Neden Bursaspor? 4-2-3-1 Zirve Yolu

Trabzonspor'un dışladığı Hüseyin Çimşir, bu sezon yalnızca iki lig maçında Bursaspor ilk 11'inde yer alamadı. Bursaspor'un dışladığı İbrahim Dağaşan, geçtiğimiz sezon Sivasspor formasıyla 34 maçın 32'sinde forma giyerek sezonun yıldızlarından biri oldu. Manisaspor ve Karşıyaka'da tutunamayan Sezer Badur, aynı Sivasspor'da gösterdiği performansla bugün Trabzonspor'da futbol oynuyor. Bursaspor'un elinde tutamadığı Mustafa Sarp, şimdilerde Galatasaray'ın esas adamı konumunda. Ligin ilk yarısının flaş takımı Kayserispor, ligimizde 10 yılı deviren Alioum Saidou'dan hala yararlanıyor. 33 yaşına giren Stelian Kirita, bundan 7 yıl evvel Ertuğrul Sağlam'ın başında olduğu Samsunspor'a gelmişti; o günden bu yana ligimizde ekmek yiyor. Michael Fink'in Almanya reputasyonu iyi olsa da Beşiktaş haricinde başka bir CL yolcusu takımın ona forma vermesi mümkün değildi. Ivan Ergiç özel bir kişilik ve geçmişinde Juventus günleri bulunan bir oyuncu olsa da Basel'in sözleşmesini yenilemeyi düşünmediği bir oyuncuydu; şimdi Bursaspor'un saha içindeki lideri. Bu isimler çoğaltılabilir. Mustafa ve Hüseyin hariç saydığım isimlerin tamamı profesyonel futbol öncesini yurtdışında geçirmiş oyuncular ve hiçbirine piyasa şartlarında ortalama sayılabilecek ücret dahi ödenmedi. Hatta büyük çoğunluğu yeni takımlarına bedelsiz transfer oldular. Giderken arkalarından ağlanmayan, ama her daim talep gören bu oyuncuların hikmeti ne ola ki?

Cevap: Trend Futbolun 4-2-3-1'i
4-2-3-1 şablonu, klasik 4-4-2'nin ''uzak forvet'' oyununa imkan tanıyan formu. Genel futbol görüşünde ''nispeten savunmaya dönük, negatif sistem'' olarak bilinse de Hollanda 4-3-3'üne daha modern bir yaklaşım getiren Arrigo Sacchi'nin Milan'daki 4-4-2'sinin 2000'lerin trendine zirve futbolda uyarlanmış hali. İletişim imkanlarının kısıtlı olduğu zamanlarda dünya futbol trendi belirleyen Dünya Kupaları eğer hala futbolun zirvesini teşkil ediyorsa, 2006 Dünya Kupası ve Euro 2008 Finalist'lerinin bu şablonu ve onun bir başka özelleşmiş hali olan 4-4-1-1'i veya 4-1-4-1'i oynamış olması bugünün futbolunun gerçeğidir. İtalya'da Pirlo ve Totti'nin, İspanya'da Xavi'nin özel birer oyuncu olmaları, esas formu ''4-4-2'nin uzak forvet oyunu'' olan bu düzeni birden fazla şekilde ifade etmeye yol açıyor. Bu takımların şablonlarını ayrı ayrı sayılarla ifade ederek bu ayrımlara dikkat çekiliyor, ama ben bu tercihin taraftarı değilim. Uluslararası şampiyonalar kartların yeniden karıştırıldığı bir yeni el, yeni teknolojilerin göz önüne çıktığı bir fuar gibidir. Takımların elbet birbirinden ayrılan yönleri; bariz artıları ve bariz eksileri var. Fakat kesişimleri trend futbolu işaret ediyor.

Santrafor (Centre Forward) vs. Uzak Forvet (Wide Forward)
''Uzak forvet'' mevkii, zirve futbol sahnesindeki apaçık duruşu on yılları aşan özel rol sahibi hücum oyuncusunun tanımı. Forvet gibi, stoper gibi, bek gibi belirgin bir mevkii olsa da neredeyse her takımda farklı yansımalar göstermesi nedeniyle henüz net olarak kanıksanmış değil. Eğer sahip olduğunuz baklava orta sahalı 4-4-2 düzenini uzak forvet oyununa dönüştürme adına bir hamle yapıyorsanız, uzak forvet oyuncusu ''ikinci forvet'' veya ''supporter'' olarak (ya da ülkemiz yerleşik futbol dilinde 10 numara) tanımlanır. Euro 2008 Finali'ndeki Fabregas, WC 2006 Finali'ndeki Zidane ve Totti; şimdiki Brezilya ve İngiltere. Bursaspor'da zaman zaman Battalla, zaman zaman Turgay ve Sivasspor'da Herve Tum. Eğer klasik orta sahalı düzenin kenar adamlarında sahipseniz, şablonun ikincil hücum adımı olarak bir kenar oyuncusundan uzak forvet olarak yararlanabilir, aynı zamanda o kenarın bekini de dış bek olarak kullanma kolaylığı sağlayabilirsiniz. Zico'nun Fenerbahçe'sinin uzak forveti Deivid'in CL çeyrek finali yürüyüşünde ışıldaması ve Gökhan Gönül'ü de parlatması bir yakın örnektir. Dirk Kuyt'ın arkasında oynayan Arbeloa'nın gösterdiği gelişim zirve futboldan bir örnek iken, Sivasspor'un uzak forveti Musa'nın hem kendini, hem de Abdurrahman'ı parlatması bir başka yakın örnektir. Turgay Bahadır da Bursaspor sağ kenarında rol aldığı maçlarda bu rolü üstleniyor. Ali Tandoğan'ın ulaştığı 9 asist, bunun yanı sıra sezon boyunca oynadığı yadsınamaz süreklilikteki iyi futbolda şablonun etkileri net olarak görülüyor.

Uzak forvet mevkiinin çıkış noktası, bugünün futbolunun pek çok ögesi gibi Rinus Michels'in Total Futbol olarak adlandırılan dönemdeki 4-3-3'ü olsa da trend futbol yorumuyla trend 4-3-3'teki uygulaması da revize edildi. Barcelona'da Henry, Arsenal'de Arshavin, Ronaldo'lu Man Utd'da Rooney, Bayern'de Thomas Müller, Milan'da Pato ya da Beşiktaş'ta Holosko, Galatasaray'da Kewell... santraforların veya santrafor görünümlü merkez hücumcuların gol sayısına yaklaşan uzak forvet oyuncuları olarak en yakın bilinen örnekler. Oyun zekası üstün oyuncuları kenarlara iten trendin bir sonucu olarak uzak forvetler arka direk golleriyle yıldızlaştı. Bugünün futbolunda uzak forvet set oyunu, uzak forvet oyununu da oynayabilen gezgin santraforun varlığına mutlak bağımlı olsa da pek çok takımın hücum planlarında önceliği oluşturuyor. Oyun seviyesi yükseldikçe bir uzak forvet, santrafordan daha tehlikeli olabilir. Bursaspor'un da en golcü oyuncuları uzak forvetleri Ozan İpek ve Pablo Battalla.

TSL'nin Trendi Olarak 4-2-3-1
Yıllardır işitilen ''tek forvet-çift önlibero mu, yoksa çift forvet-tek önlibero mu?'' açmazı, aslında uzun süredir geçerliliğini yitirmiş durumda. Esas oyun düzeninde eş rollere sahip iki santraforla oynayan tek TSL takımı Yılmaz Vural'ın Kasımpaşa'sı. (Ziya Doğan'ın zamanında Diyarbakırspor da çift merkez forvetle oynuyordu.) Onlar ön libero ve iç oyuncularının yeterli direnci kurabilmesine yaslanarak aykırı bir futbol oynuyorlar. Arkasında planlı bir çalışma, farklı idman metodları var. Galatasaray ise Rijkaard'ın futbol aklı etrafında hücum opsiyonları fazla bir takım kurabilme yoluna girdi. Geri kalan takımların tamamı esas düzende tek merkez santrafor kullanıp, en az iki orta saha oyuncusuyla oynuyorlar. Mesela Antalyaspor üç santraforla oynasa da Tita ve Necati'nin rolleri çok daha farklı. Lige hakim olan futbol anlayışı fazlasıyla belirgin. Bunun bir sonucu olarak son sıradaki Denizlispor 38 gol yemişken, düşme mücadelesinin tam ortasında yer alan Manisaspor yalnızca 29 gol yemiş durumda. Yani Galatasaray ve Fenerbahçe'den yalnızca 2 gol fazla. Geçmiş yıllarda da benzer takımların örnekleri var, fakat bu sezon bu tablo daha da belirgin ve ligimiz iki sezondur bir fazla şampiyon adayı çıkarıyor.

Sayılardan Ötesi
Yazının başında anlattığım sarmalı çok önemsiyorum ve ''ligimizin trendi''nin tam merkezine koyuyorum. Gerçek şu ki, İbrahim Dağaşan'la Hüseyin Çimşir arasında, Yiğit İncedemir'le Alioum Saidou arasında veya Michael Fink ile Ivan Ergic arasında kalite uçurumu yok. Bu oyunculardan bir şekilde doğru partnerle uygun orta saha kurgusu yaratıldığında, önlerindeki dörtlünün becerisine göre bu oyuncular takımlarını yukarı taşıyabiliyorlar. Futbolda hücum etmek için savunmak, savunmabilmek için hücum edemiyorsanız bile tehdit oluşturmak zorundasınız. Uzak forvet oyunu için santraforunuz tehdit yaratabilmeli. Sivasspor bunu Bilica-İbrahim-Mehmet omurgası üzerinde Musa ve Tum uzak forvetleriyle yapıyordu. Mehmet Yıldız formda bir santrafor olarak geçtiğimiz sezonu 16 golle tamamlamıştı. Uzak forvetler Tum'un 10, Musa'nın 6 golü vardı ve bu 16 golde de mutlaka Mehmet Yıldız'ın katkısı vardı. Bu omurga bozuldu, Sivasspor sezon başında başka bir yola girmeye niyetlendi. Sivasspor önce hücum planlarını kaybetti, sonra da özgüveniyle birlikte savunma direnci yok oldu. Ülkemiz futbol ortamında bazı mevkiilerdeki oyuncu kaliteleri birbirine öylesine yakın ki geçen sezon şampiyonluğa oynayan oyuncular, bugün düşmemek için çaba harcayan bir takımda sıradışı pozisyon hataları yapabiliyorlar. Bir farklılık yaratan, bir şekilde takım savunmasının üzerine işler hücum setleri oluşturabilen takımlar öne çıkıyorlar. Geçen sezon Sivasspor, bu sezon da Bursaspor bunu yaptı. Geçen sezon Beşiktaş'ın şampiyonluk yolu bir başka örnektir. Eğer büyük bütçeli kulüpler ligin değişen dinamiklerinin farkında olmamaya devam ederlerse, takım savunmalarını en az diğerleri kadar iyi yaptıktan sonra araya bir yetenek farkı koyamamaya devam ederlerse, sezon başında şampiyonluğu hayalinde dahi görmeyen, böyle bir yola hiç girmeyen kulüpleri zirve yarışına itmeye devam edeceklerdir.

Bursaspor'un Farkı
Attıkları 50 golün 17'si duran toplardan, 2'si penaltıdan geldi. Bu duran topların içerisinde direkt kaleye atılmış şutlardan taç atışıyla kazanılmış bir gole kadar her çeşit duran top golü var. Kaleden uzak kazanılan duran toplarda ve kornerlerde topun başına Ali Tandoğan geçiyor ve sezon başından bu yana duran topları müthiş bir başarı yüzdesiyle kullanıyor. Beşiktaş'a transfer olmadan evvel sıklıkla sağ önde oynadığı Denizlispor'da yaptığı 13 asistle ligin asist kralı olmuştu, tekrardan o günlerine döndü. Stoper Ömer Erdoğan bu sayede 4 gole ulaştı. Takımın asist sıralamasında 9 asist sahibi Ali'yi 5 asistle Ozan İpek ve 4 asistle Volkan Şen takip ediyor. Bu iki oyuncu sürekli son çizgiyi düşünen, aynı zamanda da uzak forvet oyununu iyi oynayan iki özel yetenek. Bir de üzerine sezon başı ve son bölümde yararlanılabilen Sercan Yıldırım eklendiğinde Bursaspor, büyük bütçeli kulüpler haricindekilerle net bir yetenek farkı oluşturuyor. Pablo Batalla takıma farklı hücum imkanları sunuyor. Bu kadro yapısı ve yükselen performanslar, Bursaspor'u sezon başı koyduğu Avrupa Kupası hedefine yaklaştırdı. Zaman içerisinde ligin sürekli değişen seyri ise bu hedefi şampiyonluk olarak büyüttü. Eğer İBBSpor maçından 3 puan çıkarırlarsa, bundan sonra hedeflerinin dışına çıkmaları için tökezlemeleri yetmeyecek. Arkadan gelenlerin apaçık bir çöküşe ihtiyacı olacak. Bu sebepten cuma günkü İBBSpor-Bursaspor maçını sezonun en kritik maçı olarak görüyorum.

Peki ya Ertuğrul Sağlam?
Ertuğrul Sağlam'ın Beşiktaş'tan ayrılmasına neden olan süreç, bugünü anlamak için çok önemli. Bir önceki sezondan gelen arızaları taşıyan Beşiktaş takımında geçtiğimiz sezonun ilk lig maçı olan Antalyaspor deplasmanında Tello sol bek oynamıştı. Bu tercih, bir önceki sezonun en büyük arızalarından birini düzeltecek olan, uzun süredir beklenen hamleydi. Maça Uğur-Cisse orta sahasıyla başlanmıştı, bu tercih de geçen sezonun arızalarından birini tolere edebilirdi. İlginç bir maç oldu ve Beşiktaş takımı o gün 2-0'dan müthiş geri dönüşe imza attı. Ertesi hafta Konyaspor karşısına yine Tello sol bek çıktı, Uğur-Cisse orta sahası sahaya konuldu. 2-0'lık galibiyette atılan Holosko golünden bu yana Beşiktaş takımı daha organize bir gol atamamıştır. Trabzonspor deplasmanından aynı kurguyla 0-0 dönüldü ve oynanan futbol tatmin ediciydi. Ertesi hafta Tello'nun sol bek görevi bitti. Erken gol sonrası rakinin 10 kişi kalmasıyla 3-0'lık kolay bir galibiyet alındı. Arada içeride Metalist'e karşı 1-0'lık galibiyet alındı ve İBBSpor deplasmanında gidildi. Uğur inceman ve Serdar Kurtuluş orta saha oynamadılar, Beşiktaş takımı geçen sezonun soru merkezi olan Cisse-Delgado orta sahası önünde çift forvet, sol kenarda Tello ile oynadı ve maç 1-1 sonuçlandı. Ne şekilde faydalı olduğu kör göze parmak hükmünde olan Delgado'nun ve Tello'nun rollerini eskiye döndürdüğü gün Ertuğrul Sağlam'a ''hazırbozan'' dedim. Takip eden maç Metalist deplasmanıydı. Sivok'un olmadığı bu maçta çok iyi alan daraltan takıma karşı Tello orta sahada oynayınca geriden top çıkarılamadı ve sonucu hezimet oldu. O günse benim için ''hayalbozan'' olmuştu. Ertuğrul Sağlam'ı istifaya götüren olaylar mide bulandırıcı olsa da kısa zamanda saha içinde gerçekleşen anlamsız tekrarlar ve akabinde gelen ağır hezimet bir sonuç gösterdi. İstifa ettiği gün ise benim için ''Beşiktaş'ı Şampiyon Yapan Adam'' olmuştu. Şimdi tam da Beşiktaş'ta yapmasını beklediğim hamlelerle şampiyonluğa yürüyor.

