Vasat Prens

Liverpool'un 0-1'in rövanşında Lille'i 3-0'la geçerek çeyrek finale ulaşmasından güç alarak yine bir Manchester United-Liverpool maçı öncesinde yine bir ''müvekkilim Rafael Benitez'' temalı bi' hikaye anlatmak istiyorum. Bendeki savunma mekanizmasını sağolsun Albert Riera devreye soktu. Kendisi esasen Benitez eleştirilerinin merkezini oluşturan ''Benitez'in vasat prensleri'' kolonisinin bir üyesidir.

Yalnızca 2 kupayla (1 FA Cup ve 1 League Cup) geçen 91-98 arası dönem, son 30 yılda 41 kupa kazanmış olan Liverpool için doğru bilinen yolların pek çoğunun değiştirilmesine yol açmıştı. 98 yazında göreve getirilen Rick Parry, geçen yıla kadar yürüttüğü karar alıcı görevinin henüz başında ilk kez bir Avrupalı menajerin Liverpool'un başına geçmesini sağlamıştı. Gerard Houllier, futbolculuk geçmişi zayıf bir Avrupalı antrenör olarak Liverpool takımını yeniden dizayn etmeye çalışmış, bunun sonucunda yeni yüzyılla birlikte Liverpool kulübünün müzesi yeni kupalarla şenlenmeye başlamıştı. 3 sezonda 6 kupa alan Houllier, Arsenal'in ''The Invincibles'' olarak anıldığı rüya sezona hedef büyüterek başlamanın bedelini ödedi ve 2004 yazında Liverpool'dan ayrıldı. Bu değişim sürecinde ligde 2. ve 6. sıra bandında gidiş-geliş'ler değişmese de Liverpool yeniden kupalar kazanmaya başlamıştı. Bunun bir Kıta Avrupalı'nın futbol aklı sayesinde gerçekleşmesi, halen Rick Parry birincil karar alıcı konumundayken gözardı edilemezdi. Aynı yolu takip ettiler. Avrupa'nın en iyi çıkış yapan antrenörünü -yine futbolculuk geçmişi zayıf olan birini- Rafael Benitez'i göreve getirdiler. Bunu bir sonuç olarak kabul etmek gerekir. Bugün (10 yılı aşkın zamandır) Arsenal ve Liverpool'un başında Ada'lı teknik adamlar yok. Chelsea keza, daha evvelden başlayarak takımı Ada dışından hocalara emanet etmiştir. Sir Alex Ferguson sonrası bir yol ayrımına gelecek olan Manchester United da benzer bir seçim yapmak zorunda kalacak. Moyes ve O'neill gibi kendini yetiştiren futbolcu eskisi Ada'lı menajerler mi, yoksa bir Kıta Avrupa'sı ülkesi vatandaşı olan, önemli bir futbol aklından, çevresindeki başarıya ulaşmış futbol fikirlerinden veya akımlarda etkilenen biri mi?

Houllier, futbolun maç öncesi ve planlama kısmına kafa yoran, Liverpool'u altyapıyı ve kendi futbol aklını kullanarak başarıya ulaştırmaya çalışan biriydi. Daha çok eldeki malzemeyi etkin kullanma üzerinde düşünce üretirdi ki, mesela Steven Gerrard'ı bir tek kaleci olarak kullanmadığı kalmıştır. Benitez ise yine planlama kısmı üzerine çok düşünen biri olsa da belli ve net bir futbol fikrine sahipti. Ayrıntılar üzerinde yoğunlaşır, kalıp futbolcularla çalışmayı isterdi. Çalışmalarını da bu doğrultuda yaptı. İlk transferi Josemi, hayalindeki sağ bekin ilk denemesiydi. Üç yıl sonra Liverpool'a getirdiği Arbeloa'yla çok benzer bir oyuncuydu. Bu transfer tutmamış; Finnan, Josemi'den formayı almıştı. Bir sonraki transferi Xabi Alonso, her daim onun takımının en önemli parçalarından biri olmuştur. Luis Garcia, sonradan sağ kenara koyduğu Dirk Kuyt'ın ilk denemesiydi. Devre arası konuşması efsaneleşse de İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı'nda Milan karşısına 0-3 yenik çıkarken Finnan'ı oyundan almış, Hamann'ı orta sahaya koymuştu. Xabi Alonso ile birlikte maça orta sahada başlayan Steven Gerrard ise artık sağ bek oynuyordu. Oyun dönerken sol önde John Arne Riise vardı. Maça forvet arkası başlayan Harry Kewell, henüz 23. dakikada kasığından sakatlanarak yerini Vladimir Smicer'e bırakmıştı. CL finali gibi hedef maçlar bir kenara, Patrik Berger sonrası Harry Kewell; onun sakatlıklarını beklerken idareten John Arne Riise ve nihayet Kewell sonrası için Ryan Babel; fakat Babel için ''daha erken'' denilerek iki yaz evvel transfer edilen Albert Riera Liverpool'un sol kenarında oynamaya başladı.

Geçen yıl bu zamanlar Riera da takıma ayak uyduruyor, muhteşem maçlar çıkarıyordu. Rafael Benitez'in futbol fikrinden en çok etkilendiği futbol efsanesi Arrigo Sacchi için futbolcular, yetilerinin sahaya doğru şekilde yansıtılması için gerekli şekilde yönlendirilmesi gereken duyguları olan objelerdi. Takım da yetilerini doğru şekilde yansıtan oyuncuların birbirini tamamlayıp, eksiklerini tolere ettiği ruhu olan bir bütündü. Benitez'in ''vasat oyuncu merakı'' bu şekilde açıklanabilir. Dirk Kuyt'ın uzak forvet rolünü kusursuz oynadığı, Arbeloa'nın Benitez'in hayallerindeki bek gibi oynadığı bir takımın sol kanadında içe-dışa çalım atabilen ve asla oyun disiplininden kopmayan fizik üstünlüğüne sahip bir oyuncuya ihtiyaç vardı. Şampiyonluğa yine yetmese de Benitez'in ideal takıma ulaşma yolundaki adımlarından biri de Riera'ydı. Robbie Keane'nle başka bir şey denemeye çalıştı, hem Keane hem Benitez bu deneyde başarılı olamadı.
Liverpool'da uzunca bir süredir işler iyi gitmiyor. Riera sakat geçirdiği sezonda formadan uzak kaldı. Hazır olmadan oynatıldı, tekrar sakatlandı ve şimdilerde yerini Ryan Babel'e kaptırmış durumda. Radio Marca'ya konuşan Riera, Benitez'in iletişim yoksunu biri olduğunu söylemiş. Liverpool batan bir gemiymiş. Jermaine Pennant da benzer şeyler söylemiş, ek olarak ''Benitez oyuncuları kısıtlıyor'' demişti. Pennant şimdi Real Zaragoza'yla La Liga'ya tutunmaya çalışıyor. Riera'yı isteyen takımsa Villareal, ama onun esas derdi Dünya Kupası. Eğer Benitez'in oyuncuları kısıtlayan, daha doğrusu her oyuncudan her şeyi bir noktaya kadar yapabilmesini isteyen kodaman patron tarzı olmasaydı söz konusu oyuncular Riera ve Pennant, bu seviyede bir takımda futbol oynayamazlardı. Riera'nın serzenişi makul, bir daha nasip olmayacak olan Dünya Kupası biletini kovalıyor. Son 1.5 ayda yalnızca 2 kez forma bulunca korkuya kapılmış. Eğer Del Bosque'nin kadro seçimleri düzenli forma bulan oyunculardan yana olacaksa, bu açıklamalar sonrasında Riera'nın Güney Afrika bileti artık Rafael Benitez'in eline geçmiştir.

İyi bir Aquilani -bugün hastalığı gerekçesiyle pazartesi günkü muhteşem performans sonrası sahaya çıkamadı- ile birlikte sezon boyu fit kalan, birlikte 30 lig maçını aşan Gerrard-Torres ikilisine iyi bir sol kanat adamı eklenirse, Liverpool önümüzdeki sezon yeni bir hava yakalayarak şampiyonluğa oynayabilir. Bu berbat geçen sezonda bile hala elde iki hedef var. Biri önümüzdeki sezonun CL bileti, diğeri çeyrek finale ulaşılan turnuvanın ödülü Europa League Şampiyonluğu. Bunca badireye rağmen, sefil maç performanslarına rağmen son 4 günde oynanan iki maçtaki futbol ve hala iki hedefin varlığı Benitez-Liverpool ilişkisi için ümitvar olmayı sağlıyor.

Liverpool 3-0 Lille (3-1)
Noat Samisa

19.03.2010

2 yorum:

Erdem Karakuş dedi ki...

Bu "iyi bir Aquilani" kalıbı inşallah zamanla "sağlam bir Linderoth" kalıbına dönmez.

Shareef dedi ki...

Bence Aqua Rafa'nın beklediği ve istediğinden önce form tutmaya başlamıştır, bu sebeple bahsettiğiniz seneye şampiyonluğa oynama benim fikrimce de olabilirdir. Birkaç ekleme yapılabilirse eğer (dediğiniz gibi sol kenara 1, stopere 1 carra yerine) çok gerçekçi bir hedef haline gelebilir bir anda şampiyonluk..