İngiltere 0-0 Cezayir

Gareth Barry takıma girdi, ama yine aynı İngiltere, tıpkı geçmiş turnuvalarda olduğu gibi... oldu dün akşam. Takımın elemeler sürecinde gösterdikleri ışığında ideali sahadaydı, takımın elinde bu ilk 11 ve bu oyun planından daha iyisi yoktu. Barry'nin henüz tam hazır olmaması ve tribünlerce ıslıklanan Wayne Rooney'nin son yarım saat sürekli arızalı bileğinden rahatsızlığını belli etmesi önemli birer etkendir, ama oyunun toplamında görüneni açıklamaya yetmez.

Şurada epey detaylı yazdım, bir de daha önceden blogda yazılmış Walcott Yerine Lennon başlılık post vardır. Dünün en büyük arızası, işlemeyen A planıydı. Bunun da sebebi Cezayir'in eski usul 3.5.2'sidir. Maç öncesi Twitter'da hazırlık maçında Mısır'ın 3.5.2'sinin İngiltere'ye çıkardığı sorunu baz alarak aynı sıkıntının yaşanabileceğinden bahsetmeye çalışmıştım, ama 140 karakter her şeyi açıklamaya yetmiyor tabii. Benzer sorunu tespit eden 4 ayrı yazı okudum bugün, İngiltere'nin elemeler sürecini yakın takip eden herkes buna dikkat çekiyor. Capello'nun Güney Afrika kadrosu, tamamen Capello'nun gösterdikleri ışığında yapılan çözümlemeler doğrultusunda yapıldı, bu yüzden kadroda Downing ve AYoung gibi solak kenar adamları yok. Asimetrik Capello 4.4.2'sinde İngiltere'nin oyunu hızlandırabilmesi, güçlü yanlarını ortaya çıkarabilmesi için sağdan son çizgiye inmesi gerek. Bunu yapması gereken adam Lennon. Ya da Lennon'ın tehdit oluşturduğu bölgede son çizgiyi kollayan rakip savunmanın boşalttığı iç alana Glen Johnson katedecek. Dün Glen Johnson berbat oynadı, sezon boyunca Liverpool formasıyla 10 maç çok iyi oynamışsa 5 maç şuursuzca sahada dolanmıştır. Bu da öyle bir gün oldu. Cezayir geri üçlüsünden biri Heskey'nin başındaydı, bu da demek oluyordu ki İngiltere'nin ilk maçta attığı golü atmasına bu kez imkan yoktu. Üçlünün biri Rooney kaleye yaklaştığında devreye giriyordu. Lennon-Belhadj eşleşmesinde ise Lennon hızıyla rakibini geçse bile geride boş kalan libero art alana hakim olarak tehlikeyi önledi. Tüm maça hakim olan edilgen görüntünün esas sebibi budur.
Üçlü savunmanın arızasına ya da sahanın kenarlarını tek adama teslim etmenin oyunun hızının artışını sürdürdüğü son 15 yılda mağlup edilmesinin sebebi hücumcu beklerdir. Kuzey Kore'nin yediği Maicon golü, Meksika'nın ilk maçta Güney Afrika'ya verdiği pozisyonlar en yakın örnekler. Ama Glen Johnson kötü oynayınca İngiltere'nin A planı tamamen iptal oldu ve Lennon oyundan çıktı. Yerine giren adam ise sezonu kötü geçiren SWP oldu. O da bir sarı kart hariç hiçbir şey yapamadı. Capello hala neden Walcott ya da AJohnson değil de SWP sorusuna cevap vermiş değil. Solda ise Gerrard'ın bu sezonki Liverpool günlerinden kalma kötü oyunu da Ashley Cole'u baltaladı. Sonrasına baktığınızda hücumda yalnızca Heskey'i bulmaya çalıştıklarını görürsünüz. Bu da B planıydı, ama dışarıdan bakarak anlamlandırılamayan senkron bozukluğu tüm çözüm yollarını kapadı. Rooney'nin sürekli bileğini tutması da buna eklenince İngiltere yalnızca duran toplara kaldı.

Cezayir ise rakibin hücum yollarını kapatınca kendi oyununu oynama imkanı buldu. Topla oynama oranı genelde hiçbir anlam ifade etmez, ama dün akşam için önemliydi. İngiltere savunmacıları çok az hata yapınca facia ucuz atlatıldı. Ziani önderliğinde pas yaptılar, eldeki imkanlar dahilinde hücum etmeye çalıştılar. Onların da planları duran toplar üzerineydi, kaleyi tutturabilseler her daim varolan ''James faciası olasılığını'' değerlendirebilirlerdi. Rakibi bozmak üzerine epey çalışmılar ve bunda başarılı olarak çok başarılı bir maç oynadılar. Capello'nun hazırlık maçı için benzer oyunu oynayan Mısır'ı ve sonra Meksika'yı seçmesi çok doğru tercihlerdi, ama bu maçlardan alınan dersleri uygulamak için bir yeni yol yoktu.
İngiltere'nin tüm sorunları geçmişten geliyor. ABD maç yazısında bahsettiğim Barry etkisi, rakibin farklılığı nedeniyle henüz gerçekleşmedi. Capello da bunu umuyordu, ama hücum yollarının tıkanmasıyla oluşan kargaşa anlamsız pas hatalarını ve özgüven sorununu peşinden sürükledi. Diğer açıdan sakatlıklar, skandallar, formsuzlar takımın bütününe hakim. Green ''hoca beni oynatma'' diyor, stoperler kaleye güvenmiyor falan derken işi yaratıcı oyuncu eksikliğine kadar götürebiliriz. Hepsinin bir payı var ama bu takım Capello'nun takımı. Aynı şekilde Güney Kore'nin mevcut takımının futboluna ve futbolcuların özelliklerine dair hala Hiddink adını anmak, Hollanda deyince hala Total Futbol dönemine atıf yapmak anlamsız; her takıma yaklaştıkça yepyeni güzellikler ve farklılıklar bulmak zor değil. İngiliz'lerin hala 66'daki takımı ve oyuncularını bugünün takımıyla eşleştirmeye çalışmalarının yüksek doz romantizmi de faydasız ve İngiltere'nin bugünkü sorunlarının pek çoğu, bu fikir sayesinde asalak yaşam sürüyor.

İngiltere geçmişteki arızaları taşıyor, Capello'dan bunları tolere etmesi isteniyor. Capello'nun bulduğu en iyi yol da ilk 2 maç itibariyle Dünya Kupası'nda işlemedi. Slovenya maçı sakatlık sorununun minumuna indiği ve kağıt üzerinde İngiltere'ye uygun bir takıma karşı oynanacak olan bir maç olduğundan İngiltere'yi sınamak adına en doğru maç olacaktır. Ama hepsinden önce İngiltere'nin kazanması gerekiyor. Capello bir şekilde beyin yıkayıp, yine aynı düzende maça başlayacaktır. Sağ kenar çalışırsa İngiltere'nin oyun planı işler ve karşısında durmak çok zorlaşır. İkinci opsiyon ise Heskey'i dışarı alıp sol kenarı da çalıştırmak adına Joe Cole'ü kullanmaktır ki, Capello bunu C belki de D planı olarak düşünüyor. Son maç yalnızca skor odaklı olacağından yeni bir şeyler görebiliriz.

http://twitter.com/ns_blog

Noat Samisa

19.06.2010

6 yorum:

alper dedi ki...

Barry i sizin yazılarınızdan sonra çok daha dikkatli izlemek için oturdum tv başına ama ya sizin anlattığınız Barry bu değil yada ben hiç toptan anlamıyorum ki bu da yüksek ihtimal olabilir.::)) Çok zayıf bir sol ayak ve az biraz derinlemesine pas atabilecek yetenek gördüm.Harbuzinin biraz daha şöhretlisi işte dünkü maç itibariyle.:) Umarım hep böyle oynarda sizin deyimiznile en büyük güç kaynağı olmaz İngilterenin ve elenip giderler şu turnuvadan.

Noat Samisa dedi ki...

Alper,

Barry ulusal takımda çok daha defansif bir rolde oynuyor, halbuki kulüp takımlarında çok daha hücumcu rolde oynar. Capello zaten öldürücü paslar istemiyor ondan, ama dün 1 aydır sakat olmanın, idman eksikliğinin ve takımdaki senkron bozukluğunun Barry üzerinde de etkileri oldu. Barry'nin sahadaki varlığının takımın geneline etki etmesi gerekiyordu, olmadı.

kakam gelmis olamaz mı dedi ki...

Dünkü ingiltere performansı taktik eksikliği ve formsuzluğun ötesinde insiyatif almayan, korkak, stres altında ezilmiş futbolculardan kaynaklı bence. O kadar yıldız futbolcu içinden bir tane lider çıkıp takımı toparlamaz mı? Kendi liglerinde en zor pozisyonlarda bile defanstan pasla çıkan oyuncular bunlar değil mi? Kimse bana bundan sonra lampard, gerrard büyük futbolcu demesin. Olay çıkıp gol atıp takımı kurtarmak da değil. Oyun içinde sorumluluğu ele alıp takıma liderlik edicek, cesaret vericek bir oyuncu lazım. Cezayir Belhadj, Yebda, Zianiyi çıkart bir dolu apaçiyle oynamaya çalışan leş bir takım. Bu takıma karşı bile üstünlük kuramıyorsanız, bu oyuncular sahada varlıklarını hissettiremiyorlarsa ilk ucaga atlayıp dönsünler prömiyer liglerine =)

quaking dedi ki...

lampard'ı yine aynı şekilde kullandı capello. bu takımı sırtlayacak oyuncu orta sahaya mahkum ediliyor, savunma ağırlıklı oynatılıyor inanılır gibi değil. heskey tamam iyi servis yapıyorda ne bitiricilik var ne top taşıma. carlton cole da bu sisteme cuk otururdu niye düşünülmedi acaba?

Engin dedi ki...

cezayir ingiliz ataklarini sistemsel olarak kilitleyecek sekilde sahadaydi. Klasik 3-5-2den cok ortasaha agirlikli bir 3-4-3 oynadilar. Donen tum toplari aldilar, kalabalik kalip pas yaptirmadilar. Bu tabloda Capello mental anlamda basarisiz olmustur. Bu sistemi cozecek formulleri uygulayamamistir. Tam bir fiyasko!

CaRtMaNtR dedi ki...

Ben tüm taktik varyasyonların sonuçsuz kalmasından ziyade takımın yazıda da dile getirilen senkronize olamamasını anlayamadım. Sanki o 11 haaytında ilk defa beraber saha çıkmış gibiydi zaman zaman