Mustafa Denizli'nin Ertuğrul Sağlam sorası kısa vadede yaptıkları, Ertuğrul Sağlam'ı istifaya getiren 15 günlük sürecin uzun haliydi. Ama sezonun ikinci devresiyle birlikte Beşiktaş'ın şampiyonluk yoluna bakıldığında Ertuğrul Sağlam'ın sezon başlangıcı sürecindeki kadroya benzer bir takımın başarılı sonuçlar aldığı görülür. Tello konusu, orta saha, uzak forvet oyunu... Bursaspor'un başındaki Ertuğrul Sağlam ise sezon başından bu yana takım kurguladığı 24 lig maçında da mutlaka Hüseyin, Ergic, Bekir ve Kirita dörtlüsünden en az ikisini ilk 11'de sahaya sürdü. İdeali Hüseyin-Ergic orta sahası olan takım, yalnızca İnönü'deki Beşiktaş maçına Bekir-Hüseyin-Ergic orta saha üçlüsüyle çıktı ki Ertuğrul Sağlam'ın kariyerine altın harflerle yazılan bu galibiyetin öncülü de bu hamledir.

Ertuğrul Sağlam'ın şu zamanda Bursa'da yaptıkları, Beşiktaş'ta yap(a)madıklarıdır. Henüz 41 yaşında olan bir teknik direktör için Kayserispor, Beşiktaş ve Bursaspor'la devam eden yol, ilk lig şampiyonluğunu 38 yaşında yaşayan Mustafa Denizli ve 40 yaşındayken ulusal takımın başına geçen Fatih Terim'in antrenörlük kariyer başlangıçlarıyla benzerlik gösteriyor.

Epilog: Haydi 4-2-3-1 Oynayalım!
Şablona uygun orta saha oyuncuları bol ve ucuz. Stoperleri doğru seçmek önemli. Geçmişi kanat oyuncusu olan oyunculardan dış bek yapılabilir. Bu dört hatlı şablon takım boyunu da biraz uzatıyor, altyapısı zayıf oyuncular için de çok tasalanmaya gerek yok. Santraforu iyi seçmek lazım. Çok iyisi olmuyorsa çift taraflı uzak forvet oyunu oynayabilen kenar adamları da olabilir. Pek çok genç kenar adamı var, elbet bir Ozan İpek daha vardır. Şablona kendi farklılıklarını ekle, her maçı kendi içinde değerlendir ve mutlaka duran top hücumlarına ve duran top savunmasına önem ver. Sonrası için kendini rüzgarın akışına bırakman bile yeterli olabilir. Bursaspor sezon başlangıcındaki hedefi olan Avrupa Kupaları'nı bitime 8 hafta kala aşmış ve başarılı olmuştur. Bundan sonrasını tabela yazacak ama yol iyiden iyiye belirginleşti: Ey Türkiye Süper Ligi'ne mensup kulüpler... Haydi, 4-2-3-1 oynayın!

Orijinal konsept: Jonathan Wilson / The Guardian

Fotograf: ntvmsnbc.com

Noat Samisa

25.03.2010

21 yorum:

Rehavet dedi ki...

yazı şık olmuş, elinize sağlık.. alıntı ya da esinlenmenin kaynağının belirtilmesi ayrıca şık olmuş..

extensor dedi ki...

Ben İtalya'nın Dünya Kupasında 4-3-1-2 yada 4-1-2-1-2 oynadığını hatırlıyorum. Ama yanılıyor olabilirim çok geçti üzerinden.

Bursaspor'un ise değişebilen bir sisteminin varlığından söz etmek mümkün.
Bazen ve genelde özellikle sene başında 4-2-3-1 bazen klasik hücum kanatlı 4-4-2, bazen de 4-3-3'ü oynadılar.

Misal sanırım Fenerbahçe maçlarından birinde ve İnönü'deki Beşiktaş maçında şöyle bir 4-3-3 vardı.

------------Hüseyin
------Ergiç--------Bekir.O
Volkan---------------------Ozan

Zaman zaman

-------Hüseyin
----------------Ergiç
Volkan-----------------Ozan
gibi bir 4-4-2

ve bazen de dediğin gibi bir 4-2-3-1 oldu.

Ama bence esas atlanmaması gereken ve sistem içinde asla yedek kalmayarak sürekli var olan sistemin tamamlayıcısı görevli Turgay.
Dediğin gibi yeri geldi Henry oldu. Yeri geldi defansif santrafor oldu.
Defansif santrafor günümüzde hakikatten çok değerli bir oyuncu.
Nobre, Hakan Şükür, Güiza vs yaptıkları preslerle, rakip stoperle boğuşmalarıyla, rakip savunmaları yıpratmalarıyla sürekli topun arkasına geçebilmeleriyle, rakip savunmayı çıkarmamalarıyla, diğer arkadaşlarına hem boş alan açıyor, hem de nefesi kesilmiş stoperler ikram ediyorlar. Ferguson'un zaman zaman Rooney'i böyle kullandığı da olmuştu.
Sonra patlamacı gücü olan Sercan, Volkan, Ozan'da kontra ataklarla bu yılmış savunmayı affetmiyor.
Yani bence Bursaspor'un gizli öznesi Turgay Bahadır.

Eline sağlık...

sampi dedi ki...

Noat,

Ertugrul Saglam'in Besiktas'la buyuyebilecegine inaniyordum gecen sezonun basinda cunku teshisleri cok dogruydu. Serie A'dan iki stoper, hucumcu bek/stoper bek kombosu, Delgado'nun arkasini saglama alma, genc oyuncu rotasyonu vs. Sorun su ki Besiktas'in basindayken medya ve taraftar baskisi cok fazla. Ornegin Erman Toroglu sol kanattan korner golu yedik diye "Tello bek oynamaktan mutsuz, ondan bek olmaz" diye fetva verebiliyor Sporting gecmisini hicesayarak. Besiktas'tayken diger onemli dezavantaj yonetim/Sinan Engin ekseninde taraftar geriliminin ortasinda kalmasiydi, cunku Sinan'i da al git derken adam gibi adamdi. Sahsen Ertugrul'un kalmasi halinde gecen sene sampiyon olamasak bile (buyuk ihtimalle olurduk) bu sene futbol olarak daha ilerde olacagimizi dusunuyorum. IBB maci gibi format degisiklikleri kabul edilebilir, yedigimiz gol de dandik bir duran top da adam kacirma sonucuydu. Ruzgardan topun nereye gidecegi belli bile olmuyor, o stadda teknik taktik ruzgarin oynadigi rolun yancisi durumunda. Metalist macinda adamlarin tuttugu altin oldu. Gokhan Zan'li bir stoper ikilisine karsi 40 m'den gol atinca gaza geldiler.

