Zenit 2-0 Rubin

Rusya Ligi'nde sezonun maçının evveli fazlasıyla ilgi çekiciydi. Sekiz maçtır kazanan lider Zenit, 7 puan gerisindeki takipçisi Rubin önüne sezonun ilk yarısının son haftasında çıkacaktı. Luciano Spalletti'nin takımı geçtiğimiz yılın Ekim ayından bu yana kaybetmemiş, arada Rusya Kupası'nı kazanmıştı. Yönetici-antrenör Kurban Berdiyev'in Rubin'i ise geçtiğimiz iki sezonun şampiyonuydu. Nou Camp'ta Barcelona'yı mağlup etmişler, ayrıca Kazan'da da yenilmeyerek büyük sürpriz yapmışlardı. En özel oyuncuları Alajandro Dominguez'i yıl başında kaybettiler. Sezona beraberliklerle başladılar ve geçtiğimiz günlerde santraforları Aleksandr Bukharov'u 12 milyon avro karşılığında Zenit'e sattılar. 29 Temmuz'da açılacak transfer sezonu öncesi gerçekleşen anlaşmaya Rubin tarafı şerh koydu, Bukharov geçtiğimiz hafta Kazan şehrinden ayrılmasına rağmen bugün eski takımına karşı Zenit forması giymedi. Üç sezon öncenin şampiyonu Zenit bugünkü büyük maça eli epey kuvvetli çıktı, Bukharov'un varlığı değil yokluğu dahi pek çok şeyi belirlemeye yetti.

Luciano Spalletti'yle birlikte alamet-i farikası 4-6-0 şablonu da Rusya'ya gitti. Eldeki takımı önce kazanan haline getirdi, sonra Totti'sini aradı. Bulamadı. Vucinic'ini Hollanda'dan getirdi, Danko Lazovic sol kenarda uzak forvet görevi için ideal oyuncuydu. Danny-Kerzhakov birlikteliğinden ancak bir Totti çıktı, o da bunun üzerinden devam etti. Yine de istediğine ulaşamamış olacak ki bir santrafor istedi. Bukharov belli ki bu takıma hemen giremeyecek, işler kötü gittiğinde ilk seçenek olarak kenarda bekleyecek. Bugün ideal savunma dörtlüsünün önünde Denisov oynadı, biraz daha önde sağ iç ve sol iç olarak Shirokov ve Zyryanov pozisyon aldılar. Hücumların merkezi Danny sola konulmuştu, sürekli ortaya yanaşarak oynadı. Kerzhakov sürekli gezdi, dolaştı, geriden top taşıdı. Rakip kaleye yüzü dönük oynadı.
Rubin'de ise Dominguez'in yerinde artık Semak var. Orta sahada Semak'tan boşalan yere Murawski girdi ve bugünden önce en ileride Bukharov oynuyordu. Bugün sahaya santraforsuz, tıpkı Nou Camp'taki gibi çıktılar. Orta saha oyuncusundan bozma 10 numara Semak'ın önünde Gökdeniz oynadı, tıpkı Kerzhakov gibi maç boyu yüzü rakip kaleye dönüktü. Kenarlardaki Kasaev ve Bystrov'un bir kanat oyuncusundan çok üçlü orta sahanın iç oyuncusu olmaya yatkın oyun tarzları Rubin'in şu ana kadar oynadığı 14 lig maçında yalnızca 3 gol yemesine epey yardımcı olmuştu. Ama Dominguez-Semak arasındaki yaratıcılık farkı ve santraforsuzluk nedeniyle kenarların oyuna katılamaması Rubin'i epey sıradanlaştırmış.Bol gollü, tempolu bir maç olmasını beklemiyordum, fakat bu kadarı fazla oldu. Maç epey sert başladı, henüz ilk dakika bitmeden sağ bek Salukvadze sakatlanarak sahayı terk etti. İlk beş dakika oyun sürekli durdu. İki takım da oyunu genişletmedi, oyunu sahanın ortasındaki 40 metrede oynadılar. Bolca faul, taç ve top kaybı yaşandı. Hücuma çıkmaya çalıştıklarında santraforsuzluk nedeniyle her ikisi de oyunun ritminin değişimini bekliyordu. Ani bir tempo artışı her ikisine de yarayabilirdi, farkı yetenek belirledi. Devre biterken Danny soldan harika getirdi. Sol iç Zyryanov'un koşusuna sağ dışla nefis bir ödül gönderdi. Zyryanov vurdu, kaleciden dönen topu Kerzhakov tamamladı. Rubin ilk yarı Semak'ın sırtı dönük aldığı bir topta Gökdeniz'e koşu kulvarı açmasıyla bir pozisyon buldu, bunun dışında maç boyu başka hiçbir şey üretemediler. 60'tan sonra Rubin'de Martins-Bystrov değişikliği oldu. Gökdeniz sola geçti, ama Martins'in vasıflarının Gökdeniz'den çok farklı olmaması nedeniyle bu değişiklik de oyuna etki edemedi. Gerçi Obafemi Martins iyi-kötü top saklar, bu işi Gökdeniz'den iyi yapar ama henüz hazır olmadığı her halinden belliydi. Zenit çok rahat oynadı, oyunu sürekli kontrol etti ve savunma hatasında bir Kerzhakov golü daha bularak maçı kazandı.

Temposuzluğu aşırıya kaçsa da iki takımın santraforsuzluğu sayesinde taktik açıdan iyi maç oldu. Rubin kazanmak zorunda olduğu maçta oyunu rakip kale önüne taşıyacak kurgudan yoksundu. Gökdeniz Karadeniz takımın en yetenekli oyuncusu ve onun parlaması için kalabalıktan dışarı çıkarılması gerek. Fatih Tekke kendini hazırlayamazsa eğer Martins'le başka bir şey oynamaya çalışacaklar. Dominguez yokken açıkça yetenek fakirliği var. Bu sezon için (Kazan'ın soğuğunu saymazsak) CL'de kolay lokma olacak gibiler. Lig şampiyonluğunda ise şu Zenit'i gördükten sonra hiç şansları yok, CSKA Moskva çok daha zorlu bir rakip. Spalletti başarıyı peşinden sürüklemeye devam ediyor. Hafta içi Unirea karşısına CL'deki üçüncü Rus takımı olmak amacıyla çıkacaklar.

Zenit St Petersburg 2-0 Rubin Kazan
Noat Samisa

31.07.2010

3 yorum:

Erdem dedi ki...

ilk yarı o kadar temposuz bir oyun vardı ki ikinci yarıyı izleyemedim. tempoyu özellikle rubin kazan düşürdü tabi, zenit'in hareketlenmek istediği her an topu ayaklarına ladıklarında bilinçli olarak dolaştırdılar. Rubin'in santrafor sorunu olduğu gibi oyunu santrofora taşıyacak bir yetenek sıkıntısı da var. Dominguez'in etkisi büyük olmuş gerçekten. İlk yarının en güzel olayı Danny'den geldi, top hücuma nasıl taşınır nasıl akıllı oynanır dersi verdi adeta. Tabi bunu 1 kere yapmak yerine daha çok tekrarlayabilse Arshavin'in olduğu yerde olması gerekirdi.

Ineffable dedi ki...

Spalletti İtalya'dan gelirken Torino'dan Rosina'da getirdi ama burada sürekli ilk 11 şansı bulamıyor , İtalya'dan izlediğim kadarıyla sol ayağına çok hakim gayet yaratıcı bir oyuncuydu malum kadroda bence Danny'den bile daha kaliteli bir isim.Orta sahadaki 3lüde mutlaka kullanması gerektiğini düşünüyorüm Rosina'nın hem de 4-6-0 a çok uygun.İlerleyen günlerde bakalım neler olacak.

Noat Samisa dedi ki...

Ineffable,

Rosina çok iyi bir taktik oyuncu kesinlikle, ama Spalletti orada Bystrov'u tercih ediyor. Rubin'e karşı Bystrov'un sakatlanması sonrası oyuna girmişti, kısa sürede iyi oynadı.