2010 DK: 1. Gün

Dünya Kupası nefis bir taktik maç ile açıldı. Meksika teknik direktörü Javier Aguirre'nin temel aldığı fikir net değil, ama bugün herkese gösterdiği ve elemeler sürecinde uyguladığı takım tertibi şu sıralar rağbet görüyor. Dunga'nın Brezilyası Gilberto Silva'yla Meksika'nın oynadığının benzerini oynayacak, fakat Meksika kadar değişken değiller. Geriden hazırlık paslarıyla oyun kurulurken Barcelona'nın sıklıkla Yaya Toure'yi savunma hattının ortasına sokup bekleri ileri ittiği gibi bir başka Barcelona oyuncusu Marquez'e benzer bir görev verildi, ama çıkış noktası biraz farklı. Bugünkü Marquez rolünün benzerinin uygulayıcılarından biri olan Şenol Güneş, FC Seoul'deki oyun şablonunu 5-3-2 olarak tanımlıyordu. Meksika içinse aynı yoldan gidersek 5-2-3 dememiz gerekiyor. Aslında sayılardan önemlisi roller, Marquez'in bugünkü rolünü ve Meksika'nın kenar oyuncularını genelgeçer terimlere oturtmak henüz mümkün değil. Oyun içinde yapılan bu değişimin birinci amacı topa sahip olunduğunda savunma yerleşimini tek adamla sağlama alıp, iki beki birden aynı anda oyuna sokmak. Bir başka deyişle çift dış bek kullanımına imkan tanımak. Beklerin alıp götürdüğü rakip kenar adamlarının boşluğuna sağ ve sol stoperler girerek hücumda bir fazla olunmasını sağlıyorlar. Özellikle 4.3.3 harici şablonları kullanan takımlara karşı topu oyuna sokarken hep daha uygun pozisyonda bir kişi fazla olabiliyorlar. Bugün için görülen temel fikir bu. Çok adamla ön alana yükleniyor, kaybettikleri topları bu sayede yeniden atağa dönüştürmeye çalışıyorlar. Gio'nun ani patlamaları sayesinde Meksika ilk 20 dakika bize bunları gösterdi ve tüm olan bitenin garipliğini seyretmek çok keyifliydi. Ama sonra işler değişti.Perreira adı bugün Sacchi ve Mourinho'yla birlikte anılıyor. Profesyonel futbolculuk geçmişine sahip olmayan bu adamlar futbol tarihini değiştirdiler. Bugün de pek çoğu Dünya Kupası için sıradan sayılabilecek oyunculardan kurulu Güney Afrika'nın rakibinin arızaları üzerinden kendi kalibresi göz önüne alındığında çok çok iyi bir maç çıkarması ancak 6. kez bir Dünya Kupası'nda yer alan Perreira'yla açıklanabilir. İmzası olan katı alan savunmasının ve önde kazandıkları toplarla rakibin kenarlarındaki boşlukları değerlendirme çabasının maç içinde gelişmiş durumlar olduğuna inanmam mümkün değil. Topa sahip olduğunda farklı taktik fikrinden beslenen Meksika'nın top rakibe geçtiğinde bildik üçlü savunma arızalarını taşıyan bir takıma dönüşmesinden faydalandılar. Güney Afrika kenarlara sürekli ikinci oyuncuyu soktu, oyun hangi kenardan şekilleniyorsa ters tarafta oluşan devasa boşlukları sürekli kullanmaya çalıştılar. Oyunun artan hızı üçlü savunmayı kenar adamları vasıtasıyla zirve futbol sahnesinden dışlamıştı, hele ki hücumda bocaladığında rakibe çok fazla geniş alan veren Meksika 30-70. dakikalara arası bir sorun yumağına dönüştü. Son 20 dakika Aguirre ipleri saldı, eni-boyu eşit veteran Blanco'nun isabetli paslarıyla biraz daha üretken göründüler. Bir duran topun rebound'ında takımın en tecrübeli ismi Mokoena yerinde kalarak büyük bir hata yaptı, günün futbol devrimcisi Marquez skoru eşitledi. Sonrası ne yaptığı pek belli olamayn Meksika ile hala bildiğini oynamaya çalışan Güney Afrika'nın denemeleriyle devam etti.

Güney Afrika'nın bundan fazlasını yapması zor. Meksika ise ilk maçta tutmayan aykırı denemesinde ısrar ederse ya sürpriz yapan takımlardan biri olur ya da eve döner. Güney Afrika'nın sağ beki Gaxa turnuva sonrası Avrupa'ya giden bir uçağa binebilir. Kaleci Khune ve muhteşem bir gol atan Tsabalala ise Muhsin Ertuğral'a teşekkür etme sebebi.

Güney Afrika 1-1 Meksika

Günün ikinci maçında futbolu akla ve mantığa sığmayan Fransa'yla turnuvanın klasik üçlü savunma uygulayan takımlarından Uruguay'ın zaman zaman izleyeni buhranlara sürükleyen mücadelesinin kasvetinde boğulur gibi oldum. Bu kasveti yaratan esas neden, neredeyse tamamı Şampiyonlar Ligi seviyesinde futbol oynayan bu oyuncular topluluğunun bir araya geldiklerinde nasıl olup da bu kadar heyecansız olabildiklerine inanamamam. Domenech hiç değilse bir şeyi değiştirdi, hani belki biraz kıpırdanma olur diye bekledim ama Kosta Rika'ya karşı takımın lideri olduğunu belli eden Gourcuff de bugün iki hafta önceki görüntüsünden uzak olunca Fransa yine eskiye döndü. Topu rakip sahaya merasimle geçiriyorlar, törenle geri almaya çalışıyorlar. Ribery hasbelkader bir kez rakip kenar adamını geçti ve ters kenardan arka direk koşusu yapan Govou ile yeni şablonun üretimi bir pozisyon buldular. Anelka'yı elemelerde de önde kullanıp verim alamıyorlardı, hala aynı. Avrupa'da sezonun en flaş adamlarından Malouda 4.3.3'e geçişin esas sebebiydi, ama yedek oturdu. Fransa biraz garip ülke, biraz farklı bir takım. Her gün L'Equipe'te bir başka oyuncunun takım ve yeni şablon hakkındaki görüşlerini okuduk. Sonra Malouda-Ribery kavgası var, ben üstü örtüldü sanıyordum. Bu kadar olumsuzluğu bir araya toplamak gerçekten büyük maharet. Yine de Gignac ve Malouda girince biraz hareketlendiler. Bir ara rakip ceza sahası önünde çok iyi pas yaptılar ama rakip 5 savunmacıyı geriye çakıp, maç boyu iki forvetle tehdit oluşturmaya devam ettikçe yeteri kadar hız üretemediler, boşluk bulamadılar. Sonuçta bahsettiğimiz takım hazırlık maçlarında Çin'e bile kaybedebilmiş bir takım, Domenech'in takım olamayan takımına dair tek heyecan sebebi futbolculara saygı. Fransa bundan sonra kıpırdanacaklarsa eğer kafilenin kaldığı otele bomba düşmüş ya da yıldırım çarpmış olmalı.
Uruguay'ın 3.5.2'si bir standart süpürücü ve iki santrafor içeriyor. Fazla değişken değiller ve fazla defansifler. Geriye yaslanmak zorunda kalınca uzun toplarla Suarez ve Forlan'ı bulmaya çalışmak haricinde herhangi bir plana sahip olup olmadıkları bu maçta anlaşılmadı. Atan kazanır maçta onlar için 1 puan iyi sayılır. Sagna'nın ayağının kırılmadığına şükürler olsun.

Fransa 0-0 Uruguay

2006 Dünya Kupası'nın tek klasik üçlü savunma takımı Zlatko Krancjar'ın Hırvatistan'ıydı. Bugün turnuva öncesine bakarak en az 5 takımın dörtlü savunma kullanmayacağını söyleyebiliyoruz. Meksika ve Brezilya gibi yeni bir trend oluşturmaya çalışan takımlar da ekstrası. Bu güzel bir gelişmedir, futbol kendi helal dairesinde yeni bir gezintiye çıkıyor olabilir. Modern futbol bugünün oyunudur, geçmiş yıllarda çok kez mağlup edilen üçlü savunmanın yeniden hortlaması bu önermeye şahitlik eder.

DN: Turnuva boyunca imkan oldukça maç yazıları, olmazsa yine imkan dahilinde olmak üzere günlük değerlendirmeler yazacağım. Bir de Dünya Kupası boyunca imkan dahilinde maç saatlerinde faal olacak bir twitter sayfamız var, onu da duyurayım:

http://twitter.com/ns_blog

Noat Samisa

12.06.2010

4 yorum:

matiasemilio dedi ki...

tahminim bafanaların uruguayı alt ederek gruptan çıkacağı yönünde..
**domenech söyleyecek laf bırakmıyo insanda!!
diaby de öyle..bildiğin vieira..

matiasemilio dedi ki...

bir de abi,güney kore ne yapar bugün twitterda bişeyler yazar mısın..hangi adamlara dikkat edelim ?

Noat Samisa dedi ki...

Yazarız elbet bişeyler...

şambalici dedi ki...

ben bu gruptan süpriz bekliyordum ancak görünene göre turnuvanın en kötü grubu bu olsa gerek. daha diğerlerini görmedik tabi ama bu gruptan çıkanlar (kötünün iyisi olarak fransa-uruguay) direkt elenecekler gibi. gerçi fransa aynı domenech gibi garip bir takım, kör topal bir futbolla çıkarlar gruptan sonra finale yürürler, ama bu sefer fark yaratacak zidane yok tabi.

ayrıca vuvuzela'yı icat edene saygılar.