Aksi İrlandalı

Aston Villa'nın Kuzey İrlandalı hocası Martin O'neill, ligin başlamasına bir haftadan az zaman kala görevinden istifa etti. Herhangi bir menajerin bu zamanlarda istifa etmesi çok ender görülen bir durum, sebebin ne olduğuna dair ilk ağızdan henüz bir açıklama yok. Fakat eylemin sahibi aksi İrlandalı Martin O'neill olunca ilk andaki şaşkınlık kısa zamanda kayboluyor. Menajeri olduğu hiçbir kulüpten kovulmayan ve asla para ya da daha büyük hedefler uğruna işini yarıda bırakmayan bu adam yine kendini oynadı, yine imkansız hayallerin peşinde koşanlarla yan yana durmamayı seçti. Genelde içgüdüleriyle, hissettikleriyle hareket ediyordu. Aston Villa'yla yaptığı ilk sözleşme de yalnızca bir yıllık ve başarı endeksliydi; ayrılırken de gayrısını düşünmedi.

Brian Clough'ın iki sezon üst üste Avrupa'nın en iyisi olan takımında önemli parçalardan biri olan bu adam, menajerliğinde ve kararlarında da tıpkı Clough gibidir. Her gittiği takıma eski öğrencilerini götürmüş, her takımında uzun boylu birileri bulunmuştur; yoksa da transfer etmiştir, mesela Norwich'ten istediği uzun boylu adam alınmadığı için işler her açıdan harika giderken ayrılmıştı. Her seferinde oyuncularından maksimum verim almış, yeni oyuncular çıkarmış, varolanı değiştirmiş, sahip olduğu grubu çok kısa zamanda uyumlu bir takım haline getirmişti. Oyuncularıyla kurduğu iletişim bambaşkadır ve bunu en iyi anlatan sözler Martin Laursen'e ait olanlar olmalı: ''Söylediklerini yaptığımızda her seferinde daha iyi olduğumuzu görüyorduk ve bir süre sonra farkında olmadan yalnızca Martin O'neill için oynadığımızı anladık.''Gerçek bir futbol emekçisi olan O'neill'ın başarı sırlarını dışarıdan bakarak anlamlandırmak çok zor, ama geçenlerde Aston Villa'dan neler beklenmesi gerektiğini somut bir örnekle anlatmıştı. Büyük hedefler akla yatkın değildi. Saha dışında ağırbaşlı, saha kenarında da ''sürekli işbaşında'' imajını yansıtan eşofmanlı halleri onu, sürekli adı yanına iliştirilen Clough'tan ayıran en belirgin özellikleriydi. Ve tabii bir de sahip olduğu görece imkanlar... Brian Clough'ın Nottingham Forest'la yaptıkları ''küçük bütçeli taşra takımının rüyası'' hikayesinin en çarpıcı örneği olsa da Ada Futbolu'nda ilk kez yedi haneli bir bedelle transfer yapan (1979'da Birmingham'dan, finalde Malmö karşısında kupayı getiren golün sahibi Trevor Francis, £1 milyon) ve bir kaleciye dönemin en yüksek transfer ücretini ödeyen (Peter Shilton, £250K) kulüp Nottingham Forest'tı. Bugün £1 milyon sıradan bir oyuncunun yıllık maaşı, ama diğer yanda bir transfer döneminde ortaya £100 milyon'dan fazlasını koyabilen takımlar var. Üç yıldır üst üste elde edilen 6. sırada kalmak için bile takımın önemli parçalarının satılmaması, en azından rakiplere satılmaması gerekiyordu. Geçen sezon takımın ruhu ve kaptanı Gareth Barry ayrıldı, O'neill hesap edilmeyeni yaparak bu boşluğu, geçmişi sağ kanat oyuncusu olan James Milner'la doldurdu. Bir sezon önce Barry'i Villa Park'tan koparan Man City, bir süredir O'neill ile başkalaşan James Milner'a gözünü dikmiş durumda. Kulüp ''satmadan yenilerini alamazsın'' dedi, O'neill en baştan Milner'ın satılmasını istemiyorken oyuncunun ağzından çıkan sözlerle son dayanağını da kaybetti. İmzaların eli kulağında.

Martin O'neill'ın bir avukatı yok. Transfer ve kontrat görüşmelerinde kullandığı bir menajeri de yok. Bu ketum adamın hakkında bilinen pek az şey var, fakat bunlar bile onun başka bir adam olduğunu anlatmaya yetiyor. Görevi yaz başında bırakmış olsaydı belki İngiltere ulusal takımının, belki de Liverpool'un başında olacaktı. Hesap yapmadı, bugün için gerekeni yaptı. Eğer hep daha fazlasını isteseydi 58 yaşına gelmeden elbet zirveye oynayan bir kulüpte iş bulurdu. Futbol tutkusu ve kendine saygısıyla, -en doğru tabirle- bir taşralının, Kuzey İrlanda köylüsünün kadirşinaslığıyla hep özel bir adam oldu, öyle olmaya da devam edecek. Ada dışında başarılı olması zor, yine ülke içinden kendisine uygun bir görev bekleyecektir. Arkasında bir de League Cup Finali bıraktı, umarım yeni takımıyla Mart ayında maç kazanır! Aston Villa içinse bundan sonrası fazlasıyla zor olacak.

Daha Fazlası İçin: Martin O'neill'ı Nasıl Bilirsiniz?

Noat Samisa

10.08.2010

12 yorum:

Ebedi Amatör dedi ki...

aston villayı bırakmasının tek nedeni miller mi?başka sepebler olamaz mı?

Noat Samisa dedi ki...

Ebedi Amatör,

Yazıdan öyle bir anlam çıkmaması lazım, çıkıyorsa da bir hatam olmuş olabilir.

James Milner'ın transferi en medyatik hikaye, arka planda ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Olay çok taze. O'neill'ın hedefleriyle ve futbol fikriyle, patronunkinin uyuşmaması şu an görünen en geniş çerçeveli sebep.

Quaresma7 dedi ki...

2011 - 2012 sezonu için dileklerim: David Moyes'i Man Utd, Martin O'neill'ı Everton, seni de Aston Villa'nın başında görmek. Villa Park'ta takım elbisenle Agbonlahor'un ortasında gelen Ashley Young'ın uzak direk golüne sevinirken görebilmek..

Umuyorum bu dileklerimden en az 2^si gerçekleşir. :)

Unutmadan postun finalini bir kez daha muazzam yapmışsın. Artık şunu veya bunu ne kadar iyi yaptığını duymaktan bıktığını biliyorum. Ama ne yapalım? Bize de hak ver be üstad! :)

guner dedi ki...

O'Neill yazısı yazmak farz oldu:) Çok eleştirirdik, doğrudur, bakıldığında da Villa taraftarının yarısı gitmesinden yanaydı. Ama benim kendi açımdan eleştirim Aston Villa-O'Neill ilişkisinden bağımsızdı, onun stiliyle, çok söylenen daha fazla ne verebileceğiyle ilgiliydi. Hata payını yönetime yazıyorum, hocanın yüzlerce kere ihtarı çekmesine rağmen, ve yapısı bilinmesine rağmen takım böyle bir yola sürüklendiği için. Bu takım MON'un takımı, nasıl Fulham Roy'un takımı olduğu gibi, ve ben 3-4 sene daha kalsa sıkıntı duymazdım, gitse de fazla üzülmezdim de, güzel bir adamı kaybettiğimiz için üzülürdüm belki ama oyunun teknik yönü açısından değil. Fakat her şey planlı olmalıydı, böyle değil.

Dediğim gibi asıl hata yönetimde. MON'un da hataları olmuştur elbet, onun tarzında oluyor. Bakıldığında Villa son yıllarda transfere en çok para harcayan takımlardan biri, istatistiği unuttum ama ilk beşte gibi bir durumu var. Bununla beraber kadroyu görüyoruz, Milner, Young, bargain-Friedel, Petrov... Çok iyi transferler, ama bir yanda da örneğin Curtis Davies'e harcanan sanırım 8 milyonluk bi meblağ var. Ve bunun gibi başka şeyler. Hocanın eleştirildiği yönlerden biri bu, standart oyunculara çok fazla para vermesi ve yönetim süresi boyunca bir tane bile isimli oyuncu transfer etmemesi. Rafa-Liverpool ilişkisinde de aynıdır. Yönetimce Rafa'ya çalışacak alan bırakılmadığı gibi paraları çarçur eden de Benitez olmuştur arkaplanda. Hocalara bok atılcak nedenler elbet bulunur. MON'u bitiren, transferleri ve takımın sıkıcı oyunu olmuştu.

Mümkünse bir iki haftanın teknik direktörsüz devam edilmesi gerektiğini düşünüyorum, eğer uygun adamı bulmak bu süreyi alacaksa. Aston Villa daha çok bir proje takımı, MON'un takımı bu yüzden diyoruz, ve gelecek hoca da yine 3-4 yıl kalmalı, Sven falan gelecekse yazık hakkaten.

Noat Samisa dedi ki...

Quaresma7,

Dankek reklamı tadındaki yorumlar bunlar. Rendy Lerner mail attı geçen, baskı yapıyorum O'neill'a, tazminat vermeyeceğiz kendi gidecek, gel pazartesi başla dedi, gibi.

Güner,

Süreci de sen yaz, okuyalım. :) Bekliyorum.

Bob Bradley adı geçiyor bu arada.

guner dedi ki...

buyrun.

http://hayat-yuvarlaktir.blogspot.com/2010/08/martin-oneill-nasl-bilirsiniz.html

guner dedi ki...

Getir abi, beklerim. Bir de ben fazla iyi yazamıyorum, blog tutmak istemememin nedenlerinden biri de bu üşengeçlikle beraber. Konuşuyorum fena değil de, yazı olunca önce hangisi sonra hangisi vesaire karışıyor:)

Noat Samisa dedi ki...

Güner,

Senin O'neill eleştirilerine eleştiri getirmek isterim bir ara. :)

Bunlar haricinde harika yazı, bu postun sonuna da iliştireyim. Özellikle Moyes'le farkı kısmı çok güzel. Meraklısına lazım olur.

Quaresma7 dedi ki...

Üstad konudan bağımsız, EPL'nin başlamasına 4 gün var. "Fantasy League" olmayacak mı bu sene, sözlükte kurduk bir lig de oradan kafaya dank! etti. :)

Noat Samisa dedi ki...

Quaresma7,

Geçen senekini çok boşladım, yine aynısı olursa diye pek yüzüm yok açıkçası. Yarın ya da perşembe bi' bakarız yine de. :)

varol döken dedi ki...

gittim yerinde gördüm... aston villa büyük kulüp, bu kadar sene 6.cılığı kaldırmaz... şampiyonluk sözü veremiyorsan hiç yola çıkma noat, birmingham'da bildiğim bir pub var orada oturalım, olmadı akşamları fındıklı-ortaköy koşmaya başladım oraya gel, dejenarasyon idmanı diyorum bu, kendimi dejenere ediyorum, sen bir bok anlamıyorsun varol futboldan anca koşmayı biliyorsun diye:)

Noat Samisa dedi ki...

Varol Başkan,

Bi' akşam sen koş ben oturayım, sonra sen de otur, en son hep birlikte koşarız ama bir süredir benim başım bayağı kalabalık. Afakanlar ve hafakanlar 11'er kişi önde basıyorlar. Pasla top çıkartamadım, ben de uzun oynamaya karar verdim. Fındıklı'ya düşen topu indiriver sana zahmet. Ortaköy'de gol olması lazım.