Almanya - İspanya

Turnuvanın en etkileyici futbolunu oynayan Almanya ile bu zamanın en özel takımı İspanya bu akşam bize ne vaad ediyorlar? Seviye Dünya Kupası yarı finali olduğunda vaatler sınırsızdır. Güçlü yanlar, zaaflara göre çok daha baskındır ve sıklıkla kazananı ayrıntılar belirler ve bu ayrıntılar geçmişten gelir, mutlaka bir sebep-sonuç ilişkisi üzerinden ilerler. Jabulani ya da hakem hataları bugün de oyunun birer parçası olacaklar, ama maçın bütününden alınacak hazzı yine etkileyemeyecekler. Bu akşam, başka bir şey yapmak için yılın geri kalan günlerinden daha iyi bir seçenek değil; oturup zevkle şu maçı izlemek gerek. Ben de kendi adıma maçtan alınacak hazzı artırıcı bir preview yazısıyla Alman'ların ve İspanyol'larının heyecanını paylaşmaya çalışacağım.

Yalnızca iki yıl önce Viyana'da karşılaşan takımları karşılaştırdığımızda göze çarpan pek çok değişiklik ilgi çekici olabilir. Euro 2008 Finali'nde Almanya'da Hitzlsperger ve Frings'ten oluşan orta sahanın önünde Ballack, sağ kenarda Schweinsteiger oynuyordu. Bugün orta üçlü tamamen kadro dışı, sağ kenar adamı Schweinsteiger ise Louis van Gaal yol göstericiliğinde yaşadığı dönüşüm sayesinde orta sahada. Mesut Özil var, ama bugün Thomas Müller yok. Lahm kanat değiştirdi, sağ bek Freidrich de artık stoper. İspanya'da ise Senna yok, Marchena ise yerini Pique'ye kaptırdı. İki yıl önce finalde sakatlığı nedeniyle oynayamayan David Villa, artık Torres'ten önce kadroya yazılıyor. Aynı maçı iki kez oynayamazsınız, iki takımda da değişen oyuncular zaten bunu imkansız kılıyor. İki takım da temelde 4-2-3-1 oynuyorlar, ama oyun karakterleri değişti. Bir bakıma formaları değiştiler.
Daha önce vurguladığımız gibi Almanya'nın sağ kenarı çok güçlü. Mesut kötü gününde değilse durdurulmaları imkansız, ancak tehditle yavaşlatılabilirler. Bugün Müller yokken sağ önde kimin oynayacağı en büyük soru işareti, ama benim öngörüm Trochowski. Bunun iki anlamı var. İlki Muller'in yokluğunda sağ kenarın hücum gücü azalmışken Trochowski takımın toplam hücum gücünü dağıtma anlamında dengeleyici bir oyuncu olabilir. Cacau aslında tarz olarak Müller'e daha yakın bir oyuncu, ama Löw karşıt hamleyi de düşünerek (bana göre) tercihini Trochowski'den yana kullanacak. Klose'nin sağ kenarda sırtı dönük top alarak Mesut ve Podolski'ye koşu kulvarları açması hala yeterince güçlü bir opsiyon. Lahm'ı oyuna soktukları takdirde ters kenarın uzak forveti Podolski de çalışabilir. Müller'in yokluğunda Mesut'un sırtındaki yük çok fazla, bu maç onun için de çok önemli bir sınav. Busquets'le sıklıkla birebir oynayacak, fakat bu her pozisyonda Busquets'i oyundan düşürmeye çabalayacağı anlamına gelmiyor. Demarke pozisyonda top almaya, sıklıkla önde kazanılan topları kullanmaya çalışacak.

Almanya bugün eğer topa sahip olmada eksik kalırsa Schweinsteiger-Khedira orta sahasının baskı yediğinde yeterince iyi alan parselleyememesi sorunuyla yüzleşebilir. İngiltere maçında Rooney nedeniyle bunu görmeye fırsat olmadı. Keza Arjantin karşısında da Maradona'nın orta sahada intihar etmesi bu testi pas geçmelerini sağladı. Khedira ve Schweinsteiger daha çok pasör orta saha rolüne yatkın ve toplu oyunu çok seven oyuncular. Schweinsteiger'in kimsede olmayan özelliği, kanat oyuncusundan devşirme olması nedeniyle top taşıyarak alan boşaltabilmesi, bu sayede takıma kattığı esneklik. Busquets üzerinden bu yönünü efektif kullanmak zorunda. Güçlü İspanya orta sahasına karşı en kritik savaş burada olacak ve oyun salt taktik dinamiklerle şekillenirse eğer, tabelada kazanan aynı zamanda orta saha savaşını kazanan belirleyecek.

Klose'nin idealini oynadığı santrafor oyunu, Boateng'i de ekleyebileceğimiz üç Alman stoper Almanya'nın şu vakte kadar arıza çıkarmayan ve arıza çıkarır görünmeyen artı yönleri. Lahm'ın oyuna girmesi maçın seyri açısından çok kritik. Bu noktada akla Bayern-Inter CL finali ve Goran Pandev'in rolü geliyor. Buradan İspanya'yla ilişki kuruyoruz:
İspanya'ya dair benim de en çok dikkat çektiğim konu Del Bosque'nin kanat oyuncusu kullanmaması. Hazırlık döneminde bu konu çok tartışıldı, sonunda Silva ve Mata'dan önce Navas takımın 13. adamı oldu. Bu üçlüden biri sahada yokken İspanya'da Hollanda benzeri bir boş alan sıkıntısı oluşuyor. Hollanda katil bir takım, topu rakibe vermeyi seviyorlar. Ama İspanya sahip olduğu oyuncular gereği bunu istese de yapamaz, onlar topa hükmetmek zorunda. Böyle olunca sürekli içe kaçan Iniesta ve statik oynayan Torres oyunu sıkıştırıyorlar. David Villa bu yüzden sol kenarda oynuyor ki bu iki oyuncu nedeniyle oluşan kalabalıktan çıkarak demarke pozisyonda top alsın ya da topsuz koşularda kaleden uzakta pozisyon alarak kendini unuttursun. David Villa'nın sol kenarda oynaması İspanya'nın Euro 2008'deki özel takım olmamasının sebebi değil, çözüme dair bir sonuç. ABD ve İsviçre mağlubiyetleri İspanya'ya güçlü yanlarını ortaya çıkarmak adına orta sahayı daha kalabalık tutmayı öğretti. Ama Almanya ve Hollanda'dan farklı olarak İspanya'da başka şeyler var ve bunu kullanmak adına da daha fazla boş alan lazım. Bol pas için bol pas kanalı lazım, ama bu İspanya eskisine göre yarı yarıya daha az mekanik yaratıcılık üretiyor. Del Bosque şu vakte kadar A planından asla vazgeçmedi. Gruplar sonrası kazandığı maçları maç içinde yaptığı hamlelerle yine A planına sadık kalıp, ayrıntılar üzerinden çözdü. Torres-Llorente ve Torres-Fabregas değişiklikleriyle turladı. Bu akşam da benzer bir plan yapmış olacağını düşünüyorum.

Torres'in sakatlıktan dönüş sonrası, ki sezon boyu sakattı, takımla senkron sorunu yaşadığı gerçek. Ama özel bir oyuncu ve sahadaki varlığı her daim büyük tehdit oluşturuyor. Del Bosque'nin A planında hep var ve bu akşam da olmaya devam edecek. Son iki maçta oyundan çıkması ve yerine girenlerin maçı çevirmesi ''acaba David Villa bu akşam santrafor oynar mı?'' sorusunu üretse de bu tercih halinde Silva, Mata ya da Navas takıma gireceğinden bu tercih A planından vazgeçme anlamına gelir. Fabregas da fit değil, dolayısıyla yine maç içi planlar devreye girecek. Del Bosque bu zamana kadar hep başarılı oldu, bakalım bu akşam ne yapacak?

Sol kenarda David Villa tercihinin bir diğer önemli etkeni Philip Lahm. Yukarıda ''tehditle rakibi yavaşlatma'' tespitini yapmıştım, Almanya sağının çok etkin çalışmaması ve Podolski'nin gol bölgelerinden uzak kalması adına Lahm'ı geriye çakmak İspanya adına çok değerli. David Villa da hızlı maç başlangıcıyla bunu yapabilir. Bu noktada bir tercih yapmak gerekiyor ve zaaftan yana değil güçlü olandan yana tercih yapmak daha doğru. Almanya'yı engellemeyi düşünen bir hamle değil, Almanya'yı önlem almaya iten bir hamle çok daha etkili olcaktır. Bu tercihteki düğüm David Villa'nın etkinlik düzeyiyle çözülecek.

Iniesta'nın sürekli Xavi'ye yaklaşması oyunu sıkıştırıyor, aynı zamanda Ramos'a koşu kulvarı açıyor. Podolski'nin varlığı bu etkinliği de tıpkı Villa-Lahm muhtemel eşleşmesindeki çarpışma gibi törpüleyebilir. Hocaların değil, oyuncuların gerektiği anda cesur olmaları, risk almaları fark yaratacak. Almanya son iki maçta zayıf yanlarını test etme imkanı bulamadı, hücum gücünün etkileyiciliği nedeniyle İspanya'yı zaaflara değil önleme zorlamaya güveniyor olmalılar. Şunu kabul etmek lazım ki son iki maçtan önce Almanya 100 üzerinden 80'lik takımken İngiltere'nin aciz oyunu ve Maradona etkisi neticesinde 100 üzerinden 95 göründü. Gerçekten öyle olduklarını ispatlamaları gerek. Bugün Müller'in yokluğu büyük eksiklik, İspanya ise daha derinden geldi. Benim zihnimde oynanan maç taktik tahtasında İspanya galibiyetini gösteriyor, ama daha birkaç gün önce İspanya-Paraguay maçında yeterince sıradışı şeyler görmüşken kehanette bulunmak doğru olmaz, o işi ahtapotlar yapsın! İspanya kontrollü oyuna daha yatkın olması hasebiyle bana göre bu akşam için biraz önde. Herkese keyifli seyirler...

2010 DK Yarı Final
Almanya - İspanya
Noat Samisa

07.07.2010

1 yorum:

varol döken dedi ki...

pera'da o ahtapotu yerim ben bu akşam!