Kazakistan 0-3 Türkiye

Türkiye milli takımı, Guus Hiddink'le çıktığı ilk resmi maçta skor olarak iyi başladı. İlk 20 dakikadaki etkisiz oyun can sıkıcı olsa da art arda gelen iki duran top golü oyunu tümüyle çözdü, kalan bir saatlik bölümde oynanan rahat futbol, eve üç puanla dönmeyi kolaylaştırdı.

Guus Hiddink'in ''başarı garantisi'' etiketinin yaratan vasıflarından en önemlisi, ''Hayattan sonra futbol gelir.'' cümlesiyle açıkladığı entellektüel kişiliği olabilir. Bu doğrultuda belli bir süreyi sürekli gözleme ayırmıştır. İçinde bulunduğu ortamı inceler, araştırır ve ideale ulaşma yolunda kendisine uygun çalışma ortamı sağlayacak geçici kazanma yollarını bulur ve uygular. Yalnızca basın ve kamuoyunda gelen eleştiri ya da baskı değil, futbolcularının ilerleyen zamanda ona güvenmesi için kazanmaya devam etmesi önemlidir. Bugüne kadar Türkiye ulusal takımını üç farklı şablonda oynattı. Takım Honduras'la oynanan hazırlık maçında ve Amerika turnesinde 4.3.3 ve Amerika turnesinin bir kısmı ve son Romanya maçında 4.2.3.1 ile sahada yer almıştı. Dün ise Nihat'ın sahte 9 numarayı oynayarak sık sık rakip savunma - rakip orta saha arasındaki boşluğa girerek top aldığı, nispeten katı bir 4.4.2 oynandı. Avustralya, Rusya ve Güney Kore geçmişine bakıldığında benzer denemeleri yaptığı, sürekli esneklik peşinde koştuğu görülür. En nihayetinde Güney Kore takımı 2002 DK'da 3.6.1 ile 2006 DK Avusturalya'sı maç içi üçlü-dörtlü savunma geçişleriyle ve Rusya takımı Euro 2008'de 4.3.3 ile ''Hiddink'in takımı'' olmuşlardı. Bu denemeleri başarı yolunun bir parçası olarak görmek gerekir. Oyuncu seçimlerinde aldığı eleştiriler ise artık hocanın rutini olmuştur.

Maçın ilk 20 dakikası takım karşı kaleye gitmekte zorlanıyordu. Oyunu kenarlara taşımakta ve kenar oyuncularının bireysel etkinliğinde sorun yoktu, fakat Nihat ve Tuncay'ın oyuna girmesi için çok daha hızlı pas alış verişi gerekiyordu. Sahada ideal bir santraforun olmayışı oyun etkinliğini baltalarken, alışık olduklarından farklı bir oyunun peşinde koşan oyuncularımız çok da bilinçli işler yapmıyorlardı. Set oyununda Kazakistan'a karşı set oyununda problem yaşamayan takım savunmamız, kazanılan kornerlerin dönüşleri ve duran toplarda kısa sürede üç pozisyon verdi. Kazak'ların iki gollük kafa vuruşunun gole teğet geçmesinin ardından oyun ağır seyrini sürdürüyorken duran toptan gol geldi. Emre'nin kullandığı serbest vuruşta ''Ali Tandoğan-Ömer Erdoğan >>> Bursaspor'un şampiyonluk yolu'' kombinasyonun benzeriyle Arda skoru değiştirdi.Hamit'in durumu 2-0'a getiren golü bundan yıllar sonra da hatırlanacaktır. İlk anda aklıma Euro 96'ya hazırlanan ulusal takımın 1995 yazında gittiği Amerika turnesinde Sergen Yalçın'ın Kanada'ya attığı gol geldi. Tugay'ın kornerden ceza sahası dışına gönderdiği top, Sergen'in sol ayağıyla buluşmuştu; bu kez Emre'nin benzer pasında ceza sahası dışına yönelen top, Hamit'in sağ ayağıyla yakın köşe doksanı buldu. Bu golle maç bitti, oyunun ilk 20 dakikadaki seyri kalan bölümde devam etti. Hiddink'in maç sonunda söylediği gibi duran toplardaki markaj sıkıntıları hariç takımın gol yemeye yaklaştığı anlar sınırlıydı. Nihat'ın golüyle skor belirlendi, zor başlayan deplasman güzel bitti.

Guus Hiddink'in Takımı Olmak

Bunun için sayılardan fazlasına ihtiyaç var. Onun takımları görüldüğü üzere bir kalıba girmek zorunda değiller. Hocanın oyuncularından istediği belli başlı şeyler var, şayet bunlar bir noktaya kadar sağlanırsa hoca en uygun şablonu kendisi üretiyor. Bir bakıma hoca kazanma yolunu takip ederken, ideale ulaşma yolunu süreç belirliyor. Onun oyuncularımızdan isteği kabaca şöyle:
''...Topla çok iyisiniz ama fizik olarak onu hızlı yapabilecek durumda değilsiniz. Patlayıcı, akışkan bir oyun için atletik yapının gelişmesi şart. Bu sadece fiziksel bir yükleme değil. Bu aynı zamanda bir mantalite değişimi. Mesela, topu kaptığımızda, önce oyunu soğutup ne yapacağımıza mı bakacağız? Yoksa hızla atağa çıkmak için en kısa sürede karar verip topu öne mi taşıyacağız? Bu sadece fiziksel değil, mental bir değişim. Cesaret lâzım, vizyon lâzım.''

Guus Hiddink - Tam Saha Dergisi / 2010 Eylül
Bu toprakların futbolunun geçmiş başarıları besleyen iki ana damarı vardır. Biri tempolu beklerle oynanan 10 numaralı, Hakan Şükür tip santraforlu yüksek top oyunu. Diğeri ise yetenekli oyuncuların top taşımasına dayalı bireysellik üzerine temellendirilmiş, bugünün çıkmaz sokak futbolu. Hoca öncelikle oyuncularını bundan arındırmak istiyor. Çalışmaları sırasında memlekete yeni futbolcular yetiştirmeyecek, topyekun dahil olunan bir devinim süreci başlatmayacak. Bu işi federasyon ve kulüpler üstlenmeli ve her şeyden önemlisi öncelikle memleketin genel sorunlarının futbola yansımasının farkında olunmalı. Okulları işin içine dahil etmekten bahsediliyor, fakat kaç lisenin yetkin futbol tesisleri var ki? Bu ülkede sporcu (ya da insan) yetişmez, başarı yetiştirilir. Halkın tümünün refahına ve sağlığa yönelik yapılacak spor yatırımlarının dışarıdan müdahale gerekmeksizin ortaya çıkardığı yetkin sporcular yerine bir şekilde kendini gösterebilmiş, gelecekte mutlak başarı vaad edenlere değer verilir. Hal böyleyken Hiddink'in elindeki malzemenin farkında olarak saha içi odaklı yöntemleri ve saha içinde yapacaklarına yönelik tercihleri, Türkiye ulusal takımı için en uygun başarı planlamasıdır.

Aurelio Tercihi

Bu tercihe de bu açıdan bakmak lazım. Hem devşirme yönüyle, hem de Aurelio'nun şu ana kadar Nuri ve Necip'e tercih edilmiş olmasıyla Hiddink bize bir şeyler anlatıyor. Kendi futbol fikrine göre seçimler yapıyor. (Yerli oyuncuların seçiminde Hiddink'in yalnızca Oğuz Çetin'in tavsiyeleriyle hareket ettiğine inanmıyorum.) Mevcut oyuncu havuzunda -özellikle 4.3.3 üzerinden giden bir takımda- savunma önünü kapatacak merkez orta saha rolünü en iyi oynayan yerli oyuncu Aurelio. Alternatifleri ise Ceyhun Gülselam, Mehmet Topal ve Selçuk İnan. Nuri ve Necip ise çift merkez orta sahayla oynandığında Emre'nin, üçlü orta sahada ise iç oyuncularının alternatifi olarak düşünülüyor olmalı. Diğer tercihlerin (Volkan, Necip vs.) de benzer sebepleri var. Hoca şu sıralar kendisine gereken zamanı ve ortamı sağlayacak aşırı pragmatik tercihler yapıyor olabilir ve devamında güzel günler ülkemiz futbolunu beklemektedir.

Belçika Maçı

Dört ayda gördüklerimiz sonucunda Belçika maçında galibiyetten emin olmak zor. Karşımızda kendi oyununu bize kabul ettirebilecek bir takım var. İlk ciddi testin ve Euro 2012 yolunda en ciddi eşiklerden birinin kapısında olduğumuzun farkında olmalıyız. Muhtemel puan kaybının hocanın hareket alanını küçültmekten başka bir sonuç doğuracağını sanmıyorum, Hiddink'in geçmişi ve esnek futbol görüşü bana bu güveni veriyor.

Fotograf: TFF.org

Noat Samisa

04.09.2010

8 yorum:

jezfes dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
SirEvo dedi ki...

Hiç umudum yok Belçika maçından. Hayırlısı.

sukullaci dedi ki...

aslında patlayıcı akışkan yapıya en çok uyan adamlardan olan volkan'ı oynatmaması bence çelişkili. sanırım kazım'ı da bu özelliklere uyduğu için kadroya alıyo sürekli.

ozkankaya35 dedi ki...

___eline sağlık güzell yazmıssında,dünkü maç içini sıkmış sanırım milletin...yorum gelmiyor hala...bu kadar formsuz ve oynamayan adamın bir onbirde toplanması açıklanması zor durum benim icin...şahsen Hiddink konusunda hayal kırıklığına uğradım...herşeye negatif bakan agresif medyaya haraket alanı sağlıyor...burası Avustralya yada G.Kore değil...Burada büyük hoca olmak için sadece takımı yönetmek yetmez...Allah yardımcısı olsun

Noat Samisa dedi ki...

Jezfes,

Hiddink çok ağır eleştirildiği bir süreci Güney Kore'de de yaşadı. Her açıdan bize benzeyen, rol model sayılabilecek bir ülke Güney Kore ve Hiddink bunlara karşı dirençli bir insan ki şu anda bu noktada.

Belçika kesinlikle bizden daha düzenli bir takım. Parçaların uyumu daha güçlü ve oyuncularının büyük çoğunluğu genç ve çıkıştaki oyuncular. Bizim takımın iskeleti ise formsuzlar üzerine kurulu. Mağlubiyet sürpriz olmaz.


SirEvo,

İyi bir maç senaryosuna ihtiyacımız var. Erken bir gol de çok işimize yarayabilir.


Sukullaci,

Volkan reaktif oyunda çok etkin olan bir oyuncu. Hiddink ise daha çok pas oyununda etkin bir takım peşinde. Volkan'ın geniş alanlardaki etkinliği önemli silah, fakat Hiddink'in A planı için tam olarak uygun değil. Bir Arda ya da Kazım bu açıdan daha iyi. Bence zamanla Volkan'ı da değerlendirecektir.

Hakan dedi ki...

Volkan hatta Ozan İpek'ten ilerleyen maçlarda bol bol yaralanacaktır diye düşünüyorum.. Bu maçı Nihat'la geçmek istemiş olabilir ama forvet hattında asıl silahımız Mevlüt olacak.
Yıllar sonra ilk kez milli formayı hakkıyla giyebilecek kalitede 3-4 kaleciye kavuşmamız da harika!

http://hagininkosani.blogspot.com/

Noat Samisa dedi ki...

Özkankaya35,

Medyanın Hiddink ve federasyon için sorun olduğunu ve olacağını sanmıyorum. İşler bir şekilde yolunda gitmeyebilir, sonuçta futbola etkiyebileceğiniz noktalar sınırlı. Biz burada taktik konuşuyoruz ve bunun yanında bilinmezlik durumu da hep bizimle birlikte. Şu hayatta yarın yaşıyor olacağımız kesin değil, fakat hayatımızın geri kalanını sanki hiç ölmeyecekmiş gibi planlıyoruz. Hiddink'in yaptığı da bu ve onun bu vasfına inanmayıp geçmişine de güvenmemek kötü bir tercih, hatta bağnazlık. Bence tabii...


Hakan,

Evet, şu sıralar yerli kalecilerden yana güzel bir bolluk dönemi yaşıyoruz.

minberamiri dedi ki...

hamit'in golü bana daha çok hakan ünsal'ın beşiktaş'a attığı golü anımsattı, asiste eden aynı kişi;
http://www.youtube.com/watch?v=d3IShqmgYPE