Kayserispor 1-2 Beşiktaş

Dünyanın bi' ucunda, Şili'de meydana gelen 8.8 şiddetindeki büyük afet bugünkü maçın skorunu belirlerken, bu durumun afetin birinci muhatabı Tello'dan başka kimsenin umrunda olmaması Beşiktaş'ın utancıdır. Lille takımı perşembe günü formasındaki bahis reklamını ''Help Haiti'' yazarak kapattı, ama bugün Kayserispor'un formasından bahis reklamı vardı. Bu kural nasıl çalışıyor? Herkesin Tello adına siyah bant takması, takımın forma altına Nobre'nin oğlu Nicolas'a dair bir tişört giymesi ve golleri ona armağan etmeleri bu kadar zor muydu? Elbet herkes Nobre'ye moral vermiş, Tello'ya taziyelerini iletmiştir. Lakin bu kadar içe kapanık olunmaz. Beşiktaş seneye bir daha gider Kayseri'ye, Tello yine gol atar; ama bugünün telafisi olmaz. Forma arkasına Kızılay, Mehmetçik Vakfı yazmanın anlamı ne öyleyse?Takım 75 dakika sezonun en iyi oyunlarından birini oynadı. Bunda Kayserispor'un payı kadar, sene başından beri bir şey oynamayan ve son iki maçtır da dibi gören Rodrigo Tello'nun Beşiktaş kariyerindeki zirve performanslarından birini sergilemesinin payı var. Henüz maç başı Ekrem-Bobo sola yanaştı, sol iç adamı Fink içeri dalış yaptı ve sağ kenar adamı Tello sıfır şans gol vuruşuyla güzel bir uzak forvet golü attı. İlk 15 dakika oyuna epey durağan ve bol autlu giderken yine Tello sahneye çıktı ve Bobo'ya nefis bir asist yaptı. Bobo topu direğe vurunca Tello'dan istatistik çaldı. Yarım saatin sonunda yine Tello sahne aldı. Aydın'dan kaptığı topu topukla Bobo'nun önüne bıraktı, Bobo da Ekrem'i gördü ve skor 2-0 oldu. İleri üçlünün tamamının ayağına topun değdiği, iki pasla atılmış bir uzak forvet golü daha. Takım kalesinde pozisyon da görmüyordu, bundan iyisi olamazdı. Cangele'nin yokluğunda Tolunay Kafkas'ın oyun planı mutlaka gol yememek üzerineydi, ama henüz 2. dakikada bu planı çöp oldu. Oyuncuyu kaybetmek pahasına henüz 20. dakikada esas düzenine yaklaştı ve Troisi'yi Makukula'nın etrafında gezdirmeye başladı. Troisi bireysel becerileriyle bir şey üretti ama bunlar topu Makukula'yla buluşturmak için yeterli olmuyordu.

Kayserispor'un sezonun ilk yarısında yaptığı zirve yürüyüşündeki sır, birincil olarak yıllardan bu yana sahip oldukları takım savunması idi. Oyunun hücum tarafında ise Cangele-Makukula uyumuyla birlikte ayrıntılara önem vermeye yaslanıyorlardı. Faulleri, kornerleri ve taçları çabuk kullanmak, bu sayede rakipten önce hızlanarak çok gol buldular. Ali Turan'ın kaybı bu duruma etki etmiştir, ama bugün görünen silik oyunun esas etkeni Beşiktaş'ın erken bulduğu golle Kafkas'ın oyun planın çöp olması ve Cangele'nin yokluğunda oyunun tamamen uzun topa kalmasıdır. Beşiktaş son 15 dakika Ferrari etkisiyle rakibinin tek planını da çalıştırmayı başardı. Ben sezon başından beri yaptığım gözlemlere binaen Ferrari'nin bu aşırı sarkık oyununda İtalyan stoperin kendi tarzının etkili olduğunu düşünüyorum. Eğer kenardan bir talimatla yapılıyorsa daha kötü. Beşiktaş'ın oyun planına uyması, kalitesi, özverisi; hepsine sezon başından beri değindik ama bu maçın son 15 dakikasındaki savunma yerleşimi kabak tadı verdi. Rakibin uzun toptan başka çaresi kalmamış, orta saha tazelenmişken Ferrari-Sivok ikilisi Makukula'yı penaltı noktasında karşılıyorlar. Bunu da kötü yaptılar ki, Sivok'un ofsaytı bozduğu, Ferrari'nin pastırma almaya gittiği pozisyonda skor 1-2 oldu. Uzun toptan ve duran toplardan başka hiçbir ihtimal yokken rakibe gol davetiyesi çıkarıldı. Savunma tandemi ile takımın santraforu arasında top rakipteyken 50 metre, top Beşiktaş'taken 80 metre oluyordu. Bobo'nun üstten auta attığı topa vuracak gücü kalmamıştı, keza Ekrem ve Fink'in de durumu farklı değildi. Böylesi bir maçta bu tarz oyun Ferrari için kolay olabilir, ama Beşiktaş için değildi.
Herkes görevini yapınca üzerine konuşulacak çok fazla şey olmuyor. Kaş'ın kenarını zorlamadılar, ama Kaş da birkaç kritik ters kademeyle uzun süre sonra forma bulduğu maçta görevini yaptı. Toraman galiba Cangele'nin önlemiydi, daha doğrusu onun yerine oynayacak oyuncudan rol çalması için önlibero yapılmıştı. Tello'nun çıkışıyla birlikte final toplarını da kullanmaya çalıştı, ama tabii bu kadarı da fazlaydı. Oyunun son bölümünde Ferrari'nin eski usül libero olmasıyla stoper gibi oynadı. Bana göre Tello'dan sonra maçın adamıdır. Sol iç-sağ iç rollerinde hep en iyi performanslarını oynayan Ernst ve Fink, bugün son iki aydır hiç olmadıkları kadar oyunun içindeydiler. İleri üçlü için geçen haftaki oyunuyla Ekrem'in yeri garanti idi, Tello sanıyorum özel seçimdi ve Bobo da görevini yaptı. İkinci yarı rakip yarı alanda çok boş alan vardı ama Beşiktaş'ın savunma yerleşimi Holosko'nun bu alanları kullanmasını zorlaştırdı. Özetle; ilk yarı başta Tello olmak üzere öndeki oyuncuların iştahı oyunu çözdü. Sonrası rölanti, Kayseri bol bol topla oynadı ama son bölüm can sıkıcıydı. Ligin ilk 3 sırasının 1 puandan fazlasını alamadığı deplasmandan 3 puan almak güzel. Bir de takımın Ocak ve Şubat aylarından ortalarda görünmeyen oyun iştahını yeniden görmek güzeldi.

Son not küçük Nicolas'a: Baban gol atamamaya devam etsede eğer sen iyileşirsen Torres mertebesine yükselecek...

Noat Samisa

27.02.2010

12 Fikir, Tenkit, Yorum:

gökhan dedi ki...

savunmanın geriye yaslanması bence denizlinin tercihi. eninde sonunda denizli oyunu daraltın, 30 metrede oynayın dese oyuncular kalkıpta buna itiraz etmezler, verilen görevi yaparlar. ha belki kale önüne yapışın demiyordur ama takımın boyunu kısaltmayaa yönelik bir çalışma yok gibi görünüyor.

birde ernst-fink cska maçında ve bu maçta iç orta saha olarak çok iyi iş çıkardılar. diyorumki toraman yerine necip olsa orada ve her maça bu şekilde çıksak fena olmaz mı? ileride de bobo banko, yanındakilerde maçına göre değişir. en mantıklı tercih bu gibi geliyor bana.

neyse efenim tello her maç böyle oynasın, bobo izleyenleri kendine hayran bırakmaya devam etsin, fb-gs 27. haftada birbirini yesin düşüşe geçsin, bizde yine aradan sıyrılalım. belki kongre şokunu bu şekilde atlatırız.

Kalten dedi ki...

Neden bu kadar istikrarsızız anlayamıyorum. Gerçekten Gaziantepspor ile bu maç arasında iki hafta var ve özellikle ilk yarıdaki oyunla iki hafta öncesinin farkı akıl alır gibi değil.

Sistemsel bir farklılıktan mı kaynaklanıyor bilemiyorum ama aklım almıyor gerçekten. Takımın iyi oynaması gerçekten bir oyuncunun (Tello) kendini aşması ile bu kadar bağlantılı nasıl olabilir? Bu kadar hassas isek her hafta birini bir şekilde motive edelim geri kalan maçları alalım!

Noat Samisa dedi ki...

Erken gelen golün mutlak etkisi var. Ama ben bu maçta son maçlardan farklı olarak bir iştah gördüm. Bir fark varsa bu.

Bellamy. dedi ki...

Necip'e gözümüz kapalı güveneceğimiz ana kadar seneye bir tane daha önlibero transferi yapılsa çok faydalı olacak eğer bu sistem sürdürülecekse. Makalele, Toure tarzı nefesi bitmeyen bir dmc Ernst ve Fink'i Beşiktaş'ın Iniesta ve Xavi'si yapar.

Ve belki de (maalesef) kendisine gereken şoku alan Tello'yu gerçekten sahada görmek güzeldi. İstikrarlı olsa şu futbolu keşke..

Noat Samisa dedi ki...

Necip'e Oğuz Çetin güveniyor, zaten alternatif sıkıntısı yaşanan bir bölgenin admaı olduğundan Hiddink de güvenebilir. Biz de güvenebilmeliyiz. Ernst ve Fink'in en faydalı oyunlarını arkalarını kollayan biri olduğunda verdikleri çok net ortada. Zannımca arkaya değil de öne transfer yapılmalı. Holosko, Tello, Tabata'dan daha iyi, daha farklı birileri gelmeli ki çeşitlilik artsın.

yusuf dedi ki...

noat gene çok güzel bir maç yazısı olmuş, eline sağlık da sana müsaadenle bir şey sormak istiyorum;

elbette milli takımın başında bulunan teknik direktörün tercihidir ama sence toraman, en azından aday kadroda olmayı haketmiyor mu?

hani, kadrodaki defans oyuncularına bakıyorum, bir de toraman'a bakıyorum, hiçbirinden eksik değil. hatta bana göre bir çoğundan fazla.

bilmiyorum, sen nasıl düşünüyorsun?

witchesbutter dedi ki...

Türkiyede spor bahisi oynatmak sadece SPOR TOTO teskilatinin izin verdiği kurumların yani yasal olarak oynatılan kurumlara serbest.Bu tip kurumların reklamını yayınlamak yasal.Reklamı yapılan kurum SPOR TOTO nun yasal iştirakçısı, bayisidir. Türkiyede SPOR TOTO dışında her hangi bir şirketin spor bahsi oynatması yasaktır. Ayrıca yurt dışında spor bahisi oynatan şirketlerin reklamının da Türkiye'de yayınlamak yasaktır. Bu yasa ile İnternet aracılığı ile yurtdışı kaynaklı şirketlerin sitelerine giriş DNS yolu ile kapatilmiştir. Buyuk bahis sirketleri bu kanunu sitelerine uygulayarak ve kullanıcılarla paylaşarak Türk IP lerinin bahis oynatmasına izin vermez ama küçük çaplı yurt dışı kaynaklı (Kıbrıs bile yurt dışı sayılıyor) olan sitelerde DNS lerinizi değiştirip bahisi yasal olarak oynayabilirsiniz. Yasanın tek amacı spor bahisinden vergi almak. Bu vergiyide kesintisiz alabilmek için başka türlü spor bahsi oynatabilmesini engellemek.

Noat Samisa dedi ki...

Yusuf,

Takımda direk oynayacağı tartışılır ama aday kadroda yer almayı hakettiğine şüphe yok. Hiddink gele hayrola.

yusuf dedi ki...

bu kadrodan hiddink'in hiç haberi yok o zaman. yani umarım öyledir.

dün güntekin'le rıdvan dilmen de söyledi, bugün sen de söylüyorsun. etrafımdaki fenerbahçelisi, galatasaraylısı da herpsi aynı şeyi söylüyor; ''toraman takımda olmalıydı.''

artık bu ikili (toraman-tekke) hususunda hakikaten bir açıklama gerek. hani söylesinler, ne olduğunu bilelim, biz de ona göre susalım.

dün maçtan sonra neredeyse ağlayacaktı adam. o kadar çok üzüldüm, o kadar çok moralim bozudu ki anlatamam.

tanju dedi ki...

türkiye'nin en teknik ve en süratli defans oyuncusu, 4-5 farklı pozisyonda birden oynayabiliyor, hamleli ve ortalamanın çok çok üstünden bir zıplama yeteneği var, kadroya ilk yazılması gereken isim olmalıyken, yer bile bulamiyor!

beşiktaşlıyım, ibrahim toraman'ı da ayrı bir seviyorum, hiç olmadığım kadar da objektifim ama bu adamın milli takımda olmaması en hafif tabirle ayıptır.

bence toro da artık bu konuyu kafasından çıkartmalı, hiçbir şekilde konuşmamalı. ve teklif gelirse de kabul etmemeli.

hayır yok yere moralini bozuyor.

gurhan dedi ki...

Toraman'ın milli takıma çağırılmadığı iyi oldu.İlk 11 de direk oynayabilecek hiçbir oyuncumuz ligin kırılma haftalarında, hazırlık maçlarında sakatlanma riski altına girmemesini tercih ederim.
Kayseri maçının oyun şablonu gösterdi ki , ligin 2. yarısındaki Fenerbahçe veya Bursa gibi sıkıntılı olabilecek deplasmanlarda benzer bir futbol oynayabiliriz,bu açıdan umut vericiydi.Tabi, Tello bu kadar etkili oynayacak mı; soru işareti...

matiasemilio dedi ki...

stadyumdaydım ve gözlemlerimden ilk üçünü paylaşmak istiyorum..
*bobo uzun zamandır olmadığı kadar iştahlı ve efektif oynadı.
**necip sonradan girmesine rağmen kornerler ve hücum cıkışları sonrası fink'ten cok daha sonra mevkisine dönebildi ve geç pozisyon aldı,çalısması lazım..
***gecen hafta son yılların en kötü tribün performansı vardı İnönü'de,burda ise son yılların en iyi deplasman tribünü performansı söz konusuydu..

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana