Fenerbahçe 1-0 Beşiktaş

Bu sefer farklı bir şey yapalım, sahaya çıkan kadroya değil yedek kulübesine bakalım. Sakatlık dönüşü aklını hastane odasında bırakan Holosko, aylardır bir ince iş yapacak umuduyla beklenen Yusuf, Eskişehirspor maçından önce hiçbir şey, sonra pek bir şey oynamıyor olan Uğur, kadro oyuncusu Necip, sene boyu yüzüne bakılmayan Rıdvan ve evlatlıktan reddedilen Serdar Özkan. Kim oynasın, kim tavşan olsun? Ne diyeyim ki ben Mustafa Denizli'ye? Maça başlayan kadrodan memnundum, maç sonu da Hoca oyun planını maçın seyrine uyarlayınca resim netleşti. Elde başka hazır, fit, formsuz olmayan adam vardı da Denizli mi oynatmadı? Beşiktaş için tablo bu kadar net iken sahadakilerden Tello, Toraman ve Ferrari'nin de hafta içi idmanlarının ancak ikinci yarısına katılmış olmaları galibiyet ihtimalini daha da azaltıyordu. Ama iyi bir maç senaryosuyla her zaman şans vardı. Zaten umut olmadan taraftarlık olmaz.

Fenerbahçe'deki tek soru işareti Vederson mu Özer mi? idi, Beşiktaş'ın sağ bek Kaş tercihine karşılık doğru olan Özer seçilmişti. Alex faktörünü sıradan bir hücum oyuncusuna törpülediğinizde sahadaki takımlar hem hücum hem de savunma yönüyle aşağı-yukarı birbirine denk sayılırdı. Ama Alex başka... Topu santrada taca vurdu, üst üste üç taç atışının sonundaki ani baskı Alex'in sihirli ayaklarıyla Fenerbahçe'ye golü getirdi. Sonrasında devre boyunca hiçbir şey yapamayan bir Beşiktaş'a karşı eğer rakip gaflete düşerse pozisyon üreten Fenerbahçe'yi izledik. Oyun çok rahat 2-0'la kopabilir ve bir daha asla Beşiktaş'ın eline gelmeyebilirdi. İkinci yarıda ise aslında hiç özel bir şey olmamıştı ama oyun birden tam terse döndü. Beşiktaş pas yapmaya başladı, beklerini oyuna kattı, savunmasını orta yuvarlağa kadar çıkarıp tüm rebound'ları topladı. Fenerbahçe tıpkı ilk yarıdaki Beşiktaş gibi oynamaya, Güiza'dan tüm yarı sahayı kontrol etmesini istemeye başladı. Tello'nun duran topları birinci direkten öteye kaldıramadığı bir günde ilk yarının Beşiktaş adına en kötü oyuncusu İsmail kıpırdandı ve sürekli Bobo'ya yaklaştı. Uğur'un da istekli oyunuyla 55'te sonra soldan gelişen iki aksiyonla 2 penaltı üretildi. Birini hakem atladı, diğerini de Bobo kaçırdı. Beşiktaş'ın maç boyu tüm hücum etkinliği bu, lakin şu takım Tello da bir tane iyi duran top kullanamamışken ancak bu kadarını yapardı. İkinci yarıdaki oyun ışığında skor eşitledndiği takdirde maç Beşiktaş lehine dönmeye meyilliydi. Yine Kasımpaşa, Eskişehirspor, Ankaragücü ve Trabzonspor maçlarında olduğu gibi Denizli'nin kısıtlı imkanlarda ürettiği skor planlarının tuttuğu ama bu kez bir başka sebepten çöpe giden bir başka izledik. Penaltı düdüğünden sonra sahada futbol namına hiçbir şey olmadı ve maç 1-0 Fenerbahçe galibiyetiyle sonuçlandı.

En son Man Utd-Liverpool maçında Fernando Torres'in penaltı noktasını tekmelediğini görmüştüm. (Meraklısına video) Ferguson bu harekete sarı kart çıkmayışına çıldırmış, Benitez'le kapışmıştı. 20. dakika civarı Torres bu kez bir başka nedenden dolayı sarı kart görünce Ferguson yine yerinden fırladı ve dördüncü hakeme ilk pozisyonun hesabını sordu. Torres'inkinde sistematik bir kazı faaliyeti yok tabii, ama sportmenliğe aykırı hareketten en az ihtar olmalıydı. İstanbul'da amatör takımlarında sahalarının pek çoğu artık suni çim olduğundan bu geleneksel yöntem işlemiyor, ama görüldüğü üzere ''koskoca'' futbolcular ne kadar küçük hesapların peşinde. Bundan sonra penaltı noktası kavgaları izleyeceğiz. Tavsiyem, penaltı kazanan takım oyuncularından en az biri mutlaka penaltı noktasının üzerine otursun ve top yere konulana kadar da yerinden kalkmasın. Yoksa bu stratejik(!) nokta ilhak edilebilir. Günler boyu Bursaspor-Antalyaspor maçındaki saçmalığı dinledikten sonra topun kazılan penaltı noktasının içine konulmadığına dair itiraz gelince tüm bu hengame anlamsızlaşıyor. Seneye de oynayacağız bu maçı, bir sonraki sene de; ama Bilica en fazla 1 ya da 2 derbi daha oynar ve şu yaptıkları her defasında masaya gelir. Gollerden başka bir de dirsekler, tokatlar, saç çekmeler unutulmaz; geriye kalan ne varsa iki gün sonra çöp olur. Hafta boyu penaltı çalışan Bobo çok kötü vurdu ve sahadaki futbola dair konuşulacak ne varsa Volkan'ın kurtarışıyla bitti.

Sezon başı Ali Sami Yen'de benzeri bir seyirde giden oyunda hakemin ıskaladığı bir kırmızı kartın dönüşü gol olmuş, maç 3-0 bitmişti. Sezonun ilk yarısında yine ortada giden bir başka derbide ilk yarıda Gökhan Gönül'e yapılan penaltı pas geçilmiş, sonrasında maç başka bir hikaye yazmış ve oyun 3-0'a gitmişti. İki maçın da hikayesine bakıldığında skorlar sahadaki oyunla net olarak örtüşmez. Hakem maç hikayesinin belki merkezine oturmuştur, belki yanına sokulmuştur; eğer bir yanlışı olmuşsa bir şekilde maça dahil olmuştur. Maç hikayesinde kendine yer bulur ve sonra sahneden çekilir. Sezon içinde elbet sağlaması yapılır. Maç biter, dünyanın her yerinde hakem konuşulur. Ama keşke bizim ülkemizde de hakemi sadece Denizli ve diğer hocalar konuşsa. Maç hikayesi bir yana, Hüseyin Göcek bugün şu maçı berbat yönetti. Çıkardığı istisnasız tüm sarı ve kırmızı kartlardan daha ağırları maç içinde oldu, ama hepsini pas geçti. Oyunculardan her seferinde azar işitmesi maç başında olursa oyuncuların kötü niyetidir, ama maç sonunda da oluyorsa iyi-kötü bir şeyler gösterir. Sanırım bu akşam ülkemizin tek FIFA referanslı hakem koçuna sahip hakemi Hüseyin Göcek'in parlak olması beklenen kariyeri bitti.

Saha içine bakıldığında konuşacak fazla bir şey olmayan bu maçtan geriye kısır tartışmalar kaldı. Alex maç başında bir sihir yarattı ve takımını şampiyonluk rayına soktu. Beşiktaş bu kez şampiyonluk yarışına fiilen havlu attı. Ben takıma bu akşamki oyun için teşekkür ediyorum, bundan fazlası olamazdı. Takım muhtemelen son haftaya 67 puanla çıkacak ve büyük olasılıkla şampiyonu belirleyecek. Bu vakte kadar Dolmabahçe'de iki maç var, ikisinin de olabildiğince keyfini çıkarmak istiyorum. Haftaya ligin altının da üstünün de düğümü Dolmabahçe-Kasımpaşa-Mecidiyeköy üçgeninde çözülecek, umarım bu kez tüm maçların seyri keyifli olur.

Noat Samisa

18.04.2010

14 yorum:

Falagar dedi ki...

Dinginliğine ve sakinliğine hayranım açıkcası.Kötü gün taraftarı olmak böyle bir şey sanırım.YD'nin bitmek bilmeyen yanlışlarına,Denizli'nin usandıran tavşanlarına,yetersiz kadronun getirisi olarak sahada çaresiz kalınmasına rağmen bu dinginliği nasıl yakalıyorsun,akıl alır gibi değil.Türkiye'de en imrendiğim taraftar prototipi sensin açıkcası-bizzat tanımasam da blog sayesinde tanımış gibi oldum-keşke herkes takımına ne olursa olsun destek verebilse.Takımım Cimbom adına böyle kararlar verilseydi herhalde 2 hafta kendime gelemezdim.Bir de seneye sence Mustafa hocanın da kalması kesinleştikten sonra,kadro(ilk 11)nasıl şekillenir?.

Jean-Pierre dedi ki...

SİNDİREMİYORUM. SİNDİREBİLİYOR MUSUNUZ?

Sizce emre belözoğlu'nun şansı yaver gitmese,futbolcu olamasa şu an ne yapıyordu?
Dik taktığı şapkası,elinde tesbihiyle Zeytinburnunda semt kovalıyor olurdu.

Ya Bilica? Muhtemelen Brezilyada bir suç örgütünün elemanıydı.

İşte bu ciğeri beş para etmez,iki gram beyni olmayan insanlar,benim gibi gelecek kaygısı yaşayan üniversite öğrencilerinin,düşüncüleri,zekaları karşısında önümü ilikleyeceğim abilerimin gözü önünde milyon dolarlar alıp akşamımızı zehir edebiliyorlar.

Yeniliriz,yeneriz önemli değil.Fark yeriz yine sindiririm.Ama benim aslan yürekli İbrahim Toramanıma yapılanları görünce işte orda 'Dur aga' derim.

Açık açık söyleyim ben ülkemden daha çok seviyorum Beşiktaşımı,siyah beyazımı.Hiç bir gerizekalı benim kutsalımı kirletemez.
Sizlerinde eminim en az benim kadar değerliniz bu renkler,bu arma.

''Saçmalıyorsam sinirdendir,ama gelin şu biicayı dövelim.
Muhtemelen yarın istinye parkda olacaktır.Zaten bir sergi,bir tiyatro,bir sahaf gezmesini bekleyemeyiz.
Bu bir çağrıdır,olası tüm yaptırımları üstleniyorum.Evide bulunur,idman sonrası çıkışta arabasıda.Kim istemez bu akşamın hıncını çıkarmak.Aynı teklifim emre belözoğlu içinde geçerli.O hafta içi mutlaka akmerkeze uğrayacaktır her hafta olduğu gibi.
Cevap olarak mail bekliyorum.''

İşte fenerli olsam bunu yapardım,ama hayır!
Gelin hiçbir kaba kuvvet kullanmadan,Beşiktaşlılığımızı en güzel şekilde göstererek o iki gerizekalıya en yaratıcı,en zeka dolu eylemimizi yapalım,sessiz kalmayalım bu akşam olanlara.Burdan yazarak,aramızda tartışarak olacak iş değil.Eylem yapalım! Büyüklüğümüzü gösterelim.

Var mısınız ?

matiasemilio dedi ki...

tsl benim için bitmiştir,Beşiktaş tabiki ebedidir..bundan kelli farklı ligleri takip edeceğim,prömiyer ligi,la ligayı,seri ayı,ne biliyim isveç alsvenskan ligini,norveç adekoligeni filan..hem bodo gılimt de küme düşmüş norvecte,onu izlerim biraz..trde kim şampiyon olmuş kim düşmüş kim kümede kalmış umrumda değil..forza Beşiktaş,forza bodo gılimt ve tabi forza totnım..

soLid kid dedi ki...

Bilica denen densiz inan ne futbola yakışıyor ne de insanlığa! Bu kadar ucuz hesaplar peşinde koşan bir insanın böylesine insanların anlam yüklediği bir maçta yaptığı bu terbiyesizlik(ler) beni fazlasıyla utandırmıştır. Yazıktır günahtır. Futbol güzel bir oyun. Kitleleri peşinden sürükleyen bu oyunda böyle adamların yeri yok. Yazın için teşekkürler. Çok güzel ve objektif. Umarım şampiyon bile olsa fener, bilica denen herif gider : )

benden bu kadar dedi ki...

abi ellerine sağlık.. objektifliğin için binlerce teşekkür..

rasimkn dedi ki...

Okumaktan en hoşlandığım blogdur burası o yüzden içimden bu gece futbola dair ölen bazı parçaları kurtarmak için gene buraya geldim.Bir itiraf bu sene Barcelona'nın şampiyonlar ligini almasını Beşiktaş'ın şampiyon olmasından daha çok önemsiyordum ama şu anda salı günkü maça dair hiçbir heyecan hissetmiyorum. Takım Liverpool'dan 8 yerken bile demirören-engin gider belki bi işe yarar diye düşünen ben,bu gece için herhangi birşey düşünemiyorum,sadece kafa ağrısı ve mide bulantısı.Haftada 10 maç seyredip bıkmayan beni bile futboldan tiksindirmek büyük başarı harbiden.Maç kaybetmek,takımının elenmesi,hatta şampiyonluk kaybetmek böyle bir acı yaratmadı bende.Çünkü yeni bir maç,sezon,yarışma vardır hep ve ikame edilir işte.Bu maçın yarattığı his neyle ikame edilir işte o sorun.Bu bahsi kapatalım deyip toptan masayı yıkmak en kolayı gözüküyor.Sadece maç değil,bu geceki genel futbol ortamı,netteki tartışmalar hepsi özel hazırlanmış 'bırakın bu işleri,hayatınızın tadını çıkarın,manyak mısınız' tezi içindi heralde.Kusura bakma Noat üstad,çok kişisel oldu,ağlama duvarı gibi kullanmış oldum ama benim futboldan aldığım zevki 3-5 katına çıkardığı için bu geceden sonra buraya sığındım.Genel olarak yazdıkların için de koca bir teşekkür bakış açımı genişlettiğin için.

helldoradotcom dedi ki...

Akli selim bir yazi olmus, ben dahil cogu besiktas'linin olamadigi kadar hem de! Burada uzerinde durulmasi gereken nokta hakemden rahatsizligini gunler oncesinden ortaya koymus olan Besiktas kulubunun cezalandirilmasidir. Milyonlarca dolarin dondugu bir ortamda 2 tarafin da itiraz etmedigi bir hakem secilmesi mantikli olmaz miydi? Cuntaci rejimin bir devami niteliginde Besiktas'in basini ezer gibi istemedigi yegane 2 hakemden birisi olan kisiyi maca vermenin anlami nedir? Bunlarin disinda Besiktas'in mac boyunca kazanmayi hakedecek en ufak bir oyun ortaya koymadigi bir gercek AMA Lugano'nun elle oynamasi, Bilica'nin israrla atilmamasi, Emre'nin kartsiz olarak oyunu bitirmesi kadar gercek! Umariz kalan maclarda ridvan'i, necip'i ve de ismal'i izleme sansi bulabiliriz. Fenerbahce'ye gelincetebrik etmekten baska birsey gelmiyor elden. Kasimpasa ve Eskisehir engellerini asabilirlerse sampiyon sayilirlar..

varol döken dedi ki...

yazdığınız kadar iyi de oynuyorsunuz bu oyunu sayın noat:)

aydın dedi ki...

Hocam Lugano pozisyonu nasıl penaltı oluyor?
Yerde kayan futbolcunun destek koluna çarpan bir top var sadece?
En fecisi eğer Türk hakemliğine göre bu penaltıysa çok ilginç.

Noat Samisa dedi ki...

Eminim o pozisyonu bir değil çok kere izlemişsinizdir. Ortada bir top taşıma var, çarpma değil. Lakin yazı üzerinden o pozisyonu nasıl anlatırsam anlatayım aksini düşüne birini ikna edemem, edemedim de zaten. Benim bu sayfa altında objektif olmak gibi bir derdim yok, ben Beşiktaşlıyım. Ama klavyenin kemiği var, bunu biliyorum. Bu da çok önemli değil, keza bu pozisyon da hakemin dün akşamki performansındaki basit sayılabilecek hatalarından biri. Beşiktaş'ın iki hücum aksiyonundan biri olduğu için ve o dakikalarda oyun Beşiktaş tarafına geliştiği için Beşiktaş açısından değerliydi. Sonra iş döner dolaşır kısır hakem geyiklerine gelir, tek tek pozisyon yorumlarız falan. Ben buna klavye üzerinden girmek istemem.

Diğer yandan Türk hakemliğinin genel itibariyle İngiliz veya İspanyol hakemliğinden pek farkı yok, bunu biliniz. Sıkıntı ortamla alakalıdır. Dün akşam Hüseyin Göcek için üzüldüm. 2016'da maç yönetebilirdi, harcandı.

Kalten dedi ki...

Gönül ister ki Bursaspor maçına Rıdvan ile, Ali Kuçik ile ve paf takımın geri kalanı ile çıkalım, sezona güzel-güzel veda edelim......

emireri dedi ki...

sezonun geri kalanı oynamayanların olmalı, gelecek yıl kadroda tutulmak istenen gençlere takımın bankolarıyla beraber fırsat verilmeli, rıdvan, necip, ismail, batuhan, ali kuçik oynamalı. tello, fink, holosko, bobo ise tribünde veya yedek kulübesinde yer bulmalı. kalmak istiyorsa, bir şans daha geyiğine girmek istiyorsa serdar özkanada 11de yer verilmeli. sezon bu maçla beraber bitti zaten, kim şampiyon olmuş, kim düşmüş kalmış önemli değil. avrupa falanda hikaye, Euro Cupa katılmakta maddi açıdan birşeyler getirmediğine göre, bir iskelet oluşturalım. kalan maçlar; sivas, dbakır, manisa ve bursa. bu maçlardan daha iyi bir test olamaz. 3ü düşmeye biri şampiyonluğa oynuyor. eğer bu adamlarda ışık varsa bu maçlarda ortaya çıkacaktır, yoksa kadroda tutmanın anlamı yok. 4 haftalık süre bence bir oyuncunun kumaşını anlamak için fazlasıyla yeterlidir. bu adamların performansına görede gelecek yılın transfer kurgulamasını yaparsın...

Cengiz GÖRAL dedi ki...

Bilica'ya sallıyan arkadaşlar, objektif gözle İbrahim Üzülmez'i bir izlesinler bakalım. Bu ligde ondan daha büyük emek hırsızı varmı...
Siz zannediyorsunuz ki sadece siz futbol izliyorsunuz, siz tarafsınız..
Bilica'nın yaptığı hareket tabiki tasvip edilemez. Fenerbahçe taraftarının yarısı şuan Bilica'nın gönderilmesini istiyor.En azından bir tepki var. Siz yıllarca emek hırzıslığı yapan İbrahim Üzülmez için en ufak bir tepki koydunuz mu ? Yada hakkınızın yendiği 6s maçlarında. Keita'ya ne tepki verdiniz ?

gurhan dedi ki...

@cengiz göral
vahap beyaaazz!! ahmet çaaaakaaarrr!! şerefsizssin galatasaray ! diye gırtlağımızı az patlattık sanıyorsun ya da yaşın tutmuyor.
İstersen size de şerefli-onurlu bir beste yaparız pekçok başka örnekleri gibi...
Üzülmez ile Bilica'yı kıyaslamaktansa, GS'li Emre ile FB'li Emre'yi kıyaslamak veya Arif mi daha büyük hırsız yoksa Bilica mı daha onursuz , bu da olabilir.