Teofilo: Sadece Golcü mü?

Ülkemizin faal durumdaki en yetkin yerli hocası öğretmeye, anlatmaya devam ediyor. Biz de dilimiz döndüğünce tercüme etmeye çalışıyoruz. Bugünkü dersten çıkarken ''Teofilo, Umut, Burak gibi oyuncularla ileride hamle yaparak golü atmak istedik, ancak olmadı.'' dedi. Yıl başından bu yana hedef maç kaybetmeyen bir takımın hocası, ilk mağlubiyetin ardından bu cümleyi kurdu. Geçmişe bakmaz isek Şenol Hoca'nın bu cümlesinin üzerine ''A planı tutmayan mağlup hoca açıklaması'' etiketi yapıştırabiliriz. Fakat maçta görünenler ve bunun sonucundan ortaya çıkan iki veri durumu değiştiriyor. Trabzonspor, bugün %79'luk pas isabetiyle bu dalda Liverpool'u 2 puan aştı. Topla oynamada ise rakibinden yalnızca 2 puan aşağıda kaldı, %49'a ulaştılar. Bu ve benzeri sayıları Benitez'in Liverpool'una karşı Anfield'da oynanan bir turnuva maçında teklif dahi edemezdiniz.

Bursaspor maçı Trabzonspor'un hedef maç idealini bize işaret ediyordu. Trabzonspor takımı, rakip orta sahayı sahadan silince Teofilo'ya uygun ortam oluştu ve golcü, gollerini sıraladı. Geçtiğimiz hafta sonu Ankaragücü karşısında ise bambaşka bir şey görüldü. Set oyununda adeta sahadan silinen Alanzinho ve kenarların yeterince çalışmadığı tek yarı saha oyununda yine edilgenleşen Teofilo, bu maçın soru işaretleriydi. Santrafor Umut Bulut oyuna girdi, Yattara'nın işbirliğiyle yine golleri Teofilo'ya hazırladılar. Teofilo manşet oldu, Umut Bulut ise yine ''çok çalışıyor, ama beceremiyor'' oldu. Gol atmanın çok yolu vardır, ama bir de anahat vardır. Golü getirecek pozisyonu hazırlamak, golü atmaktan daha önemlidir. Nispeten ağır, oyun içindeki etkinliği neredeyse sıfır olan Teofilo, bir kez daha görüldü ki sete-set giden bir maçta tek santrafor oyununda takımına Umut Bulut'tan daha faydalı değil. Öyleyse buradan bir fikir çıkıyor ve peşinden bir diğerini sürüklüyor.

''Umut ve Teofilo birlikte oynasınlar'' denildi, çünkü Ankara'da üç puanın nasıl geldiğini herkes görmüştü. Şenol Güneş'in bu öneriyi dörtlü savunma kullanarak uyguladığını yalnızca geçen sezon İnönü'de şahşt olmuştuk. Bu halde Colman ve Alanzinho'dan düşük verim alacağından ben bu düzenin takımın genel tertibi olacağını düşünmüyorum. Bunun oluru, Şenol Güneş'in Türkiye ulusal takımı ve FC Seoul'de uyguladığı 5.3.2 şablonu olabilir. Bu önerinin en kritik oyuncusu Ceyhun Gülselam. Savunma önünde derin oynadığında belli bir standardı var, bu akşamın da iyilerinden biriydi. Önlibero işini yapabilirse eğer, bu değişim gerçekleşebilir. Fakat şu halde Umut-Teofilo birlikteliği nasıl mümkün olurdu, denirse; ancak böyle:

Bugün Umut solda, Teo merkezde ve Burak sağda olmak üzere geçen maçların asimetrik 4.3.3'ünün, trend 4.3.3'e döndüğünü gördük. Alanzinho kenardaydı. Bu noktada yine Ankaragücü maçına dönersek, dar alanda atıl kalan Alanzinho'nun bugünkü oyunda da yeri yoktu. Bugün amaç, topa sahip olarak kısa ve derin paslarla Umut ve Teo'yu kaçırmaktı. Liverpool'un Fabio Aurelio'yla hücumda güçlenmiş soluna Burak tercihi önlem oldu. Trabzonspor ilk yarı çok iyi pas yaptı. Egemen'in savrukluğu olmasa çok daha akışkan pas trafiği kurulabilirdi. Şenol Güneş'in maç planı belli ki iki aşamalıydı. İlk yarı topa sahip olarak kalesini savunan, gol planları ikinci planda olan Trabzonspor, ikinci yarı rakibin baskısıyla birlikte geride açılacak boşlukları Alanzinho ve Yattara'yla dolduracaktı. Bu teori ilk yarının uzatmalarına kadar çok güzel işledi, rakibe fazla alan vermediler. Devrenin son anlarında Glowacki doğru işi yapıp topu karşılamak için öne çıktı, ama şanssız şekilde takım arkadaşına çarpan top, Glowacki'nin boşalttığı alandan Trabzonspor kalesine gol oldu. Şenol Güneş oyun planını çöpe attı, fazla risk almadan devam etti. Maçın devamında penaltı, kısa periyotlarla Liverpool baskısı ve Trabzonspor'un nadir pozisyonlarında icraat halinde olan adam hep Umut Bulut'tu. Olmadık topları kovalaması, hücum pres azminden apayrı şekilde Umut Bulut bir santrafor, yani golü hazırlayacak işleri yapabilen bir hücum oyuncusu.

Akan oyunda golü hazırlamak, her zaman gol vuruşundan daha önemlidir. Hele rakip Liverpool ise daha da önemlidir. Trabzonspor - Teofilo ilişkisinin kısa sürede ansızın değişmesi, sahadaki futbola dair üzerine konuşulması gereken en önemli konu ve şu anda Trabzonspor'un muamması, Şenol Güneş'in dilemması haline geldi. Kolombiyalı'nın moralinin yüksek oluşu, rakibin ona önlem alacağı düşünülmüş olabilir; biliriz ki antrenörlük, temelinde grup ve birey yönetimi üzerinedir ve Şenol Güneş'in oyun planı devre sonuna kadar fazlasıyla iyi gidiyordu. Bugün oyun alanını sürekli merkezde tutarak, DK 2010 İspanyası'vari bir futbol fikriyle oynayan Trabzonspor'un (geçen sezon gördüklerimiz ışığında) esas güçlü olduğu hali bu değil. İkinci maç bir başka Trabzonspor daha görebiliriz. Şenol Güneş'le özel bir hedef maç takımı olan bu takımın sıkışık maçlar için de farklı çözüm yöntemleri var ve Liverpool henüz Türkiye sınırları içerisinde bizden bir takıma karşı maç kazanamadı. 2005 CL finalini de 90 dakikada kazanamadıklarından bu maçı da seriye ekleyebiliriz. Trabzon'da yine zekice oluşturulmuş bir oyun planı görecekler ve eğer kalelerinde gol görürlerse, tam kadro gelseler bile işler hiç de bekledikleri gibi gitmeyebilir. Geçen sezonun Avrupa'da en özel futbol adamı olan Roy Hodgson'ın cevapları da epey ilginç olacak.

Liverpool 1-0 Trabzonspor
Noat Samisa

20.08.2010

17 yorum:

Kieran dedi ki...

şunu diyebilir miyiz peki teo'nun sözümona iyi performansı oyun planları açısından bir anlamda şenol güneş'in başına çorap örmüştür?

Noat Samisa dedi ki...

Kieran,

Sanırım aynen öyle oldu. İnsan bazen kendine şaşırır ya, bu belki öyle bir şey. Basın, ne derler vs. Şenol Güneş'in umrunda olmasa da kendine kendine ''ya yine atarsa'' demiş olabilir. Alanzinho bir şey gösterdi, Teo iyi durumdaydı; tüm bunları göz önünde bulundururak bir oyun planı oluşturdu, bir takım çıkardı, ama o takım taktiksel açıdan nispeten zayıf kaldı. Galiba böyle özetleyebiliriz. :)

Kieran dedi ki...

peki mesele jaja olunca bu süreç nasıl işleyecek?hoş jaja'yı çok bildiğimiz söylenemez ama golü hazırlayan tipte bir santrafor olmadığını düşünüyorum ben(yanılmıyorsam).yani teo'nun yerini bir iki hafta içinde yavaş yavaş jaja alacaktır fakat alanzinho'nun atıl kalışı,trend 4-3-3'ün en azından güneş'in oyun planlarına uymama durumu devam etmeyecek mi umut-jaja-burak üçlüsüyle?

Noat Samisa dedi ki...

Kieran,

Jaja'yı ben de üç maç izledim, ordan ne biliyorsak o aslında. Teofilo'dan daha hareketli, daha çok yönlü oyuncu. Bu kesin. İdealleştiremeyiz tabii, bir Bobo ve Baros kadar asgari standartlara uygunluk sağlamayabilir. Hedef maçlardan ziyade bu muamma ligde görülecek. Alanzinho'nun merkeze yakın olması sete sette büyük bir sorun, atıl kalmaması için kalabalıktan çıkarılmalı. Burak sorun, kenar adamını değil anca uzak forveti oynuyor. Bu noktada Engin Baytar önemli. Pek çok açıdan işleri rayına sokabilir.

Umut-Teo-Burak'ı bu maça yönelik bir tercih olarak görüyorum, hoca son iki maçtan bunu çıkardı, rötuşlar yaptı. Bir de uzak seçenek yazıda bahsettiğim üçlü defans. Belki de daha başka bir şey, bahsettiğimiz kişi Şenol güneş bu sonuçta. :)

TA dedi ki...

trabzonsporu çok beğendim.güzel oynadılar.eksik olan neydi? tecrübesizlik ve deplasmanda oynuyor olması.tabi birde liverpoolla oynuyorsun.

doğru kadro ile sahadaydı bence şenol güneş.liverpool tempolu takım.alanzinho ve yattara liverpoolun pres gücü karşısında etkinliği azalırdı.teo umut burak tercihi doğru karardı.bu karar daha çok tek pasa dayalı oynayan trabzonspor için doğru karardı.yattara alanzinho geniş alanda daha faydalı olan oyuncular(birde daha az presde).liverpoolun etkili presi zaten göstermiştirki yattara ve alanzinhoyu yedekte bekletmesi şenol hocanın doğru kararıydı.

glowacki ile egemende muhteşem ikili olmuşlar.hep bir adım rakibinden önde topa bastılar.serkanda çok çalıştı.colman etkisiz gözüksede umuta verdiği harika pas ile ne kadar önemli vazgeçilmez olduğunu gösterdi.

tebrikler şenol güneş.tebrikler trabzonspor.

TA dedi ki...

teo nun bir özelliği gözden kaçmasın.topu iyi saklıyor.ve dağıtıyor.

shelbyl dedi ki...

Yalniz Trabzonspor ilk yarida golu yiyene kadar inanilmaz guzel sahaya yayildi.

Ben bu kadar sablonu benimsemis, bu kadar ne yaptigini bilen baska bir takim bilmiyorum ligde su an.

Zlatan Muratanovic dedi ki...

Teofilo'yu ceza sahasi icinde topla bulusturamadiginiz zaman ondan birsey bekleyemezsiniz. Teo oyle bir oyuncu, ceza sahasi icinde topla bulustur o golunu atsin.. Dun aksamki takimda ne Burak ne de Umut Teo'ya ceza sahasi icinde top atacak adamlar degiller.. Sadece belki Colman yapabilirdi, o da dun cok defansif oynadi yapamadi. Senol Hoca'nin hatasi burdaydi iste, Burak-Umut-Teo ile gol atarim derken takim iyi oynamasina ragmen pozisyon bulamamasini aciklayamadi. Burak yerine pozisyon yaratacak bir isim olarak Yattara veya Alanzinho ile baslasaydi farkli olabilirdi. Cunku orda atilacak bir gol turu getirebilirdi simdi tur cok zor, Liverpool bir sekilde Trabzon'da golu bulacaktir.. Bu da benim mac yorumum ;

http://bohemfutbol.blogspot.com/2010/08/liverpool-trabzonspor-1-0.html

matiasemilio dedi ki...

sizce ceyhun şenol hocanın 'ki'si olabilecek mi ?

Noat Samisa dedi ki...

TA,

Trabzonspor ve Şenol Güneş pek tabii güzel bir maç geçirdiler, fakat bu tip iyi-kötü yargısı yerine daha keyifli olan kısımla ilgileniyorum. Neden böyle oldu, gibi mesela. Evet, Teo golcülüğünün yanında bir de biraz pivot oyunu oynuyor.


Shelbyl,

Gözlem çok doğru kesinlikle. Bu açıdan seyri çok keyifli bir takım oldu Trabzonspor.


Zlatan Muratanovic,

Bence Şenol Güneş bunun açıklamasını yaptı, yani Teo ve Umut'u bir arada sahaya sürmenin sebeplerini hem maç sonu, hem de topa sahip olma yüzdesiyle açıkladı. İki aşamalı düşündüğü maç hesapta olmayan bir hatayla elinden kaçtı, bu da doğaldır.


Matiasemilio,

Hayır, Ki Sung-yueng daha çok Colman trazı bir oyuncu. Ceyhun'dan Han Tae-you ya da Kim Jin-kyu olmasını bekleyebiliriz. :)

Great White dedi ki...

teofilo ile ilgili ben de günlerdir neredeyse aynı konuya değiniyordum. fakat burada daha detaylıca incelenerek masaya yatırıldığını gördüm..

hatta teofilo' nun son iki maçta atmış olduğu 5 golün yarattığı gazın liverpool deplasmanında şenol hoca' nın sistemini dahi etkileyecek derecede yanlış bir tercih haline dönüşebileceği şüphesi üzerinde duruyordum ki korktuğum da başıma geldi maalesef..

haa, kötü mü oynadı? hayır. fakat fiziksel ve teknik özelliklerinin de ışığında daha çok set oyunlarında etkili olabilecek bir forvet tipi olan teofilo' nun topla rakip sahada çok da fazla zaman geçiremeyeceğiniz bir oyunda kullanılması çok da doğru bir tercih değildi.

ben şenol hoca' nın maç sonrasındaki demecinde o pişmanlığı sezinledim biraz da..

Noat Samisa dedi ki...

Great White,

Yanlış tercih demeyelim. Son iki maçta 5 gol atan birini kulübede oturtmak elbette mümkün ve duruma göre futbolun saha içi doğrusu da olabilir. Fakat bazen durum çok daha karmaşıktır. Bu turu Teofilo'suz geçmek garanti değil, ama Teo'ya sezon boyunca ihtiyaç olacak. Belki Teo küserdi, belki Umut santrafor oynasa işler değişirdi; bunu bilemiyoruz. Şenol Güneş her seçeneği tarttı muhtemelen, Teo'suz olayım dedi, Teo'yla kaybetmemeye çalışayım dedi ve biraz futboldan, biraz insan yönetiminden çalarak sahaya hem isteneni verebilecek, hem de kimseyi küstürmeyecek bir takım çıkardı. Genelde bu tercihler sonuca bakar, ama futbolun karar alıcısı olmak biraz da böyle bir şey.

Great White dedi ki...

iki ayaklı bir maçta hem de liverpoool gibi bir rakip karşısında şenol hoca' nın "aman futbolcum küsmesin" çekincesi yaşayacağını ve böylesi duygusal bir seçim yapacağını hiç sanmıyorum. sonuçta uzun lig maratonu içerisindeki sıradan bir maç değildi bu. çok önemli bir eleme maçıydı. bence gayet rasyonel düşündü ve kendi içinde mantıklı da bir kadro çıkardı fakat işler tam olarak umduğu gibi gitmedi. burası kesin..

ayrıca o tür düşünceleri olsa daha birkaç hafta önce kaptanlığı verdiği ve basına maç ile ilgili bolca demeci olan yattara' yı oyunun son 5 dakikasına kadar yanında oturtmazdı..

ikinci maçta kadroda mutlaka oynama yapacaktır zaten..

jezfes dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Noat Samisa dedi ki...

Jezfes,

Estagfurullah, olmaz öyle şey :) Bahsettiğiniz pozisyonda stabil bir yerleşim olsaydı bunun bir pozisyon hatası olduğundan bahsedebilirdik, ama zannımca çok zor bir pozisyondu. Top kolayca Trabzon'da kalacakken garip şeyler oldu ve Egemen'in yapacak fazla bir şeyi yoktu. O anda bir ileri adım atsa ofsayt olacak belki, ama pozisyonun zorluğu bunu hata yazdırmıyor bana göre.

Genel olarak Egemen nasıldır, derseniz; ben kendisini yerli stoperler arasında biraz daha önde görüyorum.

geloraptor dedi ki...

@Jezfes

evet, d.bakır maçındaydı ve hatta o maçta d.bakır'ın diğer golünde de bir acaiplik yapmıştı ne yaptığını şu an tam hatırlayamasam da.

maç sırasında ben de senin gibi düşündüm. dursa ofsayte düşürebilirdi babel'i ama pozisyonun gelişimi çok ani oldu. durup da ofsayte düşüremese bu sefer niye durdun kovalasaydın ya diye de eleştirebilirdik. egemen genel olarak bence de bu tip hataları yapıyor ama ülkedeki stoper kıtlığını düşünürsek egemen'i vasatın üstünde bir stoper olarak görüyorum. yanında şu ana kadar izlediğim glowacki ile de iyi bir ikili olabilirler. glowacki egemen'in aksine soğukkanlı, pozisyon bilgisi iyi, nerede durup nerede müdahele edeceğini bilen lakin çok ağır bir stoper görünümü verdi. tabii daha 2-3 maç izleyip ahkam kesiyorum yanılabilirim de. ama bu özellikleri egemen ile birbirlerini tamamlayabileceklerini düşünüyorum.

böyle noat'a sorulmuş soruyu üzerime alınıp cevaplamış gibi oldum ama idare edin... =)

jezfes dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.