Kasımpaşa 2-2 Antalyaspor

Yine dramatik bir final, yine 85. dakika sonrası, yine Kasımpaşa, yine Yılmaz Vural; karşısında ise aynı şeyleri birebir yaşadığı son takımı olan Antalyaspor... Zeminleri kötü, ortamı kötü ama heyecanı güzel bir ligimiz var. Oyundan kopan oyuncularını maça döndürmek için çırpınan Şifo Mehmet'in kenardaki mücadelesi, Yılmaz Vural'ın uzatmalarda kendinen geçmesi, Ömer Güvenç ile birlikte koyu bir sohbet eşliğinde maçı izleyen Rıza Çalımbay'ın yaşananlara tepkisi tüm bu güzel seyirliği daha ilginç kıldı. Sivasspor'un kazandığı hafta son dakikada 2 puan bırakmak Kasımpaşa adına bir çöküş sürecinin başlangıcı olur mu? Gençlerbirliği, Gaziantepspor, Galatasaray serisinden 0 puanla çıkılması halinde 16. sıra sürpriz olmaz. Bugün ikinci yarıda Kasımpaşa takımı sezonun en iyi futbolunu oynadı. Takım aylardır iyi futbol oynuyor, aylardır hep üzerine konuluyor ama yetmiyor. Sebebini bilen önce bize, sonra da Yılmaz Vural'a söylesin.

Antalyaspor kısa aralıklarla kupada önce Fenerbahçe'yi, sonra Galatasaray'ı mağlup etti. Arada ligde oynadıkları Beşiktaş'tan talihsiz bir yenilgi aldılar. Serge Djiehoua'nin sakatlığında merkez forvet olarak Veysel sahadaydı, sağ ve sol forvet mevkiileri Tita ve Necati ikilisine emanet edilmişti. Savunma tandeminde Yalçın'ın yerine Orhan Ak oynadı. Orta üçlünün gerisinde Jedinak, sol iç Korhan ve sağ iç Sedat şeklinde maça başladılar. Kasımpaşa'da Moritz sakatlığı nedeniyle forma giyemedi. Yekta forvet arkasına kaydı, Sancak sol iç görevini üstlendi. Üç maçtır Gökhan Güleç'ten formayı alan Şahin Aygüneş genel tertibin dışına çıkan bir diğer tercihti. Konuk takım maça baskılı başladı, rakibin hazırlık paslarına engel oldular. Necati, Sedat ve Erhan'dan oluşan sağ kenar üçlüsü ilk 10 dakika birkaç kez Kasımpaşa solunu zorladılar, birinde gole çok yaklaştılar. Paşa'nın üç pas adedini aşabilmesi ancak 15. dakika sonrası mümkün oldu. Kenarlardan dikine oynanan yüksek toplarla baskıyı kırdılar. 16. dakikada kornerde oluşan karambolde Murat Erdoğan şansını denedi, top Ömer'de kaldı. Zemin top taşımayı mümkün kılmıyordu, yüksek pas oyununu iyi oturtan Kasımpaşa oyun üstünlüğünü ele aldı. İki gollük pozisyon sonrası Murat Erdoğan'ın harika asistini Sancak Kaplan gol yaptı ve 27. dakikada skor 1-0 oldu. Karşılıklı birer pozisyonla devre bitti.

İkinci devre oyuna ilk müdahaleyi yenik durumda olan taraf yaptı. Sedat'ın yerine oyuna giren Ertuğrul orta sahaya geçti, Korhan sağ kenara yerleşti ve Necati-Veysel ikilisi birbirlerine daha yakın oynamaya başladılar. İlk yarı başlangıcına benzer bir başlangıç yaptılar, Kasımpaşa'yı sahasına hapsettiler. 52. dakikada Jedinak'ın ıskasında Murat Erdoğan, az adamla yakalanan Antalyaspor savunmasının arkasına doğru geniş alanda sprint halinde olan Şahin'e güzel bir pas attı. Gurbetçi oyuncu da bu pası güzel bir gol vuruşuyla tamamladı. Skor 2-0 oldu. Bu dakikadan sonra Antalyaspor oyundan düştü. Kasımpaşa sürekli pas yapmaya, sürekli rakip ceza sahası civarında olumlu top kullanmaya başladı. Bu durum 85. dakikaya kadar böyle devam etti. Yılmaz Vural ilk olarak Yekta-Boukhari değişikliğini, hemen akabinde Sedat-Ergün değişikliklerini yaparak oyuna henüz bitime yarım saat varken müdahalesini yapmıştı. Ev sahibi takım sürekli ikili mücadelelerden galip çıkıyor, geniş alanda yakaldığı rakip stoperler karşısında fazla cömert davranıyordu. Gürhan-Tita değişikliği ile Antalyaspor biraz olsun kıpırdandı. 86. dakikada kazanılan duran topu Necati kullandı, Yılmaz Vural'ın ''Veyseeeel'' bağırışları arasında gol geldi. İki dakika sonrasında ise Sancak'ın müdahalesiyle Necati ceza sahası içinde yerde kaldı. Necati'nin golle sonuçlandırdığı penaltı sonrası 89. dakikada skor 2-2'ye geldi. Bu anlarda oyuncularını maça sokmak için yarım saattir büyük gayret gösteren Mehmet Özdilek mutluyken, Yılmaz Vural çıldırıyordu. Son anlarda kazanılan frikiği Emre Toraman olumlu kullanamayınca maç bu skorla bitti.
(Fotograflar: Sporx )

Antalyaspor kötü olduğu bu günde 4 dakikada attığı 2 golle 1 puanı kaptı. Kasımpaşa ise geçen hafta 2-0'dan 4-2 kaybedilen İBBSpor maçının ardından bir dramatik geri dönüş daha yaşadı. Bu sezon son dakikalarda yenilen gollere ileriki günlerde değineceğiz, ama bunları mantıkla açıklamanın imkanı olduğuna inanmıyorum. Kasımpaşa gerçekten bilinçli bir oyun oynuyor ama karşılığını skora yansıtmakta güçlük çekiyor. Maç sonlarında direksiyon hakimiyetini kaybetmeseler şimdiye 30 puanı bulmuşlardı. Düşme yarışında her şeye reset atılan bir hafta yaşıyor olabiliriz. Kasımpaşa'nın bugünden görülen tek artısı, bir maçının eksik oluşu.

TSL 09/10 20. Maç haftası
Kasımpaşa 2-2 Antalyaspor
Noat Samisa

07.02.2010

12 Fikir, Tenkit, Yorum:

Lele dedi ki...

Murat Erdoğan'ın ilk goldeki asisti gerçekten güzeldi. Özette Necati'nin aşırı hırslı olduğunu fark ettim. Maçın genelinde de bu kadar hırslı mıydı?

extensor dedi ki...

Benim nacizane bir görüşüm var. Kocaelispor'da da, Antalyaspor'da da şimdi Kasımpaşa'da da sürekli öne geçtiği maçı veriyorsa Yılmaz Vural. Onun takımında değil onda bir şeyler vardır.
Hakikatten bir istatistiğini çıkarsak dudağımız uçuklayabilir.
Çok çünkü hakikatten şöyle bir düşününce çok.

Bence sebebi şu... Son dakikalara üstün giren x klubun hocası Yılmaz Vural kenarda bağırınmaya, çırpınmaya başlıyor.
Üzerindeki stresi, baskıyı bu bağırıp çağırmalarla oyuncularına da yansıtıyor.
Sonra o baskı ortamanın yarattığı korku ile o x, y, z takımın oyuncuları o son dakika gollerini yiyiyorlar.

Çünkü bir takım gol yemeyeyim diye poposundan soluyorsa gol yer.
Korkuyorsa yenilir. Galatasaray'ın Fenerbahçe Kadıköy'de sürekli yenilmesi gibi.

