Beşiktaş 2-0 HJK Helsinki

Güzel galibiyet, güzel skor, yeterince iyi olan bir Beşiktaş. Yine ''sıcağa rağmen'' yüceltmeli, yine birtakım değişim emarelerinin görülmesiyle sevindirici bir maç izledik. Yağmurlu Helsinki gündüzlerinden İstanbul'un sıcağına gelen rakip elinden geleni yaptı, organize bir takım olmalarına rağmen ortaya bir farklılık koyamadılar. Maç boyu aynı denemeleri yapıp sürekli başarısız oldular, son anlarda yakaladıkları fırsatta tribünlerin sedasının ''sex, sex, sex on the beach'' makarasından ''Cenk, Cenk, Cenk on the pitch'' gerçeğine dönmesiyle eve eli boş döndüler. En önemli oyuncuları Medo'nun cezalı olması planlarını bozmuş olmalı.

Beşiktaş maça iki defansif karakterli oyuncusundan birini Tabata'yla değiştirerek başladı. Schuster'in Necip'i yanına almasında yoğun maç temposu, forma bulamayan oyuncularla daha taze olmak gibi fikirlerin yanı sıra rakibi de dikkate aldığını düşünüyorum. Rakip, futbola fazla kafa yormayan pek çok Kuzeyli takım gibi klasik 4.4.2 oynadı. Bu durum da Beşiktaş'ın Viktoria Plzen deplasmanındaki taktiksel faciayı tekrar yaşamasını mümkün kılmıyordu. Guti ve Ernst'le nicel eşitlik sağlandı, böylece Tabata'nın rakip orta saha ile savunma hattı arasına girerek Beşiktaş'a geldiği günden bu yana en ideal pozisyonda oynamasına fırsat doğdu. Beklerdeki değişim takıma biraz daha esneklik kazandırdı ve Hilbert'in ekstra performansıyla oyun değişti.
İlk yarı Beşiktaş sürekli soldan gelmeye, ortaya yığılan oyunu hazırlık paslarıyla sürekli sola genişletmeye çalıştı. İsmail'in de desteğiyle sol kenar güçlenmişti ve takımın geri kalanı bugün buna göre oynadı. HJK Helsinki ise iki şeyden medet umuyordu. İlki aynı noktaya kümelenerek indirmeye çalıştıkları kale vuruşları, ikincisi ise Beşiktaş'ın ikinci bölgede kaptıracağı toplar. Set oyununda rakip sahada top tutmayı hiç beceremediler, önde kazandıkları toplarda da çizgi savunmayı aşıp aktif alan yaratamadılar. Bu durum maçın son dakikasına kadar devam etti. Öte yandan uyumlu şekilde alan kapatıyorlar, Tabata'nın etkisizliği nedeniyle orta sahadaki nicel sıkıntıyı tolere edebiliyorlardı. Ta ki 35. dakikaya kadar: Bernd Schuster'in Beşiktaş'ı, bugün harika bir ''trend 4.3.3'ün şablon üretimi golü'' attı.

Quaresma'nın attığı gol harika, fakat Hilbert'in golü bambaşka. Boş kale önündeki topa atılan basit bir kafa, öncesinde yaşananlar sayesinde Quaresma'nın solo golünü aştı. Aşağıdaki görselden takip edilebileceği üzere, derin topta sağ stoperi sırtına alan Bobo, sırtı dönük aldığı topla sağına döndü. Savunmanın ortasında açtığı delik yerleşimi bozunca sağ bek olduğu yere çakıldı ve mecburen Quaresma'dan uzak kalarak pasif savunmaya katıldı. Bobo'nun feyk dönüşü sonrası top Quaresma'ya geldi. Şu karede Beşiktaş'ın santraforu, kimine göre ''golcü'' olan adamı, kaleden yaklaşık 25 metre uzakta. Bu şekilde gol atma imkanı var mı? Golü atanın Bobo olma ihtimali belki az, ama Beşiktaş'ın gol atma olasılığı epey fazla. Quaresma son çizgiye iniyor, sağ kenar adamı Hilbert ön direğe koşarak sol stoperi üzerine çekiyor. Sağ iç Tabata ise arka direğe koşuyor. Güzel orta, iki doğru koşu ve sonrasında boş kaleye atılan harika bir ''uzak forvetler'' golü... Tek forvet Bobo kaleden uzaklaşınca, Beşiktaş bir anda Hilbert-Tabata ikilisiyle çift forvet oynadı. Her zaman Quaresma'lar, Hagi'ler bir yerlerden çakıp tabelayı değiştirmiyor, sıklıkla bu tip goller kazandırıyor.Roberto Hilbert'in soldan gelişen ataklarda maç boyunca birkaç kez yaptığı uzak forvet koşuları, onu bu takımın önemli parçalarından biri yapabilir. Takımın hücum merkezi her daim Quaresma'lı kenar oldukça ters kenarda yapacağı gol koşularıyla kimi zaman arka direkte forveti ikileyen, kimi zaman da goldeki gibi santraforun yerini alacak birine ihtiyaç var. Bu ihtiyacı geçen yıllarda Holosko karşılamıştı, fakat yakın zamanda geriye giden form durumu ve bugün yıllar sonra tek santrafor olarak denenmesi onu bu akşamdan sonra Hilbert'in arkasına itti. Hilbert, sağ kenardaki rakibi Holosko'ya göre daha bi' ''mevkisinin adamı'' olabilir. Temel görevlere ek olarak uzak forvet koşularını yapabildiğini göstermesi onu artık başka gözle değerlendirmeyi gerekli kılıyor. Ligde kontenjan sıkıntısı nedeniyle yerli bir uzak forvet ihtiyacı var ve Schuster'in maç sonu tanımladığı oyuncu eğer yerli olacaksa en iyi örneği Sercan Yıldırım. Biz Nihat'tan bunu beklerken Nihat'ın, takım 4.4.2 oynarkenki performansıyla 4.3.3'ün sağındaki performansının siyahla beyaz kadar farklı olması Schuster'i de endişelendirmiş olmalı.
Yine bu akşamdan takımın oyun anlayışının geçen yıldan farkını net olarak gösteren bir başka örnek: Yukarıdaki görselde takımın birincil savunma yerleşimi görülüyor. Tıpkı Beşiktaş gibi beklerini öne çıkararak oyun kurmaya çalışan HJK Helsinki, Beşiktaş'ı en geride 7 oyuncudan oluşan bir yay çizmeye zorladı. Ernst takımın boyunu kısaltmak adına savunma içine giriyor, Guti ve Tabata ise ön alanı kontrol ediyor. Bobo ise iki stopere gölge pres yapmakla meşgul. Mecburen uzun oynuyorlar, top sıklıkla çabucak Beşiktaş'a geçiyor. Schuster'in de oyuna kaleden başlarken yapmak istediği, rakibi buna benzer bir yerleşime zorlamak. Fakat şablon değişik olduğundan bazı farklılıklar oluşuyor. (Bu durumu ve bekler sorunsalını yine görsel üzerinde değerlendirmeyi bir dahaki Dolmabahçe ziyaretleri sonrasına bırakayım.) Burada önemli olan takımın boyca kısa (yaklaşık 22 metre), ence uzun olması. Kaleci Cenk ile savunma hattı arasında da aşağı yukarı aynı mesafe var. Pek çok Avrupalı hoca gibi Schuster'in de oyun anlayışının temeli, bu ve benzeri yerleşimlerle kuruluyor.

Bu akşam Hilbert'in ekstra performansıyla değişen bir maç izledik. Hoca oyundan ve takımın gelişimden memnun. Kendisiyle aşık atmak, yol göstermek hadsizlik olur; ama tüm bunlar bizim eğlencemiz. Hoca forvet istiyor ve şayet bu oyuncudan ligde yararlanılacaksa bu isim maalesef yerli olmak zorunda. Fink takımda kalmalı ısrarını yineleyerek Tabata'ya yine ''yolu açık olsun'' diyorum. Stad zemininin bakımından kim sorumluysa kendisini istifaya davet ediyorum. Bu konuda acilen bir şeyler yapılmalı. Quaresma-Süreyya Soner dostluğu, Ferdinand-Süreyya Soner dostluğu gibi olur umarım. Goller çok güzeldi, ikincisin sonrası ondan da güzeldi. Son dakikadaki Cenk kurtarışı olmasa evhamlanırdık, ama 2-0 tam kararında.

Beşiktaş 2-0 HJK Helsinki
Noat Samisa

18.08.2010

15 yorum:

Levent Kömürkara dedi ki...

Kontenjanda sıkıntı yaratmayacak "farvet" :) transferi çok yerinde bir tespit. Ivica oliç stilini son kez örnek vereyim. Sakatlanmasa Mustafa Pektemek'in ideal oyuncu olduğunu düşünüyorum. Tam da sağ kanat olarak transfer edilmişken Hilbert'in performansı tatminsizlik yaratmışken, "farvet" olarak harika bir maç çıkarması "kontenjana Holosko takılır mı?" sorusunu akla düşürmektedir. Medo ise HJK'nın yüzde ellisi. Top onun ayağına değmeden can kazanmıyor. Orada bu kadar rahat olmayacağımız kesin.

fitneci dedi ki...

Transferin son 2 haftası çok kritik bizim için. (Toraman'ı vs. sayıp stoper mevkiini es geçiyorum) quaresmanın, bobonun, ernst'in yedeği yok. bu 3 oyuncu da kadronun en vazgeçilmeyecek isimleri. Fink geçen sene Ernst'ten iyiydi ama gel de anlat bu yönetime...

Noat Samisa dedi ki...

Levent Kömürkara,

Haha :) ''Farvet'' harika tabir. :)

Tabata benim ilk gözden çıkardığım adam. Eğer bu bitirim forvet de gelirse yol alacak diğer adam Holosko olmalı derim.

Fitneci,

Ernst bu sene geçmişinde çok oynadığı derinde pozisyon alan defansif orta sahayı oynuyor. Ondan bu sezon ben zirve performans bekliyorum, ama sezonun tamamını oynaması mümkün değil. Bu sebepten ve aynı durumda olan Necip ve Guti nedeniyle Fink kalmalı diyoruz.

Hilbert sanırım Quaresma'nın alternatifi olabilir. Fink kalırsa sorun yok, bitirim forvet de gelirse alternatif sorunu da toptan halloluyor.

ceyhun dedi ki...

bu kısa teknik ve hızlı forvet nanesi ne ola ki?

hadi raul olsaydı anlardım da, daha bobo'nun ileride top tutamaması geyiği dönerken daha kuvvetsiz bir forvetle nasıl oyunu rakip yarı alana yığacağız. hızlı ve iyi top çevirmek bu konuda en etkin yol tabi ki ama beşiktaş o derece üst düzey bir takım olabilir mi? ya da daha doğru soru sanırım bobo bu top alışverişini beceremeyecek bir forvet mi gerçekten?

Noat Samisa dedi ki...

Ceyhun,

Hoca sanırım sağ kenara birini istiyor, bu görevde Nihat'tan memnun olmasa gerek. Bu yeni oyuncuyu genel oyun planında Bobo'nun yerine kullanacağını sanmıyorum, zaman zaman taktik açıdan farklı bir plan olduğunda görebiliriz belki.

ceyhun dedi ki...

hocanın bobo ve nobre yeterli olmayabilir açıklaması üzerine demiştim ama evet nihat'ın pozisyonunda henüz iyi bir performans sergilememesi onun yerine başkasını gerektirebilir. bana kalırsa da nihat'la oynadığımız her maçı bir eksik gibi oynuyoruz, hem hucümda hem savunmada.

robinho transferi gerçekleşti dedikodusu dolaşıyor dünden beri, eğer gerçekse bu şekilde kullanabilir robinho'yu ki hiç hevesli değilim robinho transferinde. şu anda takım oyunu oynama aşamasına gelmişken robinholu takım tam bir çorbaya dönecektir. hem yabancı sayısı hem de taktik ve top kullanma hevesi fazla olan oyuncuların fazlalığı sebebiyle, demirören'e maddi olarak iyice amade olmak da cabası. umarım gelmez...

turkkant dedi ki...

Çok güzel tespitler yapmışsın. Şu konular benim aklıma takıldı.

- Oyunu rakip sahaya yıkıp orada oynama çabasında bir takımın bu geri dörtlüyle bunu nasıl başaracak. Stoperler oyun kurmada yetersiz, sağ bekler yetersiz, sol bekler idare eder. Diri bir takım arka dörtlüye pres uyguladı mı, ya da diğer bir değişle, defansla orta ikili arasındaki bağlantıyı kopardı mı ciddi sıkıntı yaşarız gibi duruyor.

Bana kalırsa, forvetten çok Srna gibi oyun kurabilen bir sağ bek (hatta evet Srna:)), ya da Neill gibi eli ayağı düzgün bir stopere daha çok ihtiyacımız varmış gibi sanki.

Hilbert iyiydi, ama genel yetenek ve potansiyel açısından hakikaten Holosko'dan ileride olduğunu düşünüyor musun? Hele takım 4-3-3 oynayacaksa, Holosko çok daha potansiyelli bir oyuncu. Bence geçen seneye çok takıldık. Bu Holosko çok katedebilecek bir oyuncu: temposu, fizik kalitesi, şutu, adam eksiltme becerisi... biraz ısrar etmek lazım. Bahsettiğin uzak koşuların alasını yapabilecek kaliteye sahip. Yeter ki biraz üzerine düşülsün.

Noat Samisa dedi ki...

Ceyhun,

Robinho mümkünse Beşiktaş semtine uğramasın. :) Yolda görsem kendimi tutamayabilirim.

Turkkant,

Henüz savunma hattımızı iyi bir testten geçiremedik. Plzen maçının rövanşında biraz fikir edinmiştik, fakat net olarak bir şeyler söylemek için ya idmanları izlememiz lazım ki böyle bir imkan yok, ya da Beşiktaş orta sahasını geri itebilen bir rakibe karşı takımın reaksiyonunu görmek gerek. İBB maçında fazladan birkaç fotograf çekeceğim, orada bilahare değiniriz.

Schuster'in bilmeyip de bizim bildiğimiz çok az şey vardır. Bunlardan biri Delgado'yla ilgili olandı. Biz üç yıldır aynı şeyi izledik, Schuster deneyip gördü. Ligin karakterine dair henüz tereddütleri olabilir, ama artık bir eksik görüp oraya takviye istiyorsa saygı duyup meraklanacağız.

Bu adam Robinho bile olsa (maalesef) böyle. Toraman dönünce arka taraf topla daha iyi olacaktır.

Hilbert daha bi' kanat oyuncusu. Forvetin işini yapabilen bir kenar adamı. Holosko ise forvet ve demarke pozisyonda, önü geniş halde topla buluşması için sağ kanat adamının işini yapması isteniyor. Holosko'nun gol hasleti pek tabii daha yüksek, ama dün akşam görünenler ışığında Hilbert sezon boyunca daha verimli olabilir gibi geldi bana.

ercan dedi ki...

Fotoğraf olayı bitirmiş :)

Adama çoğumuz parasını alır, şovunu yapar, gider diyorduk.

Adam Malzemeci Süreyya'ya babası gibi sarılmış :)

matiasemilio dedi ki...

ismail konusunda umudumu hiç kaybetmedim ama tribünde şimdiden homurdanmalar başladı,ekşibeşiktaş ve forzada bi ümitsizlik söz konusu..
sizin düşünceleriniz ne yönde acep ?

Noat Samisa dedi ki...

Matiasemilio,

Tribün geçen sene de İsmail'e homurdanıyordu, yeni bir şey değil. Dünkü maçta ben de pek iyi olduğunu söyleyemeyeceğim, ama İsmail de eminim daha iyi olabileceğini biliyordur. Şu an belki yine formayı alamayacak, ama şu haliyle de önümüzdeki yıllarda sol beki götürür.

Asphalt Monkey dedi ki...

Ben Fink'in, yabanci sinirlamasi olmasaydi dahi Schuster'in takimda düsünmedigi kanisindayim. Netice itibariyle herkese esit yaklasiyorum hepsini denemem lazim dedigi bir yerde henüz resmi hicbir macta Fink'e sans tanimadi. Belki de ayni ülkenin insanlari olduklarindan, Fink'in oyununu yeterince iyi biliyor ve kendi tarzina uygun görmüyordur.

turkkant dedi ki...

- Hilbert-Holosko tercihi bana Necip'li Necip'siz oyunla ilgili gibi geliyor. Ortaya Necip geldi mi, Hilbert'e nazaran senin çokça kullandığın 'uzak forvet' oyuncusu için Holosko'nun daha gerekli olduğunu düşünüyorum (ya da Nihat ama bu fizik-kondisyon düzeyiyle Ekrem'i bile koysan sanki Nihat'tan daha çok iş yapar!). Yok eğer Necip yerine Tabata-Delgado tarzı bir ofansif oyuncu oynayacaksa, o zaman daha bir 'orta saha' oyuncusu, yani Hilbert tercih edilmeli sanki.

Aslında çok kafa yormak da gereksiz; Schuster çok esnek bir hoca. Real'deyken tüm kadrodan ve dörtlü defanslı tüm şablonlardan maçına ve oyuncusuna göre yararlanmıştı. Baptista formdaysa Baptista, Robben-Robinho formdaysa onları oynatıyordu. İdeal 11, ideal şablon olmayacak gibi, maçına ve oyunucunun form durumuna göre, herkes oynar gibi...

tari dedi ki...

noat bir tigana değerlendirmesi yapsana asdfghjk

Noat Samisa dedi ki...

Tari,

Bir Bordeaux maçını 90 dakika izledikten sonra yapacağım. Asdfghjk kısmıyla ilgili ise, Lyon ve OM'in durumu da farklı olmadığından ve liderin yalnızca tek maç kazanmasından dolayı kaybedilmiş bir şey yok.