Inter 2-1 Chelsea
Biri Londra'dan Milano'ya gitmişti, diğeri ise San Siro'dan Stamford Bridge'e geçmişti. Giuseppe Meazza adı altında buluştular. İlk buluşma pek tatminkar olmasa da Jose Mourinho'nun Londra ziyareti de tıpkı Beckham'ın Old Trafford'a çıkması gibi dört gözle bekleniyor, başka şeyler gösterebileceği ümit ediliyor. CL Top 16'sının en vaatkar eşleşmesinde ilk maçtan çıkan sonuç belirsizlik.
Inter Milan: Julio Cesar, Maicon, Samuel, Lucio, Zanetti, Stankovic, Cambiasso, Motta, Sneijder, Eto'o, Milito
Subs: Toldo, Cordoba, Quaresma, Muntari, Mariga, Pandev, Balotelli
Chelsea: Cech, Ivanovic, Carvalho, Terry, Malouda, Ballack, Mikel, Lampard, Anelka, Drogba, Kalou
Subs: Hilario, Joe Cole, Sturridge, Alex, Belletti, Bruma, Borini
John Terry'nin Wolves maçındaki ıskasını, Everton karşısında Saha'nın feykinde Old Dock'a gidişini bu akşam Milito'dan yediği çalımla birleştiriyorum, ortaya eskisinden kötü bir Terry çıkıyor. Milat elbette skandalın patlak verdiği günler. Bir başkası Ashley Cole, yaramazlıkları sonucunda tahammül sınırları aşılan eşi tarafından boşanıyor. Şükür ki sakat(!) ve bu sayede takımdan uzak. Ancelotti futbolcularını savunurken, yukarıdan ''herkes ayağını denk alsın'' mesajı geldi. Essien ve Zhirkov'un sakatlıkları ile birlikte Ferreira'nın adının UEFA'ya verilen listede yer almıyor oluşu nedeniyle Malouda sol bek oynadı. Maç öncesi Belletti tahmini yapılıyordu ama Ancelotti esas düzenini tercih etmeyerek bir başka sürpriz daha yaptı. Baklava orta saha terk edildi, Mourinho'nun mirası üzerinde Hiddink sosu eklenen üçlü orta saha geri döndü. Ben Belletti'yi sol beke koyup, Malouda'yı sol iç-Lampard'ı da forvet arkası yapacağını tahmin ediyordum (bu tercihler ligde pek çalışmamıştı) ama Ancelotti belli ki kendi takımı aksak iken rakibi Inter'in daha iyi bir baklava orta saha takımı olduğunu düşündü ve önce rakibini bozmak üzerine bir takım kurguladı. En son ilk 11 çıktığı maç 2 ay önce, Boxing Day günü oynanan Fulham maçı olan bir zamanların abalısı Salomon Kalou'nun ilk 11'de olması da bir başka sürprizdi.
Inter'de sene boyu sol bek mevkisine birkaç kez yardım etmiş olan Zanetti, bir diğer idareten görev almış isimdi. Orta sahada Muntari mi Motta mı, sorusunda ikinci şık tercih edildi. Mor göz altlarıyla oyuna otantik bir hava katan kazazede Julio Cesar da bir diğer soru işaretiydi. Mourinho'nun sene başındaki öngörüsü ile takıma katılan Sneijder ikili forvetin arkasındaydı, ama Special One da takımını sahaya esastan sürmemiş, bir oyun planı belirlemişti. İtalya-İngiliz kapışmasında 1 hafta sonra yine aynı kaleye 3. dakikada gol geldi, tabii yine anlaşılamaz şekilde. Çok kolay geldiler, iki basit pas ve bir çalımla top ağları gördü. Sneijder'in belki Ivanovic'i kaçırması ekstra hamle olmuştur, fazlası yok. Chelsea basit bir gol yedi, ama 10. dakikadan itibaren oyun kontrolünü ele aldılar.
