Avrupa Bize Gelecek Mi?

Zaman içinde parça parça geldiler, bugün en özel adamlarından birini gönderdiler; ama bir de topluca gelseler nasıl olur acaba? Son zamanlarda memleketin futbolunda çok güzel şeyler yaşanıyor. Hatta son birkaç hadise belki de bu ülkenin sakil ortamına fazla bile. Futbolumuzun geleceğine ilişkin karamsarlığım bugün, dünden daha çok değil. Zirve ligde rekabet olacak, rekabet bize her daim bildik şeyler sunacak ama aşağılarda çok farklı şeyler oluyor. Sayısız yeni proje faaliyete girmiş durumda, birçoğu da sırasını bekliyor. En azından düne göre bugün, geçmişten farklı şeyler görme ihtimalimiz daha fazla.Yeni yüzyılın başında Güney Kore'de stadyumlar yapılıyordu, insanlar futbolu keşfediyorlardı. Ülkede futbolun altyapısı şekillenirken, eldeki hazır malzeme özel bir adama teslim edildi. Takımdaki veteran oyuncular topluluğunu, sonradan çete olarak anılacak bir grubu temizledi. Ülkedeki ulusal ligler yeniden şekillendi, stadyumlar yapıldı ve Guus Hiddink yönetimindeki Güney Kore, daha evvel 1. turdan öteye geçemediği Dünya Kupası'nda yarı final oynadı. Hiddink ayrıldıktan sonraki sene Doğu Asya turnuvasını kazandılar. 2004'te Olimpiyatlar'ın futbol dalında geçmişlerine göre iyi bir derece elde ettiler. Şimdi ile Hiddink-2002 Dünya Kupası organizasyonu öncesi arasında ''Güney Kore Futbolu'' başlığı altında yaşananlar arasında çok büyük farklar var. Man Utd'da, Celtic'te, Bolton'da, Monaco'da, Wigan'da oynayan milli futbolcuları var ve bunlarda Şenol Güneş'in de emeği var. Yani yine 2002 Dünya Kupası kaynaklı bir tercih. Bir turnuva ile başkalaşan ülke futbolu... Guus Hiddink'in ülkemize gelişinden duyduğum heyecana ve vaatlerine en net örnek Güney Kore'de yaptıklarıdır. Biz de aynı günlerin arefesindeyiz.

Avrupa bize gelecek mi acaba? Çok tartışılan Euro 2016 dosyası, yanında 920 milyon avroluk teminat mektubuyla birlikte dün teslim edildi. Bu ülke, bu turnuvayı ancak bu şekilde yapabilirdi. Karadeniz'in, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun ülke nüfusu ve ekonomisi içerisindeki yerine bakarsanız eğer, federasyonca oluşturulan Euro 2016 haritasıyla aynen eşleştiğini görebilirsiniz. Ortada tamamen devlet destekli bir turnuva projesi varken, devletin yüzyıllık yurtiçi politikasını bundan ayrı tutamazsınız. Fransa tarihinin en başarılı 3. takımı, 8 şampiyonluk sahibi FC Nantes'ı bünyesinden çıkaran Nantes şehri, 80 milyon avroluk masrafı karşılayamayacağı, geri döndüremeyeceği dolayısıyla Fransa'nın Euro 2016 projesinden çekildi. Yani mesele ''futbol şehri'' olmak değil, yalnızca para. Fransa'nın turnuva haritasına bakıldığında tıpkı Türkiye gibi ekonomik ve demografik dağılımla eşleştiği görülür. Trabzon'a ne yatırım yapılıyor ki yeni stad, yeni yol, yeni tren hattı yapılsın? Keza Diyarbakır, keza Doğu Anadolu'ya ne yatırım yapılıyor ki, oralarda turnuva yapılsın? Bir koyup dört alacağız, iddiasıyla bu işe soyunan devlet, bugüne kadar her daim 1 koyup 4 aldığına inandığı yerlere yaptı yatırımı. Karadenizli, Trabzonlu işsiz kaldı, göç etti; bugün değil, zaten ötelenmişti. Bir Karadenizli olarak buna hep isyan ediyorum, elimden geleni yapmaya çalışıyorum. İsyan edeceksek buna edelim, turnuvaya değil.

Belki müsamerelerde veya tiyatrolarda karşılaşan olmuştur. Hani bir aksaklık olur da seyirciyi oyalamak üzere şebeklik yapsın diye biri gönderilir ya, Guus Hiddink hadisenin sonucu itibariyle tam da budur. Seyirci o an sıkılmamıştır, aksaklık dolayısıyla hoşnutsuzluk hissetmemiştir. Gülmüştür ve esas gösteriyi beklemiştir. Ülke futbolunda da aksaklıklar var, ama sahnede güzel şeyler görünmeli ki esası ortaya koymak adına fırsat yaratılsın. Biz bir yerli hoca çıkaramadık, bir organizasyon üretemedik. Aynı zamanda birkaç yıldır hızlanan ve önümüzdeki 6 yıl hızlanmaya namzet yeni projelerimiz var. Guus Hiddink, vitrindeki A milli takımı idare edebilecek yeryüzünden en önemli isimdir. Kesinlikle en iyisidir. Belki ''Arda'yı takımda istemiyorum'' diyecek ve kusura bakılmasın, bizim çıtımız çıkmayacak. Öyle bir değer ve karizma olarak geliyor. Hiddink sayesinde yukarıda güzel şeyler görmeyi garanti altına alıyoruz. Organizasyonu yönetmek üzere daha evvel bir kötü ''milli takımlar sorumlusu'' deneyimi yaşadık. Hiddink en tepeyi şekillendirirken, biz de yeni bir yoldan aşağıyı şekillendirmeye, yeni bir yoldan organizasyonu oluşturmaya çalışacağız.Eğer Euro 2016'yı düzenleme hakkını alabilirsek, Guus Hiddink bizi önce 2012'ye, ardından da 2014'e götürerek meselenin esasına dair çalışma yapılmasına yeterli alanı oluşturduğunda 2016 yılı bizim için bir yeni milat olabilir. Güney Kore örneği ortada, Hiddink'in orada yaptıkları ve düzenledikleri turnuva sonrası yaşananlar bir güzel örnek olarak önümüzde duruyor. Rusya bir başka örnektir. Futbol potansiyelimiz pekala Uzakdoğu'lulardan daha yüksek. Ve tabii ihtiraslarımız daha fazla. Bu işi Hiddink de ''beceremezse'' ne yaparız bilmiyorum ama bugün ümitvar olma günüdür. Umuyorum ki, önce biz onlara gideceğiz. Sonra uzak karayı ziyaret edeceğiz ve umutla bekliyorum ki 2016'da da Avrupa bize gelecektir.

Hoşgeldin Guus Hiddink...

Noat Samisa

17.02.2010

17 Fikir, Tenkit, Yorum:

kalecioyuncu dedi ki...

Rijkaard içinde bunlara benzer cümleler kuruldu, bizim millet b taktiği yok lafını 3 ayda üretti,
hiddink içinde 6 ay sürer bence bu süreç, çünkü bu "top" olayını en iyi biz biliriz, elin hollandalı dünyanın sayılı kariyerli hocalari değil...

CaRtMaNtR dedi ki...

Bu yaz Galatsaray, Rijkaard ile anlaştığında ilk sene 5. yada 10. olunsa bile sabredilmeli düşüncesindeydim.

Şimdi Hiddink gibi bir futbol aklı bu ülkeye gelince 2012'ye gidilmesede olur yeterki Hiddink şu takıma bir kişilik, bir sistem kazandırsın.

Türk futbolu denince akla bir şablon gelsin. Çok çalışan şansı yaver gittimi süpriz sonuçlar alan bir ülke ekolünden ziyade şu taktikle oynalarlar asla vazgeçmezler tarzı yorumlar yapılsın şu ülke takımlarına artık.

Bu bağlamda lige bakacak olursak Thomas Doll gibi Jürgen Röber gibi Jose Coucerio gibi Roger Lemerre gibi kariyerleri belli ve tanınan adamların ligte uzun süreler görev alıp futbol dağırcıklarındakileri oyunculara aktarabilirse belki o zaman meşhur marka değerimizi yükseltiriz.

Noat Samisa dedi ki...

Biraz daha açarsam;

Ben insanları basının yediğine, tek sakil odağın basın olduğuna inanmıyorum. Dünyanın her yerinde futbolda tek geçer akçe vardır, o da kazanmaktır. Bu ülke yabancıları harcarken aslında yerli hocaların her yerde makara malzemesi yapıldığı, emeklerine asla değer verilmediği bir başka topluluktan da çok çekiyor. Fatih Terim'in son ulusal takım günlerinin farkı 16 Kasım 2005 günü ve ''milli takımlar sorumlusu'' etiketiydi. Organizasyonun başı olmak başka, art niyet başka. Ben ülke içinde ulusal takımın antrenörü olacak pek çok yetkin adam olduğunu düşünüyorum. Ama başka çıkış yolumuz kalmamıştı ve Euro 2016 adaylığımız arefesinde Hiddink'ten daha iyisi bulunamazdı.

Herkes kendisini düzeltmek zorunda. Ben artık bu denli fikren bölünmüş bir ülkeyi herhangi bir kurumun, zümrenin veya kişinin liderliğinin değiştiremeyeceğini düşünüyorum. Mesela işe Reha Kapsal'ın geçmişi öğrenilerek ve bu sayede kendisine saygı duyarak, Abdullah Avcı'nın ne şekilde bu noktalara geldiğine bakarak, Yılmaz Vural'ın küme düşme adayı takıma oynattığı futbolu yaftalamadan bir yerinde görüp, düşünceleri yaşanan üzerinden oluşturarak başlanabilir.

Canto dedi ki...

"Bloglarda zor görünür laflar" bunlar. Hiddink yedirmesin bu lafları ? Türkiye'ye gelen kariyerli hoca sayısı az değil. Ben fazla karamsarlığa mı gömüldüm acaba, bu kadar pozitif bakamıyorum. 2012'yi felan geçtim, koridorda rakip futbolcu dövmesin artık bizimkiler, bu da iyi bir başlangıç olur ilk bir iki sene için.

Yaw merak ettim memleket nere ?

Noat Samisa dedi ki...

Canto,

Futbolda olmaz olmaz yoktur. Her şey olabilir, 2012 eleme grubunda 2. sırayı alamayabiliriz. Ama şu 2 yıllık süreçte güzel şeyler göreceğiz, buna eminim. Ortada bir vaat var, son birkaç yıldır yaşanan güzel gelişmeler var ve Hiddink var. Pozitif bakabilmek için yeterli argüman oluşmuş durumda. Zor görünür olanlar bunlar mı? :)

Doğma-büyüme İstanbul; ama köken Kastamonu-Zonguldak.

Ortega dedi ki...

Vay Zonguldak mı? Hemşehri sayılırız. Benim memleket de Manisa :)

İlk günden beri Hiddink diyenlerdenim. O kadar kötü bir durumdayız ki ülke futbolu olarak, bizi ancak Hiddink ihya ederdi. Arda'yı takımdan kesse, Fenerbahçe'den, Beşiktaş'tan futbolcu çağırmasa bile (olabilir böyle ihtimaller) yine de sabırla izlenmelidir Hiddink.

Noat Samisa dedi ki...

Ortega,

Ortak maden yataklarından mütevellit mi hemşehri sayılıyoruz? :)

Kalten dedi ki...

Hiddink ilk resmi daha gelmeden kendisini eleştirenlere göndermiş anlaşılan

Ya da "G. Kore'de neydi o öyle bu kadar, Aurelio'suz olmuyor" demiş de olabilir, hehe

İşin dalgası bir yana, klişe bir cümle edeyim, çok değil 3-5 sene önce "Şu ligde üç büyüklerden birini Rijkaard, milli takımı da Hiddink yönetecek" deseler inanır mıydık? (Bunun akabinde gelecek cümle Rıdvanvari bir "Peki Arda'yı Chelsea'ye koysak oynar mı?" olur)

Uzun ve kısa vade milli takım başarısı için Hiddink'ten daha iyisi yok. Bu adam çalıştırdığı 4 milli takımı da büyük turnuvalara götürmüş, hepsini de gruptan çıkarmış. Hollanda dışında yönettiği üç futbol geçmişi bizden daha iyi olmayan takım da o sene turnuvada şampiyon olan takımlara elenmiş (G. Kore - Brezilya, Avustralya - İtalya, Rusya - İspanya). Daha ne yapsın. Son zamanlarda aldığım en iyi haber.

Geçen gün EkşiBeşiktaş'ta biri yorumlara dilek niyetine yazmıştı, herhalde bundan iyisi Mansimov etkisiyle Chelsea gibi yan iş olarak Beşiktaş'ı da yönetmesi olur. Mustafa Denizli sağlık sorunları sebebiyle sportif direktör olur, ballı kaymak, hehe..

dchetin dedi ki...

2016'yı sanırım İtalya alacak ama geliştirilen vizyonun önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak bahsettiğiniz süreçte bazı sermaye gruplarının Türk Futbolu'na duyduğu ilgi artabilir. İşte o zaman hep beraber eğlenceyi seyrederiz.

Minero dedi ki...

Gelmesini sürekli istediğin biri idi Guus Hiddink. Kendisinin kulüp başarılarına değil Milli Takım kariyerine bakarak bunu istedim çünkü Güney Kore ve Avusralya gibi futbolun birincil spor dalı olmadığı ülkelerde yakaladığı başarının benzerini bize de yaşatmasını istediğimden. Ayrıca ülkemizde belirli bir süre geçirmesi de geçmiş tecrübeleri açısından çok daha faydalı olabilir.

Durumun kötü olduğu gerçekten ortada ama en büyük görev yetki sahibi olanlara düşüyor. Özellikle Futbol Federasyonunun kulüplere ekonomik ve altyapısal dayatmalar yapması kaçınılmaz.Özellikle son yayın ihalesinden kazanılan paranın dağıtılmasında kulüplerin maddi durumlarını netleştirip şeffaflaştırılması ve borçlarının kapatılması, stadyum antrenman tesisi ve genç akademisi gibi altyapısal birimlerin kalitesinin yükseltilmesi ilgili şartlar öne sürmesi ve gerçekten takpiçisi olunması gibi süreçler işemeli. Bir futbolcuna olan 400 Bin Euro'luk borcunu ödeyemen, bunun için ligden düşürülmesi gerekirken en üst düzey(!) ligde yer alması ve hala aynı şekilde yönetilmesi bana göre Türk futbolunun durumunu yeterince açıklıyor...

Minero dedi ki...

Bu arada birileri maden dedi sanırım. :) Manisa'da 1 ay staj yapmış ve Zonguldatak birkaç kez yeraltına inmiş bir maden mühendisi adayı olara belirteyim ki yataklanmalar farklı. Manisa'da düşük kalorili Linyit, Zonguldak da ise Taşkömürü var...

Noat Samisa dedi ki...

Kalten,

Hiddink'in Beşiktaş'a gelmesi hayali bile çok güzel. Olur da milli takımda işler kötü giderse bir kulübe piyango vuracaktır. Hiddink, Güney Kore'nin başındayken yarı finalde Almanya'ya elendi. Sonuçta yarı finale kadar ulaştığından şampiyon ya da finaliste elenmenin lafı olmaz. :)

dcetin,

İtalya'da şampiyona projesine devlet desteği çok sınırlı, hatta yok. Fransa ve İtalya ikişer kez düzenlediler ve bizim proje yeterince iddialı görünüyor. Başlarda ben de umutsuzdum, ama son gelişen olaylar neticesinde şansımızın çok yüksek olduğunu düşünüyorum.

Minero,

Birader, ikisinin de anası karbon değil mi? Şurda yüzde 5'in 10'un hesabını yapmayalım. :) Bu arada bu hafta da pazara koymuşlar maçı, artık bir sonrakine kısmet. :)

Kalten dedi ki...

Bir an Almanya'ya elendik diye düşündüm orada da!

O zaman dediğim doğru değil ama neyse, Hiddink'i üç-beş kişi kanıtlamasak da olur heralde :)

alper dedi ki...

bir manisalı olarak hepinizi selam ve saygıyla kucaklıyorum.:)

iyi ve büyük bir hoca gerçekten yukarıda bir arkadaşın dediği gibi belki iyi veya kötü bir ekol sahibi oluruz ki bence bu bile hiddink den yeterli kazanım manasına gelir.

Ömer dedi ki...

Noat, zor veya saçma bir soru olabilir ama bilgili olduğunu bildiğim için şansımı denemek istiyorum. Hiddink'in Türk vatandaşlığına geçmiş oyuncularla ilgili düşüncesi ne olur sence? Nobre-Wederson-Aurelio ilk aklıma gelenler. Ya da şöyle sorayım, eski Milli Takımlarında devşirme oyuncu oynatmışlığı, savunmuşluğu var mıdır?

Noat Samisa dedi ki...

Ömer,

Eldeki hazır devşirmelerle ilgili bir düşüncesi olduğunu sanmıyorum. İşine yarayıp yaramadığına bakacak ve ona göre seçip-seçmeme kararını verecektir. Aurelio zaten pek iyi durumda değil, eski haline dönmesi zor. Wederson ihtimali var, sol bek için olabilir. Nobre'yi de seçmesin zaten, bir de milli takımda kanser olmayalım. :)

Hususi sorduğun için baktım. Güney Kore, Avustralya ve Rusya'da şampiyonlara götürdüğü kadronun tamamı, bir iki göçmen hariç ülke topraklarında doğmuş oyunculardan oluşuyor. ''Eldeki malzeme yeterli değil, yeni futbolcu devşirelim'' düşüncesinde olmayacaktır. Bizdeki oyuncu havuzu bu 3 ülkeden de farklı. Başka bir fikir geliştirecektir.

Ömer dedi ki...

Fazlasıyla doyurucu bir cevap :) teşekkürler hocam.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana