Ofsayt Futbol


Hull City son iki haftaya girilirken en yakın rakibi West Ham'in 6 puan - 22 averaj gerisine düşerek küme düşmeyi garantilemişti. Bugün Wigan deplasmanında aldıkları beraberlikle cebirsel olarak dahi küme düştüler. Roberto Martinez bu sezon Wigan'da iyi iş çıkardı, Hull City bundan sonra uçurumdan aşağı yuvarlanabilir. (Uzatmayayım) Mesele şu ki, 2-2 sonuçlanan Wigan-Hull City maçında Hull City'nin genç orta saha oyuncusu Will Atkinson çok ilginç bir gol attı. Video yukarıda, meraklısına bizden tavsiye.

Ofsayt kuralı tarihte iki devrim geçirmiştir. İlki 1925 yılındadır. Daha evvel ''son 3 rakip oyuncudan geride'' şeklinde belirlenmiş olan kuralın, İskoç'ların teklifi üzerine ''son 2 rakip oyuncudan geride'' olarak belirlenmesi gol sayısında patlamaya yol açarken, aynı zamanda uzun yıllar dünya futboluna hükmeden WM ve WW dizilişleri bu kural değişimi etkisiyle geliştirilmiştir. İkinci devrim ise 1996 yılında yürülüğe konuldu. Artık ''aktif-pasif ofsayt'' farkı vardı. 2003 yılında ise aktif-pasif ofsayt farkı belirlendi. Kuralın tanımı,

''Ofsayt pozisyonundaki bir oyuncu, topun takım arkadaşına dokunduğu veya takım arkadaşının
topla oynadığı anda hakemin kanaatine göre:

• Oyuna müdahale ederek,
• Rakibe müdahale ederek,
• Bulunduğu pozisyondan avantaj elde ederek,

aktif oyuna dahil olursa ofsayt olarak cezalandırılır.''

şeklinde yapıldı. Buradaki oyuna müdahale ''topa müdahale'' demektir. Rakibe müdahele ise '' kalecinin görüş açısını kapatan, rakibi engelleyici veya yanıltıcı hareketleri'' içerir. Son madde ise ''kaleciden, savunmadan ve direkten dönen'' toplar ile ilgilidir. Yeni kuralın mesajı belliydi, artık rakip kale ile son rakip savunmacı arası yasak bölge değildi. Takımlar buna göre oynamak, oyuncular eski alışkanlıklarını değiştirmek zorundaydı. Hakemler artık gördüklerini saliseler içerisinde yargılayacak, hakemliğin özünü oluşturan ''anlık aksiyon-oyunun selameti'' parametrelerine göre değil, iyi niyet-kötü niyet kıstasına göre oyunu değerlendirmeye başlayacaklardı. Yardımcı hakemlerin futbol tarihindeki geçmişi orta hakemden eskidir, ama zaman içinde orta hakemler öne çıkmıştır. 90'ların başında yapılan ''aynı hizzada olursa ofsayt değildir'' eklemesiyle birlikte bugün asistan hakemlere(1) kadar geldik. Bugün yardımcı hakemin yorumu Hull City'ye bir gol kazandırdı, bu gol pekala takımı kümede bırakan gol de olabilirdi. Peki bu gol futbol için ''olumlu'' bir gelişme midir?

Benim yanıtım, kesinlikle hayır. Bu durum olsa olsa ''daha çok gol, daha çok televizyon izleyicisi, daha çok para'' amacına hizmet eder. Bu kural futbolun tarihsel gelişimindeki çok önemli eşikleri, önemli futbol adamlarının fikirlerini anlamsızlaştırdı. Bunların başında da Flavio Costa, Rinus Michels ve Johan Cruyff geliyor. Yeni kural oyunun hızını kesiyor. Bugünün Barcelona'sı rakip kale önünde yeni kuraldan çok iyi yararlansa da aynı/yakın futbol fikrini benimseyen ama Barcelona'nın yetenek düzeyine ulaşamayıp aynı dominant oyunu oynayamayan takımlar çok önde kurdukları savunma hatları nedeniyle büyük sıkıntı yaşıyorlar. Bu sıkıntının doğuşunu kronolojik olarak anlatalım:

Futbol tarihinin ilk anlamlı dizilişi 2-3-5'tir. Döneminde sayılarla ifade edilmemiştir. 19. yüzyıldaki ofsayt kuralını temel alır. Bugün de geçerliliğini koruyan ''savunma tandemi oyuncusu'' (centre-back) futbolun en eski mevkisidir. Kaleciden bile eskidir. 1925 yılına kadar bu şablon ekseninde ''alan savunması'' uygulanmıştır. Herbert Chapman'ın Arsenal'de WM'yi icat etmesiyle artık savunmada ''adam markajı'' ve hücumda ''hedef adam'' kavramları oluşmuştur. Sonradan futbol tarihine damga vuran ekoller ve dönemler, (başta Catenaccio ve Total Futbol olmak üzere) öncesinde WM oynayan takımlarda ''WM'nin farkedilen arızaları'' üzerinden şekillenmiştir. 50'li yıllardan bu yana futbol sahnesinde varlığını çok güçlü biçimde sürdüren 4'lü savunma ise temel aldığı alan markajı esası nedeniyle WM'ye değil, eski kuralın üretimi olan 2-3-5'e yaslanır. Bu da futbolun doğrusu, gerçeği ve kazanan'ı sürekli değişen, birikimli ilerleyen, eklektik anlayışla oynanması, yönetilmesi ve izlenmesi gereken bir oyun olduğunun en açık delillerinden biridir.

Liberolu, adam markajı esaslı şablonlar dönem dönem futbolun zirvesine hükmettiler. WM'nin üzerine temellenerek ofsayttan faydalanmaya ek olarak rakibi durdurmayı öne koydular. Rakiplerine üstünlük sağlar oldular, dönemlerinde ''yenilmez'' addedildiler. Buna çözüm üreten her zamanki gibi sahadaki futbolcular değil, saha dışındaki beyinler oldu. Hep bir fazlasını sahaya koydular. Total Futbol dönemi, oyunun hızını daha önce görülmemiş bir ivmeyle artırdı. Ajax'ı ve Hollanda'yı mağlup etmek isteyen takımlar, artık rakiplerinin hızına, fizik gücüne ve esnekliğine salt adam markajıyla karşı çıkamamaya başladılar. Değişen ofsayt kuralı WM'yi doğurmuş, WM de sonraları liberolu dizilişlere zemin hazırlamıştı. WM ve liberolu dizilişler ise Total Futbol döneminin gelişimine katkıda bulundular. Bugünün takımlarının tamamında 2-3-5'in ya da WM'nin olduğu gibi, birbirine zıt kabul edilen Catenaccio ve Total Futbol dönemlerinin de etkisi vardır. Zaman içerisinde futbol çokça dörtlü savunma üzerinden şekillendi, ama 1990 Dünya Kupası'nda İngiliz'lerin üçlü savunma oynaması bir başka ezberi daha bozmuştur. Gary Lineker'in meşhur sözü o günlerde Ada basınında yaşanan ateşli tartışmaların sonucunda söylenmiştir. ''Sistemi, üçlüyü-dörtlüyü bırakın; yine Alman'lar kazandı, yine beceremedik işte...'' demiştir. 1974 Dünya Kupası Finali'nde de bir başka üstün teknoloji, entellektüel futbol fikri üretimi, modern takım yine Alman'lara kaybetmişti. Futbolun mezhepleri vardır, hepsi aynı hedefe giden farklı yollardır.

Oyunun temposunun 1970'lerden bu yana çok yüksek bir ivme ile artmaya devam etmesi, topa sahip olma ve rakibi durdurma düşüncelerine bir de ''boşta kalan toplara sahip olma'' fikrini ekledi. 21. yüzyılla birlikte ''ikinci topların öneminin artması'' bambaşka fikirleri doğurdu. Değişen ofsayt kuralı elbette tarihte yaşanılanlardan farklı bir sonuç vermeyecek, futbolu sarsacaktır. Başını, günümüzün Willy Meisl'ı olan Jonathan Wilson'ın çektiği grup, 10 yıl içerisinde liberolu şablonların futbola yeniden hükmetmeye başlayacağı iddia ediyor. (Ben henüz bu kanıda değilim.) Bu bağlamda Hull City'nin attığı golde eğer 1996'dan önceki ofsayt kuralı geçerli olsaydı, Wigan savunmasının goldeki konumu doğru sayılırdı. Veya ikinci orta öncesinde adam markajına geçerlerdi. Ya da sahada bir libero olsaydı, (liberoyla oynayan takımların boyu nispeten daha uzun olacağından ikinci ortayı oyunun normal akışında gerçekleşen bir aksiyon olarak da kabul edebiliriz) penaltı noktası civarını emniyete alacaktı. Aslında yaşanan birincil sıkıntı bu ve benzeri pozisyonlar değil. Esas sorun uzak forvet(2) oyununda yaşanıyor. Artık ''gelsin, 30 gol atar'' devri bitti. Trend futbolun 4.3.3 yorumu, ataklara katılım gücü yüksek bekler ve 4.2.3.1 dizilişi, uzak forvet oyunuyla fark yaratır oldular. Yeni ofsayt kuralı bu değişimi hızlandırdı, bir yeni kapı açtı. Ama geçmişte yapılan devrim niteliğindeki uygulamaları bugününün futbolunda anlamsızlaştırdı.

Ben Tello'nun atamadığı pası bilmem, anlamam da zaten. Rıdvan ve Sergen anlar, anlatır. Becerebilsem Tello'nun yerinde olmak isterdim, ama bu ülkedeki futbol kültürü benim yetenek düzeyime inecek kadar tabana yayılmamıştı. Ben de bu durumda ''Ukalalık Beyannemesi'ni'' savunuyorum. Futbolun taktik kısmıyla eğlenen bir futbolsever olarak olarak Ofsayt Blatter'in yeni bir oyunuyla karşılaşmak istemem. International Board sürdürdüğü katı tavrı en çok ofsayt'la alakalı tartışmalarda göstermeli. Futbol kurallarının bir yeni devrimi daha kaldırabileceğini sanmıyorum. Ofsayt kuralının temeliyle oynanırsa eğer, futbol farklı bir oyun olmaktan çıkar; gitgide basketbola benzer. Önümüzdeki Dünya Kupası yeni bir şanstır. Dunga'nın Brezilya'sı esnek 4.2.3.1'i ile bize bambaşka bir şey gösterebilir.

(1) Asistan Hakem
(2) Neden Bursaspor? 4-2-3-1 Zirve Yolu

Noat Samisa

04.05.2010

10 yorum:

Minero dedi ki...

Noat Samisa özlediğim güzel kardeşim yazıyı okudum ama gecenin vakti beynim mi durdu bilemedim. Videoyu izledim sonra gayet nizami tertemiz gol ikinci ortada 13 numaralı oyuncu oyun alanı içinde değil topa yönelmiyor. Bu tarz goller için süpürücülerin geri geleceğini hiç sanmayanlardanım ben de

sampi dedi ki...

Pozisyonda Hull City'li oyuncularin varligi Wigan savunma cizgisinin yerini belirledigi icin kesinlikle aktif ofsayt var.

Bana gore pasif ofsayt sadece oyuncu sakatlanip oyundan silindigi zaman gecerlidir. Bu yalan kural oyunu kirletiyor.

Inverting the Pyramid'i okudum, Redmancan sagolsun. Kitaptan kesitler goruyorum yazilarinda. Vaktim olursa ben de bir degerlendirme yazisi yazarim.

Bana gore futbolun gelecegi daha kalabalik ortasaha ve daha hizli stoperlere dogru kayacak. Fantastik bir 3-6-1 falan denenebilir onumuzdeki on yil icerisinde.

Flying Dutchman dedi ki...

Bu değişen futbolun ve evrimin bir gereğidir. Hakkaniyet açısından da çok büyük bir problem görmüyorum. Savunma oyuncuları ne kadar dikkatli olmaları gerekiyorsa artık hücum oyuncularının da aynı oranda dikkatli olmaları gerekiyor zira o pası daha dikkatli atmak zorunda kalacaklar, ortaya sallamak şeklinde değil. e biz de zaten gelişen futbol sebebiyle artık ayağına hakim adam sayısının giderek azaldığını söylemiyor muyduk? bu ufak bir alternatif işte. Zaten Vennegoor of Hesselink'in pozisyonla hiçbir ilgisi yok ciddi anlamda. Neden yok? Çünkü yeni kurallar olmadığını ifade ediyor diye değil, cidden yok. Wigan savunması buna rağmen o adama takılıp kalıyorsa bu yeni kuralları iyi özümseyemediklerindendir. Ya da buna uygun hareket eymeyi henüz öğrenemediklerindendir. Üstelik burada Hesselink kalecinin dahi arkasında ağlara girmiş durumda orta yapılırken.

Önemli bir başka nokta da "oyunun yavaşlaması" hadisesi. Bu kural nasıl oyunu yavaşlatıyor anlamadım. Bu kural normalde ofsayt olan bir yerleşmenin artık olmayabileceğini öngördü. Yani normalde oyunun duracağı bir durumda devam etmesini. Tam tersi olsa oyunu yavaşlatmayı anlarım da misal bu pozsiyonda oyun neden yavaşlamış oluyır? Gol kararı verildi ki zaten her gol kararında oyun durur. Gol sonrası tartışma artık top ağlara gittikten sonra yapılmış bir hadise. Onun oyun içiyle pek bir alakası yok gibi.Bunun dışında bir yavaşlatma varsa nedir ya da?

Eğer yavaşlatmadan kasıt takımların diziliiş problemleri ise o başka bir şey. Futbol evrimi ömür boyu sürecektir ve takımlar da buna ayak uydurmak zorundadır. Uydurabileni yüceltmek yerine uyduramayanı futbolun geçmişine atıf yaparak korumak pek mantıklı gelmiyor. Euro 2004 şampiyonluğunu yüceltip Barcelona'nın yaptığı işi diğerleri yapamıyor diye eleştirmek pek mantıklı değil bana göre

Noat Samisa dedi ki...

Minero,

Golün nizami olmadığını iddia etmedim güzel kardeşim, buz gibi gol. :)

Sampi,

Defalarca Inverting The Pyramid'den alıntılar yaptım ve bu alıntıların kaynağını belirttim. Artık her seferinde kitabın adını anmıyorum. Jonathan Wilson yeni ofsayt kuralını futbolun başına gelen en güzel şey olarak görüyor, ama bence iyi bir şey değil. :)

Dutchman,

Vennegoor of Hesselink'in alakası yoksa Cullen'ın var. 96'dan önceki kurala göre VoH de ofsayt, 2005'ten önceki kurallara göre Cullen ofsayt, ama şimdi ikisi de değil.

Futbolun evrimi benim çok sevdiğim, pozitif-negatif futbol tartışmalarının anlamsızlığına kaynak gösterdiğim bir olgu. Ama bu kural değişimi dışarıdan yapılmış bir müdahaledir, oyunun kendi üretimi değil. Bu kural değişimine karşı çıkanlar başta Hollanda'lıar, yani ''modern futbol'' temsilcileri sayılanlardır. Cruyff, van Basten ve Rijkaard. 2006'da UEFA'nın Rijkaard'la yaptığı bir röportaj var. Futbolda neyi değiştirmek istersiniz? diye soruluyor. Rijkaard'ın cevabı ''1 yıl önce yürürlüğe giren ofsayt kuralı'' oluyor. Yeni kural, oyunun temposu için hayati önemi olan çizgi savunmanın değerini azalttı. Rijkaard da bundan dertli. Bu pozisyon bu hususta bariz bir örnek değil, ileride eğer daha iyi bir örnek bulursam bu tempo hususuna da bir postla değinirim. Şimdilik Kilbane'in eğer eski kural geçerli olsa bu bariz pozisyonda orta yapmayıp rakip savunmanın hızlıca ileri çıkışına imkan tanıyacağını söyleyebilirim. Hızdan kasıt budur, oyunun düdükle durup topun ölü hale gelmesi değil.

Euro 2004 Yunanistan'ı yüce bir takımdır. Oyunun kendi üretimidir, bir cevaptır. Bizi 2008 İspanya'sına ulaştırmıştır. Kural değişimi ise suni bir müdahaledir, bana göre modern futbolun bir zorunluluğu değil. Böyle olmadığını da Cruyff'un düşünceleri açıklıyor.

Flying Dutchman dedi ki...

Ben Kilbane'in bu kural var olmasa topu içeri ortalamayıp süreceğine inanmıyorum, biraz zorlama buldum. O kısa zamanda içeri bakıp "hımmm Cullen ve Hesselink pozisyona dahil ama yeni kurallar dahilinde ofsayt değildir ama ben ortayı Atkinson'ın tam kafasına indirmeliyim ki aktif oyun hadisesi olmasın" diye dşündüğünü sanmıyorum. Yukarıda bahsettiğim farkındalık ve ayak uydurmanın gerçekleşebileceği bir durum değil bu, çok ani gelişen bir hadise. Kilbane topa geliyor ortaya bakmıyor bile belki videoda bakmıyor en azından gelişine ortalıyor

bir de Barcelona-Yunanistan kesişmesini yapma sebebim şu. Barcelona'nın bugünkü pas trafiği ve oyunu bu kurala uyum sağlamak üzerine kurulmuş gibi bir hava verilmiş yazıda. Verilmek istenmediyse problem yok ama böyle geliyor. Barcelona da aynen Yunanistan gibi bambaşka bir hedefi gerçekleştirmek için, zamanla oluşturdu bu oyun planını. Yeni ofsayt kuralından avantaj sağlayalım diye değil ki. O yüzden 2 kendiliğinden gelişen oyun anlayışının birine "kurnazlık" ya da "haksız rekabet" olarak bakılmasına muhalefet ettim.Ayrıca Euro 2004 Yunanistan'ı ile Euro 2008 İspanyası arasında sahadaki tablo açısından benzerlikler olsa da İspanya'nın Yunanistan sisteminden yararlandığını düşünmüyorum. Onlar Xavi-Iniesta Barcelona modelini defansif enjekte ile modifiye ettiler. İlla bir şeyle ilişkilendirilecekse Şenol Güneş'in 2000'lerin başındaki Galatasaray'ı defansif enjekte ile 2002'ye götürmesi ve oradaki performansına benzetilebilir.

Bir de tabii suni müdahalalerin çok yararlı olduğu zamanlar da oldu bir dolu. Kaleciye geri pas gibi.

Noat Samisa dedi ki...

Fikri tartışmayıp kelime ve cümlelere üretilen karşılıklardan gidersek çok uzar, ben de her şeyi tekrar tekrar yazmak zorunda kalırım.

En başta İspanya'nın Yunanistan'ı temel aldığı yönünde bir iddiam yok. Yunanistan'ın gösterdikleri ışığında kazanan olmak için daha iyisini sahaya koydular. Inter sahaya bir şey koydu, Barcelona seneye daha iyisi olmaya çalışacaktır, gibi. Bu bir perspektiftir. Benim futbola bakışım böyle.

Dediğim gibi pozisyon hız konusuna net bir örnek değil. Öyle bir cümleyi aklından geçirmek yerine iki oyuncunun net ofsayt olduğunu görecekti, göremeseydi de ofsayt olur, top Wigan'a geçerdi. Kilbane gibi bir futbolcu o kadar uzun cümleler kurmaz zaten. :) Bu bir örnek, her maç sayısız örnek oluşuyor. İleride görüntülerle bilahare detaylandıracağım.

Barcelona bu yeni kuraldan yararlanıyor dedim, pas trafiğiyle alakalı bir cümle geçmiyor olmalı. Ama aynı Barcelona'nın yaratıcıları kural değişimine karşılar. Temel aldıkları bir çizgi savunma var, futbol fikirlerini sahaya koyabilmek için savunmayı öne çıakrmak zorundalar. Arsenal bu sıkıntıyı daha bariz yaşıyor mesela, en güzel örnekler onların maçlarından çıkar.

Her suni müdahale kötü değildir tabii, ama bazıları oyunun evrimine dahil değildi. Kaleciye pasın yasaklanması saha yerleşimini kökten değiştirecek bir değişiklik değil, ama ofsayt kuralına dair bu tip bir öngörüm var.

sampi dedi ki...

@ Noat:

Her seferinde alinti yapmana gerek yok zaten, belli bolumlerini icsellestirip harmanliyorsun. Kitap okumanin amaci bu.

Pozisyonda savunma hattina taciz var mi sorusuna bir cevap bulmak lazim once. Bence var, cunku son adamin pozisyonunu etkileyen rakip takim forveti aktif alanda. Normalde (mesela Serdar Ozkan gibi fundemantal'i yerlerde olan bir adam ortalasa) 10 ortanin 9'u o adama gider.

Ofsayttaki adam savunmanin dikkatini dagitir mesgul ederek. Inzaghi onun icin bir metre onde durup pas atilma aninda geri kacarak top ayaktan cikarken onside olmaya calisir.

Bana gore sol aciktaki bir adam ofsaytken sag acikta onside birine pas atildiginda bile ofsayt olmasi gerekir. Cunku savunma cizgisini obur taraftaki apaci belirlemistir.

Gol sayisini cogaltmak icin savunma ile kale arasindaki mesafeyi arttirmak gerekir. Fifa ve Uefa suni kurallar koyacaksa bu yonde olmalidir. Savunma cizgisi cekildiginde ofsayt garantisi olursa bu mesefa artar.

Savunma oyunculari adapte olamadi argumanina katilmiyorum. Topun gittigi yerdeki forveti ofsayta dusurmusse bence savunmanin FQ'su yuksektir ve dogruyu yapmislardir.

Gol olsun da camurdan olsun tezine karsiyim. Cok meraklilarsa ofsayt kuralini 2 yerine tek adama endekslesinler. Her mac 9-7 biter ama mahalle macindan farki kalmaz.

delgado dedi ki...

ukalalık olarak algılama da sadece gerçekten de içi dolu yazılar yazdığın için bir gözden geçir istedim, "cebirsel olarak" demişsin de bu matematiksel olacak sanırım cebir başka bi şey.

Noat Samisa dedi ki...

Delgado,

Bilinçli yazdım. ''...cebirsel olarak dahi küme düştüler'' diyerek geçen hafta 22 averaj farkıyla matematiksel olarak küme düşmemiş sayılmalarına atıfta bulunmuştum.

delgado dedi ki...

:)) güzelmiş, kusura bakma benim cahilliğim.