Ireland'dan Jo Fikirleri

Daha önce Ireland'dan Elano Fikirleri'ni yazmıştık. Mark Hughes'ün ilk tasfiye ettiği isim Jo olmuştu, sonra sıra eğrisi doğrusuna denk gelir şekilde Elano'ya geldi. Yalnızca Brezilyalı'lar değil, Shinawatra döneminde transfer edilenler sırayla takımdan ayrılırken, Ireland'ın dikkat çektiği grubun iki üyesinin yaklaşık 6 aydır Robinho'dan ayrı olması nedeniyle bir zamanlar kendi kale çizgisinden top çıkaran Robinho da üç kuruş top oynamıyor. Onun da gidişi yakın ama faturası tuzlu olunca ''üstün yetenekli adam'' kontenjanını doldurmaya devam ediyor. Hafta içi Manchester Derbisi'nde üzerini değiştirmedi bile, maç boyu kulübede öylece oturdu. Cumartesi günü ise erken dakikalarda sakatlanan Santa Cruz'un yerine oyuna girdi ama facia form durumu nedeniyle 60. dakikada kulübeye geri döndü. Dikkate değer bir hikaye bu; Mark Hughes'ün Man City kariyerinde bu üç isme de ceza kesmiş olması tesadüf değildir. Elano'yu yukarıda köprü verdiğimiz postta anlattık. Robinho kimseye haber vermeden kampı erketmişti, rekor ceza aldı. Jo ise en son bilindik Güney Amerikalı arıza hali nedeniyle David Moyes tarafından kadro dışı bırakıldı, evvelinde hasta olduğu gerekçesiyle evine gönderildiği bir günün gecesinde bir gece kulübünde yakalanarak Hughes'ün para cezasından kaçamadı. Jo'nun cezası, Elano'nun ''neden yedek oturuyorum?'' isyanı ile aynı döneme rastlar. Bu üçlü açıkça Mark Hughes'ün üzerine oynuyordu. Hughes, Elano ile zıtlaşsa da sezonun devamında ondan yararlandı. Jo'yu kendisi tercih etmedi, bitmiş transferi onayladı. Eğer kendi tercihi olsaydı, tıpkı Tevez-Adebayor'a rağmen Santa Cruz ısrarında olduğu gibi Jo'yu tercih edebilirdi. Robinho ise tepeden inmiştir, şimdilerde Mancini'nin de başını yiyebilir.

Everton takımı, geçtiğimiz sezonun bu dönemlerinde forvet hattının komple sakat olduğu günlerde felsefik değil, matematik bir 4-6-0 oynuyorken imdada Jo yetişti. Moyes'in elinde para yoktu, Fellaini transferi zaruriyetten bekletilmişti. Kısa vadeli borç kaleminde artış göze alınarak yaz transfer döneminin son günü Fellaini alındı. Böyle bir ortamda Saha, Yakubu, Anichebe ve Vaughan aynı dönemde sakattı. Fayda/maliyet oranı tam sayıyı aşan bir transfer daha yaptı Moyes ve henüz 1 EPL golünü istatistik kağıdına yazdırabilmiş Jo'ya güvendi. Santraforsuz oynayan takım art arda galibiyetler alıyorken, FA Cup'ta Liverpool'u eliyorken Jo'nun katkısı kriz anlarında ilaç oldu. Çalışır düzen içerisinde fırsatçılığıyla iş yaptı, goller attı. Sezon bittiğinde 6 aylık kiralık kontrat da bitmişti, ama Elano'nun gidişiyle Brezilyalı'ları tasfiye etmeye çok yaklaşan Mark Hughes'ün Everton'ın yeni kiralık kontrat isteğini kabul etmesi zor olmadı.
Bugün sık duyduğum ''Elano'nun Premier League'e uyum sağlayamadığı iddiası'' doğru değildir. Mark Hughes ile uyuşamamışlardır, olmamıştır. Jo transferine ilişkin değerlendirmelerde sıklıkla Elano'ya da iliştitilen bu etiket doğru değildir. Zıtlaşan taraflar, Brezilyalı grubu ve Mark Hughes arasından kazanan yoktur. Jo bilinçli olarak Hughes tarafından dışlanmış, kadro yapılanması Elano'yu ayrılmaya zorlamış ve gelinen noktada Robinho'nun durumu ortadadır. Mark Hughes ise artık işsiz. Bir bakıma Jo da eğer uslu dursaydı bugün halen Everton'ın oyuncusuydu. Tam da London Donovan'a ilişkin transfer girişimlerinin olduğu bir dönemde izinsiz olarak Brezilya'ya gidişi, 1 yıl evvel Man City'de yaptığına benzerdi. 3-3 sonuçlanan Chelsea maçında dizinden sakatlanarak oyundan çıkmıştı, sakatlığı nedeniyle dinlenmesi önerilirken sıkışık fikstürü gözardı ederek yılbaşını ailesiyle geçirmek üzere izinsiz olarak ülkesine gitti. Döndüğünde kadro dışı kalmıştı. Bir hafta sonra affedildi, ama görülen o ki David Moyes tarafından üzeri çizilmiş. 5 ay daha devamı mümkün olan kiralık sözleşmesi Man City'ye geri gönderildi, yeniden yazılarak Galatasaray'a verildi. Türkiye'ye gelişi üzerine Premier League geçmişine dair bir performans güzellemesi yapabilmek mümkün değil. Premier League'e terfi ederek açıkça bir önemli fırsat yakalamıştı, ama henüz 20 gün önce yaşanan bir suç-ceza hadisesi sonucu Jo'nun yolu İstanbul'a düştü. Corinthians'tan partneri Bobo ile aynı şehirde yaşayacak. Man City'den has adamı Elano'yla aynı soyunma odasını paylaşacak. Her şey bir kenara, sırf şu iki futbolcu ile olan geçmişi nedeniyle ilginç bir transferdir.

Gezen, araştıran bir santrafor olarak Roman Pavlyuchenko ile birlikte büyük beklentilerin transferi olmuş, ama tıpkı Rus mevkiidaşı gibi pek kimseyi memnun edememiştir. Futboluna ilişkin değerlendirmeler önce CSKA Moskva günlerine, sonra Corinthians günlerine dayanır. Ada'nın Kuzeybatı'sında geçirdiği 1.5 yılda Everton'a transfer olduğu ilk periyot hariç her daim bonservis bedelini sorgulatmıştır. Ne bir Kewell, ne bir Elano, ne de bir Neill gibi Premier League'de çok şey ispat ettikten sonra çeşitli sebepler ile misyonunu tamamlamış değildir. Bilakis, buraya rehabilite olmaya geliyor.
Sonuç olarak, Jo'nun oyun tarzı hem Baros ile hem de Nonda ile benzerlikler gösterir. İyi bir sol ayağa sahiptir. Europa League'de oynayamayacak olmasına rağmen oyunu stili tercih sebebi olmuştur. Disiplin sorunu yarın-öbür gün yazılacaktır, pekala adamın Türkiye'ye geliş bileti bu iken aksi garip olurdu. Craig Bellamy yine barlardan dışarı çıkmıyor, ama Premier League'in son 1 yılının en formda 5 oyuncusundan biridir. Ona da tüm Ada basınında hala ''alemci'' yazıyorlar; yalan yazmıyorlar. David Moyes ise stoperlerin iyileşmesi sonrası tribüne çıkmak zorunda kalacak olan Lucas Neill'ın isteğine cevap verdikten sonra Vaughan'ın dönüşü ve Donovan transferiyle birlikte dakikaları azalacak olan Jo'da ısrar etmedi ve kısa zaman içerisinde ikinci Goodison Park müdavimi de İstanbul'a indi. Everton ligde son 7 maçtır kaybetmiyor. Sakatların adım adım takıma dönmesine Bilyaletdinov ve Fellaini'nin üstün form durumları eklenince kısa zamanda düşme hattından uzaklaşmayı başardılar. Umarım bu seri devam eder ve David Moyes'u aynı takımı daha büyük hedeflere koştururken görürüz.

Noat Samisa

22.01.2010

4 Fikir, Tenkit, Yorum:

Kieran dedi ki...

tespitler gayet güzel ve doğru...moyes alternatiflerini oluşturmadan vermezdi zaten neill gibi bir ismi.zira,chelsea,arsenal maçlarında stoperde görev vermişti neill'e moyes...ancak o günlerde ne hibbert,ne yobo,ne de heitinga mevcuttu...jo için de aynısı geçerli oldu denilebilir zaten chelsea maçında sakatlanarak oyunu yarıda bırakmıştı.donovan'ın gelişi,anichebe,vaughan hatta agard gibi ismlerin katılımıyla jo bir maliyet fazlalığı oluşturuyor sadece...

Chao Grey dedi ki...

Şu müthiş yazıya bir tane yorum gelmiş, hayret. Elinize sağlık.

Jo'nun oyun sistemimize uygun olması ve Elano'ya arkadaşlık yapacağı göz önünde bulundurulunca heyecan artıyor bizde. Ben en az 10 gol atmasını bekliyorum açıkçası.

Ozy dedi ki...

Elano'nun Pl'e ayak uyduramamis olmasi buyuk bi sacmaliktir hakikaten. Eriksson'un ilk sezonunda özellikle ilk devre ''şov'' yapmıştı. Galatasaray'da oynamasi hosuma gidiyor ise o performansi tekrarlayabilecegini dusundugumdendir. Bu takimi sahiplendiği zaman cok iyi olacagindan eminim, Jo da bu durumu kolaylastirici bi unsur diye dusunuyorum.

Minero dedi ki...

Altı ayda yeni bir lige ve yaşama nasıl uyum sağlayacağını ve neler yapacağını gerçekten merak ediyorum. Satın alma opsiyonlu kiralama yönteminden dolayı Galatasaray'ı da tebrik ediyorum. Umarım iyi işler yapar ligde renkli bir isim görmek açısından güzel olur...

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana