetenleri sorumlu tuttu.İngiliz futbolu, El-Fayed'e göre ahmakça yönetiliyormuş; bu doğrultuda herkesi kendi gibi düşünmeye ve bu yanlış para politikalarına karşı birlik olmaya çağırıyor.Gelsinler, onlara Harrods'ta öğle yemeğini ısmarlayayım, menüde de geyik testisi olsun diyerek yapıyor bunu.El-Fayed'in sahibi olduğu Londra'da bulunan lüks çılgını alışveriş merkezi Harrods, yemekte geyik testisi ve savurgan para politikalarına karşı El-Fayed önlemleri... oldukça fantastik bir üçlü!?Olmazsa gelin Balganown'a da - yani benim hayvani saray bozması şatoma- mangal yaparız, diye de bitiriyor.Son zamanlarda çok fena takıldığım bir hikaye var.Güya Erman Hoca bilmem neredeki otelde kalırken El-Fayed de kral dairesinde kalıyormuş.El-Fayed'e nereden estiyse ''getirin bana şu Erman'ı'' demiş.Çıkmış bunun odasına, sözde El-Fayed buna Tigana'yı anlatmış.Burda şunu soralım: El-Fayed'in odasında Erman Hoca ne yedi?Geyik testisi mi acaba?Afiyet olsun, bir gün Craven Cottage'daki hakem hatalarını da yorumlamaya vesile olsun.

Mısırlı işadamı Muhammed El-Fayed, 1997'de Fulham'ı satın alırken kulüp şimdinin League One'ında mücadele ediyordu.(Kulübü satın almasından kısa bir süre sonra oğlu Dodi, Galler Prensesi Diana ile birlikte malum kaza sonucu ölmüştür.)Hedefi, takımı 5 yıl içerisinde zirve lige çıkarmaktı.Bu doğrultuda şimdilerde Hiddink'in yanında oturan Ray Wilkins'in yerine ilk menajerlik deneyiminde Newcastle United'ı ihya etmiş adamı, Kevin Keegan'ı takımın başına getirdi.Keegan, ilk sezonunda League One'ı şampiyon bitirdi.Bu performans King Kev'i İngiltere ulusal takımının patronluğuna taşıdı.Boşalan koltuğa Keegan ile birlikte bir üst lige terfi eden takımın önemli oyuncularından Paul Bracewell oturdu, fazla kalamadı.Eric Cantona'nın tavsiyesiyle Jean Tigana göreve geldi ve Fulham 00/01 sezonunda Championship'i 101 puanla lider bitirdi, 34 yıl aradan sonra zirve lige terfi etti.Bu sezonda Championship'ten Premier League'e yükselen diğer iki takım Blackburn Rovers ve Bolton Wanderers'tı.Aradan geçen 8 yılda sürekli çıkanların düştüğü ligin son dirençli üçlüsü 2001 yazında yükselenlerdi, aşağıdan belli politikalarıyla gelen üç takım da bugün zirve lig servüneni sürdürüyor.
Tigana ile ilk EPL sezonunda İnter-toto vizesi alındı, Fulham şimdi de UEFA Kupası'ndaydı.Fulham'ın başarı hikayesi üzerine yapılan güzellemeler, ''Tigana'nın sırrı'' konuşuluyordu.Takımın sabah 6:30'da uyanıyor olması, deplasman kafilesinde her daim bir dişçi bulunması, şimdilerde Juventus'ta Ranieri'nin yardımcılığını yapan Christian Damiano'nun Tigana'nın yan koltuğundaki başarısı...20 yaşındaki Sean Davis'i hemen takımın orta sahasına monte etmişti, bir de Louis Saha'yı vitrine çıkarmıştı.Kalede Edwin van der Sar, sağ bekte Steve Finnan; yıllar içinde bu ikiliden biri Man Utd'a, diğeri Liverpool'a gitti.Steve Marlet transferine dair yolsuzluk iddiasıyla karışık, takımın Nisan ortasında düşme hattının 6 puan üzerinde olmasının etkisiyle bir süredir ihtilafa düştükleri patronun kararıyla yollar ayrıldı.Tigana'ya son darbeyi vuranlardan biri de Hakan Şükür'dür.Premier League kariyerindeki iki golün ikisini de 8 Nisan 2003'te 4-0 sonuçlanan Blackburn-Fulham maçında atmıştır.

El-Fayed, o dönem Celtic'in başında olan Martin O'neill'ı Craven Cottage'a getirmek istiyordu.Takımın düşme hattında oluşu düşünülerek bu düşünce ertelendi.Zirve lige çıkış sürecinde takımın kaptanlığını yapan, ama sonrasında bir trafik kazasında ayağını kırıp futbola veda etmek zorunda kalan, akabinde Tigana'nın yanındaki koltuklardan biri oturan Galli orta saha oyuncusu Chris Coleman, Tigana ve Damiano'nun beraberce ayrılmasının ardından 02/03 sezonunun geri kalanı için geçici menajerliğe getirildi.Fulham'ın kulübesinde 1. adam olduğunda yaşı henüz 33'tü ve Premier League'de çalışıyordu.Bu da bir rekor demekti, Premier League tarihinin en genç menajeri olmuştu.Takım kümede kalınca sözleşme yeniledi ve 3 sezon daha devam etti.Ertesi sezon Fulham tarihinin en iyi derecesini elde etti ve ligi 9. sırada bitirdi.Tigana'nın kurduğu takım, eski kaptanı ile ilerliyordu.Fulham, 2 sezon orta sıralarda devam etti, Coleman'ın 4. yılında artık yoluna sonuna gelinmişti.Takımın iskeletini oluşturan oyuncular satılmış, Tigana'nın takımı dağılmıştı.2003 Nisan'ında göreve gelen Coleman, 2007 Nisan'ında görevi Lawrie Sanchez'e devretti.Takımı ligde bırakmayı başaran Sanchez, iskeleti bozulmuş takıma 14 transfer yaptı.Şöyle bir hikayeye imza atmış adamdır Sanchez, fazlası beklenemezdi.2007 Aralık ayında kovuldu, yerine Roy Hodgson getirildi.Sanchez'in takımı içerisine soktuğu girdap öylesine büyüktü ki sezon sonu geldiğinde takım son 5 maçını da kazanacak, yine de ancak gol averajıyla ligde kalabilecek, sonrasında da futbolcu göndererek feraha erebilecekti.