Ancak bu yonetimi ancak medya tarafindan desteklenen, liderlik vasfi olan biri idare edebiliyor ve susturabiliyor. Mevcut kosullarda Mustafa Denizli'den baska alternatif yok. O da gecen sene uygulayip da feci cuvalladigi deneyleri tekrar yapmakla gecirdi seneyi. Bir takimin tek kazanimi iyi transfer olmamali 2 senede (o da dusuk basari oraniyla).

TSL yapisi Avrupa liglerinden en cok Serie A'ya benziyor. Bireysel yetenek cok dusuk, taktiksel butunluluk de yetersiz. Ancak bogusmaya dayali, cok sert, kotu zeminli, yipratici bir lig. Defansin onune cekilen 2'li onstoper + suratli forvet kontrataga uygun. Ornegin buyukler pasla ileri ciktiginda Youla gibileri Servet'le teke tek kalabiliyor uzun topla.

Ligde net bir buyuk/kucuk bolunmesi var. Buyuk takimlarin oyunu karsi alana yigmasi icin 4-2-3-1 yetersiz olabiliyor, cunku uzak forvetler tek kale oyununda alan bulamiyor. Bence buyuklerin ilaci 3'lu savunma. Uzun top sigortasi ofsayt uzmani bir libero (Ferrari, Ronaldo), ortasahada ekstra direncle seken toplarin supurulmesi, ileride 3'lu bir kombinasyon. Ileri 3'lu 100. yil gibi tek merkez + 2 destek (Sergen Pancu) veya eski modayla cift merkez + 10 numara olabilir. Kanatlar Delinho ile Ekrem Dag, tek kisiyle kanat kapasinlar, baska ihsan istemez.

Sen futbola Darvinist baktigin icin kufur gibi gelmis olabilir ama bence efektif bir cozum 3'lu.

Bunu da post yapardim ama gecen sefer gerek yok demistin.

Flying Dutchman dedi ki...

Şimdi bu taktiği Hollanda Euro 2008'de mükemmele yakın denedi biliyorsun...4'lü defans...önde Engelaar ve De Jong onun önünde üçlü Kuijt, Sneijder, Van der vaart uçta Van Nistelrooy..Müthiş gittiler ilk başta ama Rusya işi iyi bağladı. Tahminen Euro 2004'teki Yunanistan'a takılırdı Hollanda...Bu taktiğin çok büyük bir problemi var o da kanatlar...Öndeki ikilinin zaten oraya kayması beklenmiyor ama onun önündeki üçlünün kenarda oynayanlarının kanattaki performansının çok iyi olması lazım. Kuijt öyle bir adam misal, taç çizgisi kenarında 100 metrede oynayabiliyor...Ama misal Galatasaray bu futbolu oynayamaz, kenarlarda Arda ve Kewell oluyor ki bu adamlar arkalarındaki sol ve sağ beki perişan ederler...GS da sezon başı bunu denedi biliyorsun sonra işler iyi gitmedi...Elindeki oyunculara bağlı tabii biraz da...Günümz futbolunda çift forvet oynayabilen takımlar çok azaldılar. Mourinho o takımı nasıl 2 forvet arkası Sneijder'la oynatabiliyor şaşıyorum :) O da Mourinho olduğu için :)

Bir de bu 4-2-3-1 FM'de hiç tutmuyor ondan gıcığım :)))

Noat Samisa dedi ki...

extensor,

Gruptaki ilk Gana maçında Gilardino-Toni ikilisiyle Perrotta-Pirlo-De Rossi orta sahası kullanmıştı Lippi. Sonra ABD'yle oynanan grup maçında De Rossi oyundan atılıp turnuvayı yarı finale kadar kapatınca Giladino kulübeye geçti, Gattuso-Pirlo orta sahası turnuva sonuna kadar geçerli oldu.

Sampi,

Yazı Bursaspor odaklı olduğu için Beşiktaş'a dair yalnızca Ertuğrul Sağlam'ı ilgilendiren kısımlara değindim. Ben Ertuğrul Sağlam'a çok kızıyordum, 8-0'lık hezimet bir başka nedendir. Halbuki senin düşündüğün gibi ben de geçen sezon başında başka hayaller kuruyordum. Tello'dan sol bek olmaz, konusundan bahsetmiştin; keşke bunun arkasında durabilseydi. Öyle ya da böyle gidişiyle de Beşiktaş'a faydalı oldu. Denizli-Sağlam kıyasında benim tercihim de senin gibi, kesinlikle Denizli. Bu Beşiktaş'a dair, ayrı bir konu.

Evet, futbola Darvinist baktığım doğru. Şu bir gerçek ki son Dünya Kupası'nda tek üçlü defans oynayan takım Hırvatistan'dı. Euro 2008'de ise Avusturya WM oynadı. Zirve futbolun, finallerin, şampiyonların oyununda 3lü savunma yok; ama olmaz olmaz diye bir şey de yok. Ancelotti baklava orta sahadan şaşmaz diye bilinir ama onun da son kazandığı CL finaline tek santrafor-iki orta saha ile çıktığı gerçeği var. Trend futbol bu, taktik tarihte oyunun tek galibi kazanandır ilkesi geçerli. Eğer doğru oyuncular kullanılırsa 3lü savunma iyi olabilir, ama bunun Mustafa Denizli uygulaması hep çuvalladı. Bence büyük bütçeli takımlar 4-3-3'ü doğru oyuncularla oynamalı, takımlarını bu şekilde kurmalı. Yatırımı orta sahadaki iç oyuncularına yapmalılar. İyi bir 4-3-3'ün karşısında TSL 4-2-3-1'i zayıf kalır.

Detaylı katkı için teşekkürler.

Daçmın,

Rusya-Hollanda maç yazısı arşivde durur. Hiddink o gün Rusya'ya 4.3.3 oynattı. Zhirkov'un kayışı kopardığı maçta Kuyt'ın kanadı çökmüştü. Rusya iyi bir 4-3-3 takımı olarak Engelaar-De Jong nispeten zayıf orta saha ikilisiyle oynayan Hollanda'yı fena dağıttı. Ama 4.2.3.1'i mükemmel oynayan İspanya'ya 3-0 kaybettiler. Düz mantık işlemiyor, pek tabii her şey kadro yapısına bağlı. Türkiye'nin futbolcu portföyünde en uygun, en kolay oluşturabilir ve işletilebilir şablonun 4.2.3.1 olduğunu düşünüyorum. Bakalım Guus Hiddink milli takımda sahaya ne koyacak?

Flying Dutchman dedi ki...

ben bir de bu taktikte, maç içinde işler iyi gitmedikçe orta bölümdekilerden arkadaki ikili ile öndeki üçlünün arasındaki bağın giderek koptuğunu düşünüyorum. Zaten taktik yapısı gereği arkadaki ikilinin raket gibi ayaklara sahip olması gerekmiyor. Öndeki üçlünün yeteneği biraz da önemli. Ama öndeki üçlüyü kitlediğinizde, arkadaki ikiliden de destek doğal olarak gelmediğinden hücum tarafı çöküyor tamamen..Galatasaray bunu çok yaşadı bu sezon...misal mustafa sarp-mehmet topal arkadaki ikili, elano, arda, kewell öndeki üçlü uçta da barosu düşünelim...elano, arda ve kewell durduğu anda takım tamamen teslim oluyor..mehmet'le mustafa zaten bu sene çok istikrarsızlar...

gerçi bütün taktiklerin zaafı vardır ama bu taktiğin ben saha içindeki adamları yetenekli ve yeteneksiz olarak ikiye böldüğünü düşünüyorum....hoş her takımda böyle değil bu, misal ispanya'da arkadaki Senna boş adam değil...Önlerindeki Xavi-Iniesta zaten marka olmuşlar...

Noat Samisa dedi ki...

Flying Dutchman,

CL son 8'ine kalan Bordeaux, CSKA Moskva, Lyon ve Bayern 4.2.3.1 oynadılar. Eledikleri Olympiakos, Fiorentina ve Sevilla da benzer oyunu oynamaya çalışıyorlardı. Avrupa'da başaltı takımların pek çoğu bunu oynuyor ve takımlar arasında çok keskin mentalite farkları yok. Orta saha rakibe kaptırıldığında kenar adamlarının edilgenleşmesi 4.4.3'ün de sorunudur. Bahsedilen bölünme ise 4.2.3.1'in nispeten takımın boyunu daha uzun tutmasıyla alakalı.

Mükemmel futbolu bulana 1 milyon dolar veriyorum ki, zaten yok öyle bir şey. Ben sahada görünenin peşindeyim. Chelsea geçen sezon Barcelona'ya, ABD Konfederasyon Kupası'nda İspanya'ya cevap verebilmişse bunlar ilerisi için harika maçlardır. Eğer kazanandan daha fazlasını sahaya koymak adına gösterilen çaba olmasaydı, bugün Lionel Messi'yi izleyemezdik. ''Güzel futbol, pozitif futbol'' adı altında -bana göre- çığırtkanlık yapılıyorken, bu nokta gözardı edilerek çok büyük bir hata yapılıyor. Şablonlarla ilgili bildiklerinin dışında bir şeyler öğrenmek isteyen, Kuzey Kore'nin fantastik 3-3-3-1'ini beklesin. Ben merakla bekliyorum. İnsan dış dünyadan bi' haber yaşayınca böyle bir şey üretebiliyor, onları da takdir etmek lazım. 10'luk ordu sisteminden esinlendiler herhalde. :)

constantinache dedi ki...

bana göre 4-5 yıla kadar yeni moda 3-4-3 olacakmış gibi geliyor. mustafa denizli de buna uygun geçiş yapmak istedi fakat elindeki kadro uygun değildi. geçen yılki cl şampiyonu barça'nın sistemine bakarsak:

alves-puyol-pique-abidal
---------y.toure--------
-----xavi-----iniesta---
ileride de 3lü forvet(defansı anlattığım için gerek yok)

kağıt üstünde böyleyken maç içinde kanat bekleri açık gibi oynamaya, toure de defans ile aynı hizaya gelmeye başlıyor.

----puyol-toure-pique----
alves--------------abidal
------xavi--iniesta------
ileride 3lü forvet ile bildiğin 3-4-3 oluyor.

yalnız bu sistemin başarılı olması için eski tip adam markajı+libero değil de 3'lü alan savunması gerekli. ayrıca trendin bu yöne kayması için dünya kupası veya avrupa şampiyonasında 1 takım bu sistemle başarılı olmalı. euro2004'ten sonra baklavadan çift önliberoya geçilmesini tesadüf mü sandınız?

not: k. kore'nin başarılı olmasını isterim fakat şu grupta mucize olmazsa imkansız gibi birşey.

Noat Samisa dedi ki...

constantinache,

Barcelona'nın oyunu için 4.3.3 tanımı yetmiyor. Altyapısı kuvvetli, gerçekten başka bir oyun oynuyorlar. Keza Arsenal. Bahsettiğiniz gibi oyunlarının çok farklı formları var ve eldeki oyuncu kalitesiyle her düzen, her yerleşim mümkün. Genel tanım için top rakipteykenki dizilişi baz almak kanımca en doğrusu.

Takımlar geçen zamanda savunmaya ağırlık verdi, denilse de aslında fikirlerin tamamı kazanma odaklı hücum oyunları üzerineydi. Savunma ise hala ofsayt kuralı temeli üzerinden 50'lerde Brezilya'nın ortaya koyduğu dörtlü savunma üzerinden ilerliyor. Yeni ofsayt kuralı (pasif-aktif) uzak forvetlerin işine geliyorken önümüzdeki yıllarda liberonun geri döneceğini öngörenlerin sayısı az değil. Bense böyle düşünmüyorum, 4.3.3 üzerinden yeni bir yorum yapılacağı öngörüsündeyim.

Yalnızca Dünya Kupaları ve Avrupa Şampiyonalarını değil, iletişim imkanlarının artmasıyla Şampiyonlar Ligi'ni de trend futbolun belirleyicisi olarak görebiliriz. Artık ulusal takımlarda pişiyor, kulüp takımlarına düşüyor değil; kulüplerde pişip ulusal takımları taşıyan oyun planları gördüğümüzü düşünüyorum. Örneğin İspanya'nın başarısı mutlak Barcelona temelliydi.

Bence de Kuzey Kore'nin başarılı olma şansı yok, ama en aykırı deneyi yapan takım olacakları kesin. :)

sampi dedi ki...

Noat,

Liverpool hezimeti tipik bir "tipping point" olayidir, bazi seyler birikince ve ayni anda patlayinca ekstrem sonuclar alinabilir. FB macini sindiremeyerek yaratilan kaos ortami, Ertugrul'un ipleri eline alamamasi, Diatta-Rico'lu kadro, cok ac bir Liverpool, cok kazma bir Hakan Arikan ve avuc dolusu bal ile tarihe gecen bir maglubiyet oldu. Su saydiklarim arasindan bana gore sucun 4'te biri falan Ertugrul Saglam tercihleri ve karakterine kalir.

Tello'nun sol bekte israr edilmemesinin nedenini Saglam'a sormak lazim. Demiroren'in "Maraton'da seyrettim Tello'dan sol bek olmaz diyorlar, adam gibi oynat su adami" deyip demedigini bilmiyoruz. Neyse, isin Saglam kismi detayli incelenmesi gereken ayri bir konu. Benim cok sevdigim bir futbolcuydu. Futboldan anlayan ve efendi bir adam olarak goruyorum, teknik adam olarak onu acik olsun.

3'lu savunmayi global pazarda belirleyici gormuyorum. Yani Arsenal'den 3'lu oynamasini beklemiyorum. Onu TSL'le ozgu bir cozum olarak dusunuyorum. Senede 30 mac kapali defans acmaya calisilan baska lig yoktur. Ingiltere'de top oynamaya calisan, beklerini orta cizgiyi geciren 16-17 takim varken TSL'de bu sayi 5-6. Onun icin "trend futbol" ile lokal ligin cozumleri cok farkli olabiliyor.

Denizli'nin 3'lu savunma fiyaskolari egzantrik dizilimler ve adam adama savunmayla bir seye benzememesi nedeniyledir. Ne yaptigini bilen Lucescu 3'lusu ile kaotik corbatik Denizli 3'lusu arasinda daglar kadar organizasyon farki var. O formata en benzer mac, bu seneki Trabzon deplasmaniydi. Ona da buyuk ihtimal 2 taktik antrenmanla cikildigindan sezon oncesi Berlin Turkgucu'yle oynanan hazirlik maci kadar organizeydik.

Avrupa mucadelelerinde kanatlari geriye yaslatip 5-3-2 ile sonuc alindi gecmiste. Chelsea deplasmani gibi kompakt savunma yapilabilir gerektiginde. Avrupa'daki durum tam tersi, lokal olarak kapali savunma acmaya calisan takimdan cikip global olarak iyi kapanmaya calisan takima burunuyor 3 buyukler genel olarak.

4-3-3 oynamak cok zor. Ayaga top yapan takimdansa sadece toptan tiksinmeyen iskelet saglamak nispeten daha kolay. Onun icin oyuncularin gorevlerinin daha iyi tanimlandigi (defans/ofans ayrisimi) 4-2-3-1'in dusuk butceli takimlarla uygulanabilirligi daha yuksek. 4-3-3'un lokomotifi cok yonlu ic oyunculari. Aciklara uzun top, forvetlere ara top atan, beklerin nerde oldugunu bilerek onlerine ataga katici pas veren, mumkunse uzaktan sut vuran, ceza alanina ekstra kosu yapan, ayni zamanda takim savunmasinda direnc saglayan ic oyunculari su an forvetlerden daha pahali durumda. Xabi Alonso'nun piyasa degeri cogu kalburustu forvetlerden daha yuksek. 3 buyuklerde bu tip tek bir oyuncu var, o da Emre Belozoglu. Cisse de buna yakin bir oyuncuydu ama yerine daha sert ve daha duz Alman almayi tercih ettik. Bana kalirsa herseyi kotaran oyuncular (Bobo, Cisse, Ernst, butun ozelliklerinin ortalamasi 7.5 olsun, ama en dusuk ozelligi 7 olsun 10 uzerinden), bir seyi cok iyi yapip diger ozellikleri zayif olanlardan daha degerlidir (Real Madrid'li Gravesen, Ekrem Dag, ortalamasi 7.7 olsun, ama savunma/fizik 10, topu oyuna sokma 5). Belki de gunumuz futbolunun versataliteye yukledigi anlamin artmasi nedeniyledir. Alex Song'un, Essien'in bek ve stoper oynama becerisi onlari diger futbolculardan ayristirmasi buna ornektir.

Trend futbolu belirleyen lider takimlar (CL kulupleri, Dunya Kupasi favorileri) maddi olarak cok ust duzey olduklari icin bunu kaldirabilirler. Bir de altyapi iyi oldugu icin yetistirebiliyorlar (Wenger oyunculari, Fletcher). Ama Antalyaspor'un bunun yandan yemisini bile oynamasini beklememek lazim. O sistemi cevirebilecek ic oyunculari olsa o takimda o paraya oynamazlar zaten. GS Elano'ya partner bulamazken Eskisehirspor ne yapabilir ki?

Noat Samisa dedi ki...

Sampi,

Tüm yazıyı 4-2-3-1 üzerine yazmışken Eskişehirspor'un 4.3.3 oynamasını bekliyor olamam değil mi? :)

Tamamına katılıyorum kesinlikle. Ben Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın iç oyuncularına yatıracak kadar parası olduğunu düşünüyorum. 4.3.3'ü de bu takımlara öneriyorum. Mesela 8 milyona 2-3 daha eklenirse Scott Parker transfer edilebilir. Yaşı geldi 30'a, West Ham hazır küme düşmek üzereyken mesela CL vaadi ile kandırılabilir gibi görünüyor. En son bir röpotajını okudum, sanki sinyali vermiş gibiydi.

Ertuğrul Sağlam'ın yolu açık olsun tabii, ama doğruya doğru vaktiyle kendisiyle gıyabi ilişkimiz pek iyi gitmiyordu. Ben bunu inkar etmeyeceğim. Liverpool maçı evet bir hatalar zincirinin sonucuydu ama hani eşik vardır ya, 8-0 bendeki eşiği aştı. Küfür etmeden en fazla altyazı çevirisi tadında yazarsam ''kahrolası işe yaramaz futbolcu, antrenör ve yönetici topluluğu, hepiniz defolun o formadan'' demişimdir. Futbolcuların hepsi kovulsa o gün itiraz etmezdim belki. Ama bir sonraki Sivasspor maçına hava 0 dereceyken gittim, o günkü sefil oyunu izledim ve sonra hastalandım. Marsilya'yı yendik, Bobo'nun golünde tribünden çıkan sesi unutamam. Bana iki CL galibiyetini canlı izletti, sağolsun. Ama Metalist maçı sonrası bu ayrılık galiba kaçınılmazdı.

sampi dedi ki...

@ Noat,

Santiyeden ve Yunan restoranindan geldim, sohbete devam...

Eskisehir dusuncem senle paralel, aksini iddia etmedin zaten. Su cumlene imzami atarim: "Türkiye'nin futbolcu portföyünde en uygun, en kolay oluşturabilir ve işletilebilir şablonun 4.2.3.1 olduğunu düşünüyorum."

Araya bir ofsayt muhabbeti kacmis. Bence futbolun temeline en aykiri kuraldir pasif ofsayt. Bana gore pasif ofsayt diye birsey yoktur. Peripheral vision'daki her oyuncu aktiftir. Bu sahte ofsaytcilar yuzunden savunmalar ileri cikamiyor. Uc bes tane beles gol olsun diye ortaya konan kural, savunmalarin ceza alanina yigilmasiyla neticede daha az gol olmasina sebebiyet veren embesilce bir uygulamadir. Pasif ofsayti, mucitlerini, Romario'nun DK 94'te Bebeto'ya atilan pasa hareketlenmemesini esefle kiniyorum.

Zaten pahali olan ic oyuncular dusuk transfer basarisiyla ancak inanilmaz kulfetle alinabilir gibi geliyor bana. Besiktas'in en iyi ihtimalle %25'lik transfer tutturma oraniyla 10 m'luk oyuncunun ortalama maliyeti 40 m oluyor Bunun getirisi 30 yasinda bir oyuncudan fazlasi olmali. Sahsi gorusum Serdar Kurtulus, Mehmet Topal gibi potansiyelli oyuncularin Tigana/Rijkaard tipi hocalarla kendilerini gelistirmesine olanak taninmasidir. Tasima suyla donen degirmen Tabatakun kadar enerji veriyor cunku.

Metalist macini camia biraz fazla abartti bence. Her takimin sivama hakki vardir. Sakarya deplasmaninda goz gore gore puan kaybedilmesine kahraman gozuyle baktigim Tigana mudehale etmedi mesela. Veya Everton bazen salakca puan kaybederken, hoca artik Rodwell'i sok orta saha dustu diye ben inlerken Moyes (SAV) ellerini baglayarak kenardan seyredebiliyor. Bunlari standart deviasyon icerisinde kabul edilebilir gormek lazim. Sonucta Metalist tas gibi bir takimdi ve Italyan temsilcisi dahil olmak uzere bircok takimi gol yemeden eledi.

Sivasspor macina gitmistim bir arkadasimla. Son 5 senede gittigim 5 mactan biridir. Tesaduf, Singapur'dan cam kurtarmaya bir is gezisine gitmistim, donuste konsolosluktan vize almam gerekiyordu. Turkiye'ye indigim gun Fener'e evlat acisi seklinde kaybetmistik. Sonra Liverpool, sonra da canli seyrettigim Sivas. Turkiye'den ayrilir ayrilmaz da sampiyonluk potasina girmistik :)

Neyse cok uzattim... Bazi adamlarin kalitesini olcebilmek icin kalitelerini gosterebilecek nesnel kosullari yaratmak gerekir. Ornegin isleyen bir sisteme Arshavin'in patlayiciligi katarsaniz verim alirsiniz. Veya orta alani iyi tutan bir takima Modric'i sol kenara katarsaniz farklilik yaratir. Ancak 3 senede 3 hocayla ve 10 degisik dizilisle calismak zorunda kalan Delgado'nun degerini olcemezsiniz. Keza bir yanda Celal Kolot, obur yanda Sinan Engin, tepede Demiroren varken Ertugrul Saglam'dan ekmek yiyemezsiniz. Besiktas'ta basarili olan her oyuncu kosullara "ragmen" basarili olmustur. Ornegin Bobo ne kadar muthis bir bitirici olmali ki envai cesit takim kurgusunda sezon basina 15 golu garanti edebiliyor. Tello ne kadar profesyonel olmali ki sag aciktan sol beke kadar farkli yerlerde kullanilip takimin liderligini ele gecirebiliyor. Runje ne kadar karakter sahibi olmali ki herkes kendisiyle dalga gecerken, onunde 4 tane balta en modern savunma bilincini edinmeye calisirken takimi potada tutabiliyor.

