Avrupa'da Türk Hakemi Var
Türk hakemi Avrupa'da neden yok? İşte bu yüzden yok... devri bugün son buldu. Fulham ile Hamburg arasında oynanacak Europa League yarı final rövanş maçı Cüneyt Çakır ve ekibine verildi. Ahmet Çakar'ın 95 yılı CL yarı final ilk maçında Bayern-Ajax ve Euro 96 tecrübelerinden sonra ilk kez bir Türk hakemi UEFA Şampiyonaları kapsamında çeyrek final üzeri bir maça atandı.
FIFA ve UEFA hakemleri dört kategoriye ayırıyor. Her klasmanın belli kriterleri ve yaş sınırları var. Birinci kategori ise kendi içinde ayrıca Elit, Asil ve Asil Olmaya Aday olarak üçe ayrılıyor. Klasmanındaki 54 hakem arasında en genç beşinci isim olan Cüneyt Çakır, geçtiğimiz Aralık ayında belirlenen ikinci dönem listelerde II. Kategori'den I. Kategori'ye terfi eden 4 hakemden biriydi. Aynı grupta yer alan Selçuk Dereli ise seviye atlayabilecek yaş haddini bu yıl itibariyle aştığından kariyerinin geri kalanını en fazla II. Kategori hakemi olarak sürdürmek yerine hakemliği bırakmayı tercih etti. Bülent Yıldırım iki dönem art arda klasman atladı, FIFA hakemi sayısındatarihin en parlak dönemi yaşanır oldu. Tabii tüm bunlar hasbelkader olmadı, elbet bir sebebi var. UEFA Referee Convention katılımı kısa zamanda etkisini gösterdi. Euro 2016'nın PR çalışması kısmı da tüm bu atılımların katalizörü oldu.
Bugün FIFA listesinde 6 orta hakemimiz var. Bunlardan geleceği en parlak olanlarından biri geçtiğimiz pazar günü oynanan derbinin hakemi Hüseyin Göcek'ti. Geçmiş zaman kullanıyorum, çünkü artık değil. UEFA'nın yetenekli hakem seminerine davet ettiği sayıları iki haneleri bulmayan grubun içine girmek kolay değildir. Göcek'in üzerine yatırım yapıldı, UEFA tarafından İsviçreli bir hakem hocasının gözetimine alındı. Ama derbideki kötü yönetimi sonrası kırık not alarak sezonu kapattı. Ağır eleştiri bombardımanı sayesinde kariyeri tehlikeye girdi. Hüseyin Göcek, sezon içerisinde ilk olarak Ali Sami Yen'deki Galatasaray-İBBSpor maçından sonra ağır eleştirilmişti. Maç içinde çok ağır hatalar yoktu, maçtan sonra yaşananlarda bir gün önce Aziz Yıldırım'ın hakemler hakkında konuşmasının etkisi vardı. ''Aziz Yıldırım'ın Adamı'' ilan edildi. Sonra bir başka İBBSpor maçında ''Demokratik Açılım''ı taşıma görevi üzerine kaldı. O gün soyunma odasına girip bir daha çıkmayarak ''futbol hakemi'' sıfatıyla yapması gerekeni yaptı. Lakin bu topraklarda en değerli, en anlamlı futbol cümlesi ''Futbol asla sadece futbol değildir.'' olduğundan ''hain'' ilan edildi. Her iki maçta da hatalı kararlar vermiş olabilir, skora etki etmiş de olabilir ama bir gerçek var. Her iki maçta da mağruz kaldığı muamele tamamen ortamla, ülke gündemiyle alakalıydı. Yine geçtiğimiz hafta Beşiktaş'ın değeri kendinden menkul yöneticileri ''Hüseyin Göcek'i istemiyoruz'' dediler. Göcek, Beşiktaş-Kasımpaşa maçında hatalı bir penaltıya hükmetmiş, bu maçta Beşiktaş'ın 3 önemli oyuncusunun cezalı duruma düşmesi nedeniyle sabıkalı ilan edilmişti. Geçen hafta yine sakil ortamın içerisine tedbirsizce atıldı ve bedelini ödedi. Bu kez gerçekten kötüydü, aldığı not da bunun ispatı oldu.
Dünyanın her yerinde maç biter hakem konuşulur. İngiliz hakem eskisi, 2006 DK'da iki sarı kart sonrası kırmızıyı çıkartmayan Graham Poll bugün Daily Mail'de paragraflar dolusu hakem değerlendirmesi yapıyor. Alex Ferguson'un bu husustaki şöhreti malum. Hakem konuşmak ya da hakemi eleştirmek öcü değil, elbet maç içerisinde kendine bulur. Bugün futbola teknolojiyi de soksanız hakem hatası olmaya devam edecektir. Sorun bunu paranoyaya dönüştürmekte, adalet için gereken güç dengelerini günlük veya dönem dönem değiştirmeye çalışmakta. Çözüm bunlara izin vermemekte, prim yapmasına imkan tanımamakta. Sorun asla yeterlilik değil. Bu açıdan bakarsak, ülkemiz futbol ortamında bir ara ''kasap futbolcular'' tartışması modaydı. Bunun üzerinden hakemlerimizin vasıfları da tartışıldı ve her zaman olduğu gibi ''işbilmez'' olduklarına hükmedildi. Fakat bu ligin sertliği yeni değildi. Hakemler de yeni değildi. Şimdi yok mu aynı sertlik? Neden bir dönem gündemin merkezine oturdu da şimdi herkes unuttu? Şu birkaç günde yaşananlar ayrıca ibretlik. Beşiktaş kanadından yapılan saçma başvuru iki gün sonra en fazla gülmek için hatırlanacak. Kongre zamanı ''Beşiktaş'ın sahibi 22 bin kongre üyesidir'' diyenler, şimdi ''camia'' lafını ağızlarından düşürmüyorlar. Taraftar protestosunu destekliyorlar. Muhtemelen yarın staddan tepki bekliyorlar. Sonrasında çıkıp ''işte görüyorsunuz'' diyecekler ve bu devran sürüp gidecek. Futbol ortamındaki aktörler değişmedikçe, gücü elinde bulunduranın tehditleri yanına kar kalmaya devam ettikçe ''hakem'' demeye; zaman zaman kötü niyet, zaman zaman da yetersizlik tartışması yapmaya devam edeceğiz. Harry Redknapp'ın geçen yıl Portsmouth-Guimares maçını yöneten Selçuk Dereli'yi gördüğü en iyi hakemlerden biri olarak tanımlamasından sonra Cüneyt Çakır'ın Europa League yarı finali rövanş maçına atanması da gösteriyor ki tüm bu yaşananların çözümünü ''Türk Hakemi'' başlığı altında aramak anlamsız. Tıpkı ''Türk futbolcusu neden Avrupa'da yok?'' sorusundaki gibi, hatta yıllardan bu yana Şenes Erzik'ten başka hiçbir yöneticimiz neden FIFA ve UEFA kurullarında yok? sorusunun cevabı gibi, yani Türkiye'de her daim olduğu gibi... Sıkıntı tamamen ortamla alakalıdır, Türkçe bilen birinin şu günlerde oynanan maçlara temiz bir zihinle çıkması imkansızdır.
Cüneyt Çakır kısa zamanda terfi alıp tecrübesine oranla çok büyük sayılabilecek bir maça atanınca TSL hakemlerinin uluslararası maçlardaki geleceğine dair büyük bir umut doğdu. Eğer Cüneyt Çakır yakın zamanda olduğu gibi bu maçtan da yüksek puanla ayrılırsa en geç bir sonraki sezon Şampiyonlar Ligi'nde maç yönetebilir. Elit hakem olmak demek Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası listesine girmek demek. Bu da 15 yıllık karanlık dönemi kapatıp yeni bir çağı başlatabilir. Doğan Babacan'ın mirası yeniden canlandırılabilir. Yurtdışında saygınlığı olan hakemlik kurumu, bir ihtimal askeri disiplin geleneklerinin boyunduruğundaki dernekçilik darboğazından çıkarak daha profesyonel bir zemine oturabilir.
Ligimizin 1 numaralı hakemi son Kasımpaşa Stadı ziyaretinde kötü anılar bırakmıştı. Bu hafta ligin kaderini çizecek maça daha saygın bir hakem olarak çıkıyor. Yine de şansa epey ihtiyacı olacak.
UEFA Referee Convention
Asistan Hakem
Noat Samisa
24.04.2010
FIFA ve UEFA hakemleri dört kategoriye ayırıyor. Her klasmanın belli kriterleri ve yaş sınırları var. Birinci kategori ise kendi içinde ayrıca Elit, Asil ve Asil Olmaya Aday olarak üçe ayrılıyor. Klasmanındaki 54 hakem arasında en genç beşinci isim olan Cüneyt Çakır, geçtiğimiz Aralık ayında belirlenen ikinci dönem listelerde II. Kategori'den I. Kategori'ye terfi eden 4 hakemden biriydi. Aynı grupta yer alan Selçuk Dereli ise seviye atlayabilecek yaş haddini bu yıl itibariyle aştığından kariyerinin geri kalanını en fazla II. Kategori hakemi olarak sürdürmek yerine hakemliği bırakmayı tercih etti. Bülent Yıldırım iki dönem art arda klasman atladı, FIFA hakemi sayısındatarihin en parlak dönemi yaşanır oldu. Tabii tüm bunlar hasbelkader olmadı, elbet bir sebebi var. UEFA Referee Convention katılımı kısa zamanda etkisini gösterdi. Euro 2016'nın PR çalışması kısmı da tüm bu atılımların katalizörü oldu.Bugün FIFA listesinde 6 orta hakemimiz var. Bunlardan geleceği en parlak olanlarından biri geçtiğimiz pazar günü oynanan derbinin hakemi Hüseyin Göcek'ti. Geçmiş zaman kullanıyorum, çünkü artık değil. UEFA'nın yetenekli hakem seminerine davet ettiği sayıları iki haneleri bulmayan grubun içine girmek kolay değildir. Göcek'in üzerine yatırım yapıldı, UEFA tarafından İsviçreli bir hakem hocasının gözetimine alındı. Ama derbideki kötü yönetimi sonrası kırık not alarak sezonu kapattı. Ağır eleştiri bombardımanı sayesinde kariyeri tehlikeye girdi. Hüseyin Göcek, sezon içerisinde ilk olarak Ali Sami Yen'deki Galatasaray-İBBSpor maçından sonra ağır eleştirilmişti. Maç içinde çok ağır hatalar yoktu, maçtan sonra yaşananlarda bir gün önce Aziz Yıldırım'ın hakemler hakkında konuşmasının etkisi vardı. ''Aziz Yıldırım'ın Adamı'' ilan edildi. Sonra bir başka İBBSpor maçında ''Demokratik Açılım''ı taşıma görevi üzerine kaldı. O gün soyunma odasına girip bir daha çıkmayarak ''futbol hakemi'' sıfatıyla yapması gerekeni yaptı. Lakin bu topraklarda en değerli, en anlamlı futbol cümlesi ''Futbol asla sadece futbol değildir.'' olduğundan ''hain'' ilan edildi. Her iki maçta da hatalı kararlar vermiş olabilir, skora etki etmiş de olabilir ama bir gerçek var. Her iki maçta da mağruz kaldığı muamele tamamen ortamla, ülke gündemiyle alakalıydı. Yine geçtiğimiz hafta Beşiktaş'ın değeri kendinden menkul yöneticileri ''Hüseyin Göcek'i istemiyoruz'' dediler. Göcek, Beşiktaş-Kasımpaşa maçında hatalı bir penaltıya hükmetmiş, bu maçta Beşiktaş'ın 3 önemli oyuncusunun cezalı duruma düşmesi nedeniyle sabıkalı ilan edilmişti. Geçen hafta yine sakil ortamın içerisine tedbirsizce atıldı ve bedelini ödedi. Bu kez gerçekten kötüydü, aldığı not da bunun ispatı oldu.
Dünyanın her yerinde maç biter hakem konuşulur. İngiliz hakem eskisi, 2006 DK'da iki sarı kart sonrası kırmızıyı çıkartmayan Graham Poll bugün Daily Mail'de paragraflar dolusu hakem değerlendirmesi yapıyor. Alex Ferguson'un bu husustaki şöhreti malum. Hakem konuşmak ya da hakemi eleştirmek öcü değil, elbet maç içerisinde kendine bulur. Bugün futbola teknolojiyi de soksanız hakem hatası olmaya devam edecektir. Sorun bunu paranoyaya dönüştürmekte, adalet için gereken güç dengelerini günlük veya dönem dönem değiştirmeye çalışmakta. Çözüm bunlara izin vermemekte, prim yapmasına imkan tanımamakta. Sorun asla yeterlilik değil. Bu açıdan bakarsak, ülkemiz futbol ortamında bir ara ''kasap futbolcular'' tartışması modaydı. Bunun üzerinden hakemlerimizin vasıfları da tartışıldı ve her zaman olduğu gibi ''işbilmez'' olduklarına hükmedildi. Fakat bu ligin sertliği yeni değildi. Hakemler de yeni değildi. Şimdi yok mu aynı sertlik? Neden bir dönem gündemin merkezine oturdu da şimdi herkes unuttu? Şu birkaç günde yaşananlar ayrıca ibretlik. Beşiktaş kanadından yapılan saçma başvuru iki gün sonra en fazla gülmek için hatırlanacak. Kongre zamanı ''Beşiktaş'ın sahibi 22 bin kongre üyesidir'' diyenler, şimdi ''camia'' lafını ağızlarından düşürmüyorlar. Taraftar protestosunu destekliyorlar. Muhtemelen yarın staddan tepki bekliyorlar. Sonrasında çıkıp ''işte görüyorsunuz'' diyecekler ve bu devran sürüp gidecek. Futbol ortamındaki aktörler değişmedikçe, gücü elinde bulunduranın tehditleri yanına kar kalmaya devam ettikçe ''hakem'' demeye; zaman zaman kötü niyet, zaman zaman da yetersizlik tartışması yapmaya devam edeceğiz. Harry Redknapp'ın geçen yıl Portsmouth-Guimares maçını yöneten Selçuk Dereli'yi gördüğü en iyi hakemlerden biri olarak tanımlamasından sonra Cüneyt Çakır'ın Europa League yarı finali rövanş maçına atanması da gösteriyor ki tüm bu yaşananların çözümünü ''Türk Hakemi'' başlığı altında aramak anlamsız. Tıpkı ''Türk futbolcusu neden Avrupa'da yok?'' sorusundaki gibi, hatta yıllardan bu yana Şenes Erzik'ten başka hiçbir yöneticimiz neden FIFA ve UEFA kurullarında yok? sorusunun cevabı gibi, yani Türkiye'de her daim olduğu gibi... Sıkıntı tamamen ortamla alakalıdır, Türkçe bilen birinin şu günlerde oynanan maçlara temiz bir zihinle çıkması imkansızdır.
Cüneyt Çakır kısa zamanda terfi alıp tecrübesine oranla çok büyük sayılabilecek bir maça atanınca TSL hakemlerinin uluslararası maçlardaki geleceğine dair büyük bir umut doğdu. Eğer Cüneyt Çakır yakın zamanda olduğu gibi bu maçtan da yüksek puanla ayrılırsa en geç bir sonraki sezon Şampiyonlar Ligi'nde maç yönetebilir. Elit hakem olmak demek Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası listesine girmek demek. Bu da 15 yıllık karanlık dönemi kapatıp yeni bir çağı başlatabilir. Doğan Babacan'ın mirası yeniden canlandırılabilir. Yurtdışında saygınlığı olan hakemlik kurumu, bir ihtimal askeri disiplin geleneklerinin boyunduruğundaki dernekçilik darboğazından çıkarak daha profesyonel bir zemine oturabilir.Ligimizin 1 numaralı hakemi son Kasımpaşa Stadı ziyaretinde kötü anılar bırakmıştı. Bu hafta ligin kaderini çizecek maça daha saygın bir hakem olarak çıkıyor. Yine de şansa epey ihtiyacı olacak.
UEFA Referee Convention
Asistan Hakem
Noat Samisa
24.04.2010
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2010
(299)
-
▼
Nisan
(32)
- Fulham 2-1 Hamburg
- Oymak Beyi Arshavin
- Mayıs Sıkıntısı
- Fernando Torres #18
- Liverpool v Chelsea
- Hızlı Giden Atlar
- Perde Arkası!
- PFA 2010: Wayne Rooney
- Şampiyon Rangers
- Beşiktaş 2-2 Sivasspor
- Avrupa'da Türk Hakemi Var
- Hamburg 0-0 Fulham
- Layık Halef
- Matthew Jarvis
- Tuncay'a Gider
- Fulham'ın Uzun Yolu
- Tom Cairney
- Heurelho Gomes
- Fenerbahçe 1-0 Beşiktaş
- Zirvede Bomba İhbarı
- PFA 2010
- Tottenham 2-1 Arsenal
- Bir Duble Chelsea
- Stephen Hunt
- Portsmouth Başa Sardı
- Ancelotti'nin Sonsuz Planları
- Giant Killing
- Beşiktaş 0-0 Trabzonspor
- Tavşanların ve Ben
- Roy Hodgson'ın Fulham'ı #2
- Man Utd v Chelsea
- Arsenal 2-2 Barcelona
-
▼
Nisan
(32)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
4 Fikir, Tenkit, Yorum:
Cüneyt Çakır beğendiğim ve güvendiğim bir hakemdir.. Her ne kadar Sami yen'deki derbide 90+ da Dos santosa yapılan net penaltıyı es geçsede kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum.. Hüseyin Göcek gibi değil yani.. Daha önce yönettiği Marsilya-kopenhag maçını özellikle izlemiştim ve gerçekten gurur duymuştum.. Müthiş bir maç yönetmişti.. Keşke böyle hakemler çıkarabilsek.. Hatalı karar verse bile altında art niyet aramadığımız ve güvendiğimiz hakemler...
Sahi senin hakemlik mevzuusu ne durumda hocam. Önün açık mı? Yükselme şansı vs var mı yani? İyi gidiyorsa şu askerliği yaptıktan sonra ben de düşünüyorum.
extensor,
25 yaşından sonrası için yükselme imkanı çok zayıf. Daha önce başlamak lazım.
Acaba Gera ya da Duff rakibine sarı kart istediğinde Delgado'ya yaptığını yapabilecek mi?...
Yorum Gönder