Roy Hodgson'ın Liverpool'u

Liverpool yeni hocasını seçti, Roy Hodgson üç yıllık kontrata imza koydu. Fulham'a, kalan 1 yıllık sözleşmenin feshi için £2.5 milyon ödendi, üç tarafın da iyi niyetiyle çok temiz bir transfer gerçekleşti. Vasat Prens demiştim aylar önce. Houllier'nin 98 yazında Roy Evans'ın yanına ne amaçla getirildiğinden, Liverpool'un ilk Ada'lı olmayan menajerinin anlamından bahsetmiştim. Karar alıcı konumunda Rick Parry varken pek tabii bir başka Kıta Avrupalı, ardından bir başka aynı yolun yolcusu Benitez tercih edilecekti. Futboluk geçmişi zayıf iyi taktisyen Kıta Avrupalı futbol adamları, Wenger'in açtığı yoldan Ada'ya sızmaya devam ettiler. Sonucu hep başarı oldu, Houllier'nin nadasta geçen yıllar sonra Liverpool'a kazandırdığı kupalar Benitez'in yolunu açtı. İspanyol hoca çıtayı daha yukarı taşıdı. Sonuçta bambaşka şeyler oldu, Benitez'in altı oyuldu ve kaçınılmaz değişim sonrası bir yeni seçim gerekti. Bu kez karar alıcı Parry değildi, geçen yıl Liverpool'dan ayrılmıştı. Artık görev Liverpool'u en son lig şampiyonu yapan Kenny Dalglish'teydi. Roy Hodgson seçimine böyle bakmak lazım, İngiltere ulusal takımı için ne yazıyorsak hepsi Liverpool, Chelsea, Arsenal ve (Man Utd hariç) diğerleri için de geçerli. Bizden biri mi, yoksa kazanmanın yeni yollarını bilen bir başkası mı? Hodgson aslında ikisine de uyuyor, ama Dalglish'in ısrar ettiği bu seçim, esasen ''bizden biri'' kategorisine giriyor.

Tazminat çok yüksek değil, Hodgson da çok saygın bir figür olunca sorun yaşanmadı. Ben Mark Hughes'ü uygun buluyordum, Dalglish'in varlığı bunu mümkün kılıyordu. Ama bir fazlasını düşünmüş Dalglish ve O'neill-Moyes ikilisini takımlarından koparmak için maliyetin çok yüksek olduğu bir ortamdan en tartışılmaz seçimi yaptı. Hodgson tercihi riski en aza indirmektir. Eğer başarısız olacaksa da bunun sebebi kendi seçimleri olmayacak. Tıpkı Benitez gibi, altını oymak üzere bekleyen pek çok sorun var. Hele bir de Gerrard ve Torres'ten biri kaybedilirse zirveye oynamak imkansız hale gelir. Takımın bu seneki performansıyla 98 öncesine geri döndü, bundan sonrasında hemen şampiyonluk hedefi koymak pek mantıklı değil zaten. Ama Hodgson mucizeleri başarmış adamdır, başarının bir başka adıdır. Şu vakte kadar Liverpool profilinde bir kulüpte görev almamış olsa da onun başarı çeşitliliği noktasında Dünya üzerinden eşi yok sayılır. İstese pek tabii Ada'da durabilirdi, ama o başka bir yol seçti. Bu seçimiyle kazandıkları sayesinde şu anda Liverpool'un başında.

Hocaların Hocası Roy Hodgson, FIFA ve UEFA'nın seminerlerinden hocalara alan savunması dersi verirken hep bir cümlenin altını çizer: ''Hücumda genişlik, savunmada derinlik'' Fulham'ın nasıl bir ahenkle futbol oynadığı bu sezonki Europa League final yolunda görüldü, ben de bunu çok kereler açıklamaya çalıştım. Kadroyu oluşturan Hodgson öncesi vasat altı oyuncular topluluğunun kısa zamanda nasıl parladığına şahit olduk. Ada'lıdır Hodgson, ama futbolu Ada'nın biraz dışından gelir. Liverpool zaten Houllier ile birlikte pas yapan bir takıma dönüşmüştü, Benitez bunu da ileri taşıdı. Benitez, Mourinho, Hiddink vs. gibi hocaların başarı yolu vardır. Bunu bulundukları zamana ve yere uyarlar, onun üzerinden bir yeni yapı inşa ederler. Temel nitelikler noktasında bu tip hocaların keskin ayrımları yoktur, bunların takımlarını bir kez izleyerek ''işte x etkisi'' diyemezsiniz. Şu vakitte bir trend futbol ideali var ve başarılı hocaların hemen hepsi aynı anahat üzerinden ilerliyor. Pas yapan takım gördüğümüzde hemen Hollandalı hoca çağrışımı anlamsız, pek çok yeni yorum yapılıyor. Bu sezon Hodgson'ın Fulham'ının nasıl paslaştığını gördükten sonra hele, tamamen anlamsız. Farklar detaylardadır. Dizilişler kalıp değil, her gün her takımda başkalaşıyorlar. Benitez bu konuda biraz fazla özelleşmiş biriydi, uyumlu parçalar üzerinden kafasındaki bütüne ulaşıyordu. Mesela sağ bekin iyi top kontrol edip, cesurca tüm ataklara katılması, diğer özellikleri sıradan olmasına rağmen yeterliydi. (Arbeloa'nın Benitez'le gösterdiği gelişim inanılmazdı) Keza Kuyt, Fabio Aurelio... Josemi'ler, Luis Garcia'lar hepsi aynı amaca hizmet ediyordu. Hodgson ise her gittiği yerde bir başarı yolu bulabiliyor ve aklında bir futbol ideali var. Eğer kendi fikrini tamamiyle ortaya koymasına izin verilirse Liverpool'u yukarı taşıyabilir.

Ben ilk olarak Bobby Zamora tarzı bir pivot santrafor alacağını düşünüyorum, belki de direk Zamora'yı alacak. Kulüpten kendisine satmadan harcamak üzere bir transfer bütçesi vaat edildi, ama fazla olmayacaktır. Bu noktada Hodgson'ın sahip olduğu geniş portföy Liverpool'a yardımcı olabilir. Kötü performans gösterenlerin yükselmesiyle sıradışı performans artışı gözlenebilir, Akademi'den takviye sağlanabilir. Gece gündüz çalışacak, teorik derslerini sahada pratik üzerinde sürekli anlatacak. Sonra adım adım Liverpool'un değiştiğini göreceğiz. İlerleyen zamanlarda ''Roy Hodgson'ın Liverpool'u'' dersek eğer Kızıl'lar güzel günler görecek demektir.

Roy Hodgson kısa süre de olsa FA'in kendisiyle iletişime geçmesini bekledi, ama FA henüz beklemede. Ateşi biraz düşürmek istiyorlar. Eğer Hodgson varsa akıllarında ki mutlaka var, Liverpool'un başındayken de tazminatını ödeyerek onu ulusal takımın başına getirebilirler. Roy Hodgson bu sene Ada'da yılın menajeri, Avrupa'da yılın en başarılı futbol adamıydı. 62 yaşında kariyerinin zirvesine çıktı. Hodgson ve Liverpool için sevinirken Fulham için üzgünüm. Kulüp kendi yağıyla kavruluyor, patron artık masaya para koymuyor. Bundan sonra yapacakları yanlış hoca seçimi onları alt lige doğru bir uzun seyahate çıkarabilir.

Noat Samisa

01.07.2010

13 yorum:

Shareef dedi ki...

eldeki kadro bu kadar darken, Zamora vb bir oyuncu takımın profilini düşüreceğine inansam da Gerrard ve özellikle Torres'in rolü ne olacak çok merak etmekteyim..

HiLmi ÖZCAN dedi ki...

Dalglish'in seçimi olduğuna katılmıyorum üstad..
Bu tamamen takımın başındaki sömürgecilerin cimriliğidir.
Finansal kriz ile beraber Benitez'i yollayıp daha az paraya daha dar vizyonlu birini getirmek Dalglish'in Liverpool'a ihaneti olur. 15M Euro transfer bütçesinide Dalglish belirlemiş olamaz..

footballMovement
Hilmi...

Noat Samisa dedi ki...

Shereef,

Eğer kalırlarsa en uygun role sahip olacaklardır.

Hilmi Özcan,

Benitez'in gidişi ve Dalglish'in atandığı görev evet patronların eseri. Ama Hodgson seçimi Dalglish'e ait, tabii dolaylı yolda yine patronlara ulaşıyoruz. Hodgson'ın vizyonu dar değil, ama tabii bir Benitez değil.

Shareef dedi ki...

Guardian, BBC de falan okuduğumu hatırlıyorum Dalglish görevi istiyor, hodgson gelirse istifa edicek diye hatta yazdım sanıyorum.. Purslow un başından çıkmıştır :D

Noat Samisa dedi ki...

Ben bunun bir spekülasyon olduğunu düşünüyorum, eğer değilse ortada bir yetki kargaşası var.

CaRtMaNtR dedi ki...

Zamora yada Dempsey'nin uygun bir meblaya Liverpool'a transferini beklerim bu hamlenin ardından. Ayrıca Babel ve Aqulani gibi biraz geri planda kalmış isimlerden süpriz performanslar gelebilir.

sampi dedi ki...

Liverpool'un kanimca birincil sorunu kadro capsizligi. Torres ve Gerrard duosundan sonra skor
yuku Benayoun'a kaliyorsa teknik direktorun yapacagi katki sinirlidir. Benitez bu vasat kadronun
olusmasindan kismen sorumludur ve kovulmasinin aciklanabilir kismi transfer basarisizligidir.
Ancak mevcut kadroya Mourinho'yu getirseniz bile ben ilk 3'e girecegini dusunmuyorum. Cok
isabetli ucuz iki transferle ve SL oynamamanin getirisiyle ancak 4.'luk zorlanir kanisindayim. Torres
yine circir olup sezonun yarisini kacirir muhtemelen. Carragher, Gerrard yaslaniyor, Mach gidebilir
Yaya Toure transferi nedeniyle.

Ayriyeten Roy hocanin kendi yarattigi takimi satmasi hosuma gitmedi. 62 yasindan sonra baska takima gecip
yeniden yapilandirmaya calismasi bence kazanma ihtimali dusuk bir kumar. Liverpool tekrar
sampiyonluga oynamak icin birkac seneye ihtiyac duyuyor, bu da 65 yil ve tahminen 2000 varil
biranin yiprattigi bir hoca icin fazla olabilir.

Seyretmesi ilginc ama verecegi meyve az olan bir Liverpool bekliyorum gelecek sene. Kuyt merkez forvet - Torres dolasici falan oynayabilir mesela.

Chao Grey dedi ki...

Dalghlish istemedi Hodgson'ı, zira görevi kendisi istiyordu King Kenny ve Fulham'a ödenecek para da böylece transfer bütçesine katılacaktı. Bir "Shanlky ruhu" etkisi verebilecekti takıma Dalglish, kulübü de satılana kadar idare etmeyi planlıyordu. Ama Rafa'nın kuyusunu kazan Purslow Dalglish'in ne düşündüğünü pek umursamayıp Hodgson'ın getirilmesini sağladı menajerliğe. Bu görev de aslında Dalglish'e verilmişti fakat Purslow'un parmağı var bu transferde. Sonradan aralarında bir sorun olmadığını söyledi King Kenny ve Hodgson, ki olması da gereken bu fakat ben de Kenny'yi istiyordum açıkçası.

Kaynağım linkteki haber ve Liverpoollu bir arkadaştan aldığım bilgilerdir. Varsayımlara başvurmadım yani.

http://www.independent.co.uk/sport/football/premier-league/dalglish-to-quit-if-reds-pick-hodgson-2006925.html

Noat Samisa dedi ki...

Chao Grey,

http://www.teamtalk.com/premier-league/6241472/Dalglish-approves-of-Hodgson-appointment

Dün çıkmış bir haber, birinci ağızdan açıklamalar içeriyor. Ben bunun adet yerini bulsun diye olduğunu düşünmüyorum. Basında olan biten nedir ve sahada ne görülür, ben burada buna bakıyorum.

Meseleye o bunun kuyusunu kazmış'tan değil de Liverpool neden vakiyle Houllier'yi getirdi ve sonra Benitez'le devam etti, şimdi de neden Ada'lı bir menajer seçti'den baktım. Hani bir kez daha okudum yazıyı, Dalglish diretti gibi bir anlam çıkmıyor. Hocayı seçme görevi Dalglish'teydi ve Dalglish varken mutlaka Ada'lı bir hoca seçilecekti. Artık Benitez gibilerin Liverpool'daki devri bitmişti. Seçenekler de burada bellidir. Hodgson, O'neill, Hughes... Dalglish'in başından beri kulübeye inmek istediği Benitez varkenden kalma konu, daha önce blogda geçmiştir. Bu kabul görmedi, ama sonuç değişmiyor. Liverpool bir Ada'lı menajer seçecekti, Dalglish kendini seçmek istedi ama kabul görmedi. Sonuçta Hodgson ve Hughes arasından seçim Hodgson oldu ve bu seçimi de Dalglish yaptı. Durum bu.

