Mark Hughes İntikam Yolunda

Sakin ve kanaatkar insanların taraftarı olduğu, patronun her işe burnunu sokmadığı kulüplerin parlayan hocası Mark Hughes dün itibariyle Fulham'ın yeni menajeri oldu. Roy Hodgson'ı Liverpool'a kaptıran Fulham önce Kıta Avrupa'sından birini bulmaya çalıştı. Ajax'ın hocası Martin Jol için çok uğraştılar, olmayınca Ada'nın Avrupai hocalarına döndüler. En uygunu da işsiz olması dolayısıyla Mark Hughes'tü. Sözleşme iki yıllık, takımın Roy Hodgson'la kazandığı ivmenin devam etmesi umut edilerek gidişata göre karar vermek amacıyla uzun süreli kontrat yapılmadı.

Futbolculuğu bir yana, menajerliğinde Galler'le Avrupa Şampiyonası'nın kapısından dönmüş, Blackburn'ü kısa sürede baş altı takım haline getirmiş bu özel adam Man City'nin başına geçerek tüm bu başarılarının meyvesini almıştı ama Robinho, Elano ve Jo'dan oluşan Brezilyalı'lar çetesini aşamadı. Bu üçlü Mark Hughes kovulduktan kısa süre sonra sırayla Man City'den ayrıldılar. Aslında Hughes'ün öne sürdüğü başarısızlık sebepleri kulüp tarafından da kabul edilmişti, ama kolay olan uygulandı. Şimdi bu üçlüden Jo geri döndü, Robinho içinse Roberto Mancini ''gelsin, onu da oynatırım'' diyor. Zaten Mancini'de öyle bir hava var ki sanki yönetimden birisi gelip ''hocam, Maradona'yı alalım mı?'' dese, boş bulunup ''alalım, ben oynatırım onu'' diyecek.

İki muhteşem sezon geçiren geçen sezonun Europa League finalisti Fulham, bu sezon yalnızca Philippe Senderos'u transfer etti. Man Utd'a giden Chris Smalling'in yerini doldurmaktan fazlasını yapmadılar, fakat Mark Hughes'a istediği bütçe verilecek. Patron Muhammed El-Fayed artık her şeye karışmıyor, kulüp kendi kendini idare ediyor. Hodgson da bu kısıtlı parayı çok doğru kullanmıştı, Hughes da bunu iyi yapabilen bir menajer. Neredeyse bedavaya mal ettiği oyunculardan her daim en iyisini alabilmiştir. İlk hedef manevi oğlu Craig Bellamy. Bu arıza adamın şimdiye kadar isyan etmemesi garipti. Mark Hughes'ün iş bulmasıyla birlikte Bellamy'nin kendini kovdurma süreci başlamış oldu.

Bugünden önce, Roy Hodgson döneminde kendini aşan futbolcuların özüne dönmesi tehlikesi nedeniyle Fulham'ın küme düşme tehlikesi dahi vardı. Epey zaman kaybemelerine rağmen her açıdan en uygununu seçtiler. Aynı başarıları kısa zamanda tekrarlamaları mümkün değil, ama Hughes onlara hızlı bir düşüş yaşamamayı garanti edecektir. Mark Hughes'ün bekleyen intikamı için kritik gün 21 Kasım, o gün Man City takımı Craven Cottage'a konuk olacak.

Noat Samisa

30.07.2010

3 yorum:

vts dedi ki...

...sanki yönetimden birisi gelip ''hocam, Maradona'yı alalım mı?'' dese, boş bulunup ''alalım, ben oynatırım onu'' diyecek....

- turgay abi sana bir şey söyleyeyim mi? yönetim dese ki "ali sami alkış'ı sahaya sürüyorum arkadaş, libero oynayacak.." dese, adam sesini çıkarmayacak ya!

Surrealist Adam dedi ki...

Hughes için İngiltere'de ''Mağlubiyeti galibiyetinden fazla diye dalga geçiliyor'' tarzı bir haber duymuştum, senin de nabzını yoklamak istiyorum, bu gerçek mi?

Ayrıca bloğun yeni teması çok hoş olmuş, güle güle kullan ;)

Noat Samisa dedi ki...

Surrealist Adam,

Man City'de çok maç kaybettiği doğru, ama mağlubiyetleri galibiyetlerinden fazla değil.