Kasımpaşa 2-2 Beşiktaş

Toraman'ın yokluğundan mı, yoksa Erhan Güven'in Antalyaspor'a gidişinden mi başlamak gerek? Kaş geçen hafta epey kötü oynamış, Ekrem ise takımın son mağlubiyetinde sağ bekte açtığı gedikle Olcan'ı parlatmıştı. Taze iki örnek varken elde yaşananlar sürpriz değildir. Kaş'ın sağ bekte iyi oynadığı maçlar oldu, ama stoperde ''idareten'' oynaması bile şu zamanda mümkün değil. Kasımpaşa'nın çift merkez santraforlu oyunu Ekrem'i kullanmalarını sağladı ve birbirine benzer 2 golle 1 puanı aldılar.
Kasımpaşa haftalardır Moritz'siz oynuyordu. Buna alışmışlardı, hatta Yekta ve Murat'ın hücumda daha fazla sorumluluk almasıyla daha üretken bir takıma dönüşmüşlerdi. Henüz bitecek olan sözleşmesi için Kasımpaşa'da yeni teklif almayan Moritz için galiba karar maçıydı. Yılmaz Vural bugünkü performansı sonrası biletini kesmiş olabilir. Yalnızca tek hata üzerinde oynayıp Necip'in gölgesinde pasif kalınca devrenin yarısında Murat Erdoğan'la yer değiştirdi. Sol içe geçti, orada da top almaya hevesli olmayınca ikinci yarıya çıkamadı. Beşiktaş'ın ilk yarı Holosko'yla ürettiği iki pozisyonda uzak forvet aksiyonunda Bobo'nun payı olduğu kadar Kasımpaşa'nın bozulan kurgusunun etkisi vardı. Holosko ilkinde hiç düşünmedi, ikincisinde kaleci Murat'ın içinden geçmeye çalışınca oyunu Beşiktaş'a getirecek olan pozisyonlar heba oldu. İlk yarı bir Cenk pozisyonu ve ofsayt olan Yekta ortası hariç üretkenlik olmaması, Kasımpaşa'nı sezon seyrine bakıldığında yeterli değildi. Oyun ikinci devre çok değişti.

Haftalardır oynamayan Yusuf ilk 11 başladı ve 90 dakika sahada kaldı. Bunun sebebi de Toraman'ın yokluğu. Böyle kadro planlamasına böyle bir ''fenomen'' gerekliydi. Elde bir de bugünkü Yusuf oyunu var. Tello'nun kendine geldiği bu vakitlerde Fink-Holosko ikilisinden Holosko tercih edilmişti ve cevabı da sahada görüldü. Necip'in yeterli oyununu da eklersek sahaya çıkan kadronun eldeki imkanlar dahilinde eleştirilecek yanı yok. İkinci devre Sancak-Moritz değişikliğiyle başladı. Murat forvet arkasına geçti ve sürekli gezerek üzerindeki baskıyı kaldırdı. Kasımpaşa daha iyi top yapmaya başladı. İkinci devrenin ilk gol pozisyonu da Murat-Yekta ortak çalışmasıyla gelişti. Golde Yekta ortayı yaptı, Murat'sa Ferrari'yi üzerine çekerek Gökhan'ın Ekrem'in üzerine kalmasını sağladı. Ekrem refakat etti, skor 1-0 oldu. 62'de gelen gol ve öncesinde Beşiktaş kalesinin yaşadığı tehlikelerde Ekrem'in sağ bek oynayamaması, çift santrafor-forvet arkası takımı Kasımpaşa'nın bunu kademe sıkıntısı yaşatarak kullanmasıyla birlikte ana faktördür. Ekrem'in sağ beki kotaracağı maç olur, ama o maç bu maç değildi. Aynı şablonun takımı Wolfsburg'a karşı İbrahim Kaş sağ bek oynamış ve 0-0'lık maçın en iyi adamı olmuştu. Bu önemli. Eğer Sivok rahatsızlanmamış olsa maç senaryosuna göre Yusuf-Kaş değişikliği Beşiktaş'a oyunu getirecekti.
1-0 tam Kasımpaşa'nın oyunudur, tıpkı bu maçta olduğu gibi oyunu 2-0'a getirecek pozisyonu üretmekte Ekim ayından beri sıkıntı çekmiyorlar. Cenk'in getirdiği topu Murat Erdoğan havaya dikti ve o anda oyun döndü. Akabinde Denizli risk aldı. Ernst'in sakatlığı henüz tam geçmemiş olabilir; ama sorunu olmadığını varsayan ben, bu değişikliklerin maçı çevirme imkanı olmadığını düşünmüştüm. Nihat topu getirdi, Tabata bir sihir yarattı ve Tello golü yaptı. Değişikliğin henüz 1 dakika sonrasında oyuna giren 2 oyuncu golü hazırladılar. Şu golün hiçbir anlamı olmadıysa da harika bir futbol anısıdır. İlk golü atan Kasımpaşa'nın ikinciyi kolay bulmasıyla eşdeğer şekilde ilk golü yedikten sonra ikinciyi kolay yemesi de bu takımın Ekim ayından bu yana sahip olduğu bir garip haslet. Tabata'nın kazandırdığı duran topu Tello kaldırdı, Bobo golü yaptı. Mustafa Denizli bu değişiklikleri yaparken en iyimser haliyle bunu düşünmüş olmalı.

