Daum'la ve Daum'dan Sonra #3

Zico döneminde uzak forvet Deivid ve onun parlattığı Gökhan Gönül, sahada yine santrafor oyununu iyi bilen bir oyuncu olmamasına rağmen Fenerbahçe'yi taşıdı. Papazın Çayırı Blog'da bu konuya ilişkin bir değerlendirme yapılmış, çokça doğru noktalara dikkat çekilmiş olsa da ben bunun Fenerbahçe'ye yansımasına katılmadığımı şu noktada belirtmeliyim. Zico'nun 4.2.3.1'inde Uğur Boral'ın sürekli son çizgiyi hedefleyen oyunu pek çok Deivid golünde rol sahibiydi. (Video) Keza Bursaspor'un bu sezon Fenerbahçe ve Trabzonspor'a attığı birbirinin kopyası goller Ozan İpek ve Uğur Boral'ın oyun tarzları benzerliğinde buluşur. (Video) Fenerbahçe'de Andre Santos'un, Özer'in, Topuz'un oynamaya çalıştığı ters ya da düz ayakla içe dönük kenar setleri, mutlaka bir hedef adama ihtiyaç duyar. Bu sezonun CL finalisti Bayern sağ kenarda ters ayaklı Robben'i kullanırken Müller'in sırtı dönük oyunundan besleniyordu. Esasen Robben düzeyinde bir üstün yetenek size çok farklı şeyler vaat edebilir, bu yüzden Fenerbahçe için Fulham daha doğru örnek. Bu sezonun Europa League finalisti Fulham, her iki kenarda da ters ayaklı oyuncu kullandı, ama oyununun temeli pivot santrafor Bobby Zamora'ya atılan uzun toplar üzerine kuruluydu.
Görselde kupa finalinin ilk dakikasından üç kare görülüyor. Fenerbahçe topu kendi yarı sahasının ortasında kazanıyor. İlk karede diziliş net olarak görülüyor. Topun Selçuk'a aktarılmasıyla Özer koşusuna başlıyor. Top savunma hattına aktarılıyor, geriden sıfırdan bir oyun kuruluyor. Sağ bek Serkan'ı sırtına alan Özer, Selçuk'un pasında Alex'e duvar oluyor ve Özer'in boşlattığı alana giren Vederson'u kaçırıyorlar. Baklava orta sahanın temel set hücumularından birini oynuyorlar. Özer'in takımdaki rolünü anlatan en net örnek bu. Özer şablonun gereği kenar adamı gibi değil, baklava orta sahanın sol iç oyuncusu gibi oynadı. Bu şekilde Andre Santos'un sezon başındaki hücum performansının dahi gerisinden kaldı. Ters ayaklı olması nedeniyle son çizgiyi de hiç kullanamadı.
İkinci görselimizde bu kez sağdan gelişen bir atak izliyoruz. Mehmet Topuz ve Gökhan Gönül sağ kenarda eşleşme problemini yakalamışlar. Gökhan boş koşuyu yaptı, ama Topuz onu tercih etmeyerek içeri dönüyor. Emre'nin savunmadan uzun oynadığı topta ortadan destek olarak atağa katılan isim Özer. Uzak direkteki boşlukta, yani Özer'in olması gereken yerde ise ilginçtir, Bilica var. Alex önü boşken Topuz'un topu bekin önüne bırakacağını düşünüyor ve içeri koşu yapıyor. Guiza ise ön direkte. Rakip ceza sahası önünde devasa bir boşluk olmasına rağmen topu sağ ayağına almaya çalışan Özer topu eziyor ve atak top kaybıyla neticeleniyor. Alex X ile işaretlediğim yerde olsa, sırtı dönük top alsa Özer'in sağa yanaşması doğru sayılırdı. Ama çok adamla yapılan hücum art arda yanlış tercihlerle mundar ediliyor. Diğer seçenek kullanıldığında ise Gökhan Gönül'ün yaptığı ortalardaki isabeti tartışılıyor, Andre Santos'un sol iç koridoru kullanması Özer'le engelleniyor ve Fenerbahçe Alex üzerine yığılmaya devam ediyor.

Sonuç

Tüm bu problemin temelinde Özer ve Mehmet'in Fenerbahçe 4.2.3.1'inde kenar adamı olmaya değil, üçlü orta saha ya da baklavalı düzende iç oyuncusu olmaya uygun özellikleri yatıyor. Bu şekilde Guiza'yla koordinasyon kurulması mümkün değildi. Onlara kenar adamı rolü biçilse de attıkları gol sayıları her ikisinin de uzak forvet oyununu oynayamadıklarına, sezonun ikinci yarısı kenarların yeterince çalışmaması da doğru kullanılmadıklarının delilidir. Özer Hurmacı ve Mehmet Topuz, önümüzdeki sezonun Fenerbahçe'sinde birlikte kullanılamaz. Ama Alex sonrası için takımın yolunu şimdiden tayin ettiler. Özer-Emre-Topuz'dan oluşacak üçlü orta saha pek çok başaltı Avrupa takımını kıskandırabilir.

Elde Alex var iken baklavalı 4.4.2 ve 4.2.3.1'den başka şablon düşünülemiyor. Alex'li Fenerbahçe'nin en iyi referansı da Zico dönemi. Bir safkan kenar adamı ve bir uzak forvetten oluşan kenarlar, Alex'in üzerindeki yükü azaltarak takımı kompakt bir yapıya ulaştırmış ve Fenerbahçe'yi CL çeyrek finaline taşımıştı. (Uğur Boral-Deivid) Mevcut düzen devam ettikçe Alex'e bağımlılık artacak, bu da Fenerbahçe'ye yetmeyecektir. Amaç Alex üzerindeki yükü azaltmak olmalı.

Alex varken gelecek yeni hocanın oyun planında keskin değişimler yaratması zor. Bu sebepten henüz yeni hoca ortada yokken ya da biz bilmiyorken yapılan Stoch transferi makul karşılanmalı. Geçen sezonun gösterdikleri ışığında Fenerbahçe, Stoch transferiyle bir eksiğini kapattı. Sırada Kazım'ın uzak forvet rolüne dönüşü ya da sağ kenara benzer bir oyuncunun transfer olmalı. Ya da sağ kenarda Topuz-Özer rotasyonuna güverenerek Guiza değiştirilmeli. Çok yönlü bir santrafor (Baros ya da Bobo gibi) Fenerbahçe'yi istenen düzeye ulaştırabilir.

Görselleri hazırlayan MÇ'ye teşekkürler...

Daum'la ve Daum'dan Sonra #1
Daum'la ve Daum'dan Sonra #2

Noat Samisa

10.06.2010

9 yorum:

sukullaci dedi ki...

güzel bi yazı serisi olmuş öncelikle. alex bu takımın hem en önemli kozu hemde el freni, takımda olduğu sürece oynatılabilecek tek bir taktik kalıyor 4-2-3-1. ama adam 10 numara mevkisinde muhteşem oynuyor, bişeyde diyemiyosun. alex bıraktığı zaman aziz yıldırım hemen çok bilmiş gibi yeni bi klasik 10 numara almazsa fenerbahçe çok daha modernleşir ve taktik olarak bi çok varyasyona sahip olur. emre-topuz gibi 2 çift yönlü orta saha kimsede yok. beşiktaş bu tarz adamları oynatabilmek için 2 yabancı kontenjanı harcıyo ama yinede etkili olamıyo. mantıklı olan alex'in gitmesiyle 4-3-3 e geçilmesi. elinde emre-topuz-özer 3 lüsü varken bu hiçde zor olmaz. ama alex deyince insan bi başka oluyo işte. oynasın abi. oynayabildiği kadar oynasın.

QuaresmA dedi ki...

Harika analizler, keyifle okudum.

Takım kadrosunun taktiğe oturuşu olarak ligin en iyilerinden biri Fenerbahçe, belki de en iyisi. Defansif karaktere döndükleri son birkaç maçta ben Ancelotti dönemi Milan'ına benzettim Fener'i. Geride ofansif bekler, Ortasahada bir sürü göbek oyuncusu Ambrosini-Gattuso-Pirlo (Emre-Selçuk (Baroni) ve daha fazla kanatta olsa da Topuz), yine ortasahada kanada benzer tek oyuncu Seedorf (yine da dışta olsa bile Özer), Kaka ve Sheva (Alex ve Güiza :P). Ben o takımı, Milan'ı yani, taktiksel olarak çok beğenirdim ama Fener biraz daha geniş alandaki bir versiyonunu sergiliyor. Beklerin Cafu ve Oddo olmamasından olsa gerek.

Şunu da belirtmek gerekir ki böylesine yüksek duran toptan gol bulma potansiyeli olan bir takımın son haftalardaki defansif futbolu sergilemesi çok mantıklı. Zaten 7-8 hafta gol yememişlerdi ve güzel bir seri yakalmışlardı sanırım. Selçuk bile iyi oynuyordu ki bu organizasyonun bir benzeri olan Zico'nun ikinci senesi Fenerbahçe'sinde de ben Selçuk'u beğeniyordum.

Bana kalırsa bu sezon şampiyonluğu kesinlikle Fenerbahçe hak etti. Çok ince bir detayla kaçırdılar, Trabzon maçında Güiza değil de Semih oynasaydı şampiyonlardı, bu kadar basit. Seneye ise en büyük şampiyonluk adayımdır Fenerbahçe. Plaseler Trabzon ve Bursa. Umarım Daum sırf şampiyonluk maçını kaybetti diye kovulur ve yerine çapsız Aykut Kocaman geçer de tüm bu organizasyon bozulur.

TA dedi ki...

fenerbahçe ikinci yarıda kanatsız kaldı.kazım gitti.carlos gitti.uğur boral sakatlandı.ikinci yarıdaki düşüşün ana nedeni bence budur.

son 8 haftalık çıkışta bence hakemlerinde oldukça desteğini yanına aldı fenerbahçe.oldukça sert defans yaptılar.birçok pozisyonda hakemler sarı ver kırmızı kartlarını çıkaramadılar.hal böyle olunca 1-0 lık galibiyetler ortaya çıktı.sert savunma ve araya sıkıştırılan bir gol.fenerbahçenin ligi son hafataya kadar getirmesi hakem desteğine bağlıdır birazda.
ama eğer kazım-carlos-uğur üçlüsü sağlam devam etseydi ligi şampiyon bitirebilirlerdi.
ilk 8 hafta manu gibi çok organize hızlı hücum yaptılar.soldan santosun ve sağdan kazım ın bindirmeleri harikaydı.ikinci yarı kanatsız kanaryaya hakemler destek olmasına rağmen ligi göğüsleyemedi.ilahi adalet sanırım.
hakemlerin desteğinden kastım yanlış anlaşılmasın penaltılar ofsaytlar değil.sarı kartlar ve kırmızı kartların yapılan sertliğe rağmen çıkmamasıdır.yoksa fenerbahçe süper defans yaptıda uzun süre gol görmedi değil.sertlik deyip geçmemek lazım.çünkü rakibin gol pozisyonuna girmemesini sağlıyorsunuz.bu ise büyük avantajdır.ayrıca hakeme itirazların tac atışlarına bile topluca itirazların bir taktik olduğunu düşünüyorum.neden itiraz ediyorlar her pozisyonda.iki sebebi var.eğer takım öndeyse zaman öldürülmüş tempo düşürülmüş oluyor.ikinci sebeb ise hakemin bir sonraki pozisyonlarda etki altına alınmasıdır.bu taktiği özellikle son 7-8 haftada çok kullandılar.son maçta yine ilahi adalet olsa gerek itiraz ederlerken golü yediler.yine toplu itiraz vardı o pozisyonda.
ben açıkcası fb nin son 8 haftasının analizinin yapılmasını mantıklı bulmuyorum.(hakemler+rakip takımların maça fazla asılmaması olayı oldu).

özetlersek
ilk 8 hafta oldukça iyi performans , sondan 8 haftaya kadar kanatsız! kanaryanın kötü performası ve bunun skora yansıması.son 8 hafta ise futbol olarak vasat olmasına rağmen hakem+rakip takımların asılmaması ile yapılan suni bir başarı.

son 8 hafta öncesinde hakemler neredeydi diye sorabilirsiniz.cevabı basittir.hatırlarsınız basın toplantısı yapmıştı yönetim.hemde tam kadro.görsel öğelerde kullanıldı.bundan hakemler çok etkilendi bence.vede hakem odası basmalar zirve yaptı etkilemede.lugano-bilica-emre-cristian gibi birçok maçta kartlık hareketler yapan oyuncular bu tarihten sonra kart görmemeye başladılar.

feneri bu sezon 3 e ayırabiliriz.
1-kanatları çalışan hızlı hücum yapan fenerbahçe
2-kanatları yok olmuş alexe bakan fenerbahçe
3-kanatsız fakat sert anadolu takımı kıvamında savaşan hakemin kanatları altında olan fenerbahçe.

TA dedi ki...

fenerbahçenin sezon analizi yaparken mantıksal kurguyu bozan şeyin son 8 hafta olduğu malum.zaten son 8 hafta olanlar mantık dışı şeylerdi.analizde son 8 haftaya bakılırsa işin içinden çıkılmaz.bir fb-bjk maçının ne analizi olur?var mı bu maçın taktiksel analizi.yapanlar hikaye anlatıyor.ama yinede yapılırsa şöyle yapılır.fb sahada rakibini döverek sindirdi.hakem buna müsade etti.bu sayede maçta fenerbahçe üstün gözüken taraftı.bu yapılır ancak.o maçta cüneyt çakır olsaydı hem güzel maç olurdu hem de taktik analiz yapma imkanı olurdu.ortada kör döğüşü olmazdı.
haliyle ligde birçok şey yaşandı ama sonuçta ilahi adalet midir bilemem son maçta kupa hak edenin oldu.

suspicious1903 dedi ki...

şu yaptığın analizleri türkiye'de maksimum 3-5 tane td yapabiliyordur eminim..
bence hemen bi pro-lisans kursu mu ne karın ağrısı ise onlara başvur ve en kısa zamanda beşiktaş'ın başına geç.... yd hala başta olursa sözleşmeyi sağlam tut yeter :) beşiktaş analizlerinde görüşmek üzere

Arkhe dedi ki...

Sağ kenara adamdan ziyade çok yönlü bir santrafor tercih ediyorum. Bunu biraz camianın psikolojik durumunu da düşünerek söylüyorum.

Bir de Bilica yerine bir stoper yeterli olacaktır. Daha sonra sadece kadro derinliği yaratmak adına makul fiyatlı 2-3 oyuncu alınabilir.

Eline sağlık Noat, güzel analizler.

Noat Samisa dedi ki...

Sukullaci,

Alex varsa elinde önce tahtaya onun adı yazılır. Yazılmayacaksa yazan biri bulunur. Selçuk, Emre, Lugano, Gökhan vs. hepsi birazdan Alex'in bir sihir yaratacağına inanıp futbol oynuyorlar. Alex gittiğinde telafisi hiç kolay olmayacaktır. Onu izleyebilmek hepimiz için büyük şans.

Quaresma,

İkinci devre fazla taktiksel oldu bu takım. Eğreti bir düzen kuruldu ve kazandıkça korundu.

TA,

Bir sezona ilişkin sayısız alt başlıkta değerlendirme yapılabilir. Benimkisi futbola bir başka bakıştır, böylesinin çok daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum. Tabii herkesin kendi seçimi.

Suspicious1903,

Emin olalım, hepsi burada yazılanların çoğunu kayda değer bulmuyorlardır bile. Bugün TSL'de takım çalıştıran hiçbir hoca ki buna Yılmaz Vural ve Ziya Doğan da dahildir, futbolu hepimizden iyi bilmenin yanına futbolcu psikolojisini doğru konumlandırmayı ve insan yönetim becerisini ekliyorlar. Daum tüm bunların farkındaydı bana kalırsa.

Arkhe,

Kazım-Stoch ikilisi yeni santraforla çok iş yapar. Alexander Frei yine sakatlanmış gerçi, lakin ben Fenerbahçe'ye en uygun adam olacağını düşünüyorum. 3 sene daha üst düzey oynar.

varol döken dedi ki...

bana maç sonu panzerlerin suyundan kaçma tekniklerini yazmadıktan sonra neye yarar söyle noat o zeka söyle bana...

bana balık tutmayı öğretme bana balık pişir:)

Noat Samisa dedi ki...

Bi ara balığa gidelim öyleyse.