Ancelotti Anlatırken
Frank Rijkaard'ın ülkemizdeki varlığı bizim gibilerin ''futbol ukalalığı'' yapması için daha net görünür bir yol açtı. ''Sacchi’nin yeri benim için ayrıdır. O takımda oynamak benim için önemlidir. Çünkü futbol ufkumu biraz da o takım şekillendirmiştir.'' diyen Frank Rijkaard, futbolculuk geçmişi çok zayıf olan bir hocanın öğretileriyle futbol aklını şekillendirdiğini söylerken bizim gibilere ''bu oyunu sevmeye devam edin'' mesajı veriyor olabilir miydi? Bu bir sarmal aslında, daha evvel de çokça değindik. Futbolsever, aslında çok daha eski bir geçmişi olan ve hala devam eden şu hikayeye sıkı sıkıya sarılmalıdır:
Arrigo Sacchi ile başlayan seri, bugün Rijkaard ve Ancelotti ile zirve takımlarda devam etmiştir. Sacchi'nin ardından Milan'ın başına geçen gelen Fabio Capello, biraz da devraldığı bu özel takımın da etkisiyle ''kazanan'' sıfatını almıştır. Şimdilerin hit hocaları, Sacchi'den hallice futbolculuk geçmişine sahip olanlar Mourinho, Wenger ve Benitez'in ortaya koydukları farklılar, ''taktik deha'' ortak noktasında buluşmuyor mu? Futbolun üzerine düşünülmesi gerekn ''zor bir oyun'' olduğuna inanan bu insanlar, 21. yüzyılın en farklı futbol akıllarından üçü olarak adlarını tarihe kazıdılar. Tıpkı ayakkabı satıcısı Sacchi gibi... Liverpool'un geçen yıl Aston Villa'ya 5, Real Madrid ve Man United'a 4 atarken oynadığı oyun için Benitez'in 2007 yılında söylediği bir cümleleri anımsamak gerekir: Futbola dair fikirlerim Arrigo Sacchi'nin Milan'ına yakın. Rakibin oynamasına izin vermeyen; organize, agresif ve aynı zamanda topla hızlı olabilen, mümkün olan en az pas sayısıyla gole ulaşabilen bir takım istiyorum.
Rafael Benitez bu düşüncelerini Liverpool'da iken dönem dönem sahaya yansıttı. Kendi kadrosunu oluşturup, takıma tam hakim olduğu dönem olan geçen yılın Mart ayında tam kadro olan Liverpool takımı, bundan 20 yıl sonra anımsanacak maçlar oynadı. Sacchi'nin İtalya ulusal takımını bıraktıktan sonra dişe dokunur bir kariyer yapamaması, yaldızlı günlerinin ancak 10 yıl sürmesi onun değerini azaltmadı. Benitez'in bugünkü Liverpool'una ilişkin değerlendirmelerde yine Sacchi'nin antrenörlük kariyeri önemli bir referanstır. Kadro kalitesini başarının anahtarı olarak en öne koyan bu hocalar, üstün futbol akılları sayesinde takımlarına dönemlerinde hayal dahi edilemeyen bir futbol oynatmışlardır. Kadro zayıfladığında veya bir başka nispeten zayıf takıma gittiklerinde bir başarısızlık oluşması olasılığı çok fazladır. Futbola etkiyen dört ana faktörden (teknik, fizik güç, mental kondisyon ve taktik) diğerlerinin üzerine inşa edilme zorunluluğu olanı taktik faktörüdür. Bu hocaların kendi fikirleri doğrultusunda oluşturdukları takımların vaadi zirve futboldur. Bir başka ''abalı sayılan'' Wenger futbol idealine uygun oyuncuları yaratma peşinde iken, adını andığımız üçlüden Mourinho biraz daha farklı bir yolun yolcusu olmuştur. Onun geçmişinde ise Sir Bobby Robson vardır ve Rijkaard'a, bu sayede Sacchi'ye de Barcelona yoluyla bağlanır.
Bugünün futbolu, günümüz futbolu, modern futbol... diyorsak eğer, en başa Rinus Michels'i koymak zorunluluktur. Ama Sacchi ve ardından gelen niceleri Michels'in fikirlerini aşmışlar, bu kazanımların üzerine çok daha fazlasını eklemişlerdir. Günümüz Barcelona'sı bir başka örnektir. Total Futbol'un trend belirlediği dönemde Ajax ve Hollanda ulusal takımına karşı oynayan takımlar, çok da uzun olmayan bir süreçte geleneksel WM düzeninden bambaşka bir futbol formatına geçiş yapan rakiplerine karşı ortaya daha fazla güç ve hız koymak zorundaydılar. Aynı şablon üzerine takımını bina eden Helmut Schön, Batı Almanya takımı ile 74 Dünya Kupası'na uzanmıştır. Geçen 35 yılda oyunun hızı daha da arttı. Michels'in fikrine yeni şeyler ekleyenler, bugünün futbol ortamında paslaşarak 10 saniyede iki ceza sahası arasını katedebilen takımlar yarattılar. Bunun sonuçlarından biri ikinci topların daha önemli hale gelmesi oldu ve daha pek çok sürekli sözünü ettiğimiz gerçekler ile bugüne geldik. Frank Rijkaard bu yan hikayenin bir sonraki aşamasında ''Total Futbol'' dönemine bağlanır. Oradan Barcelona'ya ve oradan henüz futbolculuk dönemindeki futbol aklı hakkında Sir Bobby Robson'ın olumlu görüşleri olan Guardiola'ya bağlanır ve hatta Guardiola top oynarken kulüpte tercüman olarak çalışan Mourinho'yla bir küçük kesişim kümesi oluşturur.
Carlo Ancelotti yalnızca Sacchi'yle ilişkilendirilebiliyor ve bu hikayede belki de en zayıf bağ onunkisi. Kısa bir ''Deco rolü'' değinmesi olacaktı ama yine şu ''ukalalık beyannamesini'' deştik. Futbol topuyla iyi münasebet kuramayanların idolü olması gereken isimleri saydık, hepsine dair sayısız güzelleme bu blogun arşivinde durmaktadır. Şurada bir hikaye daha anlatmıştık. Ancelotti Milan'ın başındayken Deco'nun esas rolündeki Pirlo'dan Lampard'ın esas rolüne sahip bir özel adam yaratmıştı. Ayrıntıları tekrar etmeyip sadete geliyorum, merak eden ilgili posttan devam edebilir.
Deco, dün oynanan Hull City-Chelsea karşılaşmasında ''Türkiye futbol literatüründeki tabiriyle değil, esas anlamıyla'' ön libero oynadı. Baklava orta sahada forvet arkası rolünü Lampard almıştı. Sol iç Malouda ve sağ iç Ballack'tı; ideal santraforlar sahada olmasına rağmen maç 1-1 sonuçlandı. Ancelotti, Milan'da iken Pirlo'ya yaşattığı dönüşümü 30'unu aşmış olan Deco'dan bekliyor olabilirmi? Portekizli oyuncu atakları rakip orta saha oyuncuları ile göğüs göğüse çarpıştı, çoğunlukla mağlup oldu. Atakları gayet başarılı biçimde yönlendirdi, fakat aksiyon bölgesine uzak kaldığından bitirici işler yapamadı. Bu da takım savunması çok zayıf olan Hull City'ye karşı dahi beklenen etkinliğin oluşmamasına neden oldu. Maça Deco geride, Lampard önde başladı; ben skora göre yer değiştirir diye beklerken maç bu şekilde bitti. Fikstür sıkışık olduğundan bazı maçların özetini dahi izleyemedim, ama çeşitli değerlendirmeler üzerinden 3-0'lık Birmingham galibiyetinde de Deco'nun benzer bir role sahip olduğunu anladım. Essien ve Obi Mikel'in yokluğuna rağmen ilginç bir tercih, o mevkiide oynayabilecek pek çok oyuncu varken Ancelotti'nin ne planladığı kestirmek zor. Ama şu bir gerçek ki, bu tercih bizim ''ukalalık beyannamesini'' bir yerden yakalıyor:
Jose Mourinho ile birlikte Porto'daki orta üçlünün (Maniche, Costinha, Pedro Mendes) önünde pozisyon alan Deco, Frank Rijkaard'ın Barcelona'sında en ilerideki üçlünün arkasında pozisyon almıştı. Şimdi ise arkadaki üçlünün en arkasında deneniyor, hem de hikayemizin kahramanlarından Ancelotti tarafından örneği geçmişten gelen bir deney olarak...
Aslında bu hikayeyi Ancelotti anlatıyor, biz ancak yazıyoruz. Deney sonucunu merakla bekliyoruz.
03.02.2010
Arrigo Sacchi ile başlayan seri, bugün Rijkaard ve Ancelotti ile zirve takımlarda devam etmiştir. Sacchi'nin ardından Milan'ın başına geçen gelen Fabio Capello, biraz da devraldığı bu özel takımın da etkisiyle ''kazanan'' sıfatını almıştır. Şimdilerin hit hocaları, Sacchi'den hallice futbolculuk geçmişine sahip olanlar Mourinho, Wenger ve Benitez'in ortaya koydukları farklılar, ''taktik deha'' ortak noktasında buluşmuyor mu? Futbolun üzerine düşünülmesi gerekn ''zor bir oyun'' olduğuna inanan bu insanlar, 21. yüzyılın en farklı futbol akıllarından üçü olarak adlarını tarihe kazıdılar. Tıpkı ayakkabı satıcısı Sacchi gibi... Liverpool'un geçen yıl Aston Villa'ya 5, Real Madrid ve Man United'a 4 atarken oynadığı oyun için Benitez'in 2007 yılında söylediği bir cümleleri anımsamak gerekir: Futbola dair fikirlerim Arrigo Sacchi'nin Milan'ına yakın. Rakibin oynamasına izin vermeyen; organize, agresif ve aynı zamanda topla hızlı olabilen, mümkün olan en az pas sayısıyla gole ulaşabilen bir takım istiyorum.
Rafael Benitez bu düşüncelerini Liverpool'da iken dönem dönem sahaya yansıttı. Kendi kadrosunu oluşturup, takıma tam hakim olduğu dönem olan geçen yılın Mart ayında tam kadro olan Liverpool takımı, bundan 20 yıl sonra anımsanacak maçlar oynadı. Sacchi'nin İtalya ulusal takımını bıraktıktan sonra dişe dokunur bir kariyer yapamaması, yaldızlı günlerinin ancak 10 yıl sürmesi onun değerini azaltmadı. Benitez'in bugünkü Liverpool'una ilişkin değerlendirmelerde yine Sacchi'nin antrenörlük kariyeri önemli bir referanstır. Kadro kalitesini başarının anahtarı olarak en öne koyan bu hocalar, üstün futbol akılları sayesinde takımlarına dönemlerinde hayal dahi edilemeyen bir futbol oynatmışlardır. Kadro zayıfladığında veya bir başka nispeten zayıf takıma gittiklerinde bir başarısızlık oluşması olasılığı çok fazladır. Futbola etkiyen dört ana faktörden (teknik, fizik güç, mental kondisyon ve taktik) diğerlerinin üzerine inşa edilme zorunluluğu olanı taktik faktörüdür. Bu hocaların kendi fikirleri doğrultusunda oluşturdukları takımların vaadi zirve futboldur. Bir başka ''abalı sayılan'' Wenger futbol idealine uygun oyuncuları yaratma peşinde iken, adını andığımız üçlüden Mourinho biraz daha farklı bir yolun yolcusu olmuştur. Onun geçmişinde ise Sir Bobby Robson vardır ve Rijkaard'a, bu sayede Sacchi'ye de Barcelona yoluyla bağlanır.Bugünün futbolu, günümüz futbolu, modern futbol... diyorsak eğer, en başa Rinus Michels'i koymak zorunluluktur. Ama Sacchi ve ardından gelen niceleri Michels'in fikirlerini aşmışlar, bu kazanımların üzerine çok daha fazlasını eklemişlerdir. Günümüz Barcelona'sı bir başka örnektir. Total Futbol'un trend belirlediği dönemde Ajax ve Hollanda ulusal takımına karşı oynayan takımlar, çok da uzun olmayan bir süreçte geleneksel WM düzeninden bambaşka bir futbol formatına geçiş yapan rakiplerine karşı ortaya daha fazla güç ve hız koymak zorundaydılar. Aynı şablon üzerine takımını bina eden Helmut Schön, Batı Almanya takımı ile 74 Dünya Kupası'na uzanmıştır. Geçen 35 yılda oyunun hızı daha da arttı. Michels'in fikrine yeni şeyler ekleyenler, bugünün futbol ortamında paslaşarak 10 saniyede iki ceza sahası arasını katedebilen takımlar yarattılar. Bunun sonuçlarından biri ikinci topların daha önemli hale gelmesi oldu ve daha pek çok sürekli sözünü ettiğimiz gerçekler ile bugüne geldik. Frank Rijkaard bu yan hikayenin bir sonraki aşamasında ''Total Futbol'' dönemine bağlanır. Oradan Barcelona'ya ve oradan henüz futbolculuk dönemindeki futbol aklı hakkında Sir Bobby Robson'ın olumlu görüşleri olan Guardiola'ya bağlanır ve hatta Guardiola top oynarken kulüpte tercüman olarak çalışan Mourinho'yla bir küçük kesişim kümesi oluşturur.
Carlo Ancelotti yalnızca Sacchi'yle ilişkilendirilebiliyor ve bu hikayede belki de en zayıf bağ onunkisi. Kısa bir ''Deco rolü'' değinmesi olacaktı ama yine şu ''ukalalık beyannamesini'' deştik. Futbol topuyla iyi münasebet kuramayanların idolü olması gereken isimleri saydık, hepsine dair sayısız güzelleme bu blogun arşivinde durmaktadır. Şurada bir hikaye daha anlatmıştık. Ancelotti Milan'ın başındayken Deco'nun esas rolündeki Pirlo'dan Lampard'ın esas rolüne sahip bir özel adam yaratmıştı. Ayrıntıları tekrar etmeyip sadete geliyorum, merak eden ilgili posttan devam edebilir.
Deco, dün oynanan Hull City-Chelsea karşılaşmasında ''Türkiye futbol literatüründeki tabiriyle değil, esas anlamıyla'' ön libero oynadı. Baklava orta sahada forvet arkası rolünü Lampard almıştı. Sol iç Malouda ve sağ iç Ballack'tı; ideal santraforlar sahada olmasına rağmen maç 1-1 sonuçlandı. Ancelotti, Milan'da iken Pirlo'ya yaşattığı dönüşümü 30'unu aşmış olan Deco'dan bekliyor olabilirmi? Portekizli oyuncu atakları rakip orta saha oyuncuları ile göğüs göğüse çarpıştı, çoğunlukla mağlup oldu. Atakları gayet başarılı biçimde yönlendirdi, fakat aksiyon bölgesine uzak kaldığından bitirici işler yapamadı. Bu da takım savunması çok zayıf olan Hull City'ye karşı dahi beklenen etkinliğin oluşmamasına neden oldu. Maça Deco geride, Lampard önde başladı; ben skora göre yer değiştirir diye beklerken maç bu şekilde bitti. Fikstür sıkışık olduğundan bazı maçların özetini dahi izleyemedim, ama çeşitli değerlendirmeler üzerinden 3-0'lık Birmingham galibiyetinde de Deco'nun benzer bir role sahip olduğunu anladım. Essien ve Obi Mikel'in yokluğuna rağmen ilginç bir tercih, o mevkiide oynayabilecek pek çok oyuncu varken Ancelotti'nin ne planladığı kestirmek zor. Ama şu bir gerçek ki, bu tercih bizim ''ukalalık beyannamesini'' bir yerden yakalıyor:
Jose Mourinho ile birlikte Porto'daki orta üçlünün (Maniche, Costinha, Pedro Mendes) önünde pozisyon alan Deco, Frank Rijkaard'ın Barcelona'sında en ilerideki üçlünün arkasında pozisyon almıştı. Şimdi ise arkadaki üçlünün en arkasında deneniyor, hem de hikayemizin kahramanlarından Ancelotti tarafından örneği geçmişten gelen bir deney olarak...
Aslında bu hikayeyi Ancelotti anlatıyor, biz ancak yazıyoruz. Deney sonucunu merakla bekliyoruz.
Hull City 1-1 Chelsea
Noat Samisa03.02.2010
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2010
(299)
-
▼
Şubat
(32)
- Aaron Ramsey
- Kayserispor 1-2 Beşiktaş
- Chelsea 2-4 Man City
- Portsmouth Denize Dökülürken
- Bridge'in Kararı
- Mancini Taca Çıktı
- Inter 2-1 Chelsea
- Beşiktaş 1-1 Galatasaray
- Yeter ki David Moyes'e Bir Şey Olmasın
- Avrupa Bize Gelecek Mi?
- İyi Oynamak Yasaktır
- Milan 2-3 Man Utd
- Ağır Siklet
- Ronaldinho - Rooney
- Gaziantepspor 2-0 Beşiktaş
- Şaban Kartal
- Balmumu Gerrard
- Neler Oluyor Hayatta
- Louis Saha
- Tiridine Bandım Tuncay
- Chelsea 323 - 502 Arsenal
- Mevsimlik Golcü
- Kasımpaşa 2-2 Antalyaspor
- Kırmızı Şeytanlar'ın 108 Yılı
- Kulüp Patronunu, Hoca Yolunu, Takım Kaleyi Şaşırın...
- Liverpool 1-0 Everton
- Yeni Kaptan Ferdinand
- Premier League 09/10 #25
- Beşiktaş 4-1 Gençlerbirliği
- Patron
- Ancelotti Anlatırken
- Beterin Beteri Var
-
▼
Şubat
(32)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
9 Fikir, Tenkit, Yorum:
çok, çok güzel.
Çok beğendim yazıyı, teşekkür ediyorum. Ancak Pirlo'dan Deco rolünü uyarlamamıştı yanılmıyorsam Ancelotti. Daha çok Seedorf bu kalıba uyardı gibime geliyor.
çok kabaca scolari'nin chelsea'deki başarısızlığını deco'ya bağlayıp ancelotti de şampiyonluğu kaybederse deco yüzünden kaybedecek genellemesine gitmek istiyorum sayın ali kırca. 32 yaşındaki bir deco'nun kemik gibi chelsea orta sahasında ne işi var yahu, hıncal uluç'a bağlayıp "ben chelsea antrenörü olsam deco formayı ancak fa/league cup maçlarında görür!" demek istiyorum. heleki pirlonun 20'li yaşlarının başında yaşadığı dönüşümü beklemek, ancelotti kendi ayağına kurşun mu sıkıyor ne.
o değil, united fanboyluğu yapmak istemem ama özellikle ronaldolu son 2 sezonun ultra hızlı oyun planıyla işleyen, çoğu zaman 4-6-0'a kayan manchester united oyun planının ve dolayısıyla alex fergusonun da da belki ucundan adı geçebilir, "o başka hacı karıştırma" deniyorsa geçmeye de bilir tabi.
S.B,
Brescia günlerinde forvet arkası tanımına uyan Pirlo'dan zaman içinde baklava orta sahanın sağ-sol iç pozisyonlarını oynayan bir oyuncu yarattı. Atıf bunadır. Teşekkürler.
şambalici,
Essien ve Obi Mikel döndüğünde sanıyorum ki bu başarı ihtimali zayıf olan deney rafa kaldırılacaktır. Lampard'da ilginç şekilde ısrar ediyor, Capello'nun Gerrard'ı sol kenarda oynatması gibi Lampard'ı baklavanın önünde oynatarak bir kalıbı daha yıkıyor. Şubat-Nisan periyoduna şanslar sıfırlanmış olarak başlıyor yukarıdaki üçlü, şampiyonluğu ne kazandırır-ne kaybetirir şu yakın süreçte ortaya çıkacaktır.
Evet, Sir Alex'i de bir şekilde bu hikayeye ekleyebiliriz. Yaklaşık 10 yıldır 4.6.0'ı temel alan Sir Alex'in de tüm bu deneyci hocalar ve akımlarla mutlaka yakın ilişkisi vardır.
ferguson adını vermemin bir nedeni de alex ferguson'un şampiyonlar ligini alan ve final oynayan ronaldo'lu oyun planının en az yazıda bahsi geçen düşüncenin spesifik örnekleri olan mourinho ve rijkaard/guardiola ekolü kadar modern futbolun anlamak adına önemli olduğunu düşünmem ki bu blog genelde hep hakkını vermiştir ferguson'un onu da belirteyim, benim serzenişim "dünyaya" eheh.
kabaca kendi kafamda özetlediğim haliyle mourinho'nun "sağlamcı" futbolu, barça'nın "bunaltan" futbolu yanında ferguson'un özellikle hedef maçlarda orta saha göbeğin kapandığı, kanatlardan yardırmalı, tek paslı "ışık hızı" futbolu detaylı biçimde incelenmesi gereken daha farklı bir düşünce içeriyor bence. arsenal maçında nani-rooney golü bu sene gördüğüm en güzel örneği mesela. tipik ferguson usulü set oyunlarının bu formata evrilmesine genel olarak pek değinilmiyor nedense ben onu çözemiyorum, hakikaten united fanboyluğundan değil ancak iyi-kötü farklı bir perspektif getiriyor modern oyuna, enteresan yani.
ancelotti postuna ferguson serzenişleri getirerek gerçek united taraftarlığımı da gösterdim kendimi kutluyorum, heh. :D
Ileri 5'li yeterince hareketli ve direcliyse arkasina libero ozellikli bir orta saha oyuncusu koymak mantikli. On libero kavrami gittikce on stopere kaydi, halbuki liberonun calisma prensibi oyunu okumak ve geriyi supurmektir (sweeper).
Ben de zamaninda ileri ucta dayak yemekten baska birsey yapamayan ciliz Delgado'nun oraya cekilmesi fantezisini onermistim. Hucumun temelini kontratak olusturuyor artik, onun icin kontraya iyi cikmanin degeri cok yuksek. Ancelotti bu degeri orta sahada yumusak birini oynatmaktan fazla gormus olsa gerek. Uygulanabilir olmasi karsi takimin ozelliklerine bakar. Geriye gomulerek oynayan takimlara karsi (Hull, Birmingham) Deco'yu kaldirabilirsiniz. Ancak Arsenal gibi topu onde oynayan ve hizli takimlara karsi sokecegini sanmiyorum.
Pirlo 10 numara kadife krampon olarak basladi, ancak geriden oyun kuracak beyne evrilebilecek kadar yere saglam basiyor. Deco'dan artisi fiziksel dayanikliligidir.
http://amerikadeplasmani.blogspot.com/2009/06/delgadoya-yer-bulmak.html
Şampi,
Yazıdaki ''Türkiye futbol literatüründeki tabiriyle değil, esas anlamıyla ön libero oynadı.'' cümlesi, tam da bahsettiğin sweeper tanımıyla ilgiliyli. Arkayı değil önü süpüren bir oyuncuya ''ön libero'' kavramı oturuyor. Yoksa söz konusu fiziken güçlü, tekniği zayıf orta saha oyuncularına ön stoper demek daha mantıklı. Bahsettiğin Delgado fikri aslında Ertuğrul Sağlam döneminde denenmedi değil. Daha da geri gidersek Lucescu'nun Beşiktaş'ında sezonun ilk maçlarındaki Ronaldo rolü ile sonradan 8 kişiyle hücum edebilir bir yapıya kavuşan takımdaki Ronaldo rolü bambaşkadır.
Essien döndüğünde Deco da esas yerine geçecektir, yine de tarihe not düşülmüş sayalım. :) Bu zevkli konuya katkıda bulunan herkese teşekkürler.
Deco'dan Ayhan Akman yaratmak :) Şaka bir yana Ayhan'da bu evrelerden geçmişti. Ve çok daha önemlisi.
Rijkaard'ta şu an Elano'yu ön libero olarak kullanıyor. Arda ile önlü arkalı oynuyorlar.
Ortalarındaki Sarp'ta pres gücünü sağlamaya çalışıyor.
Hem bir 4-4-1-1 gibi. Hem de Ancelotti'nin eskiden çok oynattığı 4-1-3-1-1 gibi.
Hatırlarsan çoğu zaman maça 4-1-2-1-2 başlardı (Hull maçındaki gibi) Pirlo - Sedoorf, Gattuso - Kaka şeklinde.
Sonra skor üstünlüğünü kazandığında ise İnzaghi çıkardı, Sheva tek kalırdı, Ambrosini çapa ön libero olurdu.
Pirlo 1-3-1'de üçlünün göbeğine geçerdi.
Gattuso sağ iç, Seedoorf sol iç oldurdu.
Böyle yapınca hem Pirlo'yu da dinlendirmiş olurdu.
Ne dersin Rijkaard'ta Barış'ı Gattuso, Caner'i Seedoorf gibi kullanmak istemiş olabilir mi?
extensor,
Ayhan'ın forvet arkası saltanatı 21 yaşına kadar sürdü ki, bu yönüyle az da olsa Pirlo'ya benzeyebilir. Doping vakası evvelinde yalnızca forvet arkası oynuyordu, Beşiktaş'a geldikten sonra ya Şifo'nun yedeği oldu ya da sol iç gibi oynadı. Bir fark da şu ki, mevkii değişimiyle kariyerini yukarı taşıyamadı. Elano'nun City geçmişininde orta sahada yer aldığı günler var, fakat birkaç maçla sınırlı. Yeni bir şey denendiği doğru, fakat ben bunun sebebinin Ancelotti'nin yeni Deco seçimi gibi yokluktan kaynaklandığını düşünüyorum.
Futbol tarihinde 4 ana kemikleşmiş ve sonuç alınmış şablon var. ''WM, 4.4.2, 3.5.2 ve 4.4.3'' dörtlüsünden geri kalanlar, ya kısa dönem etkinliği olanlardır ya da taktik tarihin henüz başlarında, yalnızca oyun kurallarının etkisiyle gelişmiş olanlardır. Araya üçüncü tire konulursa durum çokça şablondan dizilişe kayar, bir noktadan sonra anlamsızlaşır. 4.3.3'ün iki ya da üç özel rol sahibi oyuncu kullanmıyla farklılaşmış hali 4.4.1.1 olur; çift santrafor var ise Türkçesi baklava olur. Ancelotti de 66 Dünya Kupası'ndan bu yana gür sesli varlığını sürdüren baklava orta sahada çeşitli rol değişimleri yapıyor. Dizilişten, hatta şablondan öte bir akıl, düşünce, felsefe etrafında takım kurgulanıyor, mesela hiçbir zaman 1'in ya da 3'ün nerede olduğunda değildi. Bahsettiğin Ambrosini-Inzaghi değişimi, 2005'te esas şablonuyla Liverpool'a kaybeden Ancelotti'nin, aynı zamanda 2007 finaline çıkıp kupayı kazanan kadrosudur. :)
Barış sağ ön oyuncusu da oldu, Caner sol önde oynuyor. Ancelotti ile Rijkaard'ı futbol aklı olarak Sacchi birleştirse de Ancelotti'nin Milan'ındaki roller ile örtüştüremiyorum.
Yorum Gönder