Kazanan adamdı Roy Hodgson, onun olduğu yerde her daim başarı vardı.Kenar yönetim kariyerinin erken dönemlerinde İsveç Ligi'nde çalıştı.Halmstad'a tarihinin ilk şampiyonluğunu yaşattı.Malmö ile şampiyonluklar yaşadı.En son 28 yıl evvel Dünya Kupası'nda yer alan İsviçre, 1994'te Roy Hodgson önderliğinde Dünya Kupası'na gitti.Üç yıl sonra bu kez UEFA Kupası finalindeydi Hogdson, Inter'in başındayken yaptı bunu.Kuzey'den çağırdılar yine, Copenhagen'ın 8 yıllık süren şampiyonluk hasreti ve tarihindeki 2. şampiyonluk kupası onun sayesinde geldi.

Roy Hodgson'ın Fulham'daki ilk işi son durağı Finlandiya ulusal takımından oyuncusu Jari Litmanen'i Fulham'a getirmek oldu.Litmanen lig sonuna kadar bir dakika dahi süre alamamış olsa da bir ihtimal Hodgson'a faydalı olmuştur.Ardından bir diğer Kuzeyli Brede Hangeland takıma katıldı.Takım son 5 maçını da kazanarak mucizevi bir şekilde ligde kaldı ve Roy Hodgson'a işini yapabileceği bir ortam oluştu.Jean Tigana'nın kurduğu, takımı zirve lige taşıyan iskelet bozulmuş; Lawrie Sanchez de takıma doldurduğu gereksiz oyuncularla ve şuursuz haracamalarla çöküşü hızlandırmıştı.Takım mucizeyle kümede kalmıştı ama totemlerin futbolda yeri yoktu.Carlos Bocanegra, Philippe Christanval, Simon Elliott, Ian Pearce, Michael Timlin, Ismael Ehui ve Bjorn Runstrom'u lig biter-bitmez takımdan gönderdi.Bu isimleri Kasey Keller takip etti.M'Boro'dan kaleci Mark Scwarzer'ı ve WBA'den Zoltan Gera'yı bedelsiz transfer etti.Kuzeyli oyuncular Kallio ve Stoor'un maliyetleri £1 milyonu bulmadı.West Ham'ın rotasyon oyuncuları John Pantsil ve Bobby Zamora'ya £6 milyon ödedi.Son hamle de Andrew Jonhson oldu.

Roy Hogdson, geçtiğimiz sezonun 33. maç haftası sonunda 24 puanı olan Fulham'ı bu sezon 34. maç haftası sonunda 47 puanla 7. sıraya taşımış durumda.Sezonun en çok gelişim gösteren takımı onlar ve bunu tesadüfen yapmadılar.Aşağıdaki kadrolar sanıyoruz bir sonuca varmak için bize yeterli argümanı verecektir:
Lawrie Sanchez'in son maçı olan 15 Aralık 2007 tarihli 0-1 kaybedilen Newcastle maçı kadrosu: Niemi; Omozusi, Hughes, Stefanovic, Bocanegra; Davies, Murphy, Davis, Bouazza; Healy, Dempsey

Sezonun son maçında Roy Hogdson'ın sahaya sürdüğü ve Portsmouth'u deplasmanda 0-1 mağlup ederek takımın ligde kalmasını sağlayan maça çıkan ilk 11: Keller; Stalteri, Hughes, Hangeland, Konchesky; Davies, Murphy, Bullard, Dempsey; Kamara, McBride

Dün oynanan ve 1-0 sonuçlanan Stoke City maçınaa başlayan takım: Schwarzer, Pantsil, Hughes, Hangeland, Konchesky, Dempsey, Murphy, Etuhu, Gera, Zamora, Johnson

Geçtiğimiz sezonun son maçında Sanchez'in son maçının kadrosundan yalnızca 3 oyuncu var ve bu sayı geçtiğimiz hafta sonu oynanan maçta da aynı.Takımın değişmezleri Aaron Hughes, Danny Murphy ve Clint Dempsey; tamamı Chris Coleman'ın transferleri.Son maçta Fulham forması giyenlerin hiçbiri Sanchez döneminde transfer edilen oyuncular değiller.Ligin en iyi sağ beklerinden birine evrilen Pantsil, ligin en iyi savunma tandemlerinden Hangeland-Hughes, arkalarında en az 5 maç kurtaran, muhteşem bir sezon geçiren Schwarzer, orta sahada oynamasına rağmen attığı 7 golle çok iyi bir sezon geçiren Dempsey, Sunderland'in dışladığı Etuhu ve Fulham'ın oyun planının temelini oluşturan adam Bobby Zamora.İskeleti tamamen değişen, geçtiğimiz yıl dibi görmüş bir takım.Roy Hodgson ile birlikte Craven Cottage'ı ligin en zor deplasmanlarından birine dönüştüren, 34. maç haftası geride kalırken sezonun en büyük aşama kaydedeni, belki de geçtiğimiz sezonun son 5 haftası yarattıkları mucizeden daha büyük bir mucize yaratmaya niyetlenen takımı Fulham.Jean Tigana'nın takımından sonra bir diğer kulüp tarihinin zirvesine yazılacak yapılanma, Roy Hogdson'ın Fulham'ı...Eğer sezonu 9. sıranın üzerinde bitirirlerse bu tarihlerindeki en büyük başarı olacak.

İbrahim Altınsay'a selamlarımızla...

Noat Samisa

28.04.08

PFA 2009: Ryan Giggs

Efsanenin aldığı ödüle liyakat eleştirisi yapacak değiliz elbette, lakin bu ödülün hakkı bu sezon için bize göre Nemandja Vidic'indi.Olsun Vidic'in daha önünde uzun yıllar var, bu ödülü birden fazla kez dahi kazanabilir.Efsanenin futbol tarihindeki yerinedir bu ödül, muhteşem sezon performansı buna önayak olmuştur.Yılın en iyi çıkış yapan genç oyuncusu rolü hak edenler arasından birine gitti: Ashley Young.Bizim oyumuz Stephan İreland'aydı ama listedeki 6 isim de ayrı ayrı övgüyü hakediyordu.Yılın Futbolcusu ödülünü Ryan Giggs'e gitmesi bir bakıma ''Lampard neden yok, Ferdinand'ın olduğu yerde Hangeland neden yok?'' diyenlerin de sesini kesmiştir.Biz sezon sonu yapacağız, bu takım PFA'in takımı:

Edwin Van der Sar (Manchester United)
Glen Johnson (Portsmouth)
Rio Ferdinand (Manchester United)
Nemanja Vidic (Manchester United)
Patrice Evra (Manchester United)
Ashley Young (Aston Villa)
Steven Gerrard (Liverpool)
Ryan Giggs (Manchester United)
Cristiano Ronaldo (Manchester United)
Nicolas Anelka (Chelsea)
Fernando Torres (Liverpool)

Noat Samisa

27.04.09

Ima, Ai ni Yukimasu

Totoro ile kaç yaşında arkadaş olursanız geç kalmış sayılmazsınız?Şimdi 20 yaşını aşmış olanlar onu VHS kasetten izlemiş olmalılar ve aynı zamanda anne-babalarını sayısız kez ''pikniğe gidelim'' ısrarıyla yormuş olmalılar.Yoksa geç kalmışlardır.Ben Kiki'nin kedisi Jiji ile yeterince arkadaş olamadım mesela, Totoro'dan sonra bir tek Komada'ları çok sevebildim.Artık o yaşlarda değiliz ve kafamız gereğinden fazla farklı şeye çalışıyor.Biliyoruz ki Totoro yok ormanda, sonradan aileye katılanlar da aslında yoklar.Yine de Totoro'yu seviyoruz, onunla öğrendik ''gerçeküstü'' ne demektir?Sonradan anlattılar Andre Breton'u, öğrendik Salvador Dali'yi; ama onlarınkisi bizimkilere benzemiyordu.

Yakın çevrem başta olmak üzere ''nedir bunun hikmeti?'' diyorlar, galiba budur.Düşündüm, en mantıklı cevap Totoro olmalı.Asya Sineması, anime, manga, Uzakdoğu kültürü vs. merakına dair bulduğum en uygun cevap Totoro.Herkes kabuğunda duramıyor elbette.Hayao Miyazaki 2003'te Oscar alırken, Oldboy aynı yıl vizyona girmişti.Bizce ne -uluslararası adıyla- Sprited Away Studio Ghibli'nin en iyi icraatıdır, ne de Oldboy Uzakdoğu Sineması'nın 1 numarasıdır.İkisi de kabuktaki çatlak, cennete açılan kapı gibidirler.Merak eden üzerinde bu iki filmi deneyince lisedeki kimya dersleri çağrışım yapıyor: Turnusol kağıdı.Klişe kelimesinin klişeye dönüştüğü, tüketimin çaba ile alay ettiği, mutluluğu yadsıdığı ve güzelliği sıradanlaştırarak bir basit kahkaha uğruna kirlettiği şu zamanda gerçeküstü seyirlikler ve bunlar sayesinde kurulan hayaller benim için eşsiz birer kaçış noktasıdırlar.Kitap olsalar keşke ama öyle olunca da böyle olamazlar.Nasıl oldular ki öyle olmasınlar?Ima, Ai ni Yukimasu; İngilizce adıyla Be With You Takuji Ichikawa'nın 2003 yılında Japonya'da yayınlanan romanı.Beyoğlu'ndaki Sahaf'lar başta olmak üzere çeşitli kitapçılar yakında beni bu kitap için dövecekler, Amazon.com hariç ülkemiz sınırlarında hiçbir yerde bulabilmiş değilim.Önce 2004 yılında kitaptan esinlenerek 10 bölümlük bir dizi yapıldı, ardından aynı yıl dizideki Yuji karekteri aynı oyuncuya verilip diğerleri değiştirilerek bir sinema filmi yapıldı.2001 yılında yaşanmış olay uyarlaması Yeopgijeogin Geunyeo'nun (My Sassy Girl) Güney Kore'de yaptığı etkiyi Japonya'da bu roman yaptı.Geçen zaman içinde romanın mangası yapıldı, bu yıl içerisinde de aynı romanın başrolde ''Elektra'' Jennifer Garner'ın oynayacağı vir Hollywood versiyonu da vizyonda olacak.My Sassy Girl'ün Hollywood versiyonunu Elisha Cuthbert bile kurtaramadı, Jennifer Garner daha da hafif kalır.Sahi Departed ve Juno'ya ''En İyi Özgün Senaryo'' ödülü vermişti değil mi Akademi?Hem de art arda yaptılar bunu, sonunda aynı ödülü bu sene bir Bolivud filmine verebildiler.Yapımcılar, senaristi vs. İngiliz olsa da borç ödeme sayılır.Üstü üste iki remake filme ''En İyi Özgün Senaryo'' ödülü verilmesi, ''efenim, rimeyk olsalar da yeniden yorumunda...'' şeklinde açılanamaz.Neyse, Holivud'a sallamaya ara verip konumuza dönelim.