Ertugrul Saglam'a salt bir futbol adami gozuyle bakinca bir isik var. Alex Ferguson 41 yasina kadar Aberdeen'le sampiyonluk yasamisti. Saglam sonunu getirirse o epiklikte bir basari elde edecek. Potansiyeli oldugunu dusunuyorum. Her sene 4 firin ekmekten 10 yilda cok buyuk hoca olabilir. Olursa da umarim Bursaspor'da basarir bunu. Cunku iki senede parlayip sonra baska takima giden, projelerini terkeden adamlardan hazetmiyorum (alacagin olsun Juande Ramos). Hala Genclerbirligi'nin basinda olan bir Ersun Yanal lige tat katabilirdi mesela.

Faso pasif ofsayt - http://www.youtube.com/watch?v=KF95oiAdRio

BJK4EVER dedi ki...

Kesinlikle dogru bir yazi olmus, hatta bu kanat forvet akimini zaten dunyada goruyoruz. Ki en belirgin ornekleri elbette Messi ve C.Ronaldo. Tabii klasik 10 numara/forvet oyuncularini kanada gonderip daha genis alanda oynatip bek ile teke tek birakmak kim ile basladi, nasil gelisti de ayni bir arastirma konusu. Fakat buradan BJK'ye gecis yapmak istiyorum.

Hatirlarsaniz gecen sene bu takimi 2. yarinin tamaminda sirtlayan oyuncular Yusuf, Tello, Holosko ve Bobo idi. Tello sag acik/serbest, Holosko sag acik/forvet ve Yusuf sol acik oynayarak takimin gol yukunu cekti. Fakat bu takim bu sene defansif olarak cok daha guclu olup cok daha az gol yemesine ragmen gecen seneden cok daha az gol atmis ve daha kotu durumda. Ki bakildigi zaman Holosko'nun sakatligi ve bu seneki performansi ortada, Yusuf yine oyle, Tello anca son birkac mac kipirdadi. Yeni transferler Nihat ve Tabata da verim saglamadi, sadece Bobo ve surpriz olarak Ekrem hucumda iyi katki yapti.

Bunun ana nedeni de transferdeki hatalar. Nihat'in anca 4-4-2'de 2. forvet olarak oynayacagini biliyoruz, ancak biz yine adami 10 sene evveline goturup sag forvet yaptik. Yine takimda bu kadar orta alan oyuncusu varken Tabata'yi aldik. Ki ben M.Denizli'nin Tabata'yi istemedigini dusunuyorum, hatta kendisinin bahsettigi 10,5 numaranin medyanin algiladigi gibi 2 yonlu 10 numara degil de 10/11 numara, yani sol acikta oynayabilen bir forvet oyuncusu (G.dos Santos, Kewell, Delgado, J.Cole) oldugunu dusunuyorum.

zapata dedi ki...

Konunun biraz dışında fakat söylemeden geçemeyeceğim. Şu tartışmaların 3 büyüklerin yönetimi/futbol şubesi sorumluları ve teknik kadroları arasında geçmiş olma ihtimali nedir? Ülkemiz futbolunun bence en büyük problemlerinden biri budur. Transferi yapanlar, klubün geleceğini planlayanlar ile teknik ekibin iletişimi yeterli seviyeye gelmeden bu takımların 433 oynama ve başarılı olma ihtimali çok zayıf.

433 için 2 iç oyuncusu gerekiyor. Türkiyede bu pozisyonda üst seviyede oynayabilecek adam sayısı sizin de söylediğiniz gibi bir(Emre Belözoğlu). Beşiktaş ve Galatasaray'ın bu sistemi uygulayabilmesi için 2 tane çok iyi oyuncu alması lazım bu rakam nereden bakılsa en az 20m euro demek. Elbette alınan 2 adam bu sistemi uygulamak için yeterli olmayacak. Çünkü sakatlık durumunda bütün yatırımın heba olması söz konusu. Xavi-İniesta dan birinin bile sakatlanması durumunda Barcelona bile sarsılıyor. Bu yüzden bu adamların yokluklarında sistemi devam ettirebilecek aynı kalitede olmasa da yeterli yedekler olmalı. Bunları da transferle ithal etmek pek mümkün değil illa ki klubün kendi içinden bişeyler üretebilmesi, bazı oyuncuların bu pozisyonda oynayabilecek şekilde evrilmeleri veya en kötü ihtimalle yerli piyasadan bu profile uygun oyuncuların çıkması gerekiyor. Bundan daha önce Beşiktaş ve Fenerbahçe nin bu sistemi başarıyla uygulayabilecek bir teknik direktör bulması lazım. Sadece birkaç açıdan bakıldığında bile oldukça yatırım ve planlama gerektiren bir hamle bizim takımlarımızı 433 oynatma düşüncesi. Peki hangi yönetim bu vizyona sahip, hangi yönetim bu riskleri alabilir, hangi türk teknik adama böyle bir sistemi kurması adına insiyatif verilir?

Ben şahsen süper ligin tepesindeki takımlarda barış, selçuk, deniz, ekrem dağ, mustafa sarp gibi oyuncuları görmekten, Aurelio'yu yıldız yapan sistemlerden gerçekten sıkıldım. Sezon boyunca beni ekranın başına kitleyecek, gözümü ayırmadan izlemeyi geçtim, sıkmayan maç sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bu tabloyu değiştirmesi adına da en büyük ümidim Hiddink. Milli takıma getireceği sistemin başarılı olması ve kulüplerin de bu yoldan devam etmesi tek temennim.

Noat Samisa dedi ki...

Sampi,

Ben de az evvel Olimpiyat Stadı'ndan geldim, vakit yokluğundan katılamadığım fikir alış-verişine devam edeyim. :)

Ofsayt fikrine aynen katılıyorum. Ofsayt bu oyunun temel kuralı ve yapılan kural değişikliği kesinlikle çok fark yarattı. Bazı pozisyonlar yardımcı hakemleri öyle zorluyor ki, hem pozisyonu görecek hem de saliselik bir duruşma için gerek delilleri saliseler içerisinde toplayıp değerlendirmeleri gerekiyor. Son adam kırmızı kart, ceza sahasından kullanılan endirek vuruş ve aut atışındaki kural değişikliği tartışmaları olumlu olabilir ama ofsayt için muhafazarlık iyidir.

Metalist maçını sadece kendi içinde değerlendirmiyorum. Dediğim gibi bir sürecin sonucuydu. Jaja insan gibi vurmadı o topa, Hakan taksi tutsa yetişemedi falan tamam; ama savunmadan maç boyu 1 tane top çıkmamasını ben açıklayamıyorum.

Ertuğrul Sağlam bugün kötü bir sınav verdi mesela, ama sezon seyrinde böyle bir mağlubiyet gayet doğaldır. (M Denizli mode) Bir de Abdullah Avcı ve İBBSpor gerçeği var. Ligin en düşük bütçeli takımı, belki biraz daha fazla bütçeleri olsa daha fazlasını yapabilirler.

Bana bir mail atarsan eğer bu tartışmaları detaylandırabiliriz. :( Selamlar...

