Yeni Beşiktaş mı, Quaresma Mı? Cevap:

Önce Ricardo Quaresma'ya dair teşbih-tanım yapayım. Quaresma bir pırlanta değildir, parmağınıza takıp gezemezsiniz. İşlenmemiş bir elmas da değildir artık, birilerinin onu talep etmesinden önce talep eder durumdadır. Quaresma kömürdür. En uygun şekilde ondan faydalanmak gerekir. Kendi ateş alırken etrafını ısıtacak, takımı harekete geçirecektir, ama her zaman linyit mertebesine düşme olasılığı vardır. Ne şekilde antrasit olabileceği, belki de ışıldayacağı noktasında çokça ümitvar, ama sıklıkla gerçekçi fikirlerim var. Görseller eşliğinde gelinen noktayı önce ayrıştırıp, sonra birleştirmeye çalışacağım.

Ben şu anda Quaresma transferini marka, pazarlama, bütçe, algı vs. konu başlıkları altında değerlendirmiyorum. Daha önce de bahsettiğim gibi, Ricardo Quaresma veya onun muadili bir oyuncu Beşiktaş'ın taktik açıdan ihtiyacıydı. Peki takım bu noktaya nasıl geldi? Neden mutlaka Quaresma'ya ihtiyaç duyar hale geldi? Bunların cevabı aşağıda:
Bugün itibariyle takımda Bobo haricinde Tigana izi kalmadığından 2007 yazı öncesine gitmeye gerek görmüyorum. Yukarıdaki görselde 07/08 sezonu ilk maçında Ertuğrul Sağlam'ın Beşiktaş'ı görülüyor. Tello hücumcu bir sol bek, Serdar Kurtuluş geçen sezonu orta sahada geçirmiş bir başka dış bek, önünde Koray ve Ricardinho ile kenarlarda sürekli dikine oynamaya çalışan genç oyuncular ve ileride 2 santrafor. Sırayla, önce Tello sol bekten orta sahaya geçti. Sebebi Ricardinho'nun bu mevkideki yetersizliğiydi, ama Tello da orta sahada çok eksik kaldı. Sonra Serdar Kurtuluş yerini kaybetti, çünkü uygun oyuncu değildi. Sene boyu Koray'a aşırı yük bindi. Cisse doğru kullanılmadığından tam çözüm getirmedi. Holosko transferiyle sezonun ikinci yarısıyla birlikte çift santrafordan da vazgeçildi.
Görselde 08/09 sezonun ilk maçı görülüyor. Orta sahadaki kara delik ve savunma tandeminde Zan-Toraman sorun yumağı tespit edildi ve yeni sezona Sivok-Zapo ve Uğur-Cisse ikilileriyle girildi. Orta sahadaki soruna yönelik transferler yapılınca Tello yeniden transferinde planlanan mevkiye geçti. Sezona yine sol bekte başladı ama işler yine değişti. Serdar Kurtuluş zaten yerini çoktan kaybetmişti. Ricardinho dışlandı, Delgado takıma oturdu. Geçen sezonun en çok forma bulan isimlerinden Serdar Özkan artık bir rol oyuncusu olmuştu. Solda ise belirsizlik vardı. Sonrası takım kazanmaya devam ediyorken Ertuğrul Sağlam'ın Beşiktaş'tan ayrılmasını zorunlu kılan süreçtir. Geçen sezon hiç yaşanmamış gibi Rico-Koray orta sahası benzeri Cisse-Delgado'ya geçildi. Tello yine sol bekten öne çekildi. Savunma tandemindeki kara delik, Sivok'un cezalı olduğu bir günde Ertuğrul Sağlam'ı yuttu. Metalist maçına giden süreçte adım adım bir önceki sezona dönüldüğü görülür. Tüm arızalar yeniden masaya gelir. (Bu konudan daha önce bahsetmiştim.)

Tello konusu, sol öndeki eksiklik savunma tandemindeki sorunlar; takımın tamamı üzerinde etkili olan orta sahadaki mukavemet, top kullanma, kalite ve denge problemi, Nobre'nin varlığı ve Delgado-Ricardinho dilemması... bunlar geçmişten gelen sorunlardı. Mustafa Denizli de tıpkı Ertuğrul Sağlam'ın sonradan yaptığı gibi, daha önce denenmiş ne varsa başlangıçta denedi. Şampiyonluk yolunu daha önce çok kereler anlattık, nelerin doğru, nelerin yanlış olduğu ve çifte kupanın nasıl geldiği, hangi yollardan geçildiği blog arşivinde detaylıca yer alır. Cisse-Ernst orta sahası, sol önde Yusuf etkisi, savunma hattında Sivok'un rolünün belli olduğu maçlardaki başarı, uzak forvet oyununda Holosko ve santrafor Bobo'yla tüm geçmişten gelen sorunlara dair çifte kupa yolunda bir çözüm gösterilmiştir, bir bakıma büyük ölçüde sezon başındaki fikre geri dönülmüştür. Ben de bu süreçte bu çözüm yollarını tercüme etmeye çalışmıştım. Tüm bunlar bugünün fikrini de pek tabii etkiliyor.
Geçtiğimiz Nisan ayındaki Fenerbahçe maçına Beşiktaş, görselde görüldüğü şekilde başladı. İki yıl önce savunma tandeminde sorun mu vardı? Artık ekstradan bir de Ferrari vardı. Orta sahada mukavemet ve denge problemi mi vardı? Artık üç defansif yönü güçlü oyuncu sahadaydı. Tello konusu çözülmeli miydi? Ya sol bekte oynardı, ya da takımın yaratılıcık garabeti nedeniyle sağ önde. İsmail sol bek miydi? Ekstra önlem olarak sol öne konuldu. Stoper bek İbrahim Kaş? Toraman artık savunma tandeminde değildi. Geçmişin sorunları fazlasıyla çözülmüştü. Savunma tandemi geçmişe göre çok güçlüydü. Orta saha çok sertti. Tello sorunsalı sulh yoluyla halledilmişti. Nobre takımda değildi. Delgado ve Ricardinho artık yoktu, muadili Tabata zaten elde patladı. Ama artık ortada yeni sorunlar vardı: Yetenek garabeti, yaratıcılık eksikliği, temposuzluk...

Üç görseli de üzerlerine tıklayarak büyütün ve art arda bakın. Kıyas aslında gayet kolay. Ben ortadakini tercih ediyorum, yani büyük ölçüde çifte kupayı getiren yolu seçiyorum. 2007 yazındaki takımda da 2010'dakinde de ciddi sorunlar var. Kaç kez anlattım, ''bence şu olmalıdır'' noktasında kaç kez şampiyonluk yolunu tasvir etmeye çalıştım, hesap edemiyorum. Hep kazanan takımı ve kazanmanın yollarını gördüm ve biraz da nesneler arasındaki görünmez bağları farketme çabasına yoğunlaşmak gerekti. Şurada sayfalarca yazarız, sonra tartışırız ama ispatı olmaz. Ben inanırım ki futbolun tek ispatı tabeladadır, yeter ki dışarıdan müdahale olmasın. Dışarıdan müdahale de sıklıkla sınırlıdır. Futbola inanmak gerekir. Eğer siz böyle olduğuna inanmıyorsanız bence bu fikri ucundan kıyısından yakalasanız iyi olur, çünkü geçen sene şampiyonyapmazlaronları'lardan biri olan Bursaspor şampiyon oldu. Bakınız, şu ana kadar hiç yönetim, oyuncular arası kavgalar, kan uyuşmazlığı, taraftar tepkisi, basın demedim. Henüz taktik dizilişi, şablonları, sistemleri falan da sayılarla yazmadım. Beşiktaş'ın başarı-başarısızlık yolunu, dünün ve bugünün tarihini yalnızca saha içinde görünene bakarak değerlendirdim. Belki her futbola apayrı açılardan yaklaşıldığında çok daha farklı fikirler üretilebilir, ama benim futbol fikrimin büyük çoğunluğunda futbolcudan sonra oyuna en yakın hal olarak gördüğüm kulübedeki takım elbiselilerin oyuna bakışı vardır. Ben bugün Beşiktaş-ben ilişkisinde kendimden tavizler vermek zorundayım. En geç iki haftada bir Dolmabahçe'nin beni çağıracağını biliyorum; ama öte yandan onca şeyden de rahatsızım, huzursuzum. Denizli ayrılırken yaşananlar ve Quaresma imza töreni hoşuma gitmeyen icraatlerden yalnızca iki tanesi. Bugün hala Beşiktaş'tan taraf olabilmenin yolu, bu kargaşa içerisinde kendini doğru konumlandırmaktan geçiyor. Bana stadda kimse ilişmesin ve ben Beşiktaş'a dair futbol konuşabilmeliyim; şu zamanda daha fazlasını istemiyorum. Fazlası ancak uzun vadede mümkün ve onun için de ancak orta vadede sonuca ulaşacak bireysel çabaların toplamı gerek. Siz böyle bakmayabilirsiniz, ama ben bu noktada şunu rica edeceğim. Şöyle bakalım: Beşiktaş'ın saha içi sorunları neydi, çözümler ne oldu ve sonuçta ne görüldü? Detayı maç yazılarında yer alır, gelinen noktadaki yeni sorunlar ortadadır.
Geçmiş önemlidir, yukarıdaki görsel ise benim hayalimdir. Beşiktaş üç yıl önce bir yola girdi. Ya da gözünü kapatıp şarampolden aşağı uçtu, her şey bittiğinde kendini bir patika yolda buldu. Neticede bir köye, ya da kasabaya ulaşıldı. Bu yol aynı zamanda şehre de gidiyor. Kalede Rüştü var. Sağ bekte Toraman var, artık savunma tandeminde oynamıyor. (Toraman'ın stoper rolünde ancak durumu kotarabilecek bir oyuncu olduğunun, sezon boyu stoperde güvenilmeyecek bir oyuncu olduğunun ispatlarından biri son Bursaspor maçıdır.) Sol bekte artık İsmail var, Tello azad edilecek. Stoperler yeterince iyi, iki sene öncesinden çok çok ileride. Orta sahada artık mukavemet ve denge problemi yok, fazlası var. Delgado takımda kalsa bile artık birincil planda düşünülmeyecek. Nobre'nin de herhalde başına saksı düşmedi, bundan sonra takımı kendine uymaya zorlayacağını hiç sanmıyorum. Sol önde Yusuf etkisi şampiyonluk yolunda çok önemliydi, artık orada Quaresma olacak. Bu da iyi bir Quaresma ile yetenek garabetini ve yaratıcılık problemini çözer. Beşiktaş Quaresma ile oyunu sola yığacak ve dış bek İsmail'le çok güçlü bir sol kenara sahip olacak. Yine oyun içerisinde kenar değişimleri yapılacak, Quaresma-Nihat sık sık kanat değiştirecekler. Bekler oyuna girecek ve sahada dışa çalım atabilen bir oyuncunun olması, oyunu çok geride oynayan Beşiktaş'ı öne taşıyacak. Quaresma Beşiktaş'a yaratıcılık, hız ve tempo katacak. Yani iki yıl önce takımda olan hasletler geri dönecek, hem de geçen zamanda çözülmüş sorunlarla birlikte... Geriye Holosko'nun çifte kupa döneminde çok iyi götürdüğü uzak forvet oyunu kalıyor. Uzak forvet oyunu nedir, bir kez daha daha detaylı anlatacağım, fakat şimdilik şu yazıdaki bilgiler geçerli.

Dünya Kupası oynanıyor, her maç kendi içerisinde apayrı hikayeler barındırıyor. Maçların hakkını veremediğimden bloga artık günlük değerlendirmiyorum, ama bu noktada bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Şu ana kadar oynanan maçlarda yalnızca 5 takım klasik 4.4.2, yani çift santrafor kullandı. Bu 5'liden Sırbistan ikinci maçta bundan vazgeçti. Jovanovic'i kaleye yaklaştırıp uzak forvet oyunu oynadılar. Slovenya en tutucu takım, maç içinde yalnızca onlar esas düzenden vazgeçmediler. Roberto Hilbert transferi bu doğrultuda değerlendiriliyor, ama ben hem makul, hem de akla yatkın bulmuyorum. Klasik 4.4.2 ya da baklava 4.4.2 bugün sık tercih edilen şablonlar değiller. Hem dünyada, hem de ligimizde 4.2.3.1 ve trend 4.3.3 ilgi görüyor. DK 2010'da yeni denemeler var, ama henüz bunları değerlendirmek için erken. Ben sezon sonuna doğru klasik 4.4.2 üzerinden bir yeni takım kurgulamak demiştim, burada kastedilen en uygun kenar oyuncularına yatırım yapmaktı. Dolayısıyla Holosko ya da Nihat rolünün önemi ve buna etkiyecek Quaresma kaynaklı diğer etmenler ''uzak forvetin yükselişi ya da artık demarke vaziyetteki oyuncunun merkez forvetten çok daha golcü olduğu gerçeği''ne yaslanır. Uzak forvet oyunu bir merkez santrafora da ihtiyaç duyar, bu da Bobo'dur. Nihat'ın yeni sezonda parlaması da Bobo ve Quaresma'yla doğrudan ilişkilidir. Necip-Uğur ve bir başka yerlinin katılacağı rotasyon orta sahayı sezon boyu taşımaya yetecektir.

Buraya kadar Schuster adı da geçmedi. Ben istiyorum ki Schuster bizi aynı yolda hızlandırsın, başka bir yola sokmasın. Kullanacağı şablon ne olursa olsun, takım geriden daha çabuk ve genişleyerek çıksın. Takımın savunma karakterli oyunu sürsün, ama daha yaratıcı olabilsin, daha tempolu oynasın. Takımın boyu kısalsın, ence ve boyca bütünlük sağlansın ve bir denge oluşsun. Arızalar çözülsün ya da tolere edilsin. Quaresma bu yolda çok iyi malzeme, Schuster de iyi bir futbol aklıdır. Bize Beşiktaş çatısı altında bir şeyler gösterdiklerinde çok daha somut değerlendirebiliriz.

Noat Samisa

21.06.2010

25 yorum:

Falagar dedi ki...

Uzun zamandır beklediğim yazı!!!Henüz okumasam da güzel olduğuna eminim,yani şimdiden eline sağlık.

Falagar dedi ki...

'Görselde 08/09 sezonun ilk maçı görülüyor. Orta sahadaki kara delik ve savunma tandeminde Zan-Toraman sorun yumağı tespit edildi ve yeni sezona Sivok-Zapo ve Uğur-Cisse transferleriyle girildi.'

Cisse'nin 2007-2008 sezonun başında gelmiş olması gerekiyordu.

Noat Samisa dedi ki...

Falagar,

''Transferleri'' yerine ''ikilileri'' olacaktı. Uyarı için teşekküler, düzeltildi.

Falagar dedi ki...

Sence Beşiktaş'ın olmayan 4-3-3 kanat oyuncusu alternatifleriyle-ki bu role en yatkın oyuncu olan Serdar ve Aydın'da takımda değilken,Ekrem'le olmayacağı da açıkken-bu sistemi oynaması mümkün müdür?Üstelik Schuster'in de bence Hilbert transferiyle birlikte aklındaki dizilişin ve felsefenin 4-4-2 olduğu belliyken.Bence bu sene Beşiktaş'ta 4-4-2 oynayacak.Ve kanatlarını Sporting'ten de birbirlerini tanıyan Tello-Quaresma ikilisinden oluşturucaktır.

Olmayan temposu ve fizik gücüyle Tello bu role uygun gözükmese de Quaresma'yla birbirlerini dengeleyecek bir kanat ikilisi olacaktır.Keza Hilbert'le de aynı şekilde olacaktır.Beklerinde Toraman-Köybaşı ikilisinden olduğunu düşünecek olursak her anlamda dengeli ve oturmuş bir kadroya sahip olacak.Kontenjan sıkıntısı nedeniyle göbekte Necip-Ernst ikilisinin oynayacağını düşünüyorum.Ayrıca Beşiktaş'a Hilbert'in de geldiğini düşünürsek,kaliteli kanat adamlarıyla 4-3-3'ü oynamaya çok müsait bir takım görüntüsü verse de,Bobo'nun varlığı bu sistemi oynamak için öndeki en büyük engel!!!.

Bobo,asla Baros gibi hareketli ve sprinter bir forvet olmadı.Daha ziyade Nonda/Makukula stilindeki statik forvet oyuncusuna iyi bir örnek.O yüzden Schuster'in de kafasındaki 4-4-2 ile oynanacağını düşünüyorum.Böyle olduğunda kadro şu şekilde oluşmakta;


Rüştü

Üzülmez Sivok Ferrari Toraman
(Köybaşı)-(Zapo)-(Rıdvan)
Necip-Ernst
(Fink)
Tello Nihat Quaresma
(Ekrem) (Delgado) (Hilbert)

Bobo
(Nobre)

Tabi bu düzende Nihat'ın da zaman zaman forvet arkasına gelmesini düşünerek Bursaspor'un ve DK 2010'daki Brezilya'ya benzer olarak kompakt bir 4-2-3-1'de oynanabilir.Yaratıcılığı üst düzeyde olmayan Ernst-Fink ikilisiyle en akılcısı da böyle oynamaktır bence.Tabi bu sistemde oyun zekası,top kontrolü,bitirici vuruşu olmayan TSL'nin en 'overrated' forveti 'Nobre'den hallice'Holosko ve balon Tabata'nın işi yok.6 yabancılı,3 bonuslu çok güzel bir takım çıkıyor ortaya böylece.Bakalım, Schuster bu takımla neler yapacak?

Ve son olarak böyle kıyaslamaları sevmesem de;

Takımında Keita'yı mı/Quaresma'yı mı görmek isterdin?

Ve hangisi daha etkili bir kanat oyuncusudur?

alper dedi ki...

Eline sağlık çok güzel yazmışsın.tebrikler.
bu yazıdan anladığım kadarıyla olası bir hilbert transferini hem gereksiz hemde takımı 4-4-2 ye zorlayacağı için endişe verici buluyorsun.ve Q7 transferini normal şartlar altında iyi bir tansfer olarak yorumluyorsun.doğrumu anladım acaba yazının transfer ana fikrini..:)
benim aklıma gelen ise gerçekten dediğiniz gibi o patikaya düşen beşiktaş bu transferleri bilerek ve şehre ulaşmak için özellikle mi yapıyor.yeni sezon öncesi ümitvar olmanın yolu 4-2-3-1 veya 4-3-3 ten mi geçiyor sizce.
son bir soru daha.tello-holosko-delgado ve tabatanın artık bu takımda yeri yokmudur.ve de holoskonun ederi nedir.ben sercan takasının sezon başlamasına çok az bir süre kalacağına gerçekleşecğine inanıyorum bu arada.

atrax dedi ki...

Selamlar,
Analiz için teşekkürler, eline sağlık.
Burada en azından başta İnönü olmak üzere Türkiye Ligindeki birçok maçta Fink'in yerine Ernst'i koyup, Ernst'in yerine Delgado veya Tello kullanılabilir mi?
Bu kadro sanki fb,gs,ts,bursa deplasman veya avrupa ligi kadrosu için daha uygun gibi.

Özge dedi ki...

sonunda beklenen yazı geldi. ellere saglık noat.

emireri dedi ki...

ligin kalburüstü defans kurgusuna sahip takımda sorunlar yine bitmek bilmeyecektir.çünkü 6+2+2 kuralını nasıl kullanacağımız tam bir muamma. yukarıdaki hemen hepimizin hem fikir olduğu kadroda adı geçmeyen degado, tello, holosko,tabata, muhtemelen hilbert, ve hala elimizde gözüken zapatocny. hala bir takımın yabancı karmasını oluşturabilecek kadar adam var elimizde. nereye koyarız, nasıl yaparız bilmem ama bu adamlar başlı başına huzursuzluk kaynağı olacaklar. diğer şablonlarda ricardinhonun oynadığı dönemde delgadonun bozuk atışlarını hatırlıyorum. keza tello yeterince motive olamadıktan sonra sahada koca bir hiç. tabatayı ise hala çözemedim!

neyse seneye daha karakterli bir takımı sahada görmeyi umut ediyorum, en azından beklentim bu yıl ki başarısızlığın üzerinin örtüleceği yönünde..

Sercan dedi ki...

Rüştü-Hakan
(Hakan'ı bu sene daha aktif kullanıp sene sonu Rüştü ile vedalaşmak lazım)

Sağbek : Toraman-Ekrem
Libero: Sivok-Ferrari-Zapo(trübün +2 kontenjanından) +Toraman
Sol bek: Üzülmez -İsmail

Defans kurgusu olarak;
Toraman-Sivok-Ferrari-İsmail(Hücumcu)

Ekrem-Toraman-Ferrari-Üzülmez

Ortasaha
Fink-Ernst-Necip-Uğur

Sağ açık: Nihat -Hilbert
Sol açık: Quaresma -İsmail-Delgado

Forvet: Bobo-Holosko-Nihat


Eksiklik olarak Toraman-Ekrem ve Nihat ın alternatifi olabilecek yerli yedek ihtiyacı var. Geçen sene yeri geldiğinde çoğu kişi beğenmese de İbrahim Kaş ve Serdar Özkan bunu yapıyordu. Şu haliyle
6 Sivok Ferrari Ernst Fink Quaresma Bobo
+2 Hilbert Holosko
+2 Zapo Delgado

CaRtMaNtR dedi ki...

Son düzen Beşiktaş'ın elinde olanlar açısından en uygunu gibi gözüküyor. Fakat İsmail çok yetenekli bir hücumcu bek olsada Quresma'nın sezon içinde defans yardımında performansına göre arkasında defansif anlamda İsmail'den nispeten daha iyi olabilecek bir Delinho tercihi gelebilir.

Birde dönem dönem dinamik ikili Fink ile Ernst'ten biri yerli bir orta saha (transfer gelmezse Uğur) değişip yerine sağ tarafta Nihat yerine Holosko tercihide farklı opsiyonlar yaratır.

Tabi birde sakatlığı atlatıp hızından bir şey kaybetmeyen bir Rıdvan'da sağ bekten ileri çıkışları ile etkiki olabilir. Hatta İsmail - Rıdvan bek ikililerinde ön libero olarak oynayan oyuncu stopere kayabilecek nitelikte olursa DK'da zaman zaman Meksika'nın uyguladığı düzen ile oynanabilir.

Tabi kadroda önemli bir eksikte tek forvette Bobo'ya iyi bir yerli alternatif bulunması konusudur. Bu noktada Beşiktaş yönetimi Batuhan'ı harcayarak bence hata etmiştir. Her ne kadar tuttuğum takımın rakibi olan bir takımın güçlenmesi söz konusu olsada Batuhan gibi bir oyuncunun en azından Schuster gibi bir adamın elinin altında olması hem onun gelişimine faydalı olurdu hemde Türk futbolu gerçek bir bitirici santrafor kazanma yolunda bir şansa daha sahip olabilirdi.

gökhan dedi ki...

quaresma toramanın önünde sağda, nihatta ismailin önünde solda daha verimli olmaz mı? nihatın sol tarafta sağ ayağı ile yaratacağı şut tehdidi, boboyla gireceği verkaçlar, "uzak forvet" rolü ile ceza sahasına yapacağı dalışlar ile ismaile açacağı koridor... daha dengeli olur sanki.

birde orta sahaya itirazım olmasada ben, (ismi geçtiği için söylüyorum) guti gibi bir adama ihtiyacımız olduğunu, öyle bir transfer yapılırsa takımın daha dengeli ve sağlam olacağını düşünüyorum.

son paragraf ise hayalimdir :) sxhusterden tek dileğim, mıymıy pas yapan bayık bir takım kurmaması. şöyle topla eveleyip gevelemeyen, tempoya dayalı akıcı bir futbol oynatsın, 3-4-1-2ye bile razıyım :)

Noat Samisa dedi ki...

Falagar,

Tello'nun sol önde, heleki klasik 4.4.2'nin sol önünde oynaması Beşiktaş'ın hayrına olmaz. Daha önce denendi. Tello adam geçemez, yeterince hızlı değil. Ya sol bekte ya da sağ önde ters ayakla oynar.

Bobo Beşiktaş'ın 4.3.3'ü için ideal bir santrafordur. Bu hikaye Bendtnet-Arsenal ilişkisine çok benziyor. Herkes doğru, sanki Wenger yanlış durumu gibi; halbuki Bendtner çok özel bir oyuncudur. Sadece gol vuruşu çalışması gerek, o da zamanla gelişebilir. Henüz çok genç. Bobo da henüz 25 yaşında. Gol vuruşlarının biraz daha iyi olması hariç benim kendisinden beklentim yok, Beşiktaş'ı yıllar boyu taşıyabilir.

İşlenmemiş yetenek noktasında Quaresma çok önde. Ama bugün Keita'ya dair min-max bilinirken Quaresma bir kumar. Galatasaray'a bonservis ödemek istemezdim, o yüzden Quaresma. :)

Alper,

Evet, anafikir doğru. Hilbert eğer klasik 4.4.2'de sürekli oynayacak bir oyuncu olarak transfer edildiyse ben bunu doğru bulmuyorum. Ama sağ bek için, kenarlarda alternatif olması açısında ya da gerektiğinde taktik oyuncu olarak kullanılmak üzere transfer edildiyse bundan memnun olurum.

Evet, ümitvar olmanın yolu bence geçen sezonun arızaları üzerine yoğunlaşmaktan geçiyor, yeni bir yola girmek bence doğru değil.

Delgado ve Tabata artık en fazla rol oyuncusu olabilirler. Holosko konusunda bir karar vermek zorundayız, keza Zapo.

Emireri,

Eğer Fink'ten vazgeçilmezse yeni yabancı kuralını verimli kullanabiliriz. Yoksa Necip'e çok yük biner ki bu doğru değil. Schuster bu oyuncu grubunu idare edecektir.

Sercan,

Bana göre takımın bir yerli stopere ve olursa bir yerli orta saha oyuncusuna ihtiyacı var. Bu stoper gurbetçi olabilir, orta saha için de Yekta Kurtuluş ya da Yiğit İncedemir çok uygun.

Cartmantr,

İsmail-Quaresma kanadı yaratacağı tehditle dahi rakipler için kabustur. Eğer çalışmazsa revize etmek için elde alternatif çok. Bobo konusuna ise yukarıda değindim.

Gökhan,

Nihat'ın bu rolü Toraman'ı da oyuna katacaktır. İsmail-Quaresma eğer sorun olursa çeşitli çözümler var.

ercan dedi ki...

İstenirse Bobo'nun ocakta Trük olabileceğini unutmayalım.

Akıllı bir yönetim şu günden sözleşmesini yeniler.

korAy dedi ki...

bence en uygun diziliş

----------hakan

-toraman-sivok-ferrari,ibo

----necip-ernst-köybaşı
quaresma-----------------delgado

-----------bobo

Cetin dedi ki...

Ellerine sağlık Noat. Bende ideal kadro olarak senin bu yazdığın ekibi düşünüyorum ancak Hilbert transferine bakınca sağ bek oynayacağını tahmin ediyorum.Defansif yönü kuvvetli Ernst'in sağa yakın oynaması daha önce Borges'in yazdığı(itimadım yüksektir:) Hilbert'in sağ bekte yaşadığı sıkıntıyı çözer görüşündeyim. Ancak bu kadro yabancı sınırına takılır. Dolayısıyla Fink rol oyunculuğuna geçmişi nedeniyle yakın olabilir. Nihat'ın fiziksel yetersizliği sebebiyle kesinlikle rakip kaleden belli ölçüde uzaklaşmasını gerektiriyor. Nihat her ne kadar ilk tercih olsada Holosko'da bu noktada iyi bir tercih.Bobo ile beraberken ve motiveyken genelde(%80) ikisinden biri gol atar.Bence sistemin kilit adamı potansiyeline ulaşmış bir Necip olacak.Uzun mesafeli paslarda başarı sağlayabilirse takım hızlanıp rakip kaleye çabuk gidebilir.Schuster'in üzerinde çalışması gereken konulardan biri bu bence.
Özetle Toraman'ın bek olduğu sistemde Hilbert ,Hilbert olacaksa Fink, Fink olacaksa Tello-Delgado -Holosko ne olacak belli değil.Yabancıları daha düşük profilli yerlilerle değiştirmemiz rollerin daha net olduğu daha sert bir TAKIM olmamız sonucunu doğurabileceği için ben 4 -3-3 tercihinin doğru ,kadronun asimetrik ve şişkin olduğunu düşünüyorum.

Parma Maniac dedi ki...

Schuster'in Beşiktaş'ta ne yapacağına dair hiçbir bilgim yok ama ortaya çıkaracağının Türkiye değil, dünya şartlarında vasatüstü ve onun da üstünü gösterebileceğine inanıyorum.. Biraz da olmayan yönetimle ne kadar uyum yakalayacağına bağlı tabii bunlar..

Ama bildiğim bir şey var Schuster'le ilgili.. Senin yaptığın bu takımı o çok özel maçlar dışında asla düzenli sahaya sürmez.. Daha önce de dediğim gibi Hilbert gelirse klasik bir 4-4-2 ya da bir forvetin değişik kullanımıyla belki 4-4-1-1 görülebilir, bence iyi de olur.. Bir de bence Quaresma'yı her türlü sağda kullanacak.. Bana kalırsa daha mantıklı olanı da en iyi verim verdiği bölgede, sağda kullanılması..

Noat Samisa dedi ki...

Çetin,

Hilbert transferini ben henüz oturtabilmiş değilim. Zaten ortada bir oyun döndü, Schuster ile son 1 haftada anlaşan adamlar haftalar öncesinden Schuster onaylı Hilbert'i getirdiler falan, hani bu hususta güzel bir tabir vardır ama ağır kaçar. Salak değiliz hiçbirimiz, ama salak sanıldığımız kesin. Herhalde 4 haftadır Schuster yeterince bilgi edinmiştir ve umarım Zapo-Fink-Delgado-Tello-Holosko konuları sürüncemede kalmaz.

Parma bro,

Schuster'in Real Madrid günleri ışığında her an her sürpriz mümkün, ama ben şu aşamada Schuster'i hesaba katmadım. Görelim bir şeyler, ona göre sınır çizelim. Denizli'den nasıl pasla çıkan bir takım yaratmasını beklemiyorsak madem Schuster geldi, onun da çizeceği sınır içerisinde durumu ayrıca değerlendiririz. Görseldeki Quaresma'lı 4.3.3 Denizli'yle birlikte benim hayalimdi, bundan sonrasında işler değişebilir. Benim öncelikli isteğim Schuster'in geniş kapsamlı bir revizyona gitmemesidir.

şambalici dedi ki...

valla 4-4-2 mi 4-3-3 mü o quaresma'nın uyumuna ve saha içinde almayı düşündüğü role göre sene içinde değişir bence. 4-3-3 bir nevi bütün hücumu quaresma'ya bırakıyor, 4-4-2 ise sorumlulukları paylaştırıyor çok kabaca ayarırsak, atıyorum quaresma lige aşırı formda çılgın atarak başlarsa (ki bunu bencilce top kullanımı, "bu takımı ben kurtarırım" tripleri, vs olarak da okumak lazım) 4-4-2 bir anda dağılabilir, takımın dengesini korumak için farklı bir yola girmek gerekebilir, sezon içinde denemeler olacak gibi. ben schuster'in (başarısız olsa da) ukrayna macerasına güveniyorum, tamamen yabancı olduğu bir lige ve oyuncu profiline nasıl yaklaşacağı konusunda iyi-kötü bir tecrübesi mevcut, yolda çok fazla dağılmayacaktır.

turkkant dedi ki...

@Noat

İyi hoş da bahsettiğin sistemde orta saha çok düz (Necip-Ernst-Fink), ön taraf çok yumuşak kalıyor. Bu sene bu iki pronlemden de çok çekmedik mi? Orta sahanın oyunu kuramadığığından şikayet ettik. Necip konusunda biraz fazla iyimseriz bence. Benzer iyimserlikleri İ. Akın, Serdar, Burak vb bilimum oyuncuda gösterdik... Bence Necip'i direkt ilk 11'in ası yapmak biraz romantik bir bakış açısı. İnşallah olur o ayrı. Fink ve Ernst'in oyun kurma becerilerini de geçen sene gördük. Tello olmadığında takım iki pas yapamıyordu. dikkat ederseniz ne Nihat ne de Q7 pasör oyuncular değil. O yüzden kanatlarda bu ikisi oynayacaksa orta sahanın daha teknik olması lazım.

Ön taraf konusunda da, Nihat, Q7, Bobo üçlüsünün önde presi son derece yetersiz kalabilir. Bu sene tek doğru yaptığımız her bölgede etkili presti. Tabi iş gene yabancı sınırlamasında gelip takılıyor. Yoksa bence Q7 oynarsa bence sağda Holosko oynar. Fink-Ernst oynarsa üçüncü eleman Tello ya da muadili biri olur ama o zaman da yabancı sayısı 8-10 oluyor tabi.

Bu noktada bence gene transferde yanlış yaptık. Yıllardır herkes söylüyor bu takımın en büyük sorunu çift yönlü orta saha oyuncusu.

Bir de acaba 4-3-3 oynarsak Hillbert sağ iç oynar mı? oynayamazsa bence fuzuli transfer olmuş.

Noat Samisa dedi ki...

Turkkant,

Bu yazı Beşiktaş'ın yeni sezonda ne oynayacağına dair bir öngörü yazısı değil. Şöyle düşünelim, hani şu Mart-Nisan-Mayıs periyodunda takımın kabız futbol oynadığı Ankaragücü vs. maçları vardı ya, eğer şu son görselde yazılan takım çalışırsa sorunları büyük ölçüde çömüştük ya da takım şampiyon olmuştu, diyorum. Quaresma transferini değerlendirmeye çalıştım. Şimdi Denizli gitti, Schuster geldi, işler değişti.

Quaresma ve Schuster bize bir şeyler gösterdikten sonra somutlaştıracağız. Kendi adıma orta sahadan bir sıkıntım yok. Bence iki yönlü oyuncu diye bir kavram da yok, blogda buna çok değindim. Bunun için yarın İngiltere'yi izlemeni tavsiye derim, ya da önceki iki maçı da burada yazdım, sorunlar vs. durum bellidir. Schuster'le bir mentalite değişimi umuyorum, son paragrafta yazdım. Çok somut konuşamıyoruz maalesef, hele bi temmuz 15 gelsin. :)

Hilbert imza töreninde kendi söyledi, sağ iç oynayailiyor.

algon dedi ki...

Yazi cok guzel, oncelikle tesekkurler.

Bu son yazdigin diziliste takimda hucumcular-savunmacilar diye bir ayrim oldugunu dusunmuyor musun? Ortasahanin ortasi cok sert, ama yaratici degil. Quaresma, Nihat, Bobo hucumcu ama iclerinde en cok pres yapabilecek olan sakatlanmazsa Nihat olacak. On 3'lu ve arka 3'lu arasinda kopukluk olabilecegini dusunuyorum.

Noat Samisa dedi ki...

Algon,

Gayet tabii, artıları olduğu kadar eksileri de var. Öndeki üçlüyü güçlü kılmak için de arızalarını tolere etmek için de takımın bütününden yararlanılabilir, ikincil plandan çözümler üretilebilir. Ernst'in rolü değişebilir, her şey mümkün. Ama yukarıda sıkça bahsettiğim gibi bu yazdığım kadro Schuster geldikten sonra çok anlamlı değil.

Yazıda genel olarak sorunlar, çözümler ve yeni sorunlara teni çözümler şeklinde diyalektiği futbola uyarladım. Schuster'le birlikte problem değişiyor, verilen ve istenilen de artık farklı. Dolayısıyla 15 Temmuz'la birlikte bu yazı yalnızca geçmişi anlatıyor olabilir. Ama umarım gelecekle bağı kopmaz, Schuster şu orta vadeli birikimi yıkıp yeniden yapma yoluna girmez. Bu bize uygun değil.

julian-kerem dedi ki...

Noat,

Hilbert'le birlikte yabanci sayisi 12 oldu. Zapo kesin yolcu. Tahminim Tello ve Tabata'nin da takimda kalmasi zor. Gerci Tello cok macta Besiktas'i ileri tasiyan tek oyuncuydu - ama takimda yeri yok gibi. Fink, Holosko ve Delgado takimda kalir diye dusunuyorum.

Senin yazdigin takima aklim yatiyor. Eger Hilbert sagbek oynarsa, Toraman on liberoya gecerek Necip ve Ernst'u ileri itebilir. Eger Hilbert sagic oynarsa, Toraman sagbek, Necip onlibero olur. Yalniz bu durumda eger Ekrem ve Nobre'ye cok guvenmiyorsak, bir tane sol ic/sol on, bir de santrofor eksigimiz var. Bobo disinda uc santrofor oyuncusu yok cunku takimin. Bu role uygun mudur emin degilim, ama elimizde Batuhan vardi, madem Denizli gidecekti, Batuhan'a niye bir Schuster sansi verilmedi... Sol taraf icin de GS'nin bonservisini almadigi Caner bence cok olumlu bir yedek olur.

Bunlar temenniler tabii. Bizim yonetim muhtemelen transferin son gunlerinde Zapo + Holosko + para karsiliginda Sercan'in pesine dusecek. Halbuki bende Bursa'da asil modern futbola, ve senin yazdigin sisteme uygun adam Ozan Ipek. O zaman Caner'e ihtiyac da kalmiyor.

Acaba Nobre + Tabata + Zapo karsiliginda bize verirler mi Ozan'i :)) Hatta Delgado'yu da bonus olarak verelim - hem kadro siskinligi azalir.

Cem

gökhan dedi ki...

klasik 4-4-2 ısrarını anlamakta zorlanıyorum. hele elde quaresma varken kullanmak pekte mantıklı değil. sonuçta bu takım yatırımını quaresma üzerine yapmış ve bu adamdan max verim almak istiyorsan en uygunu 4-3-3. keza boboda 4-4-2de sıradanlaşır.

ama yinede orta sahaya 3. bir elemanın şart olduğunu düşünüyorum. neyse schuster bi takımı görsünde, ilk maça çıkılsında ondan sonra bakarız.

Noat Samisa dedi ki...

Gökhan,

Schuster bir şekilde Quaresma'dan klasik 4.4.2'de de verim alabilir. Ama bu ilerleyen zamanda iyi mi olur, kötü mü; bunu ancak Temmuz'dan sonra en fazla öngörebiliriz. Bahsettiğim gibi, 4 yıllık birikimin çok fazla dışına taşmak bence iyi sonuç vermeyecektir.

Julian-Kerem,

Batuhan saha dışı sebeplerle gönderildikten sonra bile Necati boştaydı, alınacak en uygun oyuncuydu. Bizi Nobre'den kurtarabilirdi. Bobo'yu yedeklemede bir sıkıntı olduğu kesin, ama yine de tolere edilebilir.

Ozan İpek keşke kadromuzda olsa, kesinlikle Sercan'dan daha doğru tercih olur. Son cümledeki fikir güzel. :) Yine de Sercan'a hayır demem, nasılsa artık kulübün geleceğine dair kaygılarımı dondurdum.