Fulham 4-1 Juventus (5-4)

Fulham menajeri Roy Hodgson iyimserliğiyle bilinir, ama hayalperest değildir. Olsa olsa hayalleri gerçek yapan adamdır. Maçtan önce en azından galibiyet alacaklarına dair umudunu belirtmişti, fakat Trezeguet'nin golü onun iyimserliğine bile fazla gelecek cinsten kötü bir başlangıçtı. Etuhu'nun deplasmanda attığı golün bir değerinin olması için bu golü yememeleri gerekiyordu. Maç Juventus için kolaylaşmışken Cannavaro'yu uçuran Bobby Zamora kendisini anlatan bir gol attı. Beraberlik golü bir heyecan getirse de maç Fulham için hala başlangıçtakinden daha zordu. 17. dakikada Zamora'nın ara pasında Gera'yı indiren Cannavaro oyundan ihraç edildi ve bu anda Fulham'ın talihi döndü. Kazanılan serbest vuruşta Zamora'nın nefis şutunu kurtaran Chimenti, maç boyu yediğinden fazlasını kurtardı.

Fulham: Schwarzer, Kelly, Hughes, Hangeland, Konchesky, Duff, Baird, Etuhu, Davies, Gera, Zamora
Subs: Zuberbuhler, Nevland, Riise, Dempsey, Smalling, Dikgacoi, Marsh-Brown

Juventus: Chimenti, Salihamidzic, Zebina, Cannavaro, Grosso, Camoranesi, Felipe Melo, Sissoko, Diego, Candreva, Trezeguet
Subs: Pinsoglio, Iaquinta, Del Piero, Poulsen, Grygera, De Ceglie, Marrone

Zaccheroni bu dakikada şablonunu değiştirmeden Candreva-Gyrgera hamlesini yaptı. Halbuki maç 11-11 gidiyorken yedikleri gol, iç sahada çok tehlikeli olan Fulham'ın uyarısıydı. Bildik ''Zaccheroni 3-4-3'ünde'' ısrar etti. Başta Simon Davies olmak üzere pek çok Fulham oyuncusu bu sayede yıldızlaştı. Baskı kurdular, kenarlarda yeterli dirençle karşılaşmayınca bekleri oyuna sokup 8 kişiyle rakip kale önüne çöktüler. Takım 10 kişi kaldıktan sonra Diego sihirbaz vasfıyla sahada kalsa da sonradan ona sol kenara yardım görevi verilmesi Juventus'a bir penaltıya maloldu. Trezaguet ileride hiç top tutamadı ve oyun bu şekilde 3-1'e kadar geldi. Belli ki maçı küçümsemişlerdi. Maç tam da istedikleri gibi başlasa da kötü gidişe çözüm üretemediler. Sonlarda Del Piero da denedi, ama Juventus takımı artık düşünme erkini dahi kaybetmiş olduğundan faydalı olamadı. Mutlak Fulham baskısı, direkten dönen pozisyonlar, hakem tarafından ıskalanan penaltı... Buna karşın Juventus orta sahasının ve Zaccheroni'nin Baird-Etuhu ikilisine hiçbir cevabı olmadı. Kenarlarda dağıldılar, orta sahayı kaybettiler. Orta saha ikilisinde ideal oyuncuları oynamayan Fulham'ın sağ bekindeki Kelly, takımın en zayıf adamıdır. Pantsil'in yokluğunda çok sorun çıkarıyor, sağ beki idare etmekte güçlük yaşıyor. Trezeguet'nin golünde de Kelly'nin net hatası vardı. Bunu kullanmak için de fazla bir şey yapamadılar. Son darbe için Hodgson sahne aldı, 70'te Kelly-Dempsey değişikliğini yaptı. Yılların hücumcu orta saha/kenar adamı Simon Davies sağ beke geçti ve artık Dempsey de Zamora'nın etrafında gezmeye başladı. Oyunu sağ kenardan Duff-Davies üzerine yığdılar. Bu sayede art arda poziyonlar ürettiler. Yine sağ kenara yakın bir poizisyonda geçen yılın Fulham adına hücumdaki yıldızı Clint Demspey, böylesi bir zafere yakışır muhteşem bir golle kapanışı yaptı.
İkinci devrenin ortalarında Duff'ın ortalarının tamamı bel mesafesineydi, açıkça penaltı kovalıyorlardı. İçerisinde çok ilginç hikayeler barındıran, bir İtalyan takımına karşı yapılmış mucize geri dönüşlerden biri. Bunu başarmak sürpriz, ama başaran takım sürpriz değil. Tüm oyuncular, kulüp tarihinin en önemli maçında hayatının oyununu oynadı. Şahsen Juventus'u değil ama bir önceki turda son şampiyon Shakhtar'ı eleyebileceklerini düşünüyordum. CSKA Moskva bu tezi Sevilla'ya karşı yalanlasa da dar bir kadro ile ezber futbol oynayan Fulham, sezonu henüz açmamış olan Shakhtar karşısında üstün yanlarını gösterebilirdi. Öyle de oldu, kulüp tarihinde ikinci kez katıldıkları UEFA Cup/Europa League serüvenlerinde ilk kez son 16'ya kaldılar. Jean Tigana'yla tarihlerindeki ikinci kez FA Cup'ta yarı finali gördükleri 01/02 sezonunu ligde 13. sırada tamamlayarak InterToto vizesi almışlardı. InterToto'yla birlikte 7 takımı eleyerek Üçüncü Tur'a ulaştılar, devamında Hertha'ya kaybettiler. Bu geç büyüyen küçük takım, bugün Europa League'de çeyrek finale ulaştı. Hem de önce son şampiyonu, sonra da turnuvanın favorilerinden Juventus'u eleyerek.
Haftaya çarşamba tarihlerinde üçüncü kez FA Cup'ta yarı finali zorlayacaklar. Tottenham'la oynayacakları tekrar maçını kazanırlarsa yarı finalde bir diğer ligi bitirmiş takım Portsmouth'un rakibi olacaklar. Ligde 10. sıraya demirlediler, bundan sonra ya 8 olurlar ya da 12; bu bandı terketmezler. 2 maç kaybettikten sonra 2 galibiyet 2 beraberlik ve tekrar bir ara verirler; ama hep aynı futbolu oynayarak bu noktaya geldiler. Bobby Zamora'ya bilinçli top kaldırarak etrafında dolaştırdıkları Gera, Davies, Dempsey, Duff gibi oyuncular üzerinden hücum setlerini oluşturuyorlar. Top rakipteyken iyi alan parselliyorlar, topa sahip olduklarında ''İngiliz gibi'' oynuyorlar. Defoları var elbet, ama bunları tolere etmek için de ara çözümleri var. Geçen yıl tarihinin en iyi zirve lig sezonunu geçiren takımda Zamora servis yapmakla yetiniyordu, bu sezon ise hem atıyor hem attırıyor. Murphy, Pantsil ve Johnson'dan sezon içerisinde uzun süre faydalanamalarına rağmen üç kulvarda mücadeleye devam ediyorlar. Başta Roy Hodgson olmak üzere çok büyük saygıyı, selamı hak ediyolar. Tv ekranında bile yerellik hissini yaşatan nostaljik stadyum Craven Cottage, mütevazi kadro, mağrur bir hoca; sayısız sempatik ögenin bir araya geldiği bir takım onlar. Patron Muhammed El-Fayed bugünleri tasarlayan adam olsa da Craven Cottage civarındaki yegane sevimsiz figürdür.

Fulham, bu muhteşem futbol gecesinin en büyük yıldızı...

