Karabükspor 1-4 Beşiktaş

Beşiktaş son beş sezonda toplam 5 maçta rakip filelere 4 gol atma başarısı göstermişti ve bu 4 gol atılan maçlar, her sezon yalnızca birer kez gerçekleşmişti. Ankaragücü, Antalyaspor, Kasımpaşa, Ankaraspor ve Gençlerbirliği, sırasıyla Beşiktaş'ın ''her sezon bir adet 4 gollü maç'' serisine yakalanmışlar, yalnızca Antalyaspor (06/07 sezonunda) bu maçlardan puanla ayrılabilmişti. Bu sezonki 4 gollü galibiyet erken geldi ve bu tip skorların Beşiktaş adına devam edebileceğinin sinyalleri verildi. Dr. Necmettin Şeyhoğlu Stadı'nda süren bakım ve yenileme çalışmaları oyunu ''seyircisiz maç'' havasında soksa da, zemin en az İnönü Stadı kadar kötü olsa da tempolu, bol pozisyonlu ve çokça kırılma anına sahne olan iyi bir maç oldu. 11 yıl sonra zirve lige dönen ev sahibi Karabükspor, skoru koruyamayınca oyunun kontrolünü kaybetti, riskler almak zorunda kaldı ve son düdük çaldığında tabela 1-4'ü yazıyordu.

Erken gol maçı şekillendirdi

Karabükspor'un ''üst üste kazanma'' rekortmeni (Orduspor, 17 maç - Türkiye rekoru) hocası Yücel İldiz, geçen hafta Kayseri deplasmanındaki takımı aynen sahaya sürdü. Takımla birlikte zirve lige terfi eden oyuncular ile ligin tecrübeli oyuncuları ve yabancıların kolajı olan bu takım, sahaya 4.2.3.1 şablonunu temel alarak yerleştirilmişti. Arka dörtlünün önünde Tozo ve Birol, kenarlarda ise Şenol ve Fatih pozisyon aldı. En ilerideki santrafor Emenike'nın arkasında ise takımın hücum merkezi, Şampiyonlar Ligi tecrübesi olan Cernat vardı. Sağ kenardaki Şenol özellikle top Quaresma'dayken içeri yanaştı, sık sık Guti'nin pas yolunu kapatmaya çalıştı. Onun sağ kenarda boşlattığı alanı ise Cernat kullandı, İÜzülmez ile sık sık karşıya geldi.Beşiktaş teknik direktörü Bernd Schuster geçen haftaki kaybeden takımda ısrar etmemiş, oyun planını yeniden hafta içi kazanılan Avrupa Kupası deplasmanı üzerinden kurmuştu. Orta sahada Ernst'in derinde pozisyon aldığı, Necip ve Guti'nin ise iç oyuncusu rolünü üstlendiği bir üçlü ve sağ kenarda bunlara yakın oynayan Tabata sahadaydı. Quaresma yine ters ayakla oynadığı solda kullanıyordu ve en uçta Nobre sürprizi vardı. Bu tercihlerden özellikle Tabata ve Nobre muhtemelen oyun temposunu düşük tutmak amacıyla tercih edilmişti, fakat erken gelen gol oyunu değiştirdi.

Maçın henüz 2. dakikasında İ Toraman'ın iyi karşılayamadığı uzun top, onun boşalttığı alana giren Emenike'yi gole yaklaştırdı. Cenk'in kornere tokatladığı topun devamında kullanılan kornerde yine İ Toraman'ın iyi karşılayamadığı bir serseri top, Emenike'nin önünde kaldı ve Karabükspor bu golle 1-0 öne geçti. Bu gol Beşiktaş'ın oyununu, ardından gelen goller ise her iki takımın da oyun planını değiştirdi.

Duran toplar: Tabata, Nobre ve Cenk

Mağlup duruma düşen Beşiktaş, çabuk reaksiyon gösteremedi. Üst üste yapılan pas hataları topu rakip kaleden uzak tuttu, tek seçenek Quaresma'nın ekstra yaratıcılığıydı. Portekizli basit bir pozisyonda takımına korner kazandırdı. Tabata'nın ortasında ön direkte topa dokunan Necip, en arkadaki Nobre'yi buldu ve 10. dakikada skor eşitlendi. Bu dakikadan sonra oyun iki taraf için de başlangıçtan farklıydı. Senaryolar değişmiş, cesaretlenen Karabükspor daha maceracı bir oyuna niyetlenmişti.

Karabükspor, Cernat'ın üretken olamadığı bu günde Beşiktaş'ın ikinci bölgede kaptırdığı toplar ve Deumi-Mehmet ikilisinden çıkan uzun toplarla rakip kaleye gitmeye çalıştı. Emenike iyi top saklayarak takımını rakip kale önüne taşıyor, aynı zamanda derin toplarda gol tehdidi oluşturuyordu. 1-1'den sonra böyle iki pozisyon buldu, fakat skoru değiştiremedi. Aynı dakikalarda Beşiktaş ise yine istediklerini yapamıyor, oyunu kontrolüne alamıyordu. 26. dakikada sol çaprazdan kazanılan serbest vuruşta topun başına yine Tabata geçti. Kale içine ortaladı. Nobre'nin Deumi'ye faullü müdahalesini hakem farklı yorumlayınca top bir kez daha Karabükspor ağlarını buldu: 1-2. İki takımın da bolca top kaybı yaptığı ve bolca taç atışı kullandığı bu bölümde oyun duran toplar üzerinden ilerledi. Bu kez karşı kalede, 32. dakikada Cernat'ın kullandığı köşe vuruşunda Emenike'nin kafa şutunu muhteşem bir refleksle çıkaran Cenk günün hareketini yaptı, golü önledi. Bu pozisyon maçın en belirgin kırılma anıydı.
İkinci yarı: Başka Beşiktaş

İlk yarı bittiğinde Karabükspor istediklerini yapan, gol atan ve yeterince gol pozisyonu üreten taraftı. Rakibi olabildiğince pasifize etmişler, fakat duran toplarda Nobre'ye engel olamamışlardı. Beşiktaş ise oyunun hiçbir bölümünde istediklerini yapamamış, hatta arka taraftaki hatalar maçın geri kalan bölümü endişe vericiydi. Fakat soyunma odasında şeklen aynı, oyun olarak farklı bir Beşiktaş çıktı. Tabata'nın da içeri yanaşmasıyla oyun alanını sürekli daraltarak topu ayağında tutmaya çalışan, 50-65. dakikalar arasında oyun kontrolünü tümüyle eline alan bir Beşiktaş vardı. Pozisyon zenginliği yoktu, fakat ilk yarıdaki Karabükspor etkinliğinden söz etmek mümkün değildi. Baskın oyunda önde kazanılan toplarda Quaresma baş rolü oynadı, bazen ilginç şekillerde de olsa sürekli kaleyi yokladı. İşler Beşiktaş'ın istediği gibi gidiyordu, hamle Yücel İldiz'den geldi. Cernat'ı sağ kenara çekerek forveti ikiledi ve ön alanda pres gücünü artırarak Beşiktaş stoperlerini zorlamayı amaçladı. Fakat bu hamle de Beşiktaş kötü zemine rağmen iyi oynadığı pas oyununu bozamadı. Quaresma sol iç koridordan hızla içeri daldı. Deumi'nin yerdeki ayağına takıldı ve Guti, kazanılan penaltıda topun başına geçti. Sol ayağıyla sağ köşeyi buldu, maçı bitirdi. Sonradan Karabükspor'un oyunu çevirme çabaları sonuçsuz kaldı, kapanışı güzel bir solo golle Quaresma yaptı: 1-4

Sonuç: Zor Deplasman Karabük, Toraman ve Nobre

Karabükspor bu ligde sahip olduğu direncin ve mücadele gücünün yanına tehditkar gol planları ekleyen takımlarından biri. Cernat'a sahip olmaları, onları set oyununda dahi güçlü kılıyor. Tozo'nun Birol'la kurduğu ikilide üstlendiği rol önemli, zamanla bunun yansımaları görülecektir. Uzun toplarda Emenike'yi kullanabiliyorlar, Tozo'nun iyi bir pasör oluşu ön alanda kazanılan topları yine Emenike üzerinden gole dönüştürmeyi mümkün kılıyor. Takımla uyumlu beklere ve bu ligde yeterli tecrübesi olan stoper ikilisine sahipler. Bugün biraz sıradışı şekilde gelişen oyunda kontrolü kaçırdılar ve mağlup duruma düştükten sonra güçlü rakiplerine cevap veremediler. Gol pozisyonuna girmekte sıkıntı yaşamamaları geleceğe dönük en sevindirici gösterge. Daha efektif olurlarsa eğer, sahip oldukları reaktif oyun anlayışıyla Karabük'ü ligin en zor deplasmanlarından biri haline getirebilirler.

Beşiktaş'ın oyun anlayışı, son yıllarda gözükenler ve ligin trendi göz önüne alındığından 4.3.3 üzerine temellendirilmek zorunda. (Geçen haftaki mağlubiyet bunun bir başka açılımı idi.) Diziliş yönüyle bugün bu uyum sağlansa da sahadaki takım ''trend 4.3.3 şablonu'' modeline uygun değildi. (Bu etiketin alamet-i farikası bir kenarda klasik 4.4.2 dizilişinin çizgiyi boydan boya kullanan kenar adamını, diğer kenarda ise bir adet ''uzak forvet'' olarak nitelenen özel rol sahibi oyuncuyu bulundurulmasıdır. Örn: Malouda-Anelka, Robben-Kuyt, Navas-Villa, Messi-Henry, Quaresma-Holosko vs.) Bugünkü takım ise Tabata'nın sağ kenarda kullanımı nedeniyle oyunu genişletmekten kaçınan, tempoyu yükseltmekten uzak duran bir anlayıştaydı. İkinci yarının başındaki etkin pas trafiğinin birincil etkeni buydu. Fakat erken gelen gol ipleri hocaların elinden aldı, futbolculara verdi. Kenardan gelen hamleler oyunu değiştirmek bir yana, üstün olanın etkinliğini artırdı.

Bugün iki gol atan Marcio Nobre, duran toplar haricinde yine takımın oyununa katılamadı. Onun sahadaki varlığını yalnızca attığı ve atacağı goller onaylayabiliyorken bugün bu eşiği aşmış olması Beşiktaş adına önemli bir kazanım sayılabilir. Son 15 ayda 2. ve 3. resmi gollerini attı, Beşiktaş adına zor olan maçı kolaya çevirdi.

Bernd Schuster'in hedeflediği etkin pas oyununun olmazsa olmazı, topa sahipken yay şeklini alan çizgi savunma. Yüksek pozisyon bilgisi ve çabukluk gerektiren bu düzenek, takım hücum planlarına entegre bir savunma anlayışını bünyesinde barındırıyor. Takımın ön alan oyuncuları bu fikre uyum sağlarken, pas trafiğinde sorunlar yaşandığında arka taraftaki defolar göze batıyor. Özellikle ilk yarı Toraman'ın yerleşim ve ilk müdahale hataları epey sırıttı. Onun sağ bekte tercih edilmesi, Ekrem'in ve Erhan'ın yetersiz kaldığı kadro yapısında Beşiktaş için ideal. Sivok bu açıdan özel bir oyuncuydu ve onu yokluğu sorunu temelden çözebilmek için bir transfer gerekliliğini işaret ediyor. Şayet bu transfer gerçekleşmez ise Schuster'in planları bi' nebze esneyebilir. Radikal biçimde uygulanan çizgi savunma, eldeki stoperlerin hocanın futbol fikrine tam uyum gösterememeleri nedeniyle zamanla biraz daha geride konumlandırılarak hücum-savunma dengesi optimum düzeye ulaştırılabilir.

Cenk kurtarmaya, Quaresma ve Guti bir şekilde üretmeye devam ediyor.

Macyazilari.com: Karabükspor 1-4 Beşiktaş


Noat Samisa

30.08.2010

16 yorum:

geloraptor dedi ki...

Toraman'ın bugünkü hataları Schuster'in onu sağbekte kullanmasına vesile olur belki de ne dersin?

Ümit gönlümün ekmeği umar ha umar umar demiş şair... =)

sampi dedi ki...

Nobre'nin oku kisa olmus, adam false 9 muhabbetini tersten okuyup false 6 gibi oynadi. Efor, bogusma iyi guzel, yer ve zamani da var lig boyunca. Ama santrafor oyunu sifir, top ileri 1/3'te tutulamadi.

1. lige ciktigi icin oyuncularini cezalandirip tamamen yeni bir takim kuran Karabuk'un cok derli toplu oldugunu soylemek gerekir. Besiktas'in 3'lu orta sahasina ragmen orta saha hakimiyetini vermediler.

Guti'nin antrenman eksikligi cok batiyor. Dayi'ya laf sokabilecegim tek nokta genis kadrolu takimi onde olsun olmasin 60'ta iki degisiklikle zinde tutmamasi. Q7 sahsilik yapinca su sisesi firlatacak bir hoca olmasi dogru tercih. Eger dunya yildizi/dunya takimi yoluna girilecekse bu Lorant'la, Denizli'yle olacak is degil.

Necip sampiyon, birinci kim bilmiyorum.

Noat Samisa dedi ki...

Geloraptor,

Umarım öyle olur ve yine musibetlerin olumlu etkisinden söz ederiz.


Şampi,

Gol attıkça sorun yok ki bu da 15 ayda ikinci kez oldu. (Diğeri yerde 5 cm su tabakası olan, İngiltere League One maçı tadındaki Bursaspor maçıydı.)

Karabük nispeten derli toplu, Buca ve Konya gibi tüm takımı lağvetmediler. Silahları bol, bence lige tutunacaklar.

Guti konusunda zamanla tempo farkı olacağını sanmıyorum. 34 yaşında, suya sabuna az dokunarak takılmasında beis yok. Su şişesini sahaya fırlattı adam, o denli sinirlendi. :)

ubih dedi ki...

Besiktas 4-3-3 sablonunda oynamiyor.Hatta 4-2-3-1 dizilisi bile degil.Sahaya cikan ilk onbirin verileri ve yetileri bu sisteme uygun gibi gozuksede Necibin, Tabatanin yada Gutinin Ernsten uzak olusu rakip yari alan icinde dizilisin 4-1-4-1 oldugunu ispatliyor.Shusterin orta saha ozellikli oyuncularinin daha ilerde kurgusu defansin ve hucumun rakip alanda yapilmasini isteyen bir sistem.Takim oyuna yuksek konsantrasyon ve motivede basladiginda rakip yari alanda yapilan preste bu kurguda sorun yok.Ama mucadele eden ve ilk kaptirilan toplara basan Necip yerine Delgadonun veya Tabatanin kullanilisi Shusterin cizgi savunmasini zor durumda birakiyor.Fiziksel verileri ve mucadele gucu zayif Delgadonun takimdan ayrilmasi Aurelionun gelisi aslinda Besiktasi 4-3-3 sistemine daha yakin kiliyor..Orta sahada rakipten iyi top saklayan,kaptirilan ilk toplara daha cabuk basan,pozisyon bilgisi yuksek,tek ve dikene top kullanan ERNST-AURELIO-NECIP uclusu aslinda benim ideal orta saham.Aurelionun bu ikiliye katiliyor olusu creativ ozellikleri yuksek olan Gutiyi rakip kaleye daha cok yaklastirki bu cocuk 2000-2001 sezonu Real Madridte salt ofansif oynadigi pozisyonda onlarca asist yapmis bircok penalti kazandirmis ve su anda sirtindaki forma numarisini tasiyan 14 golu bulmustu.Quaresmanin rakibin icinden disindan gecen calimlari ve driplingleri Besiktasi rakip ceza alanina daha cabuk yanastirip gol aksiyonlarinin cogalmasini saglayarak oyuna heycan katiyor.Isteyerek futbol oynamasi bizim icin buyuk bir sans!Bobonun ileri uclude olusuna itiraz etmesemde yerine oyunun icine daha bir dahil olan son hamlelerinin iyi olmasi haricinde ayaklarina hakim oynatan bir forvet alinmasini daha cok isterim.Robinho burada ideal dururdu ama bonservisinin ve alacagi paranin cok ucuk olusu alina bilse bile itiraz edecigim bir transfer olur.CSKA nin Wagner Lowe i ve Mnchester City nin Tevezi bir stil Quaresmanin ve Gutinin arasina mukemmel giderlerdi.Tabi bunlarin hepsi hayal gibi duruyor.Ne Shusterin Aurelio-Ernst-Necip uclusuyle orta sahaya cikacagini nede yukarda belirtigim forvet tipinin takima katilacagina inanmiyorum!

gökhan dedi ki...

aslında quaresma-bobo-holosko şu mevcut kadroda en ideal üçlü. hatta kadroyu geçtim normal şartlarda da çok ideal. ama hem yabancı meselesi hemde holoskonın 1 yıldır süregelen felaket formu bunu engelliyor. sezon içinde toparlaması durumunda formayı alabilir. aurellionun gelişiyle yabancı-yerli meselesi de daha dengeli oldu. merak ediyorum nasıl olacaklar diye.

unutmadan toramana kötü stoper diyen futboldan anlamıyor yeaeae, toramanı beğenmeyen futbol cahilidir yeaeaeae, son 3 yıldır maç izlememiştir yeaeaee.

nobre de geçen sezonki performansını ikiye katladı. zam istemesin durduk yere?

Noat Samisa dedi ki...

Ubih,

Aslında bir gün şu yazdığım şablonların, sayıların arasındaki farkı kısaca yazıp blogun tepesine asmam lazım, bazen anlamsız görünebiliyor.

Tartışalım, 4.3.3 ile 4.1.4.1'in farkı nedir?

Sayfanın yukarısındaki kitaplık bölümünde bu bilgileri edindiğim bazı kitaplar var. Oradan damıtılan bilgiler ışığında farklardan bahsetmek ve bunların önemine dikkat çekmek mümkün.

Trend 4.3.3 denilen şablonda ileri üçlüde bir kenar adamı, bir de uzak forvet vardır. Dün böyle değildi, DK İspanya'sının Iniesta tercihi gibi sağda aslen bir iç taraf oyuncusu olan Tabata vardı. Topu ayağında tutmaya dayalı, esnek olmayan bir 4.3.3 dedik buna.

Peki 4.1.4.1 nedir? Bu şablonun temeli de 4.3.3 şablonu, aslında aralarında büyük farklar yok. Talnızca üç oyuncunun görevinde önemli değişiklikler var. Uzak forvet yok, çift tarafta da kenar adamı kullanılıyor. (Mesela Quaresma-Ekrem olsa kanatlar, böyle diyeceğiz.) Ve merkezdeki ikili, dünkü Guti-Necip gibi zaman zaman çizgiye açılarak değil, sıklıkla orta hat üzerinde pozisyon alıyorlar. Dünya Kupası'ndaki Gana bu şablonun en güzel örneklerinden biriydi.

Burda fark, Beşiktaş'ın hücum planlarının şu vakitlerin Chelsea'si gibi olduğudur, Gana gibi değil. Tabii bana göre...

Diğer söz ettiklerinize büyük oranda katılıyor ve gözlemlerinize saygı duyuyorum. Fakat şablon meselesi benim açımdan bu, diziliş ise maç için sayısız farklı forma girebilir.


Gökhan,

Hilbert'i ben daha uygun bulduğumu söylemiştim. Holosko da bu takımda ölü haliyle 7-8 gol atabilir.

Toraman ise kendini anlatıyor sağolsun.

Zinedine Zidane dedi ki...

Karabük'ün ligde tutunacağı fikrine aynen katılıyorum. Gecen sene bizi, yani Karşıyaka yı şöyle evire çevire salladıkları mac sonrası, son 5 senede bank asyada izlediğimiz en iyi takım olduğuna kanaat getirmiştik. O kadronun üzerine hatırı sayılır bir iki oyuncu eklediler.ülkemin güzel futbol akıllarından yücel ildiz ile umarım kalıcı olurlar. Hem bir fabrika ve sendika takımı. Bu yuzden bu ligde kalmasını çok daha fazla istiyoruz.

Noat Samisa dedi ki...

Zinedine Zidane,

Kesinlikle öyle. Fabrika ve sendika çok güçlü bir aidiyet damarı oluşturuyor. Kayseri'de olduğu gibi takım hem tribün, hem de maddiyat yönüyle şehirden destek alamasa bile fabrika ve sendika bu boşluğu fazlasıyla doldurabilir.

Güzel şehir, güzel deplasmandı. Sezon öncesinde mutlaka gitmek istiyordum ama fikstür kelek yaptı. Sempatik bir takımlar, saha içinde de iyiler.

turkkant dedi ki...

Toraman fizik olarak maça bence hazır değildi. Tam hazır olmadan böyle hatalar olabilir. Bunun benzerini geçen hafta Ferrari yaptı. Keza o da tam form tutmuş değil. Lugano, Bilica da habire pozisyon hataları vs. yapıyor. Ya da, dün Neill yanlış bir pas verdi, rakip direkt pozisyona giriyordu. Bence 1-2 pozisyonla stoperleri bu kadar çabuk yargılamıyalım. En azından bir yarım sezon izleyip değerlendirmek lazım.

Bir de, sen hakikaten Hilbert'in hangi özelliğinden "uzak forvet" açısından Holosko'dan daha iyi bir alternatif olduğuna inanıyorsun? Kariyerinde de zaten 4-4-2'nin sağ açığı, bazen sağ bek, hatta ön libero oynamış bir oyuncu. Uzak forvet oynayabilir yorumunun, sanırım Holosko'ya olan inançsızlığından ileri geliyor... Bu adama biraz güvenelim. Hilbert'in ofans özellikleri yetersiz, Nihat'ın fizik-kondisyon kalitesi... Form tutarsa, "sağ forvet" işini "hakkıyla" yapabilecek tek adam Holosko. Diğerleri olsa olsa geçici çözüm olur (Tello'nun, Ekrem'in bu pozisyonda oynamış olması gibi).

matiasemilio dedi ki...

kitaplık bölümünden mehmet demirkolun mektuplarından oluşan kitabı dışında hiçbir kitabı okumadım..içeriği genel futbol bilgisi ve terimlerinden oluşan,en faydalı gördüğünüz,tavsiye edebileceğiniz kitaplar hangileridir ?

Noat Samisa dedi ki...

Turkkant,

1-2 maç değil, İbrahim Toraman yaklaşık 6 yıldır Beşiktaş'ta. Ben de sanıyorum ki bu dönemde fazla maç kaçırmadım ve futbol görüşüm bana Toraman'ın yeterli bir stoper olmadığını, stoper halinin Gaziantep'te kalması gerektiğini söylüyor. İnsan sarrafı değilim, bir-iki maç ile hiçbir futbolcuyu kesin dille yargılayamam. Ama 6 yıllık upuzun bir gözlem sürecinden söz ediyorum, o kadarı da fikir olarak kalsın. Tıpkı sizinki gibi, sahada yansımasını görürüz zamanla, yeniden değerlendiririz.

Hilbert'ten daha önce de bahsettim. Holosko, Hilbert'in yapabildiklerini yapamıyor; ama Hilbert, Holosko'nun 10 üzerinden 7'lik yaptığı uzak forvet işini 10 üzerinden 5'lik düzeyde (atıyorum) yapabiliyor. İlk izlenimim bu ve Holosko da rotasyonda sağ kenarda oynarsa eğer 10 gole yaklaşır, iyi bir silah'tır diyorum.


Matiasemilio,

Hepsini tavsiye edebilirim. Saha içinde olan-bitene, oyunun tarihsel gelişimine ve diyalektiğine genelde öcü gibi bakılıyor ülkemizde, bu sebepten çevrilen yabancı eserlerin pek çoğu genel bir algı değişimi yaratmaktan ziyade spesifik konularda içerik barındırıyor. Her kitabın kendinden menkul bir değeri var, fakat bana göre oyunu en net açıklayanlar Jonathan Wilson'ın kitapları. Mesela bu kitaplar dün Beşiktaş'ın ikinci yarı nasıl daha iyi olduğunu açıklayamaz, ama diğer tüm kitaplar da Beşiktaş'ın İBB'ye neden kaybettiğini açıklayamaz; dizilişlerden bahsetmeden asla gerçeği bulamaz.

Oyuna etkiyen tarafa dair inanca göre beğeniler değişir. Ben öncelikle bizim taraftarlık kitabımız olan Bu Maçı Alacaz'ı ve en çok bilinen futbol kitaplarından Fever Pitch'i tavsiye ederim herkese.

ubih dedi ki...

Sablon ve dizilislerde kitaplarda on gorulen anlayislar ve ornekler soz konusu oldugunda size gore zayif kalacagimdan dolayi tartismalara girmek istemiyorum.Benim kafamdaki mevcut kadro Besiktasinaa en uygun 4-3-3 de;cizgi savunmada maksimum dikkat,orta sahada maksimum disiplin,forvette maksimum serbest(yaratici) felsefesi yatiyor.Tabiki mac anindaki dizilisler rakibin kullandigi pozisyona ve sisteme gore formatlar degisir.Topsuz oyunda Ernstin yaninda Necipsiz sadece Tabatanin veya Gutinin kullanildigi bir orta saha duzeninden yeterli verim alinamaz.Ne Tabatanin ne Gutinin nede giden Delgadonun dogasinda maksimum mucadele yok.Yani Necip bu kadronun olmazsa olmazi.Ben Aurelioyuda ekleyerek taktik disiplini biraz daha garanti altina alma taraftariyim.Anchelottinin CHELSEA sinda atak baslatma isleminde takimin geriden top dagitiminda MIKEL-ESSIEN isbirliginde gordugumuz bu arada kendi kanat beklerinin maksimum cizgiye yakin ileriye acilmasi ile oyun alaninin genisletip rakip orta sahasini veya defansif aldigi pozisyonu olabildigince genis alana yayilmasini saglayarak hemen onlerindeki Anelkayi ve Mouludayi serbestlestirmesi yurulugunun bizde uygulamasinin daha dogru olacaginin kanatindeyim.Mikel-Essien etalonun ERNST-AURELIO ya verilerek Necibin ise Lampard veya Gerard tadinda bu ikiliyi tamamlayabilecegine adim gibi eminim.Bu gorevleri bizde sadece Ernste yukleyerek olabilir top kayiplarinda ozellikle son zamanlarda defansi zor duruma dusurup kalecimizle burun buruna kalan rakip forvetlere atilan ara paslarin veya uzun toplarin minumuma dusurulmesi utopya olur.Tamam cizgi savunma herzaman boyle bir risk icerir ama bu risklerin minimalize edilisi icin ilk toplara basacak orta saha oyuncularin dogasinda cabukluk, mucadele gucu olmasi gerekmezmi.Ben Tabatada veya Gutide bunu goremiyorum.Oyleyse Ernstin yaninda isleri yok.Oyleyse yaninda veya hemen onunde bulunsalar bile en azindan defansif anlamda nicel varliklari niteliklerinede yansimiycak.Oyleyse bolca kontra atak yemeye devam edecegiz.Ancak 4-3-3 un orta uclusunun verimi takimin basarisindaki sigortasi olabilir.Keza ileri ucludeki suphe etmedigim muthis ikili; Quaresmanin ustun yeteneklerine eklenen futbol oynama istegi ve Gutinin terubesi gol garantisidir

downfall dedi ki...

Beşiktaş bu sene yaptığı transferlerle iyi bir hava yakaladı ve kazandığı müddetçe bu hava sürecek. benim korkum ise bu savunma zaafları. Yıllardan beridir Beşiktaş'ı takip edenler mutlaka anımsayacaktır, bizim takım hiçbir zaman çok atarak kazanan bir takım olmadı. (Bunlar benim öznel düşüncelerim elbette) Gordon zamanından itibaren başarılı olduğumuz sezonlarda çok atan değil az yiyen olarak kazandık biz. Atmadık demiyorum elbette, ama attıklarımızdan fazla yemediklerimizle şampiyon olduk diyorum. Örnek olarak bugün Fenerbahçeli birine sorduğunuzda takımından her şeyden önce koşmalarını, formayı terletmelerini ister. Bir Beşiktaş taraftarının bu durumdan şikayet ettiğini duymadım hiç. Bizim takım hep koşar, mücadele eder bir şekilde. Şimdi bu sezondaki yıldız transferleriyle birlikte biz daha atan bir takım hüviyetine bürünüyoruz. (Tabii Bernd Schuster faktörünü gözardı etmiyorum) Bu benim gibi taraftarları biraz korkutuyor açıkçası. Alışmamışız sanki bu duruma.
Yukarıda yazılanlar işin duygusal boyutu elbette, teknik analizde de oynamaya çalıştığımız taktikten ötürü savunma zaafı yaşadığımızı düşünüyorum. Bizim defans oyuncularımızın temel futbol bilgileri bu önde kurulan savunma şablonunu kaldıramayacak ve derbi maçın bir tanesinde farklı bir skorla yenilip gittiğimiz yoldan döneceğiz diye korkuyorum. Bu taktikte beklere büyük iş düşüyor ve bizim beklerimiz kesinlikle uygun değil bu oyuna. Ayrıca Buca maçnda gözüme çarpan bir şey de preste defanstan top çıkaramamamız. Umarım bunlara bir çare buluruz. Bunun dışında Guti ve Quaresma'yla nasıl olsa topu rakip kaleye taşıyıp bir şeyler yapabiliriz diye düşünüyorum.

kartalist dedi ki...

Meleke yazdığında ciddiye almamıştım ama şu ofsayt taktiğimiz gerçekten korkutuyor beni.Bu sene oyuncu performanslarının da önüne geçecek gibi görünüyor.

Noat Samisa dedi ki...

Ubih,

Bekler üzerinden yapılan Chelsea örneklemesi çok güzel bir ideal bizim için. Necip'in pasıyla kaleciyle karşı karşıya kalan İsmail Köybaşı... gibi bir nirvanası var bu idealin. Keza Aurelio-Ernst de bizim için başarı garantisi olabilir, ama Necip'i garanti etmeyeceğinden sonuç gelmediğinde tutunacak dalımız kalmayabilir.


Downfall,

Evet, Beşiktaş özellikle son 5 yılda hiç yaratıcı bir takım olamamıştı. Savunmacılar bu üretken olamayan, gol yememesi gereken takıma uygun, son hamlelerde başarılı isimlerden seçilmişti. Fakat şimdi onlar başka bir oyun oynamaya çalışıyorlar. Doğal olarak zorlanıyorlar. Hepsi birbirine bağlı.


Kartalist,

Ofsayt taktiği diyince benim kalbimden beynime nefret pompalanıyor. (06/07 sezonunda bazı yaşanan olaylardan mütevellt) Gelin buna çizgi savunma diyelim. :)

Şu an ana sorunumuz arkadaki sıkıntılar. Bunu daha kapsamlı ele alıp tartışmak lazım, fakat şu an benim için uygun zamanlar değil.

Bayram sonrasına hem Ubih'in Ernst-Aurelio fikrini, hem de şu çizgi savunma olayını biraz karıştırmaya söz vereyim. Tıpkı bu tartışmalar gibi ortaya faydalı, herkesin futbol fikrini besleyeci bir şeyler çıkar belki.

ubih dedi ki...

Defansin onde tutulmasin amaclarinda teknik direktorun kurmak istedigi sadece ofsayt taktigi degildir zaten.Daha cok rakip forvetler ve onlara top atan diger oyunculara karsi bir SHLAKBAUMdur bir nevi.Cizgi savunma ile derin savunma SHLAKBAUM ile demir kapilarin arasindaki fark gibi.Bu engel belirli bir risk icersede rakip forvet oyunculari icin bir uyaridir.Yani seni ofsayta dusurdum den cok bak daha ileri gidersen seni ofsayta dusururumun verdigi psikolojik bir engeldir.Kisacasi rakip forvet oyuncularini olabildigince kendi kalenden uzak tutmakdir bu sayede.Ama cizgi savunmanin birincil vazifesi sahada takimin boyunu kisaltarak kendi defans oyuncularinin ozelilikle kanat beklerinin oyuna daha cok dahil olmasini saglamaktir.Takimin boyunu kisaltarakta mucadelenin ve oyun akisinin daha ilerde rakip alanda oynanmasini saglamaktir.Bu sebeblerden dolayida ofsayt taktigi termini yanlis gormenize katiliyorum cizgi savunma adina kullanilan.Fakat alti doldurulmayan cizgi savunma taktigide kendi basina bir felakettir.Orta saha oyuncularinin ve forvetlerinin rakibin toplarina veya kaybedilen toplara gosterecegi reaksiyonun cabuklugu ve mucadelesi on plana cikmaktadir.Beyni gol atmak ve attirmak icin calisan forvet oyuncularinin ne kadar tembihlesende tembihle olabilir top kayiplarinda birdenbire rakibe gosterecegi reaksiyon cabuklugu ve mucadelesi saibeli olacagindan dolayi bu asil ve acil gorev orta saha oyuncularinin uzerine kaliyor.NECIP-AURELIO-ERNST uclusunde israrci olmamin sebebide budur.Golu dusunen Quaresmanin,Bobonun,Gutinin yada onlarin yerine sahada olacak Holoskonun,Tabatanin,Nihatin rakip oyunculara yapacigi ilk mudahele pasif kalacaktir belkide hic olmayacaktir.Orta saha adi ustunde defansin ve hucumun ortasini bulup her iki modada cabuk gecme ozelligidir baslica gorevi.Ve bizim kadroda bunu en iyi yapabilecek Ernst-Aurelio ve Neciptir.ERNST-AURELIO fikrimin uzerinde kafa yoracaginizi soylemissiniz.Ama ben bu ucluyu bir butun olarak goruyor bazen Necibi Ernstin ve Aurelionun biraz onunde bazen Ernsti ve Necibi Aurelionun onude kursamda cabuk reaksiyonlar,sert mucadeleler,alan parselleme,top saklama becerisi ve tek pasla oyuna dahil olma anlaminda tabloyu birbirinden eksiksiz dusunuyorum tam orta saha kivamini yakalamak icin.Kanat beklerinin oyuna maksimum dahil oldugu hucumda Quaresma,Guti ve Bobonun yaraticilik anlaminda asiri sebest oldugu bir kurguda Aurelio-Ernst-Necipin balans oldugu bir orta saha.