Beşiktaş'ın Ernst, Fink ve Toraman üçlüsünden hiçbirinin orta sahada olmadığı bir maçı bitime 15 dakika kalmış olsa da galip bitirme olasılığı nedir? Bu üçlüye bir de Necip eklensin, geçen yıla dönelim. Eldeki orta saha adamlarından ikisinin bir arada oynamadığı (geçen sene Ernst-Cisse ve bu sene Ernst-Fink, Toraman veya Necip) kaç maç kazanılmıştır? Yılmaz Vural boş durmadı, Barış'ı stopere koyup Koray'ı orta sahaya çekti. Topu Koray'la kazandılar, Cenk duvar oldu; Yekta'nın Şahin'e nefis pasında Kaş markajına refaket etti ve skor 2-2 oldu. İki golde de bir şekilde Ferrari'yi pasif hale taşıyıp, Beşiktaş'ın yumuşak savunmacılarını kullandılar. Önce Toraman'ın yokluğu, sonra Sivok'un rahatsızlığı ve son olarak hayal edilemeyen gerçekleşip 3 dakikada müthiş bir geri dönüş sonrası alınan riskin bedeli; boşalan orta saha Beşiktaş'ı 2 puandan etti. Uzatmalarda Tello'nun topu Murat'a nişanlaması benim adıma gecenin en büyük hayalkırıklığıydı.

Değişikliklerin, hamlelerin direkt oyuna ve tabelaya yansıdığı ilginç bir maç oldu. Kasımpaşa'da Moritz vitrindeki adam olsa da Yekta Kurtuluş'un sezon performansını tanımlayacak kelime bulmakta zorlanıyorum. Murat Erdoğan'sa artık İstanbulspor günlerini de aştı. Şahin Aygüneş bugün oyuna kulübede başlasa da bu ligde yıllar boyu var olacağını düşünüyorum. Keller, Koray, Ergün... ve Yılmaz Vural'la birlikte 32 puan yaptılar. Maçların son 5 dakikasında 11 puan bırakmışlardı; hep kaybedecek değiller ya, bu kez de 85'te attıkları golle 1 puanı aldılar. Mustafa Denizli'nin şampiyonluk hesabı 74 puanmış, bunu da bu akşam öğrendik. Bundan sonrası sezon içerisinde defalarca olduğu gibi rakiplerinin Beşiktaş'ı yarışa ortak etmesine bağlı.