Roy Hodgson'ın Fulham'ı
Brade Hengeland
Christopher Smalling
Christopher Smalling #2

Noat Samisa

19.03.2010

7 yorum:

M.A.F dedi ki...

kendi ölçeklerindeki takımlar arasında rakipler için en zor deplasmanlardan biri bence fulham,hatta birincisi denebilir belki de.haftasonu kuponu yapıyorsanız mesela ve fulham evinde oynuyorsa rakibin kim olduğuna bakmazksızın(chelsea,arsenal,liverpool,united da dahil) en kötü kaybetmez yazabileceğiniz bir takım.ama dün akşamki oyun gerçekten baş döndürücüydü.
geniş geniş anlattığınız taktiksel faktörler olsa da bu iştahla karşılarında durabilecek takım sayısı baya azdı sanırım.
Roy Hodgson'a derin saygılarımı iletiyorum tekrardan :)

Jean-Pierre dedi ki...

İşte premiere league 'Fulham'...

beni ve bloğumu hatırlıyorsa eğer Noat SamisA bilicektir Fulham sevdamı..doğan medyanın Craven Cottage'daki bir Fulham maçını yayınlıyacağını kesinlikle tahmin etmiyordum..maç saatiyle ders saatimde çakıştığından,kampüs içinde internet üzerinden seyrettim maçı..
yaşadığım duygu neredeyse tribünden seyrettiğim 2-1 lik Beşiktaş - Liverpool maçıyla eğdeğer..siyah beyazın tarif edilemez gücünün 'güzel insan'lara harika bir hediyesi..
merakından ekrana bir göz atıp,ardından benimle birlikte ruhunu Craven Cottage yollayan 7-8 kişininde gönlünü Fulham'a kaptırmasına neden olan maç..
ordakiler teşekkürlerimizi aldılar,şimdiki teşekkür bir başka 'Güzel İnsan' Noat SamisA'ya..

Noat Samisa dedi ki...

Jean-Pierre,

Hatırlıyorum. :) Bizden de teşekkürler.

jacqprevert dedi ki...

futbol del piero larla güzel bence. oyunun son dakikalarındaki gerginlikte duruşu tüm futbolculara örnek olacak cinsten özellikle de kendi takım arkadaşlarına.

Falagar dedi ki...

Şöyle güzel bir yazıya böyle bir yapmak istemezdim ama dayanamadım.Yazının son kısmında yer alan 'mütevazı kadro'tanımı sizce de biraz yersiz olmamış mı ?Ligin en iyi kanat rotasyonuna sahip takımı Gs'den bile neredeyse üstün kanat oyuncularına(Dempsey,Duff,Gera)sahip Fulham'a bunu demek olmamış bence.Olayları dramatize etmemin anlamı yok bence.Şu kadro an itibariyle başarılıdır.Ancak şu maç hariç sezon içinde genelde kapasiteleri dahilinde maçlar çıkarttılar!!!Bu kadro kötüyse Beşiktaş'ın kadrosu en hafif tabirle rezildir=))).

Noat Samisa dedi ki...

Falagar,

Fulham'ı ya da X bir Avrupa takımını Galatasaray'la ya da Beşiktaş'la kıyaslamıyorum. Kıyaslarsak da saydığın üç oyuncunun toplam maliyetleri Keita kadar değilken bu karşılaştırmanın da maalesef tutar yanı yok. Dönüp başka bir yere bakmak lazım. Premier League'de bu kadroyla Europa League vizesi almak başlı başına bir büyük başarıdır, Galatasaray içinse geçen sezon ancak Europa League bileti alabilmiş olmak büyük bir başarısızlıktı.

Falagar dedi ki...

Elbette,Premier League'te Fulham gibi bir ekibin Europa League vizesi alması başarıdır.Ancak 'mütevazı kadro'tanımına binaen yazılmış bir yorumdu.Bu arada bu üç oyuncunun Keita'dan ucuz olması da enteresanmış.Hele Damien Duff piyasası ne kadar düşerse düşsün,her daim çift haneli bonservislerle transfer yapabilecek bir oyuncuydu.4 milyon olduğunu bilsek biz alırdık.