Ancelotti de elbet bir plan yapmıştı ama kontrol/savunma oyununun ceza kanunu madde 1 der ki, ''Bir gol yersiniz, tüm taktik plan yalan olur.'' İki taraf da oyunu bölüm bölüm çift taraflı taktik boksa çevirip sürekli kontra kovalayınca oyun tekdüzeleşti. Skorda gerde olan ve hamle yapması gereken Chelsea orta saha kontrolünü eline aldı, kazandığı toplarda beklerini de oyuna sokarak atak üretmeye başladı. Mourinho'nun Chelsea günlerindeki en gizli silahı Essien'i sağ beke çekmesi olmuştur ve ben buna sayısız kez değinmişimdir. Bu kez karşısında benzer bir tercih vardı ve yine zorunluktandı. Özellikle ilk yarım saat Malouda çok iyi iş çıkardı. Maicon ilk kez rakip yarı saha ortalarına geldiğinde devre bitmek üzereydi. Çakılı oynadı. Eto'o'nun altıpasta ıskaladığı topa kadar, ki bu da bir duran topun devamıydı, Inter bir manasız Milito girişimi hariç rakip kale önünde görünemedi. Bilakis kendi kalesi önünde birbirine yaklaşan blokları ile gömüldüler ve pek çok pozisyon verdiler. Sonbahardaki durdurulamaz Chelsea takımın en önemli parçalarında ikisi bugün yoktu ve oyuncuların pek çoğunun formu o günlerde geride. Hala çok iyi durumda olanlarda ise seramonide herkesin sırtını sıvazlayan özgüven anıtı Drogba başı çekiyor. Ballack ve sınıf atlayan Ivanovic de destekçisi. Devrenin sonunda çalınmayan penaltıda da Sırp sağ bekin aklı vardı.
Devreye 1-1 girmek ile devreye 1-1 başlamak arasında elbet fark vardır. Hakem, yardımcının da etkisiyle net penaltı ve kırmızı kartı atladı. Devre sonundaki asisti boşa giden Ivanovic 50'de harika getirdi. Kalou da sıfır şans bir şutla uzak köşeyi buldu. 1-1'den sonra eğer Chelsea 65'e kadar dayansaydı, muhtemelen Anelka-Belletti hamlesi gelecekti. 55'te Inter yine soldan geldi. Cambiasso önce Ivanovic'i topla dövdü, sonra da müdahale yapamaz hale getirdiği Ivanovic'in yanında kaleye gönderdiği top uzak köşeyi buldu. Golden sonra orta sahada ezilen Motta çıktı, rakibin kenar aktivitesini kesmek adına oyuna Balotelli dahil oldu. Eto'o'nun da sol kenara geçmesiyle birlikte Chelsea hücumları ortaya yığıldı. Maçın bundan sonraki bölümünde bolca top kaybı, az pozisyon vardı. Pandev ve Muntari değişikliğiyle dinamizm kazanan Inter, rakibine başka şans vermedi ve maç 2-1 bitti.
Birbirini tavize zorlayan iki hoca, rakibine korku salan iki takım. Biri ne kadar eksiği olursa olsun hala aynı iskelet üzerinde yürüyen Mourinho'nun oluşturduğu, üzerine de Hiddink ve Ancelotti'nin farklılıkları eklenmiş Chelsea, diğeri ise Mourinho'nun imzasıyla ilerleyen Inter. Son yıllarda CL'deki makus talihi yenmek adına bir fırsat olabilirdi bu gece, galiba beklediklerinden daha iyi bir Chelsea buldular. 20 gün sonra Chelsea kadroyu toparlayacak, muhtemelen sahada esas düzenleriyle yer alacaklar. Önce Ancelotti, sonra şimdiki Mourinho ve biraz da Yılmaz Vural bana baklava orta sahayı pek bi' sevdirdiler, bu sezon geçmişe göre revize edilen bu şablona daha yakın duruyorum. Neticede futbolda sorun hiçbir zaman iki'nin veya üç'ün nerede olduğunda değildi. Umarım ikinci maça iki takım da esas düzenleriyle çıkarlar. Son olarak Cech'in sakatlığı ayak bileğindenmiş, ilk tespitlere göre iyileşme süreci uzun olmayacakmış.
24.02.2010
Inter Milan: Julio Cesar, Maicon, Samuel, Lucio, Zanetti, Stankovic, Cambiasso, Motta, Sneijder, Eto'o, MilitoSubs: Toldo, Cordoba, Quaresma, Muntari, Mariga, Pandev, Balotelli
Chelsea: Cech, Ivanovic, Carvalho, Terry, Malouda, Ballack, Mikel, Lampard, Anelka, Drogba, Kalou
Subs: Hilario, Joe Cole, Sturridge, Alex, Belletti, Bruma, Borini
John Terry'nin Wolves maçındaki ıskasını, Everton karşısında Saha'nın feykinde Old Dock'a gidişini bu akşam Milito'dan yediği çalımla birleştiriyorum, ortaya eskisinden kötü bir Terry çıkıyor. Milat elbette skandalın patlak verdiği günler. Bir başkası Ashley Cole, yaramazlıkları sonucunda tahammül sınırları aşılan eşi tarafından boşanıyor. Şükür ki sakat(!) ve bu sayede takımdan uzak. Ancelotti futbolcularını savunurken, yukarıdan ''herkes ayağını denk alsın'' mesajı geldi. Essien ve Zhirkov'un sakatlıkları ile birlikte Ferreira'nın adının UEFA'ya verilen listede yer almıyor oluşu nedeniyle Malouda sol bek oynadı. Maç öncesi Belletti tahmini yapılıyordu ama Ancelotti esas düzenini tercih etmeyerek bir başka sürpriz daha yaptı. Baklava orta saha terk edildi, Mourinho'nun mirası üzerinde Hiddink sosu eklenen üçlü orta saha geri döndü. Ben Belletti'yi sol beke koyup, Malouda'yı sol iç-Lampard'ı da forvet arkası yapacağını tahmin ediyordum (bu tercihler ligde pek çalışmamıştı) ama Ancelotti belli ki kendi takımı aksak iken rakibi Inter'in daha iyi bir baklava orta saha takımı olduğunu düşündü ve önce rakibini bozmak üzerine bir takım kurguladı. En son ilk 11 çıktığı maç 2 ay önce, Boxing Day günü oynanan Fulham maçı olan bir zamanların abalısı Salomon Kalou'nun ilk 11'de olması da bir başka sürprizdi.
Inter'de sene boyu sol bek mevkisine birkaç kez yardım etmiş olan Zanetti, bir diğer idareten görev almış isimdi. Orta sahada Muntari mi Motta mı, sorusunda ikinci şık tercih edildi. Mor göz altlarıyla oyuna otantik bir hava katan kazazede Julio Cesar da bir diğer soru işaretiydi. Mourinho'nun sene başındaki öngörüsü ile takıma katılan Sneijder ikili forvetin arkasındaydı, ama Special One da takımını sahaya esastan sürmemiş, bir oyun planı belirlemişti. İtalya-İngiliz kapışmasında 1 hafta sonra yine aynı kaleye 3. dakikada gol geldi, tabii yine anlaşılamaz şekilde. Çok kolay geldiler, iki basit pas ve bir çalımla top ağları gördü. Sneijder'in belki Ivanovic'i kaçırması ekstra hamle olmuştur, fazlası yok. Chelsea basit bir gol yedi, ama 10. dakikadan itibaren oyun kontrolünü ele aldılar.
Ancelotti de elbet bir plan yapmıştı ama kontrol/savunma oyununun ceza kanunu madde 1 der ki, ''Bir gol yersiniz, tüm taktik plan yalan olur.'' İki taraf da oyunu bölüm bölüm çift taraflı taktik boksa çevirip sürekli kontra kovalayınca oyun tekdüzeleşti. Skorda gerde olan ve hamle yapması gereken Chelsea orta saha kontrolünü eline aldı, kazandığı toplarda beklerini de oyuna sokarak atak üretmeye başladı. Mourinho'nun Chelsea günlerindeki en gizli silahı Essien'i sağ beke çekmesi olmuştur ve ben buna sayısız kez değinmişimdir. Bu kez karşısında benzer bir tercih vardı ve yine zorunluktandı. Özellikle ilk yarım saat Malouda çok iyi iş çıkardı. Maicon ilk kez rakip yarı saha ortalarına geldiğinde devre bitmek üzereydi. Çakılı oynadı. Eto'o'nun altıpasta ıskaladığı topa kadar, ki bu da bir duran topun devamıydı, Inter bir manasız Milito girişimi hariç rakip kale önünde görünemedi. Bilakis kendi kalesi önünde birbirine yaklaşan blokları ile gömüldüler ve pek çok pozisyon verdiler. Sonbahardaki durdurulamaz Chelsea takımın en önemli parçalarında ikisi bugün yoktu ve oyuncuların pek çoğunun formu o günlerde geride. Hala çok iyi durumda olanlarda ise seramonide herkesin sırtını sıvazlayan özgüven anıtı Drogba başı çekiyor. Ballack ve sınıf atlayan Ivanovic de destekçisi. Devrenin sonunda çalınmayan penaltıda da Sırp sağ bekin aklı vardı.Devreye 1-1 girmek ile devreye 1-1 başlamak arasında elbet fark vardır. Hakem, yardımcının da etkisiyle net penaltı ve kırmızı kartı atladı. Devre sonundaki asisti boşa giden Ivanovic 50'de harika getirdi. Kalou da sıfır şans bir şutla uzak köşeyi buldu. 1-1'den sonra eğer Chelsea 65'e kadar dayansaydı, muhtemelen Anelka-Belletti hamlesi gelecekti. 55'te Inter yine soldan geldi. Cambiasso önce Ivanovic'i topla dövdü, sonra da müdahale yapamaz hale getirdiği Ivanovic'in yanında kaleye gönderdiği top uzak köşeyi buldu. Golden sonra orta sahada ezilen Motta çıktı, rakibin kenar aktivitesini kesmek adına oyuna Balotelli dahil oldu. Eto'o'nun da sol kenara geçmesiyle birlikte Chelsea hücumları ortaya yığıldı. Maçın bundan sonraki bölümünde bolca top kaybı, az pozisyon vardı. Pandev ve Muntari değişikliğiyle dinamizm kazanan Inter, rakibine başka şans vermedi ve maç 2-1 bitti.
Birbirini tavize zorlayan iki hoca, rakibine korku salan iki takım. Biri ne kadar eksiği olursa olsun hala aynı iskelet üzerinde yürüyen Mourinho'nun oluşturduğu, üzerine de Hiddink ve Ancelotti'nin farklılıkları eklenmiş Chelsea, diğeri ise Mourinho'nun imzasıyla ilerleyen Inter. Son yıllarda CL'deki makus talihi yenmek adına bir fırsat olabilirdi bu gece, galiba beklediklerinden daha iyi bir Chelsea buldular. 20 gün sonra Chelsea kadroyu toparlayacak, muhtemelen sahada esas düzenleriyle yer alacaklar. Önce Ancelotti, sonra şimdiki Mourinho ve biraz da Yılmaz Vural bana baklava orta sahayı pek bi' sevdirdiler, bu sezon geçmişe göre revize edilen bu şablona daha yakın duruyorum. Neticede futbolda sorun hiçbir zaman iki'nin veya üç'ün nerede olduğunda değildi. Umarım ikinci maça iki takım da esas düzenleriyle çıkarlar. Son olarak Cech'in sakatlığı ayak bileğindenmiş, ilk tespitlere göre iyileşme süreci uzun olmayacakmış.CL 2010 - Top 16 L1
Inter 2-1 Chelsea
Noat SamisaInter 2-1 Chelsea
24.02.2010
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2010
(299)
-
▼
Şubat
(32)
- Aaron Ramsey
- Kayserispor 1-2 Beşiktaş
- Chelsea 2-4 Man City
- Portsmouth Denize Dökülürken
- Bridge'in Kararı
- Mancini Taca Çıktı
- Inter 2-1 Chelsea
- Beşiktaş 1-1 Galatasaray
- Yeter ki David Moyes'e Bir Şey Olmasın
- Avrupa Bize Gelecek Mi?
- İyi Oynamak Yasaktır
- Milan 2-3 Man Utd
- Ağır Siklet
- Ronaldinho - Rooney
- Gaziantepspor 2-0 Beşiktaş
- Şaban Kartal
- Balmumu Gerrard
- Neler Oluyor Hayatta
- Louis Saha
- Tiridine Bandım Tuncay
- Chelsea 323 - 502 Arsenal
- Mevsimlik Golcü
- Kasımpaşa 2-2 Antalyaspor
- Kırmızı Şeytanlar'ın 108 Yılı
- Kulüp Patronunu, Hoca Yolunu, Takım Kaleyi Şaşırın...
- Liverpool 1-0 Everton
- Yeni Kaptan Ferdinand
- Premier League 09/10 #25
- Beşiktaş 4-1 Gençlerbirliği
- Patron
- Ancelotti Anlatırken
- Beterin Beteri Var
-
▼
Şubat
(32)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1046)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
1 Fikir, Tenkit, Yorum:
bence ikinci golde cambiasso kadar ısrarla taçı atmayıp arkadaşlarını ileri çağıran eto'o nun da payı vardır...
Yorum Gönder