Chao Grey dedi ki...

Abi tamam işte, dediğim gibi olmuş. Hodgson geldikten sonra -adet yerini bulsun diye olmasa da- jest-oldu bitti minvalinde bir şeyler söylemiş, ama bu Hodgson'ı getirmek için can attığını göstermez ki Kenny'nin.

Ayrıca Dalglish diretmedi tabii ki hiçbir şeyde; ama Hodgson geleceğine ben geçerim kulübeye, diye düşündüğü de biliniyor.

Aslında bunun üzerine fazla konuşmak gereksiz ama Liverpool'daki çürümenin nerede olduğunu göstermesi babında ele alınması gereken bir konu bu. Purslow ismindeki ... (oraya ben bu bloga saygımdan dolayı yazmadığım küfürleri koyuyorum) adamın Google'dan bile bulunabilecek bilgileri öne sürerek "şahsi hayatımı afişe ettiler" diyerek Liverpool forumlarını kapatmak istemesi olayı var mesela son günlerde yaşanan; kulübü satmak için göreve getirilen Broughton'ın Chelseali olması -ki bir skandaldır bence- ve daha bugünlerde "teklif veren yok" demesi bu çürümeyi özetler nitelikte. Liverpool'u birilerini almamak istemesi hiç gerçekçi geliyor mu yahu? Taraftar Amerikanlardan kurtulmak istiyor, onlar da kulübü satacakmış gibi yapıyor resmen (bu varsayım niteliği taşıyabilir itiraf ediyorum).

Neyse kafanı şişirmeyeyim daha fazla. Sağol cevapların için...

Noat Samisa dedi ki...

Chao Grey,

Ben anlatamıyorum galiba, muhtemelen hem yazıda hem de son yazdığım cevapta bazı cümlelerde düşüklükler var; yoksa derdimi anlattığımı sanıyordum.

Dalglish, Hodgson'ı seçmek için can atmıyor. Dalglish, takımın başına Ada'lı bir menajer geçmesi için diretiyor. Daha doğrusu onun varlığı bunu gerekli kılıyor, onun futbol aklı bunu istiyor. Bu Ada'lı menajer skalası içerisinde kendisi de var. Ama Purslow ya da patronlar, neyse işte Dalglish'in kendisini kabul etmiyorlar. Sebep taraftarın aşık olduğu biri olması, kültür ya da buna benzer sebepler; bir bakıma yine güç savaşı. Bunun toplamından çıkan yazı, çok çeşitli kaynaklardan zaman içinde okunan yazıların yorumunu içerir.

Bu kez oldu sanıyorum. :)

Chao Grey dedi ki...

Hmm, anlıyorum.

geloraptor dedi ki...

Ben başka bir konu açayım. Dünya kupası öncesi daha çok mevzusu geçen Torres'in kalıp kalmayacağı konusunu.. Dünya kupasındaki performansından sonra değeri biraz düşecek olsa da Torres-Liverpool ayrılığının her iki tarafından hayrına olacağını düşünüyorum. Torres açısından baktığımda kendi söylediğinin de üzerinden giderek İngiltere liginin temposu ona biraz fazla geliyor. Zaten sakatlığa meyili malum, İtalya Ligi de ona pek uygun olmaz. Tek seçeneği La liga olur. Uzatmadan ya Barça ya Real. Barça'nın Villa transferi sonrası da muhtemel görmediğimden Real en uygunu. Benzema+para karşılığında transfer olsa Liverpool'a da yarar bence. Farazi konuşuyorum pek tabii ama isimler uymasa da bu minvalde bir transfer bekliyorum. Buradan gelecek para da, aktarılırsa pek tabii, transfer bütçesi artar biraz daha ve kadrodaki kalite zafiyetini gidermek için bir nebze daha elleri kuvvetlenir. Biraz karışık oldu tabii ama anlatabilmişmdir umarım ne demek istediğmi.