Beşiktaş 2-0 İBBSpor

Gün geçmiyor ki Mustafa Hoca'nın yeni bir oyunuyla karşılaşmayalım. Ernst'in olmadığı bir günde ''Necip mi, Toraman mı?'' sorusuna maç başı ''her ikisi birden'' cevabı verilmişti. Ekrem'in sağ bekte başladığı oyunda Toraman önlibero oldu, Fink ve Necip sol ve sağ iç pozisyonlarını aldılar. Tello bu kez 10.5 numara değil, hakiki 10 numaraydı. Orta saha baklava şeklinde konumlandırılmış, Holosko-Bobo ikilisi çift santrafor olarak sahaya sürülmüştü. Bu şablonu en son 2006 yılı sonbaharında görmüştük, Ricardinho'nun takıma girişi ve Ertuğrul Sağlam dönemi çok başkadır. Bu değişim, takımın genel tertibinde oynadığı oyuna göre oyunu daha önde oynamayı gerekli kılıyordu. Beklerin şablondaki asli görevi takımın boyunu ayarlamaktı. Takımın maç başı İBBSpor'un sertliğine aynen karşılık vermesinde şablonun oyunu sıkıştırmasının da payı olabilir. Oyun alanı genişlemedi, Ferrari kendini arkaya atmadı. Önde kazanılan toplarla pozisyonlar hazırlandı. Baklava orta saha dakikalarının tek gol pozisyonu, maçın 11. dakikasında Üzülmez'in kazandığı topta Bobo-Üzülmez ve tekrar Bobo paslaşmalarıyla soldan gelişti, ama ağları bulmadı. Dakika 25 olduğunda Ekrem kenara koştu, Denizli'nin anlattıklarını dinledi. Bu dakikada Toraman sağ beke, Ekrem sol öne geçti ve takım bilindik düzeni olan 4.3.3'e döndü. Bu değişimin 1 dakika sonrasında da yeni sağ bek Toraman ortaladı, yeni sol kenar adamı Ekrem uzak forvet olarak içeri daldı ama golü yapamadı. Bildiğimiz şapkadan tavşan çıkarma meraklısı Denizli işte, hep böyleydi; böyle olmaya da devam edecek. Devre sonunda yine bir Üzülmez çabası, yine önde kazanılan bir top ve gol geldi. Bobo, Corinthians'tan takım arkadaşı Vinicius'un olmadığı günde yerine oynayan Can Arat'ın şanssızlığından yararlandı, ağları gördü. İkinci yarıda İBBSpor oyuna istekli başladı, baskı kurmaya çalıştılar. Maçın ilk çeyreğinde orta saha yuvarlağına kadar çıkan Beşiktaş savunma tandemi, normal düzene dönüş ve skor avantajıyla birlikte en iyi bildiği savunma yerleşimini uygular olmuştu. Derin koşular yapabilen İskender, Tevfik ve Ali Güzeldal'ın arayışları bu sayede sonuçsuz kaldı. Maç boyu olduğu gibi yine önde kazanılan, daha doğrusu savuşturulmaya çalışılan bir top gol pası oldu. Beşiktaş'ta sezonun yıldızı Matteo Ferrari, istemdışı da olsa enfes bir derin top attı. Maçın en kötüsü Filip Holosko da bu ikramı geri çevirmedi ve maç bu anda, yani 62. dakikada bitti. 2-0'dan sonra bir tane Üzülmez hatasından verilen pozisyon var, bir de Sivok'un sektirdiği top. Takım maç boyu başka sıkıntı yaşamadı. Maçı getiren en önemli etken, rakibin sertliğine aynı şekilde karşılık verilmesidir. Hakem Yunus Yıldırım ''öldürmeden penaltı çalmaz, sakatlamadan kart çıkarmaz'' bir mizaca sahip olduğundan yılmamak önemliydi.Necip Uysal için abartılı ifadeler kullanmaya gerek yok. Zaman içinde Necip adının yanına pek çok sıfat gelecek, bu kesin. Oyundan çıkarken stad alkıştan yıkılıyordu, bu bile yeter. Tello'da deprem sonrası(!) kıpırdanma sürüyor, takım sahaya çıkarken taşınan pankart da güzel bir jestti. Ferrari Beşiktaş kariyerine bir de asist yazdırdı, takımın en kuvvetli yeri hala savunma tandemi. Bobo yine istekli ve diri, topu paylaşabileceği yetenekli ayaklar kıpırdandıkça futbolunu daha da ileri taşıyacaktır. Kayserispor maçına kadarki ruhsuzluk, umursamazlık sürecinden sonra böylesi net bir galibiyet pek tabii yeni bir heyecan getirdi. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın uğraşlarıyla Beşiktaş da artık potada. Dolmabahçe ziyaretinden önce yerinde çıplak gözle izlenen maçta iyi Bursaspor'un karşısında sezonun en kötü Kasımpaşa'sı vardı. Pas oyunuyla bazen baş döndüren takım, bugün üç efektif pası art arda yapamadı. Farkı ıskalayan Bursaspor ligin gizli lideri. Oyun iştahları, çoşkuları etkileyici. Beşiktaş'ın iddiasını koruması için 5 günde oynayacağı 2 deplasman maçında 6 puan çıkarması şart. Bunun için de az tavşan, çok iştah gerekli...

