2010 Dünya Kupası: 4-2-3-1'in Şifreleri

Viktor Maslov adının bugünün futbol ortamında pek zikredilmemesi, 60'lı yıllarda yaptıklarının bugünlerde herhangi bir magazinsel karşılığı olmamasından kaynaklanıyor olmalı. Oysa ki oyunun hızının artışına katkıda bulunan, değişimlerin yolunu açan, futbol tarihindeki yeri çok önemli biri. Maslov'un Dinamo Kiev'e top kazanma amaçlı presi en öne koyarak topa daha çok sahip olma fikriyle (bu yönüyle modern futbolun atası kabul edilir) oynattığı futbol, ardından gelen pek çok futbol adamına ilham verdi. Bunların başında da Ajax-Rinus Michels-Total Futbol-Johan Cruyff gelir. Sonrasında yine Dinamo Kiev'de Valeri Lobanovski'nin katkıları ve 80'lerin sonunda Arrigo Sacchi'nin Milan'ı Viktor Maslov'un hücum pres fikrini zirveye taşıdı. Tüm bunlar bir kenarda dursun, ben aslında şunu anlatmak istiyorum. Buraya kadar yeni fikirlerden, genel değişim ve gelişimden bahsettik, fakat bunun pratik uygulaması için kullanılan yol da pekala değerli. Zaman içerisinde WM üzerinden 4-2-4, ardından 4-3-3 ile kullanılan bu fikir, Arrigo Sacchi'nin Milan'ında 4-4-2 ile uygulanmıştı. Futbolda modernizmin ölçütü sayılar değildi, bugün de 2010 Dünya Kupası'na damga vuran 4-2-3-1'de geriye değil; ileriye doğru, dosdoğru bir gidiş var. Dört defans, beş orta saha, tek forvet'in negatif algısı fazlasıyla yüzeysel. Neden mi?

Yeni Nesil Orta Saha: Bastian Schweinsteiger


Bayern'in CL finali yürüyüşündeki çarpıcı detaylardan biri, geçmişi sağ kenar oyuncusu olan Schweinsteiger'in Louis van Gaal tarafından orta sahada oynatılmasıydı. Yakın zamanda bir başka dönüşümü Martin O'neill sayesinde James Milner gerçekleştirdi ve kısa zamanda Aston Villa'daki oyunuyla fark yarattı. Everton'da David Moyes de bir dönem Leon Osman'ı orta sahada oynatmıştı. Bu sezonki Türkiye Kupası Finali'nde Şenol Güneş'in Engin Baytar'ı Selçuk İnan'la yan yana oynatması da bir başka örnekti. Topla katetme becerisine sahip, defansif refleksleri gelişmiş olan bu oyuncular, sahip oldukları hücum becerileriyle fiziki uygunluklarını birleştirdiklerinde fark yaratıyorlar. Schweinsteiger'ın turnuvada yıldızlaşması bu tip oyuncuların önümüzdeki yıllarda artacağını gösteriyor.

