Topal Elano Topal

video
Videoda sonuna yaklaştığımız sezonun en hareketli karşılaşmalarından Galatasaray-Bursaspor maçının 72. dakikasında gelişen pozisyon görülüyor. Önce bi' izleyelim, eğer bir gariplik görüyorsak aklımızın bir köşesine not edelim. Ben gördüğüm yanlışı aşağıda açıklayacağım. Stadyumda maç izlerken yaşananlara canlı tanıksınızdır, ortam güzeldir, özgürce bağırıp çağırabilirsiniz. Herkesin tribüne giderken çeşitli amaçları olabilir. Eğer ''maç izlemek'' için gidiyorsanız, o tadı bir kez aldınız mı televizyondan izlediğiniz tüm maçlar yavan gelir. Mesela bu pozisyonda aslında neler olduğunu televizyondan görmek çok zordur. Sağolsun Uğur sayesinde bu maçı çıplak gözle izlemiştim ve maç esnasında bu pozisyonu aklımın bir köşesine not etmiştim. Arşivden çıkarmak bugüne kısmetmiş.

*****

Frank Rijkaard eğer İngiltere'de çalışsa şu sıralar ''failure'' kelimesiyle birlikte anılırdı. Yerleşik Türkçe'de başarısızlık denilince bu durumun birincil sorumlusunun ''yetersizlik'' olduğu algısı kabul ediliyor, ama bu kavramın içerisinde aslında ''hata''nın payı daha fazla. Açık gerçek Rijkaard'ın Galatasaray'daki ilk sezonunda başarılı olamadığıdır. Buna dair çok çeşitli sebepler öne sürülebilir, pek çok farklı etkenin varlığından bahsedilebilir. Takım sezon içinde pek çok kırılma noktası yaşadı, Rijkaard pek çok farklı yol denedi; santraforsuz kalındı, takımın oyun karakteri değişti ve takımın lige havlu attığının tescillendiği maç olan Sivasspor deplasmanına sezon boyu görülmedik bir takımla çıkıldı. Mehmet Yıldız'ın son dakika golünden sonra Baros'un da dönüşüyle birlikte Galatasaray sezonun pragmatik düşünülen bölümünü tamamladı ve başa döndü. Artık gelecek sezonun takımına ilişkin fikirler oluşmaya başladı ve sezonu başarısızlıkla sonuçlandıran sorunlar daha açık şekilde göründü.

Ben inanıyorum ki Galatasaray sezon başında ya da devre arasında en az bir adet safkan orta saha oyuncusu transfer etseydi, Elano konusu da dahil olmak üzere tüm sorunlar en kötü ihtimalle tolere edilecekti. Linderoth'a güvenildi, İsveçli'nin futbola dönüşü mümkün olmadı. Devre arası bir fırsat daha geldi, o da ıskalandı. Yeni yapılanma, zaman ihtiyacı, şu ya da bu; elbet Rijkaard'ın haklı sebepleri var. Sonuçta oyuna yönelik bir yanlışta ısrar edildi ve hedefler ıskalandı. Bu da yaz transfer dönemine mutlaka ışık tutacaktır. Dönelim videoda aslında ne olduğuna, önce kara tahtanın akrşısına geçip hazırladığımız görselimizin üzerine tıklayıp büyütelim:
Bursaspor maçın 72. dakikasında kendi yarı sahasından bir duran top kazandı. Öncesinde yapılan Turgay-Sercan değişikliğiyle oyun anlayışlarını değiştirmişlerdi, bunun gereği olarak Turgay geri gelerek sırtı dönük top istedi. Arda'nın müdahalesi yetmedi, top Turgay'a geldi. Sol stoper Hakan Balta da Turgay'ın markajında ona eşlik etti. Turgay topu aldı, etrafının kalabalık olduğunu görünce topu geri verdi ve olaylar gelişti. Elano'nun yerine oyuna dahil olan Mustafa Sarp Hüseyin'i almış, Jo da rakibin üçüncü orta saha elemanı Bekir'le eşleşerek görevini yapmış. İlk üç karede kadrajda olmayan Ivan Ergiç bu sırada sağ iç koridora sızmış, sağ stoper Neill da Turgay'ın alıp götürdüğü Hakan'ın kademesine girerek sol stopere geçmiş. Sağ taç çizgisinin kenarında Volkan Şen var, Caner'i pasif hale getirmiş. Hakan Balta bu sırada Neill'a Ergiç'i işaret ederek görev bölgesine dönüyor ve Turgay'ın etrafında anlamsız bir boşluk bırakılıyor. Oyunu hızlandırma şansını elde eden Turgay, 3'e 2 durumdaki sağ iç koridoru zorluyor ve Neill'ı oyun dışına göndermeyi başarıyor.

Sorun şu: Kırmızı yuvarlak içinde görülen Mehmet Topal bu sırada ne yapıyor? Kimin kademesini alıyor; neden, ne amaçla savunma hattının arasına giriyor? Henüz Turgay hareketlenmeden önce, daha Ali Tandoğan topu oyuna sokmadan Topal kendini üçüncü stoper olarak konumlandırmıştı. Eğer bu Turgay'ın oyun girişiyle birlikte santrafor oyununa çözüm amaçlı bir hamle ise Topal'ın bu tercihi doğru. Ama mavi yuvarlak içindeki Hakan'ın Turgay'ı kovalamayı bırakmasıyla bunun aslında bilinçsiz, anlamsız bir durum olduğunu görüyoruz. Topun etrafında 5 sarı-kırmızı, 2 yeşil formalı varken ligimizin en iyi savunmacılarından Lucas Neill çaresiz kalıyor. Aşağıda bu kez baş aktör Sarp ve bir başka anlamsız durum var.
Derbide Selçuk'un golü öncesi Andre Santos taç kullanıyor. Top Wederson'a geliyor. Yine basit bir duran top, ama yine anlamsızlıklarla boğuşan Galatasaray orta sahası... Kadraja giremeyen boşluk en az görünenin yarısı kadar. Mor yuvarlak içinde yanında soru işareti bulunan Mustafa Sarp. Yeşil yuvarlak içindeki ise Elano. Sağ bek Guiza'yla, Neill ise Özer'le oyalanıyorken Mustafa Sarp üçüncü stoper olarak savunmanın içinde. Elano da Alex'in yanında olunca ender görülecek boşluk oluşuyor. Devamında Elano'nun kendini can havliyle topun önüne atma çabasına rağmen gol geliyor. Bu kadar geniş alan verirseniz rakibe, elbet şansını denemek isteyecektir. Ama bir değil, iki değil; üç değil, beş değil. Topal ve Sarp'ın baskın karekterli bir futbol oynamaya çalışan takımda kendilerine üçüncü stoper rolü biçmeleri her maç yaşanıyor.

İngiliz futbol literatüründe geçen ''Holding Midfielder-Passing Midfielder'' ayrımında Topal ve Sarp alan parselleyen, kesici rolünü üstlenirken Elano uygun yapıda pasör orta saha olabilirdi, geçmişinde böyle bir olü oynanamasına rağmen futbolu evrilebilirdi. Ama ön orta saha adamları görevlerini yapmazken Elano'dan ne beklenebilir ki? Elano'dan aynı zamanda alan parselleyen orta saha adamı olması beklendi, ama Brezilyalı böyle bir adam değil. Sorun yalnızca orta sahadan ileriye top aktarımı değil, aynı zamanda orta sahada yerleşim ve pres sıkıntıları var. Yine Bursaspor maçından zihnime kazınan bir enstantanedir. Bursa takımı sağ kenarda kurduğu üçgenle hazırlık pası yapıyordu. Bu üçlünün arasında sadece Topal vardı, adeta ortada sıçan oynadı ve sonunda pozisyonu yakından izleyen Elano'ya isyan etti. 6 ay önce Ireland'dan Elano Fikirleri demiştim. Aragones dönemindeki vasat orta saha ile Alex'in tibünlerce yuhalanmasını hatırlayın. Sonra da önceki ve şimdiki Alex'e bakın. Elano'nun başına gelenler Alex'in yaşadıklarından pek farklı değil. söz konusu yazıda ''Son olarak yine Elano'ya dönersek, şu Galatasaray'da alacağı pozisyon Barış'ın da dahil olduğu düzende Keita'nın pozisyonudur. Eğer Sarp, Topal, Ayhan üçlüsünün üzerinde bir yabancı orta saha oyuncusu transferi gerçekleşirse diğer alternatifler için zemin oluşacakır. Tam hazır bir Linderoth ile olabilir ama bunca zaman sonra İsveçli için ümitvar olmak zor.'' demişim. Sanırım zaman beni haklı çıkardı. Elano orta sahada oynadı, ama etrafının uygun olmaması nedeniyle hem kendi kapasitesinin altında maçlar oynadı, hem de takıma yeterince katkı yapamadı. Birkaç kez sağ kenarda oynadı, bu kez de orta sahadaki yetenek garabeti takıma ket vurdu. Eğer en az bir safkan orta saha oyuncusu alınırsa Rijkaard'ın 4.3.3'ündeki sağ iç rolüne Elano uyabilir.

*****

Neden Bursaspor? 4-2-3-1 Zirve Yolu yazısında bozucu, kesici, alan parselleyen orta sahaların arasında büyük fark olmadığını, ligimizin trendinin bunu gösterdiğini söylemiştim. Bu önermeyi Galatasaray'a uyarlamak doğru değil, çünkü Rijkaard'ın takımı Bursaspor ve Sivasspor'dan çok farklı bir futbol oynamaya çalışıyor. Sarp, Topal, Barış ve Ayhan'ın yalnızca alan parsellemeyi aşıp, topa sahip olduğunda eni-boyu çok uzayan takımda pasör rolünü de üstlenmeleri gerekiyor. Fakat hareketli oyunda başta Topal ve Sarp olmak üzere kolay olanı seçiyorlar. Bu durumda Servet kesik yiyor, ayağı düzgün stoper zorunluluğu doğuyor. Rijkaard geçtiğimiz günlerde ''Kadrom yetersizdi'' dedi, doğru söyledi. Bu kadroyu planlayalardan biri olduğundan elbet yetersizlikte büyük pay sahibidir, ama sahada görünen Rijkaard'ı haklı çıkarıyor.

Noat Samisa

07.05.2010

15 yorum:

Erdem Karakuş dedi ki...

Koyduğun şu 2. resmi, maçın oynandığı gün upload edip kaç tane bloga link olarak verdim bilmiyorum. Maçta golün tekrarı verilirken görmüştüm ta onu. Aynı pozisyon Sivasspor maçında da var, golden önceki bir pozisyonda sağ kanattan taç kullanılıyor, top Musa'ya veriliyor, Musa'nın önü bomboş ve şut çekiyor. Birebir aynı pozisyon.

Yetersizlik de açıklayamıyor bu oyuncuları, bildiğin kazma be kardeşim.

il Capitano dedi ki...

Abi Atletico Madrid'le oynanan maçta da 2.golde Sarp-Servet işbirliğiyle yenilen gol var.Servet çalım yiyor tamam da orada Sarp'ın ne yaptığını ben de çözemedim.Sarp ve Topal ilk devre canhıraş şekilde ellerinden geleni yapıyordu ama fiziksel olarak biraz düşünce yetersizlikleri ortaya çıkıyor,özellikle Sarp'ın.

Flying Dutchman dedi ki...

İlk bakışta haksızlık etmişim :) Çok fazla ok olunca önyargıyla yaklaştım herhalde...ellerine sağlık ayrıntılı bir kaç muhalif olduğum yere hakkında görüş belirteceğim...

tayfun gurkas dedi ki...

bu bir aydır okuduğum en iyi değerlendirme yazısıydı. eline sağlık...

extensor dedi ki...

Yazı hakikatten etkileyici. Hatta şu ana kadar bloglarda okuduğum en etkileyici yazı.
Maçı izlerken sürekli içimden geçiriyorum. Maçın kasedi olsa küçük küçük kırpar pozisyon alma hatalarını vs sürekli blogta yayınlarım diyordum. Sen de bunu yapmışsın. Böyle yapınca gerçekten çok etkili oluyor. Misal Caner'in hücum başlangıcında yaptığı, pas hataları, tercih hataları, oyunu gereksiz sıkıştırmalar, zorlama hücumlar,
Topal'ın sürekli stoperlerin arasın girip, (top Galatasaray'dayken de) takımı geri çekmesi)
Pres koordinasyonunun kopukluğu vs.
Skibbe dönemindeki pres koordinasyonu çok çok daha iyiydi bu yıla göre.
Geçen sezon daha alternatifsiz bir kadro ile daha uyumlu bir futbol oynayabiliyordu Galatasaray. Zira topun arkasına geçme konusunda da bu kadar keyfi davranmıyordu oyuncular.

Neyse tekrar tebrik ediyorum bu etkileyici post için

extensor dedi ki...

Bu arada son paragrafta çok güzel. Ben de yazmıştım bunları... Hakikatten önemlidir.
Oynamak, topa sahip olup, sahaya yayılarak, oyunu kabul ettirmek isteyen takımın ön liberosuyla, direk oynayan hemen rakip 1. 2. bölgeye direk toplarla geçmek isteyen bir takımın ön liberosu arasında büyük yeterlilik farkları olmak zorunda.

franchi dedi ki...

sahane olmus bu tespit.. fenerbahce macında sarp'ın en gerideki oyuncu olusunu cogu kisi sorgulamıstı, bursa macıyla(yani o pozisyonla) birlesince ortaya cıkmıs.. oyun zekasının yetenek kadar onemli bir sey oldugunu bu defa anlamıstır umarım cogu kisi..

takımda genelde topal-sarp-elano oynadı geride.. ya da topal-elano-arda bile denendi son zamanlarda.. ki arda'nın oldugu sistem 4-3-3 degil de 4-2-3-1 gibi oldu genelde, arda yine 3'lunun bi parcası oldu..

sonuc olarak suraya gelme derdindeyim, sistem ne olursa olsun savunma 4'lusunu 1 oyuncuyla desteklemeli galatasaray ki o oyuncunun topal oldugunun herkes farkında.. topal yeri geldiginde savunmayı desteklerken yanındaki sarp ve elano ilerideki kanatlarla birlikte orta sahayı tutmazsa ve iki olayda da goruldugu gibi geriye gelirlerse ustune bir de rakip oyuncu topla hucum ederken bir oyuncumuz eslesmeleri bozarsa boyle darmadagın olur tum isler..

topal geri donerken yanında oynayan sarp-barıs-ayhan uclusunden birinin de aynı mantıkla neill-balta/emre ikilisinin arasına girmesini aklım almıyor, almayacak..

futbolcuda bunun yanlıs oldugunu anlayacak zeka olacak ne yazık ki bizim takımın yarıdan cogunda sistemi anlayacak oyun zekası yok.. arda da bunların arasında, yeri gelmisken es gecmemek gerek..

oncelikle futbol zekası olan-olmayan oyuncuları suzgecten gecirmek lazım istenen sistemi basarmak icin.. 33 yasına gelen ayhan'dan total futbolu gectim normal futbolu bile bekleyemiyoruz zira..

CaRtMaNtR dedi ki...

Ortada gözüken şu eksiklikleri görünce takımda önliberoda Moussa Sissokko gibi Fransız uzun bacaklı sert ama topla katedebilen önlibero modelinde bir adam ve Elano'Nun partnetliğinde Nigel De Jong gibi bir oyuncu olsa ne güzel olur diyorum. Ha birebir bu oyuncular alınsa ASY'den Aslantepe'ye halay çekme sebebi olur ama bu tarzda iki yabancı alınsa bile takımın orta sahasındaki eksiklik ve kalite yetersizliği sorunları çok ciddi anlamda azalacaktır.

Ha bu adamların yerine Orlando Engelaar ve Kim Kalstorm alınsada halay ekibi kurulmalı derim maksat pozisyona ve sisteme uygun isimler alınsın.

Noat Samisa dedi ki...

Ben burada biraz da topsuz oyunun ''koşuyor-koşmuyor'' basitliğine indirgenmesinin büyük bir hata olduğuna vurgu yapmaya çalıştım. Sorulsa Michael Carrick düz adamdır, Gareth Barry nasıl EPL'nin en çok kazanan ikinci futbolcusudur, falan denir. Ama ben sürekli British model orta sahalara hayranlığımı belirtirim. İki yönlü deniyor, artık bu tabir ayağa düştü. Bahsedilenin başka bir şey olduğunu insanların bilmesi ve olur-olmaz her durum için aynı tanımı kullanmamaları gerekiyor. Ülke gündemi, ortamın sakilliği yakınmalarından sıyrılıp saha içine bakmak her zaman daha faydalıdır. Sistem denilen şey Gio ve Keita'yla kurulmaz, futbol her işadamının, betoncuların default olarak bilebileceği kadar kolay bir oyun değil. En azından bunun böyle olmadığını bilerek insanların takım elbiselerin peşinden gitmemesi gerekiyor. Mutlaka saha içine bakmak gerek. Rijkaard da elbet bunları görüp, transfer politikasını buna göre belirlemeye çalışacaktır.

Kalten dedi ki...

Hayır bunları okuyoruz sonra neden Ercan Saatçi küfür yiyor, neden Ömer Üründül üç tane terimi 12098310831 kez kullanınca laf ediliyor vs vs

Borges'in de Barcelona'yı çok detaylı analiz ettiği bir post'u vardı. Ne diyeyim, şu internetin bir faydası olsun sizin gibi adamları gazetelere taşısın isterim. Terimler biraz "domuz gibi kuvvetli", "at gibi koşan", "ağaç gibi düşen"in ötesine geçsin, hepimiz biraz kafa çalıştıralım isterim.

Çok şey mi istiyorum?

Noat Samisa dedi ki...

Kalten,

Ben öyle bir ihitmal olduğuna başından beri inanmıyorum. Şu postu gazeteye yazamazsın, bıraktım yerli gazeteleri, bu konuda en özelleşmiş gazetelerden The Guardian'a bile yazamazsın. Blogları ''alternatif medya'' olarak pompalamak yerine ''alternatif futbol kültürü'' olarak görüp, buna göre takip etmek bence en doğru olanı.

Kalten dedi ki...

Yazıyı tümden gazeteye aktarma konusunda çok haklısın --bu daha çok akademik bir politik makaleyi gazetede görmek istemeye benziyor. Çünkü gazetelerde ne bu kadar yer olur, ne de onu okuyacak kadar çok sayıda insan.

Benim karşı çıktığım şey özünde kafa yapısı aslında, illa bu yazının tüm bütünlüğüyle gazetelerde yer alması değil. Ömer Üründül gibi "analiz yapıyormuş gibi yapıp yapmayan" adam yerine analitik düşünme yeteneğine sahip adamların yazdığı yazıları okumayı tercih ederim, onu demek istedim.

Misal bence Uğur Meleke de blog yazarı olsa bu tarz yazardı; gazetede olunca yazılarını basitleştiriyor haklı olarak, ama yine de analitik kıvılcımını görebiliyor okuyucu.

Noat Samisa dedi ki...

Kalten,

Herkes analitik bakmıyor abi futbola. Ben bunu yadırgamıyorum. Her yerde İngiliz'in futbola bakışı yok, güneye indikte yeşil sahadaki akıl flulaşıyor. Genelleme yapmak tabii doğru değil, ama kabul etmek gerekir ki ligimizde maçlar sıklıkla taktik sebeplerle çözülmüyor. Hal böyleyken sinekten yağ çıkarmak gerekiyor. Kırk yılda bir kez bu sene Bursaspor'un bazı kazandığı maçlar gibi, son kupa finali gibi müthiş keyif veren taktik maçlara şahit oluyoruz. Bu sebepten Rıdvan Dilmen bu ülkenin en iyi futbol yorumcusudur. Olabildiğince sayılar, dizilişler; öte yandan futbocu psikolojileri, kazanma metdoları ve futbol bilgisi... ben bunları bilemem. Nihat vurduğu şutu anlayamam. Ama Sergen anlar, Rıdvan bilir.

serdar dedi ki...

Çok beğendim bu yazıyı, eline sağlık. Ben de sözlüğümden iki yönlü orta saha kavramını siliyorum :)

Fenerbahçe maçıyla ilgili televizyondan bile anlaşılabilen bir detay da Alex'in üstün oyun görüşüydü. Maçın değişik bölümlerinde Mehmet Topal'ı sahanın anlamsız yerlerine çekti.

Rijkaard'ın alt seviye bir lig hocası gibi katı adam adama savunma planlamadığından eminim. Öyle olsa 4-5-1 gibi oynayarak orta sahada bir adamı fazlaya çıkartırdı (bunu zaman zaman Yılmaz Vural'da ya da Güvenç Kurtar'da görüyoruz. Bir kişi alan paylaşımının dışında kalıyor). Muhtemelen hem adam adama hem de alan savunmasını yapmalısınız demiştir. Matematiksel olarak 4.5 orta sahası olan takıma karşı 3+0.5+0.5 kişiyle mücadele ediyorsunuz. Fazlalık lüksünüz yok. Orta saha bu şekilde takım disiplininden kopuyor, senin de gösterdiğin gibi bireysel pozisyon bilgisinden de uzak olunca böyle bir durum ortaya çıkıyor.

Efe dedi ki...

Futbolun basketbol gibi analiz edilmeye calisilmasi anlasilan bir beni rahatsiz ediyor. Galatasaray'in Fener'den yedigi goldeki boslugu EPLde de bir suru macta gorebilirsiniz. 40 metreden cekilen top 90a gidiyor olsa bile fantastik bir sekilde falso almadigi ya da hizlanmadigi surece o topu kaleci cok rahat kontrol edebilmeli. Edemiyorsa, kaleci hatasidir.