Fatih Tekke ile Biten Yaz Ligi

''Ben Trabzonsporluyum, ama şu andan itibaren bu formayı giyiyorum ve bu forma için ne gerekiyorsa onu yapma zorunluluğum var.''

Fatih Tekke, 01.09.2010

Bu söz, profesyonel futbolculuğun en yalın tariflerinden biri olabilir. Üstelik imza masasında söylendi ve son şansı değerlendirmek üzere burada olan biri tarafından dillendirildi. Fatih Tekke Trabzonspor'dan önce Trabzonlu, her haliyle oraya ait. Menajerinin Olgun Peker olması (Tello transferi, Sinan Engin, dayı-yeğen... artık gerisini siz getirin) dahi Fatih'in oralara, benim de kısmen ait olduğum topraklara ait olduğunun göstergesi. Trabzonspor'dan ilk ayrılışında yaşadıkları, son ayrılışı öncesinde silah ve kurşunlanma vak'aları, son olarak devre arası Trabzonspor'a transferi sürecinde yaşananlar... hepsinin toplamından çıkan şu ki, Fatih Tekke bizler için başka, aykırı bir adamdır. Trabzonspor için de başka bir futbolcu, bayrak adamdır ve bayraklar ait oldukları topraklar dışında yeterince güzel dalgalanamazlar. Ama Fatih Tekke ne eğdi, ne büktü; tüm o bıçkın tavırlarıyla yekten doğruyu söyledi. Hazımsız, adeta sansürcü devlet zihniyetiyle iş yapan Beşiktaş Jimnastik Kulübü resmi sitesi ise bu cümleyi makaslamayı tercih etti. Şaşırmıyorum elbette, baştaki zihniyetin meşrebinin gereğidir.

Silah, Samet Aybaba ve Mr. Spagetti

Beş yıl önce memleketin futbolunu kasıp kavuruyorken neden bu kadar geciktiği sorusu üzerine ''benim de hatalarım çoktur'' demişti, diyebilmişti. Sakatlıklar, saha dışı sorunlar derken yine Samet Aybaba çıkar karşımıza. Bugün Bursaspor'un şeytan üçlüsünden Sercan ve Volkan'da olduğu gibi nice genç oyunculara ilk büyük fırsatı sunan Samet Hoca, Fatih'in rehabilitasyonunu da üstlenmişti. Sonra birlikte Trabzon'a gittiler. Şenol Güneş ve Ziya Doğan'la geçen iki sezon Fatih Tekke'nin kariyer zirvesi oldu. Sonrasında Zenit'le bir UEFA Kupası var ama geçen yılın sonbaharı hariç asla eskisi gibi olamadı. Luciano Spalletti'ye tanışma toplantısında hocaya ''Mr. Spagetti'' diye hitap ettiği ve bu sebepten kovulduğu rivayet edildi. Daha önce de Fatih Terim'e yaptığı şaka başına bela olduğundan ben bu hikayeye inanıyorum. (Bugünlerde biri sorarsa eğer, işin aslını öğreniriz.) Öte yandan Kazan'da soğukla arası nasıldı, bilemiyorum fakat düzenli forma bulamıyordu. Bukharov'un gidişiyle takıma üç adet forvet takviyesi yapılmış, ilk devrenin son bölümünü sakat geçiren Fatih Tekke pek hesaba katılmamıştı. Ağustos ayı itibariyle 28 gün bedelli askerlik için gereken süreyi doldurdu ve forma bulamadığı Rubin Kazan'dan ayrıldı.

Modern Santrafor Fatih Tekke

Dün çıkan Robbie Keane haberlerine, tıpkı Robinho spekülasyonunda olduğu gibi olumlu bakmıyordum. Transferin gerçekleşme ihtimali bir yana, her ikisi de takımın öncelikli ihtiyacı olan oyuncular değildi. Robbie Keane'in en iyi tarifi Fransız futbol literatüründe geçen ''neuf et demi'' tabiridir, yani dokuz buçuk numara. Bir başka deyişle yaratıcı ikinci forvet; ne klasik golcü, ne de santrafor. Liverpool'da bu oyun tarzı nedeniyle dikiş tutturamadı, sonrasında Tottenham'dan da dışlandı. Celtic'teki performansı ortam kaynaklıdır, halihazırda Tottenham'da yine düzenli forma şansı bulamıyor. Nobre'nin kifayetsizliği ileri uçta alternatif eksiği doğuruyordu ve burası bir şekilde yeniden düzenlenmeliydi. Beşiktaş'ın ihtiyacı ya Bobo'dan iyi bir santrafordu ya da Bobo'yu yedekleyecek biriydi. Yaz başında ben bu ismin Necati Ateş olabileceğini düşünüyordum, fakat o dönem hoca belirsizliği olduğundan sanıyorum herhangi bir çalışma yapılmadı. Fatih Tekke bu açıdan doğru tercih. Bobo'yla aynı oyun tarzına sahipler. Aslında iyi bir Fatih Tekke, Bobo'dan çok daha iyi bir son vuruşçu ve savaşçıdır; fakat şu noktada kendisinden bunu bekleyemiyoruz. Görev aldığında takımın hücum planlarını bozmayacak işleri yapsın, ritmin bozulmamasını ve esnekliği sağlasın, şu noktada kafi. Fazlası olursa hepimiz seviniriz, takım da fazlasını kazanır.

Takımın kazanan 4.3.3'ünde birinci santrafor halen Bobo. Karabük deplasmanındaki üç puanda büyük emeği olan Marcio Nobre ise artık iyiden iyiye arka planda. İşin can sıkıcı boyutu ise Fatih Tekke'nin Schuster'in geçtiğimiz günlerde tanımladığı oyuncu olmaması. Hoca elbette bir fazlasını düşünüyor ve aslında ne planlamıştı, bugün tam olarak bilemiyoruz ve bilemeyeceğiz.

Bernd Schuster'in Beşiktaş'ı

Schuster'in şu güne kadar dört resmi maçta yaptığı 4.4.2 seçimi, kazandığı iki Vikingur maçından sonra Viktoria Plzen deplasmanı ve İnönü'deki İBBSpor maçlarında mağlup edilmişti. Takımın geçen yıla eklemlenen yeni 4.3.3 düzenindeki performansı ve kısa süredeki kazancı ortada. Fatih Tekke transferi de takımın kazanma yoluna yapılmış bir ekleme. Bu sayfada ''Fink Gitmesin'' kampanyası yaptık, bugün gelinen noktada Fink takımda kaldı ve üzerine Marco Aurelio transferi yapıldı. Sivok sakatlanınca ''acil stoper transferi'' önerisi yapmıştım, bugün görüyoruz ki kulübün bu yönde bir çabası varmış. Deportivo kanadından gelen açıklamalara göre Fink'in Schalke'ye transferi gerçekleşmeyince Ze Castro'nun İstanbul bileti yanmış. Olursa daha iyi olur, ama olmazsa da çok sorun değil, denilmiş olabilir. Bu bile sevindirici. Schuster'le frekansı tutturmuş olmak, onun sahaya koyduklarını tercüme etme çabasına anlam katıyor. En başından beri bunun derdindeydim, şu sıkıntılı süreçte yapılacak yanlışlar Schuster'i sezon içerisinde çıkmaza sokabilirdi ve biz, insanlara sorunun Schuster'de olmadığını anlatırken sık sık yutkunmak zorunda kalabilirdik. Schuster de içinde bulunduğu açmazları kendi lisanıyla anlatırken haksız durumuna düşebilirdi.

Antrenörlük denilen şey taktik bilgisi değildir, onu herkes bilir. Tıpkı diğer antrenörlerde, menajerlerde, hocalarda olduğu gibi Schuster'de de bizlerde olmayan var. Ben inanıyorum ki sahip olduğu futbol aklı çok özel ve elindeki malzeme esnekliğe imkan tanıdığında ve hacmini doldurduğunda sezon içerisinde gerekirse bugünkü başarı yolunu yenileyecek, her seferinde daha iyisini üretmeye çalışacaktır. Önemli olan orta sahadaki asgari gerekliliklerin erkenden farkedilmesiydi, henüz bilmediklerini erken farketmesinin mümkün kılınmasıydı. Bunun devamı sağ bekteki sorunun çözülmesi ve diğer mikro sorunların kendiliğinden tolere edilmesiyle takımın optimuma ulaşmasıdır.

Yaz Ligi Şampiyonu: Beşiktaş

Sanıyorum bu yaz, ligin şampiyonu Beşiktaş oldu. Yaz liginde takım elbiseliler kazandı, alkışlandı. Şimdi onlar biraz olsun meydanı boşaltıyorlar ve artık sahnede futbolun esas aktörleri var. Artık para geçmiyor, tek geçer akçe futbolun gerçekleri. İçe-dışa çalım atabilen kenar adamı isteğiyle başlayan transfer dönemi, yeni yabancı stoper hariç tüm isteklerimin (hatta fazlasının) yerine getirilmesiyle (kendimi nimetten sayarak yarattığım sinerjiye inanıyorum) sonlandı. Bernd Schuster'in varlığı ayrıca umut verici, umarım bundan sonrası olabildiğince sevindirici olur.

Not: Eşi, çevresi ne diyor bilmiyorum ama Fatih Tekke üç yıldır kendisine en yakışmayan saç stiliyle yaşıyor. Açtığı yeni ve beyaz sayfaya ilk olarak kestireceği saçlarını koysa hiç fena olmaz. En geç önümüzdeki yaz askere gidecek zaten, bi' zahmet bir berbere görünsün.

Noat Samisa

01.09.2010

24 yorum:

Kalten dedi ki...

Madem ki yazıda askerliğin bahsi geçmiş, EkşiBeşiktaş'taki yorum kutusuna yazdığımı burada da tekrarlayayım :)

Bu Fatih Tekke'nin askerlik meselesi başa bela olacak, niye mi:

Eğer Fatih Tekke bugün bizimle sözleşme imzaladı ise, yani maaşını buradan almaya başlayacak ise, bu dövizli askerlik tüzüğüne göre "Türkiye'ye kesin dönüş yapmıştır" manasına geliyor ve o yüzden Tekke Burdur'da dövizli askerliğini yapamıyor. Kendisi "1095 günlük hakkım elimde" diyor, ancak sanırım bundan haberi yok..

Eğer bizimle sözleşme imzalamadı ise, transfer sezonu resmen kapandığı için Ocak ayından önce takıma katılamayacak!

Geçen sene Nihat'ın örneği farklı idi. Kendisi de bunun geç farkına vardığı için, bizimle anlaştıktan sonra apar-topar birliğine götürülmüş, hatta menajerine "anlaşma-manlaşma yok" dedirtilmişti. Hatta bu yüzden bizim kafamız karışmıştı hatırlarsanız (http://www.365gunspor.com/haberdetay.php?id=15959).

Nihat olayının detayı ve benim dediğimin başka bir şekilde anlatımı da şurada yazıyor: http://www.karakartal.com/haber/30266/nihatin-askerlik-konusu.php

Yani özetle, Fatih Tekke'nin bugün bizimle imzaladığı sözleşme geçerli ise kendisi dövizli askerlik hakkını kaybetmiştir. Eğer geçerli değil ise, Fatih Tekke'yi ancak 2011'de oynatabileceğiz.

Tahminen ilki olacak ve askerliği normal vatandaş hesabı uzun yapacak kendisi

Noat Samisa dedi ki...

Kalten,

Sen daha iyi bilirsin bu konuları tabii. :) Biz burada ''askerlik düşecek'' haberlerine tav olalım, sen 28 gün mevzuatını ezbere bil. :):):)

Eğer Fatih Tekke yarın takıma katılamazsa yüzyılın fiyaskolarından biri olur. doğrusu bu galiba, ama burası Türkiye. Belki bir kılıf bulunmuştur.

geloraptor dedi ki...

Saç konusunda zevkler-renkler deyip eğer saçını bağlanmayacak ama uzun kestirecekse hiç kestirmesin, uzun kalsın daha iyi. =)

Kalten dedi ki...

Benim bir arkadaşım askere karar aldırdıktan sonra yurt dışındaki işinden çıkarıldı. Sonrasında çok uğraştı şirket onu iki-üç ay daha bordrolu çalışan olarak göstersin diye ve patronunu ikna etti. O sayede askerliğini dövizli yaptı ve saydırdı, sonrasında da işten ayrıldı. Kovulduğu ortaya çıksa idi "6 ay-28 gün" daha askerliğini yapması gerekecekti :)

Hadi burayı okumazlar ama Nihat'ın menajeri Murat Kuş'a sorsalar o da söylerdi aslında :)

Fatih Tekke'nin bugün şöyle bir açıklaması vardı: "Askerlik durumunda prosedür nedir bilmiyorum ama 1095 günlük hakkım elimde. Ülkeme dönmeyi çok istedim. Ailevi durumlar da bunda etkili oldu" (http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/15686051.asp?gid=373)

Kötü bir sürpriz bekliyor Fatih Tekke'yi :)

En azından milli futbolcu olduğu için 38'e kadar tecil ettirebiliyor, yani Beşiktaş'ı bırakıp 6 ay / 1 sene askere gitmesine gerek yok :)

Noat Samisa dedi ki...

Geloraptor,

Serdar Özkan stili diyorsun yani. :) Ben fotograftakini öneriyorum.


Kalten,

Bazen çok acımasız oluyoruz kulüp ve taraftarlar olarak. Fink'in akıbetini son dakikaya kadar umursayan yoktu mesela. Bu Fatih olayı da öyle olabilir. Yarın idmana çıkacak, 5. hafta da Kadıköy'de kulübede olacak mı?

Gerisi kendi sorunu. Olmadı 35'inde Beşiktaş'la sözleşmesi bittiğinde Tümer gibi bir üç yıl daha dışarıda takılır.

merihli dedi ki...

ilginc bir mantik fatih'inki."hakkim elimde" ne demektir ya :)
yani 28 gun askerlik mevzunun sebebi yurtdisinda yasiyor ve calisiyor olmak.
eger kiralik degil ve parayi rubin odemiyorsa fatih en az 5.5 ay asker.

gökhan dedi ki...

boboya bişey olacak korkusu ile yaşamaktan kurtulduk en azından. ne nihat, ne de holosko santrafor bölgesini kotaramazdı. nobreyi saymıyorum zaten. sever ve çok beğenirdim kendisini. iyi oldu bu transfer.

toraman beke geçsin, hilbert-nihat-holosko 3lüsü de "uzak forvet" görevini iyi-kötü yerine getirsin, gerisi problemsiz gibi. şaka maka çok sağlam kadro oldu. bikaç eksik olmasa avrupa ligini bile hayal etmeye başlardım.

kabarık ve dalgalı saçı olmayanda sallamasın oturduğu yerden :) şaka bir yana saç uzatma evresinin en boktan zamanıdır. evden çıkarmaz adamı, o derece. fatihte bi türlü geçemedi şu dönemi, yada geçmek istemiyor.

ya tamamen uzatsın, yada kessin. izlerken ben sıkıntıya giriyorum.

ercan dedi ki...

10 golü bulsun, şampiyonluk sürecine katkı sağlasın; verdiğimiz parayı helal edelim, bizim de kalbimizde yeri olsun.

ubih dedi ki...

Acikcasi ben Fatih Tekkenin gelisinden cok Finkin takimda kalisina sevindim.Birbiriyle paralel bu iki olayda forvete T.C vatandasi alinmasiyla 6+ hebele,hubule yabanci kontenjaninda Finke yer acilmis oldu.Eger Boboyu kesebilecek kadar iyi bir forvet alinamayacaksa Finkin kalmasini istemistim.Fatih Tekkede Finkin bonusu oldu yada tam tersi Fink Fatihin..Ama cok iyi oldu.Kirk yada elli bilmem kac oynanacak macta,yapilacak uc kulvar mucadelesinde Besiktasin 4-3-3 unde arzu ettigim ERNST-AURELIO-NECIP orta uclusune rotasyonda yada bazen ilk onbirde Fink cok gerekli olacak.Ozellikle zaten oynadigi futbolda umut vermeyen Ugur Incemanin gidisiyle.Tabi bu orta saha duzeni benim hayyallerimi susuluyor.Shusterin kafasindaki sistemle uyuscagini hic sanmiyorum..Fatihin golculuguyle ilgili cok yorum yapmaya gerek yok.Zor hamlelerin adami.Ilerlemis yasina ragmen Bobo ve Nobre icin iyi bir alternatif.Ekonomik olusu isin baska bir sevindirici tarafi.Guti ve Quaresmanin mutlak oldugu ileri uclude ucuncu forvet alternatifler arasinda rakibe gore degisebilir.

ceyhun dedi ki...

en büyük şansımız kesinlikle shuster. yaratıcı oyuncumuz eksikti o geldi, orta saha bilgisi olan oyuncularımız yoktu iki tane geldi, ferrari çok yavaş sorun yaratır dedi(katılmıyordum) gerçekten fazlasıyla aksadı, belki de formsuz olması sebebiyle.

savunmaya da adam düşünmüşse işte hoca budur. bu eksiklerin çoğunu da fazlasıyla kalabalık kadro ve basit rakiplerle yapılan hazırlık maçları içinde gördü. delgado'yu ateşe atması içime sinmedi, sonuçta onun oynaması gereken bölgede tabatayı oynattı ama evet delgado bizim zayıf karnımız oldu bu zamana kadar. burda da sonrası için risk almadı net bir karar verdi. kalması gönlümüzü hoş edecek olsaydı da takımı ikilemde bırakacağı için sanırım gitmesi daha iyi oldu.

evet en büyük kazancımız shuster bu sene.

sampi dedi ki...

Askerlikle ilgili detaylar suradan ulasilabilir: http://www.konsolosluk.gov.tr/ConsularServices/CS_ServiceDetail.aspx?Type=6&ID=169

Kisacasi Fatih Tekke bir senenin 6 aydan fazlasini Turkiye'de gecirdiginde kesin donus yapmis sayilir. Ayriyeten askerlik suresince yurtdisinda calisiyor statusunde olmak zorunda. Besiktas'la sozlesme imzaladigi an 1095 yalan oluyor kisaca.

Fatih Turkiye'nin cikardigi pozisyon bilinci en yuksek santrafor. Nobre'nin oynayamadigi top tutucu/takimin ileri cikmasi icin zaman kazandirici rolu oynayabilir. Maliyet, yabanci oyuncu olmamasi vs. goz onune alindiginda ideal bir transfer.

Yabanci stoper transfer istedigini pek anlamiyorum. Ferrari, Sivok, Zapo gibi uc tane Serie A topcusu, Ersan gibi 2. yedek, hatta Toraman ve Erhan Guven gibi kara gun stoperleri mevcutken bence gerek yok. Takim biraz yerine otursun, iki sene transfer yapmasak memnun olurum.

Noat Samisa dedi ki...

Gökhan,

Benim de saçlarım dalgalı, fakat üç yıl boyunca at hırsızı kılığıyla gezdiğim olmadı. Bu nedir allasen?

http://pic.fc-zenit.ru/images/players/tekke9_1.jpg

:)


Ercan,

Evet, budur.


Ubih,

Aurelio, Ernst ve Necip'in şu görüntüde birlikte yer alması ancak bir hedef maçta skorun korunmaıs hedef alınırsa ya da sakatlıklar sonucu oluşabilir gibi.


Ceyhun,

Umarım bir daha İBBSpor gibi apaçık taktik sebeplerden kaybettiğimiz maçlar olmaz.


Sampi,

Siz iyi bilirsiniz tabii yönetmelikleri, biz de burda 9 aya iniyor mu, çıkıyor mu; onu tartışırız anca. :)

Stoper konusunu yorumlarda defalarca yazdım, bir daha açıklayayım. Ferrari bu oyun planında ideal bir oyuncu değil, 2.3 milyon avro kazanması abes. Geçen yılki takımda yıldız olabilirdi, bu parayı da hakederdi ama şu halde sıradanlaşıyor. Zapo da öyle. Ha, asgari yeterlilikleri sağlıyorlar, durumu kotarırlar. Lakin fazlası olsa daha iyi olurdu.

sampi dedi ki...

Noatcan bu paragrafi ancak bir yazi paklar, vaktim olursa bu aksam doserim postu.

Ferrari her oyun planinda ideal bir oyuncu. Yaninda hizli bir adam olduktan sonra ofsayt cizgisini belirleyen ve geri 4'luyu yoneten futbol akli Ferrari olmali. IBB kac kere ofsayta dustu, Emenike'nin pozisyon sezgisi olmamasina ragmen Karabuk kac kere dustu iyi gozlemlemek lazim. Ayriyeten Avrupa'da ve derbilerde geriye yaslanmamiz gereken maclarda Ferrari katki yapar. Ayriyeten Ferrari'nin kosanini istiyorsan o zaman takimi satip Puyol veya Terry'yi getirmemiz lazim.

Bana kalirsa Ferrari-Sivok G-10 takimlari haric her takimda oynayacak capta.

Noat Samisa dedi ki...

Sampican,

Ferrari'yi Everton'dan da biliyorum, yolun İstanbul'a düşen Yobo parlarken Ferrari aciz durumlara düşüyordu. Sonra bir röportajda bunu sordurdum kendisine, çevirmen arkadaş soruyu biraz eğip bükünce tam istediğim olmadı ama ben cevabımı aldım. Ferrari de bu oyunda ideal olmadığını itiraf ediyor. O kaleye yakın olduğunda çok iyi bir savunmacı, o zaman farkını belli ediyor. Bu oyunda ise ben Ferrari'nin Sivok'tan zayıf olduğunu düşünüyorum.

Ferrari'nin koşanını istemiyorum, o ancak dediğin gibi Puyol falan olur. Ben Sivok kadarını istiyorum. Bu oyuncuları ayrı düşünmek yerine takımla birleştirelim.

Ben şu Ankaragücü maçın tribünden fotograflar çekeyim de anlatayım meramımı, delillendirmiş olurum hem. :)

ubih dedi ki...

Size bir istatistik verecegim oynadigimiz maclarla ilgili;Butun maclari izledim,genis ozet goruntulerinide tekrarlayarak.Vikingur ve Vilareal maclari haricinde oynadigimiz 7 macin Viktoria PLZEN(2 MAC),Helsinki(2 MAC),Bucaspor,IBB ve Karabuk maclari istatistikleri veriyorum size;Ceza sahasi icinde ve disinda rakip kalede yarattigimz pozisyon sayisi 53 adet.Bunlardan kaleciyle karsilastigimiz %100 diye tabir edilen pozisyon sayisi 5 adt.2 penalti kazanildi.Rakibe 3 kirmizi kart aldirildi.2 topumuz direkten dondu.Attigimiz gol sayisi 15 adet.Simdi rakiplerin pozisyonunu veriyorum size;Kalemizde ceza sahasi ici ve disindan gordugumuz pozisyon sayisi 34 adet.Rakibin kalecimizle karsilastigi %100 diye tabir edilen pozisyon sayisi 14 adet.Bunun haricinde rakibin 3 topu bizim kale direginden dondu.Yedigimiz gol sayisi 5 adet.Plus,minus her iki takimin pozisyonlarinda 2-3 pozisyonu yanlis gormus olabilirim ihtimalinide goze aliyorum.Inanmayan yada istatistiklerin daha guvenilir olmasini istiyen kisiler varsa lutfen ozet goruntuleri tekrarlayarak izlesin!Pozisyonun gol olmasi icin mutlaka kaleciyle karsi karsiya kazanilan pozisyon olmasi gerekmez.Gol frikiten olur,karambolden olur,duran toplardan atilan paslarda olur,ceza sahasi icinden veya disindan cekilen sutlarda olur.Gol atabilmek icin mutlaka ceza sahasina ara pasindan atilan topta yada kontra atakta uzun bir top sayesinde kaleciyle karsilasilan pozisyonlarda olmaz.Golun ve gol pozisyonun bir cok versiyonu var.Simdi bakalim kazandigimiz maclardaki rakiblerden ikisi avrupanin vasat takimlari,ikiside super lige yeni katilan ekiplerdi.Iki gol yiyip yenildigimiz takim ise IBB idi.Rakiplerin forvetleri 1 milyon evro edemeyicek yada 1 milyon evroyu gecemiyecek bonservisi olan nitelikteki futbolculardi.Tekrarliyorum bu 7 macta rakibe 34 gol pozisyonunun icinde tam 14 adet %100 denilen rakip forvetin kalecimizle karsilastigi pozisyon vermisiz.Bunun haricinde 3 direkten toplari var kelemizin gordugu.Ama atabildikleri sadece 5 gol,ilginc degilmi?Bizim olusturdugumuz kaleyi yoklayan 53 gol pozisyonundan 28 adeti Quaresmanin ozel yetenekleriyle yaratilan pozisyonlar ve sutlardir!Kazandigimiz iki penalti ve rakibin saha disina gonderilmesini saglayan uc kirmizi kartdan ikisi Quaresma sayesinde elde edilmistir.Bunuda ayri bir not dusmek istedim.Unutmayalim ki super totoda ve avrupada oynacagimiz rakiplerin %70 i bu oynadigimiz rakiplerden daha guclu olacak.Sevdigim ve saydigim NaotSamisa benim Ernst-Aurelio-Necip orta saha duzenim icin ancak hedef maclar ve skor koruma amacli maclarda kullanilabilir demistinizde ona itibaran yaptim yukardaki istatistikleri.

Noat Samisa dedi ki...

Ubih,

Verdiğiniz istatistikler birkaç eksik, birkaç fazlayla doğrudur; kabataslak bir hesap çıkarılsa fark etmezdi. Emek vermiş, saymışsınız. Teşekkür ederim.

Fakat bu pozisyonlardan kaçı Viktoria Plzen deplasmanının ikinci yarısında ve buradaki Plzen maçında, Buca deplasmanında ve buradaki Helsinki maçında olmuştur, buna ayrıca bakmak gerekir. Bu saydığım maçların ortak özelliği, Beşiktaş orta sahasında Ernst ve Necip'in birlikte yer alması idi. En başından beri çift merkez orta saha ile oynamanı gerekliliğine dikkat çekiyordum, Schuster'in tercihi 4.3.3'ten yana oldu.

Olmaz olmaz yok tabii, pekala düşünülebilir. Fakat Guti'nin optimum kullanımı, onun rakip savunma - rakip forvet arasındaki bölgede oynatılmasına bağlı. Orta üçlünün solundayken öldürücü pas noktalarına ulaşma imkanı doğuyor ve bu Bobo'nun santrafor oyunuyla birleştiğinde Quaresma ve sağdaki uzak forvet takıma epey çeşitli hücum opsiyonları sunuyor.

Denge ve yerleşim açısından Ernst-Necip-Guti orta üçlüsü Beşiktaş'ın ideali. Rotasyonda Fink ve Aurelio bu üç oyuncuyla da değişebilirler.

Ben ancak hedef maçlarda mümkün olacağını düşünüyorum, bekleyip görelim.

ubih dedi ki...

Daha onceki yorumlarimda Ernst-Aurelio-Necipli orta sahanin onunde Gutiyi forvete Bobonun ve Quaresmanin hemen arkasina atmistim dikkat ederseniz.Belki daha cok sol ic ama serbest gezerek oynamasi daha faydali olur.2000-2001 Real Madridle oynadigi donem gibi.O sezon 14 golle gol kralliginda ikinci olmus bir cok penalti yaptirmis,onlarca asist yapmisti.Quaresma sol yada sag kenar forvet farketmez onemli olan yaraticilk ozelliginin maksimum ozgurlestirilmesi Guti gibi.Benim kafamda kurdugum Ernst,Aurelio,Necip uclusu on libero yada capa diye tabir edilen cakili bir pozisyonda degil.Oyunun icine kanat beklerinde oldugu gibi surekli dahil olmalari tek ve duz paslarla oynamalari.Cogu zaman Chelseada duzenindeki Mikel ve Essienin gibi kendi kalemizden cikan toplari oyuna sokarken bu arada kanat beklerinin orta sahaya kadar ciktigi olabildigince cizgiye yakin oldugu bir kurgu. Bu uclunun en buyuk artilari topsuz oyunda,olabilir kaptirilan toplara cabuk reaksiyon gosterebilirligi ve mucadele ustunlukleri.Boylece rakip oyuncular topu bilincsizce sisirmek zorunda kalacak defansimizin isini kolaylastiracak.Sahada en cok yorulacak futbolcular bu uclu olmali maksimum verim icin.Hem atakta hem defansta.Bu yuzdende Finkin kaliyor olusu beni cok memnun etti.

Noat Samisa dedi ki...

Ubih,

Ortaya sözünü ettiğiniz üçlüyü koyduğumuzda şablon tam olarak oturmuyor. Bilinmeli ki bu oyun bazen dalga geçilen, bazen umursanmayan şu sayılar üzerine temelleniyor. İstediğniz kadar futbolcuları motive edin, istediğiniz kadar iyi iletişim kurun, eğer oyunu sahada uygulama biçiminiz doğru değilse kazanan olamazsınız. Hele ki zirve şampiyonalarda bu imkansız. Eğreti oyun formatlarıyla Türkiye'de ''bile'' şampiyon olmak imkansız.

Benim hatırlardığım kadarıyla Guti, skora en çok katkı yaptığı o dönem Raul'ün arkasında oynamıştı. Bi' nevi Mesut Özil gibi bir rakip savunma-orta saha arası bölge oyuncusu olmuştu. Arkasında orta saha ikilisi vardı, kenarlarda da Savio ve Figo. Fakat arkasına üçlüyü dizip, Guti'yi buraya koyduğumuzda ondan ya solda kenar savunmasına katkı, yüksek tempolu oyun isteyeceğiz, ya da baklava orta sahaları 4.4.2 deneyeceğiz ki, Quaresma'nın olmadığı bir gün bu bir ihtimal mümkün olabilir.

Fakat daha önce de belirttiğim gibi diğer şekilde bugünkü şablonda Quaresma'nın yerine Guti, terse Quaresma yapısını uygun bulmuyorum.

Chelsea örneği güzel bir çıkış noktası olabilir, sezon içerisinde sizin fikirlerinizin de mutlaka yansıması görülecektir.

Katkı için teşekkürler.

sampi dedi ki...

@Ubih

Ortasahayi tutmamiz gereken maclar icin dedigin aslinda cok mantikli. Asimetrik (Q7'nin ileri cikmasi serbest, sag kanatta Aurelio diger orta saha oyunculariyla ayni cizgide) bir 4-4-1-1'de Guti santrafor arkasinda daha ozgur hareket ederek oynayabilir. Ozellikle deplasmanlarda son adamin Holosko oldugu bir formatta denenebilir. Turkiye ligi icin ise Guti + 2 kafasi calisan hamal daha makul.

ubih dedi ki...

Benim kafamda kurdugum mucadele degerleri yuksek orta saha tamamen Shusterin olusturdugu yeni cizgi savunmayla direk alakali.Sizlerin futbol bilgisinden zerre kadar suphe etmiyor hatta buyuk bir zevkle okuyorum dusuncelerinizi ve fikirlerinizi.Benim sasirdigim sey defansta kurulmaya calisilan henuz daha yeni sisteme alisamamis ve mevcut defans kadrosuyla uzun sure oturamiyacak cizgi savunma uyumundan ayrica yan hakemlerin performansindan korkmamaniz!?!.Ben korkuyorum acikcasi gelebilecek hak etmedigimiz sonuclarla karsilacagimizdan dolayi.Karamsar olmak istemiyorum ama simdi Shuster olabilecek sok yenilgiler sonrasi defansimiz istedigim seyleri yapamadimi diyecek?Mesala IBB macini bazilari kaza olarak gorebilir.Ama yukarda yapmis oldugum istatisliklerde bu macin kaza olmadigini ispatliyor.7 mac boyunca 34 gol pozisyonu bunun icinde 14 kez rakip forvetlerin kalecimizle karsi kaldigi poziyon ve 3 direkten donen toplari var.Sadece IBB macinda rakibe 7 pozisyon vermisiz.Bunlardan 4 u kaleciyle karsi karsiya kalinan pozisyon.2 side gol oldu zaten.Kazandigimiz gol pozisyon sayisi 12 ve sadece Quaresmanin kaleciyle karsi karsiya kaldigi bir pozisyon var %100 firsat diye adlandirabilecegimiz!Oynadigimiz rakiplerin forvetleri B tipi futbolcular bile degildi.Eger gecen seneki derin savunma duzeni bu senede uygulaniyor olsaydi bende bir yada iki box to box tipi oyuncularla sahaya cikilmasi fikrini kabul ederdim.Madem cizgi savunma riskine gidiliyor,madem takimda defans ile orta saha arasindaki hatlar kisaltiliyor o zaman hatlar arasindaki futbolcularinda birbirine yakin futbol felsefesi olmak zorunda.Yanlis anlasilmasin cizgi savunma benim Tigana doneminden beri gormek istegim heycan verici bir stil bir duzen.Fakat eger defansta Puyol yada Carvolho tipi savunmacilar varsa!Yada Sivok ve Ferrarinin veya Zaponun bu duzene maksimum alistiginda!Buyuk ihtimallede Shuster eger onumuzdeki sezon kalacak olursa defansi degistirecek yeni transferlerle!

şambalici dedi ki...

ben sezon boyunca, çok ekstrem bir durum olup sakatlıklar zorunlu kılmazsa, necip-ernst-aurelio üçlüsünü aynı anda sahada göreceğimizi düşünmüyorum. schuster'in futbol düşüncesinden anladığım o en azından.

bu defans mevzusunda, nerede okudum hatırlamıyorum ama schuster güya ernst-necip-aurelio-fink dörtlüsünden birini defans hattına çekmeyi düşünüyormuş falan filan. çok fantastik geldi bana ama bilemedim. gene de halihazırdaki defans hattıyla fenerbahçe deplasmanında niang-stoch-dia gibi adamlara karşı ne hallere düşeriz düşünmesi korkutuyor açıkçası.

ozkankaya35 dedi ki...

___İ.Köybaşı'nın hiç bir zaman iyi bir kenar oyuncusu olabilecegini düşünmüyorum...sizce bu yetenekli adamın savunmanın göbeğinde değerlendirilerek,bir Gökhan Keskin yaratılmasının ihtimali yokmudur...

Noat Samisa dedi ki...

Özkankaya35,

İsmail iki yıl öncesine kadar düşük seviyedeki bir takımda 10 numara oynuyordu. Yetenekleri onu özel kılıyor, savunma bilgisi ise zayıf. Bence stoper olarak kullanılma ihtimali hiç yok.

ubih dedi ki...

Ismailden solbek,Erhandan sag bek olmaz!Yanlistan donulmesi gerekiyorsa cok gec olmadan,bu genclerin futbol karierleriyle oynamamak ugruna bugun itibariyla baslanmasi lazim duzeltmelere. Helsinki macinda Ismail o kadar cok hata yaptiki bizim solkanadi koridora cevirdiler.Ve butun yuk garibanim Ferrariye yikiliyor.Evet Ferrari cok suratli bir oyuncu degil ama cok yavasta degil.Rakiple bire bir,karsi karsiya kaldigi pozisyonlarda cok iyi.Pozisyon bilgisi,tecrubesi ust duzeyde,Fizigi bir stoper icin mukemmel.Simdi Besiktasin Helsinki macinda ikisi direkte patlayan(aslinda uc ama kornerden gelen kafayi saymiyorum) bes tehlikeli atakta bizim solumuzdan Ismailin kanadindan yedik.Hemde Ismailin bariz hatalari yuzunden.Cok rahat calim yiyor,rakibi kaciriyor sonrasi yetisemiyor,en onemlisi inanilmaz agir dusunuyor.Ferrari elinden geldigince onun arkasini koridoruna girerek temizlemeye calisti bu toplari kendi pozisyonunu bozma riskine ragmen.Boylede olmasi lazim zaten ama bir degil iki degil,uc degil.Ismail abartti kisacasi..Sonuc;iki direkte patlayan top ve Cenkin sakiz gibi uzanarak cikardigi pozisyonlar.Benzer hatalari IBB macinda Erhan yapmis ama nedense kabak Ferrariye patlamisti.Sonra Ferrari agir kaliyor deniyor.Ismaili kim Gaziantepte solbeke kaydirip bu cocuk gelecegin sol bekidir diyerek bu etiketi yapistirdiysa uzerine futbolla alakadar olmayan bir arkadas kendisi.Ismailin teknigi cok iyi,ortalari guzel ve arada bir topla driplingleri var rakip defansi bozan.Ama defansla uzaktan yakindan ilgili degil verileri.Bu cocugun futbol kariyerinde vasat bir solbek damgasini gormek istemeyen hocalar varsa buyuk bir yanlistan donulup acilen orta saha sol ic,sol cizgi hatta abartarak sol acikta kariyerini gelistirmesini saglamali.Solbek onun geleceginde handikap olur.Onunde Ibrahim Uzulmez gibi bir etalon olmasina ragmen bu mevkide fiziki ve mental yetersizlikleri yuzunden kendisinin gelisiminin tamamlanmiyacagina eminim.Bu cocugun bacaklari hep ileriye gidiyor,kafasi hep hucumda,sol ayagi orta yapmak ara pasi yapmak istiyor.Defansif anlamda belki cok zayif rakipleri karsisinda durumu kotarir ama Helsinki gibi vasat ustu bir rakiple bu kadar zorlandiysa.. Uzulmezin sakatlanmamasi icin dualar etmemiz lazim.Benzer dusuncelerim Erhan Guven icinde gecerli ama onda karier acisindan bir gelecek gormedigim icin israrci cumleler kullanmak istemiyorum.Ondan en fazla vasat ustu bir stoper olur.Besiktasta sagbekin en saglami Toramandir ama rakibe yapiskan,mucadeleci,ataklarda suratli Ekrem Dagda kotu durmaz rakibe gore.Bizim sari melek hala deneme ve inceleme asamasindami yoksa dogru kararlarini verdide futbolcu motivasyonunda dengeleri bozmak mi istemiyor diye dusunuyorum!