Barry'siz İngiltere

Fabio Capello göreve gelişiyle birlikte önce beyin yıkadı, birlikteliği sağladı. Zihnen iflas etmiş futbolcuları kendi yoluna inandırdı, özgüven aşıladı. Ama üst düzey futbolda inanmak yetmiyor, başarmanın yarısı bile etmiyor. Şurada İngiltere'nin muhteşem eleme grubu performansının esas sebeplerini açıklamaya çalışmıştım. Takımın en kritik elemanları sırasıyla Rooney, Lampard, Barry ve Ashley Cole idi, bu dörtlünün elemeler sürecinde şablon içindeki rolleri, İngiltere'nin elemeler sürecindeki başarısının üzerine oturduğu temeli oluşturuyordu. Cole ve Rooney sezon sonuna doğru sakatlandılar, formları sezon zirvesinin altında kaldı. Lampard istisna, başından sonuna muhteşem bir sezon geçirdi. Gareth Barry ise çok kısa zaman önce sakatlandı, durumu belirsiz. Capello'nun elinde pozisyon bilgisi ve oyun zekası bu denli yüksek olup, aynı zamanda Barry kadar iyi pasör olan bir başka orta saha adamı daha yok. Onun yokluğu pas kalitesini ve oyun temposunu etkiler, bu da üretkenlik sıkıntısı sonucunu doğurur ve Rooney belirsizliği de sürerse son üç turnuvadaki kabız İngiltere geri döner. Huddlestone ve Carrick birincil orta saha rolüne uygun oyuncular olarak, her iki orta saha adamının da üçlü orta sahanın iç oyuncusu gibi oynadığı asimetrik Capello düzeninde zayıf kalırlar. Orayı kotarması muhtemel adam Scott Parker, ama o da bir gömlek aşağı düşme anlamına gelir. Diğer ihtimal James Milner'ın hazırlık maçlarında denenmesi gerekiyor, ne göstereceği meçhul. Uykuları kaçan Capello, turnuvaya 1 aydan az süre kala üçlü savunmayı düşünüyor. BBC'nin haberine göre eğer Barry'nin iyileşmesi beklenenden uzun sürerse İngiltere 3-5-2 oynayacak.

İngiltere ulusal takımı üçlü savunmayı en son 2006 yılı sonbaharında Hırvatistan deplasmanında kullandı. 2-0'lık mağlubiyet sonrası menajer Steve McClaren, kaleci Paul Robinson'ın peşine takılarak aforoz edilmişti. Bu hikaye ''Wembley'de açılan şemsiye'' ile son buldu. Middlesbrough'yla UEFA Kupası Finali'ne yürürken zaman zaman üçlü savunma kullanan McClaren, Terry Venables'ın Euro 96'da kullandığı ve Glenn Hoddle'ın bir süre devam ettirdiği 3.5.2'nin ardından bu şablonu ulusal takımda kullanan ilk hocaydı. Bu değişim 1966'daki Dünya Kupası'ndan bu yana dörtlü savunmadan şaşmayan İngiliz'leri tarihinde ikinci kez Dünya Kupası'nda yarı finale çıkararak iyi sonuç vermişti. Aynı şekilde Euro 96'da yine 3.5.2 oynadılar ve ilk kez bir Avrupa Şampiyona'sında yarı finali gördüler. Ama sonuç değişmiyordu. İngiliz'ler tıpkı Alman'lar gibi 3.5.2 oynuyordu, ama her zaman Almanlar penaltılarla kazanıyordu. (Gary Lineker'in meşhur sözünün esas sebebi işte bu sistem tartışmalarıdır.) Şablon değişiminin ulusal takımda olumlu sonuç vermesi, Heysel Faciası nedeniyle uzun süre kendilerini Avrupa'da sınamaktan men edilen kulüp takımları için çıkış yolu oldu. Mesela Martin O'neill'ın 1995-2000 Leicester City'le kazandığı başarılar çoklukla üçlü savunma ile gelmişti. Diğer çıkış yolunu ise Kıta Avrupası'ndan gelen hocalar açtı. Arsene Wenger'in dinamik 4.4.2 yorumu, Man Utd'ın trend futbola ayak uydurmasını gerekli kıldı. Zaman içerisinde Jose Mourinho ve Rafael Benitez başta olmak üzere İngiltere'ye gelen yabancı hocalar ve yabancı futbolcular Premier League'in futbol kimliğinin oturmasını sağladı.

David Beckham kamp ve turnuva boyunca takımla birlikte olacak, eşofmanla kulübede oturma ihtimali var. Üçlü savunma fikri, düşüncelerine değer verilen futbol adamlarıyla paylaşılmış. Geri dönüşler olumlu. Gareth Barry'nin öngörülen iyileşme süreci sapma gösterirse yeni şablonu Alp'lerde yapılacak kampta çalışacak, hazırlık maçlarında deneyecekler. Capello pragmatizmi İngiliz'in futbola bakışıyla uyuşuyor; ama kimsenin şampiyonaya 1 aydan az süre kala yeni denemelerin sürprizlerine tahammülü yok. Dunga'nın Brezilya'sının esnek 4.2.3.1'indeki 3.5.2 yorumu, Kuzey Kore ve Şili'nin elemelerde gösterdikleri ve son olarak İngiltere'nin üçlü savunma oynama ihtimali... 2006 Almanya'da tek üçlü savunma takımı Hırvatistan'dı. Futbol yine kendi helal dairesi içinde bir gezintiye çıkmaya hazırlanıyor, sen hala ''bunlar CM/FM'den başka yerde bi' anlam ifade etmez, o bitti, bu öldü'' diyorsun. Olmuyor.

Noat Samisa

14.05.2010

7 yorum:

ihk dedi ki...

scolari de 2002'de zaman zaman 3'lü defans oynatmıştı. elinde cafu ve roberto carlos olduğu için kanatlarla ilgili bir sorun yaşamamıştı.

aydın dedi ki...

Son cümle çok doğru.
Yalnız İngiliz takımlarının dönüşümünde kronolojik bir hata var gibi.Manchester takımının oynadığı futbol Jose Mourinho'nun Chelsea'ye oynattığından esinlendi.
Bir farkla, Ferguson transfer yerine kendi futbolcusunu kendi geliştirdi.Rooney-Carrick-Fletcher.

Noat Samisa dedi ki...

ihk,

2002 Dünya Kupası yarı finalistelerinin tamamı, en az bir maçta üçlü savunma kullandılar. Biz üçlü ile başladık, dörtlüyle bitirdik. Güney Kore her maça üçlü başladı. Brezilya da gruptan sonra üçlüye döndü. Keza Almanya.

aydın,

Henüz Chelsea ortada yokken Wenger-Ferguson kapışmasının ilk devresi sürekli Wenger lehine sonuçlandı. Yeni yüzyılla birlikte Man Utd'ın oyunu radikal değişimlere uğradı. Mourinho'nun gelişi bir başka yol açmıştır.

guner dedi ki...

Durumu çok güzel açıklamışsın, söylenecek bir şey kalmamış yine. Benim aklıma eski düzen/3-5-2 arasında gidip gelen bir grup maçları dönemi geliyor, sonrasında kemikleşecektir düzen. 3-5-2 yazılıp çiziliyor, zonal marking'de örneğin çok hoş açıklanmış, Barry'nin yerine geçecek oyuncunun klasman düşürmesinden bu, ama Capello'nun aklında Milner'ı orada denemek vardır diye düşünüyorum. Oyun tarzı olarak Barry'e en yakın Parker fakat ilk 11 oyuncusu değil, Milner agresiflik/dinamizm/pasör/şutörlüğüne rağmen Barry gibi kesici değil, mesela kesin olarak Barry'den daha çok koşacaktır, hücuma da daha çok destek verecektir ama takımın beklediği oyuncuya onun kadar yakın değil. Şayet bu rolü de becerebilirse, şu şahane sezon daha da bir taçlanır onun için, takımda kalması için de mutlak surette iyi bir forvet alınır. 3-5-2'deyse Huddlestone ve her türlü formsuzluğuna rağmen mutlaka ki Carrick çok yararlı olacaktır. WC iyice yaklaştı, havası, şu muhabbetleri ayrı bir keyifli. Ah biz de orda olabilseydik...

Noat Samisa dedi ki...

Güner,

Epeydir yoksun. :)

ZM'e esas düzende Carrick gerekliliği konusunda katılmıyorum, Barry'nin eksikliği bu sebepten doğru temellendirilmemiş.

Kalten dedi ki...

Bana gelişen futbol ile birlikte defans sayısı azalıp zone sayısı artmaya devam edecek gibi geliyor

Mesela şu tarz taktikler gözükebilir: 2-3-1-1-2-1 gibi, ciğer kapasitesi artınca herkes her yerde (ve kimse tek bir yerde değil) olabilir, bilmem katılır mısın

Noat Samisa dedi ki...

Kalten,

Total Futbol dönemi bahsettiğin değişimleri uyguladı. O dönemin futbol tarihinin en keskin kırılma noktası sayılmasında bu uygulamanın da payı büyüktür. Fakat zamanla oyundaki tempo ve hız artışına bağlı olarak bu fikir zamanla sınırlandı. Şimdi ters kademeden, uzak forvet oyunundan vs. daha minimal mevkii değişimlerinden bahsedebiliyoruz. Aksine, 4.6.0 gibi takımın boyunu daha da kısaltan dizilişlerin trend belirlemesi daha makul görünüyor.