Bence o dakikalarda sürekli direktif verilmemelidir. Saha kenarında takımın T. Direktörü, lideri gibi soğukkanlı durmak gerekir.
Öyle durmayı başarsa Yılmaz Hoca... Sanırım o zaman o oyuncular da korkunun ecele faydasının olmadığını görebilecekler.

Noat Samisa dedi ki...

Lele,

Necati tribünden küfür yiyince son anlarda topu ısırır durumdaydı. Sebebini bilmiyorum, tribün Necati'yle epey uğraştı. Azmni tetikleyen bir unsur bu olabilir.

extensor,

Kasımpaşa Stadı'nın en iyi yanı, özellikle benim sürekli bulunduğum yer için söylüyorum, sahanın içindeymiş hissiyatını yaşatması. Bir amatör küme maçı gibi futbolcuları birbiriyle, hakemlerle, hocalarıyla iletişimine net olarak şahit olabiliyorum.

Mesela maçın 60lı dakikalarıydı. Oyun sakatlık nedeniyle durmuştu. Yılmaz Vural yanına Emre Toraman'ı çağırdı, yardımcısıyla birlikte elindeki taktik tahtası ve notlarla Emre'ye bir şey anlattı. Emre görev bölgesine dönecekken oyuncuyu durdurdu, bekle dedi. Oyun başladı ve kapılan top, baklava orta sahada bizim ülkedeki tabiriyle ön libero oynayan Emre Toraman'ın önüne atıldı. Kenardan bir kontratak başladı böylece. Bu pozisyon özetlerde yok. Bu çok uç bir örnek, ama Yılmaz Vural'ı anlatmaya yetebilir. Sancak'ın pozisyon bilgisi çok zayıf, Barış henüz 19 yaşında. Mizaç merkezli olmakla birlikte olmamış oyuncularla çalışmanın bir sonucudur Yılmaz Vural'ın bu halleri. Şifo da maç boyu sürekli hareketliydi. Ziya Doğan hareketliydi, Tony Pulis hareketlidir. Bu durum yalnızca Yılmaz Vural'a özgü değil. Ama az veya çok bir etkisi oluyordur elbet.

Yakında Yılmaz Vural ve son dakika gollerinin bir dökümünü çıkaracağım. Belki buradan bir şeyler çıkarabiliriz.

extensor dedi ki...

Dudak uçuklatan bir sonuç çıkabilir. Ergün Teber'in oyun bilgisi daha yüksek ama Sancak'ın inatçılığı, mücadele gücü de Ergün'den yüksek, bir hafta o oynuyor diğer hafta Ergün. Bugün yaptığı penaltı rezaletmiş.
Barış'ta yapmıştı böyle bir kaç penaltı. O da iyi bir fiziğe sahip olmasına rağmen pek yeterli bir oyuncu değil gibi.

Sen Galiassi'yi izleme şansı bulmuşmuydun mesela ben onun geçen sene şampiyonlar liginde oynamış bir adamın oynatılmamasına şaşırıyorum.
7 yabancı transfer yapılıyor adam 6'sını oynatmıyor, dahası denemiyor bile, yüzüne bile bakmıyor. Geçen sene Kocaelispor'da da bunu yapmıştı.
Türk oyuncularından oluşan inanç başlığı altında bir grup kuruyor onlarla yola çıkmaya çalışıyor.

Eee 10 maç 15 maç sonra da o 'ya Allah Bismillah futboluna yürek dayanmıyor.
Ben devre arası şey demiştim. İkinci devre Kasımpaşa'nın ateşi söner, düşme adaylarımın Denizlispor'dan sonra başında diyordum.
Sen ne diyorsun... Her iç saha maçını izleyen biri olarak?

Noat Samisa dedi ki...

extensor,

Ergün maç içerisinde sakatlandı ve oyundan çıktı. Sancak'ın penaltı pozisyonunda Cenk'i kontrol ediyor olmasının sebebi budur.

Galiassi sezonun başında oynatıldı ve epey kötü performans sergiledi. Keza Boukhari, hiç katkı yapmadı. İlhan Eker Ruiz'in üzerine çıkıp top alıyordu, keza Azar Karadaş. Baran, Pavlik gibi oyuncular ise yıllık maaşlerı çift haneli avroları aşmayan vasat oyuncular. Takımındaki 6 yabancının toplam yıllık maaşı 1 milyon avro bile değil. Devre arası gidecek bir takım bulurlarsa ayrılabilecekleri söylendi ama hiçbiri buna yanaşmadı. Takımda kaldılar, kadro oyuncusu olarak kullanılıyorlar. Ben bunda bir gariplik göremiyorum. 5 maçta paspas olan Galiassi yerine Koray'ın oynaması gayet akil bir tercih. Barış ise risktir, ama Yılmaz Vural bu riski alıyor.

''ya Allah Bismillah'' futbolu yok. Geldiği ilk günden itibaren takımı baklava orta saha şeklinde kurguladı ve 15 oyuncudan fazlasını kullanmayarak çok iyi bir kadro istikrarı yakaladı. Yekta'yı parlattı, Moritz'in bu denli ülke futbol gündeminde yer işgal ediyor oluşunun birincil sebebi Yılmaz Vural'dır. Barış, Şahin gibi genç oyunculara forma veriyor, Keller'i kullanıyor, Ergün ve Gökhan yeniden çıkış yaptıkları günlere döndüler. Bakıldığında Kasımpaşa pek çok maçın 70 dakikasını kontrol ediyor. İnönü'de, Kasımpaşa'da, Bursa'da, Eskişehir'de, Ankara'da bu sezon pek çok takımı yerinde canlı izledim. Bazılarında sayı 2, hatta 3 maçını canlı izlediklerim de var. Net olarak şunu söyleyebilirim ki, 10 ile 17. sıra arasındaki takımlar arasında en bilinçli futbolu Kasımpaşa oynuyor. Biraz Gaziantepspor ve yeni yeni Muhsin Ertuğral'ın Sivas'ı Kasımpaşa'ya yakın sayılır. Manisa, Diyarbakır, Denizli, Ankaragücü ve Antalyaspor takımlara pas etkileşimi olsun, maç başına gollük pozisyon sayısı olsun Kasımpaşa'dan gerideler. Kasımpaşa'nın düşmesi benim için sürpriz olur. Ama düşmeme yarışı çokça hava işidir. Şu maçtaki dramatik son, Paşa'nın önündeki 3 maçlık zor fikstür dikkate alınarak çöküşün başlangıcı olabilir.

effe dedi ki...

hocam bende aynı konuyu yazmayı düşünüyordum. bu sezon 7maç oldu bu, öne geçip sonu getirilemeyen. sezon başından beri iç sahadaki bütün maçları canlı izledim. takım gerçekten iyi top oynuyor. ama sanırım ya trabzon maçından yahut fenerbahçe maçından sonra yılmaz hocanın bir açıklaması vardı. skor çok görkemli olduğundan gözden kaçtı. takımın öne geçtikten sonra kontorollü oynamakta güçlük çektiğini dile getirmişti. sanırım bunda emre toraman özelliklerinde ikinci bir oyuncularının olmayışının etkisi var.

bilmiyorum ben yılmaz vuralı çok sevdiğim için belki, ama takım üzerinde son dakikalarda olumsuz bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. bir teknik adam yedek klubesinde sürekli küfür edince, yardımcıyı ve 4. hakemi taciz edince ülkemizde problem olmuyor. ama yılmaz vuralın duygularını biraz da abartarak dışa vurması bu ülede gereğinden fazla eleştiriliyor bence. takım sahaya çıkarken, seyirci ile arasında en neşeli ilişki olan teknik adam bence yılmaz vural bu ülkede. ama bu soruna cidden bir çözüm bulması lazım.

ya işler iyi giderken 3. golü bulacaklar, yahut 70 75'den sonra dirençli olmup, topu kaleden uzak tutmayı öğrenecekler. saygılar

Noat Samisa dedi ki...

Effe,

Benzer düşüncelerde olduğum bir başka Tarlabaşı müdavimini burada görmek güzel. :)

Yılmaz Vural'a antipati duyulması için ben ortada hiçbir sebep göremiyorum. Kendisi son TSYD seminerinde taklaların da diğer şovenist hareketlerin de sebebini açıklamıştı. Ben kendisine hak veriyorum. Her sahaya çıkışında takımdan evvel tribünde adı anılan başka hoca var mı ligimizde? Takım üç gruba ayrılmış durumda. Her hafta forvetler iki gün ''gol hocası'' eşliğinde özel idman yapıyorlar. Orta sahalar ve defans oyuncularının da ayrı idman programı var ve ortak idmanların ağırlığı pas üzerine. Hal böyleyken şu ligde kalması başarı addedilecek takımla en az 6-7 maç çok iyi futbol oynandı. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'a karşı galibiyetler alındı. Bu üç önemli galibiyetin tamamının 3 golle gelmiş olması sanırım yeterli veridir.

Hoca bugün de Sedat'ı oyuna alıp ortayı çiftledi ama yine sonuç alınamadı. Bir şekilde ileride top tutabilmeliler. Son anlarda pozitif oynamayı ikinci plana itip, zamanı kontrol edecekler ya da farkı artırmış halde son dakikalara girilecek. Bugün bir duran top adam paylaşım hatası ve anlık gaflet penaltısı ile puan verildi. Yılmaz Vural'ın bir suçu olduğunu düşünmüyorum.

CaRtMaNtR dedi ki...

Yılmaz Hocaya özellikle maçın kırılma anlarında sakin olmasını söyleyebilecek bir yardımcı lazım bence. Mesela Kadıköy'de Fenerbahçe'yi yendikleri maçın sonunda takımın tecrübeli isimleri Murat ve Koray son dakikalarda sürekli direktif vermesinden bunalmış ve tavır koyar hale gelmişlerdi.

Yılmaz Hocanın sorunu bu noktada başlıyor takıma çok fazla müdahele ediyor. Özellikle son dakikalarda takımın dikkatini ve odaklanmasını maksimize etmesi gereken anlarda sürekli yandan konuşan bir Teknik Direktör takımda ne dikkat bırakır nede odaklanma her ne kadar amacı takımı dikkat etmeye motive etmek olsada.

geloraptor dedi ki...

Yalnız son yabancı hocaya saygı duymam açıklamasıyla sempatikliğini iyice yitirdi. başta biraz şaka yollu aday olduğuu söylemesi iyiydi hoştu da artık eşeğin kulağına su kaçırdı.

t2 dedi ki...

Moritz'in bu maçta sarı kart cezalısı olduğunu söylemeliyim .

Ayrıca merak ediyorum Salih belki bilgin vardır ; Beşiktaş maçında ne yapacağız ? Elimizdeki kombineyle bizim tribüne (deplasmna) geçmemiz mümkün müdür ?

Noat Samisa dedi ki...

T2,

Denemek lazım. Ben Kasımpaşa Kulübü'nde yönetici olsm böyle bir şeye izin vermezdim :)

Sekhranikos dedi ki...

İşin en enteresan yanı son dakikalarda maç kaybetme üzerine Yılmaz Vural bu benim başıma 25 yıldır geliyor dedi geçenlerde. Be adam hiç mi sormadın kendine nedendir bu diye? Gerçi zat-ı muhterem açıklamasına bu "şanssızlık" diye başladığı için sorma ihtiyacı hissetmediği ortada.

Arşiv

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana