Beşiktaş 0-0 Trabzonspor

Sezon başında 5. hafta itibariyle 6 puana sahiptik ve gayet huzurlu bir hayat sürüyorduk. Beşiktaş tarihinin en kötü sezon başlangıçlarından birisiydi, şöyle bi' arkadaşa bakıp çıkacaktık lig yarışından. Sonra malum galibiyet serisi derken kötü gidişi engellemek adına yapılan Tabata transferi, ancak Beşiktaş'ın sezon seyrini aynen kopyaladığı sezonun ikinci yarısının şu döneminde etkisini göstermeye başlamıştı ki Tabata sakatlandı. Kasımpaşa maçındaki geri dönüşü çıkardığımızda elde kalan, tıpkı sezonun ilk yarısında olduğu gibi iki kez üst üste alınan 0-0'lık beraberlik sonrası yol üzerinde gazı alınmış bir derbi deplasmanı bulunmasıdır.Şenol Güneş, gelişiyle birlikte Trabzonspor'da birçok şeyi değiştirdi. Benim futbola dair ilgi alınımın büyük çoğunluğunu oluşturan taktik kısma dairse henüz beklediğim değişimi yapmış değil. FC Seoul'de özel bir ön libero bulmuştu, kenarlara koyduğu güçlü beklerle değişken bir üçlü savunma oynatıyordu. Maçına göre dörtlüye geçip stoperlerden birini klasik orta saha oyuncularıyla değiştiriyordu. 2002 Dünya Kupası'na da üçlü başlamıştık. Kosta Rika maçındaki kötü değişim denemesi sonrası Ümit Davala'nın kendine gelmesiyle birlikte Japonya maçıyla dörtlüye dönmüştük. Hasan'a ve Yıldıray'a sahip bir takım ikinci santraforla oynamazdı, biz de öyle yaptık. Bugün Şenol Güneş'in sahaya sürdüğü takım da eğer elinde Kim Jin-kyu gibi bir oyuncu olsa tam da hocanın istediği oyun için kurgulanmış bir takımdı. Ben transfer döneminde bunu deneyeceğini ya da Ceyhun'u hazırlayacağını düşünüyorum.

Bu akşam sahada görünen Umut-Teofilo çift merkez santrafor tercihi İnönü deplasmanı için cesurdu ama maç başı itibariyle cesaretten öteye geçemedi. Baklava orta sahanın hatları arası nispeten daha kısadır, iki merkez santraforun rakip stoperleri geri itmesi kolaydır. Takımın boyca uzunluğunu ayarlayan bekler de oyuna katıldığında savunma hattı orta sahaya kadar çıkmak zorunda kalır. Amaç, güç ve tehdit üçlüsü şablonların ana unsurları iken, tek ideal olan istenilen skoru elde etme hedefi gerçekleşmediğinde aynı koşullar üzerinden sorunları üreten de yine şablonun ta kendisi olur. Futbol her daim kendi sorunlarını üretir ve onları saha içinde yine kendisi çözer. Trabzonspor'un bu maçın ilk 20 dakikasında yaşadığı da buydu. Maç başı hemen top kontrolünü ele aldılar ve pas yapmaya başladılar. Ama bu pasları kenarlara ve Beşiktaş'ın savunmasının arkasına ulaştıramayınca ön alanda kaptırdıkları toplarda sıkıntı yaşamaya başladılar. Beşiktaş 20. dakikaya kadar aralıklarla üç pozisyon buldu. Bakılırsa eğer bu üç pozisyonun da gelişimin benzeştiği görülebilir. Yusuf'un pasında Bobo'nun taşıdığı top, Toraman'ın uzun pasında Holosko'nun pozisyonu ve Bobo'nun benzer bir pozisyon gelişimiyle taşıdığı topun korner olmasıyla çizgiden çıkan Bobo kafası... hepsinin ortak özelliği iki takımın şablonları ve oyun planları arasındaki fark sayesinde gelişmesiydi. Beşiktaş standart şablonu, tavşansız kadrosuyla sahadaydı ve rakibine pozisyon vermeden pozisyonlar buluyordu.

Sonra Şenol Güneş farklı bir şey yaptı. Teofilo'yu sola yanaştırarak Burak'ı ters kenardan öne çıkardı. Savunma hattını biraz daha geri attılar ve Beşiktaş'ın hızını kestiler. Devre bittiğinde Umut'un ve Egemen'in kaçırdığı iki net gollük pozisyonları vardı. Maç başı oyun planındaki hataya rağmen oyunun 0-0 gitmesi artık kozların Şenol Güneş'in elinde olduğunu gösteriyordu. İkinci yarının başlarında Bobo kendi yarattı ama çok kötü bitirdi. Sonrasında Toraman'ın dikkatsizliği ile kaçan bir başka gol ve bu pozisyon sonrası Şenol Güneş oyuna müdahale etti. 57'de Teofilo çıktı, Ceyhun girdi ve ideal takım tertibine geçiş yaptılar. Bu dakikadan sonra Trabzonspor da üretmeye başladı. Alanzinho'yu rakip orta saha oyuncularının markajından dışarı çıkarma imkanı buldular. Ön alanda kazanılan topları Alanzinho taşıdı ve her çeşit pozisyon ürettiler. Fazladan orta saha direnci üretmesi amacıyla oyuna eklenen Sezer üzerinden hücum aksiyonu dahi ürettiler. Son 10 dakika Beşiktaş orta sahasını boşlatınca oyun temposunu ayarlama hakkını ele geçirdiler ve gol atamadıkları bu maçı istedikleri gibi bitirdiler.

Geçen hafta Mustafa Denizli bir hinlik peşinde koşarken, karşısındaki Roger Lemerre'in her ne kadar seveni az olsa da yeterince saygı değer bir futbol adamı olduğunu pek dikkate almamış olmalı. Lemerre, Vittek'i Beşiktaş savunma üçlüsünün arasına atıp iki kenardaki oyuncularını taç çizgisine yaklaştırarak Beşiktaş'ı fena bozmuştu. Bugün ise Şenol Güneş kötü bir plan yapmıştı ama rakip bunu tabelaya yansıtamayınca yeniden oyunu kendi tarafına çevirdi. Anakaragücü deplasmanında Bobo'nun direkten dönen topu da aynen bu minvalde değerlendirilmelidir. 60. dakikadan sonra maç açık şekilde Trabzonspor'a dönmüştü. Beşiktaş'ın atamadığı gibi onlar da atamadılar ya da bir başka deyişle bugün sahadaki 3 kaleci de yeterince başarılıydı. Bu oldu şu oldu, ama son dakikada yardımcının gözünden kaçmış olan penaltı pozisyonu, telafi imkanı olmadığı için skoru tayin etmiş sayılır.

Beşiktaş'ın bu sezon şampiyonluk yarışına havlu attığı -galiba- 10. maç oldu. Serkan Balcı karşısında aciz durumlara düşen Yusuf'un varlığı, yakın zamanda kadar hiçbir şey oynamadığından yakınılan ama artık yokluğunda takımın pek bir şey oynayamadığı Tello, fiziki durumundaki sıkıntı henüz maçın 10. dakikasında belli olan Ernst, hayalet adam Holosko... derken kaleciler haricinde Toraman ve Üzülmez'in ayakta kaldığını söyleyebiliriz. Takım önümüzdeki sene aynen bu oyunu oynayacak. Olurda performanslar daha yukarıda seyreder ve yetenek artışı sağlanırsa sıkıcı ve tekdüze Beşiktaş futbolu içerisinde daha fazla sürpriz barındırabilir. Tavşansız maç yavan gelir oldu, arz ederim.

Noat Samisa

11.04.2010

10 yorum:

apaç dedi ki...

arkasını sivok-toraman(ki şu an kendisi memleketin hem en iyi sağ beki, hem de en iyi stoperidir) ve ferrari gibi adamların kolladığı bir takımın hücum hattının tümünü
holosko, ekrem gibi vasat isimler oluştursa bile o takım, yarıştan kopmuyormuş.

bir futbol dilencisi olarak, geçen 29 haftadan bunu çıkardım ben.

alper dedi ki...

evet seneyede aynı futbolu oynayacağız.seneyede son haftalara kadar yarışın içersind ekalacağız.ve seneye bu sezonki gibi tello-nihat-tabata-ferrari aynı anda sakatlanmazsa bu hoca bizi yine şampiyon yapabilir.bu sezon hem bizim hem büyük mustafanın şansızlığı sakatların kritik bir yerde ve aynı anda olması idi.bir tek tello bile bize ankaragücü veya ts maçlarından 3 puan getirebilir dki o bile bize fazlasıyla yeterdi şuan için.nasip.ama en azından dünkü burak yılmazı gördükten sonra büyük mustafanın hakket büyük olduğunu ve ulaşılmaz olduğunu bir kez daha anlamış olmakta kar kaldı bana.biliyorum ki bu takımda artık adem dursun-youla-tayfun korkut-okan buruk-mehmet sedef-burak yılmaz-veysel cihan-gökhan güleç-fatih sonkaya-berkant göktan-can erdem-serdar kurtuluş-gökhan zan izlemeyeceğim.biliyorum ki bu takım hocası gibi karakterli topçulardan kurulu olacağı için barış özbekin yaptığı terbiyesizliği asla yapmayacak ve yenilse bile ne rakibe ne hakeme saldırmayacak.biliyorum ki bu takım toraman gibi gerçek beşiktaşlıları gerçek bir beşiktaşlı hocası var diye hak ettiği değeri verebilecek terliksi hoacalara yem etmeyecek.en azındna bir yıl daha.

BJK4EVER dedi ki...

Alper'in de dedigi gibi sakatliklar bizi buraya getirdi. Holosko sevdasini anlamiyorum, bir santrfora gore top tutma ozelligi yok, kanat oyuncusuna gore de teknigi ve adam eksiltmesi yok. Tamamen savunma arkasina kosu yapip 5 metre yaninda kimse olmayacak, anca o zaman randiman saglar. Sozlesme imzalamamiz bence fiyaskodur, ayrica Dunya Kupasindan umutlu olanlar kendine gelsin, Holosko buyuk ihtimalle 1 mac bile ilk 11 cikmaz, cunku ondan once oynayan buyuk Ankaragucunden! Vittek var, anlayin adamin kalitesini. Bu takimin ihtiyaci olan sey Tello, Holosko, Delgado, Tabata yerine cok iyi 2 kanatlara yaratici oyuncu, o kadar. Tabata yerine iyi bir oyuncu alinsaydi, hatta su son haftalarda Tello sakatlanmasaydi su an hala yarisin icindeyiz, ama kismet degilmis.....

yusuf dedi ki...

''hayalet adam Holosko''

sakatlıktan bu kadar mı çıkılmaz yahu, ne oldu bu adama. dünya kupası için daha çok kasması gerekirken, her geçen gün biraz daha kötüye gidiyor :((

sampi dedi ki...

Holosko fizigi en kuvvetli oyuncu takimda normalde. CL oynamanin goturusu bu tip sakatlik ve yorgunluklar oluyor.

Takimin kondisyoneri kovuldugu icin masorle malzemeci beraber calistiriyor olsa gerek. Gecen seneki dirilik yok takimda, sadece Holosko'da degil.

Holosko'nun Bobo'ya yaklastiginda uretkenlik sagladigini goz ardi etmemek lazim. 4-2'lik kupa maci (Fener) sinerji ornegidir. Takim top tutacak pas organizasyonuna sahip olmadigi icin kanatlar uzun kontra toplarla yetiniyor, ceza alanina giremiyorlar.

emireri dedi ki...

ntvsporun sitesinde van bommel ile ilgili bir haber okudum az önce, bence ernstle beraber hiçte fena olmaz, beraber ligin en iyi orta sahası olabilirler, bu ligin çok üzerinde bir ikili olurlar ama aslında benm hayalimde ortasahada ballack ernst ikilisi var. ama benmkisi hayalden öteye geçmez tabi. birde ferrari sivok göbeği yerine oyun bilgisi ferrari kadar yüksek bir stoperi daha alalım isterdim. sivok'a bir türlü alışamadım, güvenemiyorum, her an bir sakatlık çıkaracakmış gibi geliyor.

şu fırvet hattındaki yığılmayı da çözmemiz lazım, aynı takımda hem bobo hem holosko hem nihat hem nobre hem de batuhan. bi ara stoperden bol bişey yoktu takımda şimdi de forvetten. kaldı ki bobo dışında sezon başından beri diğerlerini sahada gördüğümüz yok. takıma katkıları neredeyse sıfır. bu oyuncuların her birinin yıllık maliyeti ne kadar acaba bir fikri olan var mıdır? 4ünün maaşı kafadan toplam 10 milyon lira yapar heralde. 2 tane adam akıllı forvete 5 milyon lira(yaklaşık 3 3,5 milyon dolar yapar) versen on katı randıman alırsın, bunların hepsine de yol ver gitsin. batuhan hariç tabi... evlat o... hadi vaz geçtim bir tane iş yapacak forvet al, 7 milyon yıllık ver ama adamı sahada farkedelim. nerede nouma nerede ilhan mansız, sahada görmek yetiyordu bu adamları. bu takım genelde forvetten yana pek sıkıntı çekmez en azından benm bildiklerim, kabaca saysam, kuntz, amokachi, nouma, ilhan mansız, ahmet dursun, muhteşem üçlü MAF, hepsi forvet değil ama en azından hücumcu, bobo, nihatın ilk yılları, carew, pancu, ferdinand.. yani hep iyi forvetler görmeye alışmış bu gözlere sırıtıyor açıkçası bu adamlar..

voodoo girl dedi ki...

maçı dibimde sessizce izledin o esnada bunları mı analiz ediyordun vay arkadaş maç yazarlığı başka bir şeymiş anladım tamam.

Noat Samisa dedi ki...

Tribünlerin suskunluğunda yine iyi bağırıp çağırdım sayılır, sonra defalarca ''gol olur'' dedim. Bak bunları da söylemezsen darılırım...

voodoo girl dedi ki...

hahaha tabi canım sessizce derken bu görüşlerini hiç paylaşmadın manasında, yoksa totem 'gol olur'larını ve ofsayt pozisyonunu gol zannettiğim an beni sakinleştirmeye çalışmanı unutmadım :)

Noat Samisa dedi ki...

Tamam, bir dahakine maç esnasında Kore takımlarının önliberolarından da bahsederim. Yeter ki isteyin efenim...