Dünya Kupası Futbolun Fuarıdır

Dünya Kupası futbolun fuarıdır. Hikayeler geçmişten gelir, biz bugün izler eğleniriz ve gelecekte ne olacağına dair fikir ediniriz. Sayısız rövanş oynandı, eski defterler her maçta yeniden açıldı. İzledik, izlerken çok eğlendik; ama bitti. Ne gördük ve 4 yıl boyunca ne göreceğiz, şimdi buna bakma zamanı. Futbol oyununu bir bütün olarak ele alıyor ve tarihsel gelişimine, deviniminin sürdüğüne inanıyorsanız, hocaların ve takımların A planları esas alınarak hazırlanan aşağıdaki tablo ilginizi çekebilir.

Bu sınıflandırma yapılırken nelerden yararlanıldı?
  • Takımların (genellikle top rakipteyken) sahaya nasıl yayıldığına dair kendi gözlemlerimiz, çeşitli materyaller ve futbolun taktik gelişimi konulu kitaplardan,
  • FIFA.com'da bulunan maç içi ve maç sonrası için ayrı ayrı hazırlanan pas ve konum diyagramlarından,
  • Hocaların ve oyuncuların demeçlerinden,
  • Yabancı dilde yayınlanan çeşitli fikir yazılarından yararlanıldı.

Farklılıkları neler belirledi?


Her takım elbette kendi içerisinde, kendi koşulları dahilinde pek çok farklılık barındıyordu. Fakat kilit oyunculara yüklenen birkaç kritik rol ve görev bu takımların ne yapmak istediklerine dair bize ipuçları verdi.
  • 4-2-3-1 sınıfı için çift merkez orta saha kullanımına, forvet arkası ve santrafor oyununu bilen bir santraforun varlığına bakıldı. 4-4-2'den türeyen bu şablonun eşsiz rol sahibi oyuncusu ''uzak forvet''in varlığı belirleyici oldu.
  • 4-3-3 sınıfı için ise iç oyuncuların atak katılımları ve kademe farklılıklarına dikkat edildi. Trend 4-3-3 kavramında ise bir kenar adamı, bir uzak forvet var, buna dikkat çekildi.
  • 4-4-2 için çift merkez santrafor kullanımı kıstas kabul edildi. Bir başka deyişle çift santrafor rakip stoperlerle birebir eşleşiyor ve top rakipteyken rakibin defansif rol sahibi orta sahasının karşısına çıkmıyorsa, bu takımlar ayrı bir sınıfta değerlendirildi.
  • 3-5-2 için sarkık libero kullanımı ve tek kenar adamı kullanımı belirleyici oldu.
  • Sınıflar kendi içinde en iyiden kötüye doğru ayrıca sıralandı.

**********

4-2-3-1 ve Varyantları (13)

İspanya: Kenar adamı kullanmadan 4-2-3-1 oynadılar. Turnuvayı Euro 2008 finalindeki takımla bitirdiler.
Hollanda: Savunma temelli, 6+4 şeklinde parçalanmış 4-2-3-1 oynadılar.
Almanya: Çift pasör orta sahalı ideal 4-2-3-1 oynadılar.
Brezilya: Geleneksel Brezilya 4-2-2-2'sini 4-2-3-1'e yaklaştırarak Gilberto Silva'ya yüklenen özel rol ile zaman zaman üçlü-dörtlü savunma geçişleri yaptılar. Bunu çok daha radikal uygulamaları bekleniyordu, fakat çeyrek finalde eve dönmeleri bu deneyi sonuçsuz bıraktı.
Portekiz: 4-2-3-1 ile başladılar, sonradan Ronaldo'yu ileride tek bırakarak merkez santraforsuz defansif 4-1-4-1'le devam ettiler.
İngiltere: Asimetrik 4-4-2 ya da 4-2-3-1'e yaklaşma denemesi yaptılar.
Slovakya: Kenar adamları sürekli değiştirerek 4-2-3-1 oynadılar.
İsviçre: Savunma temelli 4-4-1-1 kullandılar.
Güney Afrika: Standart 4-2-3-1 oynadılar.
Danimarka: Standart 4-2-3-1 ile başladılar, sonradan 4-1-3-2'ye geçtiler
Honduras: Standart 4-2-3-1 oynadılar.
Nijerya: Az sürprizli 4-2-3-1 oynadılar.
Avustralya: İlk maçta santraforsuzdular, sonradan 4-2-3-1'e geçtiler.
4-3-3 ve Varyantları (7)

Gana: Savunma temelli 4-1-4-1 oynadılar, çeyrek finalde Muntari'nin sol öne konulmasıyla diziliş aynı kalsa da daha da dirençli bir takım oldular.
Paraguay: Savunma temelli 4-4-1-1 oynadılar.
Japonya: Savunma temelli, santraforların kenarlarda, Honda'nın merkez santraforda oynadığı farklı bir 4-3-3 denediler.
Güney Kore: Merkez santraforsuz 4-3-3 oynadılar, bir başka 4-6-0 yorumu da sayılabilir.
Fildişi Sahili: Savunma temelli trend 4-3-3 uyguladılar.
Sırbistan: İlk maçta çift merkez santraforlu klasik 4-4-2 ile başladılar, sonradan trend 4-3-3'e geçildi.
Yunanistan: Üç merkez forvet kullanılan başarısız bir 4-3-3 denemesiyle başladılar, başarısız trend 4-3-3 denemesiyle bitirdiler.

4-4-2 ve Varyantları (2)

Slovenya: Çift merkez santrafor ve ters ayaklı kenar adamlarıyla klasik 4-4-2 oynadılar.
Kamerun: İki maç çift merkez santrforlu, baklava orta sahalı 4-4-2 oynadılar, Eto'o'nun garip rolü sebebiyle herhangi bir kalıba giremediler.

3-5-2 ve Varyantları (2)

Cezayir: Standart 3-5-2 şablonunu uyguladılar.
Kuzey Kore: Çift sarkık liberolu, biraz garip bir 3-5-2 oynadılar.

Şablondan güç al(a)mayanlar (3)

Arjantin: Bireysel yaratıcılık temelli aşırı ofansif 4-1-4-1 oynadılar. Tek merkez orta saha kullanımı nedeniyle Almanya karşısında dağıldılar.
İtalya: Başlangıçta 4-2-3-1 olan şablon, sonradan başarısız bir trend 4-3-3 denemesine dönüştü.
Fransa: Saha dışı sorunlar nedeniyle başarısız olan trend 4-3-3 denemesi yapıldı.

Hedef maç taktisyeni hocalar ve takımları (2)

ABD: Klasik 4-4-2 gibi görünmesine rağmen kenar adamlarının forvet nitelikleri nedeniyle 4-2-4 gibiydiler. Maç-maç bakıldığında en deneyci takım onlardı, skoru çevirmek adına her maç içinde farklı farklı dizilişlerde göründüler.

Uruguay: Standart 3-5-2 ile başladılar, Forlan üzerinde inşa edilmiş 3-4-1-2 ile devam ettiler. Gruplar sonrası üçlü savunmayı terk ederek önce baklava orta sahalı, yarı finalde ise Suarez'in yokluğunda klasik 4-4-2 oynadılar.
Çılgın, deneysel, yenilikçi takımlar (3)

Şili: WM üzerinden üretilmiş eski denemelere ve 4-3-3 üzerinden yapılan uygulamalara benzemeyen, içerisinde günümüzün hit oyuncularının rolleri üzerinden üretilmiş pek çok yeni fikir barındıran Marcelo Bielsa 3-3-1-3'ü ile sahadaydılar. Alanı değil, topu ve adamı savunarak sürekli agresif oldular. Adam markajları uyguladılar, kenarlarda ters ayaklı kenar adamları kullandılar. Kaptıkları topları en az pasla gol yapma uğraşındaydılar. Her maçlarında ne yapmaya çalıştıkları anlaşılana kadar rakiplerine şok yaşattılar, ama sonrası gelmedi. Turnuvanın taktik açıdan en ilgi çekici takımıydılar.

Meksika: 4-2-3-1'de Marquez'e yüklenen özel rol sayesinde maç içerisinde gerçekleşen üçlü-dörtlü savunma yerleşimi geçişlerine bir yeni yorum getirdiler. Geriden oyun kurarken Marquez savunmanın arasına girdi, bekler rakip yarı sahanın ortasına kadar açıldılar. Top rakipteyken ise Marquez orta sahaya katıldı. Üç oyuncuyla oluşturulan dirençli orta sahaları aşmak adına üretilmiş en iyi fikirlerden birine sahiptiler, ama bu fikir henüz olgunlaşma aşamasında.

Yeni Zelanda: Tamamı hareketli üç merkez santraforla oynadıkları 3-4-3'le turnuvanın en cesur takımlarından biriydiler.

**********

Sonuç: Ulusal takımların sahip olduğu geniş futbolcu portföyü sayesinde ideale yakın takımlar izlediğimizden günümüzün geçerli kazanma yoluna dair katıksız fikirler bu turnuvada ortaya koyuldu. Kulüp takımları maddi koşullar ya da sahip oldukları kadro yapısı nedeniyle başarı yolunu farklı şekilde çizebilirler, ama yeni bir takım oluşturularak en doğru kazanma yolu takip edilecekse bugünün futbol gerçeği 4-2-3-1'dir. Bu şablon toplam oyuncu kalitesine göre proaktif pas futbolu ya da reaktif kontra atak oyunu olarak sisteme dönüştürülebilir. Uzak forvetin varlığı oyunun ağırlığını diğer kenara yığıyor ve takımlar ence daralıyor. İspanya'nın turnuva boyunca uzun süre kenar adamı kullanmaması, Robben'in sürekli ters kenarda oynatılması oyunu ortaya sıkıştırma fikrine hizmet etti. Almanya'da ideal uzak forveti oynayan Podolski'nin varlığıyla sağdan şekillenen oyunda Thomas Müller performansı bir başka işlenmesi gereken konu. Daha detaylı 4-2-3-1 yazısını sonraya bırakıp şimdilik şuradan devam edelim:

Neden Bursaspor? 4-2-3-1 Zirve Yolu

Bir başka bariz sonuç ise çift merkez santraforun ölümüdür. Yalnızca bir maç Zigic-Pantelic çift santrafor ikilisini kullanan Sırbistan bu maçı kaybederek gruplardan ötesini göremedi. Sonradan kenar adamlarını kaleye daha yakın kullanma adına 4-3-3'e döndüler. Slovenya ise üç maçta da çift merkez santrafor kullandı ve onlar da gruplardan ötesine geçemedi. Kamerun ise Eto'o nedeniyle eğreti bir oyun oynadı. ABD ise zaman zaman çift merkez santrafor kullansa da hiçbir maçı çift santraforla bitirmedi. Bir forveti daha derin kullandılar, tüm maçları bu şekilde çevirdiler.

Uruguay-Hollanda maçında yaşananlar daha açıklayıcı olabilir.

Üçüncü ve son çarpıcı sonuç ise 2006 Dünya Kupası'nda yalnızca Hırvatistan'ın uyguladığı sarkık liberolu üçlü savunmanın bu turnuvada tam 8 takım tarafından denenmesiydi. (Cezayir, Kuzey Kore, Yeni Zelanda, Şili, Uruguay, Meksika, Yunanistan ve Brezilya) Futbol kendi helal dairesinde yeni bir gezintiye çıkmayı denedi, ama pek ileri gidemedi.

2006'nın trendi, birtakım küçük değişikliklerle yoluna devam ediyor.

Sırada: Bu postu referans alarak, 2010 Dünya Kupası'ndan ne öğrendim?

Noat Samisa

13.07.2010

2 yorum:

onur dedi ki...

gene güzel bir derleme olmuş.
nacizane fikrim, 94 den bu yana dünya-avrupa şampiyonalarını izliyorum, benim en fazla keyif aldığım kupa bu oldu, aklımızın ermesi sebebiylede tabi yaş itibariyle. işin güzel yanı, taktiksel açıdan çok keyifli seyirlikler oldu kupada. mesela Şili bu açıdan çok keyifli bir takımdı, sonra almanyanın muhteşem varyasyonları, yaratıcılık+taktik disiplinin sahadaki yayılımı ve ispanyanın özelikle benim açımdan finalde bir ara tavana vurduğunu düşündüğüm (tüm maçlarını izlemedim) o delirtici (ve gene benim açımdan fazlasıyla sıkıcı) sahaya yayılışı ve pas trafiği.
benim açımdan bugünün futbol trendi almanyanın oynadığı oyundur, ki ideal oyun temelini doğru kullandıklarını düşünüyorum. yani forvet+orta saha+lahm benim gözümde mükemmel futbolun sahaya yansımasıdır, özelikle müller,klose,scheweinsteiger ve en fazlada podolski, benim futboldaki son nokta diye düşündüğüm topu oynamışlardır sahada yaptıklarıyla.

Noat Samisa dedi ki...

Onur,

İspanya'nın görece sıkıcılığı kenar adamı kullanılmadığından hedefi olmayan pas sayısının artışı nedeniyle ve ben bu serzenişi anlayabiliyorum.

Evet, kesinlikle katılıyorum. Almanya'nın oyunu uygulanabilirlik açısından çok daha iyiydi. İspanya'daki top kullanımı yeteneğinin dünyada bir başka eşi yok, ama Almanya seri üretim olmayan yeni mahsül oyuncular topluluğuyla en uygun parçalardan çok güzel bir bütüne ulaştı.