Bjk4ever,

Ben Denizli'nin sene başında sol iç oynayabilen bir oyuncu istediğini düşünüyorum.

Noat Samisa dedi ki...

Zapata,

Beşiktaş 4.3.3 oynuyor, hem de yaklaşık 1.5 yıldır. Bunu ben bu sayfada defalarca anlattım. Takımın ideal tertibinde neden 4.3.3 olduğunu, 4.2.3.1 ya da başka bir şablon değil de nasıl bir 4.3.3 olduğundan defalarca bahsettim. Fabian Ernst tam da o bahsedilen sağ iç oyuncusu rolünü oynayabiliyor. Yani öyle her vasat iç oyuncusuna 10 milyon para ödemek gerekmiyor, iyi bir araştırmayla çok iyi iç oyuncuları bulunabilir. Galatasaray 4.3.3 için şablonun merkezine yapmadı yatırımı, eldekilere güvendi. Bir süredir Elano'ya öyle bir yük binmiş durumda ki, bu sıkıntı hem Elano'nun verimliliğinden hem de takımın oyun istikrarından bir şeyler götürür oldu. Fenerbahçe'de Alex var ve Alex'i olan bir takım mutlaka Alex'i kullanır, kullanmalıdır. Alex sebebiyle 4-2-3-1 bağımlılığı oluyor ki, ligin diğer takımlarına göre eş şablona sahip olduğundan yeterli kalite ve oyun farkının yaratılması gerekiyor.

4.3.3 şablonu söz konusu oldu mu her daim Barcelona'nın adının geçmesi normal ama şu zamanda tek 4.3.3 takımı onlar değil. Nispeten dah zayıf takımlar da bu şablonu benimseyebiliyor. (Ligimizin orta sıra takımlarından Antalyaspor mesela) Mourinho'nun 4.3.3'ü yakın zamandan bir diğer güzel örnektir. Xavi, İniesta ve Messi'nin 20-30 yıl sonra Barcelona forması giyen muadillerini göreceğimizi sanmıyorum, ortada büyük bir yetenek uçurumu var çünkü. Iniesta yokken mükemmel olamıyorlar. :)

Sayıların altını doldurmak gerekiyor tabii, ama artık ''ben yaptım oldu''yla TSL'de bile başarılı olmak imkansız, Avrupa'da başarılı olmak bir yana...

Ben de merakla Hiddink'in sahaya ne koyacağını merakla bekliyorum.

BJK4EVER dedi ki...

Hiddink'i hem PSV hem de Hollanda milli takimindan taniyan biri olarak (Hollanda'da yasiyorum) kesinlikle sistem takintisinin olmadigini soyleyebilirim, ki bunu Rusya ve Chelsea'de gorduk. Ancak ilk olarak uygulamaya calistigi sistem de 4-3-3'tur, ki bu konuda asla bir Adriaanse ve Rijkaard kadar takintili olmaz. Bu 4-3-3'u mukemmellestirdigi takim bence PSV'ydi, ki o takimda Vogel-vBommel-Cocu ve sonrada Afellay-Aissati'nin orta alani her rakibi domine elebiliyordu ve Farfan-Park'tan olusan kanatlar skora katki yapiyordu.

Bizim milli takimda buna musait bir kadro var. Ki yukarida yazildigi gibi ulkemizdeki saglam ic oyuncusu sayisi (Elano'yu saymiyorum) sadece 2 (Ernst ve Emre). Ancak Nuri, Hamit gibi takviyelerle bence 4-3-3'e musait hale gelebiliriz, ki insan su anda keske bu takimda Mesut Ozil ve Gokhan Inler de olsaydi demiyor degil.

Ofansif orta sahada da bilindigi gibi yaratici oyuncularimizin sayisi cok fazla, ancak bizdeki o tartismasiz 1 numarali santrfor sorunu devam ediyor. Cok santrfor olmasina ragmen aralarindan siyrilan maalesef yok. Ancak Semih Avrupa'ya gidip kendini gelistirirse, Mevlut kademe atlarsa ve Toraman milli takima donerse iyi isler yapabiliriz.

-------------Volkan-------------

Gokhan---Toraman--Servet----Balta

--------------M.Topal------------

--------Hamit-------Emre----------

Arda----------Mevlut---------Tuncay

Bu sistemde sivrilebilecek Bursa genclerini de katarsak saglam bir jenerasyon geliyor diyebiliriz. Bir de ust duzey bir onlibero ve forvetimiz olsa cok cok daha iyi olabilirdik....

theotheo dedi ki...

@bjk4ever

sağlam bir jenerasyonmu?

şu saydığın takımdan avrupanın üst düzey kulüplerinden birinde ilk 11 de oynayacak bir adam gösteremezsin.

hamit dersen bayern münihte yedek kulübeyi temizliyo, heralde bu yıl döner türkiyeye.

diğer isimleri saymıyorum, tuncay gibi yıldız bir futbolcuyu es geçmek olmaz tabi:))

alper dedi ki...

çok güzel yazı olmuş.bilgilendim.tebrik ederim.

ertuğrul sağlam konusunda ise herkes bişeyler yazmış ama bende bişey ekleyim.blog sahibinme katılıyorum.beşka takımda ne yaparsa yapsın bizim takımın hocası olamadı olamazda.seyircisiz oynanan,lincoln ve şükürü kadro dışı bırakmış,an için allak bullak olmuş bir gs ye karşı holosko ve delgadoyu yedek bırakan hocadan kaleci dahil 9 defasn oyuncusu çıkaran hocadan derbi galibiyeti,güzel futbol ve büyük maç kazanma sevinci bekleyemezsiniz.benim için o gün ertuğrulun hocalığı bitmişti.anfielda burak yılmazı 11 de çıkaran birinden 8-0 ı açıklamasını beklemem istemem zaten ama bu gs maçını hep merak etmişimdir.
ve şunuda ekleyim.ben nedense bjk nın hala 4.3.3 değilde 4.2.3.1 oynadığına inanıyorum.

emosimo dedi ki...

Yahu jenerasyonun sağlam olması için illa Avrupa'nın üst düzey kulüplerinde mi oynaması gerekiyor.

Galatasaray'ın uefa kupası alan, dünya kupasında bizi 3.yapan jenerasyonu sağlam değil miydi..
Hangisi Avrupa'da dikiş tutturabildi..
Sadece Tugay, o da üst düzey kulüpte falan değil..

Juego Mentales dedi ki...

açık konuşayım yazının tümünü okuyamadım,o yüzden yazına bir yorum değil kendi fikrimi beyan etmek istedim.vereceğim örnek süper ligden değil süper ligin ve dünyadaki tüm liglerin oynanma sebebi olan şampiyonlar liginden.
jose li interin kupayı aldığı sezondaki takımlara dikkat çekmek isterim.chelsea,bayern,inter,barça,
lyon.bunların içinde emin olmadığım tek takım lyon ve hepsi sistemlerin en verimli olanı 4 3 3 oynadı buna itiraz edemeyiz herhalde.yani 4 2 3 1 denen iğrenç sistemi oynayan tek takım dahi yok.bu sene ise sadece real bunu oynamaya çalışıyor, aşağı yukarı başarılı gibi ama başlarındaki mourinho nun etkisi burda çok önemli.özetle 4 3 3 sistemi sistemler içinde en verimli olanı. sahadaki 10 futbolcuyuda dengeli bir şekilde oyuna sokabiliyor ama 4 2 3 1 öyle değil.
4 2 3 1 hayal ettirir 4 3 3 gerçekleştirir buda benim sloganım olsun. :)