Hikayemiz bir aşk hikayesi üzerine kurulu katıksız bir dramadır.20li yaşlarda bir çocuk kapıyı açar, adamın biri bir sipariş getirmiştir.''Artık kapatıyoruz, bir daha pasta yapmayacağız'' der ve gider.Sonra Yuji ve Aio Takumi ikilisi evin annesi üzerine konuşmaya başlarlar.İlk saat bittiğinde film bitmiştir, başından beri anlatılan hikaye sonlanmıştır.Şaka tabii, eğer herhangi bir ayrılık draması bu filmdeki gibi yalın anlatılacak olsa en fazla bu kadar sürermiş.Bunu öğreniyoruz, allayıp pulayınca iki saat olup sinema salonlarına iniyormuş!Her neyse, bizim filmimiz tabii ki bitmiyor.Bundan sonrası sıradışı, hem de çok sıradışı.Gerçeklik hissine bağımlıysanız ilk bölüm yeterlidir, ''aynı eski Türk filmleri gibi'' diyip kapatabilirsiniz.Anne ölürken oğluna söz vermiştir, yağmur mevsiminde sadece bir kereliğine dönecektir.Döner ama aslında hikaye yeni başlıyordur.Son yarım saat bir kırılma noktası daha, ama yine bitmez.Son 10 dakika bir tane daha, ama yine bitmemiştir.Son 5 dakika, 3, 2, 1 ve son...Henüz romanı okuyabilmiş değilim, yine de filmin eşsiz anlatımına bakarak muhteşem bir roman uyarlaması olduğunu söyleyebilirim.Yuji-kun'ın ''oishii'' diyerek etrafta dolaşması bile yeterdir aslında.

''Şu hissi veriyor, şu duyguyu yaşatıyor'' için bir şey diyemem, demiyorum da.Meraklısınadır, merak eden kendisi anlamlandırırsa muhtemelen çok daha etkili olacaktır.Bu sayfaya not düştüklerimiz Sprited Away'den, Oldboy'da daha küçük ama en az onlar kadar etkili birer cennet kapısı rolündeler.Aylar önce Chan-wook Park'ın I'm a Cyborg, But That's OK'unu yazmışız, mesela o film ile bu film arasında oldukça sıkı bir bağ vardır.Onu beğenen bunu da beğendi, aksini söyleyen boşuna 2 saatini bu filme harcamamalı.Buda'nın doğum gününe kalmış 5 gün, filmin sonunda belki Buda kimdir, nedir bir göz atmak gerekir.

Noat Samisa

27.04.09

Chris Brunt

West Bromwich Albion haftanın sürprizini gerçekleştirdi, Sunderland'i evinde 3-0 mağlup etti.11 maç sonra kazandılar, en son Ocak ortasında Middlesbrough'yu yine 3-0 ile geçmişlerdi.Oynadıkları son 5 maçta 3 beraberlik aldılar, son dönemdeki iyi performanslarının yansımınası dün akşam gösterdiler.The Hawthorns'da 6. galibiyet.Stoke City ile birlikte ligin en kötü deplasman performansı onlara ait, yalnızca tek deplasman galibiyetleri var.Sunderland için oldukça kötü bir sürpriz, en az bir galibiyete daha ihtiyaçları olacak.Sahalarında iki maçları kaldı; biri Everton, diğeri son hafta Chelsea.Bugün Blackburn'ün de mucizevi bir şekilde kazanmasıyla bu mağlubiyet hesapları değiştirdi.

West Bromwich Albion, bu galibiyetle kümede kalmak adına geçtiğimiz günlere göre daha ümitli olsa da son 4 maçta yapmaları gerekenin en az 10 puan olacağının bilincinde olarak en fazla ''futbol bu, her şey olabilir'' mertebesine yükseldiler.Geçtiğimiz sezon Fulham son 5 haftadaki tüm maçlarını kazanmıştı, ''olmaz'' diyemiyoruz.Hull City'nin kalan 4 haftada sıfır çekme ihtimali yok değil ama WBA'den önce bunun için pusuda bekleyenler var.Takım bir sonraki sezonu Championship'te geçirecek bile olsa tıpkı Downing ve Tuncay gibi geleceği Premier League'de olan bir oyuncuları var: Chris Brunt.Kuzey İrlanda milli takımının da formasını giyen 1984 doğumlu kenar oyuncusu, geçtiğimiz sezon başında Sheffield Wednesday'den WBA'e transfer oldu.Attığı 5 gol ve yaptığı 7 asist ile takımının şampiyonluğunda önemli pay sahibi olan Brunt, bu sezona da takımının as oyuncularından biri olarak başladı.Takımın orta sahasını oluşturan James Morrison ve Slovak Robert Koren ile birlikte takımın 30 maç barajını aşan oyuncularından biri oldu.Sunderland karşısında da 1 gol 1 asist ile oynadı ve bu sezonki gol sayısını 8'e çıkardı.Geçtiğimiz hafta da Man City filelerini 2 kez havalandırmıştı.Sıklıkla sol, duruma göre de sağ kenarda oynayan Brunt, bu sezon toplamda attığı 9 golle takımının en golcü ismi konumunda.Geçtiğimiz sezon benzer bir performansı Birmingham City'nin kenar oyuncusu Sebastian Larsson göstermişti.İsveçli oyuncu EPL'de kalmamış, Birmingham'ın kadrosunda tuttuğu diğer değerli Premier League oyuncuları gibi takımıyla devam etme kararı almıştı.WBA'in devre arası transferleriyle iyice şişen kadrosunda bu performansıyla devam etmesi pek mümkün görünmüyor.Lige yükselen takımlardan biri, belki de Martin O'neill onu transfer edebilir.

