Beşiktaş 3-0 Vikingur

Aşırı sıcağın nemle birleştiği bir İstanbul akşamında yapılması gereken Boğaz'a inmekti, biz de öyle yaptık. Gelip geçen gemileri izlemek yerine sahada olan-biteni seyrettik, dalgaların sesi yerine tribünleri dinledik. Son ziyaretten sonra çok uzun zaman geçmedi, fakat yine de özlemişim. Dünya Kupası'nda onlarca maç izlesem de rakip Vikingur olsa bile canlı seyrin yerini tutmuyor. Öyle ya da böyle kesin olan bir şey var ki İnönü Stadı'nda artık yeni bir hava var. Yıllardır olmayan farklı bir heyecan var. Sonucu ne olacak bilinmiyor, ama bugün için çok keyifli. Nelerin değiştiğine bakmak adına stada erken girdim. İlk olarak zeminin Yeni Açık tarafındaki köşelerine yapılan yamalar dikkatimi çekti. Kar-kış, aşırı sıcak farketmeksizin mükemmel olan İnönü zemini maalesef sezona kötü başladı. Umarım kısa zamanda düzeltilir. Takım ısınmaya çıktı, eğlenceli bir ısınma idmanı yaptı. Baştan sona topu neredeyse hiç bırakmadılar, kısa süreli geçiş çalışmaları hariç tüm hareketler topla yapıldı. Dar alan pas çalışmasında 5 hücumcu-5 savunmacı olarak bölünmüşlerdi ve hücumcuların pas trafiğini seyretmek çok keyifliydi. Vikingur takımı ise yaklaşık 45 dakika sahada kaldı, sanıyorum sona doğru artık makaraya sarmışlardı.

Henüz ilk dakikada Schuster'in Beşiktaş'ına dair en belirleyici farkı gördük. Savunma hattı orta saha yuvarlağını teğet geçiyordu. Sivok savunmanın esas adamı olmuştu, elleri-kolları sürekli bir şeyler işaret ediyor ve ağzı hiç durmuyordu. Maç boyu bu görüntüyü korudular, bazen takımın 10 oyuncuyla rakip yarı sahaya yerleştiğini gördük. Bu maç rakibin zayıflığı nedeniyle çizgi savunmanın sınırlarını görmeye yardımcı oldu. Schuster imkan bulursa eğer bunu yapmak istiyor. Takımın bu açıdan dört yıl öncesine, yani 06/07 sezonuna döndüğünü söylemek mümkün. Sağlam ve Denizli'yle sürekli takımın boyu uzadı ve savunma hattı her geçen gün daha geride pozisyon aldı. Schuster bunu değiştirmeye ve topu geriden hızlı çıkarmaya kararlı.
Beşiktaş maça yukarıdaki diyagramda görüldüğü şekilde klasik 4-4-2'yi Nihat'ın yeni rolüyle 4-2-3-1 şablonuna yakınsayan şekilde çıktı. Fakat Delgado'nun varlığı ve onun bir orta saha oyuncusu pozisyon bilgisinden uzak oluşu takımı 4-1-3-2 şeklinde gösterdi. Nihat sürekli geriye gelerek, zaman zaman da kenarlara açılarak Bobo'ya ve kenar adamlarına alan açmaya çalıştı. Quaresma maça sağda başladı, ama çok kısa zaman sonra sola geçti. Tabata'yla yer değiştirdiler. Ernst ilk topları stoperlerden alıyor, önde pozisyon alan beklerle değil Delgado'yla oynuyordu. Onun pasör kimliğine Tabata'nın içeriye yakın oyunu eklenince rakip orta sahayı aşmada sorun yaşanmadı. Quaresma sağa geçtikten sonra en sık görünen sahne, Quaresma'nın geri gelerek top alması, bu sayede sol beki sürüklemesi sonrası Erhan'ın koşusu sağ iç koridordaki boşluğa Nihat koşusuydu. Attığı iki golü çıkarıyorum, Nihat bugün sahada rolünü en iyi oynayan oyuncuydu. Bu set işleyince Quaresma uzun süre sağda kaldı, sayısız korner kazanıldı. Bu kornerlerde göze çarpan en önemli detay, yarısından fazlasının paslaşılarak kullanılmasıydı. Buna üçüncü golde tekrar değineceğim.

İlk 20 dakika, yani gole kadar rakip ceza sahasında Bobo hariç sürekli hareketli, sürekli yer değiştirerek alan açmaya çalışan bir Beşiktaş vardı. Bunun tribüne verdiği hazzı çıkan istemdışı seslerden anlamak mümkündü. İkinci toplar sürekli Beşiktaş'ta kalıyor, takım sürekli son çizgiyi deniyordu. Merkezde de kaliteli ayaklar bir noktaya kadar seri ve dikine paslaşıyorlardı. Gol dakikasında Delgado sağ kenara girdi, Erhan sayesinde açılan sağ iç koridorda Tabata'yı buldu. Güzel orta, güzel ön direk-arka direk koşuları sonrası güzel bir gol geldi. Golden sonra Vikingur bir kısa reaksiyon gösterdi. Gollük pozisyonu da ürettiler. Çok iyi gol vuruşuna rağmen Hakan başarılıydı. Beşiktaş'ın kalecisi bu sezon gol kurtarmanın yanı sıra savunmanın arkasındaki geniş alanı da kontrol etmek zorunda. Hakan bugün kolay sınavdan pekiyi aldı.

Devrenin son 15 dakikası Quaresma'nın tribün keyif aldığını belli ettikçe sayısı artan estetik hareketleriyle geçti. İlk 20 dakikadaki kadar olmasa da etkin bir Beşiktaş vardı sahada, ama efektif değildi. Bobo-Quaresma, Delgado-Tabata arası senkron bozuklukları pek çok atağı son noktaya ulaşamadan bitirdi. İkinci devre Quaresma soldaydı, maçı da orada bitirdi. Bu kez son çizgiyi daha fazla zorladı. Bobo'nun henüz çok tempolu olmaması ve Nihat'ın gol koşularını sıklaştırmaması nedeniyle pek çok asist heba oldu. 65'te yine Delgado sağ kenara yanaştı. İçe kaçan Tabata'nın boşlattığı alandan Erhan'ı kaçırdı. Doğru pozisyon alan Nihat da güzel bir gol vuruşuyla skoru 2-0'a getirdi. Sonra takım başta Quaresma olmak üzere iyiyce saldı, zorlama hareketler pres zayıflığıyla birleşince maç tam bir hazırlık maçı formuna girdi. Schuster bu duruma müdahale etti. Ekrem, Necip ve Nobre'yle yeniden etkili olmaya çalıştı. Yine sağdan, bu kez Ekrem geldi ve penaltı kazanıldı. Bobo penaltı noktasına gitti, Quaresma ise topu aldı. Bobo bozuldu, Quaresma topu tribünlerin ikinci katına gönderdi. Tribün Bobo'nun gönlünü aldı, Schuster'e selam gönderdi: Hocam, sen çöz bu işi. Takımın penaltıcısı kim? Hem futbolcular, hem de biz bilelim.

Üçüncü golde ise şu posta bir bakmak gerek
. İspanya, Almanya karşısında kornerleri neden paslaşarak kullanıyordu? Vikingur yetenekleri, fiziki güçleri çok zayıf bir takım; ama kornerleri alan savunmasıyla karşılayacak kadar özveriyle, üzerine düşünerek futbol oynuyorlar. Kornerlerde adam almadılar, her seferinde üç hat halinde dizildiler. Bu sayede boy avatajlarını daha etkin kullanmaya çalıştılar. Golü bir daha dikkatle izleyin, neden paslaşıldığını göreceksiniz. Golün esas sebebi alan savunmasıdır. Hem Bobo, hem de Nobre'nin bir markajı yok. Alan'dan Adam'a geçerken tıpkı Almanya'nın Matthew Upson golünde dağıldığı gibi dağıldılar. Ben iddia ediyorum, sokaktan 1.90 üzeri 10 adam bulalım ve bunlara 1 hafta duran top alan savunması çalıştıralım. Duran toplar futbol oyunu içinde özerk statüde olduğundan topu görse bomba sanacak olan bu topluluk bile duran top alan savunmasında başarılı olacaktır. Vikingur da böyle bir takım zaten ve Dünya Kupası yarı finalinde ne yaşanıyorsa, benzeri bugün üçüncü golde görüldü. Beşiktaş'ın rakibin duran top savunmasını dikkate alıyor olması güzel bir gelişme.

Peki Ne Olacak?

Quaresma bu akşam evin gurbetten dönen şımarık çocuğuydu. Bir ara trivela yap Quaresma, gol at Quaresma, asist yap Quaresma oldu ki bu durum olması gereken son şeydir. Belli ki yeni bir düzen kuruluyor, ama takımın geçmişi tamamen çöpe atması olumlu sonuç vermeyecektir. Guti'nin gelişi Quaresma'yı biraz dizginleyebilir. Takımdaki yükü dağıtabilir.

Ferrari bugün kadroda yoktu. Sakatlığı ciddi mi? Bildiğim kadarıyla kasığında müzminleşmiş bir sorun var. Zorlandığı takdirde devamlı tekrarlıyor. Ferrari'nin üç hafta oynar-bir hafta dinlenir bir oyuncuya dönüşme riskinden bahsediliyor, ne derece doğru olduğunu Mete Düren açıklarsa öğreniriz. Schuster'in Beşiktaş'ında Ferrari'nin gözden çıkarılması benim için sürpriz olmaz. Çok yazdım daha önce, Ferrari geçen sezonki Beşiktaş'la muhteşem uyum sağladı. Ama aynı performansı bugünkü Beşiktaş'ta göstermesi imkansız. Takımda kalması gerekir, hatta adı sürekli 11'e yazılmalıdır; ama dediğim gibi Schuster'in raporu negatif olursa bunu anlayışla karşılayabilirim.

Delgado mu Tabata mı? Eğer biri Guti'nin alternatifi olacaksa bu isim Delgado olur, ama eğer Delgado bu şekilde kullanılacaksa ikisi de gidebilir. Zapo? Ferrari yoksa belli ki Zapo olacak.

Sonuç

Takım yeni bir yola girmiş görünüyor. Artık daha çok pas yapma gayretinde olan, oyunu daha önde oynayan bir Beşiktaş olacak. Bunun ne sonuç göstereceğini henüz yalnızca öngörebiliriz, maalesef şu durumda yorumlayamıyoruz. İç sahada her maçında izleyeni etkileyen bir takım olacağı kesin.

Öte yandan Nihat en doğru şekilde kullanılırken Bobo daha statik değerlendirilerek etkinliği zayıflatılmış. Toraman'ın stoperde kırdığı cevizler bini buldu, daha yeni Bursaspor deplasmanında facia oynadı. Sezon boyu stoperde asla güvenmem. Sağ bekte Erhan idare eder, ama o kadar. Ekrem kotarır, ama o da o kadar. Sağ bekte birinci isim Toraman, ama yabancı sayısı engeli var. Delgado'nun mevcut rolü takımı ileri götürmez. Yeni takımda bir yerden artarken, diğer yandan azalıyor. Yine ortada eğreti bir yapılanmanın ya da hiç yapılanmamanın sonuçları var ve artık kadrajda Nobre de var. Holosko ve Tello ise henüz ortalıkta yok. Şu çok bilinmeyenli denklem çözülsün, elde 10 tane kullanılabilir yabancı kalsın, her şeye bir daha bakarız. Kim gider, kim kalır hesaplarına girdiğimde benim kafam karışıyor, kusura bakmayınız.
Schuster'in maç sonu açıklamaları sonrası biraz rahatladım. Delgado-Ernst orta sahası üç sene önce Cisse'yle yapılmış, çok kötü bir denemeydi. Mesele Delgado'nun savunma yapmaması gibi yüzeysel bir sorun değil, Delgado'nun çift merkez orta saha birlikteliğinin oluşturduğu alan parselizasyonunu yapacak oyun bilgisine sahip olmamasıdır. Delgado bir ikinci forvet ya da 10 numara ve yaklaşık 1 yıldır mücadeleci futbol ortamından uzak. Ona orta sahada güvenmek tüm bu transferleri ve belki Schuster'i de çöpe atar. Umuyorum ki böyle olmayacak, Fink takımda kalacak. Necip de sezon boyu 20-30 maç arası süre alırsa ve Uğur da kıpırdanırsa ön alandaki yetenek artışı verimli kullanılabilir. Ligimizin şampiyonluk yolu fazlasıyla belirgin ve korkarım ki Schuster, tıpkı geçen yılki Rijkaard gibi henüz neyle karşı karşıya olduğunun farkında değil. Bursaspor'un ve Sivasspor'un zirve yolu ortada, birilerinin buna dikkat çekmesi lazım. Koskoca Rijkaard, koskoca Schuster de olsanız, hatta Mourinho bile olsa her ortamın kendine has koşullarını bilemez. Schuster mesnetsiz eleştirileri dikkate alacak biri değil, kendi yolunu çizecektir. Gereken her şeyi de zaman içinde öğrenecektir, ama umarım bu öğrenme süreci nasihatlerle gelişir, musibetlerle değil. Bu konuda Mustafa Denizli'den yardım rica edilebilir, belki birkaç saatlik brifing. Sadece maç kasetleri yetmez. Ne yazık ki bedava umut dağıtamıyoruz...

*****

Tüm bunlar bir kenara, maçın zirve anları Deli İbrahim'in 90. dakikada Beşiktaş ceza sahası önünde aldığı topla sağa yönelerek yaptığı driblingin, rakip yarı sahada topsuz sprinte dönüşmesi ve rakip kalenin aut çizgisinde sonuçlanmasıydı. Bu yaşta, bu sıcakta, dakika 90 ve sağ kanattan... Son 100'de dişlerini sıkarak Arap atı misali o ne depardı be Delinho, bugünkü hiçbir gol bana bu hazzı veremedi.

Güzel bir akşamdı, takım görevini yaptı. Bu maçtan bir çırpıda elde kalanlar bunlar. Takımı bir kez daha izledikten sonra bu maçtan elde ettiklerimizle birleştirip detaylandırabiliriz. Henüz Schuster de önünü göremiyor belli ki. Önce şu yabancı kargaşası bitsin, transfer girişimleri sonuçlansın ve sukünet oluşsun. Sonrasına tekrar bakarız. Blog ve ben bir süre tatildeyiz, yorum bölümü bir süre çalışmayabilir.

Beşiktaş 3-0 Vikingur
Noat Samisa

16.07.2010

9 yorum:

Cetin dedi ki...

Delgado(özlemişim ) yerine Necip süre alırsa ve o mevkinin Fink'ten önceki adamı olursa , hit futbola uygun çok iyi bir adam kazanabiliriz.
Deli o pozisyondan sonra bişeyler konuştu tahminimce alsam bile napacaktım onun derdine düştüm dedi,"sağ köşede Delinho ,gel bana bazı bazı" oldu.
İyi tatiller,blogu kendi adıma özleyeceğim.

Kalten dedi ki...

Dünya Kupası bitti yine Beşiktaş okuyoruz, çok güzel!

Arada "Bunun tribüne verdiği hazzı çıkan istemdışı seslerden anlamak mümkündü." cümlesindeki erotizm beni benden aldı :)

Arkhe dedi ki...

Rakip takımın boy avantajlarını kullanmak adına duran topta alan savunması tercih etmeyi düşünecek kapasitede bir takım olmadığını düşünüyorum. Muhtemelen salmışlardı. Ya da adam bulmayı unuttular.

Sahada futbola çok uzak bir rakip vardı. Maçtaydım ama açıkçası maçı yazmayı düşünmüyorum. Tek söyleyebileceğim senin de değindiğin Quaresma noktası. Guti'nin gelişi her şeyi geçtim Quaresma'nın tek adam olma durumunu ortadan kaldıracağı için bile faydalı olacaktır.

Necip'in bu sene 15-20 maç kenardan girmesi, 15-20 maç da direkt oynaması onun için daha hayırlı olacaktır ama yabancı sorunu nedeniyle yapılan tüm ideal 11'lerde Necip de var. Necip ile bir sezon geçmez ki zaten geçmemeli.

Beşiktaş kadrosunun sahaya hangi 11'i çıkartırsa çıkartsın çok dengesiz bir kadro olacağını düşünüyorum.

Ama dediğin gibi, önce hangi 10 elde kalacak onu bir görmek lazım.

şambalici dedi ki...

ben delgado tercihinin rakiple alakalı olduğunu düşünüyorum, muhtemelen sadece bu maça özel. her ne kadar bir ön eleme turu olsa da neticede hazırlık maçı tadında maçlar bunlar, o yüzden bu maçı schuster'in "tabata mı delgado mu" tadında kullandığını tahmin ediyorum.

CaRtMaNtR dedi ki...

Sistem 442 yada 4231 olacaksa stoper ikilisi ve orta ikilinin geçen seneki gibi sivok - ferrari - fink - ernst şeklinde kalabilir. Fakat bu noktada orta ikiliye necip ve uğur stopere ise bir yerli transfer yapılarak rotasyona gidilmesi daha mantıklı. En başta saydığım 4lünün her maç en az ikisi sahada olsa yine istenilen savunma direnci ve kazanılan topların oyuna olumlu şekilde sokulması mümkün olabilir.

İleride ise dönem dönem forvet ile forvet arkası rolüne Guti yerleştirilip sağ kenarda nihat kullanılabilir.

Yinede rotasyonda yerli bir stoper ve forvet gerekli gibi Beşiktaş'a

shelbyl dedi ki...

Noat bu Bobo konusunda benim derdimi biliyorsundur, bir de sana sorayim.

Bu adam her sezonun ilk 3 ayi kayip. Kafasi karisik, Nobre'den firsat bulamiyor, maasi az falan deyip duruyoruz. Mesela sen de "Bobo daha statik degerlendirilerek" demissin simdi.

Bence Bobo statik degerlendirilmedi, kendisi statikti.

Su konuda biri beni aydinlatsin, bu adama off-season'da ne oluyor, ne haller geliyor?

Alp Abi dedi ki...

quaresmanın istekli oluşu, nihatın sorumluluk almaya başlaması takım için umut verici. umarım schusterin ideal takımı bu deildir. aksi takdirde biraz zorlayan bir rakip karşısında bile ısınma sırasındaki 5savunma-5hücum bölünmesini maçta da göreceğiz; son 2 yıldır gs de olduğu gibi.

Noat Samisa dedi ki...

Çetin,

Necip'in bu sezon 20 maçı aşmasını bekleyeceğiz, umacağız. Ertesi sezon da gönül rahatlığıyla Necip'in adını tahtaya ilk yazacağız.

Kalten bro,

Orgazmda bile sonunda ne olacağını biliyorsun, ama futbol her daim sürprizli. Al sana erotik cümle. :):):) Ha-ha...

Arkhe,

Vasat altı bir maç olduğu için özetlerini izleme tavsiyesi vermeyeceğim, ama ben şundan eminim ki Vikingur takımı sadece goldeki korneri değil tüm duran topları alan savunmasıyla karşıladı. BİY takımına da ( Ha-ha :):):) )halı sahada duran top alan savunması yaptırabilirdik, öğrenmesi ve uygulaması çok zor değil. Biz okul takımında uygulardık, sadece biraz kafa yormak gerekiyor. Yetenek düzeyiyle pek alakalı değil.

Necip için de ilk 11 ve sonradan toplamı 25 olsa bana göre kafi. Şu dengesiz kadroyu Necip bir noktaya kadar dengeleyebilir.

Şambalici,

Umarım öyledir.

Cartmantr,

Bana göre de yerli stoper mutlaka lazım, hatta bir de yerli orta saha oyuncusu gerekli.

Shelbyl,

Hayır, Bobo'ya ''henüz tempolu değil'' dedim. Daha statik oynayor olması bir bakıma öngörü, yeni düzende eskisi kadar gezmeyecek, gezmesi istenmeyecek. Bu da Nobre'yi ikincil rolde de olsa yeniden takıma sokabilir, demeye getirdim devamında.

Bence Bobo'ya çok bir şey olmuyor. Yakın zamanda futboldışı bir sorundan ameliyat oldu, etkisi var mıdır bilemiyorum. Keza geçen sezon hatırlanırsa uzun süre Nobre'ye tercih edildi, sol kenarda kullanıldı falan.

Alp Abi,

Kesinlikle korkum budur. Umarım ileriki günlerde daha güzel şeyler göreceğiz.

R-J dedi ki...

Good team and if Guti arrives, it could do greats things during this season
Regards,
http://transfersaqueneutral.blogspot.com/
(a blog about Football and NBA transfers)