Noat Samisa

20.03.2010

15 yorum:

Murtaza dedi ki...

Ilk golde Ekrem'in Gokhan'i dondurmesi, eyvallah, bir hucumcunun ne kadar bek oynayabileceginin bir kanitidir, dogru. Ama I. Kas'in o top Gokhan'a inmeden once kafaya cikmaya calismak yerine onundeki adami ittirip kaktirmasinin bir izahi var mi? Tamam Ekrem bek degil, ama altyapidan beri stoper oynayan birinin savunma bilgisi bu kadar zayif olur mu? Kendi ceza sahasina gelen hava topunda tuttugum adam kafa vurmasin da ne olursa olsun diyen stoper var midir? 2. golde yine ayni hareketi yapti, Sahin onun pencesinden siyrilip golu yapti. Bu stoper musveddesini Besiktas'a ustune kiralama parasi verip geri getirenleri tekrar tekrar saygiyla aniyorum, adama vucudunu yapistirip iteklemekten ve kasti faul yapmaktan baska tarz savunma bilmeyen Kas umarim geldigi hizda Getafe'ye geri doner.

gökhan dedi ki...

ekrem bek oynasın, hatta bana göre bek dışında hiçbiryerde oynamasın. ancak ekrem bek oynarken diğer bekin stoper özellikli olması lazım. yani toraman-ekrem yada kaş-ekrem gibi. bir tarafta üzülmez diğer tarafta ekrem olunca denge bozuluyor.

paşa-eskişehir-agücü maçlarından 9 puan alsak trabzon-fb maçlarından çıkaracağımız 4 puan yeterli olurdu. şimdi krediyi tükettik. işimiz çok zor artık.

yusuf dedi ki...

toraman'ın oynamadığı maçların yarısından çoğunda puan kaybı yaşamışız.

sene başındaki felaket gidişimiz de, onun sakatlıktan dönmsiyle son bulmuştu. bence bu maçı da toraman olmadığı için kaybettik. en az ferrari, ernst kadar önemli bir adam toraman takım için. belki de mustafa hoca'nın gözünde onlardan da öte.

şampiyonluk, bu maçla birlikte gitmiştir. en azından benim kalbim, bursaspor'la..

hayyam dedi ki...

Maci 15. dakikadan itibaren izleyebildim. Holosko'nun kacirdigi ilk pozisyonu goremedim ama ikinci pozisyonda ilk anda cok sinirlenmistim ama tekrarinda gordum ki top kotu zemin azizligine ugrayip sekiyor ve Holosko'nun bacagina carpip hizlaniyor. Boyle bir zeminde birak kosmayi ve top surmeyi ben izlerken yoruldum.
Macla ilgili yorumum ise Sivok cikana kadar yada degistir isareti yapana kadar Pasa'nin birkac ciliz atagi var okadar. Sonrasinda hersey cok hizli gelisti ve ilk golde bana gore Ekrem, Kas'in hatasinin ve savunma zaafinin kurbani oldu. Ayrica burada Gokhan'in topu alisi, donusu ve son vurusu gercekten cok guzeldi. Bununda ayrica belirtilmesi gerektigini dusunuyorum. Besiktas'in yedigi ikinci golde ise orta saha'nin sadece Necip'e kalmasi sonucu cok rahat bir pas cikarttilar Sahin'e ve asil pozisyonunun gecen hafta stoper(!) oldugu herkes tarafindan tescillenen (Denizli cok elestirilmisti) Kas'in bihaber oldugu savunma bilgisi sonucu gol geldi.
Bugun izlemekten zevk aldigim oyuncu altyapidan evladimiz Necip iken, en cok kizdigim yine bir alt yapi oyuncumuz Kas oldu. Necip'e deginmek gerekirse, ilk defa izledim kendisini ve gercekten cok begendim. Ayrica oyunuda sert oynamayibiliyor ve sertliklere yasinin kucuk olmasina ragmen ayni derecede yanit verebiliyor. Sadece aldigi butun toplari en yakinindakine kisa pas olarak vermek yerine arada (Emre ve ya Tugay gibi) derinlemesine ara pas veya oyunu kanatlara yayacak sekilde uzun top olarak kullanmasi daha iyi olur diye dusunuyorum. Necip konusunda ciplak gozle izlemis birisi olarak senin genis yorumunu gercekten merak ediyorum!!
Oyuncu degisikliginde ben Yusuf-Kas degisikligi yerine Ernst-Fing, Holosko-Nihat ve Yusuf-Tabata degisiklikleri bekliyordum ve 2-1 sonrasida 2. gol yememiz imkansiz olurdu...

Strateji dedi ki...

Geçen seneki Fener maçını kaybettiğimizde de "gitti şampiyonluk" demiştik. Ama rakipler yine umulmadık puanlar kaybettiler. Ben bu sene de öyle olacağını düşünüyorum. Ki, bu sene "ne yapacağı belli" olmayan takım sayısı, geçen senedekinden daha fazla.

Köprüleri yakmayın hemen.

Ege Sezen dedi ki...

"...Wolfsburg'a karşı İbrahim Kaş sağ bek oynamış ve 0-0'lık maçın en iyi adamı olmuştu."

Pardon ama bu ifadeye katilmam olanaksiz. O macta Wolfsburg'un golluk pozisyonlari hep Kas'in savundugu, daha dogrusu savunamayip aciz kaldigi kanattan yapilan ortalarla geldi. Ustelik o macta Kas kanatta yalniz da degildi, orta sahadan gelen yardima ragmen felaket oynamisti.

Ibrahim Kas oynadigi oyun itibariyle Getafe'de bile neden oynayamadiginin cevabini dun bir kez daha vermistir. Isin acikli yani ise bu oyuncudan medet uman yonetim ve teknik ekiptir.

Noat Samisa dedi ki...

Ege Sezen,

Söz konusu cümle benim yeni oluşturduğum bir fikir değil. Hatırlıyorum, benzer tartışma Wolfsburg maç yazısının yorumlarında da yaşanmııştı. Gendtner-Schafer sol kenarı Wolfsburg'un en güçlü yanı iken sağ bekte kaleden uzak stoper gibi oynamış ve bence gayet başarılı olmuştu. İbrahim Kaş oynasa oynasa bunu bunu oynardı, yani ''çift santrafor-forvet arkası kullanan bir takıma karşı ters kademe oyunu''. Ama bugün form durumu yerlerde, muhtemelen fizik gücü de yetersiz.

Hayyam,

Necip için uzun cümleler kurmaktan imtina ediyorum. Biraz daha bekleyelim, Necip futbolunu herkese anlatsın.

Ege Sezen dedi ki...

Noat Samisa,

Ters kademe oyunu mu? Yapmayin. Ibrahim Kas'in "ters kademe"de etkisiz kaldigi ve dolayisiyla pozisyon verdigimiz ve/veya gol yedigimiz maclara bir bakalim derim. Istanbul'daki Manchester ve Kayseri maclari mesela... Manchester macinda Nani'ye engel olamayip musaade ettigi sut, donup gol oldu. Kayseri macinda da ayni sekilde Makakula'ya izin verdi, golu yedik. Wolfsburg macinda savundugu kanat koridor olmadi mi? En son ornegini de Denizli ve dun aksamki macta gorduk. Surekli zamanlama ve hamle hatalari. Ayni zamanda pozisyon alma hususundaki bilgisizligi... Daha ne diyebilirim ki?

Bir de genele hitaben sunlari ifade edeyim. Altyapidan cikan ama oldugu yerde sayan ve bu takima yakismayan oyuncular hususunda bu kadar iyimserlik bunyeye zararli diye dusunuyorum. Takimda Ferrari gibi Ernst gibi adamlar bulunabiliyorsa diger mevkilerde de bu oyuncular ayarinda oyuncular bulunmali. Ibrahim Kas bu anlamda resmen siritiyor.

Noat Samisa dedi ki...

Ege Sezen,

Yalnızca ''ters kademe'' demedim. Sağ bekte üçüncü stoper gibi oynadığı maçlardan bahsettim. Bunun da yararı kaleden uzak oluşudur, tıpkı Toraman gibi. Toraman için ben daha evvel sizin şimdi Kaş için söylediklerinizi söylüyordum, ''en fazla iyi bir yedek'' diyordum. Hala öyle, stoper Toraman hala öyle. Ama sağ bek Toraman iyi bir oyuncu, Kaş da benzer biri. Pozisyonları tek tek tartışabiliriz de ama bahsettiğiniz adamlar Nani ve Makakula. Biraz farkları olsun değil mi? :)

Kaş'ın transfer nedeni stoperdeki alternatif eksikliğiydi. Stoperde dördüncü, sağ bekte ikinci; Erhan varken üçüncü alternatifti. Bahsettiğimiz Kaş'ın takımdaki rolü bu. Fenerbahçe'ye bakalım, Bilica-Lugano'nun bir arada oynadığı maçlardaki yegane mağlubiyetleri Beşiktaş'a karşı. Üstelik yedek stoperleri Önder ve Deniz Avrupa orijinli oyuncular. Piyasada yerli stoper yok zaten, olanı da eldeki kadar iyi ama fiyatı en kötü 5 milyon. Kaş'ın elden kaçırılıp geri alınması herkesi rahatsız etti, ama maalesef oyuncu havuzu budur. Biraz da buna bakmak gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta dün 4. alterntif olduğu yerde durumu kotarması beklendi, başaramadı. Kaş'ın sorumlusu olduğu golde de Ekrem'in ne yaptığına bi' daha bakmak lazım.

lagrange dedi ki...

Beşiktaş'ın bu sene ligdeki karakteristiği iyi savunma yapmasıydı. Iyi savunma da iyi, tecrübeli savunmacılarla yapıldı bugune kadar. Şu bir gerçek ki tecrubesiz bir savunmacının üstelik şampiyonluğa oynayan bir takımda üzerine hem stoper hem de sağ bek oynama yükünü bindirmek de bir haksızlıktır. Beşiktaş da özellikle sağ bek konusunda son bir kaç yıldır bu sorun baş göstermektedir. Sırasıyle önce Serdar Kurtuluş'a bu gömlek giydirilmek istendi (sağ bek & defansif orta saha) şimdi ise Ekrem'e (sağ bek & sol bek & sağ açık) ve Ibrahim Kaş'a (sağ bek & stoper) giydirilmek isteniyor. Ibrahim Toraman ise bu futbolculardan farklı olarak gerek super lig gerekse avrupa da engin bir maç deneyimine sahip futbolcu. Tecrubesiyle diğerlerine göre daha az sırıtıyor.

Benim bu teknik adamların deneyimsiz futbolcuları bir pozisyonda uzmanlaştırmak yerine farklı farklı pozisyonlarda denemesi hakkında görüşüm şudur; Ben buna tamamen karşıyım. Endüstriyel futbolda gencecik futbolcuların da sırf büyük takımda daha çok forma şansı bulmak için "hocam nerede görev verirse orada elimden geleni yapmaya hazırım" mantığını neden kabullendiklerine şaşırıyor ve üzülüyorum.

Bugun Beşiktaş'ın son 10 yılına damga vurmuş bir sol beki ver iken hiç bir sağ beki yoksa nedenini bunda aramamız lazım.

Takımınızın oyun karakteristiği 2 yılda bir değişikliğe uğrarsa elinizdeki futbolcular da her sene farklı bir yerde oynar ve bir sene iyi savunma yaparken bir sene iyi hucum yaparsınız. Ama hicbir saman oturmus, dengeli bir futbolunuz olmaz. Dengeli futbol dedigim ise mesela Lucescu zamanındaki futboldur. Takımınız en zor rakibiniz karşısında bile sahaya çıktığında siz takımınızın en az 1 puanla sahadan ayrılacağına eminseniz o takım hem hucumda hem de savunmada her koşulda en az beraberliği alabilecek kapasitede demektir. Aksi takdirde Kasımpaşa gibi orta seviyede bir takımdan bile ligin en az gol yiyen takımıyken bile bir haftada 2 gol birden yiyebilirsiniz.

tanju dedi ki...

kaş'ı wolsburg maçının adamı ilan etmeni sorgulayacaktım, toraman'a iyi bir yedek stoper dediğini görünce vazgeçtim noat.

zan gittiğinden beri gayet iyi stoper performansları var toraman'ın. geçen sene bu takım da, toraman-sivok tandemiyle şampiyon oldu.

tamam ferrari elbette farklı ama toraman'ın kesinlikle sivok'tan aşağı kalır yanı yok. hatta bence sivok'tan daha hızlı, onun kadar dengesiz değil ve ondan daha çok oyuna katılıyor.

son 4 maç 3 farklı mevkiide oynadı bu adam. geçen hafta ernts-fink ikilisinin bir maçta çalamadığı topu tek başına çaldı. kayseri maçını tello ile birlikte getiren isim oldu. sağ bekte kötü maçı neerdeyse yok. bursa maçı dışında da bariz kötü bir stoper performansı da yok. kaldı ki daha henüz ferrari ile yan yana çokm oynayamadı. hatta bir kere oynadı, onda mençıstırı mençıstır'da yendik.

zan döneminin etkisiyle yapılan eskimiş toraman eleştirileri bana ziyadesiyel güzaf ve komik geliyor, bilemiyorum..

Noat Samisa dedi ki...

Lagrange,

Bahsettiğiniz oyun karekteristiği, dengeli oyun gibi tanımlamalar çokça kadro planlamasıyla alakalıdır. Bu konuda da sıklıkla başa sarıyoruz. Son kongre sonrası artık ben bu toplara maalesef girmek istemiyorum. Başkan Henry'yi alacakmış güya, sanki şu hücum fakiri takımda Henry 30 gol atacak da büyük farklılık oluşacak. Takımın Sporting'in sol bekini 10 numara oynatma, Yusuf'tan düzenli performans bekleme, Ekrem'in kayışı koparmasını bekleme, Holosko'dan topla buluştuğunda düşünmesini bekleme gibi zorunlulukları varken kenarlarda, santrafor için Henry'nin gündeme gelmesi komik mesela. Bu zihniyete yıllardır aynı şeyleri söylüyoruz ve ben son yaşananlar sonrası yalnızca sahaya konulanla ilgilenmeye çalışıyorum.

Mevkiiye göre oyuncu fikri, sakatlıklar ve cezalar nedeniyle oyunun artan hızı ve sertliği göz önüne alınarak imkansıza yaklaşmış durumda. Arsene Wenger olacaksınız, Clichy yokken sol beke Gibbs'i koymakta tereddüt etmeyeceksiniz. Ama o Gibbs, sizin CL'den elenmenize neden olacak belki. İbrahim Kaş'ta yaşadıklarımız sanıyorum benzer şeyler. Uzunca yorum katkısı için teşekkür ediyorum.

Tanju,

Ferrari'nin de kendini çok geriye attığını, aşırı sarkık oynadığını söylüyorum mesela. Ama bu Ferrari'nin Beşiktaş formasının gördüğü en iyi savunmacılardan biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Toraman'a da ''iyi bir yedek'' demem, onun stoper rolüyle alakalı. Stoperde takımın 3. tercihi, yani birinin yokluğunda orayı kotarması beklenen ilk adam. Elimizdeki en iyi sağ bek aynı zamanda. Ve gerekirse orta saha da oynuyor. Çok değerli bir oyuncu, aksini düşünmüyorum ki. Ama sezon boyu stoperliğine güvenilecek adam değil. Sağ bekliğine ise -geleck yıllarda İsmail'in sol bek oynayacağı düşünülürse- yıllar boyu güvenilecek adam. Bu farklardan bahsediyorum. Dün Toraman yoktu, Sivok rahatsızlandı; ne yapacaktık? Sağ bekin 1. adamı yok, 1. gol. Stoperin 3. adamı yok, 2. gol. Bu normaldir. Bunu başka şekilde tolere etmek gerekiyordu, beceremedik. Beşiktaş gibi savunma merkezli takımsanız, rakip kale önünde üretkenliğiniz ve efektifliğiniz zayıfsa geridekilerin hata lüksü olmaz.

Murtaza dedi ki...

Noat Samisa,

Kadro planlamasi konusunda esastan fikirlerinize katilmakla birlikte Besiktas ozelinde Lagrange'in soylediklerinin daha dogru oldugunu dusunuyorum. Yani bizim sag bekin ikinci adami stoperin dorduncu adami diye dusundugumuz kisi Kas ise o kadro planlamasi yanlistir. Eger bu ozelliklere haiz oyuncu yoksa bizim her iki rol icin birer vasat adami yedek bekletmemiz dogru kadro planlamasidir. Kas'in bu tanimlanan kisi oldugunu dusunmek bence Denizli'nin hatasidir, elimizde Erhan Guven varken Kas'i getirmek yerine 4. stoper olacak birini almak (Benim aklima Ediz geliyor ama Turkiye'de bu tanima uyacak baskalari da eminim ki vardir) cok da zor bir is degildir. Ayni minvalde Murat Sahin alternatifi varken Ramazan'i 3. kaleci diye getiren Denizli o cok konusulan tavsanlarindan birini daha kadro planlamasi anlaminda yapmistir.

Tabi sunu soyleyene de hak veririm: Turkiye liginde hangi takimin 3. stoperi Toraman kadar iyidir? Evet, biz belki bu olagan ustu durumu yasadik; 3 iyi stoperin ikisinin ayni anda sakatlanmasi, ama maalesef sampiyonluk sansimizi da bu durum belirledi. Cunku Noat'in da dedigi uzre Besiktas savunma merkezli bir takim olarak, bu kadro yapisiyla baska turlu sampiyon olmayi bekleyemez.

Son olarak, her ne kadar bu abuk tartisma burada donmus olmasa da, forumlarda Kas bizim altyapidan yetisen degerimizdir, gercek Besiktaslidir, olumune savasir diyenleri artik gercek dunyaya, oyunculari sahada gosterdikleri performansla degerlendirmeye davet ediyorum.

geloraptor dedi ki...

4. stoper mevzusuna ek olarak o zaman da söylüyordum ki şimdi yeri gelmişken tekrarlayayım. Koray bence Kaş'a göre daha doğru transfer olurdu. hem kiralama bedeli gibi bir şey verilmezdi hem de halen sevdiğimiz bir adam genel olarak. kasımpaşa'da oyununu gördükçe haklı olduğumu düşünüyorum.

emireri dedi ki...

takımın kamburu ibrahim kaştır. yerine kimi oynatırsa oynatsın daha iyi oynar. neden kaştan vazgeçmiyor bir türlü anlamıyorum, toramanı sağ bekte kullanmaktan vazgeçeli çok oldu, defansif ortasaha olarak izlemeye devam edeceğiz onu, ekremde sol kanat oynamaya devam edecek, yani kaşa bizi mecbur bırakacak. üzülmez eskiye döndü, bir ileri iki geri, artık ismailin sırası gelmedi mi? ibrahim üzülmez çok formsuz, ismailde yeterince tecrübe kazandı. necip ve ismail bu takımın bankları olmalı.