WBA 3-0 Sunderland
Noat Samisa

26.04.09

Nazar

Geçtiğimiz hafta içi oynanan ve 0-0 sonuçlanan Chelsea maçına kadar bu sezon oynanan tüm lig maçlarında Everton formasını 90 dakika boyunca giyen Phil Jagielka, cumartesi günü oynanan ve 1-2 Man City galibiyeti ile sonuçlanan maçta sakatlandı ve sahayı terketti.David Moyes, Jagielka sakatlanamadan kısa süre önce 3 oyuncu birden değiştiştirmişti, Everton son yarım saati 10 kişi oynamak zorunda kaldı.Maçtan sonra açıklandı: Premier League'de sezonun en değerli oyuncularından Jagielka'nın sol diz bağları kopmuş, o da sezonu kapattı.

Yakubu'nun aşil tendonu koptu, ardından Arteta'nın diz bağları; Anichebe'nin diz problemi ve son olarak Everton'da sezonu kapatan 4. oyuncu Phil Jagielka.David Moyes kurşun mu döktürse acaba?

Everton 1-2 Man City
Noat Samisa

26.04.09

Diyarbakırspor 0-0 Kasımpaşa

Yer kürenin en garip ligi Bank Asya 1. Lig'de gariplikler devam ediyor.Geçtiğimiz hafta son 15 dakikasına 0-2 geride girdiği maçı çeviren lig 2.si Diyarbakırspor ile bu hafta da berabere kalan lider Manisaspor bu hafta da kazanamadılar ve yine TSL'ye yükselmeyi garantileyemediler.Haftaya final maçı var, zirve lige direkt olarak terfi etmek üzere olan iki takım birbirleriyle oynayacak.Play-off kovalayan Adanaspor bu hafta kaybetmeseydi önümüzdeki hafta üsttekilerin birbiriyle oynayacağı maçlar sonucunda play-off biletini alabilirdi.Üstündeki Karşıyaka bu hafta Orduspor'a kaybetti.Fırsat tepti.Haftaya Karşıyaka-Boluspor maçı var.Eğer Maniasaspor kazanırsa Bolu ve Altay'ın son hafta bir şansları olabilir.Bir diğer kritik maç da Altay-Adana arasında, ligin sezon seyrini göz önüne alarak tüm bu kritik maçların ligi en çözümsüz şekilde son haftaya bırakması sürpriz olmaz.Mesela zirvedeki ikili yine berabere kalır, Bolu ve Altay kazanır; Ordu ve Rize de kazanır ve 49, 48, 47, 47 puan sıralaması ile son hafta 6.lık mücadelesini izleyebiliriz.Kasımpaşaspor'un bu akşamki skorla mantıksal olarak ilk 2 şansı kalmadı.Gerek kalmayacak galiba ama yine de play-off'u garantilemek için 1 puan gerekebilir.Sakaryaspor son hafta Kasımpaşa'ya konuk olacak, bu maç ile düşen/kalan belli olur.Bu ilginç sezonu rakamlarla somutlaştıralım.Ligin ilk yarısını 35 puanla lider bitiren Kasımpaşaspor, sezonun ikinci yarısında oynadığı 15 maçta 17 puan puan toplayabildi.Ligin ilk yarısını 9 puanla son sırada tamamlayan Sakaryaspor ise aynı dönemde 24 puan topladı.Bugünün lideri Manisaspor, aynı dönemde 26 puan topladı.Boluspor ligin ilk yarısını 20 puanla 9. sırada tamamlamıştı, ikinci yarının 15 maçlık döneminde aldıkları 33 puanla zirve lige direkt olarak çıkma şansları sürüyor.

Bu akşam Eskişehirspor-Beşiktaş maçından sonra alt ligde haftanın maçı vardı.Diyarbakırspor ile Kasımpaşa karşılaştı, 0-0 bitti.Diyarbakır'da halk kutlamaya hazırlanmış ama sahada aynı heyecan yoktu.Kasımpaşa ise kalan maçlarında 3'te 3 yaparak bir ihtimal berbat 2. yarı başlangıcıyla kaçırdığı fırsatı son hafta elde edebilirdi.Play-off'lar için ise zaten bir ya da iki puan yeteck, belki ona bile gerek kalmayacaktı.Böyle bir ortamda oynanan maçın ilk yarısına dair aklımda sadece Yekta'nın çalımları kalmış.Birinci lig düzeyinde bile vasat maç oldu, tribünlerden taş, çakmak vs. atılmasa heyecan da olmayacaktı sanki.Neyse ki ikinci yarı Kasımpaşa kıpırdandı.Moritz'in oyuna girişiyle birlikte Erhan ve Sertan daha çok boş alan buldular.3 net pozisyonu vardı Kasımpaşa'nın, sırasıyla Erhan, Moritz ve Hüseyin yararlanamadılar.Bu pozisyonların evvelinde Çoşkun Birdal'ın 5 metreden fazla geriden çıkmasına rağmen ofsayt bayrağı ile kesilen pozisyonu vardı.Galiba ters taraftaki yardımcı Moritz'in pozisyonuna da bayrak kaldırdı ama orta hakem aut atışı kullandırdı.İlginç.Diyarbakırspor'u bu sezon 2. kez iledim, ilki çıplak gözle Kasımpaşa Stadı'ndaydı.Kasımpaşa çok iyi bir oyunla 4-1 kazanmıştı.Nispeten zayıf kadrolarına rağmen liglerinde sezonun en istikrarlı takımı olarak önümüzdeki sezon onları -büyük olasılıkla- TSL'de göreceğiz.Play-off'larda mücadele edecek takımlara bakarak maçların Ankara'da oynanacağını tahmin ediyorum.Keşke İstanbul'a olsa, derim ama Kasımpaşa varken İstanbul, iki İzmir'li varken İzmir olmaz; daha doğrusu olmamalı.

Sezonu orta sıralarda bitircek olan Karabükspor, önümüzdeki sezonun kadro çalışmaları için Güney Kore'ye gitmiş.Üniversite Ligi'nde draft dışında kalan oyuncuları izlemişler, 2 tane de beğenmişler.Yaz döneminde alınacak genç oyuncular eleğin üstünde kalanlar oluyor, sezon başı draftini pas geçenler yani.Yeni okul sezonunda oyuncu bakıp bizim ligin devre arasından evvel/K-League draft'ından önce seçip-ayırmak lazım.Yine de heyecan verici birer transfer olurlar.TSL'nin Güney Koreli'si Shin Young-rok'un geçtiğimiz hafta bir şutu direkten dönmüştü, bu hafta 2 tane birden atmış.Toplam gol sayısı böylece 3 oldu.Tadeu ne kadar daha oynamazsa Shin o kadar daha gol atabilir.Bursaspor Europa Cup'a yürüyor, Shin'in hayalleri gerçek oluyor: Yongrokşi, çukheyo...

1.MANİSASPOR 32 16 12 4 61 35 26 60
2.DİYARBAKIRSPOR 32 17 7 8 36 26 10 58
3.ALTAY 32 13 15 4 48 35 13 54
4.BOLUSPOR 32 15 8 9 44 31 13 53
5.KASIMPAŞA 32 14 10 8 43 26 17 52
6.KARŞIYAKA 32 12 12 8 31 25 6 48
7.ADANASPOR A.Ş. 32 13 7 12 36 36 0 46
8.ORDUSPOR 32 13 6 13 46 39 7 45
9.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 32 12 8 12 37 42 -5 44
10.KARDEMİR D.Ç. KARABÜKSPOR 32 10 13 9 47 48 -1 43
11.GAZİANTEP B.Ş. BLD.SPOR 32 10 10 12 35 36 -1 40
12.KAYSERİ ERCİYESSPOR 32 9 11 12 42 41 1 38
13.KARTALSPOR 32 9 11 12 31 34 -3 38
14.SAMSUNSPOR 32 11 5 16 34 45 -11 38
15.GİRESUNSPOR 32 10 4 18 33 48 -15 34
16.SAKARYASPOR A.Ş. 32 9 6 17 42 50 -8 33
17.GÜNGÖREN BELEDİYESPOR 32 9 6 17 31 52 -21 33
18.MALATYASPOR 32 8 5 19 32 60 -28 29

Noat Samisa

26.04.09

Eskişehirspor 0-2 Beşiktaş

Takip sürüyor, büyük olasılıkla son haftaya kadar da sürecek.Ben inanıyorum ki takımın doğru oyun tertibiyle birleştirdiği mücadele gücü ve arzusu sürdükçe kalan 5 haftada bir şans daha gelecek.Ama bu son şans olacak, sezon boyunca tamamı pas geçilen eşiklerin bundan sonra telafisi yok.Tek parola var, o da 5'te 5'tir.Arada bir de kupa finali var, onu da eklersek 6'da 6'dır.3-0 kazanılan Gaziantep deplasmanı da dahil olmak üzere takımın bu sezonki en iyi deplasman performansına bugün şahit olduk.Hafta içi ''Sivok'un mevkii'' sorunsalına dair Denizli'nin kafasındakini okumaya çalışmıştık.Zan, Toraman ya da Üzülmez'den biri dışarıda kalmak zorundaydı ki Beşiktaş idealine yaklaşsın.Bugün Üzülmez dışarıda başladı.Savunma dörtlüsünü dizip, önüne de 2 oyuncu konulunca ilerideki 4 oyuncu olarak kimler maça başlarsa başlasın, maç içinde en az 2 hamle şansı oluyor.Bu da bu ligde fizik gücü rakipsiz olan Beşiktaş'a 60. dakika sonrası gol şansı getiriyor.Arkadaki doğru yerleşen 6 adam bir şekilde oyunu tutacaklar, en geç son yarım saat de öndeki dörtlüye destek vererek Beşiktaş'ı 8 kişiyle hücum yapabilir hale getirecekler.Bugün bunu gördük.İkinci yarı Sivok'suz dahi oynansa bir-iki bireysel hata harici problem olmadı.Toraman'ın kaydığı pozisyonda dahi sol bek doğru kademeyi almıştı.