Noat Samisa

11.03.2010

6 Fikir, Tenkit, Yorum:

extensor dedi ki...

Kasımpaşa'nın kötü oyununda zeminin ve/veya Bursaspor'un yaptığı çok iyi alan savunmasının etkisi ne derecededir sence?

D.A dedi ki...

dediğin gibi Necip'in fazla abartılmaması lazım. dün tek beğendiğim yanı iştahıydı açıkçası daha çok yol var kat etmesi gereken..

holosko günün en kötüsüydü.
Ekrem kadar boşa kaçıp boş pozisyona girip bu kadar değerlendiremeyen bir Guzia var herhalde:) Dün maçta ekrem yerine ufak golcü özellikleri olan bir adam olsa maç çok rahat farka gidebilirdi.

Noat Samisa dedi ki...

extensor,

Pek tabii oyuncularının tamamı baskıya katılan, kademe disiplini, yardımlaşlaması fevkalade bir takım Bursaspor, özellikle de dünkü Bursa böyleydi. Hoca da maçtan sonra bunu söylemiş. Santrafor Turgay'ın sağ kenarda yaşadığı değişim, Ali'nin Beşiktaş kariyeri sonrası futbolcuya benzemesi hep birer faktör. Ama Kasımpaşa rakip kim olursa olsun oyunun belli bir periyodunda maçı domine ederdi. Önde basan Galatasaray'a karşı bunu deplasmanda bile yaptılar. Zemin de mazeret değil, tabii etkisi olmuştur fakat Kayseri maçının zemini dünden biraz halliceydi. 60. dakikadan sonra çukurlar çoğaldı, zaten o anda maç bitmişti. 2-0'dan sonra sürekli yüksek top denediler, o da fizikli rakibe işlemedi. Dünkü sefil oyundan sonra Yılmaz Vural bir hafta basına demeç vermeyi yasaklasın kendine. :)

ynwa dedi ki...

pazartesi - cuma nedir allah aşkına, federasyon saçmalama konusunda çığır açıyor. gs ile feneri haftasonu oynatmak için bu kadar da kasılmazki yahu, iki dakka hakkaniyetli olun.

Noat Samisa dedi ki...

ynwa,

9 günde 3 lig maçı ile Premier League tadı yakaladık. Artık kimse ''ya bu adamların oynadığı futbolsa bizimki ne?'' demesin, çünkü şartlar eşit. :)

Galiba şu fikstürle lig tarihine geçiyoruz.

ynwa dedi ki...

kesinlikle lig tarihine geçer bu fikstür.

mete düren saçma sapan açıklamalar yapacağına bir basın sözcüsü olarak bunlara değinsin, hala bu konuda sessiz kalınması büyük bir zaaf.

Arşiv

Hayatım Futbol

Arama

Yükleniyor...

Jean Tigana