Uruguay 2-1 Güney Kore

İkinci yarı o kadar keyifliydi ki maç bitmesin istedim. Uruguay'ın golüne Güney Kore'nin cesurca verdiği cevaplar, tekrar Uruguay hamleleri derken taktik yönü çok kuvvetli bir maç oldu, sonuçta Uruguay gol yemeden çıktığı grupların ardından 40 yıl sonra tekrar çeyrek finale ulaştı. Güney Kore'de gruplarda oynayan Yeom Ki-hun'un yerine Kim Jae-sung tercih edilerek orta saha direncine ek yapılmıştı. Bu hamleyi maç öncesi Ki Sung-yong'un daha önde kullanılmasıyla fazladan tehdit üretme planı olarak yorumlamıştım, ama sahada görünen farklıydı. Bu sayede Park Ji-sung öne çıktı, kaleye yaklaştı. Lee Young-pyo'nun kademe hatasıyla yenen erken gol planları bozdu, oyunun temposunu düşürdü. Uruguay devreyi skora uygun bir futbol oynayarak, 7'ye 3 bölünmüş halde pasif futbolla bitirdi. Güney Kore bu duruma çözüm üretemedi, pas trafiğini kuramadılar. Sahada santrafor oyununu bilen biri de olmayınca oyun iyice Uruguay'ın istediği forma girdi. Lugano birebir oynadığı Park Chu-young'u çok kolay pasifize etti, yalnızca duran toplara kaldılar.

İkinci devre Güney Kore'de iki temel fark vardı. Biri oyunculara 3.4.1.2'ye karşı 4.3.3 oynadıkları hatırlatılmıştı. Özellikle beklere. İkinci yarı bekler Cha ve Lee sürekli rakip ceza sahası civarındaydılar. Rakibin ileri üçlüsünü geride iki stoper ve Kim Jung-woo'yla 3'e 3 bekleyerek risk aldılar. Diğer fark ise Park Chu-yong artık olabildiğince kaleden uzak oynamaya çalışıyor, gol bölgelerine Park Ji-sung'u ve Lee Chung-yong'ı sokuyorlardı. Bu bölümde Cavani, Forlan ve Suarez iyice edilgenleşti, orta sahayı rakibe kaptırdılar. Güney Kore tüm ikinci topları topladı ve telaşsız paslarla gol bölgesine girdiler. 60. dakikada santrafor Lee Dong-guk hamlesi de gelince herkes doğru pozisyonunu buldu. Sonuçta yine Ki Sung-yong'un kullandığı bir duran topla beraberlik golü geldi. Güney Kore 45-80 arası mükemmel oynadı, rakibini şablondan taviz vermeye zorladı. İkinci devre Fucile dörtlü savunmanın sol beki gibi oynadı. Beraberlik golünde sonra kısa süreli Uruguay baskısı sonuç verdi. Güney Kore orta sahadan bir kişi eksiltip Park Ji-sung'u geri çekerek risk almıştı, bu riski taşıyamadılar. Luis Suarez maç boyu iki kez gol vuruşu fırsatı buldu. Birinde koşusunun, diğerindenmuh eşem gol vuruşunun sonucunu gördü ve takımını çeyrek finale taşıdı.

2-1'den sonra Tabarez ek önlem almadı, yalnızca orta sahayı tazeledi. Son anlarda Park Ji-sung'un ara pasına Lee Dong-guk iyi vursa bu tercihinin bedelini ödeyebilirdi. Uruguay çok efektif bir takım, muhteşem golcülere sahipler. Üçlü savunmayı ilerideki aşırı efektif forvet üçlüsünü etkin kılmak adına kullanıyorlar. Top rakipteyken 5'li savunma hattı oluşturup ileri üçlünün tehditinin, rakibi çok adamla hücum etmekten imtina etmeye zorlamasını umuyorlar. Bugün ilk devre bunu başardılar, ama Güney Kore risk alıp rakip sahaya 8 kişiyle gtmeye başladı ve pas trafiği iyi işleyince üçlü savunma takımlarının bildik arızaları ortaya çıktı. A planı işlerse yeter skoru bulabilecek potansyieli olan ve aynı zamanda kalesini iyi savunan bir takım görüntüsündeler. Rakibin Muhtemel Brezilya eşleşmesinin şifreleri bu maçta ortaya çıktı.

Güney Kore'de Lee Dong-guk'un sakatlığı ortaya başka bir takım çıkardı, ama takım son 16'da oynadığı maçı idealiyle bitirdi. Turnuva öncesi ''çeyrek final hayal değil'' demiştim, bugün bunu gösterdiler. Ortada çok başka bir takım var, çok özel oyuncular var. İki yıl önce yazmışız, Güney Kore bizim için en doğru model. Her konuda olduğu gibi, futbolda da Güney Kore'nin ulusal takım yapılanması örnek alınmalı. Bu yapılanmayı Guus Hiddink kurmadı, üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen hala her Güney Kore adı anıldığında hemen peşine Guus Hiddink'in ilişmesi hem geçen zamanda emek verenlere, hem bugünün takımının oyuncularına büyük haksızlık; hem de yanlış. Hiddink kazandığı başarılarla ülkedeki futbol algısını ve dünyadaki imajı değiştirdi. Peşinden Avrupa'ya götürdüğü oyuncuları (Park Ji-sung, Lee Young-pyo vs.) kendisi keşfetmemiş, şimdiki hoca Huh Jung-moo'dan görevi devralırken pek çok genç oyuncu eline hazır gelmişti. Hiddink oyuncu yetiştirmedi, yaptığı şey bir algı devrimidir. Bizde de bunu yapmasını, başarılar kazanmasını talep ediyoruz. Peşinden gitmeyi umuyoruz. Oyuncu yetiştirme işine ise tıpkı Güney Kore gibi biz bir yol bulmalıyız. Mevcut Güney Kore takımında neredeyse tüm oyuncular üniversite mezunu, altyapı eğitimlerini formal eğitim kurumlarında aldılar. Profeyonelliğe geçişte ise şirket takımları üzerinden ülke futboluna yararlı olmayı en öne koyuyorlar. Şenol Güneş de FC Seoul'ün kulüp politikası doğrultusunda çalıştı, ulusal takım iskeletine 3 önemli oyuncu yerleştirdi. Sahadaki futbolun temeli altyapılarda atılıyor, birikimli olarak ilerliyor. Hiddink sonrasında gelen Avrupalı hocalar başarılı olamadılar, çünkü ülkede bir yerel kaynak oluştu. Ulusal takımı yeniden ülkenin en özel futbol aklı Huh Jung-moo'ya teslim ettiler ve son 47 maçta yalnızca 3 kez kaybettiler. Ki Sung-yong turnuvanın benim adıma ve Güney Kore adına en büyük hayalkırıklığı oldu. Celtic'e henüz alışmamasından yola çıkarak baskıyı ve yüksek beklentileri taşıyamadığını söyleyebilirim. Park Chu-young ve Kim Jung-woo ise yıldızlaştılar.Soranlara cevap olsun, hakkını verebildiğim takımları ve maçları bloga taşıyorum. Bu doğrultuda Güney Kore'yle ilgili sorular soruluyor mesela, neden tüm Koreli futbolcuların soyadları Kim, Lee ya da Park? diye. Bu konuda yetkili kişi olmadığım kesin, ama bildiğimi herkesle paylaşayım. Bu sorunun cevabı aslında mantık çerçevesinde çok basit. İlk insana bir soyadı verildiğini düşünün. Hepimizin tek bir atadan türediği fikriyle şu an hepimizin aynı soyadını taşıması gerekirdi. Aynı mantıkla Kore yarımadası tarih boyunca izole kalmış bir bölge ve ilk soyadı kayıtları milattan önceye dayanıyor. Az insan, az soyad demek; zaman içinde soyu kuruyanlarla etraf büyük ailelerin mensuplarıyla doldu. 100 milyona yaklaşan toplam nüfusta Lee, Kim ve Park'lar aslında kendi içlerinde birbirleriyle akraba. Belki 100 kuşak önceden, ama akraba. Cho, Ki, Ahn, Choi gibi soyadları da var ama çok sık görülmüyorlar. Bu da Güney Kore'ye dair son notumuz olsun.

Sırada yarınki dev maç öncesi preview yazısı var.

http://twitter.com/ns_blog

Noat Samisa

26.06.2010

2 yorum:

varol döken dedi ki...

etap'ta güney kore sineması günleri mi başlatsak?

Noat Samisa dedi ki...

Yapalım, içinde at yarışı da olsun!