Cisse-Ernst ikilisini sahada görünce rahatladım.Bir ara (galiba 25. dakika civarı) Ekrem'i sağ bekte görünce korktum.Ama fazla sürmedi.İlk yarının son 20 dakikası Delgado önderliğinde çok iyi bir oyun vardı.Delgado şut attı, pas attı, verkaça girdi.Hem geçtiğimiz sezon Şükrü Saraçoğlu'nda, hem de bu yılki maçta Fenerbahçe'ye karşı biri çok çok iyi, diğeri iyi maçlar çıkardı Matias Delgado.Bugünkü performansından sonra önümüzdeki hafta benzer bir performans görebileceğimize dair bende bir güven oluştu.Takım idealine yaklaştıkça silahları ortaya çıktı, Beşiktaş kariyerinde ilk kez merkez santrafor rolünde maça başlayan Holosko çevresindeki oyuncularla elinden geldiğince iyi iletişim kurdu.Çaprazdan attığı bir şut var ilk yarı, eğer Holosko en uçtaki adam olmasa böyle bir gol pozisyonu olmazdı.Meselenin bir de bu yönü var.İlk yarı 5 net pozisyon var, arka alanda ise Anderson'un bir pozisyonu vardı.Orada da Rüştü işini yaptı.

Serdar Özkan ile maça başlanmasını yadırgamıyorum.Ekstra bir oyuncuya mutlaka ihtiyaç olacak; bugün gol atan, asist yapan, aktif olan oyuncuların yanına mutlaka biri daha girmeli.Bu isim Erkan mı olur, Serdar mı olur, Uğur mu olur bilemiyorum.Geçen hafta Ekrem o golü atsa tam da bu rolü üstlenmiş olacaktı, ama olmadı.İkinci yarı başında Sivok'un oyunda çıkışı eğer sakatlık dışı bir düşünce ise bunun anlamı sezon sonuna kadar Ernst-Cisse ikilisinin bozulmayacağı anlamına gelir.Sonuçta eğrisi doğrusuna denk geldi, oyun yine ikinci bölümde çözüldü.Tıpkı Gençlerbirliği, Gaziantepspor ve Kocaelispor maçları gibi.Kısa zamanda takımın böyle bir oyun karekteristiği edinmiş olması, giren-çıkan oyuncu rolü değişmezliği şampiyonluk yolunda futbolcuların en büyük yardımcısı sayılır.Bugün Bobo attı golünü, Koaceli deplasmanında olduğu gibi takımı öne geçiren sayı yine ona aitti.Yukarıda bahsettiğimiz en az 2 hamleden biri Bobo'ydu, diğeri de skor üstünlüğü gelince Yusuf oldu.
Doğa Kaya'yı 3 kez, Serdar Özbayraktar'ı da 1 kez; toplam 4 çalım ve bir gol pası ile Yusuf'un yaklaşık 60 metrelik yürüyüşü sonlandı.Denizli haklı çıktı, Aydın'ın da takıma dönmüş olmasıyla bu transferin doğrusu-yanlışı belli oldu.Delgado iyi bir gününde çok iyi bir ilk yarı oynamış, Yusuf da sonradan oyuna girip maçı bitiren golü attırmış.Kalan 5 hafta için Delgado-Yusuf tercihinin yol haritası bu olacak.Holosko bugün attığı golden bağımsız olarak çok iyi oynadı, onun yeri garanti.Eğer bir de Nobre katılırsa kalan 5 maçta 11 oyuncunun 10'u tamam olacak; o tek rol için de Serdar, Erkan, Tello ve Aydın'a bir iş bölümü yapılacaktır.

Eskişehir'e gidemedik, bundan sonra kupa finali de dahil olmak üzere kalan deplasmanlarından tamamında yerimizi almayı planlıyoruz.Eskişehirspor tribününü maç öncesi gösterisi için kutlarız, kendileriyle uzaktan akrabalık da var sayılır.Maçın bir bölümünde Kasımpaşa diye bağırdılar, Kasımpaşa'daki her maçta da Kasımpaşa tribünlerinden de Eskişehir sesleri duyulur.

Noat Samisa

26.04.09

Michael Mancienne

Bu ismi en gür sesle geçtiğimiz Kasım ayındaki uluslararası hazırlık maçları öncesinde duymuştuk.Savunmadaki oyuncularının büyük çoğunluğu sakat olan Fabio Capello, Almanya ile oynanacak hazırlık maçı kadrosuna o dönem şimdinin Championship şampiyonu Wolverhampton'da kiralık olarak oynayan Chelsea'nin 1988 doğumlu genç savunmacısını dahil etmişti.Bu tercih basında şaşkınlıkla karşılanmış, çeşitli konu başlıkları altında ülke futbolunun bugününe ve geleceğine dair yeni tartışmalara yol açmıştı.Sonuçta Mancienne A milli takım formasını giymedi, devre arası da West Midlans'tan Londra'ya döndü.Şubat sonunda A takım formasını ilk kez Wigan'a karşı giydi, ardından CL Top 16'sında Juventus'a karşı oynadı.Bugün de West Ham United deplasmanına ilk 11'de çıktı.

Bir nedeni vardı elbette, üç kupada da ilerleyen bir takımın Mancienne'in gelişimiyle uğraşacak fırsatı yoktur.Sebebi şu ki, takımın yegane hazır sol beki Ashley Cole hafta içi Barcelona karşısında sarı kart cezalısı ve Hiddink'in Cole yerine kadro içinden yerleştirebileceği yegane sol bek Paulo Ferreria da sezonu kapattı.Geçtiğimiz pazartesi Mancienne'i reserv takım maçında sol beke koydurdu Hiddink, 2-2 sonuçlanan maçta bir deneme yaptı.Dün Upton Park'ta Chelsea sol bekinde Jose Bosingwa vardı, Mancienne ise sağ taraftaydı.Bir saat kadar bu bölgede oynamış Bosingwa, kalan yarım saatte yapılan değişiklikler ile İvanovic ve Belletti de bir süre sol bek oynamış.Salı günü Chelsea'nin sol bekinde yer alacak oyuncu, Lionel Messi ile karşılaşmak gibi ulvi bir görevin sahibi olacak.Bunu yapan Chelsea sol beklerinden biri, hatırlanacağı üzere kırmızı kartla oyun dışında kalmıştı: Asier del Horno.Hiddink'in Mancienne'i denediği basında yer aldı, bugün ise dört farklı oyuncuyu sol bekte kullandı.Tercihleriyle son güne kadar bu soruyu sordurmaya devam edecek gibi görünüyor.Benim tahminim salı günü sol bekte Branislav İvanovic'i izleyeceğiz.
Kalou önce takımını öne geçirdi, ardından da saçma bir penaltı yaptı.Mark Noble iyi vurdu ama Petr Cech harika uzadı.Mutlaka görülmeli.Özetlerinden çok bir şey görünmüyor, temposuz bir maç havası sezdim.Chelsea sakat vermedi, denemeler yaptı, yıldızlarından birkaçını dinlendirdi ve istediğini almış olarak Barcelona yolculuğu hazırlıklarına başladı.

West Ham 0-1 Chelsea
Noat Samisa

26.04.09

Sen Misin Geri Dönen?

Wayne Rooney önderliğindeki Manchester United, ilk yarısını 0-2 geride kapattığı maçı çevirdi ve Old Trafford'da 5-2 kazanarak Liverpool'a ''Sen miydin geri dönen?'' diye sordu.Bizim söz konusu post ile şampiyonluk adaylarının kazanma arzularına veya varolduğuna inanılan tılsımlarına dikkat çekmemizin ardından United 2. kez geri döndü.Toplamda sayı 3 maça çıktı: Newcastle, Aston Villa ve Tottenham.Sezonun ilk çeyreğine yakın kısmını kaçıran Cristiano Ronaldo, bugün attığı 2 golle takımın galibiyetinde önemli rol oynarken bu sezon ligde attığı gol sayısını da 17'ye çıkardı ve gol krallığında liderliğe yükseldi.

Maçın kırılma anı 56. dakikadaki penaltı pozisyonu.Maçı izlerken penaltı dedim; sonra yavaş çekimde n kere izledim, bir karar veremedim.Gomes topa mı Carrick'e mi önce dokunuyor, aralarında saniyenin binde kaçı fark var?Çok sıkıntılı pozisyon.Ferguson maçtan sonra ''Futbol böyledir, geçen hafta sonu penaltılar şöyle böyle... ee işte'' demiş.Redknapp ise hakemi suçluyor.Hakem de sezonun en iyisi, her daim haftanın en önemli maçının ya da bir sonrakinin hakemi Howard Webb.Hafta içi 4-4 biten efsane maçın da hakemi oydu.Onun yönettiği maçları seyretmek ayrı bir keyif.Euro 2008'deki tek İngiltere temsilcisiydi aynı zamanda.Hata bile yapsa sempatik görünüyor, hatta sezon içinde yönettiği bir alt lig maçında kariyerinin en düşük notunu almasına rağmen ertesi hafta derbiye atanmıştı.Liverpool tarafından bu maça dair bir açıklama mutlaka gelir, mütemadiyen didişen ikili bu olayı da pas geçmeyeceklerdir.Benitez'in başı Hull City deplasmanında epey ağrıdı, belki de EPL 08/09 sezonunun en sert taraftar aksiyonuna sahne olan maçını izledik.Hull City forveti Folan, önce Skrtel'in kafasına vurdu, ardından da yere düşerken karnına doğru tekme savurdu.Skrtel'in yaptığı da iş değil ama ligin bir diğer zirve hakemi Martin Atkinson cezayı kesti.İlginçtir, Webb ve Atkinson'ın bu ligin en iyi iki hakemi olması tıpkı geçtiğimiz hafta içi olduğu gibi maçlara da aynen bu şekilde yansıyor.Sezonun ilk yarısında 4-4 biten Arsenal-Tottenham maçının hakemi de Atkinson'dı.10 kişi kalan Hull City, temposu düşük giden maçta öfke ile ayaklanmak istedi ama Dirk Kuyt izin vermedi.Sonradan Liverpool savunması sete sette dağıldı, golü buldular.Yine Kuyt çıktı, skoru belirledi.Gerrard'ın olmadığı bir günde üç orta saha, önünde Benayoun ve Torres-Kuyt ikilisi ile kazandılar.
Yeniden Old Trafford'a, Wayne Rooney'e dönelim.İkinci yarı Nani-Tevez değişikliğiyle Rooney sola geçti ve United şahlandı.Soldan koşu ve dribling ile önce skoru eşitledi Rooney.1 dakika sonra ters kenar adamı Ronaldo'ya yaptığı müthiş orta ile,takımını öne geçiren golde asist yaptı.Henüz son golün üzerinden 3 dakika geçmişken bu kez Ronaldo, sağda kendini unutturan Rooney'e asist yaptı.Son golde yine Rooney; Berbatov'a pası atan adam yine Rooney.

22 dakikada beş, 12 dakikada dört, 4 dakikada üç gol buldu United; baş aktör Wayne Rooney.Tabii öncesinde bir kenar yönetim hamlesi, Rooney'in sol kenara alınması bu geri dönüşün önünü açtı.Son yarım saat oyunu ürkütücünün de ötesinde, silip attılar rakiplerini.Lennon her zaman olduğu gibi Evra'ya sorun çıkardı, Giggs'in olmadığı bir günde iki golü de soldan yediler.Haftaiçi oynanacak Arsenal maçı öncesinde ilk yarı çok kötü, ikinci yarı çok iyi; efsane bir seri daha bizi bekliyor olabilir.

Man Utd 5-2 Tottenham
Hull City 1-3 Liverpool
Noat Samisa

26.04.09