Victoria Plzen 1-1 Beşiktaş

Haftaya perşembe ''Fink gönderilmesin'' yazılı tişörtle kendimi İnönü Stadı'na zincirlemeyi düşünüyorum. ''Ne yapıyor bu gerizekalı?'' diye bakmaya 20 bin kişiden çok insan gelirse iç huzuru bulacağım, ayrıca Beşiktaş'ın bu sezon başarılı olacağına dair inancım artacak. Fink'in kendisi gelse de olur, ''bir yere gitmiyorum'' desin yeter ki. Maç sonu Schuster ''Maç başı ritm tutturamadığımız için bugün böyle oldu. Bu takım bu şekilde oynayabilir ve ilerleyen zamanlarda böyle oynayacağız'' dedi, mümkünse zincirleri çözmeye bizzat kendisi gelmeli. Kendisinin futbolculuğuna da antrenörlüğüne de saygım sonsuz, akıl vermek ne haddimize ama hocam, sen güzel fikir bulduğunu düşünebilirsin de biz aynı filmi üç yıldır izliyoruz. ''Sonrasında ne olacağını anlatma, ben kendim göreceğim'' dersen eğer hepimiz üzüleceğiz. Bunun için sana yardımcı olan yok, biliyorum. Yine de rica ediyorum hemen geçmişi unutturmaya çalışmayalım. Bugün maç ilk yarıda 4-0 olabilir, Schuster'in Beşiktaş'ı projesi başlamadan bitebilirdi.

Cisse'nin yanında mutlaka Serdar Kurtuluş oynasın ile başladık. Serdar sağ bek yapılınca bari Uğur oynasın oldu. O zamanlar elde Uğur'dan başka adam yoktu çünkü. Sonra Ernst geldi. Ernst mutlaka Cisse'yle birlikte oynasın diye bu sayfada açlık grevi yaptık. Geçen sene de aynı filmi gördük, bu kez Ernst-Fink beraber oynasın eylemi yaptık. Neyin ne olduğu, ne olması gerektiği Beşiktaş adına apaçık ortadadır. Tabelaya sorabiliriz. İngiltere ve Arjantin neden Almanya'dan dört yedi? Bursaspor nasıl şampiyon oldu? Dünya Kupası'nda hangi takımlar ne şekilde başarılı oldu? Ben artık ''alan parselleyen çift merkez orta sahaları yazmaktan sıkıldım, okuyan da aynı şeyleri okumaktan sıkılmıştır'' diyordum ki yine kendimizi aynı konunun ortasında bulduk. Futbol ''koşmuyor, yatmıyor, basmıyor'' ya da ''koşuyor, yatıyor, basıyor'' basitliğinde düşünülürse bugün vasat bi' Avrupa takımından bir devrede beş gol yenebilir. Victoria Plzen bugün çift merkez orta saha önünde 35'lik, göbekli Horvath'ı kullandı, ileride de savunma arkasına koşular yapabilen bir forvet oynattılar. Pavel Vrba kazanan bir hoca, belli ki Beşiktaş'ı iyi analiz etmiş. Harika bir ilk yarı oynadılar, Beşiktaş hiç ama hiçbir şey yapamadı. Şans sonucu her haliyle haksız bir penaltı kazanıldı ve maçın Hakan Arıkan sayesinde 1-1'e gelmesiyle Schuster darağacından indi.Apaçık bir intihar vardı ortada. Eleme maçı diye Schuster'in temkinli olacağını, Vikingur maçlarında bize gösterdiği, aklındaki takımı ligde sahaya süreceğini düşünüyordum. Bugün Victoria Plzen'in yaptığı sert uyarının Buca ve Karabük maçlarında olacağını, puan kayıplarının Schuster'in asgari gerekliliklerin farkına varmasını sağlayacağını düşünüyordum. Fakat risk de uyarı da daha erken geldi. İlk yarı Hilbert ve Quaresma'nın ezdiği top sayısı sonsuz. Ernst yine bir oraya bir buraya koşarken heba oldu, basit pasları bile taca attı. Delgado'yu bu saçmalık içinde nasıl değerlendireceğiz ki? Saçma rolünde üç yıldır olduğu gibi saçmalamaya devam etti. Nihat ise top alamadıkça gezdi dolandı, orta sahaya hiçbir faydası olmadığı halde ileride kalmayarak üzerine markaj verilen oyuncunun da oyuna girmesini sağladı. Ama tüm bunların hepsi birbirine görünmez bağlarla bağlıydı.

İkinci yarı Schuster saçma bir rolde oynattığını bildiği Delgado'yu sahada tuttu, sağ içe kaydırdı. Takımın en verimsiz adamı Nihat'ı çıkardı ve Necip Uysal sol içe konuldu. Takım 4.3.3'e döndü ve Victoria Plzen durdu, hatta tamamen sahadan silindi. Ernst daha derinde pozisyon aldı, önünde iki adam daha olunca artık sağına soluna koşturmadan standart oyununu oynama fırsatı bulabildi. Savunma rahatladı, boş alanlar kapatıldı. Top rakip sahada daha çok kalmaya başlayınca Hilbert-Quaresma kenar değişimi üzerinden pozisyonlar üretildi. Necip değil oraya Cumali'yi koyun, bugün çok farketmezdi. Önemli olan nicel sıkıntıdır, pozisyon bilgisi asgari düzeyde olan ikinci orta saha adamının yokluğudur. Rakip her önde kazandığı topta pozisyon buldu. Set hücumunda sürekli ortadan deldiler, kenarları kullandılar, duran topları zorladılar, yapabilecekleri her şeyi yaptılar.İlk yarıdaki berbat Beşiktaş'ın tek sebebi orta sahadaki nicel eksiklik kaynaklı alan zaafiyetidir. Orta sahayı kaybetmek, sıklıkla maçı kaybetmek demektir. Çift yönlü orta saha diye bir kavram, oyuncu tipi yoktur. Siyahla beyaz kadar farklı iki yarı bu oyunun kendi gerçeklerinin olduğunu, her şeyin saha içinde ortaya çıktığını umuyorum ispatlayabilmiştir. Hala inanmayan varsa bu maçı bir daha izlesin. Schuster de bir daha izleyecek ve ben inanıyorum ki Fink'i göndermeyecektir. Belli ki bir de aklında Guti-Ernst ile oynamak var. Ben bu ikilinin Delgado-Ernst'e göre daha iyi olacağını, ama optimum faydayı sağlamayacağını düşünüyorum. Necip'le bu sezon bitmez. Michael Fink mutlaka bu takımda kalmalıdır. Aksi halde Quaresma değil Messi de gelse farketmez, bu takım sezon sonunda kazanan olamaz.

Hoca elbet en doğruyu bulacak, kendisinin bu kredisi bende sonsuz ama taraftardan yönetime, yönetimden kendisine gelen ''artık bir karar ver baskısı'' onu henüz denemeleri yapamadan seçimler yapmaya zorluyor. En büyük tehlike budur. İki haftadır ısrarla bundan bahsediyorum ve tüm bu transfer çılgınlığına şaşırıyorum. Beşiktaş Guti ve Quaresma'yla henüz hiçbir şey olmadı. Geçmiş çöpe atılır, bir de üzerine kısa zamanda bilinçsiz, bilgisiz ve acele kararlar verilirse koca sezon baştan yalan olur. Bunu bu akşam uygulamalı şekilde gördük, umarım en azından karar alıcılar da görmüştür.

Takımın geleceğine, gidecekler-kalacaklara ilişkin aynı şeyleri yazmak istemiyorum, son iki yıldır ve son iki haftada fazlasıyla yazdım. Bu akşam maalesef değişik bir şey olmadı. Musibetler bazen iyidir.

Victoria Plzen 1-1 Beşiktaş
Noat Samisa

30.07.2010

25 yorum:

shelbyl dedi ki...

Bizim blog'da uzun uzun yazdim zaten de, isin bir de B senaryosu var.

Hadi diyelim Ernst-Guti yerlesti, iyi kotu gitti biraz. Guti ya da Ernst sakatlandiginda kim yedekleyecek bunu?

Avrupa Ligi ile birlikte kac mac olacak haddi hesabi yok. Ernst bunu cikaramaz. Necip - Ugur ile mi cikacagiz maclara?

Senin onunde Quaresma var ise, ortasahanda Delgado, Tabata falan olamaz.

Schuster'in ciddi bir tavsiyeye ihtiyaci var, ve o adam sanirim ki Tayfur degil.

Mustafa Denizli acilen aranmali ve Schuster ile gorusturulmeli.

Devre arasinda yeni bir Fink bulmaya calisacagiz yoksa...

Engin Gürses dedi ki...

Bu akşam Beşıktaş'ın yedığı serbest vuruş organızasyonu golü ıncelemeye değer aslında.

Öncekı yazılarınızda duran topların alan/adam savunmasından ayrıntılı ve aydınlatıcı bır şekılde bahsetmıştınız. Aklıma bu golden sonra dırek sızın de yazmış olduğunuz Benıtez'ın uyguladığı alan savunması geldı.

Noat Samisa dedi ki...

Shelbyl,

Yalnızca üç saatlik Mustafa Denizli brifingi abi, fazlası değil. Biri de geçen üç yılda kazanan kaybeden maçların kadrosunu ayrı ayrı kağıtlara basıp Schuster'in önüne koysun. Vallahi yeter. Dünyanın en özel futbol adamlarından biri bu, ama ortam aklını karıştıra karıştıra üç haftada adamın zihni çorba oldu. Kimlerini göndereceği hakkında bu geceden sonra bence hiçbir fikri yok, her şeye reset attı.

Noat Samisa dedi ki...

Engin Gürses,

Maçtan incelenecek pek çok şey çıkabilir aslında, ama ben bugün şu orta saha konusu haricinde hiçbir şeyi kaydadeğer görmüyorum.

Bahsettiğim konularda sizde bir farkındalık yaratabilmişsem ne mutlu bana. :)

gökhan dedi ki...

iyi oldu bu maç. bir yerde tokat yiyecektik, erken olması, kötü bir sonuç çıkmaması olumlu. en fazla 2-3 maç daha denenir sonunda vazgeçilir.

schuster fink'i yetersiz bulabilir, itiraz etmem ama illa ki gidecekse oraya birisi şart. trabzon-nobre diyorlar, verin işte selçuk inan'ı anlaşalım :) hoş şenol hoca hayatta vermez, hele şu iki günde olan biteni gördükten sonra ellerini ovuşturuyordur.

birde takım çok ağır yahu. rakip yarı sahaya geçene kadar yarım saat geçiyor, daralıyorum yemin ederim. en az orta sahada olan biten kadar büyük problemdir bu. 2 günde halledilecek bir olay değil ama bunun üzerine çalışılmalı. yoksa quaresma ve gutiye rağmen yine 50 gol civarında tıkanır kalırız.

cesc dedi ki...

O tişörtten bir tane bana da lazım.. Arkadaş güruhuyla maç izlerken giyeceğim. Hatta yok lani pankart lazım bana.. Anlamıyolar çünkü..

Dediğiniz gibi Mustafa Hoca'yla bir buluşturmak lazım Schuster'i..

hayyam dedi ki...

Hocam bu saate kadar seni bekledim.
Kendi blogumuzda bir post olusturmaya usendigim icin sana yorum yazayim dedim.

Bu mac bize Besiktas'ta nelerin olmayacagini gosterdi. Oncelikle bu takim ileride Bobosuz geride Ferrarisiz olamaz. Orta sahada Ernst in yaninda Fing veya Necipsiz olamaz. Yani Schuster (haddimize degil ama) sunu gormeli ki gecen senenin saglam dortlu yapisi olan kenarlari Ibrahimlerin aldigi stoperleri Sivok ve Ferrari'nin olusturdugu yapiyi ve bunlarin onunde 2 li capa seklinde ve donusumlu ileri geri oynayan Ernst-Necip, Ernst-Fing kombinasyonunu degistirmemeli.Maclarin cesidine gore Ersan Adem'i Sivok veya Ferrari'den (bana gore Sivok) birisiyle veya ikisiyle dinlendirme babinda degistirerek oynatabilir.
Ernst yaninda Necip veya Fing ile birlikte bu takimin akcigeri pozisyonundayken tek basina burnu tikanmis agzindan nefes alan hasta bir hale burunuyor. Bu takimin gol yememesi icin ve yeni transferler Q7 ve Guti'nin onde daha rahat yaraticiliklarini gosterebilmeleri icin olmazsa olmazlari.

Buradan en uca tasindigimizda takimda ki tek gercek golcu Bobo'dan oynayacak kimse yok. Oncelikle (ustad bilmem katilir misin) saga ve sola kacarak ceza alanini ortadan gelecek olan, bu macta Tabata ve Delgadoydu, ileride Guti olabilir, orta saha elemanlarinin onunu aciyor ki bunu bu macta Tabata'nin kacirdigi golde net bir sekilde gorduk. diger bir ozelligi ise (Bobo denince aklima gelen en guzel ozellik) sirti donuk top alip gol pozisyonu yaratabilecek takimdaki tek kisi olmasi.
bunun arkasindaki 3 isim yada yanindaki 2 isim ve arkasindaki tek isim (4-3-3 veya 4-2-3-1 e gore sekillenebilir) Guti-Q7- Nihat/Hilbert/Holosko seklinde olabilir. Eger elinde batuhan olsaydi Bobo'yla birlikte donusumlu net bir sekilde kullanabilirdin ama su an o da olmadigina gore Bobo dan baska bu isi yapacak kimse yok.
Benim izledigim 2 maca gore yaptigim ilk cikarim bu takimdan gitmesi mutlak olan 2 isim Zapo ve Delgado'dur. eger bir kisi daha bu takimdan gitmek zorunda olursa bu isim ya Tabata dir yada Holosko/Hilbert ikilisinden birisidir. Bunlar disinda yukarida takim icinde saydigim kisilerden giden birisinin olmasi bu takimin butun yapisini ve rotasyonunu bozacaktir.

Noat Samisa dedi ki...

Gökhan,

Kasımpaşa Murat Erdoğan'ı serbest bıraktı. Gülmeyin, ciddiyim ben :) Geçen sene benim yirmiden fazla maçını izlediğim bu adam 8 yıl önce kapısından döndüğü Beşiktaş'ta Ernst ve Fink'ten rol çalarak sezon boyunca 15 maçlık hayati bir katkı yapabilir.

Hayyam,

Ferrari'siz olmaz kısmına kesin olarak katılamıyorum. Ferrari geçen sezonun ilk yarısında takımın ona uygunluğuyla birlikte efsanevi bir performans sergiledi. Ama ikinci yarı neredeyse hiç ortada yoktu ve sanıyorum şu ara fiziken zayıf ve kronik bir sorunu var. Ayrıca hoca için öncelik olan savunmayı önde kurma fikrinde çok çok uygun biri değil. Vaktiyle Everton'da paçavra olmuştu. Öte yandan hani ölüsü oynar denir ya, Ferrari Beşiktaş için o kalibrede bir adam. Beşiktaş'ın üzerinden bir stoper. Önde ya da geride Ferrari ortalama özellikleriyle bir şekilde durumu kotarır. Ama yine bu konuda ben hocanın kararını desteklerim, epey zor bir tercih.

Evet, Guti ve Quaresma'ya uygun ortam hazırlanmalı. Bu da geçen seneki takım üzerinden gitmektir. Sorunlar ve çözümler yolundan saptık maalesef.

Bobo hakkındaki tespitler de kesinlikle doğru, hele ki ikinci yarıdaki takımda. Doğrusu da bu olduğundan Bobo'nun varlığı yine elzem. Diğer fikirlere de genel olarak katılıyorum. Dediğim ve dediğiniz gibi öncelikler belli. Schuster'in bunların farkına varması süreci ne kadar kısa olursa ve şu aymaz transfer sürecinde ne kadar az hasar alınırsa o kadar iyi.

SirEvo dedi ki...

Çıldırdım maç sırasında. Böyle bir şey görmedim ben şimdiye kadar ya. Orta sahasız bir Beşiktaş izledik. 4 tane defans oyuncusu, 1 tane Ernst ve 5 tane ne idüğü belirsiz, rolsüz, amaçsız adam. Nasıl bir ilk yarıydı, yine Mentalist gibi efsane olacak bir ilk yarıydı. Ben mi yanlış hatırlıyorum ama Mentalist maçında kalede yine Hakan vardı ve o ismi Maykıl Jeksın'a benzeyen adamdan yediği gol sonrası idam edilmişti. Şimdi aynı adam resmen maçı çevirdi. Çok enteresan diyorum Ömer Üründül'e katılarak.

Bir futbol takımı ortasahasız ne yapar? İşte gördük. Ama Schuster bunu bu maçta görmediyse gerçekten büyük bir sorun bizleri bekliyor demektir ve 1 yılımızı daha saç baş yolarak geçirebiliriz.

Yapılacak şey aşırı basitti aslında. Geçen seneki defansif kurguyu kesinlikle bozma. Q7 ve Guti'yi o kadroya kat ve işine bak. Bu kadar basit. Ama gittiler Hilbert diye bir adam aldılar, Zapo geri geldi, Ferrari'nin kıymeti bilinmedi, Fink'in durumu belirsiz falan derken geçen seneki kadro bozuldu ve şimdi yabancılar yüzünden takım felç olmuş durumda. Umarım maç sonu röportajında söylediği gibi bu şablonla devam etmez. Eğer devam ederse şablonlar bi taraflara kaçar...

Asphalt Monkey dedi ki...

Schuster'in mac öncesi yaptigi basin toplantisinda, Vikingur maclarinin gereksizliginden yakinip ve Plzen maclarinin takimin durumunu görmek adina iyi bir firsat olacagini söylemesini de unutmamak gerekir. Resmi maclara erken basladik ve kolay bir kura da cikinca, Schuster'in ciddi hazirlik maclari yapip oyunculari ve takimi tanima imkani pek olmadi diye düsünüyorum. Yavas yavas takim düzene oturacak, Schuster de ona göre kadroyu sekillendirecektir. Önemli olan bu tarz maclari su an icin kayipsiz gecmek ki deplasmanda alinan 1-1'lik bir sonucla Istanbul'da turu atlariz. Hem Schuster hem de takim biraz daha vakit kazanir uyum icin. Lig fikstürümüz de iyi sayilir. O yüzden icim su an icin rahat.

Gidecek oyuncu belirleme kisminda futbolcularin sözlesmelerine de bakmak lazim aslinda. Az cok tribünde oturacak oyuncularin cogunlukla ayni oyuncular olacagini düsünüyorum. O yüzden mac basi para alanlar tribünde oturmaya pek sicak bakmayip sorun da cikartabilir.

geloraptor dedi ki...

İlk yarıda sinir stresten kafayı yiyordum. Schuster elbet doğruyu bulacaktır diyorsun ama o bulduğunda iş işten geçmiş olacak galiba. Villerreal iyi bir ders verirse belki erkene çeker bu buluşu. Sana katılamayacağım nokta Ferrari de kesinlikle gitmemeli. Ferrari özel bir savunma oyuncusu. Hızlı olmayabilir ama zekası, oyun bilgisi, sezgileri, müdahele zamanlamaları… Wolfsburg maçında Dzeko’ya yaptığı o üst üste iki müdaheleyi ömür billah unutamam. İkinci devre neredeyse hiç yoktu yorumu da biraz ağır gibi geldi bana. Biraz ilk devredeki performansın etkisiyle formun biraz düşüşü olduğundan daha kötüymüş gibi gösterdi. Ferrari konusunda hassasım. =)
Murat Erdoğan’a çok yorum yapamayacağım ama Koray Avcı da çok faydalı olur. Hem ortasahaya hem de stopere alternatif olabilir.
Kafamda daha bir sürü şey vardı da sinirden unuttum. Aklıma geldiğinde bilahare yazarım artık.

bacon1903 dedi ki...

Yazilarin gercekten cok iyi.Cok haklisin ertugrul saglam-m.denizli 3 senedir ayni seyler denenip denenip duruyor!!!Olmaz ernstin yaninda cissesiz olmaz derken finke dustuk simdi delgadoya dusmeyi bunye kaldiramaz iflas eder.O kadar belliki necip alinsa takim biraz toparlayacak!!!Aklin yolu bir bjk bu kadrosuyla bu takimla cikar:
Rustu-I.Toraman-Sivok-Ferrari-I.Uzulmez-Ernst-Fink(Necip)-Nihat-Delgado-Querasma-Bobo Avrupada!!!Turkiyede Necipi kullancaz zorunlu!!!Ayrica delgadonun yerine guti gelince savunmadada daha az acik veririz gibi geliyor bana o delgadodan daha iyi yer alir sahada sanki!!!Yinede biz ne dersek diyelim schuster inatci adam kendi bildigini okur gibi geliyor.Tek dilegim plzeni ve play-offu ite-kakada olsa gecelim.Villareal ve buca maclari gereken dersi verir schustere umarim!!!!

BJK4EVER dedi ki...

Benim asil merak ettigim sey, Guti gelince ne olacak. Guti defansif olarak Delgado'dan tartismasiz ustun, fakat ne derecede 'onlibero' ve bu oyuncu bu sikintiyi ne derece cozecek? Cozemezse iflas ederiz, cift onlibero yapmak icin o zaman Guti forvet arkasina gececek, muhtemelen Nihat 0 verimle oynadigi sag kanada gececek, boylece hem sag kanat islemeyecek, hem Nihat gibi bir silahi kaybedecegiz ustelik. Bir alternatif de Ernst-Fink yapip Guti'yi solda (oynamisligi var) Q7'yi sagda forvette Nihat-Bobo'yu kullanmak, ama o zaman Guti'nin oyun kurucu ozelligi oluyor. Bir sikinti oldugu kesin, insallah Guti derman olur diyelim.
Bu arada Ferrari ve Fink konusunda pek umitli olmamak lazim, mac sonu aciklamalarina bakarsak sistem ayni kalacak, gidecekler yine gidecek, degisiklik yok. Bari Ferrari ve Fink kiralansin da gelecek seneye bu sacma sapan mentalite ve sistemden dogacak berbat sonuclar dogrultusunda kovulacak Schuster'in yerine gelecek teknik direktor icin bari yeni sezonda bir de stoper ve onlibero aramayalim. Insallah Schuster cok gec olmadan farkina varir hatalarinin, ama o zaman da Ferrari ve Fink gitmis olacak bile buyuk ihtimalle. Bu baslangici Zico'ya benzetiyorum, o da sacma sapan bir 4-3-1-2 ile oynuyordu (Tuncay sol ic falan), kotu sonuclardan sonra Newcastle deplasmaninda 4-2-3-1 yapti, iyi top oynadilar, bir daha degismedi ve basari gelmisti, Schuster de bu degisikligi gec olmadan yapar umarim.....

meto dedi ki...

Bu defansta Toraman oynuyorsa, defansı karşı 18'e kursanız Ferrari yine oynar.

Ferrari'nin oyun bilgisi bile adını anında 11'e yazıdırır.

Orta saha rotasyonu ayrı bir dert, illaki Fink'i göndereceğine, 50 defa söylemişimdir. Ver Tabata'yı al Murat Ceylan'ı, kimse de kalkıp sana laf etmez emin ol!

Sanki adamı 8'e aldık diye 8'e satacakmışız gibi zorunluluk var.

Noat Samisa dedi ki...

Sir Evo,

Geçen seneki takımı tümüyle reddetmeye çalışmak tüm bu süreçteki en yanlış karardı.


Asphalt Monkey,

Eğer şu 13 ila 15 arasında değişen yabancı sayısı sorunsalı olmasaydı, Schuster deneme yanılmayla doğruyu bulabilceği bir sürece sahip olsaydı ben de rahat olabilirdim. Dün yaşadığımın ilk yarı normal şartlarda gayet doğal, bir Avrupalı hocanın bu topraklarda bir takım çalıştırdığında ilk yaşadığı şeylerden biri. Burada sorun olan, hocanın bu deneme yanılmaları yapamadan kararlar vermeye zorlanması. Bu da eğer yanlış kararları doğurursa sonradan elde bugünden daha çarpık bir kadro kalabilir.


Geloraptor,

Dediğim gibi Ferrari'nin bende de önceliği var, ama şu kronik sakatlık konusu sanki gizleniyor gibi.


Bacon1903,

Schuster'in kaybetmeye inat edeceğini sanmıyorum. Bazı oyuncuları kullanıp kullanmamada inat edebilir.


BJK4EVER,

Evet, Zico örneği çok doğru. Futbolculuk geçmişi iyi olan iyi futbolcu hocaların karakteri genelde böyle. Keza Maradona. Yeteneğe çok güveniyorlar, pek tabii hepimizden fazlasını biliyorlar ama bu genelde başlarına iş açıyor. Zamanla hepsi en doğruyu oluşturuyorlar, Zico her daim gibi tahmin edilenden fazlasını yapıyorlar. Onların oyuncularla kurdukları iletişim, oyuncuların bu özel futbol adamlarına bakışı çok farklı. Sadece zamana ihtiyacımız var ama ortam o kadar sakil ki, bu zamanın sonunda da sonuç alamayacak duruma gelebiliriz, sorun bu.


Meto,

Toraman'ın esas yeri sağ bek, stoperde dün yine ilk yarıda sayısız kez yerini kaybetti. Olmadı Ernst'in yanında oynasın, ama stoperde anca durumu kotarır.

matiasemilio dedi ki...

kasımpaşa korayı da serbest bıraktı ve eminim o da suanki Beşiktaşa katkı sağlayabilir rotasyonda

cisco dedi ki...

ernst kim ya? bu kadar durdugu hata. nereye giderse gitsin.

galatasaray'a gelebilir mesela.

pardon, gidebilir diyecektim :)

Surrealist Adam dedi ki...

Girizgâh için söyleyecek fazla söz yok açıkcası. Maçın temposu, iki takım da gol yollarında sıkıntı yaşaması, maçı izleyenleri sıkıntıya sürekledi.

Beşiktaş'ın maça çift forvet ile başlaması, benim için sürpriz oldu. Rakip takım klasik Çek futbolu oynamaya çalışan, atmaktan çok yememeye konsantre olmuş bir görüntü çizdi. Nihat ve Nobre'nin formsuzluğu, Quaresma ve Hilbert ikilisinin yetersiz ve besleyici olmayan kanat bindirmeleri Beşiktaş'ın gole gitmesini zorlaştıran nedenlerin başında geliyor.

Quaresma birçok kişi için Beşiktaş ve Türk Futbolu'nun gördüğü en büyük yabancı futbolculardan biri. Fakat, şu ana kadar Lincoln vari hareketler yapmaktan öteye geçemedi. Takıma faydalı olmaktan çok ''İki topuk pası yapıp, günü kurtarayım'' havasındaydı. Fizik olarak ikili mücadeleleri kaldıracak kapasitede değil.

Defansta Ferrari'nin olmayışı, Beşiktaş için ''Alarm'' sinyalleri verdi. İbrahim Toraman'ın Sivok ile uyumsuzluğu çok açık. Burada Schuster'e bir parantez açalım. Oynatmak istedği futbolu Getafe ve Real Madrid dönemlerin az çok bilen biri olarak, Ferrari'yi kadroya almamasına anlam veremedim.
...
Aslına yazı devam ediyor ancak blogger izin vermedi. Okumak isteyenler buyursunlar:
http://surrealistadam.blogspot.com/2010/07/delgado-yasyormus.html

Noat Samisa dedi ki...

Bugün yazılmış bir yazı, hala aynı muhabbetten bıkmayanlar için master, doktora niyetine:

http://www.zonalmarking.net/2010/07/30/central-midfield-role/

Turiaf dedi ki...

hocam alakasız olcak ama fantasy premier ligi açıcan bu sene di mi? 2 hafta kaldı malum..

Noat Samisa dedi ki...

Turiaf,

Ben fantasy futbol işini pek beceremiyorum, geçen sezonki ligi de yalan ettim zaten. :) Ama yine bakarız, bir lig açılsa da katılsam diyen insan çok.

aydin dedi ki...

Hocam eline koluna sağlık, çok güzel özetlemişsin durumu.

sozcelykk dedi ki...

sağa sola yüz kere yazdık bin kere okuduk herkes aynı düşüncede peki schuster neden maç sonunda bu şablonda devam edeceğiz daha iyi defans yapacağız dedi ?

korktum ben resmen, bizim ligin en sağlam liberosu ernst 5 tane adamın pisliğini toparlamaya çalıştı ordan oraya ordan oraya telef oldu resmen.

allah rızası için şu takıma ernsti finki bi yaz ondan sonra planla kadronu , kaleciyle karşı karşıya kalan adamı gördüğümde kalbim yerinden çıkıyodu o ne basiretsizliktir geçtiğimiz 2 yılı bu kadar mı çabuk çöpe attık

bi de guti'nin defansif özelliklerinin çok iyi olduğunu yazan kimse artık herkese yedirdi , öyle bişey yok.

45 dakikada siyahla beyaz kadar değişen takımı milyonlarca insan gördü schuster efendi de elbet görmüştür diye ümit edelim dediğiniz gibi bırakın necipi mustafa sarp oynasa yine öyle bi 45 dakika izlerdik.

endişeye mahal vermiyorum ama ferrari ve finkin gönderilmesi bi tane de forvet alınmasıyla lg başlamadan havlu atabiliriz.

TA dedi ki...

plezen takımı ilk yarıda morinhonun interine çok benzer bir savunma yaptı.harikaydılar açıkcası.ve bu yüzden beşiktaş pozisyona giremedi.müthiş alan savunması.öyle deli danalar gibi pres yapmadılar.mou ustanın yaptırdığı kontrollü alan daraltma.top sağ kanattaysa orada fazlalaştılar.oyun sola kaydıysa plezen takımıda sola kaydı.beşiktaş göbekten delmeye çalıştıysa kanatlar ortaya yakınlaştı.ikinci bölgede rakibi kontrollü rahatsız ettikten ve rakibi kanatlara yönlendirdikten sonra kanatlarda yoğunlaşarak beşiktaşı çaresiz bıraktılar.iyide kontraatak yaptılar ilk yarıda.ikinci yarı beşiktaşın plezeni sahadan sildiği yorumu abartı.ilk yarıya göre biraz daha iyi oynadı hepsi o kadar.
mourinho ustanın dikkatimi çeken savunmasının özelliğini plezen takımında da gördük.nedir bu? top kapmak amaçlı baskı yapmıyorlar ikinci bölgede.rahatsız etmek amaçlı bir yakınlaşma sadece.beşiktaşı kontrollü savunarak kanatlara yönlerdirdiler ve top hangi kanatta ise orada fazlalaştılar sayı olarak.ve o tuzakta beşiktaşı etkisiz bıraktılar.çok benziyordu intere plezen takımı diziliş ve genel savunma anlayışı.
beşiktaş ikinci maçta 2 ön liberolu sistemde olsa bu takım karşısında beşiktaşın çok pozisyona gireceğini sanmıyorum(belki çok pozisyonda vermez).böyle güzel savunma karşısında bırak beşiktaşı münih barca takımları bile pozisyon bulmakta zorlanıyor.
mesela galatasaray takımının savunma anlayışı neredeyse yok.savunmayı rakibi döndürmemek sanıyorlar.tabi iyi alan savunması yapabilmek içinde kanat açıklarının geri gelmesi gerekiyor.
rijkaardda schusterde sanırım oyunu hep ileride oynamak istiyorlar.bu ise büyük sorun.oysa toplu şekilde geriye gelse beşiktaş plezen takımı gibi kontratak yapma şansı doğacaktı beşiktaş için(bu lüx kadro geri gelmez orası ayrı).plezen takımının kontrollü savunma yapmasının bir nedenide beşiktaşı kendi bölgesine çekmek içindir.ve tehlikeden uzak bölgede sıkıştırmak ve hızlı kontratak yapmak.beşiktaşı necipin oyuna girmesinden çok penaltı gölü kurtardı birazda.plezen 1-1 den dolayı biraz daha blokları uzattı.1-1 avantajıyla beşiktaş daha kontrollü oynadı.orta sahada dengeler kuruldu.bu olayı necipten çok skorun 1-1 olmasına bağlayabiliriz.

TA dedi ki...

bence sorun dizilişlerde isimlerde değil genel anlamda.biz ileride basmayı devamlı rakip sahada oynamayı olumlu birşeymiş gibi görüyoruz.oysa topu kaptırdığın zaman toplu şekilde geri gelmek ve rakibi kendi alanında karşılamak rakibin açılmasına neden olur.ve hızlı çıkarak daha rahat pozisyona girme imkanı doğar.aynen plezenin yaptığı gibi.plezen ileride deli danalar gibi pres yapmadı.kontrollü şekilde geri çekildiler.önce ikinci bölgede rakibi rahatsız edip oyunu rahat kurmasını engellediler(top kapma amaçları yoktu).sonra kendi birinci bölgelerinde kanatlarda oyuncu sayısı fazlalığı ile beşiktaşı çaresiz bıraktılar.ve orada kaptığı toplarla hızlı çıktılar.işte modern futbolun gerçeği.(barca hariç).manusu interi çelsisi liverpoolu vs hep benzer diziliş ve taktikle oynarlar.oyuncu kaliteleri birinde skor yapar diğerinde skor üretemeyebilir.ama sonuçta mantık aynıdır.modern futbol gerçeği.
luce galatasarayda böyle başarılı oldu şampiyonlar liginde.iyi alan savunması.ikinci bölge(kontrollü rahatsız etme)ve birinci bölgede alan daraltma.
rijkaard galatasaraya savunma yapmayı unutturdu(skibbeninde katkısı var).10 defansif oyuncu ile oynasada yine bu galatasaray gol yer.savunma yapmakta bir sanattır.luce ise italyada uzun yıllar çalıştığı için galatasaraya kısa sürede savunma yapmayı öğretti.ve skor korumayıda öğretti.rijkaard ve skibbe ise galatasaraya hücum yapmayı öğrettiler daha çok.iyide hücum yapıyor galatasaray.ama savunma???
terim yapamadı mesela bunu.diyorki biz savunmayı beceremiyoruz.iyisimi hücum oynayalım.kaos futbolu yani.bunun için emre-okan-suat üçlüsünü buldu.ve deli danalar gibi pres yaptı bu üçlü.hem orta sahada hemde ileride.bu presi kıran takımlar ise çelsi gibi 5-0 la geçti galatasarayı.keza dortmund da aynı şekilde.(sadece kupa 2! de bu futbol tuttu.terim'in ş.ligi kariyeri çok başarısızdır)
luce ise iyi bildiği alan savunmasını getirdi galatasaraya.1-0 lık galibiyetler geldi.ş.ligi gruplarında 6 maçta 5 beraberlik 1 mağlubiyet.ve buna benzer birçok başarı.1 kez çeyrek final ve gruplardan üst üste 2 yıl çıktı luce.neden?alan savunmasından dolayı..8(4+4)-1-1 gibi bir diziliş.
özetle rakamlara fazla takılmamak lazım..zaten rakamlar saha içinde hiçbir zaman dizilişi göstermez.
plezen iyi takım olduğu için beşiktaş çaresiz kaldı. fenerbahçe çok! kötü bir takım olduğu için young boys çok pozisyon buldu.galatasaray ise rakip çok kötü takım olduğu için çok rahattı 80 dakika.sonuç 2-2 bitmesinin tek nedeni galatasarayın savunma organizayonun yerlerde sürünmesidir.rakibin gücünden değil galatasarayın zaaflarından dolayı oldu bu.geçen senede buna benzer sonuçlar ortaya çıktı.
inönüdeki beşiktaş-manu maçı. beşiktaşın bu maçta topla çok oynadığını görürüz.maç sonunda taraftar iyi oynadık diyebilir.oysa manu rakibin topla oynamasına belli bölgeye kadar bilinçli şekilde izin verir.rakibin en zayıf anı hücum ettiği andır düşüncesi ile.
beşiktaşın pas oyunu oynayacak kadro yapısı yok.zaten pas oyununu(set hücumu) uygulamak oldukça zor.takım halinde pres ve aynı zamanda paslaşmayı becerebilecek kadro yapısı .sadece fink-ernst ile takım presi yapılmaz.bu oyun tutmaz.
ikincisi modern futbol. uygulanabilir.lakin plezen maçındaki kadroda modern futbola uygun değil.kanat açıkları geri gelmesi gerekir.ve kontrollü prese katılmaları şart.plezenin yaptığı gibi.Q7 ve nihat yapabilir mi bunu .zor.
kaos futbolunuda bu kadro beceremez.emre-okan-suat gibi deli danalar gibi pres yapacaksın.bu kadrodan bunu beklemek saçma olur.
modern futbolu uygulamak için dediğin gibi fink-ernst ikilisi olacaktır.kanatlarda nihat Q7 ye taktik disiplin vereceksin.