Çift ''Holding'' (Alan Parselleyen) Orta Saha Farkı


Arjantin neden kaybetti? Messi neden savunmanın içine kadar girerek top taşımaya çalıştı ve takımı çeyrek finalde elenmesine rağmen turnuvanın en çok dribling yapan adamı oldu? Maradona sahip olduğu üstün yeteneklerle futbolculuk zamanında pek çok akıl ürünü taktiği mağlup etmişti. Antrenörlüğünde de yetenek+motivasyon alaşımına inandı, ama Messi'yi cilalı bir saban gibi kullanmasının bedelini ödedi. Karşısında biçerdöver vardı, tarlayı Alman'lar sürdü.Khedira ya da Schweinsteiger top Arjantin'deyken dahi sürekli boşta kaldı. İleriye yığılarak top bekleyen Arjantin forvetleri, Almanya presi karşısında geriden top çıkamaması nedeniyle maç boyu edilgen kaldılar. Almanya'nın nicel üstünlük destekli ön alan presini aşamadıkça Messi geri gelip top aldı, kalabalığı topla birlikte aşmaya kalkıştı. Almanya kazandığı topları kenarlara açmaya gerek duymadan orta sahadaki nicel eksiklikten doğan boş alanlar üzerinden taşıdı ve farka gitti.
Bir başka örnek İngiltere ve orta sahadaki sorunu değerlendiren yine ideal 4-2-3-1 takımı Almanya. Maç sonrası Joachim Löw'ün söyledikleri çok önemli: ''Gerrard ve Lampard'ın sürekli forvete destek verdiğini ve bu sebepten orta sahada boşluklar olacağını biliyorduk.'' Sağ kenarın çalışmaması, uzun süre Barry'sizlik ve Rooney'nin fit olmaması ana sorunlarını taşıyan İngiltere, Almanya karşısına kazanan takımla çıkmıştı. Bu kazanan takımda Rooney'nin rolü santrafordan fazlası değildi. Yukarıda takımın defansif orta sahası Barry, Mesut'la mı eşleşeyim, yoksa boş alanı kullanıp gelen Schweinsteiger'in önünü mü kapatayım derken arada kalıyor. Upson da Klose tarafından sürüklenince sol iç koridorda bir boşluk oluşuyor ve maçın ilk net pozisyonu geliyor. Mesut kaçırıyor, ama devamında aynı şekilde pozisyonlar üretilmeye ve goller gelmeye devam ediyor.
Yukarıda Schweinsteiger'in önündeki boşluğun sebebi çift santrafor sorunsalı. Bu görselde ise iki orta sahaya karşı iki orta saha eşleşmesinde boşa çıkan ''derin oynayan forvet'' ya da 10 numara Mesut Özil görülüyor. Kadraja giremeyen Upson ve Klose yine birlikteler. Klose sağda pozisyon alıyor, kendini geriye çeken sağ kenar adamı Muller yine Klose-Mesut ortaklığının açtığı sağ iç koridoru kullanıyor ve en uzakta görünen Podolski arka direkte skoru 2-0 yapıyor. Rooney eğer Mesut gibi oynasa Khedira'nın karşısına ilk çıkacak oyuncu olacak ve set oyununda Almanya'nın bu ve benzeri boşluk yaratma amaçlı hücum oyunlarına fırsat verilmeyecekti.

Gerrard gibi, Iniesta gibi... demiyoruz, çünkü onlar bizim burada bahsettiğimiz tarzdaki orta saha oyuncuları değiller. Her biri arkasında bu tip iki orta saha adamı olduğunda parlayan oyuncular. Xavi ve Lampard gibi... de diyemiyoruz, onlar da bir başka eşi olmayan oyuncular. En yakın tabir İngiliz'lerin klasik 4.4.2 için kullandıkları ''box-to-box midfielder'' tabiri, fakat 4.2.3.1'in oyuncuları nispeten daha geride pozisyon alırlar. Bu noktada alan parselleyen ve top dağıtan (oyun kuran değil) safkan orta saha oyuncularından oluşturulan ikililerden bahsediyoruz. 4-2-3-1 şablonunun orta saha oyuncuları (tercihi biri daha derinde ve daha bozguncu, diğeri daha önde, ataklara katılma görevinde: Busquets-Xabi Alonso) bu turnuvada net olarak fark yarattılar. Orta sahada nicel eşitliği sağlayamayan tüm takımları mağlup ettiler.

