Kitap Oku Terry!

Hani biz hep şikayet ederiz ya bizim basında eleştiri dengesizdir, deriz. Ama ben biliyorum ki söz konusu İngiliz basını ise yergide zor rakip bulunur, belki sürekli aktif olması gereken Madrid-Barcelona basınıyla çekişirler. Prens Willam tribünde Prens Harry'e dönüp takımdan memnun olmadığını söylemiş'ten tutun da takım içerisindeki çetelere, Capello'nun kulüp hocası olduğuna, ulusal takımda başarılı olamayacağının zaten bilinmesi gerekirdi'ye, Gerrard niye solda oynuyor'dan, Heskey'nin bu takımdan ne işi var'a, Ferdinand olaydı böyle olmazdı, John Terry ne saçmalıyor böyle'ye kadar 5 gündür yazılmayan kalmadı. 2 maçta 2 puan elbet başarısızlıktı, eleştiri mutlaka olacaktı ama kantarın topuzu kaçtı.

Ortalığı karıştıran, bizim Maalesef İyi Futbolcu John Terry. Vaktiyle Wayne Bridge'in kız arkadaşını ayartarak zaten takımı dinamitlemişti, yetmedi bir de turnuva devam ederken bir sabotaj daha yaptı. Kayıp 4 puan sonrası durumdan memnuniyetsizliğini dile getirmesi makuldür. Sonuçta lider oyuncudur ve takımın eski kaptanıdır. Söylediği ''Capello'yla konuşacağız, bir şeyler yanlış gidiyor'' sözleri falan da kabul. Fakat ''Kampta her gün 6-7 saatimiz boş. Burada boş zamanlarda mini dart turnuvaları yapmak, snooker oynamak ve havuza girmekten başka hiçbir şey yapamıyoruz. Ayrıca rutinin sıkıntısının üstesinden gelmemiz gerekiyor.'' minvalindeki sözleri İngiliz basınını çıldırttı. İngiliz basınına göre Terry kısaca ''bira yok, eşler ve kız arkadaşlar yok, internet yasak; sadece futbol var ve biz yine başarısızız'' dedi. Hemen masaya ''Ada'lı olmak...'' olgusu geldi ve eski fikirler sandıktan çıktı. Çoğunluk İngiliz'lere göre Sven-Goran Eriksson işte bu yüzden başarılı olmamıştı. John Terry durumunu arz ettiği bu sözlerle tam bir Ada'lı gibi davranıyordu ve bu takıma mutlaka Ada'lının dilinden anlayan biri gerekiyordu. Öte yandan aynı yerde kamp yapan Fransa'da ise Anelka'nın ne gibi davrandığı belli değildi! Gourcuff'ten ''hani şu genç çocuk var ya'' diye bahseden veteranlar çetesine karşı İngiltere'de ''İngiliz olmaya devam etmek isteyen'' John Terry ve ekibi var. Steve McClaren benzer tartışmalar sonrası çok büyük halk desteğiyle göreve gelmişti, sonrasını biliyoruz. Bugün Capello eğer kazanamazsa, şimdiden ''tek çözüm Roy Hodgson'dır'' denildi bile. ''Bizden biri, ama Kıta Avrupalı'nın bildiği kazanma yollarını da biliyor'' etiketi bu sezon Fulham'a yaşattıklarından sonra Hodgson'ın üzerine yapıştı.

İngiltere'de bir parodoks var. Ada'lı antrenörler yeni kazanma yollarını bilmiyorlar, bu yüzden başarılı olamıyorlar, savı, İngiliz olmayanlar bizim dilimizden anlamıyorlar, fikriyle sürekli çarpışıyor. Ulusal takımın ilk yabancı hocası Eriksson, ilk fikrin destekçilerince göreve getirilmişti. FA'in karar alıcıları değişti, Steve McClaren tercihi ikinci görüşe yaslanıyordu. Sonuç: İkisi de isteneni veremedi. Capello da İngiliz'lerin beklentilerini karşılayamazsa şimdiki ana muhalefet iktidar olacak. Britanya'nın gerçeği, İşçi Partisi-Mufazakarlar çekişmesi gibi futbolu en çok sevenlerin ülkesi ulusal takımı iki farklı pencereden görmeye devam edecek. Ta ki biri başarılı olana ya da bazı yanlışlar temelden değiştirilene dek.

Slovenya maçı öncesi İngiliz basını ağırlıklı olarak kara mizah yapıyor. Spekülasyonlardan ''Chelsea çetesi bastırıyor, Joe Cole oynayacak'' en çok ilgi göreni. Guardian'da John Terry'nin Capello'nun otoritesine başkaldırı denemesini, John Terry'nin aslında söylemek istediği ''ağız tadıyla bira bile içemiyorum, çok huzursuzum be muhabir arkadaşlar'' sözlerine atfen Munih Ayaklanması'yla birleştiren bir yazı var mesela. Paul Hawyard keza durumu makaraya saran bir başka gazeteci, John Terry yıllardır ciddi dille futbol yazıları yazan adamları bile delirtti. Pazartesi günkü yazısı harika. Makyavelli'den alıntı yaptığı ilk cümlede ''okumak, snooker ve darttan daha iyi bir alternatif olabilir'' demiş ve John Terry'e sallayarak açılışı yapmış. Sonrasında Lampard'ın ''sorun yok, aslında Terry bla bla...'' sözlerine atfen ''Her zamanki gibi Terry pisliyor, Lampard temizliyor'' esprisini Pulp Fiction filmine bağlayarak beni yerle yeksan etti.

Fabio Capello duruma el koydu, Terry özür diledi, Lampard rolünü oynadı; kaptan Gerrard ise sanki eşek başı! Zaman durmuyor tabii, elbet maç saati gelip çatacak. İngiltere ulusal takımının 3'te 2'si son kez Dünya Kupası'nda bulunuyor olabilir. Sabotajı bir kenara bırakıp yarın kazanmak zorundalar. Ben bu akşam Capello'dan radikal bir değişiklik beklemiyorum. Heskey'nin yerine Joe Cole'ün oynatması B değil, belki D ya da E planı ve iddia edildiği üzere bunu oyuncular istiyor. Eğer tek santrafor Rooney üzerine bir takım kurulacak olsaydı 23 kişilik kadroda elbet sol ayaklı sol kanat oyuncuları Ashley Young ve Stewart Downing'den biri mutlaka bulunurdu. Bugünkü izlenimlerime göre Capello Slovenya maçında da bildiği yoldan şaşmayacaktır. Rakiplerin İngiltere'nin işler haldeki A planına önlem alması hiç kolay değil, bu oyun zor rakiplere karşı çok daha iyi sonuçlar verebilir. Ama önce bir şekilde Slovenya'yı mağlup etmek zorundalar.

Takım ilk iki maç itibariyle 2 yıldır neleri doğru yapıyorsa onu yalanlar nitelikte futbol oynadı. İlk maçta Barry yoktu, klasik sorunlar baş gösterdi. İkinci maçta ise daha önce denendiği gibi farklı şablonla oynayan bir takım İngiltere'yi pasifize etti. Sıklıkla kazanmak çok şeyi çözer, çözmese de tolere eder ya da erteler. İngiltere'nin Cezayir maçındaki silik oyunu bana göre esas sebep değil, bir sonuç. Capello'nun A planı çalışmazsa eski usule dönülüyor, bu da daha önce olduğu gibi yine başarısız oluyor. Rooney'nin formu yeterli değil, Barry de henüz tam hazır değildi. Oyuncuların özgüvenlerini yeniden kazanmaları ve son 2 yıldır ulusal takım kamplarında neleri çalıştıklarını yeniden hatırlamaları gerekiyor. Capello da hafta boyunca buna dikkat çekti. Yarın Slovenya karşısında alınacak 3 puan çok şeyi çözer, hatta İngiltere'yi yeniden final yoluna sokar. Aksi halde Capello'yu yeni sezonda bir kulüp takımının başında görürüz.

Slovenya karşısında İngiltere: (4.4.2) James; Johnson, Upson, Terry, ACole; Lennon, Barry, Lampard, Gerrard; Heskey, Rooney

Noat Samisa

23.06.2010

7 yorum:

Chao Grey dedi ki...

Ashley Young sağ ayaklı değil miydi yahu?

Noat Samisa dedi ki...

Evet sağ ayaklı, ama soldan son çizgiye indiğinde soluyla da isabetli ortalar yapabiliyor. Klasik 4.4.2 açısından kastedilen budur.

Chao Grey dedi ki...

Şimdi "bizim gördüğümüzü nasıl göremez yaaa" geyiği yapmak istemiyorum ama Young sol açıkta neden hiç denenmedi anlamak çok zor gerçekten.

ummagumma dedi ki...

Aklıma takılan, bu ingiltere baklava 4-4-2 oynayamaz mı, capello da bu fikri düşünmüştür elbette.düşündüyse neden hiç uygulamadı.uyguladıysa başarısız oldu da vaz mı geçti?bence ingiltere için çok uygun bir diziliş, ön libero barry, onun önünde gerard-lampard, forvet arkası joe cole, forvette de rooney'in yanına kim olursa.zaten bu diziliş adamların genlerin de var, takımın bir çok taktiksel zaafiyetini kapatır bence.ayrıca bu dizilişle gerard-lampard ikilinden maksimum verim alınır, ashley cole ve glen johnson gibi iki bek de cabası

Noat Samisa dedi ki...

Ummagumma,

Kesinlikle çok uygun, ama sorun şu ki Joe Cole henüz 3 aydır tam hazır durumda futbol oynayabiliyor. Capello daha önce JCole'ü neredeyse hiç deneyemedi. Elemeler sürecinde takımı fezaya uçuran oyun planı başka hiçbir suale yer bırakmıyordu. O kadar iyi ve ahenkliydiler ki, takım final iddiasını adeta kendi koymuştu. Sakatlıklar, formsuzlar ve diğer minor etkenler nedeniyle şu an bu A planı işlemiyor. Plan B de eski usul uzun toplar ve maç boyu uygulandığında başarılı olamıyor. Sorunların temeli bu. Elemelerde çok çok iyi olan oyun planına güvenildi, diğer seçenekler Barry sakatlanmasa düşünülmeyecekti bile. Elbette klasik 4.4.2, baklava orta saha hepsi birer çözüm yolu olabilir, hatta üçlü savunma fikri bile akla yatkın. Ama hem Capello'ya göre hem de bana göre İngiliz'ler diğer seçeneklerle, geleneksel oyunlarıyla final iddiası koyamazlar, son 40 yılda 1 kez yarı final görmeleri bence buna yeterli kanıttır. İngiltere kazanacaksa A planıyla kazanacak, Capello bunu söylüyor. Ama bu akşam için B değil Z planı bile mümkün olabilir, çünkü artık yolun sonuna gelmiş olabilirler.

şambalici dedi ki...

ingiliz basını (tabloidler esasında) kadar kendi takımını sabote eden basın az görülmüştür, önceden gaz verip bir anda yerden yere vurma konusunda bizden beterler. böyle durumlarda soğukkanlı kalmayı becerememelerine çok şaşırıyorum. dendiği gibi bu takım ya capello yoluyla finale yürür ya da kendi bin yıllık haliyle köskös evine döner.

terry de ne nalet adammış, çıkıp kendi kalesine hattrick yaparsa şaşmam. şu takımın dengesini bozmak için yapmadığı kalmadı adamın, ferdinand sağlıklı olsa direkt atarım kadrodan.

Gökhan dedi ki...

Cezayir maçından sonra kendi blogumda şunu yazmıştım;

"İngiltere bariz bir şekilde organizasyon eksikliği çekiyor. Sahaya yanlış yayılıyorlar ve topu ayağına alan futbolcu başını kaldırıp 5 saniye boş arkadaşını arıyor, böylece rakip savunma için defans yapmak daha kolaylaşıyor. İngiltere belki de hiçbir turnuva öncesinde bu kadar güven kazanmamıştı, hiçbir turnuva öncesinde bu kadar büyük favorilerden biri olarak gösterilmemişti. Ancak Fabio Capello'nun oyuncuları takım olmaktan çok uzaklar. Yanlış pas tercihleri ve oyuncuların formsuzluğu İngiltere'nin gol sıkıntısı çekmesine yol açıyor. Gareth Barry'nin gelişiyle ben daha çok önde gözüken ve daha çok pozisyon bulan bir takım bekliyordum ancak bir türlü istenilen baskıyı gerçekleştiremediler. Sol açıksız oynadıkları maçta sağdan da hiç aksiyon gerçekleşmeyip, bir de buna ortada takımın üç beyni Gerrard - Lampard - Barry'nin tutukluğu eklenince, İngiltere Cezayir karşısında çok vasat bir takım görüntüsü çizdi. Beni de hayal kırıklığına uğrattı. "

Belki Heskey'li 4-4-2 belki de tek forvet Rooney'li 4-4-1-1 ya da 4-3-3 sistemi İngiltere için çok şey ifade ediyor çünkü sistemdeki sahaya yayılış biçimlerini iyi çalışmaları gerekiyor. Ayrıca Lampard, Gerrard ve Gareth Barry gibi üç büyük futbol aklının sahadaki yaratıcılıktan uzak oyunları Rooney'in performansını da etkiliyor. Rooney sürekli geriye gelip top almaya çalışıyor ve boşu boşuna enerji harcıyor, 70'ten sonra da oyundan düşüyor. Capello'nun yeni şeyler denemesi lazım. Oyunun merkezini ileriye taşıması ve Rooney'in cezasahası içinde daha çok topla buluşmasını sağlaması lazım.