Donovan Tehlikesi

David Moyes'i bugün Sunday Times'a yazdığı yeni yazıdan sonra David ve Moyes olarak ikiye ayırmak istiyorum. Biri Everton'daki menajerlik görevine devam etsin, Alex Ferguson sonrası Man Utd'ın başına geçsin. Diğeri ise her hafta, çalıştırdığı takımın aldığı sonuçlardan bağımsız, hatta alakasız futbol yazıları yazsın.Dünya Kupası öncesinde kullandığı son iki penaltıyı kaçıran İngiltere penaltıcısı Frank Lampard'a herkes uyarılarda bulunuyor, ama hiçbiri dört yıldır ABD kalecisi Tim Howard'la çalışan David Moyes'in yazdığı cümle kadar çarpıcı değil: ''Frank Lampard'a bir uyarım var: Tim Howard'la penaltılarda çok iyi işler çıkardık. 2009 FA Cup yarı finalinin seri penaltı atışlarıyla ve geçen sezon kurtardığı penaltılarla kanıtlandığı gibi, o, penaltı kurtarmada çok iyi.'' Kalecisinin ciğerini bilen menajerden tüyolar bununla da sınırlı değil. Bu sezon üç ay birlikte çalıştığı Landon Donovan'a ilişkin kurduğu ''Everton'a geldiğinde O'nun değerini anlamamız için 60 saniye yetti. Landon, bir Rooney bir Messi değil, ama etrafında iyi oyuncular olursa canınızı yakar.'' cümleleri güzel özet. Yazıda fazlası da var, Amerikalı futbolculara karşı varolan saçma önyargıya dikkat çekilmiş. Bana göre Donovan eğer bir Amerikalı olmasaydı bugün Big Four takımlarından birinde oynamaması için hiçbir sebep yoktu. Everton'da geçirdiği üç ay bunun ispatıdır, Moyes'in mutfakta olan-bitene dair fısıldadığı küçük detaylar da bu fikrin destekleyicisi sayılır. Aynısını Roy Hodgson'a sorun, aynı cümleleri Clint Dempsey için söyler. Başını Cahill, Schwarzer, Neill, Kewell, Emerton ve Bresciano'nunun çektiği şeytan tüyü sahibi Avustralyalı'lar gibi Donovan, Demspey, Howard, Friedel, Keller, Bradley'nin başını çektiği Amerikalı'lar da bir başka özel gruptur.

İngiltere turnuvanın ikinci günü ABD karşısına çıkacak. Kağıt üzerinde C grubunda İngiltere'yi en çok zorlayacak takım olarak görünen ABD, geçtiğimiz yaz Konfederasyon Kupası'nda İspanya'ya başkaldırarak kendisine hem gönlümde, hem zihnimde yer edinmişti. Yakın zamanda bize karşı oynadılar, öne geçtiğimiz maçın ikinci yarısındaki baskın futbola karşı direnç gösteremedik. Bizim tarafımızda kafası rahat bir Arda'nın vaatlerinin sınırsız oluşu yeninden hatırlansa da bu maçın esas ağırlığı Amerika tarafındaydı. Altidore'un golünde Donovan'ın şut atmayıp Altidore'u bulması Donovan'ı ve Amerika ulusal takımını anlatan bir başka örnek. Devletlerinin politikaları ve dış dünyadaki algısıyla ulusal takımda sahip oldukları futbol anlayışı örtüşmüyor, hatta taban-tabana zıt bile sayılabilir. Oğul Bradley'nin komutasındaki orta saha eğer skor bulursa İngiltere'yi plandışı, panik futbola zorlayabilir. Skor bulmak için de ya çok kötü ya da çok iyi oynayan, ama uzun zamandır hiçbir şey oynamayan santrafor Jozy Altidore'a ihtiyaç var. Eğer Altidore bu kez iyi oynarsa soldan Demspey, sağdan da Donovan'ın desteğiyle İngiltere'ye sıkıntı yaşatabilirler.

Amerika'nın gruptaki esas rakipleri Slovenya ve Cezayir, fakat 1950'nin hatırasına sahip çıkıyorlar. Bu sezon Premier League'e dönen Blackpool, yüzyılın ortasında İngiltere'nin en iyi oyuncusu Stanley Matthews'a sahipti. Aynı zamanda İngiltere'nin 1950 Brezilya Dünya Kupası'ndaki yıldızı olan Matthews, hesapların gruptan çıkmak adına gereken mutlak galibiyeti üzerine yapıldığı İspanya maçına daha zinde çıkması için gruplarda ABD ile oynanacak maçta dinlendirilmişti. Amatör oyuncularla; beyzbolcu, kasap, manav, berber ve boyacı ile Dünya Kupası'na gelen Amerika, İngiltere'yi 1-0 mağlup ederek futbol tarihinin en büyük sürprizlerinden birine imza attı. Bu sonuçla İngiltere ilk tur gruplarından öteye geçemedi, İspanya turladı. Amerika ise sanırım bugün 60 yıl öncesinden çok daha iyi.

Noat Samisa

06.06.2010

7 yorum:

Gurbet Kartalı dedi ki...

Amerika elbette bundan 60 sene oncesine nazaran cok daha iyi bir takm bundan kimsenin suphesi yok. Ozellikle son 10 yilda ingiliz liginde oynayan oyuncularinin sayisida ne kadar kaliteli topculara haiz olduklarininda bir baska gostergesi. Biz bir tugay, bir tuncay ingilterede oynadilar diye neredeyse ortaligi ayaga kaldirirken, adamlarin su andaki milli takiminda bire en az yarim duzine topculari ingilterede oynuyor... Diger Avrupada oynayanlarida eklersek, Avrupa mentalitesine yatkin, ve fizik kuvvetleri saglam bir takim olduklarini soyleyebiliriz.

Tum bunlara ragmen yazinin ana temasi olan Landon Donovan gibi bir baska oyunculari daha yok. Yani fenerde alexi kitleyince nasil takim bitiyorsa Amerikadada durum boyle. Yaratici tip dedigimiz baska bir oyunculari maalesef yok. Bu arad bakmayin bizi yendiklerine, bizim o macta baska seyler dondu devre arasinda, gozumuzun onunde oldu sanki bir sekilde frene bastik berabere bitsin dedik, ama adamalr gaza gelip iki tane atinca, son 10 dakika yine maci cevirebilirdik...
Ha, bu arada ingilizlerin tipik futbolu en iyi biz biliriz nede olsa biz icat ettik, hatta bu yankeeler toptan ne anlar diye boburlenmeleri oldukca olasi, ki bu yuzden ben amerikanin yenmesini cok isterim, cok uzak bir ihtimal olsada...

omega dedi ki...

Donovan sanki ABD'den yeni yetişen bir topçu muamelesi görüyor.Bayern Münih'te de, Everton'da da denemeye gelmiş gibi kiralık anlaşmalar yapıldı.Tabi bunda LA Galaxy'nin de payı vardır ama yine de şimdiye kadar transfer olmuş olması gerekirdi.ABD önyargısı burada karşımıza çıkıyor.
Ayrıca ABD'nin kaleci ekolü de çok harika.Keller, Friedel, Howard ve şimdi arkaadan yavaş yavaş gelen Brad Guzan.Nasıl beceriyorlar acaba? :)

Noat Samisa dedi ki...

Omega,

Amerikan futbolu oynamak için topu tutmasıni iyi bilmek lazım. :)

omega dedi ki...

@Noat Samisa,
Ben de "Simit" oyunuyla büyüyen Türk gençlerinin hepsinden Walcott gibi hız bekliyorum o zaman :)

Juan y Fer dedi ki...

Hello,
I have found an excellent page with all the transfers, rumours of the all top European clubs. All in the same page. It is great to see together all the news –name, transfer fee and position of each player- about all the top teams, including the Turkish top teams
The page is:

http://www.factual.es/noticia/fichajes-a-todo-trapo/?noticia=166

varol döken dedi ki...

juan sen ölmedin mi lan?

Kalten dedi ki...

Bu Juan denilen adam Nihat Doğan gibi küllerinden doğup-doğup çıkıyor