''False Ten'' ve ''False Nine''

Alex mi, Hagi mi? meşhur tartışmasına benden de bir katkı. Hagi, baklava orta sahalı 4-4-2'nin oyun kurucusu, 10 numarasıydı. Arkasında Suat, sağında Okan, solunda Emre ve ileride Arif ve Hakan oynardı. Alex ise Fenerbahçe'de ''False Ten'' oynadı. Yine İngiliz'lerin futbola getirdiği bir kavram olan 'Sahte 10 Numara', 4.2.3.1'in forvet arkası için kullanılıyor. Bir başka tabirle supporter, baklava orta sahanın oyun kurucusu rolündeki yükün bir kısmını orta sahadaki pasör oyuncuya devrederken, bu boşluğu ikinci forvet rolüyle dolduruyor. Yukarıda Mesut'un gol koşusu güzel bir örnek. Gerrard'ın neden orta saha oyuncusu olmadığını, onun Liverpool'daki rolünü bu kavram açıklıyor. Alex'in sayılarla ölçülebilen performansının Hagi'den çok daha yüksek oluşunun sebebi onun bu ikinci forvet - oyun kurucu karışımı 4.2.3.1 temeline oturan rolüdür. Gerrard'ın farkı, Mesut'un Werder Bremen dışına çıktığında oynayacağı rol, Cantona'lar, Zola'lar, son demlerinde Zidane'lar hep bunu oynadı. Bu turnuvada da Sneijder, Xavi, Mesut, Kaka bize yeni oyun kurucunun yerini ve rolünü gösterdiler. Bu durum, yukarıdaki başlıkta bahsedilen durumla doğrudan bağlantılı.

False Nine, yani sahte golcü; bir başka deyişle derinde oynayan, sırtı dönük top alan santrafor... evet, hemen akıllara Ömer Üründül geldi. Bu oyuncular için de supporter tabiri kullanılsa da iki farklı şekline rastlanıyor. Daha derinde pozisyon alan, geriye gelerek top alan ve oyunu rakibin forvet - orta saha bölgesi arasından, orta saha - defans hattı arasına taşıyan forvet oyuncularına sahte 9 numara deniyor. Fakat tek santraforlu takımlarda değil, çift santraforlu takımlarda daha derinde kullanılan forvet oyuncusu bu etiketi alıyor. Bu sezon Fulham'da Zoltan Gera, yaklaşık 10 yıldır Man United'da Yorke, Solskjaer, Tevez ve son olarak Berbatov. Bu durum da İngiltere'nin Almanya karşısında düştüğü durumla ve çift merkez santraforun ölümüyle doğrudan bağlantılıdır.

False Ten rolünün oyuncuları gerektiğinde 4.2.3.1 şablonunu 4.4.2'ye yaklaştırırken, False Nine rolünün oyuncuları 4.4.2 şablonunu yine gerektiğinde 4.2.3.1 diziliş formuna sokuyorlar. 4.2.3.1'in yükselişini sürdürdüğü bu turnuvanın açıkça gösterdiği hit oyuncu tipleri onlar.

Tek Santrafor Oyunu

İki sezon önceki Barcelona'da Eto'o, bu turnuvada Miroslav Klose... Geriye, kenarlara gelerek aldıkları toplarla alan boşaltan, koşu kulvarları açan, eşleşme problemleri yaratam tek santrafor oyununu bilen ve oynayan zirve oyuncular. Bu grubu ''sırtı dönük santrafor'' basitliğinde algılayarak transit şekilde ''en moderni 4-6-0'' yazmak yerine olan-bitene bakmak gerek. Diego Milito bir başka hit santrafor. Nicklas Bendtner'ın Wenger tarafında el üstünde tutulmasının sebebi bu yaşında tek santrafor oyununu çok iyi oynayabiliyor olması. Asamoah Gyan, Luis Fabiano diğerleri. Bu oyuncuların değerini attıkları gol sayısı değil, takıma kattıkları esneklik belirler. Robin van Persie tam bu kalıba girmez, o aslında sahte 9 numaradır; ama bir noktaya kadar istenilenleri yapabilmesi sayesinde takımda yer buldu. Torres'in yaşadığı sorun da, keza Llorente'nin oyuna girerek maçı çevirmesi de bununla bağlantılıydı. Sırada tek santrafor oyununu bilen bir santraforun ve yeni ofsayt kuralının parlattığı bir başka oyuncu tipi var:

Uzak Forvetin Yükselişi

Yine baklava orta sahalı 4.4.2'den 4.2.3.1'e geçişte ortaya çıkmış bir ara rol. Yukarıda oyun kurucuya ''sahte 10 numara'' dedik, ideal tarzda bir oyuncuysa eğer aynı zamanda ikinci santrafor rolünü üstlendiğini söyledik. İleri uca tek santrafor oyununu bilen birini koyduk, elde kaldı ikinci santrafor. Onu da kenara çektik, yakın zaman önce şurada bahsetmiştik. Eskiden santrafor olan bu oyuncu, artık kenar savunmacısı rolünü üstlenirken sırtı dönük top alma, gol bölgelerine sürekli koşular yapma gibi görevleri terk ediyor. Santraforun açtığı boş alanları takip ediyor, ters kenardan gelişen ataklarda arka direğe yaptığı topsuz koşularla gol kovalıyor. Dirk Kuyt, Lukas Podolski ve David Villa bu turnuvadaki zirve uzak forvet örnekleri oldular. Torres sahadayken demarke şekilde topla buluşan ve ters kenar aksiyonlarında arka direk koşuları yapan Villa, bu şekilde 5 gol atmıştı. Villa'nın son iki maçta pek ortalıkta görünmemesi ile daha önce turnuvanın yıldızı olmasının kıyası da burada.

Sonuç

Futbol yeteneği üstün insanlar doğmaya, büyümeye ve futbol sahnesine çıkmaya devam edecekler. ''10 numara bitti, öldü'' diye bir şey yok. Yaratıcı oyuncuların akıllarını sahaya koymaları adına nabızlarının belli bir eşiği aşmaması gerek. Yukarıda bahsettiğimiz üzere yalnızca rolleri revize edildi, futbol sahasındaki varlıkları hala fazlasıyla belirgin. Eğer Mesut Özil gibi bir oyuncuya sahipseniz, pekala 4-3-3 üzerine inşa edilmiş muadil bir takımı mağlup edebilirsiniz. Ulusal takım seviyesinde trend durumunda olan 4-2-3-1'de forvet arkasında olurlarken, 4-3-3'te ise kenar adamı olarak kullanılıyorlar.

Çift santrafor öldü, arkasına konulan 10 numarayla birlikte zirve futbol sahnesinde uygulanabilirliği kalmadı. Yine de sahte 9 numaraların varlığı klasik 4-4-2'yi hala uygulanabilir kılıyor. Bu bağlamda Fulham ve Tottenham'ın bu sezonki başarısında oyun şablonunu 4-2-3-1'e yaklaştırmaları en büyük etkendi.

Eskiden 10 numaramız ve çift santraforumuz vardı. Şimdi ise tek santraforumuz var, 10 numaramız ikinci forvet rolünde ve bir de uzak forvetimiz var. İki iç oyuncusundan biri de artık önliberoya yakın oynuyor ve pasör orta saha rolünü alıyor. Her durum kendi içerisinde kazanma yolunu oluşturabilir, fakat yeni bir takım kurgulanacaksa eğer bugünün futbol ortamındaki hazır iş gücüyle ''en kolay uygulanabilir ve sonuç alır'' şablon 4-2-3-1'dir.

Noat Samisa

15.07.2010

8 yorum:

Sincero Universo dedi ki...

Blogu bir süredir takip ediyorum.
Çok güzel ve detaylı bir analiz. Futbolda rasyonellik olmasa da, 2x2=4 etmese de, en azından neyin nasıl olduğunu bu tip analizlerle daha iyi anlayabiliyoruz.
Dünya Kupası sonrası, yenilenen Beşiktaş'ın formasyonu ve ne oynayabileceği ile ilgili bir analiz de güzel olur.

Flying Dutchman dedi ki...

enfes yazı yine senden beklendiği gibi, ben bu değişimlerden en çok uzak forvetin önemli bir devrim yaratacağını düşünüyorum. Bnu uygulayan takımlardan birisinin şampiyon, birisinin ikinci, diğerinin üçüncü olması önemli bir örnek. bu hatta bir süre sonra False Ten ile birleşip 4-4-2-0 gibi acaip bir sistemi de oluşturabilir bazı maçlarda. Yani Aragones'in oynattığı ileri sürülen 4-6-0'ın hücum hattında değil de ortadaki 6'sında yapılan bir ileri hamlesi. Takımı komple bakıldığında geri çeken ama son futbol evrimlerini kullanarak aynı zamanda rakibi yoklayan bir sistem. Savunmasına güvenen orta karar takımlar için ilginç bir çıkış yolu oluşturabilir.

Noat Samisa dedi ki...

Sincero Universo,

Futbolda rasyonellik var, analitik düşünce de futbola uyuyor. Fakat bunun bir sınırı var. Bu sınırı aşmadan helal daire içinde her türlü fikir üretmek mümkün.

Akşama takımı canlı canlı sahada gördükten sonra bir şeyler yazacağım.

FD,

False Ten de False Nine da uzak forvet de bir santrafora mutlak ihtiyaç duyuyor. Ben 0'lı dizilişlerin çok spesifik oyuncularla uygulanabileceğini düşünüyorum. Ronaldo gibi, Messi gibi; yani santraforun feyk koşuları, alan boşaltmaları olmadan hızlanıp boş alan bulabiliyorsanız adına 4-6-0 diyebiliriz. Mesela geçen sene Arda'yla eşzamanlı olarak Arshavin de yokluktan en ileride oynadı, ama iki takımın da o dönem performansı ortadadır. Ben santraforun varlığını uzunca bir süre daha sürdüreceğini düşünüyorum. Uzak forvetin devrimine ise en yakın örnek Bursaspor olsa gerek. :)

onur dedi ki...

bu uzak forvet oyununa (belkide almanyanin oynadığına yakın 4-2-3-1e) türkiyedeki ilk örneklerden birisi daum un ilk fenerbahçe döneminde tuncay la oynattığı oyun değilmidir. Ters ayaklı tuncayin uzak direk kortları alex in yanlış anlamadı isem 9.5 numara oyunu sanki bursa dan önce bu dizilişin ve uzak forvet oyununun uygulanırı gibi düşünüyorum.tabi tuncayin dikine gidişi ve ters ayak mevzusu podolskiden ziyade robbeni çağrıştırdı birden ama?? Bu noktada aslında taktiksel manada femerbahcenin daumun ilk 3 senesindeki ve zico doneminde gosterdiklerinin hiç olmadı turkiye için son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Dedigim gibi dikine oynayan ve uzak direk koşuları yapan tncay yada içe kat ettikçe arkasındaki beke boş alan yaratan bir deivid ,göbekte oynadıgını düşündüğüm aurelio nun daha defansif,appiah ın ise daha ofansif oyunu,şu dünya kupasından sonra cok daha anlamlı gelmeye başladı bana.

barış dedi ki...

topla katedebilen ve defansif refleksleri olan arda turan galatasarayın sorunlu bölgesine cana'nın yanına nasıl olurdu peki sence? tabii böyle bir şeyin pratikte imkansız olduğunu çünkü ne rijkaardın aklında böyle bir taktik olduğunu ne de ardanın kaleden uzakta oynamak istediğini sanıyorum

Noat Samisa dedi ki...

Onur,

Çok doğru, hatta kasinlikle! Tuncay ve Serhat Fenerbahçe'nin uzak forvetleriydi.

http://noatsamisa.blogspot.com/2010/06/daumla-ve-daumdan-sonra-3.html

Şurada bu duruma detaylı olarak değinmiştim. Tuncay ve Deivid'le Özer-Topuz kenar ikilisinin oyun tarzları açısından uçurumlar var. Stoch transferi bu açıdan önemliydi, ama şimdi önce doğru santraforu sonra da doğru uzak forveti bulmak gerek.

Barış,

Schweinsteiger, Milner ve Engin daha çok Arda'ya değil, Barış Özbek'e benziyor. Hani tam değil, belki yakın bile değil ama Galatasaray içerisinden bir başka örnek bulamadım. Arda'nın yetenekleri ve fiziği bana göre kenar adamı ve ikinci forvetten (sahte 10 numara) fazlasına izin vermiyor.

julian-kerem dedi ki...

Noat,
Sen Besiktas yazisini yazmissin ama dunku mac olcu vermeycek rakiple oynandigi icin Schuster'in ortaya ne koyacagi belli olmadi. Ben senin yazina bakarak icin Besiktas icin sunlari dusundum:
(1) Besiktas'in bu turnuvada oynayan santroforlarin yaptigi icin Besiktas seviyesinde yapacak adami var: Bobo
(2) Besiktas'in uzak forvet oynayabilecek iki tane kaliteli adami var: Nihat ve Holosko
(3) Eger Guti isi olursa false ten pozisyonu da cozume kavusuyor diyebiliriz. 34 yasinda bile olsa Guti'yi onemsiyorum. Gecen sezon Real'in dagildigi Barcelona macinda oyuna girip maca oyun anlaminda degisiklik getirmisti. Burada daha azini beklemem.
(4) Eger Quaresma'dan verim alinabilirse, ice disa calim atabilen, hem 4-3-3'e, hem de 4-2-3-1'e uygun bir kanat oyuncusu da var.
(5) Orta icte Schwein/Khedira ikilisini kurma anlaminda Ernst/Necip/Fink/Hilbert/Inceman beslisi var. Kim kalici kim gidici bilmiyorum. Burada Hilbert'i gormedik, iki sene once Alman milli olmus bir futbolcuda umit mutlaka vardir. Yabanci kontenjani problem tabii. Buraya Hamit veya Mehmet Topuz gibi bir futbolcumuz olsun isterdim.
(6) Defans Turkiye sartlarinda iyi - uc iyi stoper var (Zapo gider diye dusunursek), Hilbert, Toraman, Erhan, hatta Fink sagbek oynayabilir. Cok gerekirse Fink stoper de oynar. O yuzden gonderilmesini cok yanlis buluyorum.

Butun bunlarin isiginda ikinci bir santrofor, muhtemel bir yedek stoper, ve sakatlik/ceza gibi durumlar icin sol ayakli bir futbolcu disinda takimda onemli eksik yok diye dusunuyorum.

Daha onceki bir yorumumda da yazmistim, Bursa'da bence esas modern futbolcu Sercan degil Ozan Ipek diye. Keske onu alabilsek.

Fantazi olarak da su takaslari yapmak isterdim:

Nobre + Delgado <--> Topuz
Ugur + Tabata <--> Batuhan + Sezer
Tello + Zapo <--> Ozan Ipek

Noat Samisa dedi ki...

Julian-Kerem,

Hepsine katılıyorum. Bobo-Nobre kıyasını ''santrafor oyunu'' kavramı dışına çıkarak yapmak mümkün değil, ama maalesef bu farkı bilen fazla insan yok etrafta. Golcü diye bir mevki olmadığını, santraforun takımın bir parçası olduğunu maalesef anlatamıyoruz.

Ozan İpek kesinlikle Bursaspor'un şeytan üçlüsünün en özel adamı ve eğer Bursa ile bir takas olacaksa kesinlikle Ozan'ı isterim. Yerli stoper için de girişimler yapılmış, galiba hallolacak.