Tottenham 2-1 Arsenal

Premier League'de bu sezon geçen sezona kıyasla daha az mükemmel maç seyrettik, kabul. Big Four maçlarının ateşleyicisi Liverpool güçten düşünce büyük beklentilerle izlenen maçlar sözlerini tutamadılar. Geçen sezonki üç 4X4'lük maçın birinde emeği olan Tottenham'ın geçen sezon Liverpool'la oynadığı maç 0-0 bitmişti, ama ben o maçı en az 4-4 biten maçlar kadar çok sevmiştim. Bugün 2-1 sonuçlanan şu maçı da en az onlar kadar beğendim. İki takım da muhteşem oynadı, elinde ne varsa sahaya koydu. Tribün de sahadaki oyuna uydu, her yaşanana alışılmadık bir gürültü ile reaksiyon gösterdiler ve ortaya sezonun en iyi maçlarından biri çıktı. Tottenham kazandı, CL umutlarını tazeledi. Arsenal kaybetti ve bu sezon şampiyonluk yarışına 4. kez havlu attı.

Tottenham:
Gomes, Assou-Ekotto, Dawson, King, Bale, Kaboul, Huddlestone, Modric, Rose, Pavlyuchenko, Defoe
Subs: Alnwick, Bentley, Crouch, Gudjohnsen, Bassong, Kyle Walker, Livermore

Arsenal: Almunia, Sagna, Campbell, Vermaelen, Clichy, Eboue, Diaby, Denilson, Rosicky, Bendtner, Nasri
Subs: Fabianski, Eduardo, van Persie, Walcott, Silvestre, Merida, Eastmond

Gecenin sürprizi ilk kez bir EPL maçına çıkan 90 doğumlu Danny Rose'du. Lennon sakatlandıktan sonra önce sol kenar Modric-sağ kenar Krancjar denendi; ama her iki kenarda da dışa çalım atan bir oyuncu olmayınca Spurs'ün oyunu sıkışmaya başladı. Bunu gören Redknapp takımın Lennon'ın yokluğunda kaybettiği hızı ters kenara Gareth Bale'ı koyup Luka Modric'i ortaya çekerek sağlamaya çalıştı. Pavlyuchenko'nun santrafor oyunu da buna yardımcı oldu. Krancjar'ın düşen formu ve sakatlıkları sürecinde de sağ kenar için zorunlu olarak Bentley'yi yeniden rehabilite etme seansları sürdü, lakin pek başarılı olduğu söylenemez. Redknapp, bu akşam yine Krancjar'ın olmadığı bir günde Bentley'ye güvenmedi. Kariyeri boyunca en iyi bildiği işi yaparak henüz 20'sindeki bir genç futbolcuyu çekinmeden sahaya sürdü. Sağ kenar Rose'a emanet edildi, arkasına da stoperden bozma Kaboul konularak Rosicky'nin Clichy'yi beslemesi zorlaştırıldı. Rosicky sürekli içe katetmeye zorlandı, kalabalığa girmek zorunda kaldı. Galibiyet planın birinci aşamasında eksik Arsenal'in kısıtlı silahlarını durdurmak vardı. Sadece rakibi durdurmakla kalmayan Rose, maçın 10. dakikasında sezonun en güzel gollerinden birini attı. O topa öyle vurmak başka, vurmaya karar vermek çok daha başka güzel. Almunia alabileceği topu tokatladı ve kalesinde hiç beklemediği bir gol gördü.Rose'un enfes golünden önce de maç fazlasıyla hızlı başlamıştı. Arsenal'in bir topu çizgiden çıkarken Spurs Pavlyuchenko'yla gole çok yaklaştı. Tottenham 10. dakikaya yaklaşırken kısa süreli bir baskı kurdu ve sonucunda gole ulaştı. Bu dakikadan sonra Arsenal topa hakim oldu ve ısrarla boşluk aradı. Maç sonuna kadar hiç bıkmadan denediler, araştırdılar. Tottenham ise özellikle ilk 60 dakika muhteşem savunma yaptı. Güçlü alan savunmalarına her seferinde başarılı uyguladıkları kontra atak oyununu eklediler. Devre sonuna doğru sürekli ikinci topları kazandılar, ikili mücadelerde sürekli ayakta kalan taraf oldular. Bir ara Arsenal hiç boşluk bulamaz hale geldi. Pas yaparak rakibi geri ittiler ama topu savunma ile orta saha hattı arasına çok nadir geçirebildiler. Rakip ceza sahanın 15 metre uzağında çizdikleri bir yayda sürekli boşluk aradılar. Sayısız final pası yanlış koşular sebebiyle boşa gitti, dakikalar ilerledikçe rakibin direnci arttı. Arsenal'i durduran Spurs, kazandığı topları çok çabuk kullanarak iki-üç pasta rakip kaleye indi ve yeni pozisyonlar yakaladı.Henüz ikinci devrenin başında skoru 2-0'a getiren gol de en az ilk gol kadar güzeldi. Önde kazanılan topta Defoe sola açıldı, topu sırtı dönük alarak alan boşlattı. Onu boşalttığı alana sol kenar adamı Bale girdi ve koşusunu uzak direğe yönlendirdi. Pavlyuchenko'nun feyki, Defoe'nin peşinden giden sağ stoperin kademesini alan Denilson'u üzerine çekerek Bale'ı Silvestre'yle teke tek bıraktı. Çok çabuk gelişen alan ve mevkii değişimleriyle bozulan kademelerde en büyük hatayı Sagna yaptı, edilgen br savunma yaparken ofsaytı bozdu. Defoe, değme 10 numaralara taş çıkartacak muazzam bir pasla Bale'ı buldu ve Bale de ağları gördü. Tüm bu aksiyonun gerçekleşmesi için 5 saniye yeterli. Spurs rakibini adeta kendi silahıyla vurdu. 2-0'dan sonra Wenger risk aldı. Arsenal'in sol kenarı çalışmıyorken rakibin güçlü solunu Walcott'la tehdit etmeyi planladı. Bu plan 65'e kadar pek tutmadı, hatta Bale'a daha fazla cesaret getirdi. Dakikalar 68'i gösterirken Robin van Persie 5 ay sonra ilk kez oyuna girdi ve topla ilk kez buluştuğunda muhteşem bir santrafor çalımı attı. Son 11 maçta 9 gole ulaşan Bendtner'ın oynadığı ve takımın muhtaç olduğu gezgin santrafor oyununu dünyada en iyi oynayanlar biri olan van Persie hemen fark yarattı. Arsenal her hücumunda topu van Persie'yle buluşturdu, gol de bu sayede geldi.
Arsenal'in golünden önce Gomes'in yaptığı 3 kurtarış da en az goller kadar, maç kadar muhteşemdi. İki van Persie şutunu mucizevi şekilde çıkardıktan sonra Campbell'ın yakın mesafeden vurduğu kafayı insanüstü bir refleksle karşıladı. Huddlestone'ın sahaya koyduğu güç, Modric'in sürekli ikili mücadelere girmesine rağmen halen sağlıklı tutabildiği oyun zekası, Defoe'nin muhteşem asisti, King'in toplu çıkışları ve Bale'ın tıbbı çaresiz bırakan ciğerleri... hepsi ayrıca heyecan vericiydi. Diğer yandaysa Nasri artık Fabregas rolüne alıştı, bundan sonra kenarda oynayacağını sanmıyorum. Diaby'nin soğukkanlılığı, RVP'nin ağır sakatlık sonrası muhteşem dönüşü maçı seyrine doyum olmaz kılan faktörlerdi. Premier League'in en meşhur Judas'ı Sol Campbell, White Hart Lane tribünlerince maç boyu bir kez olsun sektirmeden ıslıklandı. Sonuçta bu bir derbi ve her derbinin elbet böyle bir hikayesi vardır.

İki takımın da eksiklerine rağmen kazanmak zorunda olmaları sayesinde muhteşem maç oldu. Spurs uzun süre sonra Arsenal'i mağlup ederek Wenger'in çomak soktuğu rekabette yeni bir sayfa açtı. Redknapp bu takımda kaldıkça her sene üzerine koyacaklardır. Wenger ise yeni projesinde 4. sezonu bitirdi. Artık para harcasa, en azından kulübeye yatırım yapsa hiç fena olmayacak. Yoksa kariyeri de yetiştirdiği oyuncular da şu güzel takım da yeni patron tarafından çöpe gönderilecek. Son Kale 1.5 yıl gecikmeli de olsa düşmek üzere...

Noat Samisa

15.04.2010

3 yorum:

non of your business dedi ki...

takıldığım nokta şu ki: walcoot oynayack durumdaysa ve elindeki kısıtlı yetenaklerden biriyse niye sonradan girer ki kazanmak zorunda olduğun bir maça. aynı şekilde van persie de sakatlıktan yeni çıktı ama onu youna almak için 70'e kadar beklemenin mantığı nedir. belki 10-15 dk önce girse herşey daha farklı olabilirdi. arsenal'in bu kadr saktlığa rağmen geldiği yer ciddi başarıdır. ama sezonun belki de en kilit maçı sanki biraz ucuz kaybedildi.
ayrıca evet bendtner'i sevmiyorum:)bendter kaçırdıkça kameranın persie'ye çevrilmesi yanlız olmadığımı gösteriyor galiba.

Alper Başaran dedi ki...

Tottenham 11 kişiyle topun arkasına geçerek öyle bir alan daralttı ki; Arsenal'in görünürdeki en yaratıcı iki elemanı Nasri ve Rosicky rakip 18 civarında parmaklarını sokacak bir delik bulamadı. Van Persi girdikten sonra savunma arkasına atılan 2 topla yakalanan pozisyonlar ( biri Gomez'in çıkarttığı vole, diğeri de yay civarında serbest vuruşa sebebiyet veren pozisyon)Hollandalının Arsenal için ne demek olduğunu bir kez daha gösterdi. Umut golünü erken bulsalardı belki oyunun akışı değişebilirdi.

Tottenham'ı da kutlamak lazım. O kadar geri çekilmelerine rağmen kaptıkları her topta 2-3 pasla kontraya çıkmaları, o müthiş tempoları ''Neden bizim takımlarımız böyle oynayamıyor arkadaş'' diye isyan ettirecek cinstendi. Derbiye yakıştı.

matiasemilio dedi ki...

bale gerçekten cok keyif veriyo bana ve tabi tottenham da redknappla mükemmel gidiyo..birkaç yıl bu ivmelerini sürdürerek,bir big fouru big five'lestireceklerini düşünüyorum..(manCitynin gidişi de premier ligin tadının en az beş yıl daha bu mükemmellikte seyredeceği düşüncesine itiyo beni)