A2'den Reserv Lig'e

Geçen yaz PAF'tan A2 Ligi'ne geçmiştik. Geçtiğimiz günlerde yayımlanarak yürürlüğe giren yeni statü ile (adı aynı kalsa da) A2 ligi artık reserv lig oldu. Alt yaş kategorilerinde yapılan yeni düzenlemeler ve Akademi Lig'lerinin Batı Avrupa'daki örneklerinden esinlenerek faaliyete geçirilmesi PAF Ligi'nin statüsünde değişiklik yapmayı gerekli kılıyordu. Bir yıl kadar önce ''Değişikliklerin haber olan kısmı PAF Ligi ile alakalı olan bölüm, lakin bizce Akademi Ligi'nin kapsamının genişletilmesi, PAF-A2 ligi değişiminden çok daha değerli. Daha önce PAF Ligi'nde sezon başlangıcı yılı itibariyle 18 yaşını aşmış 1 oyuncu hariç oynayamıyordu, bu kez yaş haddi 19'a çıktı ve 23-19 yaş arası 3 oyuncu kullanımı salık verildi. Yani futbolun mutfağının asıl gelişim yaş aralığı sayılan 12-18 arasını aşmış ama as takıma çıkış yapamamış oyunculara bir şans daha verildi. Bir yaş aralığı daha altyapılarda devam edecek bu yıl. Zamanla Akademi Ligleri'nin doğru kullanımı gerçekleşirse bu ligin de kapsamı değişecektir, yaş haddi ortadan kalkabilir.'' demişiz. Henüz 1 sene geçmesine rağmen Akademi Ligleri'nin devamı niteliğindeki A2 Ligi'nde üst yaş sınırı kalktı. Geçen sezon 1990 ve sonrasında doğmuş oyuncular A2 Ligi'nin kapsamına giriyorken, bu yıl 1992 ve öncesinde doğmuş oyuncular A2 Ligi'nde oynayabilecek.

Aşağıda ne oldu, kim Akadami Ligleri'nden ne derece verim aldı da Akademi mezunu oyuncuların oynadığı A2 Ligi'nde yaş haddi ortadan kalktı acaba? Umarım bunların cevabını bilen bir yetkili soru üzerine tüm bunların cevaplarını verir. Akademi Ligleri'yle ilgili en güzel iki uygulama oyuncu değişikliği zorunluluğu ve çocuklara bağırıp-çağıran antrenörün orta hakem tarafından saha dışına gönderilebilmesi kuralıydı. Bu sayede daha fazla futbolcu, daha özgür biçimde futbol oynama fırsatı bulacaktı. Fakat maçlarının pek çoğunda yardımcı hakem kulllanılmayan Akademi Ligi'nin profesyonel futbolcu adaylarına temel futbol eğitimi hususunda ne kattığını şahsen henüz anlayabilmiş değilim. İlk bakışta ofsayt kuralının orta hakemin insafına bırakılmasının topla münasebet yetenekleri kuvvetli çocukların önünü açacağı düşünelebilir, ama alt taraf halen yarışmacı olduğundan fizik kalite ilk tercih sebebi olmaya devam ediyor. Pek çok kulüpte A takıma çıkan savunmacılar çizgi savunmayı ve ters kademeyi yalnızca teorik düzeyde biliyorlar, zaten isteseler de uygulamasını yapmaya imkan bulamıyorlar. 10 sene önce ne yaşanıyorsa (sahaların pek çoğunun artık toprak olmaması haricinde) her şey aynı. Altyapılarda çizgi savunmadan bihaber bir nesil yetişmeye devam ediyor. Önce HİF projesinin hakemler ayağı büyüyecek ve en düşük yaş sınırındaki Akademi Ligi'nden başlayarak her maç en az üç hakemle oynanacak ki Akademi Ligleri'nden başarılı sonuç alınsın. Bu da bir süreci gerekli kılıyordu, nereden bakılsa en az 5 yıl. Sonrasında akademi - profesyonel takım arası için bir ikinci şans ligi oluşturulurdu ki Reserv Lig'in esas anlamı budur.

Son iki senede altyapılarda yapılan statü değişiklikleri sonucu oluşan A2 ligi, A takımı zorlayan bir misyon üstlenmişti. İnsanların da A2 Ligi'ne genel bakışı bu şekildeydi. Fakat Akademiler ile A takım arası bağlantıyı kuran A2 takımı artık yok, A takımın çöplüğü olan reserv takım var. Kısa vadede A takım düzeyinde yeni A2 Ligi'nin olumlu sonuçları olacaktır. Bu açıdan Reserv Lig ülke futbolunun ihtiyacı olabilir, ama Akademi Ligleri'nde henüz bir ilerleme sağlanmadan altyapıların zirve futbolla bağlantısının yeniden kesilmesi mevcut federasyon yönetiminin ileriye dönük atılımlarının bende yarattığı umudu kırdı. Yeni kurulan Bölgesel Amatör Lig'den ülkedeki futbolcu sayısını artırması noktasında beklenti büyük, A2'deki statü değişikliği de bununla ilişkili. Yeni A2 Ligi statüsünden beklenen, üst seviyede daha yarışmacı bir ortam kurulmasına yardımcı olması. Kulüplere mutfaktan çok bir geri dönüşüm kutusu gibi hizmet verecek olan reserv takımlarda 2 adet de yabancı futbolcu oynatılabiliyor. 6+2+2 kuralı da böylece reserv takımla entegre oldu.

Daha fazla maç, daha fazla futbolcu ve bu sayede daha yarışmacı ortam hedefleniyorsa en iyi çözüm üçüncü şampiyonadır. Reserv Lig'de rehabilitasyon amaçlı gazozuna maç oynatmaktansa hem alt liglerin yukarıdan rol çalmasına izin vermek, hem de büyük bütçeli kulüplerin kadrolarında daha fazla oyuncu bulundurmasını sağlamak adına en iyi yol üçüncü şampiyonayı ülkemiz futbol ortamına yerleştirmektir. Daha çok maç, daha çok futbolcu ve daha yarışmacı bir ortam bu sayede mümkün olacaktır. UEFA Şampiyonaları'na giden takımların böylece hiç boş haftası kalmayacağından yeni oyunculara, aşağıdan gelenlere fırsat doğacaktır. İddialı alt lig takımları da karşılarındaki nispeten zayıf durumdaki büyük bütçeli takımları aşarak kupaya yaklaşabilirler, bu da memleketteki futbol kültürünün tabana yayılmasını hızlandıracaktır.

Lig Sonu Ligi
Tepebaşı'ndan Aşağı, Haliç'ten Biraz Yukarı
Futbol Halkın İdare Devletin
UEFA Referee Convention
Eser Yağmur ve Konyaspor

Noat Samisa

05.07.2010

Hiç yorum yok: