Beşiktaş 1-0 CSKA Sofya

Uzatmalarda gelen Ernst golü ile kazanmak harika olsa da maçın genelinde görülenlerin toplamına bakar isek Beşiktaş'ın A planına yönelik soruların ilk kez ciddiyetle cevaplandığı bir maç oldu.

Takımın Bernd Schuster'le birlikte neleri değiştirdiğini kısaca özetleyerek başlayayım. Geçen sezon top geriden oyuna sokulurken sıklıkla uzun oynanır, top bu şekilde ön alana taşınırdı. Bu sezon ise bekler orta saha çizgisine yaklaşıyor, stoperler ceza sahasının kenarlarını açılarak pozisyon alıyorlar ve ceza sahası önü boşaltılıyor. Üçlü orta saha kullanılıp Ersnt derinde oynadığında bu boşluk Alman oyuncu tarafından dolduruluyor ve eğer topu oyuna sokmakta geç kalınmazsa sorun yaşanmıyor. İki ya da üç pasta rakip yarı sahaya kolayca geçiliyor. Top üçüncü bölgeye aktarıldığında tercih edilen kenarın beki hücuma katılırken arkada kalan üçlü, orta saha yuvarlağı civarında bir hat oluşturuyorlar. Bu hat, üçlü orta saha kullanılmayan İBBSpor ve deplasmandaki Victoria Plzen maçlarında sorun oldu. Orta sahada Delgado - Ernst ikilisinin, forvette de Nihat - Bobo partnerliğindeki bu iki maç, takımın geçen yıllardan bu yana üzerinde yürüdüğü kazanma yolunu göstermesi açısından çok önemliydi. Sonrasındaki Helsinki, Karabükspor ve Ankaragücü maçlarında Ernst - Necip - Guti üçlüsüyle görkemli galibiyetler alındı. Aurelio transfer edildi, Fink takımda kaldı; sonuçta takımı taşıyan ana damarın önemi net olarak farkedildi.

Dün akşam daha önce denenen Ernst - Guti - Tabata üçlüsü sahadaydı, fakat geçmişten biraz farklı olarak özellikle ilk yarı Ernst ve Guti birbirlerine yakın oynadılar. CSKA Sofya'nın 5 numarası Yanchev sürekli Tabata'nın etrafında geziniyordu, sebepten Tabata sık sık Nobre'ye yaklaştı. Geriden top çıkarmada ve topu Tabata'ya ulaştırmada bir sıkıntı yoktu, ama ön alandaki yetersizlik oyunun sürekli sıkışmasına sebep oldu.

Roberto Hilbert'i daha önce İnönü'deki Helsinki maçında beğenmiş, takım içindeki rolüne ve niteliklerine yönelik ilk kez sağlıklı bir yorum getirebilmiştim. Quaresma'nın sürekli oyunu genişlettiği takımda sağ kenarda uzak forvet işini yapabiliyor ve aynı zamanda takıma esneklik kazandıracak kenar adamı özelliklerini barındırıyor olması nedeniyle rotasyondaki pozisyonunu Holosko'nun önünde görüyordum. Dün akşam ise Hilbert'ten Quaresma olması istendi, fakat olamadı. Transferi sürecinde takımın ihtiyacı olan kenar adamı özelliklerini barındırmadığına ilişkin soru işaretleri vardı, nitekim gelinen noktada rolü sürekli değişen bir rotasyon oyuncusu oldu. Bu takım için hala çok değerli bir oyuncu, fakat top taşıyarak oyunu genişletmesi, son çizgiye inerek ortalar yapması gerektiğinde yeterince iyi değil. Sağ kenarın çalışmadığı bu günde solda ters ayaklı Holosko olunca işler hepten kötüleşti. Oyun rakip savunma hattıyla Beşiktaş orta sahası arasına sıkıştı. Çalışmayan kanatlar, bekleri oyuna sokmakta etkisiz kaldılar. Aksiyon imkanları ceza sahası önünden savunma arkasına atılan toplarla sınırlandı.
Oyun ortaya sıkıştıkça rakibe atak imkanları doğdu. Sheridan ilk yarıda Ferrari'nin balataları yaktı, Toraman hazırlanırken Fabian Ernst kısa süreliğine stoper oldu. İlerleyen dakikalarda sık sık reaksiyon vermekte geç kalan Toraman ve sürekli yerini kaybeden Ekrem Dağ'ın hatalarıyla birkaç cılız, bir tane de net CSKA atağı gelişti. Aslında buradaki sebep - sonuç ilişkisini somutlamak gayet basit. Schuster'in bir futbol fikri var. Takım sürekli topa sahip olmak ve oyuna hükmetmek istiyor, bu çok güzel. Fakat uygulanmasında birtakım temel yanlışlıklar olduğunda bu söz konusu fikir, bir bakıma kendi kendini mağlup ediyor. Ön alanda şok presle topu yeniden kazanma düşüncesi, uygun yerleşim şartları oluşmadığında kendini gerçekleştiremiyor. Futbolda her düşüncenin ve hamlenin bir artısı, bir de eksisi var. Bu şekilde bakıldığında dünkü maçta artıların sayısı, geçmiş maçlara göre azdı. İlk bir saatte Beşiktaş'ın kaleyi bulan şutunun olmaması, ön alandaki etkisizliğin en açık göstergesiydi. Son yarım saat ise başka bir şey oldu.

Ricardo Quaresma yeni transfer olduğunda kendisi için en uygununun sol kenarda ters ayaklı kenar adamı rolünü alması olduğunu düşünmüştüm. Fakat Hilbert'te olduğu gibi sahada görünenler ışığında bu fikir revize edildi. Dün akşam oyun sıkışık iken Quaresma'nın sağda oynaması mantıklı görünüyordu, lakin bu durum yalnızca 5 dakika sürdü. Bizim Harry Potter - Cigano - Mustang kendi isteğiyle sol kenara geçti. Onun sola geçişiyle İbrahim Üzülmez'in dakikaları başladı. Bek - kanat adamı uyumu sıklıkla basit gerekçelere dayanır. Holosko sol kenarda top taşımak bir kenara, ayağındaki topu çabukcak kaybederken Üzülmez'in ileri gitmesi yalnızca enerji kaybı demekti. Keza Ekrem, Hilbert'le birlikte maç boyu son çizgiye ulaşamadılar. Quaresma ise ayağına aldığı topu vermekte sürekli cimri davrandığından bekini cesaretlendiren bir oyuncu. Aynı zamanda içe kaçtığında alan boşlattı ve Üzülmez sık sık bu boş alana girdi. Oyun bu sayede bir nebze genişledi, fakat top hala gol bölgesinden uzaktaydı.

İkinci hamle Bobo oldu ve Nobre biraz daha geride pozisyon aldı. Diğer yandan Tabata'nın çıkışı hem orta sahadaki direnci düşürdü, hem de pas trafiğini zayıflattı. Rakibin atakları sıklaştı. Beşiktaş ise hala rakip kale önünde etkisizdi. Bobo - Nobre hamlesi rakibi son bölümde daha fazla geri itse de oyuna tempo ve pozisyon zenginliği getirmedi. Solda Quaresma etkisi hariç kenarlar çalışmadıkça çift santraforun bir anlamı olmadı. Bana göre son 15 dakika, öncesine göre daha verimsizdi. Bir şans anı geldi, yapılan gereksiz bir faul sonucu kazanılan serbest vuruşta Guti'nin ortasında Fabian Ernst'in kafası skoru değiştirdi.

Beşiktaş daha güçlüydü, bu sayede aktif bir oyun oynayarak maç boyu gol ümidini taze tuttu. Oyunun hiçbir bölümde rakibin kontrolüne geçmedi, bu da hem futbolculara, hem de tribüne bir rahatlık getirdi. CSKA ise iyi alan kapattı, Beşiktaş'ın telaşsız görüntüsüne rağmen istediğini almaya çok yaklaştı. Son dakikada bu oyunda özerk statüde olan duran toptan bir gol gelmese bu maç Beşiktaş'a ''şanssız puan kaybı'' olarak yazılır, bazı eksiklikler ve rotasyon meselesi daha fazla göze batardı. Fakat bu maçta görülenler dikkate alınırsa eğer, bu üç puan geleceğe dönük hiçbir kaygıyı üzerinde taşımaz.

Bu maçtan benim çıkardığım birkaç önemli sonuç var:

Quaresma'nın özellikle iç sahada sağ kenarda oynaması Beşiktaş'ın hücum opsiyonlarını genişletebilir. En azından maçına göre bölüm bölüm ya da sene başındaki gibi maç içi daimi kenar değişimleri dünkü benzeri sıkışıkları çözebilir, daha fazla alanı takımın kullanımına açabilir. Ulusal takım formasıyla Kıbrıs Rum Kesimi'ne karşı 55. dakikada sonra geçtiği sağ kenarda oynadığı oyun büyüleyiciydi.

Hilbert'ten hücum merkezi olarak verim alınamıyor. Oyuncunun nitelikleri ile istenilenler tam olarak uyuşmuyor. Ama Quaresma sahadayken ters kenarın adamı kim olsun, sorusuna en doğru cevap hala Hilbert.

Kenarların çalışmadığı bir günde oyunun ortaya sıkışmasının çözümü Ankaragücü maçında gizli. Bekleri birinci aşamada, kendiliğinden oyuna sokan baklava orta saha düşük profilli maçlarda önemli bir seçenek. İkinci çözüm ise dizilişi çok fazla esnetmeyerek Guti'yi rakip kaleye daha yakın konumlandırmak. Dün arka taraftaki işi Necip ya da Aurelio yapsaydı ve Guti önde oynasaydı efektif paslar Holosko'yu bile parlatabilirdi.

Sağ bekteki sorun hala çözülmüş değil. Ekrem Dağ hücumda bir noktaya kadar istenileni verebilir, fakat savunmadaki pozisyon hataları dün dahi çok can sıkıcıydı. En başından beri buranın en uygun çözümü Toraman, fakat Ferrari'nin sakatlandığı bugünlerde birbiriyle bağlantılı iki sorun durumu daha da kötüleştiriyor. Sağ bekteki sorun çözülmedikçe savunma tandemi de optimum düzeye ulaşamayacak. Aurelio transfer edildikten sonra şu takıma bir de uygun stoper alınsaydı bugün çok daha rahat olabilirdik.

Takım bu sezon oyunu rakip yarı alana taşıdığından Marcio Nobre yeniden rotasyona katılma imkanı bulsa da Ankaragücü maçındaki oyunu ile bu maçtaki arasındaki fark büyük. Fatih Tekke hazır olunca üçüncü seçenek durumuna düşecek ve en uygun kullanımı, dün Bobo'nun sonradan oyuna girmesi gibi kenarların çalıştığı bir günde gol bölgesini çoğaltmak adına olabilir.

Schuster'in kadrosunu geniş kullanma çabası, saha içindeki temel uygulama metodu uygun oldukça büyük sorun oluşturmayacaktır. Aslolan asgari gerekliliklerin gözetilmesi ve günbegün değişen oyuncu seçimlerinin gününe göre kazanma yoluna uydurularak yapılmasıdır. Hoca hala deniyor, değiştiriyor. Bu süreçte takımın kazanmaya devam etmesi hem bizi mutlu ediyor, hem de hocaya daha fazla hareket alanı açıyor. Golden sonraki sevinci görülmeye değer.

Maçın adamı Fabian Ernst'in bu sezon daha verimli olacağını sezon başında tahmin etmek zor değildi. Görev tanımı belli ve yanında iki orta saha adamı oldukça bu ligin açık ara en iyi defansif orta saha oyuncusu. Geçen sezon sağ içte hücuma da destek verirken zaman zaman sıkıntı yaşamıştı. Bu sezon onun için de başka başladı.

Takım yıllar sonra Kadıköy'e büyük bir özgüven ile gidiyor. Bu galiba iyi bir şey. Derbiler şöyledir, böyledir'den alakasız olarak bu Beşiktaş'ın ve bu Fenerbahçe'nin nasıl bir maç oynayacaklarını, hatta ne planlayacaklarını dahi kestirmek zor.

Noat Samisa

17.09.2010

12 yorum:

Övünç dedi ki...

Hilbert'in elimizdeki en iyi ters kenar adamı olduğuna kesinlikle inanmıyorum.Adam bir kere kanat-forvet-uzak forvet olmanın en önemli bileşenine sahip değil : "Adam YAVAŞ".

Şu koşullarda gerek pozisyo bilgisi gerekse yeri geldiğinde hücuma genişlik katabildiği göz önüne alınırsa faydalı olabileceği yer dediğiniz gibi arızalı olan sağ bektir.


Kanatta ise isabetli ortaları,duran top etkinliği,adam eksiltebilmesi gibi artıları olan ama heycandan çok pas hatası yaptığı için merkezi pas trafiğini bozan Tabata'nın kenara atılması en mantıklı çözüm.Zira yine söylediğiniz gibi Tabata bekini oyuna sokabilecek bir kenar oyuncusu olabilir.

Mevcut düzende Fm tabiri ile bir Ball Winning bir Box to box ve bir advanced playmaker orta 3lüsü en ideal çözüm ve yine belirttiğiniz gibi bu sistemin denendiği maçlarda alınan sonuçlar ortada.

Yasin dedi ki...

her zaman ki gibi mükemmel bir analiz ellerine sağlık...

dugenci dedi ki...

Güzel yazı klavyenize sağlık ama hafizam yaniltmiyorsa ikinci yarı Hilbert'in cizgiye indigi birden cok pozisyon var diye hatirliyorum.

shelbyl dedi ki...

dugenci gibi benim de tek itirazim ikinci yarida Ekrem ve Hilbert'in kanati etkin kullanmalaridir. Ekrem ilk yarida ortasahaya dahi gelmezken, ikinci yarida ileri daha fazla geldi, bu da Hilbert'e istedigi alani yarattigindan cizgiye siklikla inme firsati buldu.

Ideali Ekrem ile Hilbert'in donusumlu olarak dikine yer degistirmelerle kanat bindirmeleri yapmalari (Helsinki maci gibi), ama Ekrem tutuktu dun, kafasi macta degil gibiydi vucut diline baktiginda.

Noat Samisa dedi ki...

Maçın tamamını hafızama yazdığımı iddia etmesem de maçı muhabbetle izlediğimden burada değindiğim pek çok ayrıntı maç esnasında aklımın bir köşesine yazılmış oluyor.

Benim maçın tamamında gördüğüm, Hilbert'in topu ayağına aldığında oyunu genişletme ve hızlandırma çabalarının sonuçsuz kaldığıdır. Son çizgiye yakın topla buluşmuş olabilir, fakat bu önemli değil.

shelbyl dedi ki...

Yok ben zaten "Hilbert her topu aldiginda metrelerce depar atip cizgiye indi ve oyunu acti" demiyorum.

Ikinci yarida Ekrem daha da one cikmaya basladi, ortalama yeri orta cizginin 10 metre onu olsun hucum aksiyonlari icin. Ekrem oyle konuslaninca, Hilbert de 15-20 metrelik alan icerisinde aktif olarak kanat bindirmelerinde bulundu, topla beraber 10-15 metrelik suruslerle cizgiye indi.

Mac yazisi yazma niyetim oldugunda ben de not tutuyorum, oradan bu katiyet, ama tabii 45 dakika pur dikkat not tutmuyorsun ben de gozden bir seyler kacirmis olabilirim.

Övünç dedi ki...

Ben yanlış maç mı izliyorum,yoksa futboldan mı anlamıyorum çözemedim.
Abi Hilbert dediğin adam 25 veya 100 metrede kanat bindirmesi yapması hiçbir fark yaratmayan bir adam.Günümüz futbolunda kıçını kaldıramayan kanat oyuncusu var mı allah aşkına neyin etkisinden neyin bindirmesinden bahsediyorusnuz gözünüzü seveyim.Maç boyu 1 kere adam eksiltemeyen bir kanat oyuncusunun verimliliği tartışılıyor şaka gibi.Sistem adamıymış yok bilmem neymiş bırak arkadaş.Bizim orda ihtiyacımız olan şey sistem değil yaratıcılık,topu ileride tutma ve mümkün olduğunca isabetli orta yapma.Hibert bunları yapamıyor.

Haa kim yapra dersen makul bir yönlendirme ile en mantıklı olarak genç İsmail'in sol Q7 'nin sağ açık oynamasını tercih ederim.Ama yok bize sistem adamı kazmalar lazım yıldız bize yaramaz ...

Yani çok iyi oynadı gibi anlaşılmasın ama sakatlıktan çıkmış Quaresma top kaptırıp 60 metre rakip kovalıyor ben Hilbert'in orta saha çizgisine bile yaklaştığını görmüyorum ne hikmetse.

Noat Samisa dedi ki...

Övünç,

Farklı gözlerle izliyoruz, zihnimizde farklı geçmişler var ve gördüğümüzü farklı yorumluyoruz. Durum sadece bu.

Bize yaratıcılığı Guti ve Quaresma sağlıyor. Perşembe günü bu işi Hilbert'in yapmasını istedik, yeterli olmadığını gördük. Quaresma sahadayken arka direk koşularını yapan bir ikinci forvete ihtiyacımız var. Şablonumuz 4.3.3 olduğu için bu ikinci forvet orta sahadan gelemiyor, oyuna kenarlardan katılmak zorunda. Bu uzak forvet işi için birinci adam Holosko, tıpkı geçen yıllarda olduğu gibi ama Nihat gibi onun da durumu ortada. Buraya bir adam bulacağız, bulmak zorundayız. O da bana göre Hilbert, zaten o işi yapacak başka adam yok.

''Sistem adamı kazmalar'' olmadan kupa kazanılmaz.

Asphalt Monkey dedi ki...

Mantikli olan tabii ki Fenerbahce macinda Guti'nin bulundugu pozisyona Necip - Aurelio ikilisinden birisini koyup, Tabata'nin bu mactaki rolunu de Guti'ye vermektir.

Tabata CSKA macinda cok kostu ancak bu mucadelesi yorgunluk ve basit top kayiplarina, dolayisiyla kontra atak ve tüm takimin geriye 40-50 metrelik deparina sebep oldu.

Hammalligi Necip-Ernst-Aurelio, pas dagitimini da Guti almali.

Hilbert'in bu macta oynadigi pozisyonda Holosko veya Tabata'nin daha etkili olacagini düsünüyorum.

Hazir bir Fatih Tekke bence 1. alternatif olmalidir. Gol vurusu, kafa hakimiyeti, ayaginda top tutma ve pas dagitimi gibi en uc noktada oynayacak bir forvette aranilan tüm özellikler kendisinde var.

Noat Samisa dedi ki...

Asphalt Monkey,

Fatih Tekke dört yıl önceki durumda olsa doğru, fakat öyle değil. Son dönem performansı ve maç eksiği göz önüne alınırsa bana göre devre sonuna kadar ısınma turları atabilir.

matiasemilio dedi ki...

ernstin belediye macından bu yana penaltı noktası ve çevresinde vurduğu toplar dikkatimi çekiyor..ne kadar basit bir tesadüfmüş gibi görsem de 'bir açıklaması vardır belki' diye de soruyorum kendime ve donanım yetersizliğimden ötürü bu soruyu bilginize ve affınıza sığınarak size iletiyorum: bu durum futbolcunun kendi sezgilerinden,yeteneğinden vs. mi kaynaklanmaktadır, yoksa duran toplara hususi hocanın kullandığı bir futbolcu mudur ?

Noat Samisa dedi ki...

Matiasemilio,

Ben bu duruma dikkat etmemiştim, şimdi düşününce güzel bir gözlem olduğu anlaşılıyor. :)

Ernst bundan evvel genelde ceza sahası dışında beklerdi. Muhtemelen hoca telkini sözkonusudur, tabii bunu dışarıdan bakarak ancak tahmin etmek mümkün. Birisi Ernst'e sorarsa maç sonu, anca o şekilde öğrenebiliriz.